Deepfake Ses Kayıtlarının Mahkemede Delil Değeri: Yapay Zekâ ile Üretilen Ses Kayıtları Delil Olabilir mi?
Bir ceza dosyasında sanığın suç işlediğini kabul ettiği iddia edilen bir ses kaydı bulunduğunu düşünelim. Kayıttaki ses sanığa son derece benzemektedir ve konuşmada suça ilişkin ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.
Ancak sanık;
“Bu ses bana ait değil. Yapay zekâ ile oluşturuldu.”
diyerek kayda itiraz etmektedir.
Benzer bir durum hukuk davalarında da ortaya çıkabilir. Bir işveren, çalışanının ses kaydına dayanarak iş sözleşmesini feshedebilir; boşanma davasında eşlerden biri diğer eşe ait olduğu iddia edilen ses kaydını sunabilir veya ticari uyuşmazlıkta taraflardan birinin borcu kabul ettiği ileri sürülen bir ses kaydı dosyaya getirilebilir.
Yapay zekâ teknolojisinin gelişmesiyle artık yalnızca görüntüler değil, kişilerin sesleri de oldukça gerçekçi biçimde klonlanabilmektedir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu da deepfake teknolojisinin sahte sesler oluşturabildiğini ve gerçek kişilere ait ses gibi kişisel verilerin manipüle edilerek insanları yanıltabilecek sentetik içeriklere dönüştürülebildiğini belirtmektedir.
Bu teknolojik gelişme, mahkemeler açısından önemli bir soruyu gündeme getirmektedir:
Bir ses kaydı artık yalnızca dinlenerek gerçek kabul edilebilir mi?
Peki deepfake ses kaydı mahkemede delil olur mu? Bir ses kaydının yapay zekâ ile üretildiği nasıl anlaşılır? Ses kaydına itiraz edildiğinde bilirkişi incelemesi yapılabilir mi? Hukuka aykırı elde edilen ses kaydı kullanılabilir mi? Ceza davası ile hukuk davasındaki delil rejimi arasında ne fark vardır?
Türk hukukunda “deepfake ses delili” adı altında özel bir delil türü düzenlenmemiştir. Bu nedenle yapay zekâ ile oluşturulduğu ileri sürülen ses kayıtları mevcut Ceza Muhakemesi Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Ancak deepfake teknolojisi, klasik ses kayıtlarında zaten var olan “kayıt gerçek mi, kime ait ve hukuka uygun mu?” sorularını çok daha önemli hâle getirmiştir.
Deepfake Ses Kaydı Nedir?
Deepfake ses kaydı, yapay zekâ ve makine öğrenmesi sistemleri kullanılarak gerçek bir kişinin sesinin taklit edilmesi veya kişinin gerçekte söylemediği sözlerin onun sesiyle söylenmiş izlenimi oluşturacak şekilde üretilmesidir.
Bu yönteme uygulamada çoğunlukla voice cloning, yani ses klonlama adı verilmektedir.
Bir kişinin;
- sosyal medya videosu,
- röportajı,
- podcast kaydı,
- YouTube videosu,
- sesli mesajı,
- telefon görüşmesi
gibi kaynaklardan elde edilen ses örnekleri kullanılarak o kişinin ses karakterine benzer yeni konuşmalar oluşturulabilir.
KVKK’nın Deepfake Bilgi Notu’nda ses ve görüntülerin manipüle edilmesiyle gerçek olmayan fakat içerisinde gerçek kişisel veri unsurları bulunan içerikler meydana getirilebildiği ve bunların insanları yanıltmak amacıyla kullanılabileceği açıkça belirtilmektedir.
Bu nedenle günümüzde;
“Ses aynı kişiye benziyor.”
tespiti, kaydın gerçekten o kişi tarafından oluşturulduğunu kesin olarak göstermeyebilir.
Deepfake Ses Kaydı Mahkemede Delil Olabilir mi?
Burada öncelikle önemli bir ayrım yapılmalıdır.
Mahkemeye sunulan bir ses kaydının dosyaya delil olarak sunulabilmesi ile mahkemenin o kayda ne kadar ispat gücü tanıyacağı aynı konu değildir.
Bir taraf mahkemeye dijital ses dosyası sunabilir. Ancak karşı taraf;
- kaydın kendisine ait olmadığını,
- kaydın kesilip birleştirildiğini,
- sesin yapay zekâ ile oluşturulduğunu,
- kaydın hukuka aykırı elde edildiğini
ileri sürebilir.
Bu durumda mahkemenin ses dosyasının;
hukuka uygunluğunu, gerçekliğini, bütünlüğünü, ilgili kişiyle bağlantısını ve diğer delillerle uyumunu
değerlendirmesi gerekir.
Dolayısıyla deepfake şüphesi bulunan bir ses kaydı ne otomatik olarak delilsiz kabul edilir ne de sırf ses kişiye benzediği için kesin delil niteliği kazanır.
Ceza Davasında Ses Kaydının Delil Değeri
Ceza yargılamasında temel düzenlemelerden biri CMK m. 217’dir.
CMK m. 217/2 uyarınca yüklenen suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Ceza Muhakemesi Kanunu aynı zamanda hukuka aykırı biçimde elde edilen delillerin yargılamada kullanılmasına sınırlama getirmektedir.
Bu nedenle ceza davasında bir ses kaydı açısından en az iki farklı soru bulunmaktadır:
Birincisi: Ses kaydı gerçek midir?
İkincisi: Ses kaydı hukuka uygun şekilde mi elde edilmiştir?
Bu iki soru birbirinden tamamen farklıdır.
Örneğin ses kaydı teknik olarak yüzde yüz gerçek olabilir ancak hukuka aykırı şekilde elde edilmiş olabilir.
Tam tersine kayıt hukuka uygun bir kaynaktan elde edilmiş olabilir ancak yapay zekâ kullanılarak sonradan değiştirilmiş veya tamamen sentetik biçimde oluşturulmuş olabilir.
Deepfake teknolojisi özellikle ikinci ihtimal nedeniyle ses kayıtlarının teknik güvenilirliğini ayrıca önemli hâle getirmektedir.
Sahte Bir Ses Kaydı Mahkûmiyete Esas Alınabilir mi?
Bir ses kaydının deepfake olduğu ortaya çıkarsa kaydın gerçek bir konuşmayı ispatladığından söz etmek mümkün değildir.
Ceza yargılamasında mahkûmiyet, iddianın değil hukuka uygun ve güvenilir delillerin değerlendirilmesine dayanmalıdır. CMK m. 217, hâkimin kararını duruşmada ortaya konulan ve tartışılan deliller üzerinden oluşturmasını ve suçun hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilmesini öngörmektedir.
Bu nedenle sanığın;
“Ses bana ait değil, yapay zekâ ile üretildi.”
şeklindeki itirazı somut ve ciddi bir teknik tartışma ortaya çıkarıyorsa kaydın gerçekliğinin araştırılması gerekebilir.
Özellikle suçun ispatında ses kaydı belirleyici veya tek delil konumundaysa kaydın teknik güvenilirliği daha da önem kazanır.
Deepfake İddiası Üzerine Bilirkişi İncelemesi Yapılabilir mi?
Evet.
Bir ses dosyasının gerçek olup olmadığının, manipülasyon içerip içermediğinin veya belirli teknik özelliklerinin incelenmesi hukuk bilgisi dışında özel ve teknik uzmanlık gerektirebilir.
CMK m. 63, çözümü uzmanlığı veya özel ya da teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınabileceğini düzenlemektedir.
Hukuk davalarında da HMK m. 266 uyarınca çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren durumlarda bilirkişi incelemesi yapılabilir. Yargıtay kararlarında da HMK m. 266’nın teknik uzmanlık gerektiren konularda bilirkişi incelemesinin dayanağını oluşturduğu belirtilmektedir.
Dolayısıyla deepfake iddiasında mahkeme veya soruşturma makamı ses dosyasını dijital incelemeye gönderebilir.
Deepfake Ses Kaydında Bilirkişi Neleri İnceleyebilir?
Teknik incelemenin kapsamı dosyanın niteliğine göre değişebilir.
Örneğin şu hususlar araştırılabilir:
- Ses dosyasının orijinal olup olmadığı,
- Dosyada kesme veya birleştirme izleri bulunup bulunmadığı,
- Kaydın kodlama ve sıkıştırma özellikleri,
- Dosyanın metadata bilgileri,
- Ses dalgasında olağan dışı geçişlerin bulunup bulunmadığı,
- Arka plan gürültüsünün sürekliliği,
- Konuşmalar arasında teknik uyumsuzlukların bulunması,
- Sesin belirli bir kişiye ait gerçek kayıtlarla benzerliği,
- Yapay üretime veya manipülasyona işaret eden teknik emarelerin bulunması.
Ancak bilirkişi değerlendirmesinin de her durumda matematiksel kesinlik sağlayacağı düşünülmemelidir.
Deepfake teknolojisinin gelişmesiyle üretim yöntemleri ve tespit yöntemleri sürekli olarak değişmektedir. KVKK da deepfake tespitinde ses tonu, görüntü ve ses arasındaki uyumsuzluklar ve diğer teknik anomalilerin yalnızca çeşitli ipuçları sağlayabildiğini belirtmektedir.
Bu nedenle teknik rapor diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Orijinal Ses Dosyası Neden Önemlidir?
Deepfake iddiasında yalnızca ses kaydının WhatsApp üzerinden iletilmiş veya ekran videosu alınmış kopyasının bulunması teknik incelemeyi zorlaştırabilir.
Mümkünse;
- ilk oluşturulan dosya,
- kaydın bulunduğu telefon veya bilgisayar,
- dosyanın orijinal formatı,
- dosyanın oluşturulma zamanı,
- gönderildiği platform kayıtları
korunmalıdır.
Çünkü dijital dosyalar farklı uygulamalardan gönderildiğinde yeniden kodlanabilir, sıkıştırılabilir veya teknik bilgilerinin bir kısmı değişebilir.
Bu nedenle delilin kaynağı ve dosyanın hangi aşamalardan geçtiği deepfake tartışmalarında önem kazanır.
Hash Değeri ve Dijital Delil Bütünlüğü Neden Önemlidir?
Dijital delillerde temel meselelerden biri, incelenen dosyanın sonradan değiştirilip değiştirilmediğinin güvence altına alınmasıdır.
Bu nedenle dijital inceleme sırasında dosyanın belirli bir andaki teknik bütünlüğünün kayıt altına alınması önem taşıyabilir.
Özellikle ceza soruşturmalarında;
- dosyanın hangi cihazdan elde edildiği,
- kim tarafından teslim edildiği,
- ne zaman kopyalandığı,
- inceleme sırasında değiştirilip değiştirilmediği
gibi hususlar delilin güvenilirliği bakımından önemlidir.
Deepfake iddiasında yalnızca;
“Bu ses ona çok benziyor.”
şeklindeki subjektif değerlendirme yerine dijital dosyanın kaynağının ve bütünlüğünün mümkün olduğunca ortaya konulması gerekir.
Sesin Kime Ait Olduğu Nasıl Tespit Edilebilir?
Bir ses kaydında iki ayrı teknik problem bulunabilir.
Birincisi, kaydın manipüle edilip edilmediğidir.
İkincisi ise kayıttaki sesin gerçekten iddia edilen kişiye ait olup olmadığıdır.
Bu nedenle bilirkişi incelemesinde gerektiğinde kişinin bilinen ve doğrulanmış gerçek ses örnekleriyle karşılaştırma yapılması gündeme gelebilir.
Ancak ses benzerliği tek başına;
“Bu konuşmayı kesinlikle bu kişi yaptı.”
sonucuna ulaşmak için yeterli görülmemelidir.
Çünkü deepfake teknolojisinin temel amacı zaten gerçek kişiye benzeyen sentetik ses meydana getirmektir. KVKK’nın bilgi notunda deepfake sistemlerinin sesleri gerçeğe uygun biçimde taklit edebildiği özellikle belirtilmektedir.
Bu nedenle aidiyet incelemesi ile yapay üretim incelemesinin birlikte yapılması gerekebilir.
Hukuk Davalarında Deepfake Ses Kaydı Delil Olabilir mi?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu açısından elektronik ortamda bulunan veriler “belge” kavramı içerisinde değerlendirilebilir.
HMK m. 199 kapsamında uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli elektronik ortamdaki veriler ve benzeri bilgi taşıyıcıları belge niteliğindedir. Yargıtay kararlarında da elektronik ortamdaki verilerin HMK m. 199 anlamında belge olduğu açıkça belirtilmektedir.
Dolayısıyla örneğin;
- WhatsApp ses kaydı,
- telefon kayıt dosyası,
- dijital ses mesajı,
- bilgisayarda bulunan ses dosyası
hukuk davasında dosyaya sunulabilir.
Ancak bir ses dosyasının belge niteliğinde olması, içeriğinin otomatik olarak doğru kabul edileceği veya senet gibi kesin delil sayılacağı anlamına gelmez.
Ses kaydının gerçekliği, elde ediliş biçimi ve uyuşmazlıkla bağlantısı ayrıca değerlendirilir.
Deepfake Ses Kaydı Kesin Delil midir?
Kural olarak sıradan bir dijital ses kaydının varlığı tek başına kaydın içerdiği bütün açıklamaları tartışmasız şekilde ispatlayan “kesin delil” anlamına gelmez.
HMK’nın delil sistemi içerisinde elektronik verilerin belge olarak kabul edilmesi, her elektronik veriyi otomatik şekilde kesin delile dönüştürmez.
Örneğin bir alacak davasında davacı;
“Davalı bu ses kaydında bana 1 milyon TL borcu olduğunu kabul ediyor.”
diyebilir.
Davalı ise;
“Bu konuşma bana ait değil, deepfake oluşturulmuş.”
şeklinde itiraz edebilir.
Bu durumda mahkemenin yalnızca kaydı dinleyip;
“Ses davalıya benziyor.”
tespitiyle uyuşmazlığı sonuçlandırması yerine kaydın teknik niteliğinin ve diğer delillerle bağlantısının incelenmesi gerekebilir.
Hukuka Aykırı Elde Edilen Ses Kaydı Hukuk Davasında Kullanılabilir mi?
HMK m. 189/2, hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağını açıkça düzenlemektedir. Bu kural Yargıtay kararlarında da uygulanmaktadır.
Dolayısıyla ses kaydının gerçek olması tek başına yeterli değildir.
Örneğin kayıt;
- gizlice,
- hukuka aykırı biçimde,
- kişinin mahremiyet alanına ağır müdahaleyle
elde edilmişse delilin hukuka uygunluğu ayrıca değerlendirilir.
Bu noktada deepfake tartışmasından bağımsız iki farklı itiraz yapılabilir:
“Bu kayıt sahte.”
ve
“Bu kayıt gerçek olsa bile hukuka aykırı elde edildi.”
Mahkeme bu itirazları birbirinden ayrı değerlendirmelidir.
Gizlice Alınan Her Ses Kaydı Hukuka Aykırı mıdır?
Ses kayıtları bakımından olayın şartları önemlidir.
Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların gizlice kayda alınması ceza hukuku ve özel hayatın korunması bakımından ciddi sorunlar doğurabilir. Anayasa Mahkemesi de aleni olmayan konuşmaların hukuka aykırı biçimde kayıt altına alınmasını özel hayat ve kişisel verilerin korunması perspektifinden inceleyen kararlar vermiştir.
Bununla birlikte uygulamada kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir fiili başka türlü ispatlama imkânının bulunmadığı ani durumlar gibi bazı özel olayların hukuki değerlendirmesi farklılaşabilir.
Bu nedenle;
“Gizli kayıtların tamamı kesinlikle geçerlidir.”
veya
“Gizli kayıtların tamamı hiçbir şekilde kullanılamaz.”
şeklinde kategorik bir yaklaşım doğru değildir.
Kaydın hangi koşullarda, hangi amaçla ve nasıl elde edildiğinin somut olarak incelenmesi gerekir.
Deepfake Ses Kaydına Nasıl İtiraz Edilir?
Mahkemeye sunulan ses kaydının yapay zekâ ürünü olduğu düşünülüyorsa itirazın mümkün olduğunca somutlaştırılması önemlidir.
Örneğin;
“Kaydı kabul etmiyoruz.”
demek yerine;
- Sesin müvekkile ait olmadığı,
- Orijinal dosyanın sunulmadığı,
- Dosyanın yalnızca mesajlaşma uygulamasından geçirilmiş kopyasının bulunduğu,
- Kaydın oluşturulduğu cihazın belli olmadığı,
- Dosyada kesme, birleştirme veya yapay üretim ihtimali bulunduğu,
- Ses klonlama yoluyla üretim şüphesi olduğu,
- Teknik bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği
ileri sürülebilir.
Özellikle kaydın yargılamada belirleyici öneme sahip olması hâlinde bilirkişi incelemesi talebinin somut teknik gerekçelerle ortaya konulması önemlidir. Özel veya teknik bilgi gerektiren meselelerde CMK m. 63 ve HMK m. 266 bilirkişi incelemesine imkân tanımaktadır.
Kaydı Sunan Taraf Orijinal Dosyayı Sunmalı mıdır?
Deepfake itirazı açısından mümkün olduğunca orijinal dijital materyalin incelenmesi önemlidir.
Örneğin davacı yalnızca;
- ses kaydının yazılı dökümünü,
- bir dakikalık kesilmiş bölümünü,
- WhatsApp üzerinden defalarca gönderilmiş kopyasını
sunmuş olabilir.
Böyle bir durumda kaydın tamamının ve mümkünse ilk dijital materyalin incelenmesi talep edilebilir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi önüne gelen ses kaydı uyuşmazlıklarında da kaydın nasıl ve hangi koşullarda elde edildiği ile içeriğinin güvenilirliği gibi meselelerin önem taşıdığı görülmektedir.
Deepfake teknolojisi nedeniyle bu gereklilik daha da önem kazanmıştır.
Ses Kaydının Yazılı Çözümü Tek Başına Yeterli midir?
Ses kaydının çözüm tutanağı veya yazılı transkripti kaydın içeriğinin okunmasını kolaylaştırabilir.
Ancak bir metin dökümü;
sesin gerçekten kime ait olduğunu veya kaydın deepfake olup olmadığını ispatlamaz.
Çünkü transkript yalnızca sunulan ses dosyasının sözel içeriğini yazıya dönüştürmektedir.
İtiraz kaydın içeriğine değil kaynağına ve gerçekliğine yönelikse teknik inceleme gerekir.
Örneğin;
“Bu cümle kayıtta gerçekten söylenmiş mi?”
ile;
“Bu cümleyi gerçekten davalı mı söyledi, yoksa yapay zekâ mı üretti?”
tamamen farklı sorulardır.
Deepfake Ses Kaydı Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli Olabilir mi?
Bu konuda her dosya kendi delil bütünlüğü içerisinde değerlendirilmelidir.
Ceza yargılamasında mahkemenin yalnızca ses kaydının varlığına değil;
- kaydın gerçekliğine,
- hukuka uygun elde edilip edilmediğine,
- diğer delillerle uyumuna,
- sanığın savunmasına,
- bilirkişi raporuna
bir bütün olarak bakması gerekir.
Özellikle ses kaydının gerçekliği ciddi biçimde tartışmalıysa ve kayıt dışında suçlamayı destekleyen güçlü deliller bulunmuyorsa deepfake ihtimalinin araştırılmaması ciddi bir ispat sorunu ortaya çıkarabilir.
CMK m. 217’nin hukuka uygun delille ispat ilkesi ve teknik konularda CMK m. 63’ün bilirkişi mekanizması bu değerlendirmenin temel hukuki çerçevesini oluşturmaktadır.
Bilirkişi “Deepfake Değildir” Derse Mahkeme Bağlı mıdır?
Bilirkişi hukuki kararı veren makam değildir.
Bilirkişinin görevi özel ve teknik bilgi gerektiren konularda mahkemeye bilimsel veya teknik görüş sunmaktır.
Hukuk yargılamasında HMK m. 282 uyarınca hâkim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Yargıtay kararlarında da bu ilke açıkça belirtilmektedir.
Dolayısıyla bilirkişinin;
“Kaydın manipülasyon içerdiğine ilişkin teknik bulgu tespit edilmemiştir.”
sonucu önemli olmakla birlikte yargılamadaki bütün diğer delillerden bağımsız şekilde otomatik hüküm anlamına gelmez.
Aynı şekilde bilirkişi raporunun eksik, denetime elverişsiz veya teknik sorulara cevap vermemesi hâlinde ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi gündeme gelebilir.
Deepfake İddiasında Karşılaştırma Ses Örneği Alınabilir mi?
Sesin aidiyetinin teknik olarak değerlendirilmesi için bazı olaylarda doğrulanmış ses örnekleriyle karşılaştırma yapılması gerekebilir.
Ancak günümüzde yalnızca ses benzerliği değil, sesin yapay olarak üretilip üretilmediğinin de ayrıca araştırılması önemlidir.
Çünkü deepfake teknolojisinin amacı zaten kişinin ses karakterini taklit etmektir.
Bu nedenle gelecekte mahkemelerde;
“Ses kime benziyor?”
sorusundan çok;
“Bu konuşma doğal insan konuşmasının gerçek bir kaydı mı, yoksa sentetik olarak mı üretildi?”
sorusu daha önemli hâle gelecektir.
KVKK’nın deepfake teknolojisine ilişkin değerlendirmesi de sahte seslerin gerçek insanları taklit edebilmesinin güncel risk alanlarından biri olduğunu göstermektedir.
WhatsApp Ses Kaydı Deepfake Olabilir mi?
Evet.
Bir ses kaydının WhatsApp üzerinden gönderilmiş olması onun gerçek olduğunu garanti etmez.
Yapay zekâ ile önceden oluşturulan ses dosyası herhangi bir mesajlaşma uygulaması üzerinden gönderilebilir.
Ayrıca telefon görüşmesinde gerçek zamanlı ses dönüşümü teknolojilerinden yararlanılması da teknik olarak mümkündür.
Bu nedenle özellikle;
- para transferi,
- suç ikrarı,
- tehdit,
- borç kabulü,
- ticari talimat
gibi önemli hukuki sonuçlara bağlanan ses kayıtlarında kaynağın araştırılması önemlidir.
Mahkemeye Deepfake Ses Kaydı Sunmak Hukuki Sorumluluk Doğurur mu?
Bir kişinin bilerek yapay zekâ ile sahte ses kaydı hazırlaması ve bunu mahkemeye gerçek delilmiş gibi sunması, olayın özelliklerine göre ciddi cezai sonuçlara yol açabilir.
Örneğin sahte kayıt kullanılarak bir kişinin işlemediği bir suç nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılması amaçlanıyorsa iftira suçu bakımından değerlendirme yapılabilir.
Somut olayın özelliklerine göre başka ceza hükümleri de gündeme gelebilir.
Burada özellikle failin sahte olduğunu bildiği dijital materyali gerçekmiş gibi yargı makamına sunması ile kaydın gerçek olduğunu zannederek sunması birbirinden ayrılmalıdır.
Deepfake Ses Kaydı Nedeniyle Yeniden Yargılama Gündeme Gelebilir mi?
Bir mahkûmiyet veya hukuk mahkemesi kararı önemli ölçüde sonradan sahte olduğu anlaşılan ses kaydına dayanıyorsa, kararın kesinleşme durumu ve yargılama türüne göre olağanüstü kanun yollarının şartları ayrıca değerlendirilebilir.
Ancak her deepfake iddiası otomatik olarak yeniden yargılama sebebi değildir.
Öncelikle kaydın gerçekten sahte olduğunun güvenilir biçimde ortaya konulması ve söz konusu delilin hüküm üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi gerekir.
Bu nedenle deepfake teknolojisinin gelişmesi yalnızca devam eden davalar açısından değil, geçmişte ses kayıtlarına dayanan bazı uyuşmazlıklar bakımından da yeni tartışmalar meydana getirebilir.
Deepfake Ses Kaydı Delilinde En Önemli Üç Soru
Bir ses kaydı mahkemeye sunulduğunda günümüzde özellikle üç ayrı inceleme yapılması gerekir:
1. Ses kaydı gerçek mi?
Kayıt doğal bir konuşmanın kaydı mı, kesilip birleştirilmiş mi veya tamamen yapay zekâ ile mi oluşturulmuş?
2. Ses gerçekten iddia edilen kişiye mi ait?
Ses benzerliği dışında aidiyeti destekleyen teknik ve yan deliller bulunuyor mu?
3. Kayıt hukuka uygun şekilde mi elde edildi?
Gerçek bir kayıt olması, hukuka aykırı elde edilmiş bir delilin otomatik olarak kullanılabileceği anlamına gelmez.
Ceza yargılamasında CMK m. 217 hukuka uygun delille ispatı esas almakta; hukuk yargılamasında HMK m. 189/2 hukuka aykırı elde edilen delillerin dikkate alınamayacağını düzenlemektedir.
Bu üç soru birbirinden bağımsızdır.
Sık Sorulan Sorular
Deepfake ses kaydı mahkemede delil olur mu?
Mahkemeye dijital ses kaydı sunulabilir. Ancak kaydın gerçekliği, aidiyeti ve hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği ayrıca değerlendirilir. Hukuk davalarında elektronik veriler HMK m. 199 kapsamında belge niteliği taşıyabilir.
Yapay zekâ ile oluşturulan ses kaydı delil sayılır mı?
Bir olayın gerçekten gerçekleştiğini ispatlamak amacıyla sunulan ses yapay olarak oluşturulmuşsa, içeriğin gerçek konuşmaya ilişkin ispat değeri bulunmayacaktır. Deepfake iddiası teknik bilirkişi incelemesine konu edilebilir. CMK m. 63 ve HMK m. 266 teknik uzmanlık gereken konularda bilirkişi incelemesine imkân vermektedir.
Ses kaydının deepfake olduğu nasıl anlaşılır?
Orijinal dijital dosya üzerinde teknik inceleme yapılabilir. Dosya yapısı, metadata, ses karakteristikleri, kesme-birleştirme izleri ve yapay üretime ilişkin emareler değerlendirilebilir. KVKK da deepfake tespitinde ses ve görüntüdeki teknik uyumsuzlukların çeşitli ipuçları sağlayabileceğini belirtmektedir.
Ses bana benziyor ancak ben konuşmadım, ne yapmalıyım?
Kaydın aidiyetine açıkça itiraz edilmeli ve mümkünse orijinal dosyanın incelenmesi ile teknik bilirkişi incelemesi talep edilmelidir. Deepfake teknolojisi nedeniyle yalnızca ses benzerliği artık tek başına güvenilirlik göstergesi olarak kabul edilmemelidir.
WhatsApp ses kaydı kesin delil midir?
Hayır. Elektronik veri HMK m. 199 kapsamında belge olabilir ancak bu durum içeriğin otomatik olarak doğru veya kesin delil olduğu anlamına gelmez.
Hukuka aykırı alınan ses kaydı hukuk davasında kullanılabilir mi?
HMK m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Ceza davasında hukuka aykırı ses kaydı kullanılabilir mi?
CMK m. 217/2 yüklenen suçun hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebileceğini düzenlemektedir. Bu nedenle kaydın elde edilme biçimi ceza yargılamasında ayrıca incelenir.
Deepfake itirazında bilirkişi incelemesi zorunlu mudur?
Her dosyada otomatik olarak zorunlu değildir. Ancak uyuşmazlığın çözümü teknik veya özel uzmanlık gerektiriyorsa CMK m. 63 veya HMK m. 266 kapsamında bilirkişi incelemesine başvurulabilir.
Bilirkişi raporu mahkemeyi bağlar mı?
Hukuk yargılamasında hâkim bilirkişi görüşünü diğer delillerle birlikte değerlendirir. HMK m. 282’ye ilişkin Yargıtay uygulaması da bilirkişi görüşünün hâkim tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirileceğini kabul etmektedir.
Sonuç: Yapay Zekâ Çağında “Ses Kaydı Var” Demek Artık Tek Başına Yeterli Değildir
Ses kayıtları uzun yıllardır ceza ve hukuk yargılamalarında önemli delil tartışmalarının konusu olmuştur. Ancak yapay zekâ ve ses klonlama teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte bu tartışmaya yeni ve son derece önemli bir boyut eklenmiştir.
Artık bir kişinin sesini duyduğumuz her dijital kayıt, o kişinin gerçekten o sözleri söylediğini zorunlu olarak göstermemektedir.
KVKK da deepfake teknolojisinin sesleri taklit edebildiğini, sahte ses içerikleri oluşturabildiğini ve bu içeriklerle kişilerin aldatılmasının mümkün olduğunu açıkça belirtmektedir.
Bu nedenle deepfake ses kaydının mahkemede delil değeri değerlendirilirken yalnızca;
“Bu ses kime benziyor?”
sorusuna cevap verilmesi yeterli değildir.
Mahkemenin önündeki esas sorular;
kaydın doğal ve gerçek bir konuşmaya ait olup olmadığı,
dosyanın manipüle edilip edilmediği,
sesin gerçekten ilgili kişiye ait olup olmadığı,
orijinal dijital materyalin bulunup bulunmadığı,
kaydın hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği ve
kaydı destekleyen başka delillerin bulunup bulunmadığıdır.
Ceza yargılamasında CMK m. 217 hukuka uygun delille ispat ilkesini ortaya koymakta; teknik uzmanlık gerektiren konularda CMK m. 63 bilirkişi incelemesine imkân tanımaktadır.
Hukuk yargılamasında ise dijital ses kayıtları HMK m. 199 anlamında elektronik belge kapsamında değerlendirilebilmekte; ancak HMK m. 189/2 gereğince hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin dikkate alınması mümkün olmamaktadır. Teknik deepfake incelemeleri bakımından HMK m. 266 kapsamında bilirkişiye başvurulabilir.
Bu nedenle bir davada önemli sonuçlar doğuracak ses kaydının gerçekliğine itiraz ediliyorsa orijinal ses dosyasının korunması, dosyanın kaynağının araştırılması, teknik bilirkişi incelemesinin yapılması ve ses kaydının diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Özellikle mahkûmiyet, yüksek tutarlı alacak, iş sözleşmesinin feshi, boşanma, tehdit, şantaj veya suç ikrarı gibi önemli hukuki sonuçların yalnızca dijital ses kaydına bağlandığı dosyalarda, yapay zekâ çağının ortaya çıkardığı deepfake ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerekir.
Çünkü günümüzde hukuki soru artık yalnızca “Bu kayıt hukuka uygun mu?” değildir.
Aynı zamanda:
“Bu kayıt gerçekten yaşanmış bir konuşmanın kaydı mı?”
sorusunun da güvenilir biçimde cevaplandırılması gerekmektedir.