Mirastan Feragat Sözleşmesi Nedir? Sonradan Vazgeçmek Mümkün müdür?
Mirastan Feragat Sözleşmesi Nedir? Sonradan Vazgeçmek Mümkün müdür?
Türk Medeni Kanunu’nun 528. maddesinde düzenlenen mirastan feragat sözleşmesi, bir mirasçının mirasbırakan ile sağlığında yaptığı ve ileride doğacak miras hakkından tamamen veya kısmen vazgeçtiği resmi bir ölüme bağlı tasarruftur. Geçerli olabilmesi için mutlaka noter veya sulh hakimi huzurunda iki tanığın katılımıyla resmi senet şeklinde düzenlenmesi ve tarafların tam fiil ehliyetine sahip olması şarttır. İki taraflı bağlayıcı bir hukuki bağ kurduğu için, sözleşme yapıldıktan sonra taraflardan birinin tek taraflı iradesiyle keyfi olarak feragatten vazgeçmesi veya sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi kural olarak mümkün değildir. Ancak taraflar hayattayken karşılıklı anlaşarak yapacakları yazılı bir fesih sözleşmesi ile feragatten vazgeçebilirler. Ayrıca feragat eden taraf sözleşmeyi yaparken irade bozukluğu (yanılma, aldatma, korkutma) yaşadığını veya ehliyetsiz olduğunu ispatlarsa mahkemeye başvurarak sözleşmenin iptalini sağlayabilir. İvazlı (karşılıklı) yapılan feragatte ise, mirasbırakanın taahhüt ettiği karşılığı (bedel/mal) vermemesi durumunda feragat eden kişi borçlar hukuku hükümleri uyarınca sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.
Mirastan Feragat Sözleşmesinin İptali (İrade Sakatlığı ve İptal Davaları)
Mirastan feragat sözleşmesi, kural olarak tarafları bağlayan ve tek taraflı irade beyanıyla dönülemeyen resmi bir ölüme bağlı tasarruftur. Ancak sözleşmenin kurulması aşamasında sakatlıklar mevcutsa veya taraflardan birinin iradesi fesada uğratılmışsa, Türk Medeni Kanunu (TMK m. 557) ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca sözleşmenin iptali için dava açılabilir.
1. İrade Sakatlığı (Fesadı) Sebebiyle İptal Halleri
Feragat eden mirasçı veya mirasbırakan, sözleşmeyi akdederken özgür ve sağlıklı iradesiyle hareket etmemişse sözleşme sakatlanır:
-
Yanılma (Hata): Taraflardan birinin sözleşmenin niteliğinde, konusunda veya devredilen mal varlığının niteliğinde esaslı bir yanılmaya düşürülmüş olması (örneğin terekedeki mal varlığının büyüklüğü veya ivazın niteliği konusunda ciddi biçimde yanıltılma).
-
Aldatma (Hile): Feragat eden mirasçının, mirasbırakan veya üçüncü kişilerce yanlış beyan ve yanıltıcı eylemlerle kandırılarak feragat etmeye ikna edilmesi.
-
Korkutma (Tehdit/Cebir): Feragat eden kişinin kendisine, yakınlarına, şahsiyetine veya mal varlığına yönelik ciddi ve yakın bir tehlike oluşturacak tehditler altında iradesinin zorlanması.
2. İptal Davası Açabilmenin Şartları ve Usulü
-
Görevli ve Yetkili Mahkeme: İptal davası, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır.
-
Davacı ve Davalı: Davayı iradesi sakatlanan feragat eden mirasçı (veya durumuna göre mirasbırakan) açar. Vefat sonrasında açılacak davalarda ise davalı, feragatten yararlanan diğer mirasçılardır.
-
İspat Yükü: Yanılma, aldatma veya korkutma iddiasında bulunan taraf, irade sakatlığının varlığını tanık, yazılı belge, mesajlaşma veya kamera kayıtları gibi her türlü hukuki delille ispatlamakla yükümlüdür.
3. Hak Düşürücü Süreler (TMK m. 559)
İrade sakatlığına dayalı iptal davası açma hakkı kanunda belirtilen sıkı sürelerle sınırlandırılmıştır:
-
1 Yıllık Süre: İrade sakatlığını (yanılma veya aldatmayı) öğrenildiği veya korkutmanın (tehdidin) ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıl içinde dava açılmalıdır.
-
10 Yıllık Üst Süre: Her halde mirasın açıldığı (mirasbırakanın vefat ettiği) tarihten itibaren 10 yıl geçmekle dava açma hakkı düşer.
4. Diğer İptal Sebepleri (Ehliyetsizlik ve Şekil Eksikliği)
İrade sakatlıklarının yanı sıra şu durumlarda da feragat sözleşmesinin iptali talep edilebilir:
-
Ehliyetsizlik (TMK m. 557/1): Taraflardan birinin sözleşme anında ergin olmaması, kısıtlı bulunması veya ayırt etme gücünden yoksun olması.
-
Şekil Eksikliği (TMK m. 557/3): Sözleşmenin noter veya sulh hakimi huzurunda iki tanıkla (resmi vasiyetname usulü) yapılmaması; adi yazılı olarak düzenlenmiş olması.
İvazlı (Karşılıklı) ve İvazsız (Karşılıksız) Mirastan Feragat Arasındaki Farklar
Türk Medeni Kanunu’nun 528. maddesi uyarınca mirastan feragat sözleşmesi, bir mirasçının mirasbırakan ile sağlığında anlaşarak ileride doğacak miras hakkından vazgeçmesidir. Bu sözleşme bir karşılık (bedel, mal, hak) alınarak yapılıyorsa ivazlı, hiçbir karşılık alınmadan yapılıyorsa ivazsız feragat olarak adlandırılır.
İki feragat türü arasındaki temel hukuki farklar şunlardır:
1. Altsoya (Çocuklara ve Torunlara) Etkisi
İki tür arasındaki en belirgin fark, feragat eden mirasçının altsoyunun (çocuklarının/torunlarının) mirasçılık durumunda ortaya çıkar (TMK m. 528/3):
-
İvazlı Feragatte: Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, ivazlı feragat feragat edenin altsoyunu da bağlar. Feragat eden kişi bir karşılık alarak mirasçılıktan çekildiği için, onun çocukları da mirasbırakan vefat ettiğinde terekeden pay alamaz.
-
İvazsız Feragatte: Herhangi bir karşılık alınmadığı için feragat yalnızca o kişiyi bağlar; altsoyu etkilemez. Feragat eden kişi hiç yaşamamış veya mirasbırakandan önce ölmüş gibi değerlendirilir ve onun miras payı kendi çocuklarına geçer.
2. Miras Payının Diğer Mirasçılara Geçişi
-
İvazlı Feragatte: Feragat edenin payı (altsoyu da bağlandığı için), sözleşmede aksi belirtilmemişse diğer yasal mirasçılara geçer ve onların miras payları oranında artar.
-
İvazsız Feragatte: Feragat edenin miras payı doğrudan kendi altsoyuna geçer. Eğer feragat edenin hiç altsoyu yoksa, bu pay diğer yasal mirasçılara dağıtılır.
3. Karşılığın (İvazın) Ödenmemesi Nedeniyle Fesih / Dönme Hakkı
-
İvazlı Feragatte: Mirasbırakan sözleşmede taahhüt ettiği ivazı (parayı, gayrimenkulü vb.) vermez veya eksik öderse, feragat eden taraf borçlar hukuku hükümleri uyarınca sözleşmeden tek taraflı dönebilir veya fesih davası açabilir.
-
İvazsız Feragatte: Herhangi bir karşılık veya taahhüt bulunmadığı için borcun ifa edilmemesi sebebiyle dönme veya fesih durumu söz konusu olamaz.
4. Saklı Payın İhlali ve Tenkis Davası Karşısındaki Durumu
-
İvazlı Feragatte: Mirasbırakanın feragat eden kişiye sağlığında verdiği ivaz (karşılık), diğer saklı paylı mirasçıların saklı paylarını ihlal ediyorsa; diğer mirasçılar vefat sonrasında feragat karşılığı verilen ivazın tenkisini (saklı pay oranında iadesini) talep edebilirler (TMK m. 529).
-
İvazsız Feragatte: Mirasbırakan terekeden veya sağlığından feragat edene herhangi bir kazandırma yapmadığı için, diğer mirasçıların saklı paylarının ihlali ve ivaza yönelik tenkis durumu doğmaz.
5. Terekenin Borca Batık Olması Durumunda Sorumluluk (TMK m. 529/2)
-
İvazlı Feragatte: Mirasın açıldığı tarihte tereke borçları mevcudu karşılamıyorsa ve borçlar diğer mirasçılarca ödenmiyorsa; ivazlı feragat eden kişi, vefattan önceki son 5 yıl içinde mirasbırakandan aldığı ivazı (saklı payını aşan kısmı kadar) tereke alacaklılarına iade etmekle yükümlü tutulabilir.
-
İvazsız Feragatte: Kişi hiçbir ivaz almadığı için tereke borçlarından veya alacaklıların taleplerinden hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
İvaz Sözü Verilip Ödenmezse Mirastan Feragat Sözleşmesinden Dönülebilir mi?
Evet, ivazlı mirastan feragat sözleşmesinde mirasbırakan taahhüt ettiği karşılığı (ivazı) ödemez veya eksik öderse feragat eden taraf sözleşmeden dönebilir.
Mirastan feragat sözleşmesi kural olarak tarafları bağlayan ve tek taraflı irade beyanıyla dönülemeyen bir hukuki işlemdir. Ancak ivazlı feragatte iki tarafa borç yükleyen bir ilişki söz konusudur: Mirasçı ileride doğacak miras hakkından vazgeçer, mirasbırakan ise bunun karşılığında sağlığında bir mal, para veya hak devretmeyi borçlanır.
Mirasbırakanın bu borcunu yerine getirmemesi halinde durum Türk Borçlar Kanunu’nun borçlunun temerrüdü hükümleri ve Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddeleri kapsamında değerlendirilir.
1. Dönme Hakkının Hukuki Dayanağı ve Şartları
Mirasbırakan, sözleşmede kararlaştırılan ivazı (örneğin bir dairenin devri veya belirlenen tutarda bir para ödemesi) zamanında ve gereği gibi ifa etmezse, feragat eden mirasçı şu adımları takip edebilir:
-
Temerrüde Düşürme ve İhtar: Feragat eden taraf, borcunu yerine getirmeyen mirasbırakana ihtar çekerek borcun ifası için makul bir süre tanır.
-
Sözleşmeden Dönme Beyanı: Tanınan süreye rağmen ivaz ödenmezse, feragat eden taraf Türk Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca sözleşmeden döndüğünü açıklayabilir.
-
Mirasçılık Sıfatının Geri Kazanılması: Dönme beyanıyla birlikte feragat sözleşmesi geçmişe etkili olarak ortadan kalkar ve kişi mirasçılık sıfatını yeniden kazanır.
2. İvazın Sağlığında İfa Edilmemesi ve Vefat Sonrası Durum
İvaz borcunun ödenmemesi durumu mirasbırakanın sağlığında veya vefatından sonra farklı usullerle çözümlenir:
-
Mirasbırakan Sağ İken: Feragat eden mirasçı, mirasbırakan hayattayken ya ivaz borcunun ödenmesi için Eda Davası açarak malın/paranın tahsilini ister ya da borcun ödenmemesi sebebiyle Sözleşmeden Dönme (Fesih) Davası açarak feragat sözleşmesini hükümsüz kılar.
-
Mirasbırakan Vefat Ettikten Sonra: Mirasbırakan ivazı ödemeden vefat etmişse, ivaz borcu bir tereke borcu haline gelir. Feragat eden mirasçı:
-
İvazın tereketen ödenmesini diğer mirasçılardan talep edebilir (alacak davası).
-
İvaz ödenmiyorsa veya tereke tarafından reddediliyorsa, ivazın ifa edilmemesi sebebiyle Feragat Sözleşmesinin İptali/Geçersizliği davası açarak terekedeki yasal miras payını talep edebilir.
-
3. İspat ve Sözleşme Metninin Önemi
Bu süreçte karşılaşılacak en büyük hukuki engel ispat yüküdür:
-
İvazın Alındığına Dair Beyan: Sözleşme metninde “Feragat eden taraf ivazı nakden ve tamamen almıştır” şeklinde bir ibare yer alıyorsa, feragat eden kişinin ivazı almadığını ispat etmesi oldukça güçleşir (Aksinin yazılı belge ile ispatı gerekir).
-
İvazın Sonradan Ödeneceği Şartı: Eğer sözleşmede ivazın ileriki bir tarihte veya taksitle ödeneceği açıkça kararlaştırılmışsa, ödemenin yapılmadığı banka kayıtları ve resmi belgelerle kolayca ispatlanarak dönme hakkı kullanılabilir.
Mirastan feragat eden kişinin çocukları ve torunlarının (altsoyunun) mirasçı olup olamayacağı, sözleşmenin ivazlı (bir karşılık alınarak) veya ivazsız (karşılıksız) yapılmış olmasına göre değişiklik gösterir. Türk Medeni Kanunu’nun 528. maddesi bu durumu açıkça düzenlemiştir.
1. İvazsız (Karşılıksız) Feragatte Altsoyun Durumu
Mirasçı, mirasbırakandan sağlığında herhangi bir para, mal veya hak (karşılık) almadan miras hakkından feragat etmişse:
-
Çocukları ve Torunları Mirasçı Olur: İvazsız feragat yalnızca feragat eden kişiyi bağlar; onun altsoyunu etkilemez.
-
Payın Geçişi: Feragat eden kişi, sanki mirasbırakandan önce ölmüş veya hiç yaşamamış gibi kabul edilir. Bu kişinin alacağı miras payı, doğrudan kendi çocuklarına (veya torunlarına) geçer.
2. İvazlı (Karşılıklı) Feragatte Altsoyun Durumu
Mirasçı, sağlığında belirli bir bedel veya mal varlığı karşılığında miras hakkından feragat etmişse:
-
Çocukları ve Torunları Mirasçı Olamaz (Genel Kural): Kanun gereği ivazlı feragat, aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça feragat edenin altsoyunu da bağlar. Feragat eden kişi miras hakkının karşılığını sağlığında aldığı için, onun vefat sonrasındaki çocukları veya torunları da terekeden pay talep edemez.
-
İstisna (Sözleşmeye Özel Hüküm Konulması): Sözleşme tanzim edilirken metne “İvazlı feragatin altsoyu kapsamadığı” veya “Feragat edenin çocuklarının mirasçılık hakkının saklı tutulduğu” yönünde açık bir madde eklenirse, feragat edenin çocukları ve torunları mirasçı olmaya devam eder.
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) m. 545 hükmü gereğince, mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olabilmesi için resmi vasiyetنامه şeklinde düzenlenmesi emredici ve mutlak bir şekil şartıdır.
1. Kanuni Şekil Şartları ve Usul
Bir mirastan feragat sözleşmesinin hukuken sonuç doğurabilmesi için şu unsurları taşıması zorunludur:
-
Resmi Memur Huzuru: Sözleşmenin mutlaka bir noter veya sulh hakimi tarafından tanzim edilmesi gerekir.
-
İki Tanığın Katılımı: İşlem sırasında kanunen tanıklık yapma engeli bulunmayan (akraba olmayan, okur-yazar vb.) iki tanığın bizzat hazır bulunması şarttır.
-
İmzaların Tamlığı: Tarafların, resmi memurun ve iki tanığın sözleşme metnini bizzat imzalamış olmaları gerekir.
2. Adi Yazılı (Kendi Aralarında) Yapılan Belgenin Akıbeti
Mirasbırakan ile mirasçının notere gitmeden, kendi aralarında imzaladıkları veya bir avukat tarafından yazılıp noterde onaylatılmayan (adi yazılı) feragat belgeleri kesin olarak geçersizdir (kesin hükümsüz / mutlak butlan).
-
Geçersizliğin Etkisi: Bu tür bir belgeye dayanılarak mirasbırakanın vefatından sonra hak iddia edilemez. Diğer mirasçılar bu belgeyi öne sürerek feragat eden kişinin mirasçılık sıfatını kaldıramaz veya tapuda pay devrini engelleyemez.
-
Sonradan Onaylama İmkanı Yoktur: Taraflar sağlığında bu adi yazılı belgeyi kabullenmiş olsa dahi, kanuni şekil şartına uyulmadığı için sözleşme baştan itibaren yok hükmündedir ve sonradan düzeltilemez.
3. Adi Yazılı Belge ile Alınan Paranın/Malın Durumu
Taraflar notere gitmeden adi yazılı bir feragat belgesi düzenlemiş ve mirasçı bu belge karşılığında mirasbırakandan bir miktar para veya mal almışsa:
-
Feragat sözleşmesi geçersiz olduğu için mirasçı vefat sonrasında yasal miras payını ve saklı payını almaya devam eder.
-
Ancak mirasbırakanın diğer mirasçıları, geçmişte feragat karşılığı olarak mirasçıya verilen bedelin Sebepsiz Zenginleşme (TBK m. 77) hükümlerine göre veya terekedeki denkleştirme (iade) kuralları gereğince terekeye geri iadesini talep edebilirler.
Mirastan feragat sözleşmesi ile mirasın reddi (reddi miras), sonuçta her iki kurum da kişinin mirasçılık sıfatını ve terekedeki haklarını sona erdirmeyi amaçlasa da zamanlama, hukuki nitelik, şekil ve süreç bakımından birbirinden tamamen farklıdır.
En temel ayrım zamanlamadır. Mirastan feragat sözleşmesi mirasbırakan henüz hayattayken yapılır. Buna karşılık mirasın reddi, mirasbırakanın vefatından sonra gündeme gelen bir hukuki işlemdir; mirasbırakan sağ iken reddi miras yapılması hukuken mümkün değildir.
Hukuki Nitelik ve Şekil Şartı
-
Mirastan Feragat: İki taraflı bir ölüme bağlı sözleşmedir. Geçerli olabilmesi için mirasbırakan ile mirasçının karşılıklı anlaşması ve işlemin noter veya sulh hakimi huzurunda iki tanıkla (resmi senet şeklinde) yapılması zorunludur.
-
Mirasın Reddi: Tek taraflı bir hukuki işlemdir. Başka kimsenin onayına ihtiyaç duymadan, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne verilen yazılı veya sözlü beyanla gerçekleştirilir.
Süre ve Karşılık (İvaz) İlişkisi Mirastan feragat sözleşmesi taraflar hayattayken istenildiği zaman akdedilebilir ve herhangi bir hak düşürücü süreye tabi değildir. Ayrıca ivazlı (bir para, gayrimenkul veya hak karşılığında) ya da ivazsız olarak düzenlenebilir.
Mirasın reddinde ise çok sıkı bir zaman sınırı vardır; mirasçı, vefatı ve mirasçılık sıfatını öğrendiği tarihten itibaren 3 ay içinde mahkemeye başvurmak zorundadır. Ayrıca reddi miras tamamen şartsız ve karşılıksız yapılmak durumundadır; bir bedel karşılığında miras reddedilemez.
Çocukların ve Torunların (Altsoyun) Durumu İvazsız feragatte feragat edenin payı kendi çocuklarına geçerken, ivazlı feragatte aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça çocukların da miras hakkı kesilir. Mirasın reddinde ise kural olarak reddeden kişinin payı, sanki kendisi mirasbırakandan önce ölmüş gibi doğrudan kendi altsoyuna (çocuklarına ve torunlarına) devrolur.
Mirastan feragat sözleşmesi, iki taraflı bağlayıcılığı olan ve kural olarak tek taraflı irade beyanıyla ortadan kaldırılamayan resmi bir ölüme bağlı tasarruftur. Ancak sözleşmenin tarafları (mirasbırakan ile feragat eden mirasçı) henüz hayattayken ortak kararla bu ilişkiden vazgeçmek isterlerse, Türk Medeni Kanunu’nun 546. maddesi uyarınca sözleşmeyi anlaşmayla sona erdirebilirler.
Sözleşmenin tarafların rızasıyla ortadan kaldırılması sürecinde öne çıkan temel kurallar ve hukuki esaslar şunlardır:
Şekil Serbestisi (Yazılı Şekil Yeterliliği) Mirastan feragat sözleşmesinin kurulması sırasında noter veya sulh hakimi huzurunda iki tanıkla resmi senet yapılması zorunlu olsa da, anlaşmayla sona erdirilmesinde noter veya tanık zorunluluğu yoktur. Kanun (TMK m. 546/1), tarafların kendi aralarında yapacakları yazılı bir fesih sözleşmesini yeterli kabul etmiştir. Şüphe ve ispat sorunlarını önlemek adına noterde yapılması pratik açıdan tavsiye edilse de, geçerlilik şartı sadece adi yazılı şekildir.
Tarafların Sağ Olması Şartı Sözleşmenin anlaşmayla feshedilebilmesi için her iki tarafın da sağ olması ve fesih anında tam fiil ehliyetine (erginlik, kısıtlı olmama ve ayırt etme gücü) sahip bulunması gerekir. Taraflardan biri (özellikle mirasbırakan) vefat etmişse, artık karşılıklı anlaşmayla sona erdirme yolu tamamen kapanır.
İvazın (Alınan Bedelin) Durumu ve Sonuçları
-
Mirasçılık Sıfatının İadesi: Feragat sözleşmesinin feshedilmesiyle birlikte feragat eden mirasçı, geçmişe etkili olarak mirasçılık sıfatını ve yasal miras payını yeniden kazanır.
-
İvazın İadesi: Eğer feragat ivazlı (bir para, gayrimenkul veya hak karşılığında) yapılmışsa, aksi fesih sözleşmesinde kararlaştırılmadıkça feragat edenin sağlığında aldığı bu ivazı mirasbırakana iade etmesi gerekir.
Mirasbırakan vefat ettikten sonra diğer mirasçılar feragat eden kişiyle anlaşarak sözleşmeyi ortadan kaldıramazlar; vefattan sonraki süreç ancak mirastan feragatin hükümsüzlüğü veya iptali davaları kapsamında hukuki zemine oturtulabilir.
Mirastan feragat sözleşmeleri kural olarak mirasbırakanın tüm terekedeki tasarruf oranını artırmak ve diğer mirasçıların payını büyütmek amacıyla yapılır. Ancak uygulamada feragat, genel bir vazgeçmeden ziyade belli bir kişi lehine (örneğin sadece diğer bir kardeşe veya eşe kalsın diye) gerçekleştirilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 529. maddesi, belirli bir kişi lehine yapılan feragatin kaderini ve lehine feragat edilen kişinin mirasçı olamaması durumunu açıkça düzenlemiştir.
Belli Bir Kişi Lehine Feragatin Mantığı Bir mirasçı feragat ederken sözleşmeye “Bu feragatim yalnızca X kişisinin miras payının artması şartıyla geçerlidir” şeklinde bir kayıt koydurabilir. Burada feragatin geçerliliği, lehine feragat edilen kişinin mirasbırakanın ölümü anında gerçekten mirasçı sıfatını kazanması şartına bağlanmıştır.
Lehine Feragat Edilen Kişinin Mirasçı Olamaması Durumu Eğer lehine feragat edilen kişi mirasbırakanın vefatı anında herhangi bir nedenle mirasçı olamazsa, feragat sözleşmesi kendiliğinden hükümsüz hale gelir. Bu durum başlıca şu hallerde ortaya çıkar:
-
Lehine feragat edilen kişinin mirasbırakandan önce vefat etmesi,
-
Lehine feragat edilen kişinin mirası reddetmesi (reddi miras yapması),
-
Lehine feragat edilen kişinin mirastan çıkarılması veya mirastan yoksun kalması (örneğin mirasbırakana karşı ağır bir suç işlemiş olması).
Sözleşmenin Hükümsüz Kalmasının Sonuçları Lehine feragat edilen kişi mirasçılık sıfatını kazanamadığında feragat işlemi düşer. Feragat eden mirasçı, geçmişe etkili olarak yasal mirasçılık sıfatını ve miras payını yeniden kazanır. Terekedeki pay diğer mirasçılara dağıtılmaz; doğrudan feragat eden kişiye ve onun altsoyuna kalır.
Mirasçılar arasında mirasbırakanın katılımı ve onayı olmadan yapılan feragat anlaşmaları kesin olarak geçersizdir (hükümsüzdür).
Miras henüz açılmadan (mirasbırakan hayattayken) gelecekteki miras hakkı üzerinde yapılan bu tür gizli veya müstakil anlaşmalar, hem Türk Medeni Kanunu hem de Türk Borçlar Kanunu kapsamında emredici hukuk kurallarına aykırı kabul edilir.
1. Hukuki Nedeni ve Kanuni Dayanak (TMK m. 678)
Türk Medeni Kanunu’nun 678. maddesi uyarınca; henüz açılmamış bir miras hakkında mirasçılardan birinin diğer mirasçılarla veya üçüncü bir kişiyle mirasbırakanın katılması ve onayı olmaksızın yaptığı sözleşmeler geçersizdir.
-
Mirasbırakanın İradesinin Korunması: Mirasbırakan hayattayken mal varlığı üzerindeki mülkiyet ve tasarruf hakkı tamamen kendisine aittir. Mirasçıların, mal sahibinin haberi veya onayı olmadan gelecekteki miras payları üzerinde pazarlık yapması veya birbirlerinden vazgeçmeleri mülkiyet hakkına ve kamu düzenine aykırıdır.
-
Ahlaka ve Adaba Aykırılık: Henüz sağ olan bir kişinin vefatı üzerine hesaplar yapmak ve mirası paylaşmak ahlaki açıdan da kabul edilmediği için kanun koyucu bu tür sözleşmeleri mutlak butlanla (baştan itibaren geçersiz) cezalandırmıştır.
2. Mirasbırakanın Onayı Varsa Ne Olur?
Eğer mirasçılar kendi aralarında bir devir veya feragat anlaşması yapmış ve bu anlaşmaya mirasbırakan bizzat katılmış veya yazılı onay vermişse, işlem geçerlilik kazanır.
Ancak burada dahi işlemin resmi geçerlilik kazanabilmesi için kanunun aradığı resmi şekil şartlarına (noter veya sulh hakimi huzurunda resmi senet şeklinde yapılmasına) uyulması gerekir. Mirasbırakanın haberi olsa bile adi yazılı (kendi aralarında) yapılan sözleşmeler yine şekil noksanlığı sebebiyle geçersiz sayılır.
3. Adi Yazılı Verilen Söz / Ödenen Paranın Durumu
Mirasçılar mirasbırakandan gizli olarak kendi aralarında “Ben miras payımı sana devrediyorum/vazgeçiyorum” şeklinde adi bir kâğıt imzalamış ve hatta bunun karşılığında elden para veya mal almışlarsa:
-
Mirasçılık Sıfatı Devam Eder: Mirasbırakan vefat ettiğinde bu anlaşma hiç yapılmamış sayılır. Feragat ettiğini beyan eden mirasçı, terekeden yasal miras payını ve saklı payını eksiksiz olarak ister.
-
Ödenen Paranın İadesi: Geçersiz anlaşmaya dayanarak para ödeyen taraf, ödediği meblağı yalnızca Sebepsiz Zenginleşme (TBK m. 77) hükümlerine dayanarak genel mahkemelerde geri talep edebilir. Ancak bu ödeme, terekedeki miras payının devredildiği anlamına gelmez.
Mirastan feragat sözleşmesinin iptali davaları, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olan irade bozuklukları (yanılma, aldatma, korkutma), ehliyetsizlik veya şekil noksanlığı gibi sebeplerle sözleşmenin mahkeme kararıyla hükümsüz kılınmasını sağlar.
Bu davada usul kuralları, sürenin kaçırılmaması ve doğru mahkemede davanın açılması açısından kritik önem taşır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
-
Görevli Mahkeme: Mirastan feragat sözleşmesinin iptali davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir.
-
Yetkili Mahkeme: Miras hukukuna ilişkin bu tür davalarda yetki kamu düzenindendir ve kesindir. Dava, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde açılmalıdır.
Hak Düşürücü Süreler (TMK m. 559)
İptal davası açma hakkı kanunda belirtilen sıkı sürelerle kısıtlanmıştır. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan mahkemece re’sen (kendiliğinden) dikkate alınır.
-
1 Yıllık Süre (Öğrenme Süresi): Davacının iptal sebebini (aldatılmayı veya yanılmayı) öğrendiği ya da korkutmanın/tehdidin ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıl içinde dava açılması gerekir.
-
10 Yıllık Üst Süre: İptal sebebi ne olursa olsun, her halde mirasın açıldığı (mirasbırakanın vefat ettiği) tarihten itibaren 10 yıl geçmekle dava açma hakkı tamamen düşer.
-
İyiniyetli Olmayan Terkin Edilen İyiniyetli Olmayan Kazandırmalarda 20 Yıllık Süre: İyiniyetli olmayan davalılara karşı veya ölüme bağlı tasarruf hükümsüz olmasına rağmen mal varlığı değerini elinde tutan kişilere karşı 10 yıllık süre 20 yıl olarak uygulanır.
Davacı ve Davalı Taraf (Taraf Ehliyeti)
-
Davacı: İradesi sakatlanan, sözleşme anında ehliyetsiz olan feragat eden mirasçı veya vefat sonrasında feragatten olumsuz etkilenen diğer saklı paylı mirasçılar davayı açabilir.
-
Davalı: Mirasbırakan sağ iken açılacak davalarda diğer taraf; mirasbırakan vefat ettikten sonra açılacak davalarda ise feragatten doğrudan veya dolaylı yararlanan diğer mirasçılardır.