Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hak ve Sorumlulukları

Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hak ve Sorumlulukları

A.Ş Yönetim Kurullarında Özen Yükümlülüğü

TTK m.369’da düzenlenen yönetim kurulunun “özen ve bağlılık yükümlülüğü” maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli olan üçüncü kişiler görevlerini yerine getirirken şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak yönetmekle yükümlüdürler. Uygulamada bu hükmün ihlal edilmesi ile ilgili tartışmalar ekseriyetle yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğratma kastı olmaksızın bu zarara sebebiyet verdiğinin iddia edildiği halleri içermektedir. Oysa yönetim kurulu üyesinin “kasten” şirket menfaatine aykırı hareket ettiğinin ispatlandığı hallerde TTK m.369’a aykırılık nedeniyle TTK m.553/1 uyarınca kanuni yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinde ve bu sebeple de hukuken sorumlu tutulabileceğinden duraksamaya yer yoktur.

TTK m.553 vd. düzenlene sorumluluk davasının açılabilmesi için yönetim kurulu üyesi/üyelerinin kanuna aykırı davranmalarının yanı sıra kusurlu olmaları, şirkete/pay sahibine/ şirket alacaklılarına zarar vermiş olmaları ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Kar marjının ve de özkaynakların eritildiği bir durumda şirketin doğrudan, şirketin pay sahiplerinin ise şirketin uğradığı bu zarar nedeniyle dolaylı olarak zarara uğramış olmaları söz konusu olacaktır. TTK m. 555 uyarınca pay sahipleri, şirketin uğradıkları zararlar için yönetim kurulu üyelerine dava açarak tazminatın şirkete ödenmesi talebinde bulunabileceklerdir.

Ancak yönetim kurulu üyesinin hukuki sorumluluğuna başvurmak için davacının oluşan zararı ispatlaması gerekmektedir. Her ne kadar kusurun ispat yükünün davalı yahut davacı üzerinde olduğu hususunda öğretide yeknesak bir görüş takınılmamakta ise de oluşan zararın davacı tarafından ispat olunması gerektiğinde şüphe yoktur.

TTK 374 uyarınca yönetim kurulu şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi anlamına gelen işlemler hakkında, bunlar kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurula bırakılmadığı sürece, karar almada yetkilidir. Yönetim kurulu bu kararları alırken de TTK m.369 uyarınca “özen ve sadakat bağlılığı” ışığında tedbirli bir yönetici olarak davranmalı ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak korumalıdır. Hükmün gerekçesinde ifade edildiği üzere “tedbirli yönetici olarak davranma yükümü” hükmün uygulanma sınırlarının tespiti açısından önem arz eder. Eski kanunun aksine yeni kanunda “işin gerektirdiği özen” yerine “tedbirli yöneticinin özeni” ifadesinin konulması hem yöneticinin sorumluluğunu sektörel meselelerin ötesine taşımış ve kapsamı genişletmiş hem de sorumluluğun sınırını “nesnellik” ölçütüne göre tespit etmiştir. TTK M.553/3 hükmü ile de desteklendiği üzere yönetim kurulu üyesinin tedbirli davranma sınırı nesnel olarak takdir edilmektedir ve business judgement rule ışığında yorumlanmalıdır. İşte bu noktada gerekçeye göre “Genel kabul gören kural uyarınca, duruma uygun araştırmalar yapılıp, ilgililerden bilgiler alınıp yönetim kurulunda karar verilmişse, gelişmeler tamamen aksi yönde olup şirket zarar etmiş olsa bile özensizlikten söz edilemez.” 

Yönetim Kurulu Üyelerinin A.Ş Kârından Pay Hakkı

TTK m. 507 uyarınca her pay sahibi kanun ve esas sözleşme hükümlerince dağıtılması kararlaştırılan kara payları oranında katılmak hakkına sahiptir. Pay sahibinin dağıtılan kardan oransallık ilkesi ışığında payına düşen kısmını talep etme hakkı mevcuttur. Bu talebi yerine getirilmediği taktirde de karın dağıtımı kararı alınmış olması halinde eda davası açabilecektir.

Öte yandan TTK m.511 yönetim kurulu üyelerine de “kazanç payı” adı altında net kardan dağıtım yapılabileceğini düzenlemiştir. Hükme göre a) kanuni yedek akçe için belirli bir oran ayrıldıktan sonra ve b) kâr payı hakkı sahiplerine, eğer sermayede daha yüksek bir bedel kararlaştırılmaması halinde ise, ödenmiş sermayenin en az %5’i ödenmesi şartıyla kazanç payı dağıtımı yapılabilecektir. Kanuni yedek akçe için belirlenen oran TTK m.519/2-c’de gösterilmiştir. Buna göre eğer kazanç payı dağıtılacaksa öncelikle kâr payı hakkı sahiplerine ödenmiş sermayenin en az %5’i kadarınca bu hak sahiplerine ödeme yapılmalı, sonra kalan miktarın %10’u kanuni yedek akçe olarak ayrılmalı ve de kalan miktar kazanç payı dağıtımı için kullanılmalıdır.

TTK m.408/2-d uyarınca kar üzerinde tasarrufa ve kar ile kazanç paylarının dağıtılmasına ilişkin kararlar genel kurulun devredilemez yetkileri arasında yer alır. TTK m.394’te de belirtildiği üzere yönetim kurulu üyelerine kazanç payı dağıtımı ancak genel kurul yahut esas sözleşmede belirlenmiş olmak kaydıyla dağıtılır. O halde genel kurul tarafından kazanç payı dağıtımı kararının alınmış olması, genel kurulda TTK m. 511 uyarınca kâr payı sahiplerine verilmesi gereken asgari miktarın dağıtımına da karar verilmiş olması, kanuni yedek akçenin ayrılmış olması ve bunlara istinaden TTK m.394 uyarınca kazanç payının yönetim kurulunca dağıtılması süreci kanunda öngörülmüştür.

Huzur Hakkı

TTK m. 394’te “Yönetim Kurulu Üyelerinin Mali Hakları” başlığı altında söz konusu üyelere, tutarı esas sözleşme veyahut genel kurul kararı ile belirlenmesi şartıyla, huzur hakkı ve ücret verilebileceği öngörülmüştür. Huzur hakkının tanımı kanunda yapılmamış olmakla birlikte Yargıtay 11. HD huzur hakkını, çalışan yöneticilerin sarf ettikleri emeğin bir karşılığı olarak genel kurul kararı ile belirlenen ve yöneticilere çoğunlukla aylık olarak ödenen bir hak olarak ifade etmektedir (E:2010/5400, K:2010/5060). Huzur hakkı, şirketin karından bir oranın yöneticiye ödenmesi anlamına gelen kazanç payından bu anlamda ayrılmaktadır. Huzur hakkı, şirketin kar etmiş olmasına bakılmaksızın ve de kazanç payının dağıtılmasıyla ilgili “2” no’lu paragrafta izah edilen TTK m. 511 ve 519/2-c maddeleri sınırlamalarından münezzeh olarak yöneticilere ödenebilmektedir. Bu özelliği nedeniyle de davacının da ifade ettiği gibi esasen kazanç payı olarak şirketinde karından ödenecek tutarların, “huzur hakkı” adı altında örtülü olarak yönetim kurulu üyelerine ödenmesi, böylelikle kanunun etrafından dolanılması uygulamada karşılığı olan bir hadisedir. Huzur hakkı, niteliği gereği kazanç payına nazaran daha düşük bir meblağı içermesi mutad bir hak olduğundan, genel kurul tarafından alınan ve huzur hakkının tutarını belirleyen kararlar, bu tutar fahiş özellikler gösterdiği taktirde, dürüstlük kuralına (MK 2) aykırılık nedeniyle genel kurul kararlarının iptali davasına konu oluşturabilecektir (TTK m.445/1).

İptal davası davacının lehine sonuçlandığı durumda ise, şirket genel kurulunun “huzur hakkı” tutarını belirleyen kararı geçersiz hale gelecek ve ödeme yapılmış olan yönetim kurulu üyelerinden bu meblağın iadesi istenebilecektir. Ancak son durumda dahi bu iade yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluklarının işletilmesi yoluyla davacının uğradığı zararın şirkete tazmin edilmesi anlamına gelmeyecek, şirketle sözleşmesel ilişki içerisinde bulunan yönetim kurulu üyelerinin, tarafı oldukları sözleşmeye veya başka geçerli bir sebebe bağlı olmaksızın iktisaplarının iadesi borcunun ifası anlamına gelecektir. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluğu değil, sebepsiz zenginleşme kurumunun işletilmesi söz konusu olabilecektir.

Bu konuda daha fazla bilgi almak için büromuzun alanında deneyimli avukatlarından danışmanlık hizmeti sağlayabilirsiniz.

STJ. AV. Burak Yıldırır

Leave a Reply

Call Now Button