Araç Mahrumiyet Tazminatında Makul Onarım Süresi Nasıl Belirlenir?
Araç Mahrumiyet Tazminatında Makul Onarım Süresi Nasıl Belirlenir?
Trafik kazası sonucunda araçta meydana gelen hasarın giderilmesi sırasında araç sahibinin aracını kullanamaması, onarım bedeli ve araç değer kaybından bağımsız ayrı bir ekonomik zarar ortaya çıkarabilir. Uygulamada bu zarar araç mahrumiyet bedeli, araçtan yoksun kalma tazminatı, ikame araç bedeli veya halk arasında “araç yatma parası” şeklinde ifade edilmektedir.
Araç mahrumiyet tazminatının hesaplanmasındaki en önemli sorunlardan biri ise aracın kaç gün kullanılamadığı değil, hukuken kaç günlük kullanım kaybının karşı tarafa yüklenebileceğinin belirlenmesidir.
Bu noktada Yargıtay uygulamasında öne çıkan temel kavram:
“Makul onarım süresi”dir.
Makul onarım süresi, aracın serviste fiilen kaç gün kaldığından farklıdır. Örneğin araç 45 gün serviste kalmış olsa bile, meydana gelen hasarın normal şartlarda 15 günde giderilebileceği teknik olarak belirleniyorsa araç mahrumiyet tazminatının kural olarak 45 gün üzerinden değil, 15 günlük makul onarım süresi üzerinden hesaplanması gündeme gelir.
Bunun tersine, ağır ve kapsamlı bir hasarın 20-25 günlük teknik çalışma gerektirmesine rağmen bilirkişinin hiçbir teknik açıklama yapmadan 7 günlük onarım süresi kabul etmesi de doğru değildir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29.09.2022 tarihli, 2021/26777 E. ve 2022/11236 K. sayılı kararında açık biçimde, araçta oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi ve bu sürede aynı nitelikte bir araç için ödenmesi gereken bedelin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Üstelik araç sahibinin gerçekten araç kiraladığını gösteren fatura sunmaması, tek başına araç mahrumiyeti talebinin reddedilmesi için yeterli görülmemiştir.
Araç Mahrumiyet Tazminatı Nedir?
Araç mahrumiyet tazminatı, zarar gören kişinin trafik kazası nedeniyle aracını belirli bir süre kullanamamasından doğan ekonomik kaybın karşılığıdır.
Burada araçta meydana gelen fiziksel hasar değil, aracın kullanım imkânından geçici olarak yoksun kalınması tazmin edilmektedir.
Örneğin kişinin aracı kazadan sonra 12 gün boyunca onarımda kalmış ve kişi bu süre içerisinde kendi aracını kullanamamışsa, diğer şartların da bulunması hâlinde kullanım kaybının ekonomik karşılığı talep edilebilir.
Bu zarar Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümleri kapsamında değerlendirilmektedir. TBK m.50 uyarınca zarar gören kural olarak zararını ispatlamakla yükümlüdür; ancak zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak zarar miktarını hakkaniyete uygun biçimde belirleyebilir.
Bu hüküm araç mahrumiyet davaları bakımından özellikle önemlidir.
Araç Kiralanmadıysa Araç Mahrumiyet Bedeli Talep Edilebilir mi?
Evet.
Araç sahibinin gerçekten bir araç kiralamamış olması, araç mahrumiyet zararının hiç oluşmadığı anlamına gelmez.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/26777 E., 2022/11236 K. sayılı kararında, araç kiralandığına ilişkin belge veya ödeme belgesi sunulmasa dahi hâkimin TBK m.50/2 kapsamında zararı belirleyebileceği açıkça ifade edilmiştir. Mahkemenin yapması gereken, aracın hasarına göre makul tamir süresini tespit ettirmek ve bu sürede aynı nitelikteki araç için ödenmesi gereken ikame araç bedelini belirlemektir.
Dolayısıyla:
“Araç kiralamadınız, bu nedenle araç mahrumiyet tazminatı alamazsınız.”
şeklindeki kategorik yaklaşım güncel Yargıtay uygulamasıyla bağdaşmamaktadır.
Makul Onarım Süresi Nedir?
Makul onarım süresi, trafik kazasında hasar gören aracın normal servis ve çalışma şartlarında, teknik olarak gerekli işlemler uygulanmak suretiyle onarılabileceği objektif süreyi ifade eder.
Bu süre;
servise giriş tarihi ile servis çıkış tarihi arasındaki matematiksel gün farkı değildir.
Örneğin:
Kaza tarihi: 1 Mart
Servise giriş: 3 Mart
Servisten çıkış: 2 Nisan
olsun.
Araç yaklaşık 30 gün serviste kalmıştır.
Ancak bilirkişi;
- tampon değişiminin 1 gün,
- çamurluk değişiminin 1 gün,
- kaporta düzeltmenin 2 gün,
- boya ve kuruma işlemlerinin 3 gün,
- mekanik işlemlerin 2 gün,
- montaj ve kontrollerin 2 gün
süreceğini ve işlerin bir bölümünün eş zamanlı gerçekleştirilebileceğini belirleyerek aracın normal şartlarda 10 günlük makul sürede onarılabileceği sonucuna ulaşabilir.
Bu durumda sırf araç 30 gün serviste bulundu diye 30 günlük araç mahrumiyet bedeline hükmedilmesi doğru olmayabilir.
Yargıtay Makul Onarım Süresi Konusunda Ne Diyor?
Yargıtay’ın yaklaşımında iki unsur özellikle öne çıkmaktadır:
Hasarın niteliğine göre makul onarım süresinin belirlenmesi ve hesabın gerekçeli, ayrıntılı ve denetlenebilir bilirkişi raporuna dayanması.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 04.12.2018 tarihli, 2016/2072 E. ve 2018/11712 K. sayılı kararında, araç mahrumiyet bedelinin hangi esasa göre hesaplandığı belli olmayan bilirkişi raporu yeterli görülmemiş; araçta oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin ve bu sürede aynı nitelikteki ikame araç için ödenmesi gereken bedelin ayrıntılı, gerekçeli ve denetlenebilir şekilde belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Bu karar son derece önemlidir.
Çünkü bilirkişinin:
“Makul onarım süresi 15 gündür.”
demesi tek başına yeterli değildir.
Raporda neden 15 gün olduğu da açıklanmalıdır.
Makul Onarım Süresini Kim Belirler?
Uyuşmazlık mahkemeye taşındığında makul onarım süresi çoğunlukla otomotiv alanında uzman bilirkişi tarafından belirlenir.
Hâkim teknik uzmanlık gerektiren onarım işlemlerinin ne kadar sürede tamamlanacağını doğrudan kendisi hesaplamaz.
Bilirkişinin;
- hasar fotoğraflarını,
- ekspertiz raporunu,
- servis kayıtlarını,
- değişen parçaları,
- onarılan parçaları,
- işçilik işlemlerini,
- aracın marka ve modelini,
- üretici onarım prosedürlerini
inceleyerek teknik süreyi belirlemesi gerekir.
Yargıtay’ın 2016/2072 E., 2018/11712 K. sayılı kararında da özellikle ayrıntılı, gerekçeli ve denetlenebilir bilirkişi raporu aranmıştır.
Makul Onarım Süresini Belirleyen Faktörler Nelerdir?
Her trafik kazası için kullanılabilecek sabit bir 7, 10, 15 veya 30 günlük süre bulunmamaktadır.
Makul süre somut hasara göre belirlenmelidir.
1. Hasarın Kapsamı
İlk kriter araçta kaç parçanın hasarlandığıdır.
Örneğin yalnızca tampon ve çamurluk hasarı bulunan araçla;
- iki kapısı,
- marşpiyeli,
- orta direği,
- ön şasi kolu,
- süspansiyonu,
- hava yastıkları
zarar görmüş aracın aynı sürede onarılması beklenemez.
Hasar kapsamı arttıkça onarım için gerekli teknik süre de kural olarak artacaktır.
2. Parçaların Değişmesi mi Yoksa Onarılması mı Gerektiği
Parçanın tamamen değiştirilmesi ile yoğun kaporta işçiliği uygulanarak düzeltilmesi farklı süreler gerektirebilir.
Örneğin hazır bir tamponun değiştirilmesi nispeten kısa sürebilirken;
- kaporta doğrultma,
- kaynak,
- macun,
- zımpara,
- astar,
- boya,
- kuruma,
- montaj
aşamalarını gerektiren bir parçanın işlemi daha uzun sürebilir.
Bu nedenle bilirkişi yalnızca parça sayısına bakmamalıdır.
Her parçaya uygulanacak işlem de belirlenmelidir.
3. Şasi, Podye ve Direk Hasarları
Şasi, podye veya taşıyıcı direk hasarları bulunan araçlarda onarım süresi daha ayrıntılı değerlendirilmelidir.
Örneğin şasi doğrultma tezgâhına alınması gereken bir araçta;
- söküm,
- ölçüm,
- doğrultma,
- kaynak işlemleri,
- geometrik kontrol,
- kaporta,
- boya,
- montaj
aşamaları bulunabilir.
Bu nedenle basit kaporta hasarı için belirlenen sürelerin yapısal hasarlı araçlarda doğrudan kullanılması doğru değildir.
4. Mekanik Hasarlar
Kazanın yalnızca kaportaya değil;
- ön takım,
- süspansiyon,
- direksiyon sistemi,
- aks,
- radyatör,
- klima sistemi,
- motor bağlantıları
gibi mekanik bölümlere zarar vermesi durumunda mekanik onarım süreleri de hesaba katılmalıdır.
5. Elektronik Sistemler ve Kalibrasyon
Modern araçlarda trafik kazası sonrasındaki onarım yalnızca kaporta ve boya işlemlerinden ibaret değildir.
Özellikle;
- adaptif hız sabitleyici radarları,
- şerit takip kameraları,
- park sensörleri,
- çevre görüş kameraları,
- ADAS sistemleri,
- hava yastığı modülleri
bulunan araçlarda onarım sonrasında kalibrasyon ve elektronik kontroller gerekebilir.
Bunların gerçekleştirilmesi için teknik olarak gerekli süre de makul onarım hesabına dâhil edilebilir.
6. Boya ve Kuruma Süresi
Boya yapılacak parçaların;
- hazırlanması,
- astarlanması,
- boyanması,
- vernik uygulanması,
- kurutulması
belirli süre gerektirir.
Dolayısıyla “boya işlemi birkaç saat sürüyor” denilerek hazırlık ve kuruma aşamalarının tamamen göz ardı edilmesi doğru değildir.
Buna karşılık teknik olarak aynı anda gerçekleştirilebilecek işlemlerin ayrı ayrı toplanarak yapay biçimde onarım süresinin uzatılması da doğru olmayacaktır.
İşlemler Tek Tek Toplanır mı?
Her zaman hayır.
Makul onarım süresi belirlenirken kritik meselelerden biri budur.
Örneğin;
kaporta işlemi 3 gün,
parça değişimi 2 gün,
boya 3 gün,
mekanik işlem 2 gün
sürüyorsa otomatik olarak:
3 + 2 + 3 + 2 = 10 gün
sonucuna ulaşılmamalıdır.
Bazı işlemlerin aynı anda yürütülmesi mümkün olabilir.
Örneğin mekanik bir parça hazırlanırken başka bir bölümde kaporta işlemi yapılabilir.
Bu nedenle bilirkişinin yalnızca standart işçilik sürelerini toplaması yerine iş akışını ve eş zamanlı yapılabilecek işlemleri de dikkate alması gerekir.
Serviste 40 Gün Kalan Araç İçin 40 Gün Tazminat Alınır mı?
Mutlaka değil.
Araç mahrumiyet davalarında en fazla karşılaşılan yanlış düşünce budur.
Aracın servis kayıtlarında;
“Servise giriş: 1 Mayıs – Servisten çıkış: 10 Haziran”
yazması, tek başına 40 günlük mahrumiyet bedeline hak kazanıldığı anlamına gelmez.
Aracın neden 40 gün serviste kaldığının araştırılması gerekir.
Örneğin;
- servis yoğunluğu,
- ustanın izinli olması,
- servis içi organizasyon bozukluğu,
- gereksiz bekleme,
- araç sahibinin onay vermemesi,
- ödeme konusunda yaşanan ihtilaf
gibi sebeplerden kaynaklanan sürelerin tamamının kusurlu kazaya sebep olan kişiye yüklenmesi mümkün olmayabilir.
Yargıtay yaklaşımının fiilî servis süresinden ziyade hasarın niteliğine göre belirlenen makul tamir süresini öne çıkarması bu ayrım bakımından önemlidir.
Yedek Parça Bekleme Süresi Makul Onarım Süresine Dâhil midir?
Bu konuda otomatik bir kural koymak doğru değildir.
Bir parçanın fiziksel olarak sökülüp takılması bir gün sürse bile, aracın onarılabilmesi için parçanın temin edilmesi gerekebilir.
Ancak örneğin;
“Parça üç ay gelmedi, dolayısıyla üç aylık araç mahrumiyet bedeli ödenmelidir.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Bilirkişinin;
- parçanın niteliğini,
- kaza tarihinde normal tedarik süresini,
- piyasada bulunabilirliğini,
- alternatif tedarik kanallarını,
- bekleme süresinin olağan olup olmadığını
incelemesi gerekir.
Normal ve teknik açıdan zorunlu bir tedarik süresinin makul süre içerisinde değerlendirilmesi mümkün olabilir. Buna karşılık olağan dışı servis veya tedarik gecikmesinin tamamının zarar verene yükletilmesi için gecikme ile haksız fiil arasındaki uygun illiyet bağının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bu nedenle yedek parça bekleme süresinde dosya bazlı değerlendirme yapılması en sağlıklı yöntemdir.
Sigorta Eksperinin Geç Gelmesi Nedeniyle Beklenen Günler Dâhil midir?
Burada da aynı ayrım yapılmalıdır.
Örneğin araç tamire hazır hâlde serviste beklerken eksperin 10 gün sonra inceleme yapması nedeniyle onarıma başlanamamış olabilir.
Bu 10 günlük sürenin doğrudan kusurlu sürücüye araç mahrumiyet zararı olarak yükletilmesi otomatik değildir.
Beklemenin;
- kimden kaynaklandığı,
- zorunlu olup olmadığı,
- aracın bu sırada gerçekten onarılamayıp onarılamayacağı,
- zarar görenin gecikmeyi önleyebilecek durumda bulunup bulunmadığı
araştırılmalıdır.
Bu konu özellikle gerçek servis süresi ile teknik makul onarım süresi arasındaki farkın yüksek olduğu dosyalarda önem taşımaktadır.
Servis Yoğunluğu Makul Süreyi Uzatır mı?
Kural olarak servis işletmesinin kendi iş organizasyonundan kaynaklanan olağan dışı gecikmeler doğrudan zarar verene yüklenmemelidir.
Örneğin araçtaki onarım teknik olarak 8 gün sürmesine rağmen servis:
“Önümüzde 20 araç vardı.”
diyerek onarıma 15 gün sonra başlamışsa, bu bekleme süresinin tamamının trafik kazasına sebebiyet veren kişiden tahsili tartışmalı olacaktır.
Makul süre, belli bir servisin özel yoğunluğu değil, normal şartlarda aynı hasarın giderilmesi için objektif olarak gerekli olan süreyi ifade eder.
Hafta Sonu ve Resmî Tatiller Makul Onarım Süresine Dâhil Edilir mi?
Bu konuda bütün dosyalarda uygulanabilecek mutlak bir “iş günü” veya “takvim günü” kuralı bulunmamaktadır.
Bilirkişinin onarım süresini belirlerken hangi yöntemi kullandığını raporda açıkça göstermesi gerekir.
Örneğin 5 günlük fiilî çalışma gerektiren bir onarım cuma günü başlamışsa araya giren hafta sonunun işin tamamlanmasına etkisi somut servis koşullarına göre değerlendirilebilir.
Bu nedenle raporda yalnızca:
“Onarım 10 gün sürer.”
denilmesi yerine mümkün olduğunca:
“Onarım için 7 iş günü teknik çalışma gerekmektedir ve olağan iş akışı dikkate alındığında araç 9 takvim gününde teslim edilebilir.”
şeklinde denetlenebilir açıklama yapılması daha sağlıklıdır.
Araç Sahibinin Aracı Geç Servise Bırakması Süreyi Artırır mı?
Kaza 1 Haziran’da meydana gelmiş fakat araç kullanılabilir durumda olmasına rağmen araç sahibi aracı 1 Ağustos’ta servise bırakmışsa, aradaki iki aylık sürenin tamamını araç mahrumiyeti olarak talep etmek mümkün değildir.
Araç mahrumiyetinin doğabilmesi için aracın gerçekten kullanılamaması veya onarım nedeniyle kullanım dışı kalması gerekir.
Ayrıca TBK m.50 ve devamındaki genel esaslar çerçevesinde zarar görenin zararın gereksiz biçimde büyümesine neden olmaması beklenir. Hâkim tazminatın kapsamını durumun özelliklerini dikkate alarak belirler.
Bu nedenle zarar görenin kendi davranışı nedeniyle ortaya çıkan gereksiz gecikmeler tazminat hesabında dikkate alınabilir.
Araç Hiç Tamir Ettirilmediyse Mahrumiyet Bedeli İstenebilir mi?
Aracın fiilen onarılmamış olması, her durumda araç mahrumiyet bedelinin bulunmadığı anlamına gelmez.
Ancak araç sahibinin kendi tercihiyle aracı aylarca tamir ettirmemesi, sınırsız bir araç mahrumiyeti tazminatı doğurmaz.
Bu durumda yine teknik bilirkişiden;
“Araç normal şartlarda kaç günde onarılabilirdi?”
sorusunun cevaplandırılması gerekir.
Dolayısıyla 6 ay boyunca tamir ettirilmeyen bir araç için sırf araç 6 ay kullanılmadı diye 180 günlük tazminat talebi kabul edilmek zorunda değildir.
Makul teknik onarım süresi belirleyici olmaya devam eder.
Hasar Çok Küçükse Araç Mahrumiyet Bedeli Olur mu?
Hasarın küçük olması tek başına araç mahrumiyet talebini ortadan kaldırmaz.
Ancak aracın onarım sırasında gerçekten kullanım dışı kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Örneğin tampondaki küçük bir çizik nedeniyle araç bir hafta boyunca sürülebilir durumda tutulmuş, yalnızca bir gün boya işlemi için servise bırakılmışsa araç mahrumiyetinin bir haftanın tamamı için hesaplanması doğru olmayabilir.
Burada fiilî kullanım engeli ile onarım için teknik olarak gereken süre birlikte değerlendirilmelidir.
Ağır Hasarlı Araçlarda Makul Süre Nasıl Belirlenir?
Ağır hasarlı araçlarda makul onarım süresi genellikle daha uzundur.
Özellikle;
- şasi doğrultma,
- direk değişimi,
- podye onarımı,
- hava yastığı değişimi,
- süspansiyon onarımı,
- çok sayıda kaporta parçasının değişimi,
- elektronik kalibrasyon
gerektiren dosyalarda 3-5 günlük standart süreler gerçekçi olmayabilir.
Bilirkişinin her işlem kalemini teknik olarak değerlendirmesi gerekir.
Ağır hasarlı araçlarda ayrıca aracın ekonomik olarak onarılmasının mümkün olup olmadığı da araştırılmalıdır.
Araç Pert veya Tam Hasarlıysa Makul Onarım Süresi Nasıl Hesaplanır?
Araç ekonomik veya teknik olarak onarılamayacak durumdaysa artık klasik anlamda “onarım süresi” bulunmayacaktır.
Bu durumda araç sahibinin aynı özellikte başka bir araç temin edebilmesi için gereken makul ikame/edinme süresi gündeme gelebilir.
Yargısal uygulamada da aracın onarımının ekonomik olmadığı durumlarda aynı model, yaş ve özelliklerde başka bir aracın temin edilebilmesi için gereken makul sürenin araç mahrumiyeti hesabında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Dolayısıyla pert araçta:
“Tamir 30 gün sürerdi.”
şeklinde teorik bir onarım hesabı yapmak yerine, yeni bir araç edinmek için gereken makul süreç araştırılmalıdır.
Makul Onarım Süresi İçin Sabit Bir Gün Tablosu Var mıdır?
Hayır.
Örneğin;
- tampon hasarı = 3 gün,
- kapı değişimi = 5 gün,
- şasi hasarı = 20 gün
şeklinde bütün uyuşmazlıklara uygulanabilecek yasal bir tablo bulunmamaktadır.
Aracın marka ve modeli, hasarın yeri, hasarın boyutu ve uygulanacak onarım yöntemi değiştikçe süre de değişebilir.
Bu nedenle internette veya çeşitli raporlarda yer alan standart sürelerin somut dosyanın teknik özellikleriyle doğrulanmadan kullanılması sakıncalıdır.
Ekspertiz Raporundaki Onarım Süresi Mahkemeyi Bağlar mı?
Hayır.
Sigorta eksperi hasar dosyasında:
“Tahmini onarım süresi 10 gündür.”
şeklinde bir tespit yapmış olabilir.
Bu tespit mahkeme bakımından önemli bir delildir ancak kesin ve bağlayıcı değildir.
Mahkemece görevlendirilen bilirkişi hasarın teknik özelliklerini inceleyerek 15 gün veya 7 gün makul onarım süresi belirleyebilir.
Yargıtay’ın temel beklentisi, rakamın kaynağının anlaşılması ve bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetlenebilir olmasıdır.
Yetkili Servisin Yazdığı Onarım Süresi Bağlayıcı mıdır?
Yetkili servisin iş emri ve teslim kayıtları da önemli delildir ancak bunlar da tek başına belirleyici değildir.
Servis;
“Aracın onarımı 32 gün sürmüştür.”
diyebilir.
Mahkeme ise bilirkişi incelemesi sonucunda bu 32 günün;
- 12 gününün teknik onarım,
- 10 gününün servis yoğunluğu,
- 7 gününün parça bekleme,
- 3 gününün idari işlemler
nedeniyle oluştuğunu tespit edebilir.
Bu durumda hangi sürelerin zarar verenin hukuki sorumluluğuna dâhil olacağı ayrıca değerlendirilir.
Dolayısıyla servis kayıtları fiilî süreyi; bilirkişi değerlendirmesi ise hukuken esas alınması gereken makul süreyi ortaya koymaya hizmet eder.
Makul Sürede Hangi Belgeler Önemlidir?
Araç mahrumiyeti uyuşmazlığında özellikle şu belgelerin dosyada bulunması faydalıdır:
- Kaza tespit tutanağı,
- hasar fotoğrafları,
- sigorta ekspertiz raporu,
- servis giriş ve çıkış kayıtları,
- servis iş emri,
- onarım faturası,
- parça sipariş kayıtları,
- parça tedarik tarihleri,
- ek ekspertiz raporları,
- söküm sonrası hasar fotoğrafları,
- üretici onarım prosedürleri,
- değişen ve onarılan parça listesi,
- varsa ikame araç veya kiralık araç kayıtları.
Özellikle araç uzun süre serviste kalmışsa her gecikme döneminin nedeni belgelenmelidir.
Bilirkişi Raporunda Neler Yazmalıdır?
Sağlıklı bir bilirkişi raporunda yalnızca sonuç rakamı bulunmamalıdır.
Örneğin:
“Araç mahrumiyet süresi 20 gündür.”
şeklindeki tek cümle yeterli olmayabilir.
Raporda mümkün olduğunca;
- aracın marka, model ve model yılı,
- hasarlı parçalar,
- parçalara uygulanacak işlemler,
- mekanik onarımlar,
- kaporta onarımları,
- boya işlemleri,
- sökme ve montaj süreleri,
- elektronik kalibrasyonlar,
- zorunlu tedarik süreleri,
- aynı anda yapılabilecek işlemler,
- toplam teknik süre,
- sürenin iş günü mü yoksa takvim günü mü olduğu
açıklanmalıdır.
Bilirkişi “35 Gün” Dediyse İtiraz Edilebilir mi?
Elbette.
Bilirkişi raporu kesin hüküm değildir.
Örneğin bilirkişi:
“Aracın onarımı 35 gündür.”
demiş ancak;
- hangi parçanın kaç gün sürdüğünü açıklamamış,
- servis yoğunluğunu onarım süresine eklemiş,
- aynı anda yapılabilecek işlemleri ayrı ayrı toplamış,
- hasarlı parçaların bir kısmını yanlış değerlendirmiş,
- gerçek servis kayıtlarını incelememiş
ise rapora itiraz edilebilir.
İtirazda yalnızca:
“35 gün fazladır.”
demek yerine hesaplamanın teknik hatası somut olarak gösterilmelidir.
Araç Mahrumiyet Bedeli Nasıl Hesaplanır?
Temel hesaplama şu şekilde yapılabilir:
Makul Onarım Süresi × Günlük Emsal Araç Kullanım/Kiralama Bedeli
Daha sonra somut olayın özelliklerine göre kusur ve tasarruf edilen giderler gibi unsurlar değerlendirilir.
Örneğin:
Makul onarım süresi: 15 gün
Emsal aracın günlük net kullanım/kiralama karşılığı: 2.000 TL
ise başlangıç hesabı:
15 × 2.000 TL = 30.000 TL
olacaktır.
Karşı tarafın kusuru %80 ise:
30.000 TL × %80 = 24.000 TL
seviyesinde sorumluluk gündeme gelebilir.
Nihai rakamda aracın kullanılmaması nedeniyle tasarruf edilen bazı zorunlu kullanım giderlerinin bulunup bulunmadığı da somut olay ve hesap yöntemi çerçevesinde değerlendirilebilir. Yargısal uygulamada emsal araç kira bedelinin yanı sıra kullanım nedeniyle yapılmayacak bazı giderlerin de dikkate alındığı örnekler bulunmaktadır.
Günlük Kira Bedeli Hangi Araca Göre Belirlenir?
Hasar gören aracın birebir aynısının kiralanabilmesi şart değildir.
Esas alınması gereken aracın;
- segmenti,
- sınıfı,
- kullanım amacı,
- motor ve gövde özellikleri
bakımından makul ölçüde muadil bir araçtır.
Örneğin C segmenti ekonomik bir otomobilin hasarlanması durumunda lüks SUV kiralama bedeli üzerinden zarar hesabı yapılması doğru değildir.
Benzer biçimde lüks premium bir aracın mahrumiyet bedelinin en düşük sınıf kiralık otomobil fiyatı üzerinden hesaplanması da gerçek zararı yansıtmayabilir.
Uzun Süreli Kiralama İndirimi Dikkate Alınır mı?
Özellikle makul onarım süresinin 20, 30 veya daha fazla gün olduğu dosyalarda günlük kiralama bedelinin belirlenmesinde bu mesele önem kazanır.
Araç kiralama şirketlerinin bir günlük kiralama fiyatı ile 30 günlük kiralamadaki günlük ortalama fiyatı aynı olmayabilir.
Bu nedenle 30 günlük kullanım için;
30 × tek günlük en yüksek internet fiyatı
şeklinde hesap yapmak gerçek piyasa koşullarından uzaklaşabilir.
Bilirkişinin kaza tarihindeki makul uzun dönem kiralama rayicini araştırması daha sağlıklı olabilir.
Araç Mahrumiyetinden Sigorta Şirketi Sorumlu mudur?
Burada zorunlu trafik sigortası ile kasko birbirinden ayrılmalıdır.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.6 maddesinde; gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı veya yansıma zararlar trafik sigortası teminatı dışında sayılmıştır.
Bu nedenle klasik araç mahrumiyet bedeli talebi, zorunlu trafik sigortasına yöneltilen araç hasarı ve değer kaybı taleplerinden farklıdır.
Araç mahrumiyetinden esas itibarıyla haksız fiil hükümleri çerçevesinde kusurlu sürücü ve işletenin sorumluluğu gündeme gelir.
Kusurlu araçta genişletilmiş bir İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası bulunuyorsa poliçe hükümlerinin ayrıca incelenmesi gerekir.
Kasko sigortasında ise ikame araç hizmetinin bulunup bulunmadığı ve kaç gün sağlanacağı tamamen poliçe ve ek teminat şartlarıyla bağlantılıdır.
Kaskodan İkame Araç Verilmişse Ayrıca Mahrumiyet Bedeli İstenebilir mi?
Aynı zarar iki kez tazmin edilemez.
Örneğin hasarlı aracın makul onarım süresi 20 gün ancak kasko şirketi araç sahibine ilk 10 gün ücretsiz ikame araç sağlamışsa, kişinin bu 10 gün boyunca ulaşım ihtiyacı zaten ikame araçla karşılanmış olabilir.
Dolayısıyla aynı günler için ayrıca tam araç mahrumiyet tazminatı talep edilmesi mükerrer tazminat sorununa yol açabilir.
Ancak kaskodan verilen aracın süresi, kapsamı ve hasarlı araçla muadilliği somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Ticari Araçlarda Makul Onarım Süresi Değişir mi?
Teknik onarım süresi aracın ticari veya hususi olmasına göre doğrudan değişmez.
Aynı hasar aynı teknik süreyi gerektirir.
Ancak zararın parasal hesabı farklılaşabilir.
Taksi, minibüs, servis aracı, kamyon veya ticari dağıtım aracı bakımından aracın kullanılamaması ticari kazanç kaybına da yol açabilir.
Bu durumda araç mahrumiyet bedeli ile ticari kazanç kaybının aynı zarar bakımından mükerrer biçimde hesaplanmamasına dikkat edilmelidir.
Ticari araçlarda gelir, gider, yakıt, şoför gideri, amortisman ve aracın çalışmadığı dönemde tasarruf edilen masraflar ayrıca incelenebilir.
Araç Mahrumiyet Süresinde En Çok Yapılan Hatalar
Araç mahrumiyet uyuşmazlıklarında uygulamada özellikle şu hatalarla karşılaşılmaktadır:
- Serviste kalınan sürenin tamamının otomatik olarak esas alınması,
- makul onarım süresinin bilirkişi tarafından teknik olarak açıklanmaması,
- parça bekleme süresinin gerekçesiz biçimde tamamen eklenmesi,
- servis yoğunluğunun zarar verene yüklenmesi,
- eş zamanlı yapılabilecek işlemlerin sürelerinin ayrı ayrı toplanması,
- eksper raporundaki sürenin kesin kabul edilmesi,
- araç kiralama faturası olmadığı gerekçesiyle talebin tamamen reddedilmesi,
- aracın segmentinden çok farklı bir aracın kira bedelinin esas alınması,
- kusur oranının hesaba uygulanmaması,
- kaskodan sağlanan ikame aracın dikkate alınmaması,
- pert araçta onarım süresi hesaplanmaya devam edilmesi.
Bu hataların önemli bir bölümü ayrıntılı ve denetlenebilir bilirkişi incelemesiyle giderilebilir.
Örnek Makul Onarım Süresi Hesabı
Örneğin 2024 model bir otomobilde trafik kazası sonucunda;
- ön tampon değişimi,
- sağ ön çamurluk değişimi,
- sağ ön kapı onarımı,
- far değişimi,
- boya,
- ön düzen kontrolü
gerektiğini varsayalım.
Araç serviste toplam 27 gün kalmış olsun.
Dosya incelendiğinde;
- 5 gün servis yoğunluğu nedeniyle beklendiği,
- 6 gün parça siparişi nedeniyle bekleme bulunduğu,
- geri kalan sürede fiilî onarım yapıldığı
tespit edilmiş olsun.
Bilirkişi hasarın normal koşullarda, aynı anda yapılabilecek işlemleri de değerlendirerek 11 takvim günlük makul onarım süresi gerektirdiği sonucuna ulaşabilir.
Bu durumda:
Serviste kalınan gerçek süre: 27 gün
olmasına rağmen:
Tazminata esas makul süre: 11 gün
olabilir.
Emsal aracın olay tarihindeki makul günlük net karşılığının 1.800 TL olduğu varsayılırsa:
11 × 1.800 TL = 19.800 TL
başlangıç araç mahrumiyet zararı hesaplanır.
Karşı tarafın kusuru %75 ise:
19.800 TL × %75 = 14.850 TL
üzerinden sorumluluk değerlendirmesi yapılabilir.
Bu örnek tamamen hesaplama mantığını açıklamak amacıyla verilmiştir. Her dosyada süre ve günlük bedel ayrıca araştırılmalıdır.
Sonuç: Araç Mahrumiyetinde Esas Olan Serviste Kalınan Süre Değil Makul Onarım Süresidir
Araç mahrumiyet tazminatında en önemli ölçüt, aracın servise girdiği tarih ile çıktığı tarih arasında geçen toplam gün sayısı değildir.
Esas olan, kazada meydana gelen hasarın normal çalışma ve servis şartlarında teknik olarak giderilmesi için gerekli objektif ve makul süredir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/26777 E., 2022/11236 K. sayılı kararında da araçta oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi ve bu süre içerisinde aynı nitelikte bir ikame araç için ödenmesi gereken bedelin hesaplanması gerektiği açıkça kabul edilmiştir. Üstelik araç kiralama faturası bulunmaması, tek başına tazminat talebinin reddedilmesi için yeterli değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/2072 E., 2018/11712 K. sayılı kararının ortaya koyduğu bir diğer önemli ilke ise bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetlenebilir olması gereğidir.
Bu nedenle araç mahrumiyet dosyasında bilirkişinin yalnızca:
“Makul onarım süresi 15 gündür.”
demesi yeterli görülmemelidir.
Bilirkişi;
hangi parçanın hasarlandığını, hangi işlemin yapılacağını, işlemlerin kaç gün sürdüğünü, hangilerinin aynı anda gerçekleştirilebileceğini, zorunlu tedarik süresinin bulunup bulunmadığını ve toplam sürenin hangi teknik verilerden hareketle belirlendiğini açıklamalıdır.
Servis yoğunluğu, gereksiz bekleme, araç sahibinin gecikmesi veya olağan dışı organizasyon sorunlarının tamamının kusurlu tarafa yüklenmesi doğru olmadığı gibi; ağır hasarlı bir aracın teknik onarım süresini hiçbir gerekçe göstermeden birkaç günle sınırlamak da gerçek zararın eksik hesaplanmasına neden olabilir.
Sonuç itibarıyla araç mahrumiyet tazminatında doğru hesaplama için üç temel unsur birlikte belirlenmelidir:
Makul onarım süresi × Muadil aracın makul günlük kullanım/kira bedeli × Kusur oranı
ve somut olayın özelliklerine göre tasarruf edilen giderler ile daha önce sağlanan ikame araç gibi hususlar ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle özellikle araç mahrumiyetinin yüksek miktarlara ulaştığı uyuşmazlıklarda serviste geçen fiilî gün sayısından hareket eden yüzeysel hesaplar yerine, hasar kalemlerini tek tek inceleyen teknik bir bilirkişi raporu alınması tazminatın doğru belirlenmesi açısından belirleyici niteliktedir.