Çalışanın Yapay Zekâ ile Ürettiği İçeriğin Fikrî Mülkiyet Hukuku Bakımından Durumu
Çalışanın Yapay Zekâ ile Ürettiği İçeriğin Fikrî Mülkiyet Hukuku Bakımından Durumu
Giriş
Çalışanların ChatGPT, görsel üretim programları, yapay zekâ destekli tasarım araçları ve kod yazma sistemlerini kullanması, işyerlerinde yeni bir fikrî mülkiyet tartışması doğurmuştur. Bir çalışan yapay zekâ yardımıyla reklam metni, logo, yazılım kodu, rapor, sunum, video, müzik veya ürün tasarımı hazırladığında ortaya çıkan içeriğin kime ait olduğu her zaman açık değildir.
Bu konuda genellikle üç farklı kişi veya yapı bulunmaktadır:
- Yapay zekâ aracını kullanan çalışan,
- Çalışanı istihdam eden işveren,
- Yapay zekâ sistemini geliştiren veya hizmet olarak sunan teknoloji şirketi.
Ancak bu kişilerin içerik üzerindeki hakları aynı hukuki temele dayanmaz. Çalışanın yaptığı yaratıcı katkı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında değerlendirilebilirken işverenin hakkı iş ilişkisinden, yapay zekâ şirketinin hakkı ise çoğunlukla kullanım sözleşmesinden kaynaklanır.
Temel hukuki soru şudur:
Yapay zekâ tarafından oluşturulan içerik eser sayılır mı ve eser sayılıyorsa eser sahibi çalışan mı, işveren mi yoksa yapay zekâ şirketi midir?
Bu sorunun tek bir cevabı bulunmamaktadır. Hukuki sonuç, yapay zekânın içerik üretimindeki rolü ile çalışanın yaratıcı katkısının derecesine göre değişir.
Türk Hukukunda Eser Sayılmanın Şartları
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre bir fikrî ürünün korunabilmesi için sahibinin hususiyetini taşıması ve Kanun’da belirtilen eser türlerinden birine girmesi gerekir. FSEK kapsamında eser sahibi ise eseri meydana getiren kişidir.
Kanun’da korunan başlıca eser kategorileri şunlardır:
- İlim ve edebiyat eserleri,
- Musiki eserleri,
- Güzel sanat eserleri,
- Sinema eserleri.
Metinler, raporlar, sunumlar ve bilgisayar programları ilim ve edebiyat eseri; görseller ve grafik tasarımlar güzel sanat eseri; video içerikleri ise somut özelliklerine göre sinema eseri niteliği taşıyabilir.
Ancak bir ürünün metin, resim, yazılım kodu veya video biçiminde ortaya çıkması tek başına eser koruması için yeterli değildir. Ürünün, onu meydana getiren insanın serbest ve yaratıcı tercihlerini yansıtması gerekir.
Yapay zekâ bakımından temel sorun da burada ortaya çıkmaktadır. Yapay zekânın hukuk düzeni tarafından eser sahibi kabul edilmesi mümkün olmadığına göre, ortaya çıkan sonuçta bir gerçek kişinin hususiyetinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Yapay Zekâ Eser Sahibi Olabilir mi?
Yapay zekâ sistemi hukuki kişiliğe sahip değildir. Kendi adına hak edinemediği gibi işçi, işveren, eser sahibi veya mucit sıfatını da taşıyamaz.
Bu nedenle yapay zekâ tarafından oluşturulan bir içerik üzerinde “yapay zekânın telif hakkı” bulunduğundan söz edilemez. Yapay zekânın kendi adına dava açması, lisans vermesi veya eserin kullanımını yasaklaması mümkün değildir.
Türk hukukunda eser sahipliği, insanın yaratıcı faaliyeti esas alınarak düzenlenmiştir. FSEK’in “eser sahibinin hususiyeti” ve “eseri meydana getiren kişi” ölçütleri birlikte değerlendirildiğinde, tamamen bağımsız biçimde yapay zekâ tarafından üretilen bir içeriğin eser olarak korunması güçtür.
Uluslararası alandaki güncel yaklaşım da genel olarak insan katkısının belirleyici olduğu yönündedir. ABD Telif Hakları Ofisi, tamamen yapay zekâ tarafından oluşturulan unsurların korunamayacağını; buna karşılık insan tarafından yapılan özgün seçim, düzenleme veya değişikliklerin korunabileceğini açıklamıştır. WIPO’nun güncel değerlendirmeleri de ülkeler arasında farklı yaklaşımlar bulunmakla birlikte tartışmanın merkezinde insan yaratıcılığı ve insanın sonuç üzerindeki kontrolünün yer aldığını göstermektedir.
Bu yaklaşım Türk hukuku bakımından doğrudan bağlayıcı değildir. Ancak FSEK’in insan merkezli eser sahipliği sistemiyle büyük ölçüde uyumludur.
Yapay Zekâ Araç, Çalışan Yaratıcıysa Eser Koruması Doğabilir
Yapay zekâ, çalışanın yaratıcı faaliyetini destekleyen bir araç olarak kullanılıyorsa ortaya çıkan ürün FSEK kapsamında eser sayılabilir.
Bir fotoğraf makinesinin, çizim programının veya kelime işlem yazılımının kullanılması nasıl eser sahipliğini ortadan kaldırmıyorsa yapay zekâ kullanılması da tek başına korumayı engellemez.
Önemli olan çalışanın;
- İçeriğin konusunu ve yapısını belirlemesi,
- Yaratıcı seçenekler arasında tercih yapması,
- Ayrıntılı ve özgün yönlendirmeler vermesi,
- Çıktıları seçmesi ve bir araya getirmesi,
- Metni veya görseli önemli ölçüde değiştirmesi,
- İçeriğin son biçimi üzerinde gerçek kontrol kurmasıdır.
Örneğin çalışan yapay zekâdan yalnızca bir metin taslağı almış; metnin kurgusunu, anlatımını, örneklerini, hukuki değerlendirmesini ve sonuç bölümünü kendisi oluşturmuşsa nihai metinde çalışanın hususiyeti bulunabilir.
Benzer şekilde yapay zekâ tarafından üretilen çok sayıda görsel arasından yapılan sıradan bir seçim her zaman yeterli olmayabilir. Ancak çalışan kompozisyonu oluşturmuş, görselleri değiştirmiş, farklı unsurları bir araya getirmiş, renk ve biçim tercihlerini belirlemişse insan katkısı koruma düzeyine ulaşabilir.
Burada yapay zekâ, eser sahibi değil; insanın yaratıcı faaliyetinde kullandığı teknik araç konumundadır.
Sadece Komut Yazmak Eser Sahipliği İçin Yeterli midir?
Çalışanın yapay zekâya bir komut yazması, her durumda ortaya çıkan içeriğin eser sahibi olduğu anlamına gelmez.
Örneğin;
“Bir hukuk bürosu için kurumsal bir logo hazırla.”
veya
“İş hukuku hakkında bir makale yaz.”
şeklindeki genel komutlar, sistemin ortaya çıkaracağı ifade biçimi üzerinde yeterli insan kontrolü sağlamayabilir. Bu durumda metindeki cümleleri, görseldeki kompozisyonu veya tasarımdaki ayrıntıları esasen yapay zekâ belirlemektedir.
Buna karşılık çok aşamalı komutlar verilmesi, her aşamada sonuçların değiştirilmesi, belirli unsurların yeniden oluşturulması ve nihai içeriğin insan tarafından kapsamlı biçimde düzenlenmesi hâlinde farklı bir değerlendirme yapılabilir.
Ancak komutun uzun olması tek başına eser sahipliği oluşturmaz. Önemli olan komutun kelime sayısı değil, çalışanın nihai ifade biçimi üzerindeki yaratıcı kontrolüdür.
Komut metninin kendisi de ayrıca değerlendirilebilir. Kısa, teknik ve işlevsel talimatlar genellikle eser niteliği taşımaz. Buna karşılık özgün bir anlatı, ayrıntılı kurgu veya yaratıcı metin içeren kapsamlı bir komut, somut olayın özelliklerine göre bağımsız bir ilim ve edebiyat eseri olarak korunabilir.
Tamamen Yapay Zekâ Tarafından Üretilen İçeriğin Durumu
Çalışan yalnızca basit bir komut yazmış ve yapay zekânın oluşturduğu sonucu hiçbir değişiklik yapmadan kullanmışsa bu içerikte insan hususiyetinin bulunduğunu kabul etmek güçleşir.
Böyle bir içerik FSEK anlamında eser sayılmıyorsa;
- Çalışan eser sahibi olmaz,
- İşveren telif hakkı sahibi olmaz,
- Yapay zekâ şirketi de sırf sistemi geliştirmiş olması nedeniyle bu çıktının eser sahibi sayılmaz.
Bu noktada işverenin içeriği kullanabilmesi ile içerik üzerinde telif hakkına sahip olması birbirinden ayrılmalıdır.
İşveren, yapay zekâ hizmetinin sözleşme şartları kapsamında çıktıyı ticari olarak kullanma imkânına sahip olabilir. Ancak hizmet sağlayıcının kullanıcıya çıktı üzerinde hak tanıması, FSEK şartlarını taşımayan bir içeriği kendiliğinden telif hakkıyla korunan eser hâline getirmez.
Sözleşme, taraflar arasındaki kullanım yetkisini düzenleyebilir; kanunda bulunmayan bir eser sahipliği statüsü yaratamaz.
Ayrıca tamamen yapay zekâ tarafından oluşturulan içeriklerin aynı veya benzer biçimde başka kullanıcılara da üretilebilmesi mümkündür. Bu nedenle işletmeler, yalnızca yapay zekâ çıktısına dayanarak rakiplerin benzer içerikleri kullanmasını kesin biçimde engelleyebileceklerini varsaymamalıdır.
İçerik Sonradan Değiştirilirse Hukuki Durumu Değişir mi?
Yapay zekâ tarafından üretilen içeriğin hukuki niteliği, çalışan tarafından sonradan yapılan değişikliklere göre değişebilir.
Başlangıçta eser niteliği taşımayan ham bir yapay zekâ çıktısı, çalışanın önemli ve yaratıcı müdahaleleri sonucunda korunan bir ürüne dönüşebilir.
Örneğin çalışan;
- Yapay zekâ metnini tamamen yeniden kurgularsa,
- Yeni ve özgün bölümler eklerse,
- Anlatımı ve örnekleri kendi yaratıcı tercihleriyle değiştirirse,
- Farklı yapay zekâ çıktılarından özgün bir bütün oluşturursa,
- Görselin kompozisyonunu, karakterlerini ve ayrıntılarını değiştirirse,
- Yapay zekâ kodunu özgün bir yazılım mimarisi içinde yeniden geliştirirse,
çalışanın ortaya koyduğu kısımlar FSEK kapsamında korunabilir.
Ancak sonradan yapılan her değişiklik koruma sağlamaz. Yazım yanlışlarının düzeltilmesi, renk tonunun değiştirilmesi, birkaç kelimenin çıkarılması veya sıradan teknik düzenlemeler genellikle yeterli yaratıcı katkı oluşturmaz.
Ayrıca insan tarafından yapılan değişikliklerin korunması, ham yapay zekâ çıktısının tamamının geriye dönük olarak eser hâline geldiği anlamına gelmez. Koruma esas olarak insanın özgün katkısı, seçimi, düzenlemesi ve meydana getirdiği bütün üzerinde doğar.
Bu nedenle yapay zekâ destekli içeriklerde koruma “ya hep ya hiç” şeklinde değerlendirilmemelidir. Aynı içerikte;
- Korunan insan ürünü bölümler,
- Korunmayan yapay zekâ ürünü unsurlar,
- Üçüncü kişilere ait olabilecek unsurlar
birlikte bulunabilir.
Çalışan mı, İşveren mi Hak Sahibi Olur?
Çalışanın yapay zekâ yardımıyla meydana getirdiği içerik eser niteliği taşıyorsa eser sahibi kural olarak yaratıcı katkıyı ortaya koyan çalışandır.
FSEK’in 8. maddesi uyarınca eserin sahibi onu meydana getirendir. Ancak FSEK’in 18. maddesine göre aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça, memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar onları çalıştıranlar tarafından kullanılır.
Bu düzenleme kapsamında iki kavram birbirinden ayrılmalıdır:
Eser sahipliği sıfatı:
Eseri yaratıcı faaliyetiyle meydana getiren çalışana aittir.
Eser üzerindeki hakların kullanılması:
Eser, çalışanın işini görürken meydana getirilmişse işveren, aksi kararlaştırılmadıkça eser üzerindeki hakları iş ilişkisinin amacı doğrultusunda kullanabilir.
Örneğin bir reklam ajansında çalışan tasarımcının işverenin müşterisi için yapay zekâ destekli olarak hazırladığı özgün kampanya görselleri bakımından eser sahipliği tasarımcıya ait olabilir. Ancak görseller üzerindeki mali hakları kullanma yetkisi, işin mahiyeti ve FSEK’in 18. maddesi gereğince işverene ait olabilir.
Çalışanın manevi hakları ise eser sahipliği sıfatına bağlıdır. Eserin kamuya sunulması, eserde adın belirtilmesi ve eserin bütünlüğünün korunması gibi manevi haklar devredilebilir bir mülkiyet hakkı gibi işverene geçmez. Bununla birlikte bu hakların iş ilişkisinin amacıyla uyumlu biçimde nasıl kullanılacağı sözleşmeyle ayrıntılı olarak düzenlenebilir.
Her Çalışan Ürünü İşverene Ait Değildir
İşverenin FSEK’in 18. maddesine dayanabilmesi için içeriğin çalışanın “işini görürken” meydana getirilmiş olması gerekir.
Bu değerlendirmede;
- Çalışanın görev tanımı,
- İçeriğin hangi amaçla üretildiği,
- İşverenin talimatının bulunup bulunmadığı,
- İşverenin araç ve verilerinin kullanılması,
- İçeriğin işletmenin faaliyet alanıyla bağlantısı,
- İçeriğin çalışma süresi içinde oluşturulması
dikkate alınabilir.
Ancak yalnızca işveren bilgisayarının kullanılması veya içeriğin çalışma saatinde hazırlanması her durumda hakların işverene ait olması için yeterli değildir.
Örneğin muhasebe çalışanının mesai dışında kendi kişisel romanını işyeri bilgisayarında yazması hâlinde romanın çalışanın görevini yerine getirirken meydana getirildiğini söylemek güç olabilir.
Buna karşılık sosyal medya uzmanının işverenin markası için yapay zekâ aracılığıyla reklam metni oluşturması, doğrudan görev kapsamında kalan bir çalışmadır.
Uyuşmazlıkların önlenmesi için iş sözleşmelerinde ve yapay zekâ kullanım politikasında görev kapsamında meydana getirilen içeriklerin mülkiyet ve kullanım esasları açıkça düzenlenmelidir.
Çalışan İçeriği Kişisel Yapay Zekâ Hesabından Üretirse Sonuç Değişir mi?
Çalışanın kişisel yapay zekâ hesabını kullanması, görev kapsamında hazırladığı içeriğin işverenle olan hukuki bağlantısını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
İçerik işverenin talimatıyla, işverenin faaliyeti için ve çalışanın görevi kapsamında üretilmişse kişisel hesap kullanılması eser üzerindeki hakların kullanım rejimini tek başına değiştirmez.
Ancak kişisel hesap kullanılması başka riskler doğurabilir:
- İşverenin ticari sırları sisteme yüklenebilir,
- Kişisel veriler yurt dışındaki sistemlere aktarılabilir,
- Yapay zekâ sağlayıcısının kullanım şartları işverenin beklentileriyle çelişebilir,
- Çıktının kaynağı ve üretim süreci ispatlanamayabilir,
- Kurumsal kayıt ve sürüm takibi yapılamayabilir.
Bu nedenle işverenin, fikrî mülkiyet hakkı yanında veri güvenliği ve gizlilik risklerini de dikkate alarak çalışanlara onaylı kurumsal araçlar sağlaması gerekir.
Yapay Zekâ Şirketinin İçerik Üzerindeki Hakkı
Yapay zekâ hizmet sağlayıcısının içerik üzerindeki hakları, kullanılan platformun sözleşme ve lisans şartlarına göre değişebilir.
Bazı sağlayıcılar çıktılar üzerindeki haklarını kullanıcıya bırakırken bazıları sisteme girilen içeriklerin belirli amaçlarla kullanılmasına ilişkin lisans talep edebilir. Kurumsal ve bireysel hizmetlerin kullanım şartları da birbirinden farklı olabilir.
Ancak sözleşmede çıktının kullanıcıya ait olduğunun belirtilmesi;
- Çıktının FSEK anlamında eser olduğunu,
- Çıktının özgün olduğunu,
- Üçüncü kişi haklarını ihlal etmediğini,
- Aynı çıktının başkasına verilmeyeceğini
garanti etmez.
Dolayısıyla işveren yalnızca “platform çıktının bize ait olduğunu söylüyor” düşüncesiyle hareket etmemelidir. Sözleşme şartları, telif hakkı koruması, üçüncü kişi hakları ve ticari kullanım izni ayrı ayrı incelenmelidir.
Yapay Zekâ Çıktısı Üçüncü Kişinin Eserini İhlal Edebilir mi?
Bir yapay zekâ çıktısının çalışan veya işveren tarafından kullanılabilmesi, bu çıktının üçüncü kişilerin fikrî mülkiyet haklarını ihlal etmediği anlamına gelmez.
Yapay zekâ sistemi;
- Mevcut bir metne çok benzeyen içerik,
- Tanınmış bir karakterin veya sanat eserinin kopyası,
- Başkasına ait yazılım koduna benzeyen kod,
- Korunan bir logo veya tasarımla karıştırılabilecek görsel,
- Bir sanatçının eserinin belirgin unsurlarını taşıyan içerik
üretebilir.
WIPO’nun güncel değerlendirmeleri, üretken yapay zekâ sistemlerinin eğitim verileri ve çıktılarının telif hakkı bakımından dünya çapında devam eden uyuşmazlıklara yol açtığını; ülkeler arasında henüz tek ve kesin bir çözüm bulunmadığını göstermektedir.
Çalışan, yapay zekâ çıktısını kontrol etmeden yayımlarsa işveren;
- Telif hakkı ihlali,
- Marka hakkına tecavüz,
- Tasarım hakkı ihlali,
- Haksız rekabet,
- Sözleşmeye aykırılık
iddialarıyla karşılaşabilir.
İhlali doğrudan çalışan gerçekleştirmiş olsa bile içerik işverenin faaliyeti kapsamında kullanılmışsa üçüncü kişilerin öncelikle işverene başvurması mümkündür. İşverenin daha sonra kusurlu çalışana veya hizmet sağlayıcıya rücu edip edemeyeceği ayrı bir sorundur.
Yapay Zekâ ile Üretilen Logo, Tasarım veya Buluş Korunabilir mi?
Bir içeriğin telif hakkıyla korunamaması, diğer fikrî mülkiyet yollarının tamamen kapalı olduğu anlamına gelmez.
Marka koruması
Yapay zekâ ile hazırlanan bir isim, slogan veya logo; ayırt edici olması, önceki haklarla çatışmaması ve kanuni ret sebeplerini taşımaması hâlinde marka olarak tescil edilebilir.
Marka korumasında temel mesele, logonun insan tarafından yaratılıp yaratılmadığından çok işaretin belirli mal veya hizmetleri diğerlerinden ayırabilmesidir. Bu nedenle telif hakkıyla korunamayan bir yapay zekâ logosu marka tescili yoluyla belirli ölçüde korunabilir.
Tasarım koruması
Yapay zekâ yardımıyla ortaya çıkarılan ürün görünümü; yenilik ve ayırt edici nitelik koşullarını taşıyorsa tasarım koruması gündeme gelebilir. Ancak tasarımcının ve hak sahibinin belirlenmesi, insan katkısı ve çalışanın görev ilişkisi ayrıca incelenmelidir.
Patent ve çalışan buluşları
Yapay zekâ yardımıyla teknik bir çözüm geliştirilmişse telif hakkından farklı olarak patent veya faydalı model hükümleri gündeme gelir.
Patent hukukunda buluş sahibi ve çalışan buluşlarına ilişkin özel hükümler bulunmaktadır. TÜRKPATENT’in çalışan buluşları rehberi, hizmet buluşları ve serbest buluşlar bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’ndaki özel bildirim, hak talebi ve bedel sistemini açıklamaktadır.
Bu durumda yapay zekâ araç olarak kullanılabilir; ancak mucit sıfatı, teknik çözümün oluşturulmasına yaratıcı katkı sağlayan gerçek kişi veya kişiler üzerinden değerlendirilir.
Eser Niteliği Taşımayan İçerik Korumasız mı Kalır?
Yapay zekâ içeriğinin FSEK kapsamında eser sayılmaması, içeriğin herkes tarafından sınırsız biçimde kullanılabileceği anlamına gelmeyebilir.
İçerik;
- Ticari sır hükümleri,
- Gizlilik sözleşmeleri,
- Haksız rekabet hükümleri,
- Veritabanı koruması,
- Marka veya tasarım tescili,
- Platformun kullanım sözleşmesi,
- Müşteri sözleşmeleri
yoluyla korunabilir.
Örneğin yapay zekâ tarafından hazırlanan bir fiyatlandırma modeli eser sayılmasa bile şirket içinde gizli tutuluyor ve ekonomik değer taşıyorsa ticari sır niteliği kazanabilir.
Benzer şekilde yapay zekâ çıktılarından oluşturulan kapsamlı bir veri tabanı, içeriğin seçilmesi veya düzenlenmesi bakımından özgünlük taşıyorsa derleme eser olarak; özgünlük bulunmasa dahi şartları oluştuğunda veri tabanlarına ilişkin özel koruma kapsamında değerlendirilebilir.
Dolayısıyla telif hakkının bulunmaması, hiçbir hukuki koruma bulunmadığı anlamına gelmez. Ancak uygulanacak korumanın türü ve kapsamı değişir.
İşverenin Yapay Zekâ Politikasında Neler Yer Almalıdır?
Çalışanların yapay zekâ aracılığıyla içerik üretmesi hâlinde işverenin yalnızca “çıktılar şirkete aittir” şeklinde genel bir hüküm koyması yeterli değildir.
Politikada şu konular açıkça düzenlenmelidir:
- Hangi yapay zekâ araçlarının kullanılabileceği,
- Görev kapsamında üretilen içerikler üzerindeki mali hakların kullanımı,
- Çalışanın manevi haklarının nasıl gözetileceği,
- Yapay zekâ kullanımının açıklanması gereken durumlar,
- Üçüncü kişilere ait içeriklerin sisteme yüklenmesi yasağı,
- Çıktıların benzerlik ve hak ihlali bakımından kontrolü,
- Yazılım kodlarının lisans denetimi,
- Prompt, sürüm ve düzenleme kayıtlarının saklanması,
- Kişisel veri ve ticari sırların korunması,
- İçerik yayımlanmadan önce uygulanacak insan onayı,
- Çalışanın görevden ayrılması hâlinde içerik ve hesapların devri.
İş sözleşmesinde hakların kullanım kapsamı açıkça belirtilmeli; çoğaltma, yayma, temsil, işaret-ses-görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim ve işleme hakları bakımından ihtiyaç duyulan yetkiler somutlaştırılmalıdır.
FSEK bakımından mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufların yazılı yapılması ve hakların ayrı ayrı gösterilmesi önemlidir. Genel ve belirsiz ifadeler ileride hak sahipliği uyuşmazlıklarına yol açabilir.
İnsan Katkısı Nasıl İspatlanabilir?
Yapay zekâ destekli içeriklerde en önemli sorunlardan biri, çalışanın ne ölçüde yaratıcı katkı sağladığının ispatıdır.
Bu nedenle işveren ve çalışan;
- İlk taslakları,
- Kullanılan komutları,
- Çıktı sürümlerini,
- Yapılan değişiklikleri,
- Kaynak ve araştırma kayıtlarını,
- Yönetici onaylarını,
- Tasarım ve düzenleme dosyalarını,
- Oluşturulma tarihlerini
saklamalıdır.
Ancak bu kayıtlar tutulurken çalışanların ve üçüncü kişilerin kişisel verileriyle ticari sırların korunması gerekir.
Sürüm geçmişi ve değişiklik kayıtları, uyuşmazlık hâlinde yapay zekânın yalnızca araç olarak kullanıldığını ve nihai ürünün çalışanın yaratıcı katkısıyla oluştuğunu göstermeye yardımcı olabilir.
Çalışanın İşten Ayrılması Hâlinde İçeriği Kullanması
Çalışan, işyerinde meydana getirdiği yapay zekâ destekli içeriği portföyünde, kişisel internet sitesinde veya başka bir işverene yaptığı başvuruda kullanmak isteyebilir.
Ancak eserin sahibi olması, içeriği her durumda serbestçe yayımlayabileceği anlamına gelmez. İşverenin mali hakları kullanma yetkisi, ticari sırları, müşteri bilgileri ve gizlilik hükümleri buna engel olabilir.
Çalışanın portföy hakkı ile işverenin ticari menfaati arasında denge kurulmalıdır. Bu nedenle sözleşmede;
- Hangi içeriklerin portföyde kullanılabileceği,
- Kullanımın ne zaman başlayabileceği,
- Müşteri onayı gerekip gerekmediği,
- Gizli bilgilerin nasıl çıkarılacağı,
- İşveren veya müşteri markasının gösterilip gösterilemeyeceği
açıkça düzenlenebilir.
Sonuç
Çalışanın yapay zekâ ile ürettiği içeriğin hukuki durumu, yalnızca içeriğin yapay zekâ aracılığıyla hazırlanmış olmasına göre belirlenemez. Esas mesele, nihai ürünün meydana gelmesinde insanın ne ölçüde yaratıcı ve belirleyici rol oynadığıdır.
Yapay zekâ çalışanın yaratıcılığını destekleyen bir araç olarak kullanılmış ve nihai içerik çalışanın özgün tercihlerini taşıyorsa eser koruması doğabilir. Bu durumda eser sahibi kural olarak çalışandır. Ancak eser işçinin görevini yerine getirirken meydana getirilmişse FSEK’in 18. maddesi uyarınca eser üzerindeki hakların işveren tarafından kullanılması mümkündür.
Çalışanın yalnızca basit bir komut yazdığı ve çıktıyı hiçbir yaratıcı değişiklik yapmadan kullandığı durumlarda insan hususiyetinin varlığı tartışmalı olacaktır. Tamamen yapay zekâ ürünü kabul edilen içerik FSEK kapsamında eser sayılmayabilir.
Bununla birlikte ham yapay zekâ çıktısının sonradan çalışan tarafından özgün biçimde düzenlenmesi, seçilmesi ve yeniden oluşturulması hâlinde hukuki nitelik değişebilir. Koruma, çalışanın yaratıcı katkısı veıcı katkısı ve oluşturduğu bütün üzerinde doğabilir.
Yapay zekâ hizmet sağlayıcısının sözleşmeyle çıktıyı kullanıcıya bırakması, çıktının kendiliğinden telif hakkıyla korunduğu anlamına gelmez. Ayrıca yapay zekâ çıktısının üçüncü kişilere ait eser, marka, tasarım veya yazılım kodlarını ihlal etme ihtimali devam eder.
Bu nedenle işverenler;
- Görev kapsamında üretilen içeriklerin hak sahipliğini sözleşmeyle düzenlemeli,
- Onaylı yapay zekâ araçlarını belirlemeli,
- İnsan katkısını ve sürüm geçmişini kayıt altına almalı,
- Çıktıları üçüncü kişi hakları bakımından kontrol etmeli,
- Kişisel veri ve ticari sırların sisteme yüklenmesini önlemeli,
- Çalışanlara fikrî mülkiyet eğitimi vermelidir.
Sonuç olarak yapay zekâ kullanımı, fikrî mülkiyet hukukunun temel kurallarını tamamen ortadan kaldırmamaktadır. Ancak “eseri kim meydana getirdi?”, “insan katkısı ne kadar?”, “hakları kim kullanabilir?” ve “çıktı başkasının hakkını ihlal ediyor mu?” sorularının çok daha ayrıntılı biçimde cevaplandırılmasını zorunlu hâle getirmektedir.
Yapay zekâ içerik üretebilir; fakat Türk hukukunda fikrî mülkiyet hakkının doğması ve hak sahibinin belirlenmesi hâlen insanın yaratıcı katkısına, iş ilişkisinin kapsamına ve somut olayın özelliklerine bağlıdır.