Deepfake İçeriklerde Tazminat Davası: Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Talep Edilir?
Bir kişinin yüzünün yapay zekâ kullanılarak cinsel içerikli bir videoya yerleştirilmesi, hiç söylemediği sözleri söylüyormuş gibi gösterilmesi veya suç işlediği izlenimini veren sahte bir görüntünün sosyal medyada paylaşılması yalnızca ceza hukuku bakımından sonuç doğurmaz.
Deepfake içerik nedeniyle kişinin şeref ve saygınlığı, özel hayatı, mesleki itibarı, aile ilişkileri ve ekonomik menfaatleri zarar görebilir. Bir doktor hastalarını, bir avukat müvekkillerini, bir şirket yöneticisi müşterilerini veya bir sosyal medya içerik üreticisi reklam anlaşmalarını kaybedebilir.
Bu durumda gündeme gelen en önemli hukuki yollardan biri deepfake nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu da deepfake teknolojisinin gerçek kişilere ait görüntü ve seslerden yararlanılarak gerçeğe aykırı içerikler oluşturulmasına imkân verdiğini ve kişisel veriler bakımından önemli riskler meydana getirebildiğini belirtmektedir.
Peki deepfake nedeniyle tazminat davası açılabilir mi? Manevi tazminat ne kadar olabilir? Deepfake nedeniyle iş veya müşteri kaybedilmişse maddi tazminat talep edilebilir mi? Davayı kime karşı açmak gerekir? Deepfake tazminat davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?
Türk hukukunda özel olarak “deepfake tazminatı” adı altında ayrı bir tazminat türü bulunmamaktadır. Bununla birlikte mevcut kişilik hakları ve haksız fiil hükümleri, deepfake nedeniyle meydana gelen zararların giderilmesine imkân vermektedir.
Deepfake Nedir?
Deepfake, yapay zekâ ve derin öğrenme teknolojileri kullanılarak gerçek kişilere ait görüntü, yüz, ses veya hareketlerin değiştirilmesi ya da taklit edilmesi sonucunda gerçekmiş izlenimi veren yapay içeriklerin oluşturulmasıdır.
Deepfake teknolojisi kullanılarak kişinin;
- hiç söylemediği bir söz söyletilebilir,
- yüzü başka bir kişinin videosuna yerleştirilebilir,
- sesi klonlanabilir,
- cinsel içerikli görüntüsü oluşturulabilir,
- suç işlemiş gibi gösterilebilir,
- bir ürün veya yatırım aracını tavsiye ettiği izlenimi yaratılabilir.
Deepfake teknolojisinin kullanılması tek başına ve her durumda hukuka aykırı değildir. Ancak kişinin görüntüsü, sesi veya kimliği onun rızası dışında ve kişilik haklarını ihlal edecek şekilde kullanılıyorsa hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.
Deepfake Nedeniyle Tazminat Davası Açılabilir mi?
Evet.
Deepfake içerik kişinin kişilik haklarına hukuka aykırı saldırı oluşturuyor veya somut ekonomik zarara neden oluyorsa şartları bulunması hâlinde maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesine göre hukuka aykırı şekilde kişilik hakkına saldırılan kişi hâkimden korunmasını isteyebilir. TMK m. 25 ise saldırının önlenmesi, devam eden saldırıya son verilmesi ve etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti yanında maddi ve manevi tazminat istemlerini de saklı tutmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişinin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmektedir.
Dolayısıyla deepfake nedeniyle tazminat sorumluluğunun temelinde çoğu zaman şu unsurlar bulunur:
- Hukuka aykırı bir deepfake eyleminin bulunması,
- Mağdurun kişilik hakkının veya malvarlığının zarar görmesi,
- Failin kusurunun bulunması,
- Hukuka aykırı eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması.
Deepfake Nedeniyle Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?
Deepfake uyuşmazlıklarında en sık gündeme gelen talep manevi tazminattır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesine göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zarar karşılığında manevi tazminat talep edebilir. Hâkim ayrıca başka giderim yöntemlerine karar verebilir ve özellikle saldırıyı kınayan kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
Örneğin;
- kişinin cinsel içerikli deepfake videosunun yayımlanması,
- evli kişinin başka biriyle ilişkisi varmış gibi gösterilmesi,
- doktorun hastalarını dolandırdığını söylediği sahte video hazırlanması,
- avukatın hukuka aykırı para aldığını itiraf ediyormuş gibi gösterilmesi,
- kişinin uyuşturucu kullandığı veya suç işlediği izleniminin oluşturulması
kişinin şeref ve saygınlığı üzerinde ağır etkiler doğurabilir.
Görüntünün gerçekte yaşanmamış olması manevi zararı ortadan kaldırmaz.
Aksine deepfake teknolojisinin temel tehlikesi, gerçekte gerçekleşmemiş bir olayın üçüncü kişiler tarafından gerçek zannedilmesine neden olabilmesidir.
Deepfake Manevi Tazminat Miktarı Ne Kadardır?
Deepfake nedeniyle manevi tazminat bakımından kanunda belirlenmiş sabit bir tarife bulunmamaktadır.
Örneğin;
“Deepfake video için 100.000 TL manevi tazminat verilir.”
şeklinde genel bir kural yoktur.
Mahkeme somut olayın özelliklerine göre uygun bir miktar belirler. TBK m. 51 de hâkimin tazminatın kapsamını belirlerken durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını dikkate alacağını düzenlemektedir.
Deepfake uyuşmazlıklarında özellikle;
- içeriğin niteliği,
- cinsel veya mahrem içerik bulunup bulunmadığı,
- isnadın ağırlığı,
- videonun kaç kişiye ulaştığı,
- sosyal medyada ne kadar süre kaldığı,
- başka hesaplar tarafından yeniden paylaşılması,
- mağdurun mesleki ve sosyal konumu,
- aile hayatına etkisi,
- failin kastının yoğunluğu,
- ihlal sonrasında failin davranışları
gibi hususlar önem taşıyabilir.
Yargıtay uygulamasındaki genel ilkeye göre manevi tazminat bir cezalandırma veya zenginleşme aracı değil, kişilik hakkındaki ihlalin meydana getirdiği manevi zararın giderilmesine hizmet eden hukuki bir araçtır.
Cinsel İçerikli Deepfake Nedeniyle Manevi Tazminat
Deepfake tazminat davalarının en ağır örneklerinden biri kişinin yüzünün pornografik veya çıplak görüntülere yerleştirilmesidir.
Mağdurun gerçekte böyle bir görüntüsü bulunmasa bile yapay zekâ kullanılarak son derece gerçekçi bir video hazırlanabilir.
Daha sonra görüntü;
- aile bireylerine,
- arkadaşlara,
- işverenlere,
- müşterilere,
- sosyal medya takipçilerine
gönderilebilir.
Bu durumda kişinin görüntüsü, şeref ve saygınlığı, mahremiyet alanı ve manevi bütünlüğü ağır şekilde zarar görebilir.
Ceza hukuku bakımından tamamen sentetik görüntünün hangi suç tipini oluşturacağı ayrıca değerlendirilmekle birlikte, özel hukuk bakımından gerçek dışı cinsel içeriğin mağdurla ilişkilendirilmesi kişilik hakkına yönelik ağır bir saldırı oluşturabilir.
Bu nedenle şartları mevcutsa manevi tazminat talep edilmesi mümkündür. TMK m. 24-25 ve TBK m. 58 kişilik hakkının korunması ve manevi giderim bakımından temel düzenlemeleri oluşturmaktadır.
Deepfake Nedeniyle Maddi Tazminat Talep Edilebilir mi?
Evet.
Deepfake yalnızca kişinin duygusal veya sosyal hayatına zarar vermeyebilir. Sahte içerik nedeniyle doğrudan ekonomik kayıp da meydana gelebilir.
Örneğin bir kişinin deepfake videosu nedeniyle;
- iş sözleşmesi sona ermiş,
- müşteri kaybetmiş,
- reklam anlaşmaları iptal edilmiş,
- şirket sözleşmeleri feshedilmiş,
- rezervasyonlar azalmış,
- satışlar düşmüş,
- marka veya ticari itibarı zarar görmüş
olabilir.
Bu durumda meydana gelen ekonomik kayıp ispatlanabiliyorsa maddi tazminat talep edilebilir.
TBK m. 49 hukuka aykırı ve kusurlu eylemle başkasına zarar veren kişinin zararı giderme yükümlülüğünü düzenlerken, TBK m. 50 zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmesi gerektiğini belirtmektedir. Zarar miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve alınan önlemleri dikkate alarak miktarı hakkaniyete uygun biçimde belirleyebilir.
Deepfake Nedeniyle İş Kaybı Tazmin Edilebilir mi?
Örneğin bir çalışanın deepfake videosunda şirket yöneticilerine hakaret ettiği veya suç teşkil eden davranışlarda bulunduğu gösterilmiş ve bu video nedeniyle iş sözleşmesi sona ermiş olabilir.
Daha sonra görüntünün yapay zekâ ile oluşturulduğu ortaya çıkabilir.
Bu durumda deepfake’i hazırlayan veya yayan kişiye karşı tazminat talebinde bulunulurken;
- işten çıkarma yazısı,
- işveren yazışmaları,
- ücret bordroları,
- deepfake içeriğin işverene ulaştığını gösteren deliller,
- fesih tarihi
önem taşıyabilir.
Davacı, iş kaybının deepfake içerikten kaynaklandığını ortaya koyabilirse uğradığı ekonomik kaybı maddi zarar olarak ileri sürebilir.
Bununla birlikte işveren tarafından yapılan feshin hukuka uygun olup olmadığı iş hukuku bakımından ayrı bir uyuşmazlıktır.
Dolayısıyla bazı olaylarda hem deepfake’i hazırlayan kişiye karşı tazminat süreci hem de işverenle ilgili iş hukuku süreci gündeme gelebilir.
Deepfake Nedeniyle Müşteri Kaybı Tazmin Edilebilir mi?
Deepfake içerikler özellikle doktor, avukat, danışman, sanatçı, influencer, şirket yöneticisi ve işletme sahipleri bakımından ciddi ekonomik sonuçlar doğurabilir.
Örneğin bir doktorun deepfake videosunda;
“Hastalara gereksiz ameliyat yaparak para kazanıyorum.”
dediği gösterilebilir.
Video yayıldıktan sonra hastalar randevularını iptal edebilir.
Benzer şekilde bir avukatın müvekkillerinden hukuka aykırı para aldığını itiraf ettiği sahte video paylaşılırsa müvekkiller vekâlet ilişkisini sona erdirebilir.
Bu durumda maddi tazminat bakımından yalnızca genel bir;
“İtibarım zarar gördü.”
iddiasıyla yetinilmemesi gerekir.
Mümkün olduğunca;
- iptal edilen sözleşmeler,
- müşteri mesajları,
- önceki ve sonraki gelir karşılaştırmaları,
- randevu veya sipariş kayıtları,
- reklam sözleşmeleri,
- fesih bildirimleri
gibi somut deliller sunulmalıdır.
Şirketler Deepfake Nedeniyle Tazminat İsteyebilir mi?
Deepfake yalnızca gerçek kişileri hedef almak zorunda değildir.
Örneğin bir şirketin CEO’sunun yapay zekâ videosu hazırlanarak;
“Şirketimiz iflas etmek üzere.”
veya
“Ürünümüzde insan sağlığına zararlı madde olduğunu biliyoruz.”
şeklinde gerçeğe aykırı açıklamalar yapmış gibi gösterilebilir.
Böyle bir içerik şirketin müşterilerini, yatırımcılarını ve ticari ilişkilerini etkileyebilir.
Tüzel kişilerin de niteliklerine uygun kişilik hakları hukuk düzeni tarafından korunmaktadır ve Yargıtay uygulamasında şirketlerin ticari itibarının zedelenmesine bağlı manevi tazminat taleplerinin değerlendirildiği kararlar bulunmaktadır.
Deepfake içerik rakip bir işletme tarafından ticari rekabeti etkilemek amacıyla hazırlanmışsa ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri gündeme gelebilir.
Bu durumda davanın hukuki niteliği ve görevli mahkeme klasik kişilik hakkı davasından farklılaşabilir.
Deepfake Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?
İlk olarak deepfake içeriği hazırlayan kişinin sorumluluğu gündeme gelir.
Ancak içerik farklı kişiler tarafından bilerek yayıldıysa yalnızca ilk üreticinin sorumluluğundan söz etmek her zaman yeterli olmayabilir.
Somut olayın özelliklerine göre;
- deepfake’i hazırlayan,
- ilk kez yayımlayan,
- hukuka aykırı olduğunu bilerek yeniden yayan,
- zararın gerçekleşmesine birlikte katkıda bulunan
kişilerin sorumluluğu ayrı ayrı incelenebilir.
TBK m. 61’e göre birden fazla kişinin birlikte aynı zarara sebep olması veya aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu olması hâlinde müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanabilir.
Örneğin A kişisi sahte cinsel videoyu hazırlamış, B kişisi bu videoyu mağdurun işyerine göndermiş ve C kişisi binlerce takipçili hesabında bilerek yayımlamış olabilir.
Bu durumda her kişinin gerçekleştirdiği fiil, kastı ve zarara katkısı ayrıca araştırılmalıdır.
“Videoyu Ben Yapmadım, Sadece Paylaştım” Savunması Tazminatı Engeller mi?
Her durumda engellemez.
Bir kişi deepfake görüntünün sahte ve kişilik haklarını ihlal edici olduğunu bildiği hâlde içeriğin yayılımını artırmışsa, kendi davranışının meydana getirdiği zarar bakımından hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir.
Bununla birlikte kişinin içeriğin sahte olduğunu bilip bilmediği, paylaşımın amacı ve içeriğin zarar üzerindeki etkisi somut olayda değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla deepfake tazminat davalarında fail çevresinin doğru belirlenmesi önemlidir.
Deepfake Tazminat Davasında Neler Talep Edilebilir?
Deepfake mağduru yalnızca belirli miktarda para talep etmek zorunda değildir.
Türk Medeni Kanunu m. 25 kapsamında kişilik hakkına yönelik saldırılarda mağdur;
- saldırının önlenmesini,
- devam eden saldırının durdurulmasını,
- sona ermiş fakat etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini
talep edebilir.
Ayrıca düzeltmenin veya mahkeme kararının üçüncü kişilere bildirilmesini veya yayımlanmasını isteyebilir. Kanun ayrıca maddi ve manevi tazminat taleplerini açıkça saklı tutmaktadır.
Deepfake uyuşmazlığında bu nedenle davada birlikte;
manevi tazminat + maddi tazminat + saldırının durdurulması + hukuka aykırılığın tespiti
gibi birden fazla talebin ileri sürülmesi somut olayın şartlarına göre mümkün olabilir.
Mahkeme Kararının Yayımlanması Talep Edilebilir mi?
Evet.
Deepfake olaylarında bu talep özellikle önem taşıyabilir.
Çünkü sahte video yüz binlerce kişiye ulaşmış ancak gerçek olmadığı yalnızca sınırlı sayıda kişi tarafından öğrenilmiş olabilir.
TMK m. 25, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması talebine imkân tanımaktadır. TBK m. 58 de hâkime, manevi tazminata ek olarak veya onun yerine başka bir giderim biçimine karar verme ve saldırıyı kınayan kararın yayımlanmasına hükmetme imkânı vermektedir.
Bu nedenle bazı deepfake uyuşmazlıklarında yalnızca para tazminatı değil, itibarın yeniden tesis edilmesine hizmet edecek hukuki talepler de önem taşıyabilir.
Deepfake Tazminat Davasında İspat Nasıl Yapılır?
Deepfake tazminat davasında en önemli konulardan biri delildir.
TBK m. 50 uyarınca zarar gören kural olarak zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla yükümlüdür.
Bu nedenle mağdur mümkün olduğunca;
- deepfake video veya ses dosyasının orijinalini,
- sosyal medya URL adreslerini,
- kullanıcı hesaplarını,
- paylaşım tarihlerini,
- görüntülenme sayılarını,
- yorum ve yeniden paylaşım bilgilerini,
- WhatsApp ve Telegram mesajlarını,
- e-postaları,
- müşteri veya işveren yazışmalarını
muhafaza etmelidir.
Özellikle video veya ses dosyasının orijinali, deepfake olup olmadığının teknik olarak incelenmesi açısından önem taşıyabilir. KVKK’nın Deepfake Bilgi Notu da deepfake içeriklerin tespiti ve bu teknolojiye karşı alınabilecek önlemleri ayrıca ele almaktadır.
Deepfake Olduğu Bilirkişiyle İspatlanabilir mi?
Gerekli hâllerde dijital içerik üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılabilir.
Teknik incelemede;
- görüntü üzerindeki manipülasyon izleri,
- yüz ve beden uyumsuzlukları,
- görüntü ile ses arasındaki senkronizasyon,
- dosyanın metadata bilgileri,
- görüntü işleme emareleri,
- ses özellikleri,
- dosyanın oluşturulma veya değiştirilme yapısı
değerlendirilebilir.
Bu nedenle mağdurun elindeki ilk dosyayı değiştirmeden muhafaza etmesi önemlidir.
Örneğin videonun tekrar tekrar farklı uygulamalardan geçirilmesi veya formatının değiştirilmesi bazı teknik verilerin kaybolmasına yol açabilir.
Deepfake İçerik Silinmişse Tazminat Davası Açılabilir mi?
Evet.
İçeriğin daha sonra silinmesi geçmişte meydana gelen kişilik hakkı ihlalini ortadan kaldırmaz.
Örneğin deepfake video üç gün boyunca sosyal medyada kalmış ve 500.000 kişi tarafından görüntülenmiş olabilir.
Fail daha sonra paylaşımı silebilir.
Ancak bu süreçte;
- kişinin ailesi videoyu görmüş,
- müşterileri sözleşmeleri feshetmiş,
- işvereni videodan haberdar olmuş,
- mesleki itibarı zarar görmüş
olabilir.
TMK m. 25 sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitinin istenebileceğini açıkça düzenlemektedir.
Dolayısıyla “video artık internette yok” savunması tek başına geçmişte meydana gelen zararların tazminini engellemez.
Ceza Davası Açılması Tazminat Davasına Engel midir?
Hayır.
Deepfake içeriğin niteliğine göre hakaret, şantaj, dolandırıcılık, iftira, özel hayatın gizliliğini ihlal veya kişisel verilere ilişkin suçlar nedeniyle ceza soruşturması yürütülebilir.
Ancak ceza soruşturması ile özel hukuk tazminat davası farklı hukuki süreçlerdir.
TBK m. 74’e göre hukuk hâkimi zarar verenin kusurunu değerlendirirken ceza hukukunun sorumluluk hükümleriyle ve kusura ilişkin anlamda ceza mahkemesinin beraat kararıyla doğrudan bağlı değildir; zararın belirlenmesi de hukuk hâkiminin değerlendirmesine tabidir.
Bu nedenle deepfake mağdurunun;
“Önce ceza davasının kesinleşmesini beklemeliyim.”
şeklinde genel bir kabulle hareket etmesi doğru değildir.
Ceza dosyasının delil durumu ile zamanaşımı ve tazminat stratejisi somut olay özelinde birlikte değerlendirilmelidir.
Savcılık Takipsizlik Verirse Tazminat Davası Açılamaz mı?
Ceza soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanması da her durumda özel hukuk sorumluluğunun bulunmadığı anlamına gelmez.
Ceza sorumluluğu ile haksız fiil ve kişilik hakkı sorumluluğunun koşulları tamamen aynı değildir.
Örneğin bir deepfake eyleminin belirli bir ceza normunun tüm unsurlarını taşımadığı sonucuna varılabilir; buna rağmen kişinin görüntüsü veya şeref ve saygınlığı üzerindeki hukuka aykırı müdahale özel hukuk bakımından tazminat sorumluluğuna neden olabilir.
Bu nedenle her dosyada ceza hukuku ve özel hukuk boyutu ayrı ayrı incelenmelidir. TBK m. 74 de ceza yargılaması ile hukuk hâkiminin sorumluluk değerlendirmesi arasındaki ayrımı açıkça ortaya koymaktadır.
Deepfake Tazminat Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
Kişilik haklarına saldırı ve haksız fiile dayalı klasik maddi-manevi tazminat davalarında, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi görevli olacaktır.
HMK m. 2, şahıs varlığına ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu düzenlemektedir.
Ancak olay ticari haksız rekabet, iş ilişkisi veya başka bir özel hukuki ilişkiden doğuyorsa görevli mahkeme değişebilir.
Örneğin rakip şirketin ticari itibarı zedelemek amacıyla deepfake hazırlaması ve uyuşmazlığın TTK m. 54 ve devamındaki haksız rekabet hükümlerine dayanması hâlinde ticaret mahkemesinin görevi gündeme gelebilir. Yargıtay uygulamasında TTK m. 54 ve devamına dayalı haksız rekabet uyuşmazlıklarının ticari dava olarak değerlendirildiği kararlar bulunmaktadır.
Deepfake Tazminat Davası Nerede Açılabilir?
TMK m. 25’e göre kişilik haklarının korunmasına ilişkin davalarda davacı kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.
Ayrıca haksız fiilden doğan davalarda HMK m. 16;
- haksız fiilin işlendiği yer,
- zararın meydana geldiği yer,
- zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer,
- zarar görenin yerleşim yeri
mahkemelerine de yetki tanımaktadır.
İnternet üzerinden gerçekleşen deepfake saldırılarında yetki konusunun somut olayın niteliğine göre değerlendirilmesi önemlidir.
Deepfake Tazminat Davasında Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?
Haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinde TBK m. 72 uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Ancak tazminat talebi ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa TBK m. 72 uyarınca daha uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir.
Bu nedenle deepfake eylemi aynı zamanda şantaj, dolandırıcılık veya başka bir suç oluşturuyorsa zamanaşımı hesabının ayrıca yapılması gerekir.
Özellikle failin kimliğinin uzun süre bilinmediği anonim sosyal medya saldırılarında zamanaşımı konusu ayrıca önem taşımaktadır.
Deepfake Tazminat Davasında İhtiyati Tedbir İstenebilir mi?
Tazminat davasının sonuçlanması zaman alabilir.
Ancak deepfake içerik sosyal medyada yayılmaya devam ediyorsa mağdur açısından yalnızca dava sonunda para tazminatı almak yeterli olmayabilir.
Bu nedenle koşulları varsa;
- içeriğin yayılmasının durdurulması,
- devam eden kişilik hakkı saldırısının önlenmesi
amacıyla ihtiyati tedbir talebi gündeme gelebilir.
TMK m. 25 de devam eden saldırıya son verilmesi ve saldırı tehlikesinin önlenmesi yönünde özel kişilik hakkı koruması sağlamaktadır.
Bu nedenle deepfake uyuşmazlıklarında tazminat ve içeriğin yayılımının durdurulması talepleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Deepfake Tazminat Davası Açmadan Önce Hangi Deliller Toplanmalıdır?
Deepfake içeriğin fark edilmesinden sonra mümkünse şu deliller saklanmalıdır:
- Orijinal video veya ses dosyası,
- Tam URL adresi,
- Sosyal medya kullanıcı adı,
- Profil bağlantısı,
- Paylaşım tarihi ve saati,
- Görüntülenme sayısı,
- Yeniden paylaşım sayıları,
- Yorumlar,
- Mesajlaşmalar,
- Şantaj veya tehdit mesajları,
- İşveren ve müşteri yazışmaları,
- Sözleşme fesihleri,
- Gelir kaybını gösteren belgeler.
Özellikle içeriğin kaldırılmasından önce bu verilerin güvence altına alınması önemlidir.
Aksi hâlde paylaşım silindikten sonra içeriğin nerede ve hangi hesap tarafından yayımlandığını ispat etmek daha güç olabilir.
Sık Sorulan Sorular
Deepfake nedeniyle tazminat davası açılabilir mi?
Evet. Deepfake içerik kişinin kişilik haklarını hukuka aykırı biçimde ihlal etmişse manevi; ekonomik zarar da meydana gelmişse şartları bulunması hâlinde maddi tazminat talep edilebilir. TMK m. 24-25 ile TBK m. 49 ve 58 bu taleplerin temel hukuki dayanakları arasındadır.
Deepfake için manevi tazminat ne kadar olur?
Sabit bir deepfake tazminat tarifesi bulunmamaktadır. Miktar olayın ağırlığı, içeriğin niteliği, yayılımı ve mağdur üzerindeki etkileri gibi somut koşullar değerlendirilerek mahkeme tarafından belirlenir.
Cinsel deepfake için tazminat istenebilir mi?
Evet. Kişinin yüzünün rızası dışında pornografik veya cinsel içerikle ilişkilendirilmesi ağır bir kişilik hakkı saldırısı oluşturabilir ve şartları bulunması hâlinde manevi tazminat talep edilebilir.
Deepfake nedeniyle işimi kaybettim, maddi tazminat alabilir miyim?
İş kaybı ile deepfake içeriği arasında uygun illiyet bağı kurulabiliyor ve ekonomik zarar ispatlanabiliyorsa maddi tazminat talep edilebilir. TBK m. 49 ve 50 haksız fiil sorumluluğu ile zararın ispatı bakımından temel hükümleri içermektedir.
Video silinmişse tazminat davası açılabilir mi?
Evet. İçeriğin sonradan kaldırılması geçmişte meydana gelen kişilik hakkı ihlalini ve zararı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. TMK m. 25 sona ermiş ancak etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitine de imkân vermektedir.
Deepfake tazminat davası hangi mahkemede açılır?
Aksine özel bir düzenleme yoksa kişilik hakkına ve haksız fiile dayalı klasik tazminat davalarında asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Ticari haksız rekabet veya başka özel ilişkilerde görev değişebilir.
Deepfake tazminat davası için zamanaşımı ne kadardır?
Haksız fiile dayalı tazminat taleplerinde kural olarak zararın ve sorumlu kişinin öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıllık süre söz konusudur. Eylem daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa TBK m. 72’deki özel hüküm dikkate alınır.
Ceza davası açılmadan tazminat davası açılabilir mi?
Kural olarak evet. Ceza soruşturması ve özel hukuk tazminat süreci farklı süreçlerdir. TBK m. 74 hukuk hâkiminin ceza hukukundaki sorumluluk değerlendirmesiyle mutlak biçimde bağlı olmadığını düzenlemektedir.
Sonuç: Deepfake Nedeniyle Hem Maddi Hem Manevi Tazminat Talep Edilebilir
Deepfake teknolojisinin hukuka aykırı kullanılması, kişinin yalnızca görüntüsünü veya sesini taklit etmekten ibaret değildir. Sahte içerik kişinin özel hayatını, şeref ve saygınlığını, mesleki kariyerini ve ekonomik geleceğini gerçek anlamda etkileyebilir.
Türk hukukunda özel bir “deepfake tazminatı” düzenlemesi bulunmamakla birlikte mevcut kişilik hakları ve haksız fiil hükümleri deepfake mağduruna geniş bir hukuki koruma sağlamaktadır.
TMK m. 24 ve 25 kapsamında kişilik hakkına yönelik saldırının önlenmesi, durdurulması ve hukuka aykırılığının tespiti talep edilebilir; TBK m. 58 kapsamında kişilik hakkı ihlalinden doğan manevi tazminat, TBK m. 49 ve devamı hükümlerine göre ise ispatlanan ekonomik kayıplar için maddi tazminat gündeme gelebilir.
Özellikle deepfake nedeniyle iş kaybı, müşteri kaybı, sözleşme feshi veya gelir azalması meydana gelmişse ekonomik zararların mutlaka somut belgelerle ortaya konulması gerekir. TBK m. 50 zarar ve kusurun ispatını kural olarak zarar görene yüklemektedir.
Aynı şekilde deepfake içeriğin yalnızca ilk üreticisi değil, hukuka aykırı içeriğin yayılmasına bilinçli olarak katkı sağlayan kişilerin sorumluluğu da olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Birden fazla kişinin aynı zarara birlikte sebep olması hâlinde TBK m. 61 kapsamında müteselsil sorumluluk gündeme gelebilir.
Deepfake mağdurunun bu nedenle öncelikle orijinal video veya ses dosyasını, URL adreslerini, kullanıcı hesaplarını, mesajlaşmaları ve meydana gelen ekonomik zararı gösteren belgeleri koruması önem taşımaktadır.
Deepfake içerik hâlen yayılmaya devam ediyorsa yalnızca tazminat davasına odaklanmak yerine kişilik hakkı saldırısının durdurulması ve gerekli geçici hukuki koruma tedbirlerinin de eş zamanlı değerlendirilmesi mağduriyetin büyümesini önlemek açısından önemlidir.