Hukuk Makaleleri

Şirket Hakkında Yapılan Asılsız Yorumlar: Ticari İtibar Nasıl Korunur?

Google yorumları, sosyal medya paylaşımları, forumlar, şikâyet platformları ve internet siteleri günümüzde şirketlerin ticari itibarı üzerinde ciddi etkiye sahiptir. Bir şirket hakkında yapılan birkaç olumsuz yorum dahi potansiyel müşterilerin kararını etkileyebilir. Özellikle yorumların gerçek bir müşteri deneyimine dayanmaması veya şirket hakkında gerçeğe aykırı suçlamalar içermesi durumunda zarar çok daha ağır olabilir.

Örneğin bir kişi, hiç hizmet almadığı bir şirket hakkında;

“Bu şirket dolandırıcıdır, müşterilerin parasını alıp hizmet vermiyor.”

şeklinde yorum yapabilir.

Bir başka durumda rakip şirket, çalışanları veya üçüncü kişiler üzerinden sahte hesaplar oluşturarak;

“Ürünleri sahtedir.”

“Şirket batmak üzere, paranızı alamazsınız.”

“Müşterileri kandırıyorlar.”

şeklinde paylaşımlar yaptırabilir.

Bu tür açıklamalar yalnızca işletmenin Google puanını düşürmekle kalmayabilir; müşterilerin şirketle sözleşme yapmaktan vazgeçmesine, mevcut müşterilerin sözleşmelerini sona erdirmesine ve şirketin ticari itibarının ciddi şekilde zarar görmesine neden olabilir.

Türk hukuku şirketleri bu tür saldırılara karşı korumaktadır. Özellikle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri, şirketler hakkında yapılan yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalara karşı önemli hukuki imkânlar sağlamaktadır. TTK m.55, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini ya da ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemeyi açıkça haksız rekabet hâlleri arasında saymaktadır.

Ancak her olumsuz yorum hukuka aykırı değildir. Gerçek müşteri eleştirisi ile asılsız itibar saldırısının birbirinden ayrılması gerekir.

Şirket Hakkında Asılsız Yorum Nedir?

Asılsız yorum, temel olarak gerçek bir olaya dayanmayan veya gerçek olayın önemli ölçüde çarpıtılması suretiyle şirket hakkında olumsuz algı oluşturmayı amaçlayan açıklamadır.

Örneğin;

  • şirketten hiç hizmet almayan kişinin müşteriymiş gibi yorum yapması,
  • hiç gerçekleşmeyen bir olayın yaşanmış gibi anlatılması,
  • şirketin dolandırıcılık yaptığının delilsiz şekilde ileri sürülmesi,
  • şirketin iflas ettiği yönünde gerçeğe aykırı açıklama yapılması,
  • ürünlerin sahte olduğunun asılsız biçimde iddia edilmesi,
  • şirketin ruhsatsız veya yasa dışı faaliyet yürüttüğünün gerçeğe aykırı şekilde ileri sürülmesi,
  • rakip işletmenin sahte hesaplar üzerinden olumsuz yorumlar yaptırması

hukuki uyuşmazlığa yol açabilir.

Türk Ticaret Kanunu, rekabet ortamını etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı ticari davranışları hukuka aykırı kabul etmektedir. Ayrıca şirketi, ürünlerini, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek özel olarak haksız rekabet örneği olarak düzenlenmiştir.

Her Olumsuz Yorum Hukuka Aykırı mıdır?

Hayır.

Şirketlerin tüketici eleştirilerine belirli ölçüde katlanması gerekir.

Örneğin gerçekten otelde kalan müşterinin;

“Odalar temiz değildi ve hizmetten memnun kalmadım.”

şeklindeki değerlendirmesi kişisel müşteri deneyimi niteliğinde olabilir.

Benzer şekilde;

“Ürünü pahalı buldum.”

veya

“Müşteri hizmetleri sorunumu çözmedi.”

şeklindeki ifadeler somut olayın özelliklerine göre eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında kalabilir.

Anayasa Mahkemesi de ifade özgürlüğünün yalnızca olumlu veya hoş karşılanan düşünceleri değil, sert ve rahatsız edici eleştirileri de koruyabileceğini vurgulamaktadır. Bununla birlikte ifade özgürlüğü değerlendirilirken kişilerin şeref ve itibarının korunmasıyla adil bir denge kurulması gerekir.

Bu nedenle hukuki incelemede temel ayrım şudur:

“Hizmeti beğenmedim.”

bir değer yargısı olabilir.

Buna karşılık;

“Şirket müşterilerin kredi kartlarından gizlice para çekiyor.”

şeklindeki açıklama doğrulanabilir somut bir olgu iddiasıdır.

Somut suçlama gerçek değilse hukuki sorumluluk çok daha güçlü biçimde gündeme gelebilir.

Şirketin Ticari İtibarı Hukuken Korunur mu?

Evet.

Bir şirketin müşteri çevresi, güvenilirliği, ticari kredisi ve piyasadaki itibarı önemli ekonomik değerlerdir.

Türk Ticaret Kanunu m.56, haksız rekabet nedeniyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören ya da zarar tehlikesiyle karşılaşan kişilere çeşitli dava hakları tanımaktadır.

Dolayısıyla şirketin henüz somut olarak müşteri kaybetmemiş olması dahi her durumda dava açılmasına engel değildir.

Kanun, belirli hukuki korumalar bakımından zarar tehlikesinin ortaya çıkmasını da yeterli kabul etmektedir.

Şirketi Gerçeğe Aykırı Şekilde Kötülemek Haksız Rekabet midir?

Somut olayın özelliklerine göre evet.

TTK m.55/1-a-1 uyarınca;

başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek

haksız rekabet hâlleri arasında bulunmaktadır.

Bu düzenleme özellikle internet ortamındaki asılsız şirket yorumları bakımından son derece önemlidir.

Örneğin gerçekte herhangi bir iflas süreci bulunmayan şirket hakkında;

“Firma batıyor, kesinlikle ödeme yapmayın.”

şeklinde açıklama yapılması müşterilerin şirketle ticaret yapmaktan kaçınmasına neden olabilir.

Benzer şekilde orijinal ürün satan işletme hakkında;

“Tamamı sahte ürün satıyor.”

şeklinde gerçeğe aykırı yorum yapılması işletmenin ticari faaliyetlerini doğrudan etkileyebilir.

Bu tür açıklamalar haksız rekabet hükümleri bakımından ayrıca incelenmelidir.

Rakip Şirketin Yaptırdığı Asılsız Yorumlar Haksız Rekabet Sayılır mı?

Özellikle rakip şirket kaynaklı karalama kampanyalarında haksız rekabet hükümleri çok daha belirgin şekilde gündeme gelir.

Örneğin iki güzellik merkezi aynı bölgede faaliyet göstermektedir.

Rakip işletme çalışanlarına;

“Rakip firmaya bir yıldız verin ve sahte ürün kullandıklarını yazın.”

talimatı vermiş olabilir.

Başka bir durumda onlarca sahte hesap oluşturularak rakibin Google puanı birkaç gün içerisinde 4,8’den 2,7’ye düşürülebilir.

TTK’nın amacı, bütün piyasa katılımcılarının menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır; rekabet ilişkilerini etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar hukuka aykırı kabul edilmektedir.

Bu nedenle rakibin ticari itibarını sahte yorumlarla sistematik biçimde zedelemeye yönelik kampanya yalnızca bir “internet tartışması” değil, doğrudan ticaret hukuku uyuşmazlığı hâline gelebilir.

Hiç Müşteri Olmayan Kişinin Şirket Hakkında Yorum Yapması Hukuka Aykırı mıdır?

Yorumun içeriğine göre değerlendirme yapılmalıdır.

Örneğin kişi şirketten hiç ürün satın almamış olmasına rağmen;

“Üç kez sipariş verdim, hiçbirinde ürün göndermediler.”

şeklinde yorum yapıyorsa gerçekte bulunmayan bir müşteri ilişkisini varmış gibi göstermektedir.

Bu durumda şirket;

  • sipariş kayıtlarını,
  • müşteri kayıtlarını,
  • fatura sistemini,
  • teslimat kayıtlarını

inceleyerek söz konusu kişinin iddiasının gerçekle bağdaşmadığını gösterebilir.

Ancak yalnızca;

“Bu isimde müşterimiz yok.”

şeklindeki savunma her zaman yeterli olmayabilir.

Kişi başka bir isimle sipariş vermiş veya bir yakını adına işlem yapmış olabilir.

Bu nedenle sahte yorum iddiasının mümkün olduğunca somut verilerle desteklenmesi gerekir.

Eski Çalışanın Şirket Hakkında Asılsız Yorum Yapması Durumunda Ne Olur?

Eski çalışanın şirketi eleştirmesi de otomatik olarak hukuka aykırı değildir.

Çalışan;

“Çalışma ortamından memnun değildim.”

şeklinde kendi deneyimini açıklayabilir.

Ancak gerçekte bulunmayan olaylar ileri sürerek;

“Şirket müşterilere sahte fatura düzenliyor.”

veya

“Bütün ürünlerini yasa dışı yollarla getiriyor.”

şeklinde somut suçlamalarda bulunuyorsa farklı bir hukuki durum ortaya çıkar.

Ayrıca eski çalışanın şirketin ticari sırlarını veya gizli bilgilerini açıklaması hâlinde yalnızca ticari itibar değil, ticari sırların korunması ve haksız rekabet hükümleri de gündeme gelebilir. TTK m.55, hukuka aykırı şekilde edinilmiş üretim ve iş sırlarının değerlendirilmesini veya başkalarına bildirilmesini de dürüstlük kuralına aykırı davranışlar arasında düzenlemektedir.

Sosyal Medyada Şirket Hakkında Asılsız Paylaşım Yapılırsa Ne Yapılabilir?

Asılsız açıklamalar yalnızca Google yorumlarında karşımıza çıkmaz.

Şirket hakkında;

  • X,
  • Instagram,
  • Facebook,
  • TikTok,
  • YouTube,
  • forumlar,
  • sözlük siteleri,
  • şikâyet platformları

üzerinden de gerçeğe aykırı paylaşımlar yapılabilir.

Hukuki değerlendirme platformun isminden ziyade açıklamanın niteliğine göre yapılır.

Örneğin şirket hakkında X’te;

“Bu şirket battı, kimseye borcunu ödeyemiyor.”

şeklinde gerçeğe aykırı paylaşım yapılması ile Google’da aynı ifadenin yazılması temel olarak aynı ticari itibar sorununu doğurabilir.

TTK m.58 ayrıca haksız rekabetin basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşları aracılığıyla gerçekleştirilmesi hâlinde uygulanacak sorumluluk rejimini özel olarak düzenlemektedir.

Şirket Hakkındaki Asılsız Yorum Nasıl Kaldırılır?

İlk aşamada yorumun yayımlandığı platformun kendi bildirim veya hukuki ihlal mekanizmasının kullanılması değerlendirilebilir.

Ancak yalnızca platforma;

“Bu yorum bizi rahatsız ediyor.”

şeklinde başvuru yapmak yerine yorumun neden gerçeğe aykırı olduğu somutlaştırılmalıdır.

Örneğin;

“Yorumda şirketimizin 3 Haziran tarihinde hizmet vermediği iddia edilmektedir; oysa aynı tarihe ait teslim tutanağı ve fatura mevcuttur.”

veya

“Yorum sahibi şirketimizden hiçbir hizmet almamıştır ve aynı gün rakip işletmenin çalışanları tarafından benzer 18 yorum yayımlanmıştır.”

şeklinde açıklama yapılması çok daha güçlü bir başvuru oluşturabilir.

Platform başvurusunun reddedilmesi ise yorumun Türk hukuku bakımından hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.

Yorum Kaldırılmadan Önce Delil Toplanmalı mı?

Evet.

Şirketlerin yaptığı en önemli hatalardan biri, sahte yorumu gördükten sonra ilk olarak içeriğin silinmesini sağlamaya çalışmak ve delilleri korumamaktır.

Yorum kaldırıldıktan sonra yorumu yapan kişi;

“Ben böyle bir paylaşım yapmadım.”

şeklinde savunma yapabilir.

Bu nedenle mümkünse;

  • yorumun tam ekran görüntüsü,
  • paylaşım tarihi ve saati,
  • kullanıcı adı,
  • profil bağlantısı,
  • yorum URL’si,
  • yıldız puanı,
  • yorum sahibinin diğer değerlendirmeleri,
  • yorumun beğeni veya etkileşim bilgileri

saklanmalıdır.

Organize bir saldırı varsa tüm yorumlar kronolojik şekilde kaydedilmelidir.

Somut olayın önemine göre noter aracılığıyla tespit veya mahkemeden delil tespiti gibi yöntemlerin değerlendirilmesi de mümkündür.

Şirket Hakkındaki Asılsız Yorum İçin Hangi Davalar Açılabilir?

Asılsız yorum haksız rekabet oluşturuyorsa TTK m.56 şirketlere oldukça geniş bir talep yelpazesi sağlamaktadır.

Şirket somut olayın şartlarına göre;

haksız rekabetin tespitini,

haksız rekabetin durdurulmasını,

haksız rekabet sonucunda ortaya çıkan durumun ortadan kaldırılmasını,

yanlış veya yanıltıcı açıklamaların düzeltilmesini,

kusurun bulunması hâlinde maddi zararının tazminini

ve TBK m.58’deki şartların bulunması hâlinde manevi tazminatı talep edebilir.

Dolayısıyla şirketin tek talebi yorumun silinmesi olmak zorunda değildir.

Özellikle sistematik karalama kampanyalarında yanlış açıklamaların düzeltilmesi ve saldırının yeniden gerçekleştirilmesinin engellenmesi de önem taşıyabilir.

Mahkemeden Asılsız Yorumun Düzeltilmesi İstenebilir mi?

Evet.

TTK m.56, haksız rekabetin yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılması hâlinde bu beyanların düzeltilmesinin talep edilebileceğini açıkça düzenlemektedir.

Örneğin rakip şirket;

“X şirketinin faaliyet ruhsatı iptal edildi.”

şeklinde gerçeğe aykırı açıklama yapmışsa yalnızca paylaşımın kaldırılması değil, yanlış bilginin düzeltilmesi de talep edilebilir.

Ayrıca mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine kesinleşen kararın ilan edilmesine de karar verebilir. İlanın şekli ve kapsamı mahkeme tarafından belirlenir.

Bu imkân özellikle kamuoyunda geniş çapta yayılmış asılsız bilgilerin etkisinin azaltılması bakımından önem taşıyabilir.

Şirket Hakkındaki Asılsız Yorum İçin İhtiyati Tedbir İstenebilir mi?

Evet, şartların bulunması hâlinde ihtiyati tedbir gündeme gelebilir.

İnternet ortamındaki itibar saldırılarında dava sonuçlanıncaya kadar beklenmesi şirket açısından telafisi güç zararlar doğurabilir.

TTK m.61 uyarınca mahkeme, haksız rekabetin önlenmesi, haksız rekabet sonucunda oluşan durumun ortadan kaldırılması ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesi yönünde ihtiyati tedbirlere karar verebilir.

TTK m.58’de ise haksız rekabetin bilişim veya iletişim hizmetleri üzerinden gerçekleştirilmesi durumunda, zararın kapsamlı veya büyük olabileceği belirli hâllerde mahkemenin hizmet sağlayıcıyı dinleyerek içeriğin geçici olarak kaldırılması dâhil somut olaya uygun tedbirlere karar verebilmesine ilişkin özel düzenleme bulunmaktadır.

Bu nedenle özellikle çok hızlı yayılan organize karalama kampanyalarında geçici hukuki koruma taleplerinin dava stratejisinin başında değerlendirilmesi önemlidir.

5651 Sayılı Kanun’un 9. Maddesiyle Asılsız Yorum Kaldırılabilir mi?

Bu konuda güncel mevzuata dikkat edilmelidir.

Geçmişte kişilik hakkını ihlal eden internet içeriklerinde 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesine dayanılarak sulh ceza hâkimliklerinden içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi talep edilebiliyordu.

Ancak Anayasa Mahkemesi, 11 Ekim 2023 tarihli E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini iptal etmiştir.

Dolayısıyla 2026 yılı itibarıyla şirket hakkındaki asılsız yorumlarda;

“5651 m.9 kapsamında sulh ceza hâkimliğine başvurur ve yorumu kaldırırız.”

şeklindeki eski standart yaklaşım güncel hukuki rejimi yansıtmamaktadır.

Şirketin ticari itibarına yönelik saldırılarda özellikle TTK’nın haksız rekabet hükümleri, genel kişilik hakkı koruması ve ihtiyati tedbir mekanizmaları birlikte değerlendirilmelidir.

Hangi Mahkemede Dava Açılır?

Uyuşmazlığın haksız rekabet hükümlerine dayanması hâlinde dava ticari dava niteliğindedir.

TTK m.4, Kanun’da düzenlenen konulardan doğan hukuk davalarını ticari dava saymakta; m.5 ise aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalarda Asliye Ticaret Mahkemesini görevli mahkeme olarak düzenlemektedir.

Ancak her asılsız internet yorumu mutlaka haksız rekabet davası şeklinde açılmak zorunda değildir.

Yorumun içeriği, tarafların sıfatları ve hukuki talebin dayanağına göre görevli ve yetkili mahkemenin ayrıca belirlenmesi gerekir.

Şirket Maddi Tazminat İsteyebilir mi?

Evet.

Asılsız yorum nedeniyle şirketin ekonomik zarara uğraması hâlinde ve gerekli sorumluluk şartlarının oluşması durumunda maddi tazminat talebi gündeme gelebilir.

TTK m.56, kusurun bulunması hâlinde zarar ve ziyanın tazminini açıkça düzenlemektedir. Hâkim ayrıca belirli şartlarda haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da tazminat olarak hükmedebilir.

Örneğin asılsız yorum kampanyasından sonra;

  • müşterilerin siparişlerini iptal etmesi,
  • önemli ticari sözleşmelerin sona ermesi,
  • rezervasyonların ciddi şekilde azalması,
  • satışlarda belirgin düşüş meydana gelmesi

durumunda zarar hesabı gündeme gelebilir.

Ancak şirketin zarar ile hukuka aykırı yorumlar arasındaki nedensellik bağını ortaya koyması gerekir.

Bu nedenle yorum saldırısı öncesi ve sonrası satış rakamları, müşteri yazışmaları ve iptal edilen siparişler önemli deliller olabilir.

Şirket Manevi Tazminat İsteyebilir mi?

Haksız rekabet düzenlemesi bu konuda da hukuki imkân tanımaktadır.

TTK m.56/1-e, Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesinde öngörülen şartların bulunması hâlinde manevi tazminat talep edilebileceğini düzenlemektedir.

TBK m.58 kapsamında kişilik hakkı zedelenen kişinin uğradığı manevi zararın giderilmesi talep edilebilmekte; hâkim saldırıyı kınayan karar verilmesi veya kararın yayımlanması gibi farklı giderim yöntemlerini de değerlendirebilmektedir. Adalet Bakanlığının mağdur bilgilendirme sisteminde de TBK m.58 kapsamındaki bu giderim yolları açıklanmaktadır.

Somut şirket bakımından manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı ise saldırının niteliğine ve ticari itibar üzerindeki etkisine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Asılsız Yorum Haksız Rekabet Suçu Oluşturabilir mi?

Belirli şartlarda evet.

TTK yalnızca hukuk davalarını değil, bazı haksız rekabet fiilleri bakımından ceza sorumluluğunu da düzenlemektedir.

TTK m.62’ye göre m.55’te sayılan haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler, daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşmadığı takdirde, dava açma hakkına sahip olanlardan birinin şikâyeti üzerine iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla karşılaşabilir.

Dolayısıyla örneğin rakip şirket yöneticisinin bilinçli şekilde sahte hesaplar oluşturarak başka işletmenin ticari itibarını zedelemeye yönelik gerçek dışı yorum kampanyası yürütmesi hâlinde ceza sorumluluğu yönünden de TTK m.62 değerlendirilmelidir.

Ancak her olumsuz müşteri yorumunun haksız rekabet suçu oluşturacağı sonucu çıkarılmamalıdır.

Kast ve haksız rekabet fiilinin diğer unsurları somut olayda ayrıca ortaya konulmalıdır.

Yorumda Şirket Yöneticisine de Hakaret Edilmişse Ne Olur?

Bazı yorumlarda şirket ile yöneticisi birbirinden ayrılmamaktadır.

Örneğin yorumda;

“X şirketi dolandırıcıdır, sahibi Ahmet Yılmaz da hırsızdır.”

şeklinde ifadeler kullanılabilir.

Bu durumda şirketin ticari itibarının ihlali ile gerçek kişi şirket yöneticisinin şeref ve itibarının ihlali ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Şirket haksız rekabet ve ticari itibar hükümlerine başvurabilirken, yorumda doğrudan belirli bir gerçek kişinin hedef alınması durumunda söz konusu kişi bakımından kişilik hakkı ve şartları oluşmuşsa ceza hukuku yolları da ayrıca gündeme gelebilir.

Bu nedenle dava veya şikâyet hazırlanırken şirkete yönelen isnatlarla gerçek kişiye yönelen ifadeler ayrıştırılmalıdır.

Asılsız Yorumu Yapan Kişinin Kimliği Bilinmiyorsa Ne Yapılır?

İnternet ortamındaki yorumlar takma isimli hesaplardan yapılabilir.

Bu nedenle şirket yorum sahibinin kim olduğunu her zaman bilemeyebilir.

İlk aşamada mümkün olduğunca;

  • kullanıcı adı,
  • profil URL’si,
  • yorum URL’si,
  • tarih ve saat,
  • profil fotoğrafı,
  • hesabın diğer paylaşımları,
  • varsa işletmeyle yaptığı önceki yazışmalar

saklanmalıdır.

İçerik ayrıca ceza hukuku bakımından soruşturma gerektiriyorsa soruşturma makamlarınca kimliğin belirlenmesine yönelik bilgi talepleri gündeme gelebilir.

Ancak yabancı sosyal medya veya teknoloji şirketlerinden kullanıcı bilgisi elde edilmesinin her dosyada mümkün olduğu varsayılmamalıdır.

Bu nedenle kimliğin tespit edilemediği dosyalarda dahi mevcut dijital deliller mümkün olduğunca ayrıntılı biçimde korunmalıdır.

Haksız Rekabet Davasında Süre Var mıdır?

Evet.

TTK m.60 uyarınca haksız rekabetten kaynaklanan davalar, dava hakkı bulunan kişinin hakkın doğduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde hakkın doğumundan itibaren üç yıl içinde açılmalıdır. Fiil aynı zamanda daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa kanundaki özel düzenleme nedeniyle daha uzun sürenin hukuk davasına etkisi ayrıca değerlendirilir.

Bu nedenle sahte yorum saldırılarında uzun süre beklenmesi doğru değildir.

Özellikle devam eden yorum kampanyalarında hangi fiilin hangi tarihte gerçekleştiği ayrı ayrı kayıt altına alınmalıdır.

Şirket Hakkındaki Asılsız Yorumlarda Hangi Deliller Toplanmalıdır?

Hukuki sürecin başarısı büyük ölçüde delillerin doğru korunmasına bağlıdır.

Özellikle;

  • yorumların ekran görüntüleri,
  • yorum URL’leri,
  • kullanıcı profilleri,
  • tarih ve saat bilgileri,
  • yorumların aldığı etkileşimler,
  • müşteri kayıtları,
  • faturalar,
  • sipariş ve teslimat kayıtları,
  • yorumda ileri sürülen iddiayı çürüten belgeler,
  • rakip işletmeyle bağlantıyı gösteren deliller,
  • yorum saldırısından önceki ve sonraki müşteri veya satış verileri,
  • platforma yapılan kaldırma başvuruları ve cevapları

saklanmalıdır.

Örneğin yorum sahibi;

“5 Mayıs günü sipariş verdim, paramı aldılar ama ürün göndermediler.”

diyorsa şirketin 5 Mayıs tarihinde bu kişiden hiçbir ödeme almadığını gösteren kayıtlar önemli olabilir.

Şirket Hakkındaki Asılsız Yorumlara Karşı Nasıl Bir Yol İzlenmelidir?

Uygulamada süreç genel olarak şu şekilde planlanabilir:

  1. Asılsız yorumların tamamı delillendirilir.
  2. Yorum sahibinin gerçekten müşteri olup olmadığı araştırılır.
  3. Yorumda ileri sürülen somut iddiaların doğruluğu şirket kayıtlarıyla kontrol edilir.
  4. Varsa organize saldırı veya rakip işletme bağlantısı belirlenir.
  5. Platformun kaldırma veya hukuki ihlal mekanizmasına başvurulur.
  6. Gerekirse noter ihtarı veya hukuki bildirim gönderilir.
  7. Haksız rekabet şartları varsa TTK m.56 kapsamındaki dava seçenekleri değerlendirilir.
  8. Acil zarar riski bulunuyorsa ihtiyati tedbir talep edilmesi değerlendirilir.
  9. Somut zarar oluşmuşsa maddi veya şartları mevcutsa manevi tazminat talep edilir.
  10. Kasten gerçekleştirilen haksız rekabet fiillerinde TTK m.62 kapsamındaki ceza sorumluluğu ayrıca incelenir.

Şirket Hakkındaki Asılsız Yorumlarda En Sık Yapılan Hata Nedir?

En sık yapılan hata, şirketlerin “Olumsuz olan her yorum kaldırılsın.” yaklaşımıyla hareket etmesidir.

Hukuken güçlü bir başvuru için olumsuz yorum ile asılsız yorum ayrılmalıdır.

Örneğin;

“Ürününüzü beğenmedim.”

ile;

“Ürünlerinizin tamamı kaçak ve sahtedir.”

aynı hukuki nitelikte değildir.

İlk ifade çoğu durumda kişisel değerlendirmedir.

İkinci ifade ise doğrulanabilir somut bir isnat içermektedir.

Bu nedenle hukuki süreçte;

hangi cümlenin yanlış olduğu, doğru durumun ne olduğu ve bu yanlışlığı hangi belgenin ispatladığı

açık biçimde gösterilmelidir.

Sonuç

Şirket hakkında internette yapılan asılsız yorumlar yalnızca itibar yönetimi problemi değildir. Gerçeğe aykırı yorumların şirketin müşteri çevresini, ticari kredisini, satışlarını ve ekonomik faaliyetlerini etkilemesi durumunda doğrudan hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.

Türk Ticaret Kanunu m.55, başkalarının mallarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemeyi açık şekilde haksız rekabet hâlleri arasında düzenlemektedir.

Haksız rekabet nedeniyle zarar gören veya zarar tehlikesiyle karşılaşan şirket, TTK m.56 kapsamında haksızlığın tespiti, saldırının durdurulması, yanlış açıklamaların düzeltilmesi, meydana gelen durumun ortadan kaldırılması ve şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

İnternet ortamında saldırının devam etmesi ve şirketin ticari itibarının hızla zarar görmesi hâlinde ihtiyati tedbir de önemli bir hukuki araçtır. TTK, gerekli durumlarda haksız rekabetin önlenmesi ve yanlış beyanların düzeltilmesine yönelik tedbirlerin yanı sıra belirli şartlarda bilişim hizmet sağlayıcısı üzerinden içeriğin geçici olarak kaldırılmasına yönelik tedbirleri de öngörmektedir.

Ayrıca kasten gerçekleştirilen belirli haksız rekabet fiilleri TTK m.62 kapsamında cezai sorumluluk doğurabilir.

Bununla birlikte şirketlerin gerçek müşteri eleştirileri ile sahte veya asılsız yorumları birbirinden ayırması gerekir. İfade özgürlüğü, sert eleştirileri de belirli ölçüde korumaktadır; ancak gerçek dışı somut isnatlar, organize karalama kampanyaları ve rakip işletmenin ticari itibarı hedef alan yanıltıcı açıklamaları aynı hukuki korumadan yararlanmaz.

Şirket hakkında asılsız bir yorum fark edildiğinde ilk yapılması gereken, içeriğin hemen silinmesini sağlamaya çalışmadan önce yorumun URL’sini, kullanıcı profilini, tarihini, ekran görüntüsünü ve yorumdaki iddiaları çürüten şirket kayıtlarını güvenli şekilde muhafaza etmektir. Sonrasında platform başvurusu, ihtiyati tedbir, haksız rekabet davası, tazminat ve gerekli hâllerde ceza hukuku yolları birlikte değerlendirilerek şirketin ticari itibarını koruyacak hukuki strateji oluşturulmalıdır.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri