Hukuk Makaleleri

Hazırlık Sınıfından Birinci Sınıfa Geçişte Yaşanan Ücret Sıçramalarına Karşı Başvurulabilecek Hukuki Yollar

”Hazırlık Sınıfından Birinci Sınıfa Geçişte Yaşanan Ücret Sıçramalarına Karşı Başvurulabilecek Hukuki Yollar”

Giriş

Vakıf yükseköğretim kurumları, Anayasa’nın 130. maddesi ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümleri uyarınca, kazanç amacına yönelik olmamak üzere Devletin gözetim ve denetimi altında kurulan ve kamu hizmeti ifa eden tüzel kişiliklerdir. Bu kurumların sunduğu hizmetin kamu hizmeti niteliğinde olması, yürütülen faaliyetlerin her aşamasında kamusal yararın, sosyal devlet ilkesinin ve Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğretim hakkının korunmasını zorunlu kılar. Vakıf üniversiteleri mali ve idari bakımdan özerkliğe sahip olmakla birlikte, bu özerklik hiçbir zaman kurumlara öğrencileri ve velileri serbest piyasa koşullarının kuralsızlığına ve insafına terk etme yetkisi vermez.

Son dönemde vakıf üniversitelerinin finansal politikalarında sıkça karşılaşılan ve hukuki ihtilaflara yol açan en kritik alanlardan biri, yabancı dil hazırlık sınıfını tamamlayıp lisans veya önlisans programının birinci sınıfına geçen öğrencilere uygulanan fahiş ücret sıçramalarıdır. Birçok vakıf üniversitesi, hazırlık sınıfı eğitimini tamamlayan öğrenciyi lisans birinci sınıfa geçerken “yeniden kayıt yaptıran aday öğrenci” statüsünde değerlendirmekte ve ücret artışlarında ara sınıflar için uygulanan yasal tavan zam oranlarını bertaraf etmektedir. Üniversitelerin “hazırlık ile lisans farklı programlardır” veya “lisans eğitimine ilk kez başlıyorsunuz” şeklindeki gerekçelerle hazırlık sonrası birinci sınıfa uyguladıkları bu %100’ü, hatta kimi zaman %200’ü aşan fahiş fiyat artışları, hem velileri aşırı bir mali yük altına sokmakta hem de öğrencilerin öğrenimlerini yarıda bırakma riskiyle karşılaşmalarına neden olmaktadır.

Bu çalışma; hazırlık sınıfından ana sınıfa (1. sınıfa) geçişte karşılaşılan bu ücret sıçramalarının hukuki dayanağını, vakıf üniversitelerinin bu uygulamalarının Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Türk Borçlar Kanunu ve YÖK mevzuatı karşısındaki geçerliliğini, Yargıtay’ın konuya ilişkin yaklaşımını ve mağduriyet yaşayan öğrencilerin izleyebilecekleri hukuki hak arama yollarını kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır.

I. Hukuki Niteliği Bakımından Eğitim Sözleşmesi ve Hazırlık Sınıfının Statüsü

Vakıf üniversitelerinde eğitim gören bir öğrenci ile kurum arasında kurulan hukuki ilişki, borçlar hukuku anlamında bir hizmet sözleşmesidir. Ancak bu sözleşme, tarafların tamamen eşit koşullarda pazarlık yaptığı tipik bir özel hukuk sözleşmesi olmayıp, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesi anlamında bir tüketici işlemidir. Bu hukuki nitelemede; yükseköğretim hizmeti sunan üniversite “sağlayıcı”, eğitimi kişisel ve mesleki gelişimi için satın alan öğrenci veya onun adına ödemeyi üstlenen veli ise “tüketici” konumundadır.

Üniversitelerin hazırlık sınıfından 1. sınıfa geçişte “bu yeni bir kayıttır, dolayısıyla serbestçe ücret belirleriz” iddiasını incelemek için öncelikle hazırlık sınıfının hukuki ve idari statüsünü doğru oturtmak gerekir:

  1. Bütüncül Sözleşme İlişkisi: Öğrenci, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) merkezi yerleştirme sistemi veya uluslararası öğrenci kabulü ile bir vakıf üniversitesinin belirli bir fakültesine, bölümüne veya programına (örneğin Hukuk Fakültesi, Tıp Fakültesi veya Mühendislik Bölümü) yerleştirilir. Öğrencinin kaydı “sadece hazırlık sınıfına” değil, doğrudan kazandığı lisans programına yapılır. Hazırlık sınıfı, bu lisans programının zorunlu bir ön şartı veya müfredatın ilk evresidir. Dolayısıyla ilk kayıt anında taraflar arasında kurulan sözleşme, hazırlık dâhil tüm lisans öğrenim süresini kapsayan bütüncül bir hukuki ilişkidir.

  2. 2547 Sayılı Kanun ve Yönetmelik Hükümleri: Yükseköğretim Kanunu ve Yükseköğretim Kurumlarında Yabancı Dil Öğretimi ve Yabancı Dille Öğretim Yapılmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik uyarınca, yabancı dil hazırlık eğitimi, öğrencinin yerleştirildiği diploma programının ayrılmaz bir parçasıdır. Öğrenci hazırlık sınıfında ayrı bir diploma veya bağımsız bir unvan elde etmez; yalnızca kazandığı lisans programındaki dersleri takip edebilmek için gerekli dil yeterliliğini kanıtlar.

  3. Tek Bir Hukuki İrade: Öğrencinin tercih yaparken ve üniversiteye ilk kaydını oluştururken ortaya koyduğu hukuki irade, 4 yıllık veya 6 yıllık öğrenim hayatının tamamını kapsamaktadır. Üniversitenin hazırlık sınıfı bittiğinde öğrenciyi “yeni bir müşteri/öğrenci” gibi değerlendirip yeniden ilk kayıt ücreti dayatması, hukuki mantıktan ve dürüstlük kuralından yoksundur.

II. Vakıf Üniversitelerinin “Yeni Kayıt” Savunması ve YÖK Tavan Zam Kararlarının Delinmesi

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), vakıf üniversitelerindeki ücret belirleme süreçlerinde iki ayrı rejim kabul etmektedir:

  • İlk Kez Kayıt Yaptıranlar: Üniversiteye YKS ile yeni yerleşen 1. sınıf veya hazırlık sınıfı adayları için serbest piyasa ve sözleşme serbestisi kuralları gereği üniversiteler taban/tavan ücreti ilan etmekte serbesttir. Öğrenci bu ücreti bilerek tercihte bulunur.

  • Ara Sınıf Öğrencileri (Eğitimi Devam Edenler): Eğitimine devam eden ara sınıf öğrencileri için YÖK, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan yıllık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ortalamalarını esas alarak tavan bir zam oranı belirlemektedir. Üniversiteler bu tavan zam oranının üzerinde artış yapamazlar.

İşte uyuşmazlığın temel noktası tam da burada ortaya çıkmaktadır. Bazı vakıf üniversiteleri, YÖK’ün ara sınıflar için getirdiği koruyucu tavan zam sınırını aşabilmek amacıyla hukuki hile yoluna başvurmaktadır. Üniversiteler, hazırlık sınıfını bitirip 1. sınıfa geçen öğrenciye “Siz hazırlıkta idiniz, şimdi lisans programınıza ilk kez kayıt oluyorsunuz, bu yüzden ara sınıf zam oranına değil, o yıl YKS ile yeni gelecek 1. sınıf öğrencilerinin ücretine tabisiniz” demektedir.

Bu uygulama tamamen hukuka aykırıdır. Çünkü:

  • Öğrencinin Bağımlılık Durumu: İlk kez üniversite tercihi yapacak bir adayın başka kurumları seçme özgürlüğü varken; 1 yıl boyunca hazırlık okumuş, emek vermiş, zaman ve para harcamış bir öğrencinin fahiş zam nedeniyle üniversiteyi değiştirme imkânı (yatay geçiş şartları, puan uyumu ve kontenjanlar sebebiyle) son derece kısıtlıdır. Öğrenci fiilen ve hukuken kuruma bağımlı hale gelmiştir.

  • Tüketicinin Korunması Amacı: Tüketici hukukunun temel varlık sebebi, sözleşmenin zayıf tarafı olan ve kuruma bağımlı hale gelen tüketiciyi (öğrenciyi/veliyi) bu tür dayatmalardan korumaktır. Hazırlık sonrası yapılan fahiş zam, öğrencinin bu bağımlı durumunun kötüye kullanılması anlamına gelir.

III. Türk Borçlar Kanunu ve Tüketici Hukuku Açısından Hukuki Değerlendirme

Hazırlık sınıfından 1. sınıfa geçişte uygulanan fahiş ücret sıçramaları, Türk borçlar hukuku ve tüketici hukuku ilkeleri çerçevesinde birden fazla emredici kuralı ihlal etmektedir.

1. Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2)

Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”

Vakıf üniversitesinin, adayı kuruma çekmek için hazırlık sınıfı ücretini makul tutup, öğrenci hazırlığı geçtikten sonra ve başka bir yere gitmesinin zorlaştığı bir anda 1. sınıf ücretine fahiş sıçrama yapması, dürüstlük kuralına ve dürüst tacir/sağlayıcı ilkelerine açıkça aykırıdır. Bu durum, hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir ve yargı makamlarınca korunmaz.

2. Haksız Şart Yasağı (6502 Sayılı Kanun m. 5)

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesi uyarınca; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartları haksız şarttır ve kesin olarak hükümsüzdür (kesin hükümsüzlük).

Üniversitelerin kayıt esnasında imzalattığı matbu sözleşmelerde yer alan “Hazırlık sınıfı sonrasında 1. sınıf ücreti o yılın yeni kayıt ücretlerine göre belirlenir” veya “Üniversite hazırlık sonrası ücreti tek taraflı belirleme hakkına sahiptir” şeklindeki maddeler tipik birer haksız şarttır. Tüketici (öğrenci/veli), bu maddeleri müzakere etme şansına sahip değildir. Dolayısıyla bu tür sözleşme hükümleri hukuken geçersizdir ve üniversiteye dilediği gibi fiyat artırma yetkisi vermez.

3. Sözleşmenin Uyarlanması ve Edimler Arası Aşırı Dengesizlik (TBK m. 138)

Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesinde düzenlenen “Aşırı İfa Güçlüğü” ve dürüstlük kuralının bir gereği olan sözleşme adaleti ilkeleri doğrultusunda; taraflar arasındaki edimler dengesinin tüketici aleyhine aşırı derecede bozulması kabul edilemez. İlk kayıt anında öngörülemeyen ve genel ekonomik parametrelerin (TÜFE/Yİ-ÜFE) katbekat üzerinde gerçekleşen bir ücret sıçraması, sözleşmesel dengeyi altüst etmekte ve öğrenci tarafını edimini ifa edemez hale getirmektedir.

IV. Yargıtay İçtihatları Işığında Hazırlık Sonrası Ücret Artış İlkeleri

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve tüketici uyuşmazlıklarına bakmakla görevli Yargıtay Hukuk Daireleri, vakıf üniversiteleri ile öğrenciler arasındaki ücret ihtilaflarında son derece net ve istikrarlı prensipler benimsemiştir.

1. Hazırlık Sınıfının Lisans Öğreniminin Parçası Sayılması

Yargıtay kararlarında, hazırlık sınıfı ile lisans 1. sınıfının ayrı iki sözleşme konusu olamayacağı vurgulanmaktadır. Öğrenci üniversiteye kayıt yaptırmakla, o fakültedeki tüm öğrenim süresini kapsayan tek bir hukuki ilişki içerisine girmektedir. Dolayısıyla, hazırlık sınıfını tamamlayan bir öğrenci “yeni kayıt yaptıran öğrenci” statüsünde değil, öğrenimine devam eden ara sınıf öğrencisi statüsündedir.

2. TÜFE Tavan Sınırlaması ve Öngörülebilirlik

Yargıtay içtihatlarına göre; üniversite ilk kayıt anında öğrenciye tüm eğitim süresince uygulanacak zam mekanizmasını açıkça ve net bir şekilde sunmak zorundadır. Şayet sözleşmede açık bir oran veya kriter yoksa ya da ucu açık ifadeler kullanılmışsa, hazırlık sınıfından 1. sınıfa geçişte uygulanacak zam oranı da dâhil olmak üzere, hiçbir yıllık artış oranı yıllık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranını aşamaz.

Yargıtay, üniversitelerin personel maliyet artışlarını, döviz kuru hareketlerini veya kampüs yatırımlarını gerekçe göstererek hazırlık sonrası 1. sınıfa %100, %150 gibi fahiş zamlar yapmasını hukuka aykırı bulmakta; TÜFE oranını aşan kısımların iadesine veya iptaline karar verilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

3. Hâkimin Sözleşmeye Müdahalesi

Yargıtay, tüketici mahkemelerinin bu tür uyuşmazlıklarda pasif kalmaması gerektiğini, Türk Borçlar Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri gereğince hâkimin sözleşmeye müdahale ederek ücreti hakkaniyete ve TÜFE oranına çekmekle yükümlü olduğunu belirtmektedir.

V. Hak Arama Yolları ve Usul Hukuku Süreçleri

Vakıf üniversitesinin hazırlık sınıfından 1. sınıfa geçişte fahiş bir ücret sıçraması yapması halinde, öğrenci ve velilerin izlemesi gereken hukuki adımlar usul hukuku kuralları çerçevesinde büyük önem taşır. Yanlış atılacak bir adım, haklı iken haksız duruma düşülmesine yol açabilir.

A. Birinci Adım: Ödemenin İhtirazi Kayıtla Yapılması

Hazırlık sınıfını bitiren öğrencinin 1. sınıfa kaydının yapılmaması, ders seçememesi veya sisteminin kapatılması gibi telafisi güç zararlarla karşılaşmaması için talep edilen fahiş ücretin ödenmesi gerekebilir. Ancak bu ödeme yapılırken mutlaka ihtirazi kayıt (saklı tutma beyanı) kullanılmalıdır.

Bankadan yapılan havale/EFT işlemlerinde dekontun açıklama kısmına veya üniversiteye verilecek dilekçeye aynen şu hukuki ibare yazılmalıdır:

“2026-2027 akademik yılı 1. sınıf öğretim ücreti olarak talep edilen tutar, hazırlık sınıfından geçişte uygulanan fahiş ve hukuka aykırı zam oranına itiraz hakkım, YÖK esasları, Yargıtay içtihatları ve 6502 sayılı Kanun’dan doğan tüm dava, iade ve talep haklarım saklı kalmak kaydıyla (ihtirazi kayıtla) ödenmiştir.”

İhtirazi kayıt konulmadan yapılan ödemeler, yargılama aşamasında üniversite tarafından “öğrencinin ücreti kabul ederek rızasıyla ödediği” şeklinde iddia edilebilir. Her ne kadar tüketici hukukunda haksız şartlar baştan itibaren geçersiz olsa da riski sıfırlamak adına ihtirazi kayıt düşülmesi şarttır.

B. İkinci Adım: Üniversiteye ve YÖK’e Başvuru

  1. Üniversite Mütevelli Heyetine İtiraz: İhtirazi kayıtla ödeme yapıldıktan sonra veya ödeme öncesinde, üniversite rektörlüğüne ve mütevelli heyetine hitaben yazılacak hukuki gerekçeli bir dilekçe ile ücretin ara sınıf zam oranlarına (TÜFE tavanına) çekilmesi ve fazla tahsil edilen tutarın iadesi talep edilir.

  2. YÖK’e Şikâyet: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunulacak bir şikâyet dilekçesi ile üniversitenin hazırlık sınıfı öğrencilerini “yeni kayıt” sayarak YÖK’ün tavan zam kararlarını deldiği belirtilir ve kurum hakkında idari inceleme başlatılması istenebilir.

C. Üçüncü Adım: Yargı Yoluna Başvuru

İdari başvurulardan sonuç alınamaması halinde, fahiş zam tutarının iadesi veya ücretin uyarlanması amacıyla yargı süreci başlatılır. Yargı yerinin belirlenmesinde uyuşmazlık konusunun parasal değeri esas alınır:

  • Tüketici Hakem Heyetleri: Ticaret Bakanlığı tarafından her yıl ilan edilen parasal sınırın altında kalan iade talepleri için, öğrencinin ikametgâhının veya üniversitenin bulunduğu yerdeki Tüketici Hakem Heyetine başvurulur. Başvuru e-Devlet üzerinden Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) vasıtasıyla ücretsiz olarak yapılabilir. Tüketici Hakem Heyeti kararları bağlayıcı olup ilam (mahkeme kararı) niteliğindedir.

  • Dava Şartı Arabuluculuk ve Tüketici Mahkemeleri: İade edilecek fazla tutar Hakem Heyeti sınırını aşıyorsa, doğrudan Tüketici Mahkemesinde dava açılması gerekir. Ancak 7155 sayılı Kanun gereğince Tüketici Mahkemesinde dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulması zorunludur. Arabuluculuk görüşmelerinde üniversite ile anlaşma sağlanamaması halinde Tüketici Mahkemesinde dava açılır.

VI. Değerlendirme ve Sonuç

Vakıf yükseköğretim kurumlarında hazırlık sınıfından 1. sınıfa geçişte yaşanan ücret sıçramaları, kamu hizmeti sunan bir kurumun dürüstlük kuralına ve tüketici hukukunun emredici hükümlerine aykırı hareket etmesinin açık bir tezahürüdür. Öğrencinin üniversiteye ilk kaydıyla başlayan hukuki süreç tek ve bütüncül bir eğitim sözleşmesine dayanmaktadır. Hazırlık sınıfı lisans eğitiminin ayrılmaz bir parçası olduğundan, hazırlığı tamamlayan bir öğrenciyi “yeni kayıt yaptıran aday” statüsüne sokarak fahiş zam uygulamak hukuki dayanaktan yoksundur.

YÖK’ün emredici tavan zam esasları, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un haksız şartları hükümsüz kılan 5. maddesi ve Yargıtay’ın yıllık TÜFE oranını tavan kabul eden müstakar içtihatları; bu tür fahiş zam uygulamalarına karşı öğrencilere ve velilere güçlü bir koruma kalkanı sağlamaktadır.

Bu durumla karşılaşan öğrencilerin ve velilerin eğitim hakkından vazgeçmeksizin, ödemelerini ihtirazi kayıtla yapmaları ve ardından Tüketici Hakem Heyetleri, Arabuluculuk ve Tüketici Mahkemeleri nezdinde hukuki süreçleri başlatmaları gerekmektedir. Böyle bir hukuki mücadele, yalnızca bireysel mağduriyetlerin giderilmesini sağlamakla kalmayacak, vakıf üniversitelerinin keyfi ücret politikalarını sınırlayarak yükseköğretim sisteminde hukuki öngörülebilirliğin ve adalet duygusunun güçlenmesine de katkı sunacaktır.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri