Deepfake ve Kişilik Haklarının İhlali: Yapay Zekâ ile Oluşturulan Sahte Görüntü ve Seslere Karşı Hukuki Koruma
Bir kişinin hiç söylemediği sözleri söylüyormuş gibi gösteren bir video, gerçekte bulunmadığı bir ortamda çekilmiş gibi hazırlanan görüntüler veya kişinin yüzünün cinsel içerikli başka bir videoya yerleştirilmesi artık teknik olarak oldukça kolay hâle gelmiştir.
Yapay zekâ teknolojileri kullanılarak oluşturulan bu tür gerçekçi ancak sahte içerikler, deepfake olarak adlandırılmaktadır.
Deepfake teknolojisi sinema, reklam, eğitim ve eğlence alanlarında hukuka uygun şekilde kullanılabilmekle birlikte gerçek kişilerin görüntülerinin, seslerinin veya kimliklerinin rızaları dışında kullanılması çok ciddi hukuki sorunlar doğurabilir.
Özellikle kişinin yapmadığı bir davranışı yapmış gibi gösterilmesi, söylemediği sözlerin kendisine söyletilmesi veya mahrem bir görüntünün yapay olarak oluşturulması; kişinin şeref ve saygınlığını, özel hayatını, görüntüsü üzerindeki hakkını, sesini, adını ve mesleki itibarını etkileyebilir.
Bu durumda Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen kişilik haklarının korunmasına ilişkin hükümler gündeme gelir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu da deepfake teknolojisinin gerçek kişilere ait görüntü ve ses verilerinin manipüle edilerek gerçeğe aykırı yeni içerikler oluşturulabilmesine imkân verdiğini ve kişisel veriler açısından önemli tehditler meydana getirebildiğini belirtmektedir.
Peki deepfake kişilik hakkı ihlali sayılır mı? Bir kişinin yüzünü yapay zekâ ile başka videoya yerleştirmek hukuka aykırı mıdır? Deepfake nedeniyle manevi tazminat talep edilebilir mi? Sahte video sosyal medyada yayımlanırsa ne yapılmalıdır?
Bu soruların cevabı deepfake içeriğin niteliğine, hangi amaçla oluşturulduğuna, kullanılan gerçek kişisel verilere ve içeriğin nerede yayımlandığına göre değişmektedir.
Deepfake Nedir?
Deepfake kavramı, İngilizce “deep learning” ve “fake” kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. Türkçede “derin sahte” veya “derin kurgu” ifadeleriyle de karşılaşılmaktadır.
Deepfake teknolojisi kullanılarak kişinin;
- yüzü başka bir görüntüye yerleştirilebilir,
- sesi klonlanabilir,
- hiç söylemediği sözler söyletilebilir,
- mimikleri değiştirilebilir,
- başka bir kişiyle birlikteymiş gibi gösterilebilir,
- belirli bir davranışı gerçekleştirdiği izlenimi oluşturulabilir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumunun Deepfake Bilgi Notu’nda da teknolojinin tanımına, kişisel veriler bakımından ortaya çıkardığı tehditlere ve deepfake içeriklere karşı alınabilecek önlemlere yer verilmektedir.
Deepfake teknolojisinin kullanılması tek başına ve her durumda hukuka aykırı değildir.
Örneğin bir oyuncunun rızasıyla sinema filminde görüntüsünün değiştirilmesi veya kişinin açık rızasıyla kendisine ait yapay zekâ avatarı oluşturulması hukuka uygun olabilir.
Asıl hukuki sorun, gerçek kişiye ait değerlerin onun rızası dışında ve haklarını ihlal edecek şekilde kullanılmasıyla ortaya çıkar.
Kişilik Hakkı Nedir?
Kişilik hakkı, kişinin insan olması nedeniyle sahip olduğu ve kişiliğinin çeşitli unsurlarını koruyan mutlak bir haktır.
Kişilik hakkı kapsamında kişinin;
- şeref ve saygınlığı,
- özel hayatı,
- adı,
- görüntüsü,
- sesi,
- kişisel ve mesleki itibarı,
- bedensel ve manevi bütünlüğü
gibi değerleri korunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesine göre hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kişi, saldırıda bulunanlara karşı hâkimden korunmasını talep edebilir. Kanuna göre kişinin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması gibi bir hukuka uygunluk nedeni bulunmadıkça kişilik hakkına yapılan saldırı hukuka aykırıdır.
Bu düzenleme deepfake uyuşmazlıkları açısından son derece önemlidir.
Çünkü bir kişinin yüzünün, sesinin veya kimliğinin kullanılarak onun hakkında gerçek dışı bir algı oluşturulması, olayın özelliklerine göre doğrudan kişilik hakkına saldırı niteliği taşıyabilir.
Deepfake Kişilik Hakkı İhlali Sayılır mı?
Evet, şartları bulunuyorsa deepfake içerik kişilik hakkının ihlalini oluşturabilir.
Ancak her deepfake içeriğin otomatik olarak hukuka aykırı olduğunu söylemek doğru değildir.
Öncelikle şu hususlara bakılması gerekir:
- Deepfake içerikte gerçek bir kişi tanınabiliyor mu?
- Kişinin görüntüsü veya sesi kullanılmış mı?
- Kişinin rızası bulunuyor mu?
- İçerik açıkça kurgu veya parodi olarak anlaşılabiliyor mu?
- İçerik kişinin şeref ve saygınlığına zarar veriyor mu?
- Özel veya mahrem hayatına ilişkin bir izlenim oluşturuyor mu?
- Kişinin mesleki veya ticari itibarı etkileniyor mu?
- İçerik sosyal medyada veya üçüncü kişiler nezdinde yayımlanmış mı?
- Kullanımın arkasında üstün bir kamu yararı veya başka hukuka uygunluk nedeni bulunuyor mu?
Örneğin açıkça mizahi olduğu anlaşılabilen bir yapay zekâ videosu ile kişinin suç işlediğini gösteren son derece gerçekçi bir deepfake video aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulamaz.
Kişinin Görüntüsünün Deepfake İçerikte Kullanılması
Bir kişinin görüntüsü onun kişiliğiyle doğrudan ilişkilidir.
Örneğin sosyal medyadaki fotoğrafları alınarak kişinin yüzünün başka bir videoya yerleştirilmesi, olayın koşullarına göre görüntü üzerindeki kişilik hakkına müdahale oluşturabilir.
Burada önemli bir yanılgı bulunmaktadır:
Bir fotoğrafın internette herkese açık olması, o fotoğrafın istenilen her amaçla kullanılabileceği anlamına gelmez.
Bir kişi Instagram hesabında fotoğraf paylaşmış olabilir. Bu durum başka bir kişinin fotoğrafı indirerek;
- pornografik deepfake oluşturmasına,
- sahte reklamda kullanmasına,
- suç işlendiği izlenimi veren video hazırlamasına,
- kişinin mesleki itibarını zedelemesine
kendiliğinden izin verildiği anlamına gelmez.
Fotoğrafın kamuya açık olması ile belirli bir kullanım için rıza verilmesi birbirinden farklı konulardır.
Deepfake Ses Kaydı Kişilik Hakkını İhlal Eder mi?
Deepfake yalnızca görüntüyle sınırlı değildir.
Yapay zekâ kullanılarak kişinin sesinin klonlanması ve gerçekte söylemediği sözlerin onun sesiyle söylenmiş gibi gösterilmesi de kişilik hakkını etkileyebilir.
Örneğin bir şirket sahibinin sesi klonlanarak;
“Şirketimizin mali durumu kötü, yakında iflas edeceğiz.”
şeklinde sahte bir açıklama yayımlanabilir.
Benzer şekilde bir doktorun;
“Hastalara gereksiz işlem yaparak daha fazla para kazanıyorum.”
dediği izlenimi oluşturulabilir.
Bu tür içerikler kişinin yalnızca sesinin izinsiz kullanılmasına değil, aynı zamanda mesleki şeref ve saygınlığının zedelenmesine neden olabilir.
Cinsel İçerikli Deepfake Kişilik Hakkı İhlali midir?
Deepfake teknolojisinin kişilik hakları bakımından en ağır kullanım örneklerinden biri, kişinin yüzünün pornografik veya çıplak görüntülere yerleştirilmesidir.
Mağdur gerçekte hiçbir zaman böyle bir görüntünün içerisinde bulunmamış olabilir.
Ancak hazırlanan video veya fotoğraf üçüncü kişiler tarafından gerçek zannedilebilir.
Örneğin eski sevgilinin sosyal medya hesabından alınan fotoğrafları kullanılarak cinsel içerikli deepfake video hazırlanması ve videonun arkadaşlarına gönderilmesi;
- şeref ve saygınlık,
- özel hayat,
- görüntü üzerindeki hak,
- kişisel veriler,
- manevi bütünlük
bakımından çok yönlü bir kişilik hakkı ihlali oluşturabilir.
Görüntünün yapay olması, mağdurun maruz kaldığı kişilik hakkı saldırısını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Çünkü hukuki değerlendirmede yalnızca olayın gerçekte yaşanıp yaşanmadığı değil, sahte içeriğin mağdurla ilişkilendirilerek onun kişiliği üzerinde yarattığı etki de önem taşır.
Deepfake ile Mesleki İtibarın Zedelenmesi
Deepfake içerikler kişinin yalnızca özel hayatını değil, mesleki geleceğini de etkileyebilir.
Örneğin;
bir avukatın müvekkillerinden hukuka aykırı para aldığını,
bir doktorun hastalara gereksiz ameliyat yaptığını,
bir öğretmenin öğrenciler hakkında uygunsuz açıklamalar yaptığını,
bir şirket yöneticisinin rüşvet aldığını,
bir iş insanının şirketinden para kaçırdığını
itiraf ettiği izlenimini veren sahte videolar hazırlanabilir.
Video gerçek olmadığı hâlde sosyal medyada binlerce kişi tarafından izlenebilir.
Daha sonra içeriğin deepfake olduğunun ortaya çıkması, bu süreçte meydana gelen itibar kaybını her zaman tamamen ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle mesleki şeref ve saygınlığın zarar görmesi de kişilik hakkının korunması kapsamında değerlendirilebilir.
Deepfake Nedeniyle Kişilik Hakkı Davası Açılabilir mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri kişilik hakkı ihlallerine karşı farklı hukuki koruma mekanizmaları sağlamaktadır.
TMK m. 25 uyarınca mağdur hâkimden;
saldırı tehlikesinin önlenmesini,
devam eden saldırıya son verilmesini,
sona ermiş olmakla birlikte etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini
talep edebilir.
Ayrıca düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması da istenebilir.
Deepfake olayları açısından bu düzenlemeler son derece işlevseldir.
Örneğin fail henüz görüntüyü yayımlamamış ancak yayımlamak üzere hazırlık yapıyorsa saldırının önlenmesi;
video hâlen sosyal medyada yayımlanıyorsa saldırıya son verilmesi;
video kaldırılmış ancak kişinin itibarı üzerindeki etkileri devam ediyorsa hukuka aykırılığın tespiti
gündeme gelebilir.
Deepfake İçeriğin Yayılması Önlenebilir mi?
Evet.
Deepfake içerik sosyal medyada hızla yayılıyorsa yalnızca tazminat davasının sonucunun beklenmesi mağdur açısından yeterli koruma sağlamayabilir.
Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre ihtiyati tedbir yoluyla içeriğin yayılmasının önlenmesine yönelik geçici hukuki koruma talep edilmesi değerlendirilebilir.
Örneğin kişinin sahte cinsel görüntüsünün binlerce takipçisi bulunan bir sosyal medya hesabından yayımlandığını düşünelim.
Video her geçen saat başka hesaplar tarafından indiriliyor ve yeniden paylaşılıyorsa, devam eden kişilik hakkı saldırısının mümkün olduğunca erken durdurulması önem kazanır.
İhtiyati tedbir değerlendirmesinde mahkeme olayın özelliklerini, hakkın varlığına ilişkin yaklaşık ispatı ve gecikmenin doğurabileceği zararı dikkate alır.
Deepfake Nedeniyle Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?
Evet.
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat talep edebilir.
Deepfake nedeniyle manevi tazminat özellikle;
- kişinin toplum önünde küçük düşürülmesi,
- aile hayatının zarar görmesi,
- cinsel içerikli sahte görüntülerinin yayılması,
- mesleki saygınlığının zedelenmesi,
- suç işlemiş gibi gösterilmesi
gibi olaylarda gündeme gelebilir.
Manevi tazminatın miktarı otomatik bir tarifeye göre belirlenmez.
Mahkeme somut olayın;
- ağırlığını,
- yayılma alanını,
- mağdur üzerindeki etkisini,
- tarafların durumunu,
- ihlalin süresini
ve olayın diğer özelliklerini birlikte değerlendirir.
Örneğin üç kişiye gönderilmiş sahte bir görüntü ile milyonlarca görüntülenmeye ulaşmış bir deepfake video aynı boyutta kişilik hakkı ihlali doğurmayabilir.
Deepfake Nedeniyle Maddi Tazminat Talep Edilebilir mi?
Kişilik hakkı ihlali aynı zamanda ekonomik kayba yol açmışsa maddi tazminat talebi de gündeme gelebilir.
Örneğin deepfake video nedeniyle;
- iş sözleşmesi feshedilmiş,
- reklam anlaşmaları iptal edilmiş,
- müşteriler kaybedilmiş,
- şirket sözleşmeleri sona ermiş,
- ticari gelir azalmış
olabilir.
Bu durumda ekonomik zararın somutlaştırılması gerekir.
Mağdurun mümkünse;
- fesih bildirimlerini,
- müşteri yazışmalarını,
- sözleşmeleri,
- gelir kayıtlarını,
- sipariş iptallerini,
- reklam anlaşmalarının sona erdiğini gösteren belgeleri
muhafaza etmesi önemlidir.
Maddi tazminat bakımından deepfake eylemi ile gerçekleşen ekonomik zarar arasındaki illiyet bağının da ortaya konulması gerekir.
Deepfake İçeriğin Kaldırılması Tazminat Hakkını Ortadan Kaldırır mı?
Hayır.
Fail veya sosyal medya platformu videoyu sonradan kaldırmış olabilir.
Ancak içerik kaldırılmadan önce yüz binlerce kişi tarafından izlenmişse veya mağdurun ailesine ve iş çevresine ulaşmışsa meydana gelen kişilik hakkı ihlali ortadan kalkmış sayılmaz.
İçeriğin kaldırılması devam eden saldırıyı sona erdirebilir; ancak geçmişte meydana gelen manevi veya maddi zararların tazmini ayrıca değerlendirilebilir.
TMK m. 25 kapsamında sona ermiş olmakla birlikte etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti de talep edilebilir.
Deepfake ve Kişisel Verilerin Korunması
Deepfake teknolojisi kişilik haklarının yanında kişisel verilerin korunması hukuku bakımından da önemlidir.
Çünkü deepfake oluşturulabilmesi için çoğu zaman gerçek kişiye ait;
- fotoğraflar,
- videolar,
- ses kayıtları,
- yüz görüntüleri
toplanmakta ve yapay zekâ sistemine aktarılmaktadır.
KVKK’nın Deepfake Bilgi Notu’nda da teknolojinin kişisel veriler açısından meydana getirdiği risklere özellikle dikkat çekilmektedir.
Bu nedenle bir deepfake uyuşmazlığında sadece ortaya çıkan son video değil, videonun oluşturulması sırasında gerçek kişiye ait verilerin nereden ve hangi hukuki sebebe dayanılarak elde edildiği de incelenmelidir.
Bununla birlikte her yüz fotoğrafının veya ses kaydının otomatik olarak biyometrik veri kabul edilmesi doğru değildir. Biyometrik veri değerlendirmesinde verinin kişinin benzersiz biçimde tanımlanması veya doğrulanması amacıyla özel teknik işleme tabi tutulup tutulmadığı önem taşır.
Deepfake Aynı Zamanda Suç Oluşturabilir mi?
Kişilik hakkının ihlali özel hukuk alanındaki sorumluluğu ifade eder.
Ancak deepfake içeriğin niteliğine göre aynı eylem ceza hukuku bakımından da sonuç doğurabilir.
Örneğin;
kişinin şeref ve saygınlığını rencide eden içeriklerde hakaret,
sahte görüntü kullanılarak para veya başka bir yarar talep edilmesinde şantaj,
sahte ses veya görüntüyle kişinin kandırılıp para alınmasında dolandırıcılık,
kişinin işlemediği bir suç nedeniyle hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla sahte delil üretilmesinde iftira,
gerçek özel hayat görüntülerinin hukuka aykırı kullanılması hâlinde özel hayatın gizliliğini ihlal,
kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi veya yayılması hâlinde ise kişisel verilere ilişkin suçlar
somut olayın özelliklerine göre gündeme gelebilir.
Türk Ceza Kanunu’nda hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilere ilişkin suçlar ayrı ayrı düzenlenmektedir.
Ancak her deepfake içeriğin otomatik olarak bu suçlardan birini oluşturduğu söylenemez.
Her suçun kanuni unsurlarının somut olayda ayrıca gerçekleşmesi gerekir.
Deepfake İçeriği Sosyal Medyada Paylaşan Kişi de Sorumlu Olabilir mi?
Deepfake’i oluşturan kişi ile içeriği daha sonra paylaşan kişi aynı kişi olmayabilir.
Örneğin bir kullanıcı, kişinin sahte cinsel videosunu Telegram grubunda görmüş ve deepfake olduğunu bildiği hâlde kendi sosyal medya hesabında yeniden yayımlamış olabilir.
Bu durumda;
“Videoyu ben hazırlamadım.”
savunması tek başına her türlü hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
İçeriğin hukuka aykırı olduğunu bilerek yeniden yayma fiili kendi içerisinde değerlendirilir.
Özel hukuk bakımından saldırının yayılmasına katkı sağlayan kişilerin eylemleri ayrıca incelenebilir.
Ceza sorumluluğunda ise her kişinin kastı ve fiili ayrı ayrı belirlenmelidir.
Deepfake Parodi veya Mizah Amaçlıysa Kişilik Hakkı İhlali Olur mu?
Her deepfake içeriğin hukuka aykırı kabul edilmesi ifade özgürlüğü ve sanat özgürlüğü bakımından doğru olmaz.
Örneğin açıkça gerçek olmadığı anlaşılan siyasi hiciv, sanatsal çalışma veya parodi niteliğindeki içeriklerde ifade özgürlüğü de dikkate alınmalıdır.
TMK m. 24 de kişilik hakkına yapılan müdahalede kişinin rızasının yanı sıra daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar gibi hukuka uygunluk nedenlerinin bulunabileceğini kabul etmektedir.
Bu nedenle değerlendirmede;
- içeriğin kurgu olduğunun anlaşılabilir olması,
- kullanılan üslup,
- kişinin kamuoyu önündeki konumu,
- kamu yararı,
- ifade özgürlüğü,
- kişinin şeref ve saygınlığı üzerindeki etki
birlikte değerlendirilmelidir.
“Parodi yaptım.” demek her deepfake kullanımını hukuka uygun hâle getirmediği gibi, her parodi içeriğini kişilik hakkı ihlali olarak değerlendirmek de doğru değildir.
Ünlü Bir Kişinin Deepfake Görüntüsünü Kullanmak Serbest midir?
Hayır, kişinin ünlü olması görüntüsü ve sesinin sınırsız biçimde kullanılabileceği anlamına gelmez.
Sanatçılar, sporcular, siyasetçiler, iş insanları ve sosyal medya fenomenleri de kişilik hakkına sahiptir.
Örneğin tanınmış bir kişinin deepfake görüntüsüyle;
“Bu yatırım platformunu kullanıyorum.”
şeklinde sahte reklam hazırlanması veya kişinin hiç kullanmadığı bir ürünü tavsiye ettiğinin gösterilmesi kişilik hakkının yanında kişisel veri, reklam ve tüketici hukuku açısından da sonuçlar doğurabilir.
Kamuya mal olmuş kişiler bakımından ifade ve haber verme özgürlüğünün kapsamı bazı durumlarda daha geniş değerlendirilse de bu durum gerçek dışı deepfake içeriklerle kişiye sınırsız şekilde isnatta bulunulabileceği anlamına gelmez.
Deepfake İçerik Sosyal Medyadan Nasıl Kaldırılabilir?
Deepfake kişilik hakkı ihlalinde mağdurun en önemli taleplerinden biri içeriğin internetten kaldırılmasıdır.
Burada güncel hukuk açısından önemli bir husus bulunmaktadır.
5651 sayılı Kanun’un geçmişte genel kişilik hakkı ihlallerine ilişkin içerik çıkarılması ve erişimin engellenmesi yolunu düzenleyen 9. maddesi, Anayasa Mahkemesinin 11 Ekim 2023 tarihli E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Karar 10 Ocak 2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptal hükmü dokuz ay sonra yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle eski 5651 m. 9 prosedürünün günümüzde genel kişilik hakkı ihlalleri için yürürlükteymiş gibi uygulanması doğru değildir.
Buna karşılık;
- sosyal medya platformuna doğrudan ihlal bildirimi yapılması,
- TMK m. 24 ve 25 kapsamında kişilik hakkının korunması için dava açılması,
- koşulları varsa ihtiyati tedbir istenmesi
gündeme gelebilir.
İçerik aynı zamanda özel hayatın gizliliğini ihlal ediyorsa 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesinde düzenlenen özel başvuru yolu ayrıca değerlendirilebilir. 9/A hükmü güncel mevzuatta özel hayatın gizliliğinin internet yayınları yoluyla ihlal edilmesine özgü başvuru mekanizması olarak yürürlüktedir.
Dolayısıyla deepfake içeriğin kaldırılması için hangi hukuki yolun seçileceği, videonun niteliğine göre belirlenmelidir.
Deepfake Mağduru Hangi Delilleri Toplamalıdır?
Deepfake içerik fark edildiğinde en büyük hatalardan biri delil toplamadan yalnızca paylaşımın kaldırılmasına çalışmaktır.
İçerik veya kullanıcı hesabı daha sonra silinebilir.
Bu nedenle mümkünse;
- video veya ses dosyasının orijinali,
- sosyal medya paylaşımının URL adresi,
- kullanıcı adı,
- profil bağlantısı,
- paylaşım tarihi ve saati,
- görüntülenme sayısı,
- yorumlar,
- yeniden paylaşım bilgileri,
- mesajlaşmalar,
- tehdit veya şantaj mesajları
saklanmalıdır.
İçerik ekonomik kayba neden olmuşsa müşteri yazışmaları, sözleşme fesihleri ve gelir kaybını gösteren belgelerin de muhafaza edilmesi önemlidir.
Deepfake Olduğu Nasıl İspatlanır?
Deepfake uyuşmazlıklarında teknik inceleme son derece önemli olabilir.
Gerekli durumlarda video veya ses dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılabilir.
Teknik incelemede;
- görüntü ve ses uyumsuzlukları,
- yüz hareketleri,
- görüntü manipülasyonu emareleri,
- ses özellikleri,
- dosyanın metadata bilgileri,
- oluşturulma ve değiştirilme kayıtları
gibi unsurlar incelenebilir.
KVKK’nın yayımladığı Deepfake Bilgi Notu’nda da deepfake içeriklerin tespit edilebilmesine ilişkin çeşitli teknik ve pratik göstergeler açıklanmaktadır.
Bu nedenle mümkünse orijinal dosyanın değiştirilmeden saklanması önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Deepfake kişilik hakkı ihlali midir?
Deepfake içerik kişinin görüntüsünü, sesini, şeref ve saygınlığını, özel hayatını veya mesleki itibarını hukuka aykırı biçimde etkiliyorsa kişilik hakkının ihlali gündeme gelebilir. TMK m. 24 kişilik hakkına yönelik hukuka aykırı saldırılara karşı koruma sağlamaktadır.
Birinin fotoğrafıyla deepfake yapmak hukuka aykırı mıdır?
Her durumda değil. Ancak kişinin rızası bulunmadan görüntüsünün onu küçük düşüren, mahremiyetini ihlal eden veya gerçeğe aykırı biçimde temsil eden içeriklerde kullanılması kişilik hakkı ihlali oluşturabilir.
Deepfake video nedeniyle manevi tazminat istenebilir mi?
Evet. Kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi zarar ortaya çıkmışsa TBK m. 58 kapsamında manevi tazminat talep edilmesi mümkündür.
Deepfake video kaldırılmışsa yine dava açılabilir mi?
İçeriğin kaldırılması daha önce meydana gelen ihlali ortadan kaldırmaz. TMK m. 25 uyarınca sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti ve şartları varsa tazminat talepleri gündeme gelebilir.
Deepfake cinsel görüntü kişilik hakkı ihlali midir?
Kişinin rızası dışında oluşturulan ve onunla ilişkilendirilen cinsel deepfake içerikler; şeref ve saygınlık, görüntü üzerindeki hak, özel hayat ve manevi bütünlük bakımından ağır bir kişilik hakkı ihlali oluşturabilir.
Deepfake nedeniyle maddi tazminat alınabilir mi?
Deepfake içerik nedeniyle ekonomik zarar meydana gelmişse ve zarar ile hukuka aykırı eylem arasındaki illiyet bağı ispatlanabiliyorsa maddi tazminat talebi değerlendirilebilir.
Deepfake içeriği paylaşan kişi de sorumlu olur mu?
İçeriğin hukuka aykırı olduğunu bilerek yayılmasına katkı sağlayan kişinin fiili ayrıca değerlendirilebilir. İçeriği ilk üreten kişi olmamak otomatik olarak bütün hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Deepfake içerik için erişim engeli alınabilir mi?
İçeriğin niteliğine göre değişir. Eski 5651 m. 9 genel kişilik hakkı mekanizması Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Ancak özel hayatın gizliliğini ihlal eden internet yayınlarında 5651 m. 9/A hâlen ayrıca değerlendirilebilir.
Sonuç
Deepfake teknolojisi, kişilik haklarına yönelik saldırıların biçimini önemli ölçüde değiştirmiştir.
Geçmişte kişinin itibarını zedelemek için gerçeğe aykırı bir yazı veya açıklama yayımlanması gerekirken bugün birkaç fotoğraf ve kısa bir ses kaydı kullanılarak kişinin gerçekte hiç söylemediği sözleri söylemiş veya hiç gerçekleştirmediği davranışları gerçekleştirmiş gibi gösterilmesi mümkün hâle gelmiştir. KVKK da deepfake teknolojisinin kişisel veriler ve bireyler bakımından oluşturduğu riskleri özel bir bilgi notuyla ele almaktadır.
Türk hukukunda deepfake için özel ve tek bir “kişilik hakkı ihlali kanunu” bulunmamakla birlikte mevcut hukuk sistemi bu tür saldırılara karşı önemli koruma yolları sunmaktadır.
Özellikle Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri kapsamında saldırının önlenmesi, devam eden saldırıya son verilmesi ve etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti talep edilebilir.
Kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi zarar meydana gelmişse TBK m. 58 kapsamında manevi tazminat; somut ekonomik kayıp oluşmuşsa şartlarına göre maddi tazminat talep edilmesi de mümkündür.
Ayrıca deepfake içeriğin özelliklerine göre hakaret, şantaj, dolandırıcılık, iftira, özel hayatın gizliliğinin ihlali veya kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından ceza soruşturması gündeme gelebilir.
Deepfake mağdurunun ise içeriği ve URL adreslerini delillendirmeden silmeye çalışmaması, mümkünse orijinal dosyaları muhafaza etmesi ve içeriğin yayılımını kayıt altına alması önemlidir.
Özellikle cinsel içerikli deepfake, mesleki itibarın ağır biçimde zedelenmesi veya çok hızlı yayılan sahte görüntüler söz konusu olduğunda kişilik hakkının korunması, geçici hukuki koruma, içeriğin kaldırılması, ceza soruşturması ve maddi-manevi tazminat yollarının birlikte değerlendirilmesi, mağdurun haklarının etkin biçimde korunması açısından önem taşımaktadır.