Mahkeme Kararı Sınırda Kalır mı? Uluslararası Alacak Tahsilinde Tahkim, İcra ve Sınır Ötesi Tahsilat Süreci
Mahkeme Kararı Sınırda Kalır mı? Uluslararası Alacak Tahsilinde Tahkim, İcra ve Sınır Ötesi Tahsilat Süreci
Giriş
Uluslararası ticari ilişkilerde alacaklının karşılaştığı temel sorun yalnızca haklılığını ispatlamak değildir. Asıl önemli mesele, alınan kararın borçlunun malvarlığının bulunduğu ülkede uygulanabilmesidir.
Borçlu şirketin başka bir ülkede kurulmuş olması, sözleşmenin farklı bir devlet hukukuna tabi tutulması, ödemenin yabancı para üzerinden kararlaştırılması veya borçlunun malvarlığını farklı ülkelere dağıtması, klasik mahkeme yoluyla tahsilatı zorlaştırabilir. Bu nedenle uluslararası satım, distribütörlük, enerji, inşaat, taşıma, teknoloji, lisans, ortaklık ve finansman sözleşmelerinde tahkim sıklıkla tercih edilmektedir.
Ancak tahkim, tek başına bir icra veya haciz yöntemi değildir. Tahkim sonucunda alacaklının lehine bir hakem kararı elde edilir. Borçlu bu karara gönüllü olarak uymazsa kararın borçlunun malvarlığının bulunduğu ülkede tanınması, tenfiz edilmesi ve cebri icraya konulması gerekir.
Dolayısıyla uluslararası alacak tahsilinde doğru strateji şu üç aşamanın birlikte planlanmasını gerektirir:
- Geçerli ve uygulanabilir bir tahkim anlaşmasının bulunması,
- Alacağın tahkim yargılamasında hüküm altına alınması,
- Hakem kararının malvarlığının bulunduğu ülkede icra edilmesi.
Uluslararası Alacak Tahsilinde Tahkim Nedir?
Tahkim, tarafların aralarındaki mevcut veya ileride doğabilecek bir uyuşmazlığın devlet mahkemesi yerine seçilmiş hakem veya hakem kurulu tarafından karara bağlanmasını kabul etmeleridir.
Tahkimin kaynağı taraf iradesidir. Bir taraf, karşı tarafı tek başına tahkime zorlayamaz. Uyuşmazlığın tahkimde görülebilmesi için sözleşmede geçerli bir tahkim şartı bulunması veya uyuşmazlık çıktıktan sonra tarafların ayrıca tahkim anlaşması yapması gerekir.
4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği ya da taraflar veya hakem kurulunca bu Kanunun uygulanmasının kararlaştırıldığı uyuşmazlıklara uygulanır. Kanunun bazı hükümleri, tahkim yerinin Türkiye dışında olduğu durumlarda da uygulanabilmektedir.
Tahkim Şartı Yoksa Tahkim Yoluna Başvurulabilir mi?
Sözleşmede tahkim şartı bulunmuyorsa alacaklı doğrudan bir tahkim merkezine başvurarak borçluyu tahkim yargılamasına tabi tutamaz.
Bununla birlikte taraflar, borç doğduktan veya uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra ayrı bir tahkim anlaşması yapabilir. Borçlu böyle bir anlaşmayı kabul etmezse uyuşmazlığın kural olarak yetkili devlet mahkemesinde görülmesi gerekir.
Bu nedenle uluslararası sözleşmeler hazırlanırken tahkim şartı, uyuşmazlık doğmadan önce açık ve uygulanabilir şekilde düzenlenmelidir. Borçlu temerrüde düştükten sonra tahkim anlaşması yapmaya yanaşmayabilir.
Tahkim Anlaşması Nasıl Düzenlenmelidir?
Milletlerarası Tahkim Kanunu’na göre tahkim anlaşması yazılı şekilde yapılmalıdır. Ana sözleşmenin içinde bir tahkim şartına yer verilebileceği gibi, ayrı bir tahkim sözleşmesi de yapılabilir. Yazışmalar, elektronik iletişim araçları veya tarafların tahkim anlaşmasının varlığını kabul ettiği dava ve cevap dilekçeleri de kanundaki şartlar altında yazılılık koşulunu sağlayabilir.
Sağlıklı bir tahkim şartında en azından şu hususların belirlenmesi gerekir:
- Tahkimi yönetecek kurum veya uygulanacak tahkim kuralları,
- Tahkim yeri,
- Hakem sayısı,
- Tahkim dili,
- Sözleşmeye uygulanacak hukuk,
- Tahkim anlaşmasına uygulanacak hukuk,
- Uyuşmazlıkların kapsamı,
- Bildirim yöntemi,
- Geçici hukuki koruma ve acil durum hakemi imkânı,
- Tahkim giderleri ve vekâlet ücretleri.
“Uyuşmazlık hâlinde uluslararası tahkime gidilecektir” gibi belirsiz ifadeler; tahkim kurumunun, yerinin ve uygulanacak kuralların belirlenememesi nedeniyle yetki ve uygulanabilirlik tartışmalarına yol açabilir.
Tahkim Yeri Neden Bu Kadar Önemlidir?
Tahkim yeri, duruşmanın fiilen yapıldığı şehirden farklı bir hukuki kavramdır. Tahkim yeri, tahkim yargılamasının hangi devletin hukuk düzenine bağlı olduğunu ve hakem kararına karşı iptal davasının hangi ülkenin mahkemesinde açılacağını belirler.
Örneğin tahkim yeri İstanbul olarak belirlenmişse, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkta kural olarak 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu uygulanır. Tahkim yeri Paris veya Londra olarak belirlenmişse tahkim yargılamasının hukuki merkezi Fransa veya İngiltere olur.
Tahkim yeri seçilirken yalnızca taraflara coğrafi yakınlık değerlendirilmemelidir. İlgili ülkenin;
- tahkime elverişli mevzuata sahip olması,
- mahkemelerinin tahkime destekleyici yaklaşımı,
- hakem kararlarının iptal şartları,
- geçici koruma tedbirleri,
- New York Sözleşmesi’ne taraf olması,
- tahkim anlaşmasının geçerliliğine yaklaşımı
birlikte incelenmelidir.
Her Alacak Tahkim Yoluyla Tahsil Edilebilir mi?
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği uluslararası ticari alacakların önemli bir bölümü tahkime elverişlidir. Mal ve hizmet satışından, distribütörlükten, acentelikten, inşaat sözleşmesinden, hissedarlar sözleşmesinden, lisans ilişkisinden, enerji tedarikinden veya şirket devrinden doğan parasal talepler tahkime konu edilebilir.
Buna karşılık tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği uyuşmazlıklar tahkim yoluyla çözülemez. Türkiye’de bulunan taşınmazlar üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar da Milletlerarası Tahkim Kanunu kapsamında tahkime elverişli değildir.
Tahkime elverişlilik yalnızca tahkim yeri hukukuna göre değil, hakem kararının icra edileceği ülkenin hukukuna göre de önemlidir. Bir uyuşmazlık tahkim yerinde tahkime elverişli kabul edilse bile icra ülkesinde tahkime elverişli görülmüyorsa hakem kararının tenfizi reddedilebilir.
Uluslararası Alacak Tahkiminde Süreç Nasıl Başlar?
Önce Borçlunun Malvarlığı Araştırılmalıdır
Tahkim başlatılmadan önce borçlunun hangi ülkelerde malvarlığı bulunduğu araştırılmalıdır. Çünkü tahkim yeri ile icra yeri aynı ülke olmak zorunda değildir.
Borçlunun;
- banka hesapları,
- ticari alacakları,
- taşınmazları,
- şirket payları,
- iştirakleri,
- fikrî mülkiyet hakları,
- gemi veya araçları,
- grup şirketlerinden olan alacakları
tespit edilmeden yalnızca tahkim kararına odaklanılması, karar kazanılsa bile tahsilat yapılamaması sonucunu doğurabilir.
Tahkim stratejisi, dava stratejisinden önce bir malvarlığı ve icra stratejisi olarak kurulmalıdır.
Temerrüt ve Tahkim Bildirimi Yapılır
Alacağın vadesi gelmişse borçluya sözleşmeye uygun bir temerrüt veya ödeme bildirimi gönderilir. Bildirimde ana para, faiz, para birimi, ödeme süresi ve tahkim başlatılacağı açıkça belirtilmelidir.
Sözleşmede müzakere, dostane çözüm, arabuluculuk veya belirli bir bekleme süresi öngörülmüşse bu ön aşamalara uyulması gerekir. Aksi hâlde tahkim başvurusunun erken yapıldığı ileri sürülebilir.
Tahkim Talebi Sunulur
Kurumsal tahkimde dava, ilgili tahkim merkezine tahkim talebinin sunulması ve başvuru ücretinin ödenmesiyle başlatılır.
Tahkim talebinde genel olarak;
- tarafların bilgileri,
- tahkim anlaşması,
- sözleşme,
- olayların özeti,
- talep edilen alacak,
- faiz,
- tazminat,
- hakem tercihi,
- tahkim yeri ve dili,
- uygulanacak hukuk
gösterilir.
Davalı taraf daha sonra cevap dilekçesini ve varsa karşı taleplerini sunar.
Kurumsal Tahkim mi, Ad Hoc Tahkim mi?
Kurumsal tahkimde süreç ICC, İstanbul Tahkim Merkezi, LCIA, SIAC veya başka bir tahkim kurumu tarafından yayımlanan kurallar uyarınca idari olarak yönetilir. Kurum; hakem ataması, ücret avansı, sürelerin takibi ve kararın şekli denetimi gibi konularda sürece destek sağlar.
Ad hoc tahkimde ise sürekli bir tahkim kurumunun idaresi bulunmaz. Taraflar genellikle UNCITRAL Tahkim Kuralları gibi bir kurallar bütününü seçer ve süreci hakem heyetiyle birlikte yürütür.
Kurumsal tahkim özellikle tarafların farklı ülkelerde bulunduğu, hakem seçimi konusunda anlaşmazlık çıkma ihtimali olan veya yüksek miktarlı uyuşmazlıklarda daha güvenli bir idari çerçeve sağlayabilir. Ad hoc tahkim ise tarafların iş birliği yapabildiği dosyalarda daha esnek ve bazı durumlarda daha düşük maliyetli olabilir.
ICC’nin 2026 Tahkim Kuralları 1 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Güncel kurallar, olağan tahkim yanında hızlandırılmış ve yüksek derecede hızlandırılmış yargılama mekanizmaları da içermektedir. Bu nedenle sözleşmede yalnızca tahkim kurumunun adı değil, uygulanacak kuralların hangi sürümünün uygulanacağı da gerektiğinde değerlendirilmelidir.
İstanbul Tahkim Merkezi de tahkim, seri tahkim ve acil durum hakemi mekanizmaları sunmaktadır.
Hakemler Nasıl Seçilir?
Taraflar uyuşmazlığın tek hakem veya üç hakem tarafından görülmesini kararlaştırabilir.
Tek hakemli yargılama genellikle daha düşük maliyetli ve daha hızlıdır. Üç hakemli heyet ise yüksek miktarlı, teknik veya hukuken karmaşık uyuşmazlıklarda tercih edilebilir.
Üç hakemli sistemde çoğunlukla her taraf bir hakem seçer ve seçilen iki hakem başhakemi belirler. Kurumsal tahkimde atama yapılamaması hâlinde tahkim kurumu devreye girer.
Hakemin;
- bağımsız,
- tarafsız,
- uyuşmazlık konusunda uzman,
- tahkim diline hâkim,
- yeterli zamanı bulunan
bir kişi olması gerekir. Hakemin taraflardan biriyle mali, mesleki veya kişisel ilişkisinin bulunması reddi veya kararın iptali tartışmasına neden olabilir.
Tahkim Yargılamasında Hangi Deliller Kullanılır?
Tahkim yargılamasında sözleşmeler, faturalar, teslim belgeleri, banka kayıtları, e-postalar, mesajlar, toplantı tutanakları, ticari defterler, uzman raporları ve tanık beyanları kullanılabilir.
Uluslararası ticari tahkimlerde yazılı deliller genellikle merkezi öneme sahiptir. Bu nedenle sözleşmenin kurulması, malların teslimi, hizmetin ifası, ayıp ihbarı, kabul tutanağı, ödeme talebi ve temerrüt bildirimleri düzenli şekilde saklanmalıdır.
Hakem heyeti teknik konularda bilirkişi veya uzman atayabilir. Taraflar da kendi uzman raporlarını sunabilir.
Tahkimde taraflar usul kurallarını büyük ölçüde belirleyebilse de hukuki dinlenilme hakkına, tarafların eşitliğine ve savunma hakkına uyulması zorunludur. Bu hakların ihlali, kararın iptal edilmesine veya tenfizinin reddedilmesine yol açabilir.
Tahkim Devam Ederken Malvarlığı Kaçırılırsa Ne Yapılır?
Tahkim başlatılmış olması, borçlunun malvarlığını kendiliğinden dondurmaz. Borçlu tahkim devam ederken parasını başka ülkeye aktarabilir, taşınmazını satabilir veya şirket paylarını devredebilir.
Bu nedenle tahkimden önce veya tahkim sırasında;
- ihtiyati haciz,
- ihtiyati tedbir,
- banka hesabının dondurulması,
- şirket paylarının devrinin engellenmesi,
- delillerin korunması,
- malvarlığının açıklanması
gibi geçici hukuki koruma tedbirleri talep edilebilir.
4686 sayılı Kanun, tahkim anlaşmasına rağmen tarafların mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz istemesine imkân tanımaktadır. Hakem veya hakem kurulu da kanundaki sınırlar içinde geçici koruma kararı verebilir; ancak cebri icra organlarını veya üçüncü kişileri bağlayacak tedbirlerde devlet mahkemesinin yardımına ihtiyaç duyulabilir.
Borçlunun malvarlığı başka bir ülkedeyse, geçici koruma talebinin çoğu zaman malvarlığının bulunduğu ülkenin mahkemesine yapılması gerekir. Hakem heyetinin verdiği tedbir kararının yabancı ülkede uygulanabilirliği, ilgili ülkenin tahkim ve usul hukukuna göre belirlenir.
Hakem Kararında Neler Talep Edilebilir?
Alacaklı, tahkim yargılamasında yalnızca ana parayı değil, sözleşme ve uygulanacak hukuk elverdiği ölçüde;
- temerrüt faizi,
- sözleşme cezası,
- kur farkı,
- zarar ve tazminat,
- tahkim masrafları,
- hakem ücretleri,
- uzman giderleri,
- avukatlık ücretleri
talep edebilir.
Talep sonucunda para biriminin açıkça gösterilmesi önemlidir. Alacak ABD doları veya avro cinsinden doğmuşsa kararın hangi para birimi üzerinden kurulacağı ve faizin hangi oranla, hangi tarihten itibaren işleyeceği netleştirilmelidir.
Eksik veya belirsiz talep, kararın icra aşamasında tereddüt yaratabilir.
Hakem Kararı Verildikten Sonra Ne Olur?
Hakem heyeti tarafların iddia, savunma ve delillerini değerlendirdikten sonra nihai kararını verir. Karar taraflar için bağlayıcıdır.
Ancak hakem kararı verildiği anda borçlunun banka hesabına otomatik olarak haciz konulmaz. Borçlu kararı gönüllü şekilde yerine getirmezse kararın icra edileceği ülkede gerekli yargısal ve icrai işlemler yapılmalıdır.
Tahkim yeri Türkiye olan milletlerarası tahkim kararlarına karşı esasa ilişkin olağan bir istinaf yolu bulunmaz. Kanunda sınırlı olarak sayılan sebeplerle iptal davası açılabilir. İptal davası, tahkim yerindeki görevli mahkemenin bulunduğu yer yönünden yetkili bölge adliye mahkemesinde görülür; bu karara karşı kanundaki şartlarla temyiz yoluna başvurulabilir.
İptal incelemesinde mahkeme uyuşmazlığın esasını yeniden değerlendirerek hakemlerin yerine geçmez. İnceleme; tahkim anlaşmasının geçerliliği, hakem seçimi, yetki aşımı, usule uyulmaması, tahkime elverişlilik ve kamu düzeni gibi sınırlı sebepler üzerinde yapılır.
Yabancı Hakem Kararı Nasıl Tahsil Edilir?
Hakem kararının yabancı bir ülkede verilmiş olması veya hukuki merkezinin başka bir ülkede bulunması hâlinde karar, borçlunun malvarlığının bulunduğu ülkede tanıma ve tenfiz işlemine tabi tutulabilir.
1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi, yabancı ve millî sayılmayan hakem kararlarının taraf devletlerde tanınması ve icrası için ortak bir hukuki çerçeve kurmaktadır. Sözleşmenin temel amacı, yabancı hakem kararlarının yalnızca yabancı olmaları nedeniyle ayrımcılığa uğramamasını ve taraf devletlerde icra edilebilir hâle gelmesini sağlamaktır.
Örneğin tahkim kararı İstanbul’da verilmiş, borçlunun banka hesabı Almanya’da ve taşınmazı Hollanda’da bulunuyorsa kararın Almanya ve Hollanda’da ayrı ayrı icraya konulması gerekebilir.
Bir ülkede verilen tenfiz kararı, kural olarak diğer ülkelerdeki malvarlığı üzerinde kendiliğinden sonuç doğurmaz. Her malvarlığı ülkesi için yerel icra ve tenfiz kuralları değerlendirilmelidir.
Yabancı Hakem Kararının Türkiye’de Tenfizi
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’a göre kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları Türkiye’de tenfiz edilebilir.
Tenfiz talebinde genel olarak;
- hakem kararının aslı veya usulüne uygun onaylı örneği,
- tahkim anlaşmasının aslı veya onaylı örneği,
- gerekli tercümeler
mahkemeye sunulur.
Mahkeme, uyuşmazlığın esasını yeniden yargılamaz. Bununla birlikte aşağıdaki durumlarda tenfiz istemi reddedilebilir:
- Geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmaması,
- Taraflardan birinin hakem seçiminden haberdar edilmemesi,
- Savunma hakkının kısıtlanması,
- Hakem kurulunun yetkisini aşması,
- Hakem seçiminin veya yargılama usulünün anlaşmaya aykırı olması,
- Kararın bağlayıcı hâle gelmemesi veya iptal edilmiş olması,
- Uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması,
- Kararın kamu düzenine aykırı olması.
Bu ret nedenleri hem 5718 sayılı Kanun’da hem de New York Sözleşmesi sisteminde sınırlı şekilde düzenlenmiştir.
Tenfiz kararı alındıktan sonra hakem kararı Türkiye’de mahkeme ilamı gibi icraya konulabilir ve borçlunun hesapları, taşınmazları, araçları, şirket payları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde haciz uygulanabilir.
Tahkimin Uluslararası Alacak Tahsilindeki Avantajları
Hakem Kararlarının Sınır Ötesi İcra Kabiliyeti
Tahkimin en önemli avantajı, New York Sözleşmesi sayesinde hakem kararlarının geniş bir uluslararası tanıma ve tenfiz sisteminden yararlanmasıdır.
Yabancı mahkeme kararlarının tanınması çoğu zaman ikili anlaşmalara, karşılıklılık şartına veya ülkeye özgü daha geniş incelemelere bağlı olabilir. Hakem kararlarında ise New York Sözleşmesi daha standart ve öngörülebilir bir çerçeve sunar.
Bununla birlikte hakem kararı bütün ülkelerde otomatik olarak icra edilmez. Borçlunun malvarlığının bulunduğu ülkede tenfiz veya icra prosedürünün tamamlanması gerekir.
Tarafsız Bir Hukuki Zemin Sağlaması
Taraflar, uyuşmazlığın alıcının veya satıcının kendi ülke mahkemesinde görülmesi yerine tarafsız bir tahkim yeri seçebilir.
Bu durum özellikle tarafların farklı hukuk sistemlerine, dillere ve ticari geleneklere sahip olduğu sözleşmelerde önem taşır.
Uzman Hakem Seçilebilmesi
Taraflar enerji, inşaat, deniz ticareti, finans, yazılım, fikrî mülkiyet veya uluslararası satış konusunda uzman hakemler seçebilir.
Teknik uyuşmazlığın alanı bilen kişiler tarafından değerlendirilmesi, uzun bilirkişi tartışmalarını azaltabilir ve kararın ticari gerçekliğe daha uygun kurulmasını sağlayabilir.
Usulün Taraflarca Belirlenebilmesi
Taraflar tahkim yeri, dil, hakem sayısı, delil sunma yöntemi, duruşmanın fiziksel veya çevrim içi yapılması ve uygulanacak kurallar konusunda önemli ölçüde serbesttir.
Farklı ülkelerdeki taraf ve tanıkların çevrim içi duruşmaya katılması, seyahat ve organizasyon giderlerini azaltabilir.
Sınırlı İptal ve Tenfiz İncelemesi
Hakem kararının esası, devlet mahkemesi tarafından kural olarak baştan sona yeniden incelenmez. İptal ve tenfiz denetimi sınırlı sebeplere dayanır.
Bu durum, çok aşamalı ve uzun süren esas incelemelerinin önüne geçebilir. Ancak sınırlı denetim, hakem heyetinin maddi veya hukuki değerlendirmesindeki her hatanın mahkeme tarafından düzeltilemeyeceği anlamına da gelir.
Gizlilik İmkânı
Tahkim yargılamaları, devlet mahkemelerindeki açık duruşmalara göre daha kapalı bir ortamda yürütülebilir. Ticari sırlar, fiyatlandırma yöntemleri, müşteri listeleri ve teknik bilgiler daha kontrollü şekilde korunabilir.
Bununla birlikte tahkimin her durumda kendiliğinden tamamen gizli olduğu söylenemez. Gizliliğin kapsamı seçilen kurallara, uygulanacak hukuka ve tarafların gizlilik anlaşmasına göre belirlenmelidir.
Tek Bir Kararın Farklı Ülkelerde Takip Edilebilmesi
Borçlunun malvarlığı birden fazla ülkede bulunuyorsa aynı hakem kararı, gerekli yerel prosedürler tamamlanarak farklı ülkelerde icraya konulabilir.
Bu durum, her ülkede uyuşmazlığın esasına ilişkin yeniden dava açılması ihtiyacını önemli ölçüde azaltabilir.
Tahkim Her Zaman Daha Hızlı ve Ucuz mudur?
Tahkimin mutlaka hızlı ve ucuz olduğu yönündeki genel kabul her dosyada doğru değildir.
Yüksek tutarlı ve karmaşık tahkimlerde;
- tahkim kurumu giderleri,
- hakem ücretleri,
- uluslararası hukuk bürosu giderleri,
- uzman raporları,
- tercüme,
- duruşma salonu,
- seyahat ve konaklama
önemli maliyetler doğurabilir.
Özellikle düşük miktarlı alacaklarda tahkim masrafları, alacağın önemli bir bölümüne yaklaşabilir. Bu tür dosyalarda tek hakem, seri tahkim, yalnızca belgeler üzerinden karar verilmesi veya maliyet sınırlaması gibi yöntemler değerlendirilmelidir.
Tahkim süresini tarafların tutumu, hakemlerin müsaitliği, delil miktarı, yetki itirazları ve bilirkişi incelemeleri de etkiler.
Tahkimin Başlıca Riskleri
Tahkim şartının hatalı düzenlenmesi, kararın iptali veya tenfizinin reddi riskini doğurabilir.
Borçlunun malvarlığı bulunmuyorsa kazanılan hakem kararı tahsilat sağlamaz.
Borçlu tahkim süresince malvarlığını kaçırabilir. Bu nedenle geçici hukuki koruma tedbirleri zamanında alınmalıdır.
Birden fazla şirketin, kefilin veya yöneticinin sorumluluğunun ileri sürüldüğü dosyalarda tahkim anlaşmasına taraf olmayan kişilerin yargılamaya dahil edilmesi güç olabilir.
Üçüncü kişilerden zorla delil alınması bakımından devlet mahkemelerinin yardımına ihtiyaç duyulabilir.
Borçlunun iflas etmesi hâlinde tahkim kararı tek başına alacaklıya diğer alacaklılardan üstünlük sağlamaz. İflas ve sıra cetveli kuralları ayrıca uygulanır.
Uluslararası Tahkim Şartı Hazırlanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Uluslararası alacak tahsilini kolaylaştıracak bir tahkim şartı hazırlanırken;
- tahkim kurumu doğru isimle belirtilmeli,
- kapsam “sözleşmeden doğan veya sözleşmeyle bağlantılı bütün uyuşmazlıkları” karşılayacak şekilde düzenlenmeli,
- tahkim yeri açıkça belirlenmeli,
- uygulanacak maddi hukuk seçilmeli,
- tahkim dili gösterilmeli,
- hakem sayısı uyuşmazlığın muhtemel değerine göre belirlenmeli,
- acil durum hakemi ve ihtiyati tedbir imkânları değerlendirilmelidir.
Ayrıca sözleşmenin farklı dilde hazırlanmış nüshaları varsa hangi nüshanın üstün olduğu belirlenmelidir. Tahkim şartı, ana sözleşmenin sona ermesi, feshedilmesi veya geçersiz olduğunun ileri sürülmesi durumunda da kural olarak bağımsızlığını koruyacak şekilde düzenlenmelidir.
Sonuç
Uluslararası alacak tahsilinde tahkim, alacaklının doğrudan para tahsil ettiği bir icra yöntemi değil; sınır ötesinde uygulanabilir bir alacak belgesi elde etmesini sağlayan özel yargılama yoludur.
Tahkimin etkili olabilmesi için uyuşmazlık çıktıktan sonra değil, sözleşme hazırlanırken doğru planlama yapılmalıdır. Geçerli tahkim şartı, uygun tahkim yeri, doğru kurum, uygulanacak hukuk, hakem sayısı ve tahkim dili birlikte belirlenmelidir.
Tahkim süreci tahkim talebi, hakem kurulunun oluşturulması, dilekçelerin ve delillerin sunulması, gerektiğinde duruşma yapılması ve nihai hakem kararının verilmesi aşamalarından oluşur. Borçlu kararı yerine getirmezse hakem kararının malvarlığının bulunduğu ülkede tanınması, tenfizi ve cebri icrası gerekir.
Tahkimin en önemli avantajı, New York Sözleşmesi sayesinde hakem kararlarının geniş bir uluslararası icra sisteminden yararlanabilmesidir. Tarafsızlık, uzman hakem seçimi, usul esnekliği ve sınırlı iptal denetimi de önemli avantajlardır.
Buna karşılık tahkim, yanlış sözleşme düzenlenmesini veya borçlunun malvarlığının bulunmamasını telafi etmez. Tahkim başlatılmadan önce borçlunun malvarlığı araştırılmalı; gerekli ülkelerde ihtiyati haciz, dondurma veya diğer geçici tedbirler değerlendirilmelidir.
Uluslararası alacak tahsilinde başarılı sonuç, yalnızca tahkim kararını kazanmakla değil, karar verilmeden önce tahsil edilebilir malvarlığını tespit edip korumakla mümkündür. En etkili tahkim stratejisi, yargılama ve icra süreçlerinin daha sözleşme kurulurken birlikte planlandığı stratejidir.