Konkordato Nedir? İflastan Kurtulma
Konkordato Nedir? İflastan Kurtulma ve Ticari Hayatı Sürdürme
Konkordato, günümüz ticaret dünyasının zorlu ekonomik şartlarında işletmeler için can simidi vazifesi gören en önemli hukuki müesseselerden biridir. Temel olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) ile düzenlenen konkordato, dürüst ancak borçlarını ödemekte güçlük çeken borçluların, mali durumlarını düzeltebilmeleri veya iflas etmemeleri için alacaklılarıyla yaptığı bir anlaşmadır. Bir başka deyişle konkordato, sadece bir “borç erteleme” süreci değil, aynı zamanda işletmenin faaliyetlerini sürdürürken borçlarını yeniden yapılandırdığı stratejik bir yeniden doğuş yöntemidir.
Konkordatonun Temel Amacı ve Felsefesi
Ticari bir işletmenin finansal darboğaza girmesi, sadece o işletmeyi değil; çalışanlarını, tedarikçilerini, müşterilerini ve hatta devletin vergi gelirlerini etkileyen bir zincirleme sürece yol açar. İflas, işletmenin tüm malvarlığının tasfiye edilerek faaliyetine son verilmesi demektir. Oysa konkordato, işletmenin “yaşatılarak” borçların ödenmesini hedefler. Hukuk sistemimiz, işletmenin ekonomik değerini korumayı, alacaklıların alacaklarına daha yüksek oranda kavuşmasını ve istihdam kaybının önüne geçilmesini önceler. Bu bağlamda konkordato, bir “kurtarma operasyonu” olarak tanımlanabilir.
Konkordato Süreci Nasıl Başlar?
Konkordato süreci, borçlunun talebi veya belirli durumlarda alacaklıların talebi ile başlatılabilir. Ancak uygulamada en sık rastlanan yöntem, borçlu işletmenin “konkordato ön projesi” ile mahkemeye başvurmasıdır. Bu başvuru, işletmenin mali durumunun neden bozulduğunu, alacaklılara ne oranda ödeme yapabileceğini ve işletmenin nasıl kurtulabileceğini detaylandıran bir raporu içerir. Mahkeme, sunulan belgelerin eksiksiz olduğunu tespit ederse, “geçici mühlet” kararı verir. Bu aşama, konkordatonun “koruma kalkanı”dır.
Geçici Mühletin Sağladığı Hukuki Korumalar
Geçici mühlet kararı ile birlikte, işletme üzerinde haciz baskısı kalkar. Yani borçlu şirket, bu süre zarfında icra takipleriyle uğraşmadan, faaliyetlerini devam ettirerek finansal dengesini kurmaya çalışır. İşletme üzerinde artık bir “konkordato komiseri” görev yapar. Komiser, hem borçluyu hem de alacaklıların menfaatlerini denetleyen, mahkeme ile işletme arasındaki köprüyü kuran profesyonel bir uzmandır.
Bu süreç, işletme yönetimi için “nefes alma” dönemidir. Ancak bu nefes alma dönemi, keyfi bir süreç değildir; aksine işletmenin tüm mali kayıtlarının denetlendiği, profesyonel bir mali iyileştirme planının (konkordato projesi) alacaklılara sunulduğu ve onaylanması için pazarlıkların yapıldığı yoğun bir hukuksal maratonun başlangıcıdır. Borçlunun konkordato projesinde sunduğu teklif; borçlarda indirim (tenzilat) veya vade uzatımı (vade) veya her ikisini birden içerebilir.
Alacaklıların Sürece Bakışı
Alacaklılar için konkordato, başlangıçta korkutucu görünse de aslında birçok durumda “tamamen iflas edip hiçbir şey alamamaktansa, projedeki oranda alacağını tahsil etmek” daha mantıklı bir seçenektir. Konkordato komiseri, alacaklılar toplantısında projenin uygulanabilirliğini detaylıca açıklar. Alacaklıların büyük bir kısmının onay vermesi durumunda, proje mahkemece tasdik edilir ve yasal bir sözleşme haline gelir.
Konkordato Türleri ve Başvuru Şartları: Kimler Yararlanabilir?
Konkordato müessesesi, İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) yekpare bir yapı gibi görünse de, pratik uygulamada ve borçlunun içinde bulunduğu duruma göre farklı türlere ayrılmaktadır. Bir işletme için hangi konkordato türünün uygun olduğunun belirlenmesi, sürecin hem hızlı sonuçlanması hem de başarıya ulaşması açısından ilk ve en kritik stratejik adımdır.
1. Adi Konkordato
Konkordato denilince akla ilk gelen ve en sık başvurulan yöntem “adi konkordato”dur. Bu tür, borçlarını ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya olan herhangi bir borçlunun, alacaklılarıyla yaptığı bir anlaşmadır. Borçlu, mahkemeye sunduğu konkordato projesinde borçlarının bir kısmını ödemeyi (tenzilat) veya borcun vadesini uzatmayı (vade) teklif eder. Adi konkordatonun temel amacı, işletmenin faaliyetine son vermeden, ekonomik bütünlüğünü koruyarak borç yükünden kurtulmasını sağlamaktır. Bu tür, hem tacirler hem de tacir olmayan borçlular tarafından kullanılabilir ancak pratikte genellikle ticari şirketlerin kurtuluş reçetesidir.
2. İflas İçi Konkordato
İflas içi konkordato, borçlu hakkında halihazırda bir iflas davası açılmışken veya borçlunun iflasına karar verilmişken devreye girer. Borçlu, iflas tasfiye süreci sürerken alacaklılarıyla bir anlaşma yaparak iflas kararının kaldırılmasını veya iflasın sonuçlarının bertaraf edilmesini talep eder. Bu tür, iflasın yıkıcı etkilerini durdurmak ve tasfiye sürecine giren bir işletmenin malvarlığını “kurtarmak” için kullanılan son derece teknik bir yöntemdir. İflas içi konkordato, alacaklılar için de bazen daha avantajlı olabilir; çünkü tasfiye sürecinde malvarlığının değerinin hızla erimesi riski, bu yöntemle bertaraf edilebilir.
3. Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordato
Bu yöntem, diğerlerinden radikal bir şekilde ayrılır. Borçlu, tüm malvarlığını (veya bir kısmını) alacaklılara devreder ve bu malvarlığının satışından elde edilecek bedelin alacaklılara paylaştırılması suretiyle borcundan kurtulmayı amaçlar. Burada işletmenin faaliyetini sürdürmesi değil, malvarlığının en yüksek değerle nakde çevrilerek alacaklılara dağıtılması esastır. İşletmenin artık sürdürülebilir olmadığı ancak değerlerinin bir bütün olarak satıldığında borçları kapatabileceği durumlarda tercih edilir.
Konkordato Başvuru Şartları ve Proje Hazırlığı
Konkordato başvurusu, basit bir dilekçeden ibaret değildir. Başarıya giden yol, mahkemeye sunulan “Konkordato Ön Projesi”nde gizlidir. Başvuru dosyasında şu temel unsurların bulunması şarttır:
-
Finansal Tablolar: Borçlunun güncel bilanço ve gelir tabloları, malvarlığı listesi ve alacaklıların listesi.
-
Konkordato Ön Projesi: Borçların nasıl yapılandırılacağına dair somut, gerçekçi ve hukuken uygulanabilir bir plan.
-
Bağımsız Denetim Raporu: Projenin başarı şansını ve borçlunun mali durumunu analiz eden, yetkili kurumlarca hazırlanmış bağımsız bir rapor.
-
Gerekçeli Açıklama: İşletmenin mali durumunun neden bozulduğuna ve konkordato ile nasıl kurtulacağına dair ikna edici bir gerekçe.
Mahkeme, başvuru dosyasını incelerken “projenin uygulanabilirliği” kriterine bakar. Eğer sunulan proje, işletmenin gelir-gider dengesiyle örtüşmüyorsa veya borç ödeme teklifi piyasa gerçeklerine aykırı ise mahkeme geçici mühlet vermeyi reddedebilir. Bu nedenle, konkordato başvurusu öncesinde yapılan mali analiz ve hazırlanan proje, sürecin kalbidir.
Konkordato Komiseri ve Sürecin Denetimi:
Konkordato sürecinde mahkemenin “geçici mühlet” kararı vermesiyle birlikte, işletmenin yönetimi artık tamamen borçlunun inisiyatifinde değildir. Bu noktada devreye giren “Konkordato Komiseri”, sürecin hem en önemli denetçisi hem de mahkeme ile işletme arasındaki en kilit aktörüdür. Bir konkordato komiserinin atanması, aslında işletmenin mali sağlığına kavuşması için yapılacak uzun soluklu bir “tedavinin” başlangıcıdır. Bu tedavi sürecinde komiser, işletmenizin adeta röntgenini çeken, mali kayıtlarınızdan ticari sözleşmelerinize kadar her ayrıntıyı inceleyen bir uzman konumundadır.
Konkordato Komiseri Kimdir ve Ne Yapar?
Konkordato komiseri, genellikle hukukçu veya işletme-iktisat alanında uzmanlaşmış, gerekli şartları taşıyan profesyoneller arasından mahkemece atanır. Komiserin temel görevi; borçlunun faaliyetlerine nezaret etmek, borçlunun mali durumunu iyileştirmesine yardımcı olmak ve nihayetinde hazırlanan konkordato projesinin gerçekçi olup olmadığını denetlemektir. Komiser, işletmenin günlük işleyişine doğrudan müdahale etmez, ancak belirli tutarın üzerindeki işlemleri onayına tabi tutar.
Komiserin en önemli görevlerinden biri “alacaklılar listesi”nin doğruluğunu teyit etmektir. Bir alacaklı alacağını süresinde bildirmiş mi, bu alacak miktarı doğru mu, alacaklı hangi oranda oy kullanacak? Tüm bu teknik sorular komiser tarafından yanıtlanır. Komiser, işletmenizin sunduğu projeyi sadece kâğıt üzerinde incelemez; işletmenin nakit akışını, üretim kapasitesini, pazar payını ve borç yapılandırma teklifinin alacaklılar tarafından kabul edilebilirliğini analiz eder.
Sürecin Denetimi: Şeffaflık İlkesi
Konkordato bir “kaçış” veya “borç silme” yöntemi değil, bir “şeffaflık” sürecidir. Geçici mühlet süresi boyunca komiser, işletmenin tüm defterlerini ve kayıtlarını inceler. İşletmenin kendi kendine yetebilen bir yapıya kavuşup kavuşamayacağı, komiserin mahkemeye sunacağı raporlarla netleşir. Komiser, her aşamada mahkemeye rapor sunar ve işletmenin konkordato projesine uyup uymadığını takip eder. Eğer borçlu işletme, komiserin talimatlarına aykırı davranır, malvarlığını kaçırma girişiminde bulunur veya finansal verileri gizlemeye çalışırsa, komiser bunu derhal mahkemeye bildirir ve bu durum işletmenin konkordato talebinin reddine, yani iflasına yol açabilir.
Alacaklılar Açısından Komiserin Rolü
Alacaklılar için komiser, işletme üzerindeki “gözcüdür”. Alacaklılar, kendi haklarını korumak için komiserle irtibata geçebilir, alacaklarını ispatlayabilir ve projenin alacaklılar lehine olup olmadığı konusunda komiserden detaylı bilgi alabilirler. Komiser, tüm alacaklılara eşit mesafede durmak zorundadır. Projenin oylamaya sunulacağı “Alacaklılar Toplantısı”nda, komiserin hazırlayacağı rapor, alacaklıların hangi yönde oy kullanacağını belirleyen en önemli pusuladır. Komiser, projenin “piyasa gerçekleri” ile uyumlu olduğunu raporunda vurgularsa, alacaklıların ikna olma ve projeyi onaylama şansı ciddi oranda artar.
Alacaklılar Toplantısı ve Oylama Süreci:
Konkordato sürecinde tüm yollar, “Alacaklılar Toplantısı”na çıkar. Bu toplantı, bir şirketin mali kaderinin oylandığı, borçlu ile alacaklıların masaya oturduğu ve projenin “kabul” ya da “ret” edileceği final aşamasıdır. Mahkemenin geçici mühletle başlattığı, komiserin aylarca denetlediği ve borçlunun mali yapısını düzeltmek için çabaladığı sürecin nihai neticesi, bu oylamanın sonucuna bağlıdır. Hukuki ve ticari açıdan bu kadar kritik bir toplantının, hem borçlu hem de alacaklılar açısından nasıl yönetilmesi gerektiği, sürecin başarıya ulaşmasındaki en büyük belirleyicidir.
Toplantının Hazırlığı ve İlanı
Konkordato komiseri, kesin mühletin bitimine yakın bir zamanda tüm alacaklıları bir araya getirmek üzere bir toplantı çağrısı yapar. Bu çağrı, İcra ve İflas Kanunu’nun öngördüğü şekilde ilan edilir ve alacaklılara tebliğ edilir. Toplantının yeri, saati ve gündemi önceden belirlenmiştir. Bu toplantıda borçlu, sunduğu projeyi son kez savunur; komiser ise projenin uygulanabilirliği hakkındaki nihai raporunu açıklar. Alacaklılar için bu toplantı, alacaklarını geri alıp alamayacaklarını, alacaklarındaki indirimi veya vadeyi bizzat oylayacakları en demokratik platformdur. Ancak toplantının sadece bir oylama olmadığını, aynı zamanda projenin tüm detaylarının tartışıldığı bir müzakere ortamı olduğunu da vurgulamak gerekir.
Oylama Sürecinin Matematiği
Konkordato projesinin kabulü, İcra ve İflas Kanunu’nda belirtilen “çifte çoğunluk” kuralına bağlıdır. Bu kural, sürecin en can alıcı noktasıdır. Konkordatonun kabul edilebilmesi için şu iki şartın aynı anda gerçekleşmesi gerekir:
-
Sayısal Çoğunluk: Toplantıya katılan alacaklıların yarısından bir fazlasının projeyi kabul etmesi gerekir.
-
Miktar Çoğunluğu: Kabul eden alacaklıların, alacak miktarının üçte ikisini (2/3) oluşturması şarttır.
Bu matematiksel denge, büyük alacaklılar ile küçük alacaklılar arasında bir denge kurmayı amaçlar. Eğer büyük bir banka veya tedarikçi projeyi reddederse, miktar çoğunluğu sağlanamayabilir; aynı şekilde, küçük alacaklıların çoğunluğu karşı çıkarsa, sayısal çoğunluk elde edilemez. MG Hukuk olarak, müvekkillerimiz olan borçlu şirketlere, toplantı öncesinde alacaklılarla ön görüşmeler yapmalarını ve projenin kabul şansını artırmak için ikna edici bir iletişim stratejisi geliştirmelerini öneriyoruz.
Toplantıda Tartışılan Detaylar
Oylama öncesinde alacaklılar, komiserin raporuna itiraz edebilir veya projedeki eksiklikleri dile getirebilirler. Örneğin bir alacaklı, borçluya tanınan vadenin çok uzun olduğunu veya indirim oranının yetersiz olduğunu iddia ederek projenin tadil edilmesini isteyebilir. Borçlu, bu taleplere karşı esnek bir duruş sergilemeli ve projenin nihai halini alacaklıların onayına sunmalıdır. Eğer alacaklıların büyük bir kısmı projeyi reddederse, konkordato komiseri mahkemeye projenin reddedildiğine dair rapor sunar ve bu durum, borçlunun iflasına doğrudan kapı aralar.
Alacaklılar İçin Stratejik Duruş
Alacaklılar açısından bu toplantı, sadece bir “evet/hayır” oylaması değildir. Bir alacaklı olarak projeyi reddetmek, her zaman en mantıklı seçenek olmayabilir. Çünkü iflas tasfiyesinde alacaklıların elde edeceği oran, genellikle konkordato projesindeki ödeme oranından çok daha düşüktür. Alacaklılar, konkordato komiserinin raporunu dikkatle incelemeli; işletmenin konkordato sonrası faaliyetlerini sürdürebilecek kapasitede olup olmadığını sorgulamalıdır. Eğer işletme konkordato sonrası ayakta kalabilecek bir yapıdaysa, alacağını zamanla tahsil etmek, iflasla hiçbir şey alamamaktan çok daha kıymetlidir.
Toplantı Sonrası Mahkeme Tasdiki
Oylamada çifte çoğunluk sağlansa bile süreç burada bitmez. Toplantıda kabul edilen proje, mahkemenin “tasdik” aşamasına geçer. Mahkeme, sadece çifte çoğunluğun sağlanıp sağlanmadığına değil, projenin yasaya uygun olup olmadığına, alacaklıların menfaatlerinin korunup korunmadığına ve işletmenin gelecekteki borçlarını ödeme kapasitesine bakar.
Konkordato Projesinin Uygulanması
Alacaklılar toplantısında sağlanan “çifte çoğunluk” başarısı, konkordato sürecinde çok önemli bir virajın dönüldüğünü gösterir. Ancak bu başarı, henüz hukuki anlamda nihai bir sonuç doğurmaz. Konkordato projesinin bir “yargı kararı” hükmünde olabilmesi ve işletme üzerindeki koruma kalkanının kalıcı hale gelebilmesi için, mahkemenin bu projeyi “tasdik etmesi” gerekir. Tasdik kararı, konkordatonun artık bir “kurtarma projesi” olmaktan çıkıp, tüm taraflar için bağlayıcı bir “hukuk senedi” haline geldiği noktadır.
Mahkeme Tasdik Aşaması ve Denetimi
Mahkeme, önündeki dosyayı incelerken sadece alacaklıların oylama sonuçlarına bakmaz. Mahkemenin görevi, projenin yasaya ve adalete uygunluğunu denetlemektir. Bu aşamada mahkeme; projenin alacaklılara iflas durumunda alabileceklerinden daha fazlasını vaat edip etmediğini, borçlunun projeyi gerçekleştirecek mali kapasiteye sahip olup olmadığını ve sürecin dürüstlük kuralı çerçevesinde yürütülüp yürütülmediğini titizlikle sorgular. Eğer projede yasal bir eksiklik veya alacaklıları zarara uğratacak bir durum tespit edilirse, mahkeme tasdik talebini reddedebilir.
Tasdik Sonrası Süreç: Hukuki Bağlayıcılık
Mahkemenin tasdik kararı ile birlikte, konkordato artık tüm alacaklıları bağlar. Projeyi oylamada reddetmiş olan veya toplantıya hiç katılmayan alacaklılar dahi, mahkemenin tasdik kararıyla birlikte projenin şartlarına uymak zorundadır. Borçlar bu aşamadan itibaren tasdik edilen projeye göre ödenir. Proje gereği vadesi uzatılan veya indirime (tenzilat) gidilen alacaklar için, artık eski borç ilişkisi değil, “konkordato sözleşmesi” geçerlidir. Tasdik kararıyla birlikte işletme üzerindeki hacizler kalkar, takip süreçleri durur ve işletme faaliyetlerine özgürce devam etme imkânı bulur.
Projenin Uygulanması ve Konkordato Kayyımı
Konkordato projesi tasdik edildikten sonra denetim süreci sona ermez. Kanun, işletmenin projeye uygun davranıp davranmadığını takip etmek üzere bir “konkordato kayyımı” atanmasını öngörür. Kayyım, projenin süresi boyunca işletmenin faaliyetlerini, ödeme takvimine uyumunu ve mali durumunu periyodik olarak denetler. İşletme, her ay veya her üç ayda bir, kayyıma rapor sunar ve borç ödeme takvimine göre yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlar. Bu, alacaklılar için de bir güvencedir; işletmenin bir kez daha mali krize sürüklenmesinin önüne geçilmek istenmektedir.
Projenin İhlali: “Konkordato Feshi” Riski
Projenin tasdik edilmiş olması, işletmenin her türlü mali riskten kurtulduğu anlamına gelmez. Eğer borçlu işletme, tasdik edilen ödeme planına sadık kalmaz, taksitleri zamanında ödemez veya proje gereklerine aykırı davranırsa, alacaklıların “konkordatonun feshini” talep etme hakkı doğar. Konkordatonun feshi, genellikle iflasın kapısını aralayan vahim bir durumdur. Çünkü mahkeme, işletmenin projesini uygulamakta başarısız olduğuna kanaat getirirse, tasdik kararını kaldırabilir ve iflasa hükmedebilir. Bu nedenle, işletmeler için asıl zorlu sürecin tasdikten sonra başladığını söylemek yanlış olmaz. Borçlu, projeye her daim sadık kalmalı ve mali disiplinden taviz vermemelidir.
Konkordato Hakkında Sıkça Sorulan Sorular ve Yargıtay Yaklaşımı
Konkordato süreci, hukuki ve finansal dinamikleri bir arada barındıran, hata payı düşük, hassas bir süreçtir.
1. Konkordato ilan eden şirketin borçları silinir mi? Hayır, konkordato borçların silinmesi değildir; borçların yeniden yapılandırılmasıdır. Proje kapsamında borçlarda belli bir oranda indirim (tenzilat) yapılabilir veya vade uzatılabilir. Ancak borç tamamen ortadan kalkmaz; sadece projedeki takvime uygun hale getirilir.
2. Konkordato ilan edildiğinde tüm icra takipleri durur mu? Kesin mühlet kararı ile birlikte, kural olarak rehine dayalı takipler hariç olmak üzere tüm icra takipleri durur. Bu, konkordatonun borçlu işletmeye sağladığı en büyük koruma kalkanıdır. Ancak bu koruma, işletmenin faaliyetini sürdürebilmesi içindir; kötü niyetli bir kaçış aracı olarak kullanılamaz.
3. Kimler konkordato başvurusunda bulunabilir? Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi bulunan her borçlu (şahıs işletmeleri ve şirketler) konkordato talep edebilir. Önemli olan borçlunun dürüst olması ve projesinin uygulanabilirliğidir.
4. Alacaklılar konkordato projesine neden “Evet” demeli? İflas durumunda alacaklılar, genellikle alacaklarının çok küçük bir kısmını, çok uzun süreli tasfiye süreçlerinden sonra tahsil edebilirler. Konkordato projesi ise, işletmeyi yaşatarak nakit akışını devam ettirmeyi hedefler. İşletmenin yaşaması, alacaklının alacağını daha yüksek oranda ve daha öngörülebilir bir vadede tahsil etme şansını artırır.
Yargıtay’ın Konkordato Sürecine Bakışı
Yargıtay, konkordato süreçlerinde “usul ekonomisi” ve “işletmenin devamlılığı” ilkelerini merkeze alır. İçtihatlarda öne çıkan temel yaklaşımlar şunlardır:
-
Projenin Uygulanabilirliği: Yargıtay, konkordato projelerinin “hayali” değil, işletmenin gerçek finansal verilerine dayalı olması gerektiğini vurgular. Özellikle projenin nakit akış tabloları ile uyumlu olmaması, Yargıtay tarafından “tasdik kararının bozulması” için yeterli bir sebep olarak görülmektedir.
-
Dürüstlük Kuralı: Yargıtay, konkordato talep eden borçlunun dürüstlüğünü, başvurunun reddi veya kabulü noktasında belirleyici bir kriter kabul eder. Borçlarını mal kaçırmak amacıyla konkordato yoluna başvuran şirketlerin talepleri, Yargıtay denetiminde her zaman reddedilmektedir.
-
Alacaklıların Haklarının Korunması: Yargıtay, alacaklılar toplantısında çifte çoğunluk şartının (sayı ve miktar) sağlanması noktasında çok katıdır. Usulsüz tebligatlarla veya toplantıya katılma hakkı olan alacaklıların dışlanmasıyla alınan oylamaların, tasdik kararını geçersiz kılacağı yerleşik içtihatlardandır.
6. Hukuk Dairesi 2025/836 E. , 2025/1467 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1580 E., 2025/92 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/737 E., 2024/1019 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 28.11.2019 tarihli sözleşme ile davalının müvekkiline metil ester ürünü teslim etmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin ürün teslimi karşılığında 526.320,00 Euro ön ödemede bulunduğunu, ancak davalının ürünün tamamını teslim etmediğini, teslim edilmeyen ürün bedelinin iadesi ve zararlarının tazmini için sözleşmede kararlaştırılan tahkim yoluna başvurduklarını, 16.04.2021 tarihli tahkim kararı ile zarar taleplerini kabul edildiğini, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 09.11.2022 tarih ve 2022/564 Esas, 2022/896 sayılı kararı ile tahkim kararının tenfizine karar verildiğini, bu süreçte Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 26.06.2021 tarihli ve 2018/1313 Esas, 2021/582 Karar sayılı kararı ile davalının konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, konkordato sürecinde olan davalının, konkordato projesine dahil olmaksızın müvekkilinin alacağını ödeme taahhüdünde bulunarak sulh teklifinde bulunduğunu, bunun üzerine 19.09.2023 tarihli sulh sözleşmesi yapıldığını, ancak bu sözleşme kapsamında da ödeme yapılmadığını, alacağını konkordato nisabına kaydettirmemiş alacaklıların da konkordato hükümleri ile bağlı olduğundan, konkordatonun kısmen feshini isteyebileceklerini, tenfiz edilmiş tahkim kararı ile alacağın ispatlandığını, bu nedenle kendisine ödeme yapılmayan müvekkili şirket yönünden konkordatonun kısmen feshine karar verilmesi gerektiğini, diğer taraftan davalının konkordato sürecinde müvekkiline ödeme vaadinde bulunmasının diğer alacaklılar bakımından kötü niyet göstergesi olduğunu, ayrıca müvekkiline davalı şirket yetkililerine ait taşınmazların satılarak ödeme yapılmasının teklif edildiğini, söz konusu taşınmazların konkordato projesinde beyan edilmediğini, davalının konkordato sürecinde beyan etmediği malvarlığı ile müvekkiline ödeme vaadinde bulunması nedeniyle kötüniyetle sakatlanmış konkordatonun tamamen feshi gerektiğini ileri sürerek konkordatonunkısmen feshine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde konkordatonun tamamen feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın terditli olarak açılamayacağını; konkordatosürecinde adi alacaklı olmayan davacının konkordatonun feshi talebinin husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, iddia edilen alacak konkordato talebinden sonra doğduğundan konkordota kapsamı dışında olduğunu, tenfiz kararını istinaf ettiklerinden hükmün kesinleşmediğini, kaldı ki tenfiz kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, sadece tenfiz kararının davacının alacaklı sıfatına haiz olduğunu göstermeyeceğini, davacının alacağının varlığı için dava açmadan konkordatonun feshini isteyemeyeceğini, 28.11.2019 tarihli sözleşmede müvekkilinin imzası olmadığını; müvekkilinin tasdik edilen proje kapsamında ödemelerini düzenli olarak yaptığını, açılan davanın proje kapsamında alacaklılara ödeme yapılmasını engelleyeceğini ve alacaklılar arasındaki eşitliği zedeleyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İİK’nın 308/e maddesi uyarınca, kendisine konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklının konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkındaki konkordatoyufeshettirebileceği, davacının alacağının mahkeme kararına dayandığı, konkordatoprojesinde yer almasa bile konkordatoya tabi alacaklardan olduğu, davalının bu alacak için de proje kapsamında ödeme yapması gerekirken yapmadığı, davacı yönünden konkordatonun kısmen feshi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı yönünden konkordatonun kısmen feshine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında karar verilmesine, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunmasının dava şartı olduğu, konkordatoya tabi olmayan davacı alacaklının konkordatonun feshini istemesinde hukuki yararı bulunmadığı, mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile konkordatonun kısmen feshine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın açılmasında hukuki yararlarının olduğunu, davalı taraf ile imzalanan sulh sözleşmesinin göz ardı edildiğini, davalı tarafın asılsız beyanlarla alacağın tahsilini geciktirdiğini, kötüniyetle ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde tasdik edilen konkordatonun fesih edilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, konkordatonun kısmen feshi, mümkün değilse tamamen feshi istemine ilişkindir.
Kural olarak konkordatonun kısmen feshi davasını, konkordato projesinde alacaklı olarak kaydedilen ve kendisine söz konusu proje kapsamında ödemeye yapılmayan alacaklı açabilir. Ancak konkordato mecburi ve bağlayıcı olduğundan, alacaklının alacağın konkordatoya tabi olması halinde, alacaklı konkordatonun feshi davası açabilecektir.
Konkordato hükümleri İİK’nın 308/c maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasına göre; konkordatonun, tasdik kararıyla bağlayıcı hale geleceği, ikinci fıkrasına göre ise, bağlayıcı hâle gelen konkordatonun, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olacağı hususları düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirket hakkında geçici mühlet kararı 27.12.2018 tarihinde, kesin mühlet kararı 30.05.2019 tarihinde, konkordato projesinin tasdiki kararı ise 20.06.2021 tarihinde verilmiştir. Taraflar arasında tenfiz kararına konu olan alacak ile ilgili sözleşme 28.11.2019 tarihinde imzalanmış olup, söz konusu sözleşme kapsamında olan alacak davacı lehine tahkim tarafından 16.04.2021 tarihinde ilama bağlanmıştır. Dolayısıyla söz konusu alacak konkordato geçici mühletinden sonra ve konkordatonun tasdiki kararından önce doğmuş bir alacaktır. Bu alacak mühlet içerisinde konkordato komiserinin izniyle akdedilen bir sözleşmeden doğması halinde konkordato açısından bağlayıcı ve mecburi bir alacak olmayıp, konkordatoya tabi olmayacaktır. Konkordato komiserinin izni olmaksızın akdedilen bir sözleşmeden doğması halinde yukarıda anılan İİK’nın 308/c maddesinin ikinci fıkrası gereğince konkordato projesi kapsamında bağlayıcı ve mecburi bir alacak olacaktır.
Kayyım raporuna göre, dava konusu alacağın konkordato ilan tarihinden sonra oluşan bir alacak olduğundan konkordato kapsamında olmadığı yönünde görüş verilmişse de, alacağın komiserin izni olmaksızın akdedilen bir sözleşmeden kaynaklandığı anlaşıldığından, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda mühlet içinde komiserin izni olmaksızın akdedilen sözleşmelerden kaynaklanan alacak konkordatoya tabi mecburi alacak olduğundan konkordatonun kendisi bakımından bağlayıcı olan alacaklının ödenmeyen alacağı ile ilgili konkordatonun feshi davası açmasında hukuki yararı bulunduğundan konkordatonunkısmen feshi şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.