Mirasın Saklı Payı (Mahfuz Hisse) Oranları Nelerdir? Kimler Saklı Pay Sahibidir?
Mirasın Saklı Payı (Mahfuz Hisse) Oranları Nelerdir? Kimler Saklı Pay Sahibidir?
Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen saklı pay (mahfuz hisse), mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruflarıyla dahi ellerinden alamayacağı, kanunen koruma altına alınmış yasal miras payı oranını ifade eder. Türk hukukunda saklı pay sahibi mirasçılar yalnızca mirasbırakanın altsoyu (çocukları, torunları), ana-babası ve sağ kalan eşidir. Kardeşlerin saklı paylı mirasçılık sıfatı yapılan kanun değişikliğiyle kaldırılmıştır.
Saklı pay oranları mirasçıların kanuni miras payları esas alınarak hesaplanır. Altsoy için saklı pay oranı yasal miras payının yarısıdır (1/2). Mirasbırakanın ana ve babası için ise bu oran yasal miras paylarının dörtte biridir (1/4). Sağ kalan eşin saklı pay oranı ise birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişiklik gösterir. Eş, altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamını (1/1), tek başına veya diğer hallerde mirasçı olması durumunda ise yasal miras payının dörtte üçünü (3/4) saklı pay olarak alır.
Mirasbırakan terekede saklı paylar dışında kalan kısım (tasarruf nisabı) üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilir. Ancak yapılan vasiyetname veya miras sözleşmesiyle bu saklı payların ihlal edilmesi durumunda, zedelenen mirasçılar mirasbırakanın vefatından sonra tenkis davası açarak kanuni hak ettikleri payların kendilerine verilmesini talep edebilirler.
Kimler Saklı Paylı Mirasçıdır? (Kimlerin Saklı Payı Vardır, Kimlerin Yoktur?)
Türk Medeni Kanunu uyarınca saklı pay, mirasbırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarruflarla dahi ortadan kaldıramayacağı, kanunen teminat altına alınmış miras hakkını ifade eder. Ancak yasal mirasçı olan her akraba saklı paylı mirasçı değildir; kanun koyucu bu korumayı yalnızca mirasbırakana en yakın belirli kişilerle sınırlandırmıştır.
Saklı Payı Olan Mirasçılar
Hukukumuzda saklı pay sahibi mirasçılar üç gruptan oluşur:
-
Altsoy (Çocuklar, Torunlar ve Torun Çocukları): Mirasbırakanın öz veya evlatlık ayırt edilmeksizin tüm çocukları ile onların çocukları ve torunları saklı paylı mirasçıdır. Altsoyun saklı pay oranı, yasal miras paylarının yarısıdır (1/2).
-
Ana ve Baba: Mirasbırakanın anne ve babası saklı paylı mirasçılar arasında yer alır. Ana ve babanın saklı pay oranı, yasal miras paylarının dörtte biridir (1/4).
-
Sağ Kalan Eş: Mirasbırakanın vefatı anında resmi nikahı devam eden eşi saklı pay sahibidir. Eşin saklı pay oranı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir. Çocuklar veya anne-baba zümresiyle birlikte mirasçı olduğunda yasal miras payının tamamı (1/1), diğer hallerde ise yasal miras payının dörtte üçüdür (3/4).
Saklı Payı Olmayan Mirasçılar
Yasal mirasçı sıfatına sahip olsalar bile kanunen saklı pay korumasından yararlanamayan kişiler şunlardır:
-
Kardeşler ve Yeğenler: 2007 yılında yapılan kanun değişikliğiyle kardeşlerin saklı payı tamamen kaldırılmıştır. Dolayısıyla mirasbırakan tüm mal varlığını vasiyetname ile başkasına bırakırsa, kardeşler veya yeğenler buna karşı hak iddia edemez.
-
Büyükanne ve Büyükbaba (Dede ve Nine): Üçüncü zümre başı olan büyükanne ve büyükbabaların saklı pay hakkı bulunmamaktadır.
-
Diğer Akrabalar (Amca, Hala, Dayı, Teyze ve Kuzenler): Bu akrabalar yasal mirasçı olabilseler de saklı pay sahibi değildirler.
-
Boşanmış Eş veya Dini Nikahlı Eş: Resmi nikahı sonlanmış veya hiç resmi nikah yapılmamış eşlerin saklı pay hakkı yoktur.
Mirasbırakan, saklı pay sahibi olmayan mirasçılarını hiçbir sebep göstermeksizin tamamen miras dışı bırakabilir veya mal varlığının tamamını üçüncü kişilere, vakıflara ya da derneklere bağışlayabilir.
Yasal Miras Payı Yasal miras payı, mirasbırakanın herhangi bir vasiyetname veya miras sözleşmesi yapmadığı durumda, kanunun belirlediği zümre sistemine göre mirasçıların terekeden alacağı varsayılan paydır. Bu pay, kanun koyucu tarafından akrabalık ve evlilik derecelerine göre belirlenir. Mirasbırakan, hayattayken yapacağı ölüme bağlı tasarruflarla yasal mirasçıların bu paylarını azaltabilir, değiştirebilir hatta saklı payı olmayan yasal mirasçıları tamamen miras dışında bırakabilir.
Saklı Pay (Mahfuz Hisse) Saklı pay ise yasal miras payının kanunen korunan, dokunulmaz kısmıdır. Mirasbırakan vasiyetname tanzim etse veya sağlığında karşılıksız kazandırmalar yapsa dahi belirli mirasçılarının saklı payını ellerinden alamaz. Kanun, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğüne sınır getirerek ailesindeki en yakın kişileri finansal olarak koruma altına almıştır. Saklı pay, bağımsız bir oran olmayıp her zaman yasal miras payının belirli bir yüzdesi (örneğin altsoy için yasal payının yarısı) hesaplanarak bulunur.
İki Kavram Arasındaki Temel Farklar
-
Mirasçı Kapsamı: Tüm kanuni mirasçıların bir yasal miras payı vardır. Buna karşın saklı pay sadece kanunun özel olarak koruduğu altsoy (çocuklar/torunlar), anne-baba ve sağ kalan eş için geçerlidir. Kardeşler, amcalar, teyzeler gibi diğer yasal mirasçıların saklı payı yoktur.
-
Tasarruf Edilebilirlik: Yasal miras payı mirasbırakanın iradesiyle ortadan kaldırılabilir veya başkasına devredilebilir. Saklı pay ise mirasbırakanın iradesinden bağımsızdır; mirastan çıkarma (ıskat) gibi çok istisnai kanuni sebepler bulunmadıkça ihlal edilemez.
-
Dava Hakkı: Yasal miras payı ihlal edildiğinde değil, ancak saklı paya tecavüz edildiğinde mirasçılar vefat sonrasında tenkis davası açarak haklarını geri talep edebilirler.
Mirasbırakanın sağlığında veya ölüme bağlı tasarruflarıyla (vasiyetname, miras sözleşmesi) mal varlığı üzerinde tasarruf etme hakkı bulunsa da bu hak mutlak ve sınırsız değildir. Türk Medeni Kanunu, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü saklı paylı mirasçıların (eş, altsoy, anne-baba) kanuni haklarıyla sınırlandırmıştır.
Kural olarak mirasbırakan tek taraflı iradesiyle saklı payı ortadan kaldıramaz veya engelleyemez. Ancak kanunun tanıdığı çok özel ve sınırlı hukuki yollarla saklı payın etkisiz kılınması veya sınırlandırılması mümkündür.
Mirastan Çıkarma (Iskat) Mirasbırakan, saklı paylı bir mirasçısını ancak kanunda (TMK m. 510) sayılan ağır sebeplerin varlığı halinde vasiyetname ile mirastan çıkarabilir. Bunun için mirasçının, mirasbırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemiş olması ya da aile hukukundan doğan ödevlerini önemli ölçüde yerine getirmemiş olması gerekir. Iskat sebebinin açıkça vasiyetnamede gösterilmesi ve vefat sonrasında diğer mirasçılarca ispatlanması zorunludur; aksi halde çıkarma geçersiz kalır.
Saklı Paydan Feragat Sözleşmesi Mirasbırakan, saklı pay sahibi mirasçı ile hayattayken anlaşarak onun saklı payından feragat etmesini sağlayabilir. Noter huzurunda yapılan bu resmi sözleşme bir bedel (ivaz) karşılığında veya karşılıksız olarak düzenlenebilir. Feragat eden mirasçı kendi rızasıyla hakkından vazgeçtiği için mirasbırakanın tasarruf alanı genişler.
Mirasçılıktan Borç Sebebiyle Çıkarma (TMK m. 513) Hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan bir altsoyun saklı payının en fazla yarısı, onun doğmuş veya doğacak çocuklarına tahsis edilmek kaydıyla mirasbırakan tarafından vasiyetname ile elinden alınabilir. Bu düzenleme, mirasın doğrudan alacaklılara gitmesini engellemek ve torunları korumak amacı taşır.
Muvazaalı (Danışıklı) İşlemler ve Sonuçları Mirasbırakanın sağlığında saklı pay kurallarını arkadan dolanmak amacıyla yaptığı muvazaalı devirler (örneğin bağışladığı bir taşınmazı tapuda satış gibi göstermesi) veya karşılıksız kazandırmalar saklı payı engellemez. Mirasbırakanın vefatından sonra saklı payı zedelenen mirasçılar Tenkis Davası veya Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası açarak hak ettikleri payları hukuken geri alırlar.
Saklı payın ihlal edilmesi durumu, mirasbırakanın vasiyetname düzenleyerek, miras sözleşmesi yaparak veya sağlığında karşılıksız devirler gerçekleştirerek saklı paylı mirasçıların kanuni haklarına tecavüz etmesiyle ortaya çıkar. Bu durumla karşılaşan mirasçılar, haklarını korumak için hukuki yollara başvurmak zorundadır.
Tenkis Davası ve Amacı Saklı payı ihlal edilen mirasçının başvuracağı temel hukuki yol Tenkis Davasıdır. Tenkis davası, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü aşarak saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlarlar arası tasarruflarının, kanuni sınıra çekilmesi (indirilmesi) amacıyla açılır. Dava sonucunda yapılan tasarruflar tamamen iptal edilmez; yalnızca saklı payı tamamlayacak miktar kadarı hükümsüz kılınarak hak sahibine iade edilir.
Dava Açma Şartları ve Usulü Tenkis davası açabilmek için öncelikle mirasbırakanın vefat etmiş olması gerekir; mirasbırakan hayattayken bu davanın açılması mümkün değildir. Davayı açacak kişinin davayı açma anında saklı paylı mirasçı sıfatına sahip olması ve terekede yapılan hesaplama sonucunda saklı payının gerçekten zedelenmiş olduğunun tespit edilmesi şarttır.
Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkesi olup, yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
Hak Düşürücü Süreler Tenkis davası açma hakkı kanunda belirtilen katı sürelerle sınırlandırılmıştır. Saklı paylı mirasçılar, saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl içinde davayı açmalıdır. Her halde, mirasın açıldığı (mirasbırakanın vefat ettiği) tarihten itibaren 10 yıl geçmekle dava açma hakkı tamamen düşer. Vasiyetnamelerin açılması durumunda ise 1 yıllık süre, vasiyetnamenin kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Tenkis Hesabı ve Sırası Mahkeme, öncelikle net tereke aktifini ve mirasbırakanın denkleştirmeye veya tenkise tabi sağlığındaki kazandırmalarını hesaplar. Ardından tasarruf edilebilir kısım ile saklı paylar belirlenir. Tenkis yapılırken kanundaki sıra takip edilir: İlk olarak ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetnameler ve miras sözleşmeleri), yetmediği takdirde ise en son tarihliden başlanarak sağlarlar arası karşılıksız kazandırmalar (bağışlamalar) tenkis edilir.
Sağ kalan eşin miras hukuku karşısındaki konumu, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişiklik gösterir. Türk Medeni Kanunu, aile birliğini ve sağ kalan eşin yaşam standartlarını korumak amacıyla eşe hem güçlü bir yasal miras payı hem de yüksek oranlı bir saklı pay güvencesi tanımıştır.
1. Sağ Kalan Eşin Yasal Miras Payı ve Saklı Pay Oranları
Sağ kalan eşin yasal miras payı, mirasbırakanın hangi akrabaları ile birlikte mirasçı olduğuna göre belirlenir. Saklı pay oranı ise eşin o gruptaki yasal miras payı esas alınarak hesaplanır:
-
Mirasbırakanın Altsoyu (Çocukları / Torunları) ile Birlikte Mirasçı Olursa:
-
Yasal Miras Payı: Terekedeki payı 1/4‘tür (kalan 3/4 çocuklara kalır).
-
Saklı Pay Oranı: Yasal miras payının tamamıdır (1/1). Yani eşin saklı payı net terekenin 1/4‘ü kadardır.
-
-
Mirasbırakanın Ana ve Babası (İkinci Zümre) ile Birlikte Mirasçı Olursa:
-
Yasal Miras Payı: Terekedeki payı 1/2‘dir.
-
Saklı Pay Oranı: Yasal miras payının tamamıdır (1/1). Yani eşin saklı payı net terekenin 1/2‘si kadardır.
-
-
Mirasbırakanın Büyükana ve Büyükbabası (Üçüncü Zümre) ile Birlikte Mirasçı Olursa:
-
Yasal Miras Payı: Terekedeki payı 3/4‘tür.
-
Saklı Pay Oranı: Yasal miras payının 4’te 3’üdür (3/4). Yani eşin saklı payı net terekenin 9/16‘sı kadardır.
-
-
Tek Başına (Hiçbir Zümreden Mirasçı Yoksa) Mirasçı Olursa:
-
Yasal Miras Payı: Terekenin tamamıdır (1/1).
-
Saklı Pay Oranı: Yasal miras payının 4’te 3’üdür (3/4). Yani eşin saklı payı net terekenin 3/4‘ü kadardır.
-
2. Miras Payı Hesaplama Örneği
Konunun somutlaşması adına bir hesaplama senaryosu üzerinden inceleyelim:
Örnek Senaryo: Vefat eden kişinin geride net 1.200.000 TL tutarında bir terekesi, sağ kalan eşi ve 2 çocuğu kalmıştır. Mirasbırakan vasiyetname düzenleyerek tüm mal varlığını bir derneğe bıraktığını açıklamıştır.
-
Yasal Pay Hesaplaması:
-
Eşin yasal payı (1/4): 300.000 TL
-
2 çocuğun toplam yasal payı (3/4): 900.000 TL (çocuk başı 450.000 TL)
-
-
Saklı Pay Hesaplaması:
-
Altsoy ile mirasçı olan eşin saklı pay oranı yasal payının %100’ü (1/1) olduğundan saklı payı: 300.000 TL
-
Çocukların saklı pay oranı yasal paylarının yarısı (1/2) olduğundan 2 çocuğun toplam saklı payı: 450.000 TL (çocuk başı 225.000 TL)
-
Toplam Korunan Saklı Pay: 750.000 TL
-
Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) Halinde Saklı Pay Hak Edilir mi?
Mirasçılıktan çıkarma (iskat), mirasbırakanın tek taraflı ölüme bağlı tasarrufuyla saklı paylı bir mirasçısını mirastan mahrum bırakması işlemidir. Bu durum gerçekleştiğinde temel kural şudur: Geçerli bir mirastan çıkarma halinde çıkarılan mirasçı saklı payını hak edemez ve terekeden hiçbir pay alamaz.
Mirastan çıkarma işlemi, saklı payın kanuni güvencesine getirilen en ağır istisnalardan biridir. Ancak bu durumun hukuki sonuçları ve geçerlilik şartları özel kurallara tabidir.
Çıkarılan Mirasçının Hukuki Durumu Gerekçesi açıkça belirtilerek ve kanuna uygun şekilde mirastan çıkarılan kişi, mirasbırakanın vefatı anında sanki mirasbırakandan önce ölmüş gibi muamele görür. Mirasçılık sıfatını ve terekedeki tüm haklarını tamamen kaybeder. Çıkarılan kişinin alması gereken saklı pay, aksini mirasbırakan vasiyetnamede belirtmediği sürece, sanki o kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi kendi altsoyuna (çocuklarına ve torunlarına) kalır. Çıkarılan kişinin altsoyu yoksa, bu pay diğer yasal mirasçılara geçer.
Geçerli Bir Çıkarma İçin Aranan Şartlar Mirasbırakanın keyfi olarak “Seni mirastan çıkardım” demesi saklı payı ortadan kaldırmaya yetmez. Çıkarmanın geçerli olması için kanundaki (TMK m. 510) iki temel sebepten birinin varlığı şarttır:
-
Mirasçının, mirasbırakana veya onun yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemiş olması,
-
Mirasçının, mirasbırakana veya ailesine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemiş olması.
Ayrıca mirasbırakanın bu çıkarma sebebini vasiyetnamesinde açık ve somut olgularla göstermesi gerekir.
Geçersiz veya Haksız Çıkarma Halinde Saklı Payın Durumu Eğer mirasbırakan vasiyetnamede geçerli bir sebep göstermemişse, gösterdiği sebep kanuni şartları taşımıyorsa ya da isnad edilen sebep vefat sonrasında açılan davada diğer mirasçılarca ispatlanamazsa, çıkarma işlemi geçersiz kalır.
Bu durumda mirastan çıkarılan kişi mirasçılık sıfatını tamamen kazanamasa bile, kanun gereği saklı payını alma hakkını yeniden kazanır. Yapılan ölüme bağlı tasarruf tenkise tabi tutulur ve çıkarılmak istenen mirasçı saklı payını terekeden tahsil eder.
Mirasbırakanın Sağlığında Yaptığı Bağışlamalar ve Taşınmaz Devirleri Saklı Payı İhlal Eder mi?
Evet, mirasbırakanın henüz hayattayken yaptığı ivazsız (karşılıksız) kazandırmalar, bağışlamalar ve taşınmaz devirleri saklı payı ihlal edebilir. Mirasbırakan mal varlığı üzerinde kural olarak sağlığında dilediği gibi tasarruf etme hakkına sahip olsa da bu hak, saklı paylı mirasçıların kanuni haklarını ortadan kaldıracak şekilde kötüye kullanılamaz.
Türk Medeni Kanunu, mirasbırakanın sağlığında yaptığı her devri değil, belirli nitelikteki karşılıksız devirleri terekede hesaba katarak saklı pay ihlali kapsamında değerlendirir.
1. Saklı Payı İhlal Eden ve Tenkise Tabi Sağlararası Devirler (TMK m. 565)
Mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği aşağıdaki kazandırmalar, vefat sonrasında net tereke hesabına eklenir ve saklı payı zedelediği oranda tenkis davasına konu olur:
-
Miras Haklarına Mahsuben Yapılan Kazandırmalar: Mirasbırakanın mirasçılık sıfatını kaybettirmek amacıyla veya miras payına mahsuben mirasçılarına yaptığı geri alınmamış bağışlamalar.
-
Serbestçe Dönekle Yapılan Bağışlamalar ve Adet Üzeri Hediyeler: Mirasbırakanın vefatından önceki son 1 yıl içinde yaptığı olağan dışı bağışlamalar ve karşılıksız devirler (Ahlaki ödevlerin yerine getirilmesi amacıyla yapılan veya olağan hediyeler tenkise tabi değildir).
-
Saklı Pay Kurallarını Etkisiz Kılmak Amacıyla Yapılan Devirler: Mirasbırakanın, saklı pay kurallarını arkadan dolanmak ve saklı paylı mirasçılarından mal kaçırmak kastıyla yaptığı açıkça anlaşılan devirler. Bu tür devirlerde 1 yıllık süre sınırı uygulanmaz; devir ne kadar eski olursa olsun tenkis hesabına dahil edilir.
2. Muris Muvazaası (Tapuda Satış / Ölünceye Kadar Bakma Gösterilen Devirler)
Uygulamada mirasbırakanların saklı paylı mirasçılarından (genellikle kız çocuklarından veya ilk eşten olan çocuklardan) mal kaçırmak için en sık başvurduğu yöntem, gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesidir.
-
Muvazaa Sebebiyle Geçersizlik: Gerçek irade bağışlama olmasına rağmen tapuda satış gösterilmesi durumu hukuken “muris muvazaası” (mirasbırakanın hilesi/danışıklı işlemi) olarak adlandırılır. Gizlenen bağışlama sözleşmesi resmi şekil şartına uymadığı, görünürdeki satış sözleşmesi ise tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için işlem baştan itibaren tamamen geçersizdir.
-
Hukuki Yolu: Bu durumda saklı paylı olsun ya da olmasın tüm yasal mirasçılar, herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası açabilirler. Bu dava sonucunda taşınmaz yeniden terekemize döner ve mirasçılar arasında yasal payları oranında paylaştırılır.
3. Gerçek Satış ve İvazlı Devirlerin Durumu
Eğer mirasbırakan sağlığında bir taşınmazını veya malını gerçek bir bedel karşılığında üçüncü bir kişiye veya mirasçısına satmışsa ve satım bedeli terekede veya mirasbırakanın mal varlığında yer alıyorsa, bu işlem saklı payı ihlal etmez. Zira ivazlı devirlerde terekede bir aktif azalması yaşanmaz; taşınmazın yerini nakit para veya başka bir değer alır.
Miras hukukunda mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği mal devirleriyle saklı paylı mirasçıların zarara uğratılması durumunda başvurulan en temel iki hukuki yol Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası ile Tenkis Davasıdır.
Her iki dava da mirasçıların haklarını korumayı amaçlasa da; hukuki dayanakları, dava açma süreleri, sonuçları ve kapsamları bakımından birbirinden tamamen ayrılır.
1. Hukuki Sebep ve Amaç Farkı
-
Muris Muvazaası (Tapu İptal ve Tescil): Temelinde mirasbırakanın bir hile ve danışıklı işlemi (muvazaa) yatar. Mirasbırakan, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstererek mirasçılardan mal kaçırır. Amaç, muvazaa nedeniyle baştan itibaren geçersiz olan işlemin iptal edilerek taşınmazın terekemize iadesini sağlamaktır.
-
Tenkis Davası: İşlemde herhangi bir hile veya gizli anlaşma yoktur. Mirasbırakan işlemi açıkça bağışlama veya vasiyetname şeklinde yapmıştır. Ancak yapılan bu tasarruf, kanunun saklı paylı mirasçılara tanıdığı dokunulmaz sınırları (saklı payı) aşmıştır. Amaç, işlemi tamamen iptal etmek değil, saklı payı aşan kısmını kanuni sınıra çekmektir (indirmektir).
2. Davacı Kapsamı (Kimler Açabilir?)
-
Muris Muvazaası: Saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, terekedeki hakkı zedelenen tüm yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar bu davayı açabilir. Saklı pay sahibi olma şartı aranmaz.
-
Tenkis Davası: Yalnızca kanunen saklı pay sahibi olan mirasçılar (altsoy, ana-baba ve sağ kalan eş) açabilir. Saklı payı bulunmayan kardeşler veya diğer akrabalar tenkis davası açamaz.
3. Dava Konusu Yapılabilecek Mallar
-
Muris Muvazaası: Sadece tapulu taşınmaz devirleri için uygulanır. Taşınırlar, bankadaki paralar veya tapusuz taşınmazlar için muris muvazaası davası açılamaz.
-
Tenkis Davası: Mirasbırakanın saklı payı ihlal eden tüm mal varlığı değerleri (taşınır, taşınmaz, para, vasiyetnameler, sağlığındaki karşılıksız bağışlar) bu davanın konusunu oluşturabilir.
4. Davanın Sonucu ve Terekeden Alınan Pay
-
Muris Muvazaası: İşlem baştan itibaren geçersiz sayıldığı için taşınmazın tamamının tapusu iptal edilir ve terekemize döner. Davacı mirasçı, terekeden saklı payını değil, tüm yasal miras payını alır.
-
Tenkis Davası: Yapılan devir veya vasiyetname geçerliliğini korur. Mahkeme sadece saklı payı zedeleyen miktarı hesaplar ve davacıya yalnızca saklı payını tamamlayacak kadar bir tutarın (para veya mal olarak) verilmesine karar verir.
5. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
-
Muris Muvazaası: İşlem baştan itibaren geçersiz (hükümsüz) olduğu için dava açma hakkı herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Mirasbırakanın vefatından sonra istenildiği zaman açılabilir.
-
Tenkis Davası: Sıkı hak düşürücü sürelere tabidir. Mirasçıların saklı paylarının ihlal edildiğini öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde mirasın açıldığı tarihten itibaren 10 yıl içinde davanın açılması şarttır.
Evlatlığın ve Üvey Çocukların Saklı Pay Hakları Var mıdır?
Miras hukukunda evlatlık ile üvey çocuk kavramları birbirine sıkça karıştırılsa da, mirasçılık sıfatı ve saklı pay hakları bakımından Türk Medeni Kanunu karşısında tamamen zıt iki konuma sahiptirler.
1. Evlatlığın Saklı Pay Hakkı
Türk Medeni Kanunu’nun 500. maddesi uyarınca evlatlık ve onun altsoyu, evlat edinen kişiye öz evlat gibi özge mirasçı olur. Evlat edinme işlemiyle birlikte evlatlık, evlat edinenin birinci zümre (altsoy) yasal mirasçısı konumunu kazanır.
-
Saklı Pay Varlığı: Evlatlık ve evlatlığın altsoyu, evlat edinenin tıpkı öz çocukları gibi saklı pay hakkına sahiptir.
-
Saklı Pay Oranı: Evlatlığın saklı pay oranı, öz çocuklarda olduğu gibi yasal miras payının yarısıdır (1/2).
-
Çifte Mirasçılık: Evlatlık aynı zamanda kendi öz biyolojik ailesinin de mirasçısı olmaya devam eder. Dolayısıyla bir evlatlık, hem kendisini evlat edinen kişinin hem de biyolojik ana-babasının saklı paylı mirasçısıdır. Ancak evlat edinen kişi, evlatlığın mirasçısı olamaz.
2. Üvey Çocukların Saklı Pay Hakkı
Üvey çocuk; bir kimsenin eşinin, önceki evliliğinden veya ilişkisinden olan çocuğudur. Aralarında hukuki bir evlat edinme bağı kurulmadığı sürece üvey çocuk ile üvey anne/baba arasında kan bağı veya soybağı bulunmaz.
-
Saklı Pay Yokluğu: Üvey çocukların üvey anne veya üvey babalarına kanuni mirasçılık sıfatı yoktur. Dolayısıyla üvey çocukların üvey anne veya babalarının terekelerinde hiçbir şekilde saklı pay hakları bulunmaz.
-
İstisnai Durum (Vasiyetname ile Bırakma): Üvey anne veya baba, sağlığında düzenleyeceği bir vasiyetname veya miras sözleşmesi ile üvey çocuğuna mal varlığından pay bırakabilir. Ancak bu durum üvey çocuğun saklı pay sahibi olduğu anlamına gelmez; yalnızca atanmış mirasçı veya muayyen mal bırakılan kişi olmasını sağlar. Ayrıca bu kazandırma, üvey anne/babanın kendi öz çocuklarının veya eşinin saklı payını ihlal ederse tenkis davasına konu olabilir.
Saklı Pay Hesabı Nasıl Yapılır? (Terekenin Net Değerinin Belirlenmesi)
Saklı pay hesabı, mirasbırakanın vefatı anında geride bıraktığı mal varlığının doğrudan bölünmesiyle yapılmaz. Kanunen geçerli bir saklı pay hesabı yapabilmek için öncelikle mirasbırakanın ölüm günündeki net tereke aktifinin tespit edilmesi, ardından kanunun emrettiği ekleme ve çıkarmaların yapılması gerekir.
1. Net Tereke Aktifinin Belirlenmesi (Hesaplama Adımları)
Saklı payların zedelenip zedelenmediğini anlamak için mahkeme veya hukukçu tarafından şu matematiksel sıra takip edilir:
-
Mevcut Tereke Aktifi (Tereke mevcudu): Mirasbırakanın ölüm anında mülkiyetinde bulunan tüm taşınır, taşınmaz, banka hesapları, alacaklar ve haklar ölüm tarihindeki rayiç değerleri üzerinden toplanır.
-
Terekeden Yapılacak Çıkarmalar (Pasifler): Mevcut tereke aktifinden mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekeyi mühürleme ve defter tutma masrafları ile mirasbırakan ile birlikte yaşayan kişilerin 3 aylık bakım ve geçim giderleri çıkarılır. Bu işlem sonucunda Yalın Tereke elde edilir.
-
Terekeye Yapılacak Eklameler (Denkleştirme ve Tenkise Tabi Kazandırmalar): Mirasbırakanın sağlığında yaptığı karşılıksız devirler terekeden mal kaçırılmasını önlemek amacıyla kağıt üzerinde terekeye geri eklenir. Mirasçılara verilen sermaye veya çeyiz gibi denkleştirmeye tabi kazandırmalar ile vefattan önceki son 1 yılda yapılan bağışlar ve saklı payı ihlal amacıyla yapılan tüm devirler rayiç değerleriyle yalın terekeye eklenir.
Bu işlemler sonucunda elde edilen son değer, saklı pay ve tasarruf nisabı hesaplamasına esas teşkil edecek Net Tereke (Hesabi Tereke) değeridir.
2. Saklı Pay ve Tasarruf Nisabının Hesaplanması
Net tereke tutarı belirlendikten sonra, mirasçıların kanuni miras payları ve buna bağlı saklı pay oranları çarpılarak her bir mirasçının hak ettiği asgari tutar bulunur.
-
Tasarruf Nisabı: Net terekeden tüm saklı paylı mirasçıların saklı pay tutarları toplamı çıkarıldığında kalan miktar, mirasbırakanın vasiyetname veya bağışlama yoluyla serbestçe tasarruf edebileceği kısımdır.
-
Tenkis Sınırı: Mirasbırakanın yaptığı ölüme bağlı tasarruflar veya sağlığındaki karşılıksız bağışlar, tasarruf nisabı miktarını aşıyorsa saklı paylar ihlal edilmiş demektir. Saklı payı zedelenen mirasçılar aşan miktar kadar tenkis davası açarak haklarını talep ederler.