Single Blog Title

This is a single blog caption

Deepfake Tespitinde Bilirkişi İncelemesi: Yapay Zekâ ile Üretilen Ses ve Görüntüler Nasıl İncelenir?

Bir ceza dosyasında sanığın suç işlediğini gösterdiği ileri sürülen bir video bulunduğunu düşünelim. Görüntüdeki yüz sanığa benzemekte, ses de neredeyse tamamen aynı çıkmaktadır. Ancak sanık videonun gerçek olmadığını ve yapay zekâ kullanılarak oluşturulduğunu savunmaktadır.

Başka bir uyuşmazlıkta ise bir şirket yöneticisinin rüşvet aldığını söylediği iddia edilen ses kaydı, boşanma davasında eşlerden birine ait olduğu ileri sürülen görüntü veya işçinin işten çıkarılmasına dayanak yapılan bir video mahkemeye sunulmuş olabilir.

Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte artık;

“Videoda kendisi görünüyor.”

veya

“Ses kesinlikle ona ait.”

şeklindeki gözleme dayalı değerlendirmeler her zaman yeterli değildir.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu, deepfake teknolojisinin kişilerin yüz, hareket ve seslerini yapay zekâ teknikleri aracılığıyla taklit etmeye veya değiştirmeye imkân verdiğini; görece az sayıda fotoğraf, video veya ses kaydıyla dahi gerçekçi içerikler üretilebildiğini belirtmektedir.

Bu noktada yargılamanın en önemli teknik araçlarından biri bilirkişi incelemesidir.

Peki deepfake tespitinde bilirkişi incelemesi nasıl yapılır? Bilirkişi videonun yapay zekâ ile üretildiğini kesin olarak anlayabilir mi? Hangi dosyalar incelenir? Orijinal video neden önemlidir? Deepfake bilirkişi raporuna itiraz edilebilir mi? Mahkeme bilirkişi raporuyla bağlı mıdır?

Deepfake uyuşmazlıklarında bilirkişi incelemesi yalnızca videoyu izleyip “gerçek” veya “sahte” şeklinde görüş bildirmekten ibaret değildir. Dijital materyalin kaynağı, dosya yapısı, görüntü ve ses özellikleri, manipülasyon emareleri ve diğer teknik verilerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Deepfake Nedir?

Deepfake; yapay zekâ ve derin öğrenme teknolojileri kullanılarak gerçek kişilerin yüzünün, sesinin, hareketlerinin veya görüntülerinin taklit edilmesi ya da değiştirilmesi sonucunda gerçekmiş izlenimi veren sentetik içerik oluşturulmasıdır.

KVKK’nın Deepfake Bilgi Notu’nda deepfake, insanların yüz, hareket ve seslerini gerçeğe uygun biçimde taklit etmek veya değiştirmek amacıyla fotoğraf, video ve seslerin yapay zekâ teknikleriyle kullanılması olarak açıklanmaktadır.

Bu teknolojiyle;

  • kişinin yüzü başka bir bedene yerleştirilebilir,
  • sesi klonlanabilir,
  • hiç söylemediği cümleler söyletilebilir,
  • görüntüdeki ağız hareketleri değiştirilebilir,
  • gerçek video içerisindeki belirli bölümler yapay olarak değiştirilebilir,
  • tamamen sentetik görüntü oluşturulabilir.

Dolayısıyla deepfake incelemesinde her zaman aynı teknik problem bulunmaz. Bazı dosyalarda tamamen yapay bir video, bazılarında gerçek videonun yalnızca belirli bölümleri, bazılarında ise gerçek görüntüye eklenmiş yapay ses söz konusu olabilir.

Deepfake Tespitinde Neden Bilirkişiye İhtiyaç Duyulur?

Bir içeriğin gerçek mi yoksa yapay zekâ ürünü mü olduğunun belirlenmesi çoğu zaman özel ve teknik bilgi gerektirir.

Ceza yargılamasında CMK m. 63, çözümü uzmanlığı veya özel ya da teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınabilmesine imkân tanımaktadır. CMK m. 67 ise bilirkişi raporunun ve uzman mütalaasının usulüne ilişkin düzenlemeler içermektedir.

Hukuk yargılamasında da HMK m. 266 ve devamı, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvurulmasına imkân vermektedir.

Deepfake incelemesinde;

  • yapay zekâ,
  • görüntü işleme,
  • ses işleme,
  • adli bilişim,
  • dijital delil incelemesi

gibi alanlarda teknik değerlendirme gerekebilir.

Nitekim Adalet Bakanlığı Bilirkişilik Daire Başkanlığının güncel uzmanlık alanları listesinde “Görüntü, Ses, Sinyal, Grafik İşleme ve Analizi”, “Yapay Zekâ” ve “Adli Ses ve Görüntü İnceleme ve Çözümlemeleri” ayrı alt uzmanlık alanları arasında bulunmaktadır.

Bu durum deepfake incelemesinin dosyanın özelliğine göre birden fazla teknik uzmanlığı gerektirebileceğini göstermektedir.

Deepfake Bilirkişisi Videoyu Nasıl İnceler?

Deepfake bilirkişi incelemesinde tek bir evrensel yöntem bulunmamaktadır.

İncelemenin kapsamı;

  • dosyanın görüntü mü ses mi olduğu,
  • orijinal materyalin bulunup bulunmadığı,
  • hangi yapay zekâ yönteminden şüphelenildiği,
  • dosyanın hangi platformlardan geçtiği,
  • videonun sıkıştırılıp sıkıştırılmadığı

gibi faktörlere göre değişebilir.

Genel olarak incelemenin amacı şu sorulara cevap bulmaktır:

Dosya manipüle edilmiş mi?

Manipülasyon varsa hangi bölümlerde bulunuyor?

İçeriğin tamamen veya kısmen yapay üretim olduğuna ilişkin teknik emare var mı?

Ses ile görüntü arasında tutarsızlık bulunuyor mu?

Dosyanın teknik özellikleri iddia edilen oluşturulma süreciyle uyumlu mu?

İncelenen materyalin bütünlüğü korunmuş mu?

Bilirkişilik Yönetmeliği uyarınca bilirkişi raporunda incelemenin konusu, inceleme yöntemi, bilimsel ve teknik dayanaklar ile gerekçeli sonucun gösterilmesi gerekir.

Dolayısıyla yalnızca;

“Kanaatimizce deepfake değildir.”

şeklindeki gerekçesiz bir ifade, teknik açıdan güçlü ve denetlenebilir bir bilirkişi raporu için yeterli görülmemelidir.

Orijinal Video veya Ses Dosyası Neden Çok Önemlidir?

Deepfake incelemesindeki en önemli sorunlardan biri mahkemeye çoğu zaman orijinal dosyanın değil, kopyalanmış veya yeniden gönderilmiş bir versiyonun sunulmasıdır.

Örneğin video;

Instagram’dan indirilmiş,

WhatsApp’tan başka kişiye gönderilmiş,

telefon ekranından yeniden kaydedilmiş,

sonra tekrar e-posta ile gönderilmiş

olabilir.

Her işlem sırasında dosyanın teknik yapısında değişiklikler meydana gelebilir.

Bu nedenle mümkünse;

  • ilk elde edilen dosya,
  • dosyanın bulunduğu orijinal cihaz,
  • dosyanın ilk formatı,
  • dosyanın oluşturulma ve aktarılma sürecine ilişkin bilgiler

incelemeye sunulmalıdır.

Deepfake tespitinde yalnızca görüntünün ekranda nasıl göründüğü değil, dijital materyalin kaynağı ve bütünlüğü de önemlidir.

Metadata Deepfake Tespitinde Kullanılabilir mi?

Dijital dosyalarda bulunan metadata, yani üst veri, incelemede yardımcı olabilecek unsurlardan biridir.

Örneğin dosyada;

  • oluşturulma zamanı,
  • değiştirilme zamanı,
  • kullanılan format,
  • çözünürlük,
  • kodlama bilgileri

gibi teknik veriler bulunabilir.

Ancak metadata tek başına kesin sonuç sağlamaz.

Bir dosyanın metadata bilgisinin bulunmaması onun mutlaka deepfake olduğunu göstermediği gibi, normal görünen metadata bilgileri de dosyanın kesin olarak gerçek olduğunu ispatlamaz.

Çünkü dijital içerik farklı platformlardan geçirildiğinde bazı teknik veriler değişebilir veya kaybolabilir.

Bu nedenle metadata diğer teknik bulgularla birlikte değerlendirilmelidir.

Görüntüde Hangi Deepfake İşaretleri Araştırılır?

Deepfake içeriklerin bazı görsel anomaliler içermesi mümkündür.

KVKK’nın bilgi notunda deepfake içeriklerin fark edilmesinde;

  • doğal olmayan göz hareketleri,
  • yüz dokusundaki olağan dışılıklar,
  • gözlük yansımalarındaki tutarsızlıklar,
  • yüz ifadesi ile konuşma arasındaki uyumsuzluk,
  • baş ve vücut hareketlerinin uyuşmaması,
  • saç ve dişlerdeki anormallikler,
  • görüntünün yavaşlatıldığında ortaya çıkan doğal olmayan kareler

gibi unsurların ipucu olabileceği belirtilmektedir.

Buradaki “ipucu” ifadesi önemlidir.

Örneğin kişinin videoda az göz kırpması tek başına;

“Bu video deepfake’tir.”

sonucunu doğurmaz.

Profesyonel bilirkişi incelemesinin amacı yalnızca bu tür görsel işaretleri tespit etmek değil, bunların teknik anlamını ve diğer bulgularla birlikte değerini ortaya koymaktır.

Deepfake Ses Kaydında Neler İncelenir?

Deepfake yalnızca görüntüyle ilgili değildir.

Ses klonlama teknolojileri kullanılarak kişinin sesi taklit edilebilir ve kişinin gerçekte söylemediği cümleler onun sesiyle oluşturulabilir.

Bu nedenle ses dosyasında;

  • konuşmanın sürekliliği,
  • ses dalgasındaki olağan dışı geçişler,
  • kesme ve birleştirme ihtimali,
  • arka plan seslerinin devamlılığı,
  • konuşmanın doğal akışı,
  • ses karakteristiği,
  • dosyanın teknik özellikleri

incelenebilir.

KVKK da deepfake tespitinde ses tonundaki robotik ifadenin bir ipucu olabileceğini belirtmektedir.

Ancak güncel ses klonlama teknolojilerinde her yapay sesin robotik duyulması beklenemez. Bu nedenle çıplak kulakla yapılan değerlendirme tek başına kesin sonuca götürmemelidir.

Sesin Kişiye Benzemesi Gerçek Olduğunu İspatlar mı?

Hayır.

Deepfake teknolojisinin amacı zaten gerçek kişinin sesini mümkün olduğunca başarılı biçimde taklit etmektir.

Bu nedenle bir ses kaydında;

“Ses tamamen sanığa benziyor.”

tespiti, o kişinin gerçekten bu sözleri söylediğini tek başına kanıtlamaz.

Sesin aidiyetinin araştırılması ile sesin yapay olarak üretilip üretilmediğinin araştırılması birbirinden farklı teknik sorulardır.

Örneğin kayıt gerçekten kişinin ses karakteristiğine çok benzeyebilir ancak yapay zekâ ile oluşturulmuş olabilir.

Dolayısıyla deepfake şüphesi bulunan ses kayıtlarında yalnızca konuşmacı karşılaştırmasıyla yetinilmemesi, sentetik üretim ve manipülasyon ihtimalinin de değerlendirilmesi gerekir.

Deepfake Tespit Programının Sonucu Kesin Delil midir?

Hayır.

Günümüzde çeşitli yapay zekâ sistemleri ve yazılımlar bir içeriğin deepfake olma ihtimaline ilişkin skor verebilmektedir.

Ancak bu sonuçlar tek başına;

“Yüzde 87 deepfake çıktı, o hâlde görüntü kesin sahtedir.”

şeklinde yorumlanmamalıdır.

NIST, deepfake tespit sistemleri üzerine yürüttüğü güncel değerlendirmelerde tespit araçlarının genelleme yeteneği, dayanıklılığı ve farklı veri setlerindeki performansı gibi konuların hâlen önemli teknik sorunlar olduğunu vurgulamaktadır. NIST’in 2026 programı da deepfake tespit sistemlerinin gerçekçi ve zorlayıcı örnekler karşısındaki performansını ölçmeye devam etmektedir.

Dolayısıyla bilirkişinin yalnızca ticari bir programa dosya yükleyerek çıkan skoru rapora yazması yerine;

  • hangi yöntemleri kullandığını,
  • kullanılan aracın sınırlarını,
  • sonuçların başka bulgularla doğrulanıp doğrulanmadığını

açıklaması önemlidir.

Bir Bilirkişi “Yüzde 100 Deepfake” Diyebilir mi?

Bu, kullanılan yöntemin niteliğine ve eldeki teknik bulgulara bağlıdır.

Adli bilişimde her uyuşmazlık aynı kesinlik düzeyinde çözülemez.

Bazı dosyalarda açık manipülasyon izleri bulunabilirken bazı dosyalarda;

  • düşük çözünürlük,
  • yoğun sıkıştırma,
  • orijinal dosyanın bulunmaması,
  • içeriğin farklı platformlardan geçirilmiş olması

nedeniyle kesin sonuca ulaşmak mümkün olmayabilir.

Bu nedenle bilimsel olarak açıklanabilir bir bilirkişi raporunun, gerektiğinde;

“Kesin olarak belirlenememiştir.”

veya

“Manipülasyona ilişkin bulgular bulunmakla birlikte bunların tek başına deepfake üretimini kesinleştirmediği değerlendirilmiştir.”

şeklinde sınırlılıkları da ortaya koyabilmesi gerekir.

NIST’in sentetik içerik tespiti çalışmalarında da farklı üretim yöntemlerine karşı genelleme ve dayanıklılık, deepfake tespit teknolojilerinin temel zorlukları arasında gösterilmektedir.

Hash Değeri Deepfake İncelemesinde Neden Önemlidir?

Dijital delillerde dosyanın inceleme sürecinde değişmediğinin gösterilebilmesi önemlidir.

Bunun için uygulamada dosyanın hash, yani dijital özet değerinin kayıt altına alınması gibi yöntemlerden yararlanılabilir.

Hash değeri esas olarak;

“İncelenen dosya daha sonra değiştirilmiş mi?”

sorusunun değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Ancak hash değeri;

“Bu video gerçek mi, deepfake mi?”

sorusuna tek başına cevap vermez.

Bir deepfake dosyanın da hash değeri bulunabilir.

Dolayısıyla burada iki ayrı sorun vardır:

Dosyanın bütünlüğü: İncelenen dosya sonradan değiştirilmiş mi?

Dosyanın gerçekliği: Dosyanın içeriği gerçek bir olayın kaydı mı yoksa yapay üretim mi?

Deepfake bilirkişi incelemesinde bu iki sorunun birbirine karıştırılmaması gerekir.

Deepfake Tespitinde Kaynak Cihaz İncelenmeli midir?

Bazı dosyalarda yalnızca video veya ses dosyasının incelenmesi yeterli olmayabilir.

Örneğin sanık;

“Video bana ait telefonda hiç bulunmadı.”

şeklinde savunma yapıyor olabilir.

Bu durumda olayın özelliklerine göre;

  • cep telefonu,
  • bilgisayar,
  • depolama birimleri,
  • mesajlaşma uygulamaları,
  • dosya transfer kayıtları

gibi materyaller de önemli hâle gelebilir.

Adalet Bakanlığının güncel bilirkişilik uzmanlık listesinde görüntü ve ses analizinin yanında veri ve log kaydı inceleme, mobil cihazlarda veri analizi, yapay zekâ ve adli ses-görüntü incelemeleri gibi alt uzmanlık alanlarının da bulunması, dijital uyuşmazlıkların bazen disiplinler arası inceleme gerektirebildiğini göstermektedir.

Deepfake Bilirkişi Raporunda Neler Bulunmalıdır?

Bilirkişilik Yönetmeliği m. 55’e göre bilirkişi raporunda;

  • incelemenin konusu,
  • gözlemlenmesi ve incelenmesi istenen maddi unsurlar,
  • inceleme yöntemi,
  • bilimsel ve teknik dayanaklar,
  • gerekçeli sonuç

yer almalıdır.

Deepfake dosyaları bakımından bu düzenleme özellikle önemlidir.

Örneğin;

“Video üzerinde yapılan incelemede deepfake olmadığı kanaatine varılmıştır.”

şeklinde tek cümlelik sonuç yerine;

hangi dosyanın incelendiği,

dosyanın orijinal olup olmadığı,

hangi teknik yöntemlerin kullanıldığı,

hangi manipülasyon emarelerinin araştırıldığı,

hangi bulguların tespit edildiği,

tespit yönteminin sınırlılıklarının neler olduğu

açıklanmalıdır.

Raporun mahkeme ve taraflar tarafından denetlenebilir olması gerekir.

Bilirkişi Hukuki Değerlendirme Yapabilir mi?

Hayır.

Bilirkişinin görevi teknik konuda görüş sunmaktır.

Bilirkişilik Yönetmeliği açık biçimde bilirkişinin raporunda uzmanlığı veya teknik bilgi alanı dışına çıkarak hukuki nitelendirme ve değerlendirmede bulunamayacağını düzenlemektedir.

Dolayısıyla bilirkişi;

“Bu video deepfake olarak üretilmiştir.”

şeklinde teknik bir tespitte bulunabilir.

Ancak;

“Sanık bu nedenle dolandırıcılık suçundan cezalandırılmalıdır.”

şeklinde hukuki sonuca varması bilirkişinin görev alanını aşar.

Suçun oluşup oluşmadığına veya hukuki sorumluluğa ilişkin nihai değerlendirme mahkemeye aittir.

Mahkeme Deepfake Bilirkişi Raporuyla Bağlı mıdır?

Hayır.

Bilirkişi raporu mahkeme açısından otomatik olarak bağlayıcı değildir.

Bilirkişilik Yönetmeliği m. 56, bilirkişi raporunun görevlendirmeyi yapan merci tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirileceğini düzenlemektedir. Eksiklik veya belirsizlik bulunması hâlinde ek rapor da istenebilir.

Hukuk yargılamasında HMK m. 282 bakımından da hâkim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Yargıtay uygulaması bu ilkeyi açık biçimde kabul etmektedir.

Dolayısıyla bir deepfake raporunun dosyaya sunulması;

“Artık mahkeme mutlaka bu rapora göre karar vermek zorundadır.”

anlamına gelmez.

Deepfake Bilirkişi Raporuna İtiraz Edilebilir mi?

Evet.

Taraflar bilirkişi raporunun;

  • eksik incelemeye dayanması,
  • yanlış dosyanın incelenmesi,
  • orijinal materyalin değerlendirilmemesi,
  • kullanılan yöntemin açıklanmaması,
  • teknik dayanağın gösterilmemesi,
  • çelişkili sonuçlar içermesi,
  • bilirkişinin uzmanlık alanının yeterli olmaması

gibi nedenlerle rapora itiraz edebilir.

Bilirkişilik Yönetmeliğine göre eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi amacıyla bilirkişiden ek rapor istenebilir; ihtiyaç hâlinde bilirkişiden açıklama alınması da mümkündür.

Deepfake gibi hızla gelişen teknik alanlarda bilirkişinin gerçekten ilgili uzmanlık alanında yeterli olup olmadığı da özellikle önemlidir.

Deepfake Raporunda Hangi Bilirkişi Görevlendirilmelidir?

Her deepfake dosyasında aynı meslekten bilirkişinin görevlendirilmesi doğru olmayabilir.

Örneğin yalnızca ses klonlama tartışılan bir dosya ile;

  • yüz değiştirme,
  • görüntü manipülasyonu,
  • mobil cihaz incelemesi,
  • yapay zekâ üretim yöntemi

birlikte tartışılan dosyanın teknik ihtiyaçları farklı olabilir.

Adalet Bakanlığı Bilirkişilik Daire Başkanlığının güncel listesinde bilişim sistemleri ve teknolojileri altında Görüntü, Ses, Sinyal, Grafik İşleme ve Analizi ile Yapay Zekâ; adli ve kriminalistik incelemeler altında ise Adli Ses ve Görüntü İnceleme ve Çözümlemeleri uzmanlık alanlarının yer alması bu noktada önemlidir.

Somut olayın gerektirdiği durumlarda farklı uzmanlık alanlarından bilirkişilerin birlikte değerlendirme yapması gerekebilir.

Deepfake Şüphesi Varsa Mahkemeden Ne Talep Edilebilir?

Deepfake olduğu düşünülen bir ses veya video dosyası yargılamaya sunulmuşsa itiraz mümkün olduğunca somut olmalıdır.

Örneğin;

“Delili kabul etmiyoruz.”

demek yerine;

orijinal video veya ses dosyasının getirtilmesi, kaynak cihazın gerektiğinde incelenmesi, dosyanın bütünlüğünün araştırılması, görüntü ve ses manipülasyonlarının tespiti, yapay üretim emarelerinin incelenmesi ve uygun uzmanlık alanından bilirkişi görevlendirilmesi

talep edilebilir.

Bu yaklaşım, uyuşmazlığı yalnızca soyut bir “sahte-gerçek” tartışması olmaktan çıkarıp cevaplanabilir teknik sorulara dönüştürür.

Bilirkişilik Yönetmeliği de bilirkişi görevlendirilirken çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorunun ve incelemenin kapsamının açık biçimde belirlenmesini öngörmektedir.

Özel Uzman Mütalaası Alınabilir mi?

Ceza yargılamasında tarafların teknik konuda uzman mütalaası sunabilmesi mümkündür. CMK m. 67 bilirkişi raporu yanında uzman mütalaasına ilişkin düzenleme de içermektedir.

Bu yöntem özellikle deepfake dosyalarında önemli olabilir.

Örneğin mahkeme bilirkişisi videonun manipüle edilmediğini belirtmiş ancak raporda kullanılan yöntemi açıklamamış olabilir.

Taraf kendi teknik uzmanından;

  • bilirkişi raporunun yöntemini,
  • kullanılan yazılımları,
  • teknik eksiklikleri,
  • alternatif açıklamaları

değerlendiren bilimsel görüş alabilir.

Ancak özel uzman görüşü de mahkemenin yerine geçmez; diğer delillerle birlikte değerlendirmeye konu olur.

Deepfake Bilirkişisi Yanlış Rapor Verirse Ne Olur?

Bilirkişilik Yönetmeliğinde bilirkişinin hukuki ve cezai sorumluluğuna ilişkin hükümler bulunmaktadır.

Yönetmeliğe göre bilirkişi Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisidir ve kasten gerçeğe aykırı mütalaada bulunması hâlinde TCK m. 276 çerçevesinde sorumluluk gündeme gelebilir. Yönetmelik ayrıca kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlenmiş gerçeğe aykırı raporun hükme esas alınması nedeniyle ortaya çıkan zararlar bakımından özel tazminat hükümleri öngörmektedir.

Bu nedenle bilirkişi raporu;

yalnızca teknik sonuç vermekle değil,

uygulanan yöntemi, bilimsel dayanakları ve sonuca nasıl ulaşıldığını açıklamakla da önem taşır.

Deepfake Bilirkişi İncelemesinde En Sık Yapılan Hatalar

Deepfake uyuşmazlıklarında özellikle şu hatalardan kaçınılması önemlidir:

  1. Yalnızca videoyu izleyerek gerçek veya sahte sonucuna ulaşılması,
  2. Orijinal dosya istenmeden düşük kaliteli sosyal medya kopyasının incelenmesi,
  3. Tek bir deepfake tespit programının skorunun kesin sonuç kabul edilmesi,
  4. Ses benzerliğinin konuşmanın gerçek olduğunun ispatı sayılması,
  5. İnceleme yönteminin bilirkişi raporunda açıklanmaması,
  6. Yapay zekâ uzmanlığı gerektiren bir dosyada uygun uzmanlık alanının gözetilmemesi,
  7. Teknik tespit ile hukuki değerlendirmenin birbirine karıştırılması.

NIST’in yürüttüğü medya adli bilişim ve deepfake değerlendirme çalışmaları da tespit sistemlerinin dayanıklılık ve farklı üretim yöntemlerine genellenebilirlik sorunlarının devam ettiğini göstermektedir.

Sık Sorulan Sorular

Deepfake bilirkişi incelemesi nedir?

Bir video, fotoğraf veya ses kaydının yapay zekâ kullanılarak üretilip üretilmediği ya da manipüle edilip edilmediği konusunda teknik uzman tarafından gerçekleştirilen incelemedir. Deepfake yüz, hareket ve ses manipülasyonlarını içerebilir.

Bilirkişi deepfake’i kesin olarak tespit edebilir mi?

Bazı dosyalarda güçlü veya kesin teknik bulgular elde edilebilirken bazı dosyalarda materyalin kalitesi ve kullanılan üretim yöntemi nedeniyle kesin sonuca ulaşılamayabilir. NIST, deepfake tespit sistemleri bakımından genelleme ve dayanıklılık sorunlarını hâlen aktif bir araştırma ve değerlendirme alanı olarak ele almaktadır.

Deepfake tespit programı tek başına yeterli midir?

Tek bir programdan alınan skorun tek başına kesin adli sonuç olarak kabul edilmesi ihtiyatla değerlendirilmelidir. Tespit araçlarının performansı veri ve manipülasyon yöntemine göre değişebildiğinden sonuçların diğer teknik bulgularla birlikte ele alınması gerekir.

Deepfake incelemesi için orijinal dosya gerekir mi?

Orijinal dosyanın bulunması teknik incelemeyi önemli ölçüde güçlendirebilir. Dosyanın farklı platformlardan geçirilmiş kopyaları bazı teknik bilgilerin kaybolmasına yol açabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca ilk dijital materyalin korunması önemlidir.

WhatsApp’tan gönderilen video üzerinde deepfake incelemesi yapılabilir mi?

Yapılabilir. Ancak WhatsApp veya başka platformlar dosyayı yeniden kodlamış ya da sıkıştırmış olabileceğinden incelemenin sınırları raporda belirtilmelidir.

Deepfake incelemesini hangi bilirkişi yapar?

Dosyanın niteliğine göre görüntü-ses işleme, yapay zekâ, adli bilişim veya adli ses-görüntü uzmanlığı gerekebilir. Adalet Bakanlığının güncel uzmanlık listesinde bu alanlar ayrı bilirkişilik alt uzmanlıkları olarak bulunmaktadır.

Mahkeme bilirkişi raporuna uymak zorunda mıdır?

Hayır. Bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Bilirkişilik Yönetmeliği m. 56 ve HMK m. 282 bu yaklaşımı benimsemektedir.

Deepfake bilirkişi raporuna itiraz edilebilir mi?

Evet. Raporun eksik, yöntem bakımından yetersiz veya çelişkili olduğu ileri sürülebilir; gerekli hâllerde ek rapor veya başka uzmanlıkla yeni inceleme talep edilebilir. Bilirkişilik Yönetmeliği eksiklik ve belirsizliklerin giderilmesi için ek rapor alınabilmesine imkân tanımaktadır.

Bilirkişi “sanık suçludur” şeklinde görüş bildirebilir mi?

Hayır. Bilirkişinin görevi teknik değerlendirmedir. Bilirkişilik Yönetmeliği, bilirkişinin hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapamayacağını açıkça düzenlemektedir.

Sonuç: Deepfake Tespitinde Bilirkişi İncelemesi Yalnızca “Videoya Bakmak” Değildir

Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesi, dijital deliller bakımından temel bir varsayımı değiştirmiştir.

Geçmişte bir kişinin yüzünün görüntüde bulunması veya sesinin kayıtta duyulması önemli bir aidiyet göstergesi olarak kabul edilebilirken günümüzde yapay zekâ teknolojileri yüzü, sesi ve hareketleri gerçekçi biçimde taklit edebilmektedir. KVKK da görece az sayıdaki görüntü veya ses kaydıyla gerçekçi deepfake içerik oluşturulmasının mümkün olabildiğine dikkat çekmektedir.

Bu nedenle deepfake iddiasının bulunduğu bir dosyada bilirkişi incelemesi yalnızca videonun çıplak gözle izlenmesinden ibaret olmamalıdır.

İncelemede mümkün olduğunca;

orijinal dijital dosya, dosyanın kaynağı, teknik bütünlüğü, görüntü ve ses özellikleri, manipülasyon emareleri, yapay üretim ihtimali ve diğer dijital deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Bilirkişinin hangi yöntemi kullandığını ve hangi bilimsel-teknik dayanaklarla sonuca ulaştığını raporda göstermesi gerekir. Bilirkişilik Yönetmeliği, raporda inceleme yönteminin, bilimsel ve teknik dayanakların ve gerekçeli sonucun bulunmasını açıkça öngörmektedir.

Ayrıca deepfake incelemesinde kullanılan otomatik yazılımların verdiği skorların tek başına mutlak gerçek olarak kabul edilmemesi önemlidir. NIST’in güncel çalışmalarının da gösterdiği üzere deepfake tespit sistemlerinin farklı üretim yöntemlerine karşı dayanıklılığı ve genellenebilirliği hâlen teknik değerlendirme konusudur.

Adalet Bakanlığının güncel bilirkişilik uzmanlık alanları içerisinde görüntü-ses işleme, yapay zekâ ve adli ses-görüntü incelemesinin ayrı uzmanlık alanları olarak yer alması da deepfake dosyalarında doğru uzman seçiminin önemini ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak bir ceza veya hukuk dosyasında deepfake şüphesi varsa temel hukuki tartışma artık yalnızca;

“Bu görüntüdeki kişi kim?”

sorusundan ibaret değildir.

Aynı zamanda;

“Bu görüntü gerçekten yaşanmış bir olayın kaydı mı, dosya sonradan değiştirilmiş mi ve gördüğümüz veya duyduğumuz içerik yapay zekâ tarafından mı oluşturulmuş?”

sorularının da teknik, bilimsel ve denetlenebilir bir bilirkişi incelemesiyle cevaplandırılması gerekir.

Leave a Reply

Call Now Button