Muvazaalı İşlem Nedir ? Malı Başkasının Üzerine Yapmak Suç mu? Muvazaalı İşlem Hangi Durumlarda Geçersiz Sayılır?
Üzerimdeki Malları Kaçırıyorum Zannettirmeyin: Muvazaalı (Danışıklı) İşlem Nedir, Kimleri Yakar ve Nasıl Bozulur?
“Ben bu evi aslında satmadım, sadece adını değiştirdim!” – Muvazaa (Danışıklı İşlem) Nedir ve Türkiye’de Neden Bu Kadar Yaygındır?
Türkiye’de mahkemelerin ve icra dairelerinin kapısını aşındıran en yaygın dosya türlerinden biri, hiç şüphesiz “muvazaa” yani halk arasındaki adıyla danışıklı işlemlerdir. Günlük hayatta sıkça duyduğumuz “Borçtan kurtulmak için evi amcama devrettim”, “Ölmeden önce tarlayı büyük oğlana satış gösterdim ama para falan almadım” gibi cümleler, tam olarak hukuktaki muvazaa kavramının kalbini oluşturur. Peki, bu kelimenin kökeni nedir, Türk hukuku buna neden savaş açmıştır ve vatandaşlar neden bu yola sapar?
Muvazaa kelime anlamı olarak “danışıklı dövüş”, yani tarafların aralarında anlaşarak dışarıya karşı gerçek olmayan bir durumu yansıtması demektir. Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi bu durumu çok net özetler: Bir sözleşmenin tarafları, üçüncü kişileri aldatmak veya haklardan kaçınmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan, kendi aralarında hiçbir hukuki sonuç doğurmayan bir işlem yapabilirler. İşte bu işlem, hukuken “muvazaalı” kabul edilir. Dışarıdan bakan sıradan bir vatandaş, tapu dairesinde ya da bir sözleşmede her şeyin hukuka uygun olduğunu düşünür. Ancak perdenin arkasında, tarafların bu sözleşmeyle aslında hiçbir hak devretmek istemediği, tek amaçlarının başkalarının haklarını ihlal etmek olduğu gerçeği yatar.
Ülkemizde bu tür işlemlerin bu kadar yaygın olmasının arkasında birkaç sosyolojik ve ekonomik neden yatar. Bunların başında ekonomik krizler, esnafın veya şirket sahiplerinin borç batağına sürüklenmesi ve yaklaşan haciz korkusu gelir. Bir kişi, işleri kötü gittiğinde ve borçlarını ödeyemez duruma geldiğinde, haczedilebilecek tek mal varlığı olan evini, arabasını veya arsasını kaybetmemek için güvendiği bir akrabasına (genellikle eşe, kardeşe, anneye, babaya veya yakın bir dosta) devretme reflexi gösterir. “Nasıl olsa kağıt üzerinde ona sattım ama aramızda sözümüz var, icra bitince geri alırım” mantığıyla hareket edilir. Oysa Türk hukuku bu kurnazlıkları çok iyi tanır ve bu tür işlemleri baştan itibaren yok hükmünde (batıl) sayar.
Bir diğer yaygın neden ise miras hukukundan kaynaklanan anlaşmazlıklardır. Türkiye’de gayrimenkul sahibi ebeveynler, çocukları arasındaki olası miras kavgalarını önlemek veya bazı çocuklarına haksız bir şekilde daha fazla mal bırakmak amacıyla gayrimenkullerini devretmek isterler. Kanuna göre saklı paylı mirasçılardan mal kaçırmak doğrudan mümkün olmadığı için, tapuda “satış” gösterilerek aslında “bağış” (hibe) yapılır. Yani baba, oğluna evi tapuda satmış gibi gösterir, para alıp vermez ancak diğer çocuklar bu durumu fark ettiğinde kıyamet kopar.
Muvazaanın en tehlikeli yanı, kişilerin “ben bu malı kendi akrabama verdim, bana kazık atmazlar” düşüncesiyle hareket etmesidir. Ancak hayat planlandığı gibi gitmez. Malı devrettiğiniz o güvendiğiniz akraba borçlanabilir, vefat edebilir ve mal onun çocuklarına kalabilir, ya da ani bir fikir değiştirerek “Bu ev benim, sen bana sattın, delilin var mı?” diyerek malı geri vermeyi reddedebilir. İşte tam bu noktada muvazaalı işlemler, işlemi yapan kişinin kendi başına açtığı en büyük hukuki bela haline gelir.
Hukuk sistemimiz, üçüncü kişilerin ve hak sahiplerinin haklarını korumak için muvazaalı işlemlere karşı çok sert tedbirler almıştır. Bir işlem muvazaalı ise, aradan kaç yıl geçerse geçsin, o işlemin iptal edilmesi için dava açılabilir. “Zamanaşımı geçti” savunması bu davalarda genellikle işe yaramaz çünkü ortada hukuken var olan geçerli bir irade beyanı yoktur. Dolayısıyla, borçtan kaçmak ya da mirasçılardan mal saklamak amacıyla yapılan bu hamleler, çoğunlukla bumerang gibi sahibine geri döner ve hem zamandan hem de yüklü mahkeme masraflarından başka bir işe yaramaz.
Meta Title: Muvazaalı (Danışıklı) İşlem Nedir? Şartları, Davası ve Hukuki Sonuçları
Meta Description: Muvazaalı işlem nedir? Danışıklı satış nasıl anlaşılır? Muris muvazaası, alacaklıdan mal kaçırma, muvazaa davası, ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları hakkında kapsamlı rehber.
Bir evi kardeşinize devretmeniz, taşınmazınızı çocuğunuza satmış gibi göstermeniz ya da borçlarınız nedeniyle malvarlığınızı bir yakınınızın üzerine geçirmeniz her zaman hukuka aykırı değildir. Ancak bu işlemler, gerçekte yapılmayan bir satışı varmış gibi göstermek veya üçüncü kişileri yanıltmak amacıyla gerçekleştiriliyorsa hukuk düzeni bunu muvazaalı (danışıklı) işlem olarak değerlendirebilir.
Özellikle miras uyuşmazlıkları, icra takipleri ve taşınmaz devirleri söz konusu olduğunda muvazaa iddiaları mahkemelerin en sık karşılaştığı uyuşmazlıklar arasında yer alır. Pek çok kişi, yaptığı işlemin hukuken geçerli olduğunu düşünürken yıllar sonra açılan bir dava sonucunda tapu kaydının iptal edilmesi veya işlemin hükümsüz sayılmasıyla karşılaşabilmektedir.
Bu rehberde muvazaalı işlemin ne olduğu, hangi durumlarda ortaya çıktığı, nasıl ispatlandığı, kimlerin dava açabileceği ve mahkemelerin hangi kriterleri dikkate aldığı ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Muvazaa Nedir?
Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan bir hukuki işlemi görünürde yapmalarıdır.
Başka bir ifadeyle taraflar, resmi kayıtlarda görünen işlem ile kendi aralarındaki gerçek iradenin farklı olduğunu bilerek hareket ederler. Dışarıdan bakıldığında geçerli bir satış, bağış veya devir işlemi varmış gibi görünse de gerçekte tarafların amacı bambaşkadır.
En sık rastlanan örneklerden biri, bir taşınmazın tapuda satış gösterilmesine rağmen gerçekte herhangi bir satış bedelinin ödenmemesidir. Böyle bir durumda görünürde satış yapılmış olsa da tarafların gerçek amacı bağış yapmak veya malı alacaklılardan ya da mirasçılardan kaçırmak olabilir.
Türk hukukunda muvazaa, hukuki güvenliği korumaya yönelik önemli kurumlardan biridir. Çünkü hukuk düzeni, yalnızca şeklen yapılan işlemleri değil, tarafların gerçek iradesini de dikkate alır.
Danışıklı İşlem Ne Demektir?
Günlük hayatta “danışıklı işlem” olarak ifade edilen kavram, hukuki anlamda muvazaa ile büyük ölçüde aynı durumu anlatır.
Taraflar önceden anlaşarak gerçek durumu gizleyen bir işlem tesis eder. Dışarıdan bakıldığında her şey usulüne uygun görünse de gerçekte işlem, tarafların ortak planının bir parçasıdır.
Örneğin;
- Tapuda satış yapılır ancak para hiç ödenmez.
- Bağış yapılmak istenir fakat satış sözleşmesi düzenlenir.
- Borçlu kişi, mallarını hacizden kaçırmak amacıyla yakın akrabasına devreder.
- Miras bırakan, bazı mirasçıların haklarını etkileyebilmek amacıyla taşınmazını satış gibi göstererek devreder.
Bu örneklerin her biri otomatik olarak muvazaa anlamına gelmez. Ancak olayın özelliklerine göre mahkemeler tarafından danışıklı işlem olarak değerlendirilebilir.
Muvazaanın Hukuki Dayanağı
Türk hukukunda muvazaa, temel olarak tarafların gerçek iradesi ile açıklanan iradenin birbirinden farklı olması esasına dayanır. Bu nedenle uyuşmazlıklar değerlendirilirken yalnızca tapu kayıtları veya sözleşmeler değil; işlemin yapılma amacı, tarafların davranışları, ödeme yapılıp yapılmadığı ve olayın tüm koşulları birlikte incelenir.
Mahkemeler, şeklen geçerli görünen bir işlemin arkasındaki gerçek iradeyi araştırır. Eğer görünürdeki işlem ile gerçek amaç arasında bilinçli bir farklılık bulunduğu ve bunun üçüncü kişileri yanıltmaya yönelik olduğu tespit edilirse, işlemin hukuki sonuçları somut olayın niteliğine göre değişebilir.
Bu nedenle muvazaa davalarında yalnızca sözleşmenin varlığı değil, tarafların gerçek niyeti de büyük önem taşır.
Muvazaa Neden Yapılır?
Danışıklı işlemler farklı amaçlarla gerçekleştirilebilir. Her olayın kendine özgü nedenleri bulunsa da uygulamada en sık karşılaşılan amaçlar şunlardır:
1. Alacaklılardan Mal Kaçırmak
Borçlu kişi hakkında icra takibi başlatılacağını veya haciz uygulanacağını düşündüğünde taşınmazlarını yakınlarına devredebilir. Böylece malvarlığı üzerinde haciz uygulanmasını engelleyeceğini düşünebilir.
Ancak bu tür işlemler, şartların oluşması hâlinde alacaklıların başvurabileceği hukuki yollar kapsamında incelenebilir.
2. Mirasçılardan Mal Kaçırmak
Miras bırakanın, bazı mirasçıların ileride hak talep etmesini önlemek amacıyla taşınmazını satış gibi göstererek başka bir kişiye devretmesi uygulamada oldukça sık görülmektedir.
Bu durum özellikle “muris muvazaası” olarak adlandırılan uyuşmazlıkların temelini oluşturur.
3. Vergi veya Harç Avantajı Sağlamak Düşüncesi
Bazı kişiler, daha düşük harç ödemek veya farklı mali avantajlar elde etmek amacıyla gerçeği yansıtmayan işlemler yapabilmektedir.
Bu tür uygulamalar da hukuki ve idari sonuçlar doğurabilir.
4. Malvarlığını Gizlemek
Devam eden ticari uyuşmazlıklar, aile içi anlaşmazlıklar veya olası davalar nedeniyle malvarlığını görünürde başka kişilerin üzerine geçirmek isteyen kişiler de danışıklı işlemlere başvurabilmektedir.
Her Yakın Akrabaya Yapılan Satış Muvazaalı mıdır?
Kesinlikle hayır.
Toplumda yaygın olan en büyük yanlışlardan biri, anneye, babaya, eşe, kardeşe veya çocuğa yapılan her satışın otomatik olarak muvazaalı olduğu düşüncesidir.
Oysa Türk hukukunda herkes malını dilediği kişiye satabilir veya devredebilir. Yakın akraba olmak tek başına işlemi geçersiz hâle getirmez.
Mahkemeler değerlendirme yaparken şu soruların cevaplarını araştırır:
- Satış bedeli gerçekten ödendi mi?
- Ödeme banka aracılığıyla mı yapıldı?
- Satış tarihindeki ekonomik koşullar bunu destekliyor mu?
- Taşınmazı fiilen kim kullanmaya devam etti?
- Satıştan sonra malik gibi davranan kişi değişti mi?
- Tarafların amacı gerçek bir mülkiyet devri miydi?
Bu soruların tamamı birlikte değerlendirilir. Dolayısıyla tek başına akrabalık ilişkisi, muvazaanın varlığını kanıtlamaya yetmez.
Mutlak Muvazaa ve Nispi Muvazaa Arasındaki Fark
Muvazaa, öğretide ve uygulamada genel olarak iki ana başlık altında incelenir.
Mutlak Muvazaa
Mutlak muvazaada taraflar görünürde yaptıkları işlemin hiçbir hukuki sonuç doğurmasını istemezler.
Örneğin bir taşınmaz satış sözleşmesi düzenlenir; ancak taraflar gerçekte mülkiyetin devredilmesini de, satış bedelinin ödenmesini de istemez. Amaç yalnızca üçüncü kişileri yanıltmaktır.
Bu durumda görünürdeki işlem, tarafların ortak iradesini yansıtmaz.
Nispi Muvazaa
Nispi muvazaada ise görünürdeki işlem gerçeği yansıtmaz; ancak tarafların arkasında gizlemek istedikleri başka bir hukuki işlem bulunur.
En bilinen örnek, bağış yapılmak istenirken tapuda satış gösterilmesidir.
Resmî kayıtlarda satış görünmesine rağmen tarafların gerçek amacı bağış yapmaktır. Özellikle miras uyuşmazlıklarında bu tür iddialarla sık karşılaşılır.
Muvazaa ile Hile Aynı Şey midir?
Hayır.
Bu iki kavram zaman zaman karıştırılsa da hukuki açıdan farklı anlamlara gelir.
Muvazaada taraflar birlikte hareket eder ve görünürdeki işlemin gerçeği yansıtmadığını ikisi de bilir.
Hilede ise taraflardan biri diğerini yanıltarak iradesini sakatlar. Yani aldatılan taraf, yaptığı işlemin gerçek sonuçlarını bilmeden hareket eder.
Bu nedenle her muvazaa hile değildir; her hile de muvazaa sayılmaz.
Muvazaalı Satış Nasıl Anlaşılır? Mahkemeler Hangi Kriterlere Bakar?
Muvazaa davalarında en çok sorulan sorulardan biri, “Bir satışın danışıklı olduğu nasıl anlaşılır?” sorusudur. Çünkü tapuda usulüne uygun şekilde gerçekleştirilen her satış işlemi dışarıdan bakıldığında hukuka uygun görünür. Ancak görünürde geçerli olan her işlem, gerçekte tarafların gerçek iradesini yansıtmayabilir.
Mahkemeler, bir işlemin muvazaalı olup olmadığını değerlendirirken tek bir delile dayanmaz. Olayın tüm özellikleri birlikte incelenir; tarafların davranışları, ödeme şekli, ekonomik durumları, devir tarihi ve diğer somut olgular bir bütün olarak değerlendirilir.
Bu nedenle yalnızca “evimi oğluma sattım” ya da “taşınmazımı kardeşime devrettim” demek, muvazaa bulunduğunu göstermeye yetmez. Aynı şekilde, satışın aile bireyleri arasında yapılmış olması da tek başına işlemi geçersiz kılmaz.
Muvazaanın Temel Unsurları
Bir işlemin muvazaalı olduğunun kabul edilebilmesi için genellikle belirli unsurların birlikte bulunması gerekir. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmekle birlikte, mahkemeler özellikle aşağıdaki hususlara dikkat eder.
1. Görünürde Geçerli Bir Hukuki İşlem Bulunmalıdır
İlk unsur, hukuken yapılmış gibi görünen bir işlemin varlığıdır.
Bu işlem;
- taşınmaz satışı,
- araç devri,
- bağış,
- satış sözleşmesi,
- devir işlemi,
- borç sözleşmesi
şeklinde olabilir.
Resmî kayıtlara bakıldığında işlem tamamen geçerli görünür. Ancak uyuşmazlığın temelini oluşturan nokta, bu işlemin gerçekten istenip istenmediğidir.
2. Tarafların Gerçek İradesi Farklı Olmalıdır
Muvazaanın en önemli özelliği budur.
Taraflar, resmi belgelerde görünen işlemi aslında istememektedir. Gerçek amaç farklıdır.
Örneğin;
Tapuda satış yapılmıştır.
Ancak;
- para ödenmemiştir,
- alıcı hiçbir zaman evi kullanmamıştır,
- satıcı evde oturmaya devam etmiştir,
- taraflar satışın sadece kâğıt üzerinde olduğunu kabul etmektedir.
İşte bu durumda görünürde satış olsa da gerçek irade farklı olabilir.
3. Üçüncü Kişileri Yanıltma Amacı Bulunmalıdır
Muvazaa yalnızca tarafların kendi aralarındaki anlaşmadan ibaret değildir.
İşlemin amacı çoğu zaman üçüncü kişileri yanıltmaktır.
Bu kişiler;
- alacaklılar,
- mirasçılar,
- kamu kurumları,
- icra müdürlükleri,
- diğer hak sahipleri
olabilir.
Taraflar, görünürde oluşturdukları işlem sayesinde bu kişilerin hukuki durumunu etkilemeyi hedefliyorsa muvazaa iddiası gündeme gelebilir.
Mahkemeler Muvazaayı Nasıl Değerlendirir?
Hakimler yalnızca tapu kaydına bakarak karar vermez.
Aksine birçok olgu birlikte değerlendirilir.
Örneğin şu sorular önem taşır:
- Satış bedeli gerçekten ödendi mi?
- Ödeme banka üzerinden mi yapıldı?
- Nakit ödeme iddiası hayatın olağan akışına uygun mu?
- Satıştan sonra evi kim kullanmaya devam etti?
- Elektrik, su ve doğalgaz abonelikleri kim adına kaldı?
- Vergileri kim ödedi?
- Tarafların gelir düzeyi böyle bir satın almaya uygun muydu?
- Satışın hemen öncesinde icra takibi veya dava var mıydı?
- Alıcı gerçekten ekonomik güce sahip miydi?
Bu soruların cevapları tek başına belirleyici değildir. Ancak hepsi birlikte değerlendirildiğinde gerçek iradeye ulaşılması amaçlanır.
Muvazaalı Satışın En Yaygın Göstergeleri
Uygulamada bazı durumlar, muvazaa iddiasını güçlendirebilir. Bunlar otomatik olarak işlemin danışıklı olduğu anlamına gelmese de mahkemelerin dikkatle incelediği olgulardır.
Satış Bedelinin Ödenmemesi
En önemli göstergelerden biri budur.
Tapuda milyonlarca liralık satış görünmesine rağmen hiçbir banka hareketi bulunmaması, ödemenin nasıl yapıldığının açıklanamaması veya alıcının bu bedeli karşılayabilecek mali gücünün olmaması, uyuşmazlığın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Taşınmazın Satıcı Tarafından Kullanılmaya Devam Edilmesi
Gerçek bir satıştan sonra taşınmazın fiilen yeni malik tarafından kullanılması beklenir.
Ancak bazı olaylarda;
- satıcı evde oturmaya devam eder,
- kiraları toplamayı sürdürür,
- taşınmaz üzerinde malik gibi davranmaya devam eder.
Bu durum da muvazaa iddiasını destekleyen unsurlardan biri olabilir.
Yakın Akrabalar Arasında Yapılan Devirler
Anneye, babaya, kardeşe veya çocuğa yapılan satışlar tek başına hukuka aykırı değildir.
Ancak;
- satış bedeli ödenmemişse,
- devir tarihi dikkat çekiciyse,
- tarafların ekonomik durumu bunu desteklemiyorsa,
mahkeme işlemi daha ayrıntılı inceleyebilir.
İcra Takibinden Hemen Önce Yapılan Satış
Borçlu kişi hakkında takip başlamadan hemen önce tüm taşınmazlarını devretmişse bu durum da dikkat çekebilir.
Özellikle bütün malvarlığının kısa süre içinde yakın akrabalara geçirilmesi, mahkemenin değerlendireceği önemli olgulardan biridir.
Gerçek Değer ile Satış Bedeli Arasında Büyük Fark Bulunması
Taşınmazın piyasa değeri ile tapuda gösterilen bedel arasında ciddi fark bulunması da tek başına yeterli olmamakla birlikte değerlendirmeye alınabilir.
Burada önemli olan, bu farkın makul bir açıklamasının bulunup bulunmadığıdır.
Muvazaa Nasıl İspat Edilir?
Muvazaa davalarının en zor kısmı ispat sürecidir.
Çünkü çoğu zaman taraflar görünürde tamamen hukuka uygun belgeler hazırlamıştır.
Bu nedenle mahkemeler yalnızca tek bir belgeye değil, birçok delile birlikte bakar.
Tapu Kayıtları
Tapu kayıtları uyuşmazlığın başlangıç noktasıdır.
Devir tarihi,
önceki malik,
satış bedeli,
taşınmaz geçmişi,
mahkeme tarafından ayrıntılı şekilde incelenebilir.
Banka Kayıtları
Gerçek satışlarda ödeme hareketleri büyük önem taşır.
Örneğin;
- EFT,
- havale,
- banka dekontu,
- kredi kullanımı,
gerçek satışın varlığını destekleyebilir.
Hiçbir ödeme belgesinin bulunmaması ise tek başına yeterli olmasa da değerlendirme konusu olabilir.
Tanık Beyanları
Bazı durumlarda tanık anlatımları önemli rol oynar.
Örneğin;
- satışın gerçekte yapılmadığını bilen kişiler,
- ödeme yapılmadığını gören kişiler,
- tarafların gerçek iradesini bilen yakın çevre,
mahkeme tarafından dinlenebilir.
Ancak tanık beyanları tek başına kesin delil niteliğinde değildir; diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Bilirkişi İncelemesi
Mahkeme gerekli gördüğünde bilirkişi incelemesi yaptırabilir.
Örneğin;
- taşınmazın gerçek değeri,
- piyasa rayici,
- ekonomik durum,
- teknik incelemeler,
bilirkişi raporuyla ortaya konulabilir.
Vergi ve Resmî Kayıtlar
Bazı uyuşmazlıklarda;
- belediye kayıtları,
- vergi kayıtları,
- abonelik bilgileri,
- kira sözleşmeleri,
gerçek kullanımın kimde olduğunu gösterebilir.
İspat Yükü Kime Aittir?
Genel olarak bir hakkını ileri süren taraf, iddiasını ispatla yükümlüdür. Ancak muvazaa davalarında ispat yükünün kapsamı ve kullanılabilecek deliller, davanın hukuki dayanağına ve tarafların konumuna göre farklılık gösterebilir.
Bu nedenle her dava için aynı ispat kurallarının geçerli olduğunu söylemek doğru değildir. Özellikle miras hukukundan veya alacaklıların korunmasına ilişkin uyuşmazlıklarda uygulanacak değerlendirme farklı olabilir.
Muvazaa Davalarında Hakimin Takdir Yetkisi
Muvazaa uyuşmazlıklarında hâkim, yalnızca şekli belgelere bağlı kalmaz.
Tarafların;
- ekonomik durumu,
- sosyal ilişkileri,
- olayların gelişim biçimi,
- hayatın olağan akışı,
- ticari ve ailevi ilişkileri
bir bütün olarak değerlendirilir.
Bu nedenle birbirine çok benzeyen iki olay, farklı deliller nedeniyle tamamen farklı sonuçlarla karşılaşabilir.
Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar
Muvazaa davalarında tarafların sık yaptığı yanlışlardan bazıları şunlardır:
- Tapuda gösterilen satış bedelinin yeterli olduğunu düşünmek.
- Banka üzerinden ödeme yapılmamasını önemsememek.
- Yazılı belge hazırlamadan yüksek tutarlı satış yapmak.
- Gerçek malik gibi davranmaya devam etmek.
- Satıştan sonra taşınmazı hiç teslim etmemek.
- Tüm malvarlığını kısa süre içinde aynı kişiye devretmek.
- Sadece akraba olmanın işlemi otomatik olarak geçersiz kılacağını düşünmek.
Bu hatalar, tek başına muvazaa sonucunu doğurmasa da uyuşmazlık hâlinde mahkemenin değerlendireceği olgular arasında yer alabilir.
Sonuç
Muvazaalı satışın varlığı, tek bir olguya bakılarak belirlenmez. Mahkemeler; tarafların gerçek iradesini, ödeme ilişkisini, taşınmazın kullanımını, ekonomik koşulları ve diğer delilleri birlikte değerlendirerek sonuca ulaşır. Bu nedenle aile bireyleri arasındaki her satış danışıklı işlem sayılmayacağı gibi, görünüşte tamamen usulüne uygun yapılan her satış da hukuken tartışmasız kabul edilmez.
Muvazaa iddiasıyla karşılaşmamak veya böyle bir iddiaya karşı hak kaybı yaşamamak için, taşınmaz devirlerinin gerçek iradeyi yansıtacak şekilde belgelenmesi ve işlemlerin hukuki sonuçları hakkında önceden değerlendirme yapılması önem taşır.