Deepfake Mağduru Ne Yapmalıdır? Sahte Video ve Seslere Karşı Hukuki Yollar
Telefonunuza bir mesaj geliyor ve sizin hiç çekmediğiniz bir video gönderiliyor. Görüntüde yüzünüz bulunuyor, sesiniz size benziyor ve çevrenizdeki kişilerin gerçek olduğuna inanabileceği kadar inandırıcı görünüyor.
Başka bir senaryoda sosyal medyada adınıza açılmış bir hesap üzerinden, hiç söylemediğiniz sözleri söylüyormuşsunuz gibi gösteren bir video paylaşılmış olabilir. Daha ağır olaylarda ise kişinin yüzü cinsel içerikli görüntülere yerleştirilmekte ve mağdurdan para istenmektedir.
Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesi sonucunda bu tür olaylarla karşılaşmak artık teknik olarak oldukça kolay hâle gelmiştir. Deepfake mağduriyeti, kişinin yalnızca özel hayatını değil; mesleki itibarını, aile hayatını, kişisel verilerini ve ekonomik güvenliğini de tehdit edebilir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu da deepfake teknolojisini özel olarak ele almış; gerçek kişilere ilişkin görüntü ve seslerden yararlanılarak manipüle edilmiş içerikler oluşturulmasının kişisel veriler açısından önemli riskler meydana getirdiğini belirtmiştir.
Peki deepfake mağduru ne yapmalıdır? Deepfake video nasıl kaldırılır? Savcılığa şikâyet edilebilir mi? Deepfake nedeniyle tazminat davası açılabilir mi? Yapay zekâ ile oluşturulan sahte cinsel görüntü internette yayımlanmışsa hangi hukuki yollar kullanılabilir?
Deepfake mağduriyetlerinde tek bir hukuki başvuru yolu bulunmamaktadır. İçeriğin niteliğine göre ceza soruşturması, kişilik haklarının korunması, ihtiyati tedbir, erişimin engellenmesi, kişisel verilerin korunması ve maddi-manevi tazminat yollarının birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
Deepfake Nedir?
Deepfake; yapay zekâ ve derin öğrenme teknolojileri kullanılarak gerçek kişilere ait görüntü, yüz, ses veya hareketlerin değiştirilmesi ya da taklit edilmesi sonucunda gerçeğe benzeyen sahte dijital içeriklerin oluşturulmasıdır.
Deepfake teknolojisi kullanılarak bir kişinin hiç söylemediği sözler söyletilebilir, yüzü başka bir kişinin görüntüsüne yerleştirilebilir, sesi klonlanabilir veya gerçekte bulunmadığı bir ortamdaymış gibi gösterilebilir.
KVKK’nın Deepfake Bilgi Notu’nda da teknolojinin tanımı yanında kişisel veriler açısından oluşturduğu tehditlere, deepfake içeriklerin tespitine ve kişilerin alabileceği önlemlere yer verilmektedir.
Teknolojinin kendisi her durumda hukuka aykırı değildir. Sinema, reklam, eğlence veya kişinin rızasına dayanan projelerde hukuka uygun kullanım mümkündür.
Hukuki sorun özellikle gerçek kişinin kimliğinin onun rızası dışında kullanılması ve sahte içeriğin kişiye zarar verecek biçimde hazırlanması veya yayımlanmasıyla ortaya çıkmaktadır.
Deepfake Mağduru İlk Olarak Ne Yapmalıdır?
Deepfake mağduriyetlerinde en önemli konu panikle içeriği silmeye çalışmadan önce delillerin güvence altına alınmasıdır.
Çünkü sosyal medya hesabı kapatılabilir, paylaşım silinebilir, kullanıcı adı değiştirilebilir veya video başka hesaplara taşınabilir. Daha sonra ceza soruşturması ya da tazminat davası açıldığında içeriğin nasıl yayımlandığının ispatı güçleşebilir.
Bu nedenle uygulanabilecek pratik sıra şu şekilde özetlenebilir:
- Deepfake video, fotoğraf veya ses kaydını delil olarak saklayın. Mümkünse yalnızca ekran görüntüsü değil, orijinal dosya da muhafaza edilmelidir.
- Paylaşımın URL adresini ve hesap bilgilerini kaydedin. Kullanıcı adı, profil bağlantısı, paylaşım tarihi ve saati önemlidir.
- İçeriğin yayılımını belgeleyin. Görüntülenme sayısı, yeniden paylaşımlar, yorumlar ve içeriğin bulunduğu diğer hesaplar kayıt altına alınmalıdır.
- Tehdit veya şantaj varsa mesajları silmeyin. WhatsApp, Telegram, Instagram DM, e-posta ve diğer yazışmalar korunmalıdır.
- Para istenmişse ödeme bilgilerini kaydedin. IBAN, hesap sahibi, kripto cüzdanı veya diğer ödeme bilgilerinin ekran görüntüsü alınmalıdır.
- Platforma kaldırma başvurusu yapın. Ancak mümkünse deliller güvence altına alındıktan sonra platform şikâyeti gerçekleştirilmelidir.
- Olayın niteliğine göre savcılık, mahkeme ve diğer hukuki başvuru yollarını gecikmeden değerlendirin.
Bu sıralama her olay bakımından zorunlu ve değişmez değildir. Özellikle kişinin özel hayatını ağır biçimde ihlal eden ve hızla yayılan cinsel içeriklerde, delillerin korunmasıyla kaldırma girişimlerinin eş zamanlı yürütülmesi gerekebilir.
Deepfake İçeriği Silmeden Önce Neden Delil Toplanmalıdır?
Deepfake uyuşmazlıklarının en önemli özelliklerinden biri dijital delillerin kısa sürede ortadan kalkabilmesidir.
Örneğin sahte bir Instagram hesabı sabah saatlerinde video yayımlayıp birkaç saat sonra hesabı tamamen silebilir. Mağdur yalnızca videoyu görmüş ancak kullanıcı adını, bağlantıyı veya paylaşım tarihini kaydetmemişse soruşturma daha zor hâle gelebilir.
Bu nedenle mümkünse deepfake içeriğin kendisi yanında içeriğin hangi hesapta yayımlandığı da belgelenmelidir.
Sadece videonun telefonunuza kaydedilmiş olması, videoyu internete kimin yüklediğini her zaman göstermeyebilir.
Özellikle savcılık başvurusu düşünülüyorsa içeriğin kaynağını gösteren dijital bilgilerin korunması önemlidir.
Deepfake Video Sosyal Medyadan Nasıl Kaldırılır?
Deepfake mağdurunun başvurabileceği ilk pratik yöntemlerden biri içeriğin yayımlandığı platformun kendi şikâyet mekanizmasını kullanmaktır.
Instagram, TikTok, YouTube, Facebook, X ve diğer sosyal medya platformlarında taklit hesap, mahremiyet ihlali, manipüle edilmiş medya, taciz veya benzeri kategoriler kapsamında bildirim yapılabilecek sistemler bulunabilir.
Platform başvurusunda mümkün olduğunca açık şekilde;
içeriğin yapay zekâ ile üretildiği, videodaki kişinin başvurucu olduğu, görüntünün rıza dışında kullanıldığı ve içeriğin hangi hakları ihlal ettiği açıklanmalıdır.
Ancak sosyal medya platformuna yapılan şikâyet, mahkeme veya savcılık başvurusunun yerine geçen bir hukuki yol değildir.
İçeriğin suç oluşturması veya kişilik haklarına ciddi saldırı niteliğinde bulunması hâlinde platform başvurusunun yanında diğer hukuki yollar da değerlendirilmelidir.
Deepfake İçin Sulh Ceza Hâkimliğine Başvurulabilir mi?
Bu konuda güncel hukuk bakımından önemli bir ayrım bulunmaktadır.
5651 sayılı Kanun’un eski 9. maddesi, internet yayınları nedeniyle kişilik hakkı ihlal edilen kişilere içerik çıkarılması ve erişimin engellenmesi konusunda özel bir başvuru yolu sağlıyordu.
Ancak Anayasa Mahkemesi, 11 Ekim 2023 tarihli ve E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesine ilişkin düzenlemeleri iptal etmiştir. Karar 10 Ocak 2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptal hükümlerinin yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir.
Bu nedenle günümüzde her deepfake kişilik hakkı ihlalinde eski uygulamadaki gibi “5651 m. 9 kapsamında sulh ceza hâkimliğine başvurulur” şeklinde genel bir değerlendirme yapmak doğru değildir.
İçeriğin niteliğine göre kişilik hakkının korunmasına ilişkin genel hukuk yolları veya özel hayatın gizliliğine ilişkin özel düzenlemeler kullanılmalıdır.
Deepfake Özel Hayatı İhlal Ediyorsa Ne Yapılmalıdır?
Deepfake içerik kişinin özel hayatının gizliliğini ihlal ediyorsa, 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesi ayrıca gündeme gelebilir.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu da internet ortamındaki yayın nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini ileri süren kişiler için 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesine dayanan bireysel başvuru mekanizmasını açıklamaktadır.
Örneğin mağdurun gerçek mahrem görüntülerinin yapay zekâ ile değiştirilerek yayımlanması veya kişinin özel hayatıyla doğrudan ilişkili görüntü ve seslerin manipüle edilmesi durumunda bu yol özellikle önem kazanabilir.
Bununla birlikte yalnızca kişinin mesleki itibarını zedeleyen her deepfake içerik otomatik olarak “özel hayatın gizliliğinin ihlali” kabul edilemez.
Örneğin bir şirket yöneticisinin deepfake video ile şirket hakkında yanlış açıklamalar yapmış gibi gösterilmesi ile kişinin cinsel hayatına ilişkin sahte görüntülerin yayımlanması aynı hukuki nitelikte değildir.
Bu nedenle 5651 m. 9/A’nın uygulanabilirliği somut olay özelinde değerlendirilmelidir.
Cinsel İçerikli Deepfake Mağduru Ne Yapmalıdır?
En ağır deepfake mağduriyetlerinden biri kişinin yüzünün çıplak veya pornografik görüntülere yerleştirilmesidir.
Bu tür içerikler bazen yalnızca itibar zedelemek amacıyla yayımlanmakta, bazen de şantaj amacıyla kullanılmaktadır.
Örneğin fail mağdura;
“50.000 TL ödemezsen videoyu ailene göndereceğim.”
şeklinde mesaj gönderebilir.
Böyle bir durumda deepfake görüntünün gerçekten mağdura ait cinsel görüntü olmaması, olayın hukuki önemini ortadan kaldırmaz.
Somut olayın özelliklerine göre şantaj, hakaret, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması ve kişilik hakkının ihlali gibi farklı hukuki sorumluluklar gündeme gelebilir.
Mağdurun özellikle faille yaptığı yazışmaları ve gönderilen dosyayı silmemesi gerekir.
Deepfake ile Şantaja Maruz Kalan Kişi Para Ödemeli midir?
Deepfake şantajında fail genellikle mağdurun korkusundan faydalanmaya çalışır.
İlk ödeme yapıldıktan sonra failin görüntüyü sileceğinin garantisi bulunmadığı gibi yeni para talepleri ortaya çıkabilir.
Bu nedenle mağdurun öncelikle tehdidi belgeleyerek hukuki başvuru yollarını değerlendirmesi önemlidir.
Ödeme zaten yapılmışsa dekont, IBAN, hesap sahibinin adı, para gönderme tarihi ve varsa işlem açıklaması mutlaka saklanmalıdır.
Deepfake ile şantaj olayında video henüz yayımlanmamış olsa bile yalnızca “henüz paylaşılmadı” gerekçesiyle olayın hukuken önemsiz olduğu düşünülmemelidir.
Deepfake Mağduru Savcılığa Şikâyet Edebilir mi?
Evet.
Deepfake kullanımı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen bir suçun unsurlarını oluşturuyorsa Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir.
Türk hukukunda genel anlamda “deepfake suçu” adı altında bütün olayları kapsayan tek bir suç tipi bulunmamaktadır.
Somut olayın özelliklerine göre deepfake içerik;
hakaret, şantaj, özel hayatın gizliliğinin ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi veya yayılması, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık ya da iftira
gibi farklı suçlar açısından değerlendirilebilir.
Örneğin kişinin çocuğunun sesi yapay zekâ ile klonlanarak anne veya babasından para istenmişse dolandırıcılık hükümleri; sahte cinsel video kullanılarak para talep edilmişse şantaj hükümleri; kişi hakkında sahte suç delili oluşturularak savcılığa sunulmuşsa iftira hükümleri gündeme gelebilir.
Dolayısıyla savcılık başvurusunda yalnızca “Benim hakkımda deepfake yapıldı.” denilmesi yerine olayın bütün ayrıntılarının ve mevcut dijital delillerin sunulması önemlidir.
Savcılık Deepfake Videosunu Otomatik Olarak Kaldırır mı?
Savcılığa suç duyurusunda bulunulması, içeriğin sosyal medyadan otomatik şekilde kaldırıldığı anlamına gelmez.
Ceza soruşturmasının temel amacı suçun işlenip işlenmediğini ve faili araştırmaktır.
İçeriğin yayılmasının durdurulması bakımından ise somut olayın niteliğine göre platform başvurusu, özel hayatın korunmasına ilişkin internet hukuku mekanizmaları veya hukuk mahkemesinden geçici hukuki koruma talep edilmesi gerekebilir.
Bu nedenle ceza soruşturması ve içeriğin kaldırılması süreçleri birbirinden ayrı ancak birbirini tamamlayan yollar olarak değerlendirilmelidir.
Deepfake Nedeniyle Kişilik Hakkı Davası Açılabilir mi?
Evet.
Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı saldırılara karşı önemli koruma sağlamaktadır.
TMK m. 24 kapsamında kişilik hakkına hukuka aykırı saldırıda bulunulan kişi hâkimden korunmasını isteyebilir. TMK m. 25 kapsamında ise saldırı tehlikesinin önlenmesi, devam eden saldırıya son verilmesi ve etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti gibi talepler ileri sürülebilir. Adalet Bakanlığının yayımladığı hukuki kaynaklarda da TMK m. 24 ve 25’in kişilik hakkına yönelik saldırılar karşısındaki temel koruma hükümleri olduğu belirtilmektedir.
Deepfake içeriğin kişinin şeref ve saygınlığına, görüntüsü üzerindeki haklarına veya mesleki itibarına saldırı oluşturması hâlinde bu hükümler önem kazanabilir.
Deepfake İçerik İçin İhtiyati Tedbir Talep Edilebilir mi?
Deepfake içeriklerin en önemli özelliği son derece hızlı yayılabilmesidir.
Mahkeme kararının aylar sonra verilmesi durumunda video çoktan binlerce veya milyonlarca kişiye ulaşmış olabilir.
Bu nedenle şartları bulunuyorsa ihtiyati tedbir talep edilmesi değerlendirilmelidir.
Amaç, esas dava sonuçlanıncaya kadar mağduriyetin daha fazla büyümesini önleyecek geçici hukuki koruma sağlamaktır.
Örneğin kişinin mesleki kariyerini ağır biçimde etkileyen ve hızla yayılan sahte görüntü hakkında devam eden saldırının durdurulmasına yönelik tedbir talebi gündeme gelebilir.
Tedbir kararı verilip verilmeyeceği ise olayın özelliklerine, hakkın varlığına ilişkin yaklaşık ispata ve gecikmenin yaratacağı zarara göre mahkemece değerlendirilir.
Deepfake Nedeniyle KVKK’ya Başvurulabilir mi?
Deepfake üretilebilmesi için çoğu zaman gerçek kişiye ait fotoğraf, video veya ses kayıtları kullanılmaktadır.
Kişinin görüntüsü ve sesi belirli veya belirlenebilir gerçek kişiyle ilişkilendirilebildiği ölçüde kişisel veri hukuku bakımından önem taşıyabilir. KVKK da Deepfake Bilgi Notu’nda teknolojinin kişisel veriler açısından doğurduğu riskleri özellikle ele almaktadır.
Ancak “deepfake hazırlandı, doğrudan KVKK’ya şikâyet edilir” şeklinde her olay için geçerli basit bir prosedür bulunmamaktadır.
6698 sayılı Kanun kapsamındaki şikâyet mekanizmasında kural olarak öncelikle veri sorumlusuna başvuru yapılması gerekir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Kurula şikâyet yoluna başvurulabilmesi için veri sorumlusuna başvurunun ön şart olduğunu açıkça belirtmektedir.
Veri sorumlusunun cevabının yetersiz bulunması, başvurunun reddedilmesi veya süresinde cevap verilmemesi hâllerinde Kanun’daki süreler içerisinde Kurula şikâyet yolu değerlendirilebilir. KVKK’nın güncel bilgilendirmesine göre ilgili kişi, veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz ve her hâlde veri sorumlusuna başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kurula şikâyette bulunabilir.
Bununla birlikte her bireysel sosyal medya kullanıcısının her faaliyeti KVKK kapsamındaki veri sorumlusu ilişkisini doğurmayabilir. Bu nedenle deepfake olayında KVKK başvurusunun uygulanabilirliği ayrıca incelenmelidir.
Deepfake Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Açılabilir mi?
Deepfake mağduriyeti kişinin toplum içerisindeki saygınlığını, aile hayatını ve mesleki itibarını ciddi biçimde etkileyebilir.
Örneğin kişinin cinsel içerikli sahte videosunun iş arkadaşlarına gönderilmesi veya bir doktorun hastalarını dolandırdığını söylediği izlenimini veren sahte video yayımlanması kişinin manevi varlığı üzerinde ağır sonuçlar doğurabilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi kapsamında kişilik hakkı zedelenen kişinin şartları bulunması hâlinde manevi tazminat talep etmesi mümkündür. TMK m. 24 ve 25 kapsamında kişilik haklarının korunması ile TBK m. 58 kapsamındaki manevi tazminat yolu birbirini tamamlayabilen hukuki korumalardır.
Manevi tazminat miktarı her deepfake olayı için aynı değildir.
Mahkeme içeriğin niteliğini, yayılım alanını, mağdur üzerindeki etkisini, tarafların durumunu ve olayın diğer özelliklerini birlikte değerlendirir.
Deepfake Nedeniyle Maddi Tazminat İstenebilir mi?
Deepfake içeriğin ekonomik zarara yol açması da mümkündür.
Örneğin kişi deepfake görüntü nedeniyle işini kaybetmiş, bir şirket yöneticisi hakkında yayılan sahte video nedeniyle şirket önemli müşterilerini kaybetmiş veya bir sosyal medya içerik üreticisinin reklam anlaşmaları iptal edilmiş olabilir.
Böyle durumlarda şartları bulunuyorsa maddi tazminat talep edilebilir.
Ancak maddi tazminat bakımından ekonomik zararın ve zarar ile hukuka aykırı deepfake eylemi arasındaki illiyet bağının ispatlanması gerekir.
Bu nedenle mağdurun yalnızca sahte videoyu değil, ekonomik sonuçları gösteren belgeleri de saklaması önemlidir.
Örneğin feshedilen sözleşmeler, müşteri mesajları, gelir kaybı kayıtları ve işveren yazışmaları ileride delil niteliği taşıyabilir.
Deepfake Nedeniyle İşten Çıkarılan Kişi Ne Yapmalıdır?
Bir çalışanın uyuşturucu kullandığını, şirket hakkında kötüleyici açıklamalar yaptığını veya başka bir hukuka aykırı davranış gerçekleştirdiğini gösteren deepfake içerik işverene gönderilebilir.
İşveren de videoyu gerçek kabul ederek iş sözleşmesini sona erdirebilir.
Böyle bir durumda iki ayrı hukuki ilişki ortaya çıkabilir.
Birincisi deepfake’i hazırlayan veya yayan kişilerin sorumluluğudur.
İkincisi ise işveren tarafından gerçekleştirilen feshin iş hukuku bakımından geçerli veya haklı olup olmadığıdır.
Dolayısıyla deepfake nedeniyle işten çıkarılan kişinin yalnızca içeriği hazırlayan kişiye karşı değil, iş sözleşmesinin feshi bakımından da haklarını ayrıca değerlendirmesi gerekir.
Deepfake Dolandırıcılığı Mağduru Ne Yapmalıdır?
Deepfake mağduriyetinin amacı her zaman itibar zedelemek değildir.
Yapay zekâ ile kişinin yakınının veya şirket yöneticisinin sesi klonlanarak para transferi istenebilir.
Örneğin mağdur;
“Baba, acil paraya ihtiyacım var.”
şeklinde çocuğunun sesine son derece benzeyen bir telefon görüşmesi alabilir.
Bu durumda para transferi yapılmışsa hızlı hareket etmek özellikle önemlidir.
Banka ile derhâl iletişime geçilmeli, gönderilen hesabın bilgileri ve dekont muhafaza edilmeli, mesajlaşmalar ve ses kayıtları saklanmalı ve ceza soruşturması için gerekli başvurular değerlendirilmelidir.
Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarıyla bağlantılı olarak dolandırıcılıkta kullanılması Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılık hükümleri kapsamında ayrıca değerlendirmeye konu olabilmektedir; 2026 tarihli Yargıtay kararlarında da TCK m. 158 kapsamındaki bu suçlara ilişkin incelemeler devam etmektedir.
Deepfake Olduğu Nasıl İspatlanır?
Deepfake mağduriyetlerinde sık karşılaşılan sorulardan biri;
“Videonun sahte olduğunu nasıl kanıtlayacağım?”
sorusudur.
Deepfake içerik gerektiğinde dijital bilirkişi incelemesine konu edilebilir.
Video veya ses dosyasının teknik özellikleri, görüntüdeki manipülasyonlar, ses ve görüntü uyumu, metadata bilgileri ve diğer dijital emareler incelenebilir.
Bu nedenle orijinal dosyanın korunması büyük önem taşır.
Videoyu WhatsApp üzerinden tekrar tekrar göndermek veya farklı uygulamalar üzerinden dönüştürmek dosyanın teknik özelliklerini değiştirebilir. Mümkünse ilk elde edilen orijinal dosya ayrıca saklanmalıdır.
Deepfake İçeriği Arkadaşlara Göndermek Delil Toplamak İçin Doğru mudur?
Mağdur bazen;
“Bu video gerçek mi görünüyor?”
diye sormak amacıyla deepfake içeriği çok sayıda arkadaşına gönderebilir.
Ancak özellikle cinsel veya ağır mahremiyet ihlali içeren içeriklerin gereksiz şekilde yeniden dağıtılması mağduriyetin büyümesine neden olabilir.
Delilin korunması ile içeriğin yaygınlaştırılması birbirinden ayrılmalıdır.
Dosyanın güvenli biçimde saklanması ve hukuki inceleme için gerekli kişilere iletilmesi yeterli olabilir.
Deepfake İçeriği Paylaşan Herkes Sorumlu mudur?
İçeriği hazırlayan kişi ile sonradan paylaşan kişilerin eylemleri birbirinden ayrılmalıdır.
Bir kişi deepfake olduğunu bilmeden görüntüyü paylaşmış olabilir.
Başka bir kişi ise görüntünün sahte olduğunu bildiği hâlde mağduru küçük düşürmek amacıyla yüz binlerce takipçisine yeniden yayımlamış olabilir.
Ceza sorumluluğu şahsi olduğundan her kişinin kastı ve gerçekleştirdiği eylem ayrı değerlendirilir.
Bununla birlikte hukuka aykırı içeriği bilerek yaymaya devam eden kişilerin de somut olayın şartlarına göre hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir.
Deepfake Mağduru İçin İlk 24 Saat Neden Önemlidir?
Deepfake içeriklerin yayılma hızı klasik kişilik hakkı ihlallerinden çok daha yüksek olabilir.
Bir içerik birkaç saat içinde indirilebilir, başka hesaplarda yayımlanabilir ve farklı platformlara taşınabilir.
Bu nedenle ilk saatlerde;
delilin korunması, yayılımın tespit edilmesi ve doğru hukuki müdahalenin başlatılması
sonraki sürecin başarısını doğrudan etkileyebilir.
Özellikle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği olaylarda 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesine dayanan hızlı başvuru mekanizması bulunması da zaman faktörünü önemli hâle getirmektedir. BTK, bu başvuru yolunun özel hayatın gizliliğinin ihlali iddiaları için özel olarak düzenlendiğini belirtmektedir.
Deepfake Mağduru Avukata Başvurmalı mıdır?
Her deepfake olayı aynı hukuki problemi oluşturmaz.
Bir olay yalnızca kişilik hakkına saldırı niteliğinde olabilirken başka bir olayda aynı anda şantaj, kişisel veri ihlali ve özel hayatın gizliliğinin ihlali bulunabilir.
Başka bir olay ise milyonlarca liralık deepfake dolandırıcılığına dönüşebilir.
Bu nedenle hukuki strateji hazırlanırken öncelikle içeriğin niteliği belirlenmelidir.
Özellikle;
sahte cinsel içerik, şantaj, yüksek tutarlı dolandırıcılık, mesleki itibarın ağır biçimde zarar görmesi veya içeriğin çok hızlı yayılması söz konusuysa ceza hukuku, internet hukuku ve tazminat yollarının birlikte değerlendirilmesi önem taşır.
Sık Sorulan Sorular
Deepfake mağduru nereye başvurmalıdır?
İçeriğin niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığı, sosyal medya platformu, hukuk mahkemesi, BTK’nın özel hayat başvuru mekanizması veya kişisel veri ihlali varsa KVKK kapsamındaki yollar gündeme gelebilir. Hangi başvurunun uygun olduğu somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Deepfake video hemen silinmeli midir?
Öncelikle delilin korunması önemlidir. İçeriğin URL adresi, hesap bilgileri, ekran kayıtları ve mümkünse orijinal dosya güvence altına alındıktan sonra kaldırma işlemleri başlatılmalıdır.
Deepfake video için savcılığa suç duyurusunda bulunabilir miyim?
Deepfake içeriğin Türk Ceza Kanunu’ndaki bir suçun unsurlarını oluşturması hâlinde Cumhuriyet başsavcılığına başvurulabilir. Ancak tek başına “deepfake suçu” adı altında genel bir suç tipi bulunmamaktadır.
Cinsel içerikli deepfake video için ne yapılmalıdır?
Öncelikle video ve tehdit mesajları delil olarak korunmalıdır. Ardından platformdan kaldırma, özel hayatın korunması, kişilik hakkı, ihtiyati tedbir ve olayın özelliklerine göre ceza soruşturması yolları birlikte değerlendirilmelidir.
Deepfake içeriğin kaldırılması için 5651 m. 9’a başvurulabilir mi?
5651 sayılı Kanun’un eski 9. maddesi Anayasa Mahkemesinin E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu nedenle eski genel kişilik hakkı başvuru mekanizmasının günümüzde yürürlükte olduğu varsayımıyla hareket edilmemelidir.
5651 m. 9/A uygulanabilir mi?
İnternet yayını kişinin özel hayatının gizliliğini ihlal ediyorsa 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesindeki özel başvuru yolu gündeme gelebilir. BTK da bu konuda bireysel başvuru mekanizması sunmaktadır.
Deepfake nedeniyle tazminat alınabilir mi?
Kişilik hakkının hukuka aykırı şekilde ihlal edilmesi hâlinde şartları bulunuyorsa manevi tazminat; ekonomik zarar meydana gelmiş ve ispatlanabiliyorsa maddi tazminat talep edilebilir. TMK m. 24-25 ve TBK m. 58 bu koruma bakımından temel hükümler arasındadır.
Deepfake nedeniyle KVKK’ya şikâyet edilebilir mi?
Kişisel veri işleme faaliyeti 6698 sayılı Kanun kapsamındaysa KVKK yolları gündeme gelebilir. Kurula şikâyetten önce kural olarak veri sorumlusuna başvuru yapılması gerekmektedir.
Sonuç: Deepfake Mağduriyetinde Delili Koruyun ve Hızlı Hareket Edin
Deepfake teknolojisinin kötüye kullanılması, kişinin birkaç fotoğrafı veya kısa bir ses kaydından hareketle son derece inandırıcı sahte içerikler hazırlanmasına imkân verebilmektedir. KVKK da deepfake teknolojisinin kişisel veriler ve bireylerin hakları bakımından doğurduğu riskleri özel olarak ele almaktadır.
Deepfake mağduru açısından yapılabilecek en büyük hatalardan biri panikle bütün mesajları silmek veya delilleri toplamadan yalnızca videonun kaldırılmasına çalışmaktır.
Öncelikle deepfake içeriğin kendisi, paylaşım bağlantıları, kullanıcı hesapları, mesajlaşmalar ve varsa ödeme bilgileri korunmalıdır.
Sonrasında olayın niteliğine göre sosyal medya platformundan kaldırma başvurusu, Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusu, kişilik haklarının korunması ve ihtiyati tedbir talepleri, özel hayatın gizliliğine ilişkin 5651 m. 9/A mekanizması, kişisel verilerin korunmasına ilişkin başvurular ile maddi ve manevi tazminat yolları değerlendirilmelidir.
Özellikle güncel hukuk bakımından 5651 sayılı Kanun’un eski 9. maddesinin artık genel kişilik hakkı ihlalleri için kullanılabilecek eski başvuru mekanizmasını sağlamadığı gözden kaçırılmamalıdır. Anayasa Mahkemesinin ilgili iptal kararı nedeniyle deepfake içeriğin niteliğine uygun hukuki yolun seçilmesi önem taşımaktadır.
Deepfake görüntünün sahte olması mağduriyetin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Sahte bir video kişinin ailesini, kariyerini, ticari itibarını veya malvarlığını gerçek bir içerik kadar ağır biçimde etkileyebilir.
Bu nedenle deepfake mağduriyetlerinde delillerin hızlı şekilde güvence altına alınması, içeriğin yayılmasının durdurulması ve ceza, kişilik hakları, kişisel veriler ile tazminat boyutlarının birlikte değerlendirilmesi, mağdurun haklarının etkin biçimde korunması açısından önem taşımaktadır.