Kentsel Dönüşümde Teminat ve Güvence Mekanizmaları
Kentsel dönüşümde maliklerin korunması için teminat mektubu, aşamalı tapu devri, ipotek, cezai şart, kira yardımı, teknik şartname, bina tamamlama sigortası, müteahhit temerrüdü ve sözleşmenin feshi hakkında kapsamlı hukuki rehber.
Kentsel Dönüşümde Teminat Neden Hayati Öneme Sahiptir?
Kentsel dönüşümde teminat ve güvence mekanizmaları, maliklerin riskli yapının yıkılmasından sonra yeni bağımsız bölümlerine güvenli, eksiksiz ve süresinde kavuşmasını sağlamak amacıyla oluşturulan hukuki, mali ve teknik koruma araçlarıdır. Kentsel dönüşüm sürecinde maliklerin en büyük riski, eski binanın yıkılmasıyla birlikte mülkiyet hakkının fiilen arsa payına dönüşmesi ve yeni yapının tamamlanmasının müteahhidin mali gücüne, teknik yeterliliğine ve sözleşmeye sadakatine bağlı hale gelmesidir.
Birçok malik, kentsel dönüşüm sözleşmesini imzalarken müteahhidin verdiği metrekare, kira yardımı veya teslim süresi vaadine odaklanır. Oysa asıl kritik mesele, müteahhit edimini yerine getirmezse maliklerin elinde hangi güvencelerin bulunacağıdır. Müteahhit inşaata başlamazsa, işi yarım bırakırsa, teslimi geciktirirse, kira yardımını ödemezse, teknik şartnameye aykırı imalat yaparsa veya mali krize girerse, teminatı olmayan maliklerin haklarını fiilen tahsil etmesi çok zorlaşabilir.
6306 sayılı Kanun’un amacı, afet riski altındaki alanlar ile riskli yapıların bulunduğu taşınmazlarda fen ve sanat normlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam çevreleri oluşturulmasını sağlamaktır. Bu amaç, yalnızca riskli binanın yıkılmasıyla gerçekleşmez; yeni yapının tamamlanması, maliklerin haklarının korunması ve projenin yarım kalmaması da aynı ölçüde önemlidir. Kanunun amacı da riskli alanlar ve riskli yapıların bulunduğu taşınmazlarda iyileştirme, tasfiye ve yenilemeye ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olarak ifade edilmektedir.
Bu nedenle kentsel dönüşümde teminat, sözleşmenin tali bir maddesi değil, projenin güvenli şekilde tamamlanmasını sağlayan ana koruma sistemidir. Sağlam teminat yoksa, en cazip müteahhit teklifi dahi malik açısından yüksek risk taşıyabilir.
Teminat ve Güvence Mekanizması Ne Demektir?
Kentsel dönüşümde teminat, müteahhidin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde maliklerin zararını karşılamaya veya projenin tamamlanmasını sağlamaya yarayan mali güvencedir. Güvence mekanizması ise yalnızca parasal teminatla sınırlı değildir; aşamalı tapu devri, teknik denetim, bağımsız bölüm satışının sınırlandırılması, cezai şart, kira yardımı, sözleşmenin feshi, ipotek, teminat mektubu, sigorta, yapı denetimi, iskân şartı ve ihtiyati tedbir gibi tüm koruyucu hukuki araçları kapsar.
Bu nedenle teminat konusu yalnızca “müteahhitten teminat mektubu alalım mı?” sorusuna indirgenmemelidir. Kentsel dönüşümde en güçlü koruma, birden fazla güvence aracının birlikte kullanılmasıyla sağlanır. Örneğin yalnızca banka teminat mektubu almak önemlidir; ancak tapu devri baştan ve koşulsuz yapılmışsa, müteahhit paylarını üçüncü kişilere devretmişse ve sözleşmede teslim gecikmesi yaptırımı yoksa teminat tek başına yeterli olmayabilir.
Sağlıklı bir kentsel dönüşüm sözleşmesinde şu temel güvence sistemi kurulmalıdır: müteahhitten mali teminat alınmalı, tapu devri aşamalı yapılmalı, müteahhit paylarının satışı inşaat ilerleme seviyesine bağlanmalı, kira yardımı ve gecikme cezası açık düzenlenmeli, teknik şartname ayrıntılı hazırlanmalı, teslim iskân şartına bağlanmalı, eksik ve ayıplı imalat için teminatın kullanılacağı yazılmalı ve müteahhit temerrüdü halinde fesih prosedürü netleştirilmelidir.
Yönetmelikte Öngörülen Müteahhit Teminatı
6306 sayılı Kanun uygulamasında teminat konusu yalnızca tarafların sözleşme serbestisine bırakılmış değildir. Uygulama Yönetmeliği’nde bazı hallerde müteahhidin idareye teminat vermesi öngörülmüştür. Yönetmeliğe göre riskli yapının veya yapıların bulunduğu parsellerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulama yapılıyorsa, yapım işini üstlenen yapı müteahhidinin yapı ruhsatı alınmadan önce yapı yaklaşık maliyet bedelinin %10’u kadar teminatı idareye vermesi mecburidir. Ancak tek parselde bir bodrum katı dışında en çok iki katlı ve toplam yapı inşaat alanı 500 metrekareyi geçmeyen yapılarda parsel maliki kendi yapısını inşa ediyorsa, inşaat tamamlanmadan üçüncü kişilere satış yapılmaması ve tapu kaydına bu konuda belirtme konulması şartıyla bu teminat yükümlülüğü aranmayabilir.
Yönetmelikte ayrıca teminat olarak 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda belirtilen değerlerin kabul edileceği, teminat mektuplarının süresinin işin bitiş tarihi dikkate alınarak Başkanlık veya idare tarafından belirleneceği, teminatların Başkanlıkta veya idarede muhasebe birimine verilmesinin ya da yatırılmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Proje veya yapım işi sözleşme ve şartname hükümlerine uygun tamamlanarak yapı kullanma izin belgesi alındıktan sonra teminat iade edilir; buna karşılık iş sözleşme ve şartname hükümlerine uygun tamamlanmazsa teminat paraya çevrilerek işi tamamlamayı üstlenecek kuruma veya kişilere aktarılabilir.
Bu düzenleme, kentsel dönüşümde teminatın yalnızca teorik bir güvence olmadığını, projenin tamamlanmaması halinde işin tamamlanması için kullanılabilecek mali kaynak niteliği taşıdığını göstermektedir. Bu nedenle maliklerin sözleşme yaparken yalnızca müteahhidin idareye verdiği teminatla yetinmemesi; ayrıca kendileri lehine özel sözleşmesel teminatlar da öngörmesi gerekir.
Bina Tamamlama Sigortası Bir Güvence midir?
Kentsel dönüşümde önemli güvence araçlarından biri de bina tamamlama sigortasıdır. Yönetmelikte, kapsamı, koşulları ve uygulama esasları Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenen bina tamamlama sigortasının yaptırılması halinde, ilgili teminat şartının aranmayacağı düzenlenmiştir.
Bina tamamlama sigortası, müteahhidin projeyi tamamlayamaması halinde sigorta sisteminin devreye girerek projenin tamamlanmasına veya hak sahiplerinin zararlarının karşılanmasına hizmet edebilecek önemli bir güvence türüdür. Ancak bu sigortanın varlığı tek başına yeterli görülmemelidir. Poliçenin kapsamı, istisnaları, teminat limiti, hangi hallerde ödeme yapılacağı, lehtarın kim olduğu, maliklerin doğrudan hak talep edip edemeyeceği ve sigortanın inşaatın hangi aşamalarını kapsadığı dikkatle incelenmelidir.
Uygulamada bazı belgeler “sigorta” adı taşısa da maliklere doğrudan ve etkili bir koruma sağlamayabilir. Bu nedenle bina tamamlama sigortası varsa, poliçe metni kentsel dönüşüm sözleşmesine eklenmeli, sigorta teminatının işin tamamlanmasına gerçekten hizmet edip etmediği kontrol edilmeli ve sigorta süresinin yapı kullanma izin belgesi alınmasına kadar devam etmesi sağlanmalıdır.
Banka Teminat Mektubu
Kentsel dönüşüm sözleşmelerinde malik lehine alınabilecek en güçlü özel hukuk teminatlarından biri banka teminat mektubudur. Banka teminat mektubu, müteahhidin edimlerini yerine getirmemesi halinde belirli şartlarla bankadan ödeme talep edilebilmesini sağlar. Ancak her teminat mektubu aynı güçte değildir.
Malikler açısından en güvenli teminat mektubu; kesin, süresi yeterli, işin tamamlanmasına kadar geçerli, mümkünse ilk talepte ödeme kaydı içeren ve hangi hallerde paraya çevrileceği açıkça belirlenmiş teminat mektubudur. Teminat mektubunun tutarı, projenin büyüklüğü, inşaat maliyeti, maliklerin uğrayabileceği zarar ve müteahhidin üstlendiği edimler dikkate alınarak belirlenmelidir.
Teminat mektubunda dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır: Teminat hangi bankadan alınmıştır? Banka güvenilir midir? Teminat süresi teslim ve iskân tarihini kapsıyor mu? Teminat sadece işe başlama için mi, yoksa teslim, ayıplı imalat, kira yardımı ve gecikme borçlarını da kapsıyor mu? Teminatın paraya çevrilmesi için mahkeme kararı mı gerekir, yoksa maliklerin yazılı talebi yeterli midir? Teminat kimin adına düzenlenmiştir? Apartman yönetimi, tüm malikler veya temsilci adına mı alınmıştır?
Teminat mektubu, kentsel dönüşüm sözleşmesinin eki haline getirilmeli ve sözleşmede hangi hallerde nakde çevrileceği açıkça yazılmalıdır. Müteahhit inşaata başlamazsa, ruhsat alamazsa, işi yarım bırakırsa, teslim süresini aşarsa, kira yardımını ödemezse, teknik şartnameye aykırı imalat yaparsa veya iskân almazsa teminatın kullanılabileceği belirtilmelidir.
Aşamalı Tapu Devri En Güçlü Güvencedir
Kentsel dönüşümde en etkili güvence mekanizmalarından biri aşamalı tapu devridir. Maliklerin en büyük hatalarından biri, müteahhide arsa paylarını veya bağımsız bölümleri işin başında devretmesidir. Müteahhit tapu devrini aldıktan sonra inşaata başlamaz, işi durdurur veya payları üçüncü kişilere satarsa, maliklerin haklarını geri alması çok zorlaşabilir.
Aşamalı tapu devri, müteahhidin tapu hakkını ancak inşaat ilerledikçe kazanmasıdır. Örneğin yapı ruhsatı alındığında sınırlı bir oran, temel tamamlandığında belirli bir oran, kaba inşaat bittiğinde belirli bir oran, ince işler tamamlandığında belirli bir oran ve yapı kullanma izin belgesi alındığında son oran devredilebilir. Böylece müteahhit, edimini yerine getirdikçe tapu hakkı kazanır.
Bu sistem, maliklerin en önemli pazarlık gücünü korur. Müteahhit işi yapmadan arsa payını alamaz. Müteahhit finansman ihtiyacını ileri sürse bile, maliklerin tüm tapu güvencesini baştan teslim etmesi doğru değildir. Sözleşmede devredilecek payların hangi inşaat seviyesine bağlandığı, inşaat seviyesini kimin tespit edeceği, yapı denetim kayıtlarının esas alınıp alınmayacağı ve idarenin yazısının gerekip gerekmediği açıkça yazılmalıdır.
Nitekim Yönetmelik, müteahhit payına düşen bağımsız birimlerin satışının inşaatın ilerleme seviyesine göre ve idarenin iznine istinaden yapılabileceğini; idarenin inşaat tamamlanma oranını yerinde tespit veya yapı denetimi sistemi üzerinden belirleyeceğini ve bu oranın %10 altındaki oranda müteahhit payına düşen bağımsız birimlerin satışına izin verilebileceğini düzenlemektedir. İdare yazısı olmadan müteahhide ait bağımsız birimlerin satışı yapılamaz; inşaat tamamlandığına dair yazı alınması veya yapı kullanma izin belgesi sunulması halinde müteahhit payının tamamının satışı yapılabilir.
Bu düzenleme, aşamalı satış ve aşamalı tapu devri mantığının kentsel dönüşüm güvenliği bakımından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
İpotek ve Rehin Güvencesi
Kentsel dönüşüm sözleşmelerinde müteahhitten ipotek alınması da bir güvence yöntemi olabilir. Müteahhitin kendisine ait başka taşınmazları veya projedeki payları üzerinde malik lehine ipotek tesis edilmesi, müteahhidin borçlarını yerine getirmemesi halinde maliklere icra yoluyla tahsil imkânı sağlayabilir.
Ancak ipotek, banka teminat mektubu kadar hızlı ve pratik bir güvence değildir. İpoteğin paraya çevrilmesi için icra süreci gerekir. Taşınmazın üzerinde önceki ipotekler, hacizler veya değer düşüklüğü varsa maliklerin fiili tahsil imkânı sınırlı kalabilir. Bu nedenle ipotek alınacaksa ipotek konusu taşınmazın gerçek değeri, takyidat durumu ve paraya çevrilebilirliği araştırılmalıdır.
Ayrıca müteahhidin kendi payları üzerinde malik lehine ipotek kurulacaksa, bu ipoteğin hangi alacakları güvence altına aldığı açıkça yazılmalıdır. Kira yardımı, gecikme cezası, eksik iş bedeli, ayıplı imalat, tapu iadesi ve tazminat alacakları ipotek kapsamına dahil edilecek mi? Bu sorular sözleşmede cevaplanmalıdır.
Cezai Şart ve Gecikme Tazminatı
Kentsel dönüşümde önemli güvence mekanizmalarından biri de cezai şarttır. Cezai şart, müteahhidin belirli bir yükümlülüğü ihlal etmesi halinde önceden kararlaştırılmış bedeli ödemesini sağlar. En yaygın cezai şart türü, teslim süresinin gecikmesi halinde her bağımsız bölüm için aylık belirli bedel ödenmesidir.
Cezai şartın malik lehine güçlü olabilmesi için somut ve hesaplanabilir olması gerekir. “Gecikme halinde zararlar ödenir” şeklindeki genel ifade yeterli değildir. Sözleşmede “teslim süresinin aşılması halinde her malik için aylık … TL cezai şart ödenir” veya “her bağımsız bölüm için aylık … TL gecikme cezası uygulanır” şeklinde açık hüküm bulunmalıdır.
Cezai şart kira yardımından ayrı düzenlenmelidir. Müteahhit inşaat süresince kira yardımı ödüyor olabilir; ancak teslim süresi aşıldığında ayrıca gecikme cezası ödemesi gerekir. Aksi halde müteahhit “kira yardımı ödediğim için gecikme cezası ödemem” savunması yapabilir.
Cezai şart, müteahhidin temerrüdünü ekonomik olarak caydırır. Müteahhit her gecikme ayında ödeme yüküyle karşılaşacağını bilirse projeyi daha disiplinli yürütür. Ancak cezai şartın fahiş olup olmadığı, somut olayın özelliklerine göre mahkemede tartışma konusu yapılabilir. Bu nedenle bedel belirlenirken projenin değeri, emsal kira bedelleri, maliklerin zararı ve müteahhidin edimlerinin büyüklüğü dikkate alınmalıdır.
Kira Yardımı Bir Güvence Mekanizmasıdır
Kentsel dönüşümde kira yardımı, maliklerin riskli yapı yıkıldıktan sonra yeni bağımsız bölümler teslim edilene kadar barınma veya işyeri ihtiyacını karşılamak için önemli bir güvence sağlar. Müteahhit tarafından ödenecek kira yardımı, idari kira yardımından ayrı bir sözleşmesel yükümlülüktür.
Sözleşmede kira yardımının başlangıç tarihi, miktarı, ödeme günü, süresi, artış oranı, gecikme halinde uygulanacak faiz veya ceza ve teslim gecikirse devam edip etmeyeceği açıkça yazılmalıdır. Kira yardımı yalnızca belirli kısa bir süreyle sınırlanırsa ve inşaat gecikirse malik ciddi mağduriyet yaşayabilir.
En güvenli düzenleme, kira yardımının tahliye veya yıkım tarihinden itibaren başlaması ve bağımsız bölümün fiilen, eksiksiz, teknik şartnameye uygun ve mümkünse iskânlı şekilde teslimine kadar devam etmesidir. Müteahhit teslimi geciktirirse kira yardımı kesilmemeli; aksine gecikme cezasıyla birlikte devam etmelidir.
Teknik Şartname ve Kalite Güvencesi
Kentsel dönüşümde teminat yalnızca para veya tapu güvencesinden ibaret değildir. Teknik şartname de başlı başına bir güvence mekanizmasıdır. Müteahhit hangi malzemeyi kullanacak, beton sınıfı ne olacak, demir standardı ne olacak, yalıtım nasıl yapılacak, asansör, doğrama, cam, kapı, mutfak, banyo, elektrik, mekanik ve yangın sistemleri hangi standartta olacak? Bu sorular teknik şartnamede net cevaplanmalıdır.
Teknik şartname ayrıntılı değilse, müteahhit düşük maliyetli malzemeler kullanarak sözleşmeye uygun davrandığını savunabilir. “Birinci sınıf malzeme” veya “lüks inşaat” gibi genel ifadeler yeterli değildir. Marka, model, teknik standart, muadil ürün şartı ve değişiklik onayı açıkça yazılmalıdır.
Teknik şartnameye aykırılık halinde teminatın paraya çevrileceği, ayıplı imalatın müteahhit tarafından ücretsiz giderileceği, giderilmezse maliklerin üçüncü kişiye yaptırıp bedelini müteahhitten tahsil edeceği sözleşmede düzenlenmelidir. Böylece teknik şartname sadece kalite listesi değil, uygulanabilir bir hukuki güvence haline gelir.
Yapı Kullanma İzin Belgesine Bağlı Teslim
Kentsel dönüşümde en önemli güvence mekanizmalarından biri teslimin yapı kullanma izin belgesine bağlanmasıdır. Müteahhit bağımsız bölümlerin anahtarını teslim etmiş olabilir; ancak iskân alınmamışsa maliklerin elektrik, su, doğalgaz, kat mülkiyeti, kredi, satış ve resmi kullanım süreçlerinde sorun yaşaması mümkündür.
Bu nedenle sözleşmede teslimin yalnızca anahtar teslimiyle gerçekleşmeyeceği; bağımsız bölümlerin sözleşmeye, projeye, ruhsata ve teknik şartnameye uygun şekilde tamamlanması ve yapı kullanma izin belgesinin alınmasıyla teslimin tamamlanmış sayılacağı düzenlenmelidir.
Yönetmelikte de teminatın iadesi, projenin veya yapım işinin sözleşme ve şartname hükümlerine uygun biçimde tamamlanarak yapı kullanma izin belgesinin alınması şartına bağlanmıştır. Bu düzenleme, iskânın kentsel dönüşümde güvence sisteminin merkezinde bulunduğunu göstermektedir.
Müteahhit Paylarının Satışının Sınırlandırılması
Müteahhidin kendi payına düşen bağımsız bölümleri veya arsa paylarını erken satması, maliklerin en büyük risklerinden biridir. Müteahhit paylarını üçüncü kişilere sattıktan sonra işi yarım bırakırsa, maliklerin karşısında artık yalnızca müteahhit değil, üçüncü kişi alıcılar da bulunur. Bu durum fesih, tapu iadesi ve tazminat süreçlerini çok daha karmaşık hale getirir.
Bu nedenle sözleşmede müteahhidin satış yetkisi açıkça sınırlandırılmalıdır. Müteahhit kendi payına düşen bağımsız bölümleri ancak inşaat belirli seviyeye geldiğinde ve idari izin alındığında satabilmelidir. Yönetmelikte de müteahhit payına düşen bağımsız birimlerin satışının inşaatın ilerleme seviyesine göre ve idarenin iznine bağlı olduğu, idare yazısı olmadan satış yapılamayacağı düzenlenmiştir.
Bu hüküm malik lehine önemli bir güvence oluşturur. Sözleşmede ayrıca müteahhidin üçüncü kişilere satış yapması halinde alıcıların sözleşme hükümlerini kabul etmiş sayılacağı, müteahhidin borçlarından kurtulmayacağı ve maliklerin haklarının saklı olduğu belirtilmelidir.
Müteahhidin Temerrüdü Halinde Fesih Güvencesi
Kentsel dönüşümde teminat sisteminin en önemli parçası, müteahhit temerrüde düştüğünde sözleşmenin nasıl feshedileceğinin açıkça belirlenmesidir. Müteahhit bir yıl içinde işe başlamazsa, inşaatı belirli seviyede durdurursa, altı ay boyunca projenin bitirilmesini sağlayacak ekip ve ekipmanla çalışmazsa, kira yardımını ödemezse veya teslimi sürekli geciktirirse maliklerin sözleşmeden çıkış yolu bulunmalıdır.
Yönetmelikte, hak sahipleri ile müteahhit arasında imzalanmış inşaat yapım sözleşmelerinin feshi için belirli şartlar düzenlenmiştir. Buna göre bütün maliklerle anlaşma sağlanmasından veya hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile karar alınmasından sonra müteahhitten kaynaklanan sebeplerle bir yıl içinde yeni yapının yapım işine başlanılmamış olması ya da yapım işinin belirli seviyede durdurulmuş ve en az altı aydır projenin bitirilmesini gerektirecek seviyede ekip ve ekipmanla faaliyete devam edilmiyor olması fesih bakımından önemli koşullardır. Bu hallerin idare kayıtları, yapı denetimi sistemi, fotoğraflar, uydu görüntüleri ve benzeri belgelerle ortaya konulması gerektiği düzenlenmiştir.
Bu nedenle sözleşmede fesih maddesi genel ifadelerle bırakılmamalıdır. Hangi hallerde temerrüt oluşacağı, ihtar süresi, fesih kararı için çoğunluk, teminatın paraya çevrilmesi, tapu iadesi, yapılan imalatın tasfiyesi, üçüncü kişilere satışların akıbeti ve yeni müteahhit ile devam yöntemi ayrıntılı düzenlenmelidir.
Karara Katılmayan Malikler Bakımından Güvence
Kentsel dönüşümde güvence mekanizmaları sadece çoğunluk maliklerini değil, karara katılmayan maliklerin haklarını da ilgilendirir. Salt çoğunlukla karar alınmışsa ve bazı maliklerin bu karara katılmaması söz konusuysa, alınan karar ve anlaşma şartlarını içeren teklifin karara katılmayan maliklere usulüne uygun bildirilmesi gerekir.
Yönetmeliğe göre riskli yapıların bulunduğu parsellerde, riskli alanlarda ve rezerv yapı alanlarında yeniden bina yaptırılması, payların satışı, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı gibi işlemlere hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile karar verilebilir. Alınan karar ve anlaşma şartlarını içeren teklif veya teklifin incelenebileceği yer, karara katılmayanlara elektronik tebligat, noter bildirimi veya muhtarlıkta 15 gün ilan yoluyla bildirilebilir; bildirimden itibaren 15 gün içinde teklifin incelenmemesi veya kabul edilmemesi halinde arsa paylarının rayiç değerden az olmamak üzere satışa konu olabileceği bildirilir.
Bu süreç, muhalif malikin mülkiyet hakkı bakımından bir güvence niteliğindedir. Çoğunluk maliklerin müteahhit ile sözleşme yapması tek başına yeterli değildir; karara katılmayan malike hangi şartlara katılması istendiği açıkça gösterilmelidir. Aksi halde pay satışı ve sözleşme süreci dava konusu olabilir.
Arsa Payı Satışı ve Rayiç Değer Güvencesi
Karara katılmayan maliklerin arsa paylarının satışı gündeme geldiğinde, rayiç değer tespiti önemli bir güvence sağlar. Yönetmeliğe göre satış başvurusunda salt çoğunlukla anlaşmaya dair belgeler, teklifin karara katılmayan maliklere bildirildiğini ve kabul için 15 gün süre verildiğini gösteren belgeler ile SPK tarafından yetkilendirilen gayrimenkul değerleme kuruluşlarınca tespit edilen değere ilişkin belgeler sunulmalıdır. Satış işleminin yapılabilmesi için yapıların yıkılmış olması şart değildir.
Satış sürecinde tapu kütüğünün beyanlar hanesine, payın 6306 sayılı Kanun’a göre satış işlemine tabi olduğu ve satışa veya taşınmaz devrini gerektiren benzeri işleme tabi tutulamayacağı yönünde belirtme yapılması istenir. Ayrıca rayiç değer, Bedel Tespiti Komisyonunca, SPK yetkili değerleme kuruluşlarının tespitleri de gözetilerek belirlenir.
Bu düzenlemeler, karara katılmayan malikin payının keyfi bedelle satılmasını önlemeye yöneliktir. Ancak uygulamada değerleme raporları dikkatle incelenmelidir. Taşınmazın konumu, imar hakkı, yeni projedeki bağımsız bölüm karşılığı, emsal satışlar, ticari değer ve arsa payı oranı doğru değerlendirilmemişse, rayiç değere itiraz edilmelidir.
Takyidatlar, İpotekler ve Satış Bedeli Güvencesi
Kentsel dönüşümde teminat ve güvence mekanizmaları bakımından tapu takyidatları da büyük önem taşır. Taşınmaz üzerinde ipotek, haciz, ihtiyati haciz, intifa hakkı veya başka sınırlı ayni haklar bulunabilir. Bu hakların varlığı, dönüşüm sürecini ve arsa payı satışını doğrudan etkiler.
Yönetmeliğe göre satışı yapılacak pay üzerinde ipotek, ihtiyati haciz, haciz ve intifa hakkı gibi hakların bulunması satış işlemine engel teşkil etmez; bu haklar satış sonrasında satış bedeli üzerinde devam eder. Satış bedelinin yatırıldığı banka hesabına malike ödeme yapılmaması için bloke koydurulur ve durum ilgili hak sahiplerine, icra müdürlüğüne veya mahkemeye bildirilir.
Bu düzenleme, hem malikin hem alacaklıların korunmasını sağlar. Ancak malik açısından şu risk vardır: Pay satılsa bile satış bedeli üzerinde ipotek veya haciz devam edeceği için malik bedeli serbestçe alamayabilir. Bu nedenle kentsel dönüşüm sözleşmesi yapılmadan önce tapu takyidatları mutlaka incelenmelidir.
Sözleşmeye Konulması Gereken Teminat Maddeleri
Sağlam bir kentsel dönüşüm sözleşmesinde teminat maddeleri açık ve uygulanabilir olmalıdır. Sözleşmeye şu hükümler eklenmelidir:
Müteahhit, yapı ruhsatı alınmadan önce mevzuatta öngörülen idari teminatı verecektir.
Müteahhit ayrıca malik lehine banka teminat mektubu sunacaktır.
Teminat mektubu, teslim ve yapı kullanma izin belgesi alınana kadar geçerli olacaktır.
Müteahhit işe başlamazsa, işi durdurursa, teslimi geciktirirse, kira yardımını ödemezse, teknik şartnameye aykırı imalat yaparsa veya iskân almazsa teminat paraya çevrilebilecektir.
Tapu devri inşaat ilerleme seviyesine göre aşamalı yapılacaktır.
Müteahhit paylarının üçüncü kişilere satışı, idare izni ve inşaat ilerleme oranına bağlı olacaktır.
Teslim süresi açık belirlenecek; gecikme halinde kira yardımına ek olarak cezai şart uygulanacaktır.
Teknik şartname sözleşmenin ayrılmaz eki olacak ve aykırılık halinde giderim bedeli teminattan karşılanabilecektir.
Yapı kullanma izin belgesi alınmadan teminat iade edilmeyecektir.
Müteahhit temerrüdü halinde fesih, tapu iadesi, tazminat ve yeni müteahhit ile devam prosedürü açıkça düzenlenecektir.
Maliklerin En Sık Yaptığı Hatalar
Kentsel dönüşümde maliklerin en sık yaptığı hata, müteahhidin sözlü vaatlerine güvenerek yeterli teminat almadan sözleşme imzalamasıdır. “Güvenilir firma”, “mahallede tanınıyor”, “çok proje yaptı” veya “yüksek metrekare veriyor” gibi gerekçeler teminatın yerine geçmez.
İkinci hata, tapu devrinin baştan yapılmasıdır. Müteahhit inşaata başlamadan veya yeterli seviyeye ulaşmadan arsa payı devri almakta, sonrasında işi yarım bırakabilmektedir. Bu nedenle aşamalı tapu devri vazgeçilmez bir güvencedir.
Üçüncü hata, teminat mektubunun süresinin kısa tutulmasıdır. Teminat süresi teslimden önce sona ererse maliklerin güvencesi ortadan kalkar. Teminat, en az yapı kullanma izin belgesi alınana kadar devam etmelidir.
Dördüncü hata, teknik şartnameyi zayıf hazırlamaktır. Kalite güvencesi olmayan projelerde malik yeni binasını teslim aldığında ayıplı ve eksik imalatla karşılaşabilir.
Beşinci hata, müteahhit paylarının erken satışına izin vermektir. Müteahhit payları üçüncü kişilere satıldığında fesih ve tapu iadesi süreci karmaşık hale gelir.
Altıncı hata, temerrüt ve fesih hükümlerinin belirsiz bırakılmasıdır. Müteahhit işi yarım bıraktığında maliklerin hangi yola başvuracağı sözleşmede açık olmalıdır.
Sonuç
Kentsel dönüşümde teminat ve güvence mekanizmaları, maliklerin eski riskli yapılarını kaybettikten sonra yeni bağımsız bölümlerine gerçekten kavuşabilmelerinin en önemli hukuki dayanağıdır. Teminat yoksa, müteahhidin verdiği yüksek metrekare, kısa teslim süresi veya kira yardımı vaatleri malik açısından yeterli güvence oluşturmaz.
En etkili koruma, tek bir teminata değil, çok katmanlı güvence sistemine dayanır. Müteahhitten idari teminat ve banka teminat mektubu alınmalı, bina tamamlama sigortası imkânı değerlendirilmeli, tapu devri aşamalı yapılmalı, müteahhit paylarının satışı inşaat ilerleme seviyesine ve idare iznine bağlanmalı, kira yardımı ve gecikme cezası açık düzenlenmeli, teknik şartname ayrıntılı hazırlanmalı, yapı kullanma izin belgesi teslim şartı yapılmalı ve fesih prosedürü güçlü şekilde kurulmalıdır.
6306 sayılı Kanun Uygulama Yönetmeliği’nde teminatın yapı yaklaşık maliyet bedeli üzerinden belirlenmesi, yapı kullanma izin belgesi alındıktan sonra iade edilmesi, iş sözleşme ve şartnameye uygun tamamlanmazsa paraya çevrilerek projeyi tamamlayacak kişi veya kuruma aktarılması gibi hükümler, kentsel dönüşümde teminatın projenin tamamlanmasına hizmet eden asli bir güvence olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak kentsel dönüşüm sözleşmesi imzalanırken en önemli soru “müteahhit ne vaat ediyor?” değil, “müteahhit vaatlerini yerine getirmezse malik nasıl korunacak?” sorusudur. Bu soruya güçlü, yazılı, uygulanabilir ve tapu sistemiyle uyumlu cevap verilemiyorsa, sözleşme malik açısından eksik ve risklidir. Doğru teminat sistemi kurulmuş bir kentsel dönüşüm projesi maliklerin haklarını korur; teminatsız veya zayıf teminatlı bir proje ise riskli yapının yıkılmasından sonra yıllarca sürecek tapu, tazminat, fesih ve inşaat tamamlama davalarına dönüşebilir.