Single Blog Title

This is a single blog caption

Ambulansın Geç Gelmesi Nedeniyle Tazminat Davası Açılabilir mi?

Ambulansın Geç Gelmesi Hukuken Ne Anlama Gelir?

Ambulansın geç gelmesi, acil sağlık yardımına ihtiyaç duyan kişinin 112 Acil Çağrı Merkezi’ne veya ilgili sağlık birimine başvurmasına rağmen ambulansın olay yerine makul ve gerekli sürede ulaşmaması, yanlış yönlendirilmesi, uygun ambulansın sevk edilmemesi veya olay yerine gelen ekibin zamanında ve yeterli müdahalede bulunmaması nedeniyle hastanın zarar görmesi durumudur.

Bu tür olaylar uygulamada ambulans gecikmesi, 112 ambulansın geç gelmesi, acil sağlık hizmeti kusuru, hastane öncesi sağlık hizmetinde ihmal veya ambulans geç müdahale tazminat davası olarak adlandırılmaktadır.

Ambulansın geç gelmesi tek başına her zaman tazminat hakkı doğurmaz. Hukuken tazminat sorumluluğundan söz edebilmek için üç temel unsur aranır: Birincisi, ambulans hizmetinde gecikme, yanlış yönlendirme, organizasyon eksikliği veya müdahale kusuru bulunmalıdır. İkincisi, hasta veya yaralı bakımından maddi ya da manevi bir zarar meydana gelmelidir. Üçüncüsü, bu gecikme veya kusur ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

Örneğin ambulans geç gelmiş ancak hasta bakımından sağlık durumunu ağırlaştıran bir sonuç doğmamışsa tazminat talebi zayıf kalabilir. Buna karşılık kalp krizi, inme, ağır travma, solunum sıkıntısı, doğum komplikasyonu, çocuk acil durumu veya kanama gibi zamanla yarışılan vakalarda gecikme hastanın ölümüne, kalıcı sakatlığına veya tedavi şansını kaybetmesine neden olmuşsa tazminat davası gündeme gelebilir.

112 Acil Sağlık Hizmetinin Hukuki Niteliği

112 acil sağlık hizmeti, hastane öncesi acil müdahalenin en önemli parçasıdır. Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre acil sağlık yardımı çağrısı, acil sağlık yardımı gerektiren durumlarda merkeze yapılan başvuru niteliğindedir ve bu çağrı ücretsiz aranabilen 112 numaralı telefon aracılığıyla yapılır. Çağrının olay yeri, olayın niteliği ve hasta ya da yaralı sayısı gibi bilgileri içermesi gerekir.

Acil sağlık hizmeti yalnızca ambulansın olay yerine gitmesinden ibaret değildir. Çağrının alınması, çağrıdaki bilgilerin doğru değerlendirilmesi, olayın aciliyet derecesinin belirlenmesi, en uygun ve en yakın ekibin yönlendirilmesi, olay yerinde müdahale yapılması, hastanın uygun sağlık kuruluşuna nakledilmesi ve tüm sürecin kayıt altına alınması birlikte değerlendirilir.

Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre merkez, topladığı bilgiler ışığında talebin acil sağlık hizmeti gerektirip gerektirmediğini değerlendirir; yönlendirme ise yardım talebinin ulaşmasını takiben en kısa sürede, talebin mahiyetine en uygun ve/veya en yakın birimlerin görevlendirilmesi suretiyle yapılır. Ayrıca yönlendirilen birim en kısa sürede olay yerine ulaşmak ve olay yerinde edindiği bilgiler ışığında acil sağlık yardımını gerçekleştirmekle yükümlüdür.

Bu nedenle ambulansın geç gelmesi iddiasında yalnızca “kaç dakikada geldi?” sorusu değil, “çağrı ne zaman alındı, olay nasıl değerlendirildi, hangi ekip görevlendirildi, en yakın ekip neden gönderilmedi, trafik veya coğrafi engel var mıydı, çağrı kaydı doğru tutuldu mu, hasta olay yerinde doğru değerlendirildi mi?” soruları da incelenmelidir.

Ambulansın Belirli Bir Sürede Gelmesi Zorunlu mudur?

Halk arasında sıkça “ambulans şu kadar dakikada gelmek zorunda” şeklinde kesin ifadeler kullanılmaktadır. Ancak her olay bakımından uygulanacak mutlak ve tek bir dakika sınırı üzerinden değerlendirme yapmak doğru değildir. Hukuki incelemede olayın yeri, çağrının içeriği, trafik durumu, hava şartları, coğrafi koşullar, ambulans istasyonunun konumu, olayın aciliyeti, mevcut ambulans kapasitesi ve görevlendirme süreci birlikte değerlendirilir.

Bununla birlikte mevzuat, ambulans hizmetinin keyfi şekilde geciktirilebileceği anlamına gelmez. Yönetmelikte yönlendirmenin “en kısa sürede” ve “talebin mahiyetine en uygun ve/veya en yakın birim” görevlendirilerek yapılacağı belirtilmiştir. Bu ifade, somut olayın şartlarına göre objektif bir özen yükümlülüğü doğurur.

Örneğin şehir merkezinde, açık adresi doğru verilmiş, aciliyeti yüksek bir kalp krizi çağrısında ambulansın çok uzun süre sonra gelmesi ile kırsal alanda, adresin yanlış verildiği, yolun kapalı olduğu veya afet koşullarının bulunduğu bir olay aynı şekilde değerlendirilemez. Mahkeme, “geç kalma” iddiasını soyut şekilde değil, olayın somut şartlarına göre inceler.

Bu nedenle ambulans gecikmesi davalarında en önemli deliller çağrı kaydı, çağrı saati, ambulans görevlendirme saati, ambulansın çıkış saati, olay yerine varış saati, hastaya ilk temas saati, nakil saati, hastaneye teslim saati ve varsa araç takip sistemi verileridir.

Ambulansın Geç Gelmesi Hangi Hallerde Tazminat Sebebi Olabilir?

Ambulansın geç gelmesi, özellikle gecikmenin önlenebilir olduğu ve bu gecikme nedeniyle hastanın zararının ağırlaştığı durumlarda tazminat sebebi olabilir.

Örneğin 112 çağrısı doğru yapılmasına rağmen çağrı yanlış değerlendirilmişse, acil vaka gereksiz şekilde düşük öncelikli görülmüşse, uygun ve yakın ambulans yerine daha uzak bir ambulans yönlendirilmişse, ambulans istasyon organizasyonunda ciddi aksaklık varsa, görevli ekip makul olmayan şekilde geç çıkmışsa, adres bilgisi teyit edilmeden yanlış yere gidilmişse veya olay yerine gelen ekip gerekli müdahaleyi yapmadan hastayı bekletmişse hizmet kusuru tartışılabilir.

Aynı şekilde hasta için yoğun bakım ambulansı, yenidoğan ambulansı veya özel donanımlı ambulans gerekmesine rağmen uygun olmayan araç gönderilmişse; olay yerinde temel yaşam desteği, solunum desteği, kanama kontrolü veya defibrilasyon gibi acil müdahaleler yapılmamışsa; hastanın uygun hastaneye değil, yetersiz bir sağlık kuruluşuna götürülmesi nedeniyle tedavi gecikmişse sorumluluk doğabilir.

Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği’nde acil yardım ambulansı, hasta veya yaralılara acil yardım gerektiren hallerde olay yerinde ve ambulans içinde gerekli acil tıbbi müdahalenin yapılabileceği teknik ve tıbbi donanıma sahip kara aracı olarak tanımlanmıştır. Aynı düzenlemede hasta nakil ambulansı, yoğun bakım ambulansı ve özel donanımlı ambulanslar da ayrıca sınıflandırılmıştır.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü her ambulans aynı amaçla kullanılmaz. Acil tıbbi müdahale gerektiren bir hastaya yalnızca hasta nakil aracı gönderilmesi veya yoğun bakım ihtiyacı olan hastanın uygun donanım olmadan nakledilmesi, somut olayın şartlarına göre kusur oluşturabilir.

Kamu Ambulansı ve Devletin Sorumluluğu

112 kamu ambulansı geç gelmişse veya kamu acil sağlık hizmeti kusurlu yürütülmüşse, hukuki süreç çoğu zaman idare hukuku çerçevesinde değerlendirilir. Çünkü 112 acil sağlık hizmeti, kamu hizmeti niteliğindedir. Kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halinde idarenin hizmet kusuru gündeme gelir.

Anayasa’nın 125. maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır ve idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu nedenle ambulansın geç gelmesi nedeniyle ölüm, kalıcı sakatlık, tedavi şansının kaybı veya ağır bedensel zarar meydana gelmişse, ilgili idare aleyhine tam yargı davası açılması mümkündür.

Burada davalı genellikle Sağlık Bakanlığı veya ilgili kamu idaresidir. Ancak olayın niteliğine göre belediye, il sağlık müdürlüğü, kamu hastanesi, kamu üniversitesi hastanesi, şehir hastanesi organizasyonu veya farklı kamu birimleri de değerlendirme konusu olabilir. Önemli olan gecikmenin hangi hizmet halkasında gerçekleştiğini tespit etmektir.

Örneğin çağrı 112 tarafından geç değerlendirilmişse, sorun çağrı merkezi ve komuta kontrol organizasyonundadır. Ambulans görevlendirilmiş ancak geç çıkmışsa, istasyon veya ekip organizasyonu incelenir. Ambulans olay yerine gelmiş ancak uygun hastaneye sevk yapılmamışsa, nakil ve sevk koordinasyonu tartışılır. Hasta hastaneye teslim edildikten sonra acil serviste bekletilmişse, artık acil servis hizmet kusuru da ayrıca gündeme gelebilir.

Tam Yargı Davası ve İdareye Başvuru Süresi

Kamu ambulansının geç gelmesi nedeniyle tazminat istenecekse, çoğu durumda idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Ancak idari eylemlerden kaynaklanan zararlarda doğrudan dava açmadan önce ilgili idareye başvuru yapılması gerekir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilen kişilerin, eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekir. İdare talebi kısmen veya tamamen reddederse ya da otuz gün içinde cevap vermezse, dava açma süresi içinde tam yargı davası açılabilir.

Bu süreler son derece önemlidir. Ambulans geç gelmiş ve hasta hayatını kaybetmişse, ölüm tarihi; hasta kalıcı sakatlık yaşamışsa zararın öğrenildiği tarih; maluliyet raporu sonradan alınmışsa rapor tarihi; zararın ambulans gecikmesiyle bağlantısı daha sonra öğrenilmişse öğrenme tarihi ayrıca değerlendirilmelidir.

İdareye yapılacak başvuru yalnızca genel bir şikâyet dilekçesi şeklinde hazırlanmamalıdır. Başvuruda olayın saati, 112 çağrı saati, çağrı içeriği, ambulansın geliş saati, hastanın durumu, gecikmenin neden kusurlu olduğu, meydana gelen zarar, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarı ve deliller açıkça belirtilmelidir.

Özel Ambulansın Geç Gelmesi Halinde Dava

Ambulans hizmeti her zaman 112 kamu ambulansı tarafından verilmez. Özel hastaneler, özel ambulans servisleri, özel sağlık kuruluşları veya hasta nakil hizmeti veren şirketler de ambulans hizmeti sunabilir. Özel ambulansın geç gelmesi, yanlış ambulans gönderilmesi, donanımsız araçla nakil yapılması veya ambulansta gerekli sağlık personelinin bulunmaması halinde özel hukuk sorumluluğu gündeme gelebilir.

Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği, ambulans hizmetleri ve ambulans servislerinin kuruluş, işleyiş, denetim, personel, araç-gereç, ücret, uygunluk belgeleri ve teknik donanım esaslarını düzenlemektedir. Sağlık Bakanlığı’nın güncel sayfasında bu yönetmeliğin 20 Ocak 2026 tarihli metni yayımlanmıştır.

Özel ambulans servislerinin faaliyet gösterebilmesi için il sağlık müdürlüğü nezdinde uygunluk ve yeterlilik süreçlerinden geçmesi gerekir. Yönetmelikte ambulans servislerinin başvuru, değerlendirme, uygunluk belgesi ve ambulans yeterlilik belgesi süreçleri ayrıca düzenlenmiştir.

Özel ambulans hizmetinde hasta veya hasta yakını ile özel şirket arasında sözleşmesel ilişki bulunabilir. Bu durumda olayın özelliğine göre tüketici hukuku, sözleşmeye aykırılık, haksız fiil veya sağlık hizmeti sorumluluğu hükümleri tartışılabilir. Örneğin özel ambulans için ücret ödenmiş, belirli saatte nakil sözü verilmiş, yoğun bakım ambulansı gerektiği halde standart araç gönderilmiş veya ambulansta gerekli personel bulunmamışsa maddi ve manevi tazminat talebi gündeme gelebilir.

Ambulans Personelinin Müdahale Kusuru

Ambulansın olay yerine geç gelmesi kadar, olay yerine gelen ambulans ekibinin müdahalesi de önemlidir. Ambulans zamanında gelmiş olsa bile ekip hastayı değerlendirmemiş, vital bulguları almamış, temel yaşam desteği uygulamamış, gerekli ilaç veya oksijen desteğini sağlamamış, hastayı uygun sağlık kuruluşuna götürmemiş ya da gecikmeli nakletmişse tazminat sorumluluğu doğabilir.

Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre acil yardım ambulanslarında en az üç kişiden oluşan ambulans ekibi görev yapar; bu ekipte en az bir hekim veya acil tıp teknikeri ya da gerekli eğitimleri tamamlamış acil tıp teknisyeni, diğer bir sağlık personeli ve sürücü bulunur. Yoğun bakım ambulansları ve özel donanımlı ambulanslar bakımından da personel yeterliliği ayrıca düzenlenmiştir.

Bu nedenle ambulansta yeterli personel bulunmaması, personelin gerekli eğitim ve donanıma sahip olmaması, acil müdahale araçlarının çalışır durumda olmaması, oksijen tüpü, defibrilatör, sedye, monitör, ilaç veya tıbbi malzeme eksikliği gibi durumlar kusur değerlendirmesinde önem taşır.

Örneğin kalp durması yaşayan hastaya temel yaşam desteği yapılmaması, solunum sıkıntısı olan hastaya oksijen verilmemesi, ağır travma hastasının omurga stabilizasyonu yapılmadan taşınması, kanamalı hastada kanama kontrolünün sağlanmaması veya inme şüphesi olan hastanın uygun merkeze götürülmemesi halinde ambulans hizmetinin gereği gibi yürütülmediği ileri sürülebilir.

Ambulans Gecikmesinde İspat Nasıl Yapılır?

Ambulans gecikmesi davalarında ispat, dosyanın en kritik noktasıdır. Çünkü çoğu olayda dakikalar önemlidir. Ambulansın kaçta çağrıldığı, çağrının nasıl kaydedildiği, ambulansın ne zaman görevlendirildiği, ne zaman istasyondan çıktığı, olay yerine ne zaman ulaştığı, hastaya ne zaman müdahale ettiği ve hastaneye ne zaman teslim ettiği belgelerle ortaya konulmalıdır.

Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre acil sağlık hizmetleri sunan bütün hizmet birimleri Bakanlıkça hazırlanan kayıt formlarını doldurmak ve sundukları hizmete ilişkin bilgileri Bakanlığa bildirmek zorundadır. Yönetmelikte ayrıca varsa bütün ses kayıtlarının üç ay süreyle saklanacağı, bu süre sonunda başvuru olmazsa kayıtların silinebileceği, ses kaydı yoksa yazılı kayıtlardan yararlanılacağı düzenlenmiştir.

Bu nedenle ambulans gecikmesi iddiasında vakit kaybetmeden kayıtların talep edilmesi gerekir. Özellikle 112 çağrı ses kaydı, çağrı merkezi işlem kayıtları, ambulans görevlendirme kayıtları, araç takip sistemi verileri, ambulans vaka formu, hasta teslim formu, hastane acil servis giriş kaydı, epikriz raporu, yoğun bakım kayıtları, ölüm belgesi, adli vaka evrakı ve tanık beyanları delil olarak kullanılabilir.

Üç aylık ses kaydı saklama süresi nedeniyle başvuru gecikirse çağrı ses kaydına ulaşmak zorlaşabilir. Bu nedenle hasta veya yakınları olaydan sonra mümkün olan en kısa sürede CİMER, İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, 112 Başhekimliği veya ilgili idare nezdinde kayıtların muhafazasını talep etmelidir.

Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?

Ambulansın geç gelmesi veya ambulans hizmetinde kusur nedeniyle zarar gören kişi maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

Maddi tazminat, hastanın ekonomik zararlarını karşılamaya yöneliktir. Tedavi giderleri, ilaç masrafları, ameliyat ve yoğun bakım giderleri, özel hastane masrafları, fizik tedavi ve rehabilitasyon giderleri, protez ve medikal malzeme giderleri, ulaşım masrafları, bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik zararı, kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar maddi tazminat kapsamında istenebilir.

Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı acı, elem, korku, ölüm tehlikesi, psikolojik yıkım, kalıcı sakatlık, yaşam kalitesinin düşmesi ve beden bütünlüğünün bozulması nedeniyle talep edilir. Ambulans gecikmesi sonucunda hasta felç olmuş, organ kaybı yaşamış, ağır beyin hasarı geçirmiş, uzun süre yoğun bakımda kalmış veya kalıcı maluliyet oluşmuşsa manevi tazminat önem kazanır.

Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. Eş, çocuklar, anne-baba ve somut olayda destek ilişkisi bulunan kişiler, ölüm nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesini isteyebilir.

Ölüm Halinde Yakınların Hakları

Ambulansın geç gelmesi nedeniyle hasta hayatını kaybetmişse, yakınları bakımından iki temel tazminat kalemi gündeme gelir: destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat.

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin hayatta kalsaydı destek sağlayacağı kişilerin ekonomik kaybını karşılamaya yöneliktir. Eş, çocuklar, anne-baba ve fiilen destek ilişkisi bulunan diğer kişiler bu tazminatı talep edebilir.

Manevi tazminat ise yakınların ölüm nedeniyle yaşadığı acı, elem ve ızdırabın bir nebze giderilmesi amacıyla istenir. Özellikle ambulansın makul olmayan şekilde geç gelmesi, 112 çağrısının yanlış değerlendirilmesi, hastanın tedavi şansını kaybetmesi veya acil müdahalenin yapılmaması ölümle sonuçlanmışsa manevi tazminat talebi güçlü şekilde ileri sürülebilir.

Ancak ölüm ile ambulans gecikmesi arasında illiyet bağının kurulması gerekir. Örneğin hasta ambulans daha erken gelseydi de tıbben kurtarılamayacak durumda mıydı, yoksa erken müdahale edilseydi yaşama ihtimali artacak mıydı? Bu sorunun cevabı genellikle Adli Tıp Kurumu, üniversite hastanesi veya uzman bilirkişi heyeti raporlarıyla belirlenir.

Bilirkişi Raporunun Önemi

Ambulans gecikmesi davalarında bilirkişi incelemesi çoğu zaman davanın kaderini belirler. Bilirkişi heyetinde acil tıp, adli tıp, kardiyoloji, nöroloji, travma cerrahisi, yoğun bakım, çocuk hastalıkları veya olayın niteliğine uygun branşlardan uzmanlar bulunmalıdır.

Bilirkişi raporunda yalnızca ambulansın kaç dakikada geldiği değil, olayın tamamı değerlendirilmelidir. Çağrı içeriği doğru alınmış mı? Aciliyet doğru belirlenmiş mi? En yakın ve uygun ambulans yönlendirilmiş mi? Ambulansın çıkış ve varış süresinde makul olmayan gecikme var mı? Trafik, hava, yol, adres veya afet gibi haklı nedenler bulunuyor mu? Olay yerinde yapılan müdahale tıp kurallarına uygun mu? Hasta doğru hastaneye götürülmüş mü? Gecikme zararı artırmış mı?

Eksik bilirkişi raporlarına mutlaka itiraz edilmelidir. Özellikle yalnızca “ambulans geç gelmiş olsa da ölüm kaçınılmazdır” veya “yoğunluk nedeniyle gecikme normaldir” gibi genel ifadeler içeren raporlar yeterli olmayabilir. Raporun çağrı kayıtlarını, araç takip verilerini, hasta dosyasını, ölüm nedenini, hastanın kurtulma ihtimalini ve gecikmenin zarara etkisini somut şekilde değerlendirmesi gerekir.

Ceza Soruşturması Açılabilir mi?

Ambulansın geç gelmesi veya acil sağlık hizmetinde ihmal nedeniyle ağır yaralanma ya da ölüm meydana gelmişse ceza soruşturması da gündeme gelebilir. Taksirle yaralama, taksirle ölüme neden olma, görevi ihmal, görevi kötüye kullanma, kayıtların değiştirilmesi veya sahte belge düzenlenmesi gibi iddialar varsa savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir.

Ancak ceza soruşturması ile tazminat davası farklıdır. Ceza soruşturmasında kamu görevlisinin veya sağlık personelinin cezai sorumluluğu araştırılır. Tazminat davasında ise hastanın veya yakınlarının uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesi amaçlanır.

Ceza dosyasında alınan ifadeler, 112 kayıtları, bilirkişi raporları, Adli Tıp raporları ve olay yeri belgeleri tazminat davasında da önemli delil olarak kullanılabilir. Bu nedenle ağır sonuç doğuran ambulans gecikmesi olaylarında ceza ve tazminat süreçleri birlikte planlanmalıdır.

Ambulansın Geç Gelmesi Halinde Ne Yapılmalıdır?

Ambulansın geç gelmesi nedeniyle zarar doğduğu düşünülüyorsa öncelikle olayın tüm kronolojisi çıkarılmalıdır. 112’nin kaçta arandığı, çağrıda ne söylendiği, hasta adresinin nasıl verildiği, ambulansın kaçta geldiği, ekip tarafından ne yapıldığı, hastanın hangi hastaneye götürüldüğü ve hastaneye kaçta giriş yaptığı netleştirilmelidir.

Daha sonra 112 çağrı ses kaydı, komuta kontrol kayıtları, ambulans araç takip verileri, vaka formu, hastane kayıtları, acil servis giriş belgesi, epikriz, yoğun bakım evrakı, ölüm belgesi, adli raporlar ve tanık bilgileri toplanmalıdır. Ses kayıtlarının sınırlı süreyle saklanması nedeniyle kayıtların muhafazası için hızlı başvuru yapılması önemlidir.

Kamu ambulansı söz konusuysa ilgili idareye tazminat talepli başvuru yapılmalı, başvurunun reddi veya cevapsız kalması halinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılmalıdır. Özel ambulans söz konusuysa sözleşme, fatura, ödeme belgesi, çağrı kayıtları ve hizmet taahhütleri incelenerek görevli mahkeme ve dava yolu belirlenmelidir.

Sonuç: Ambulans Gecikmesi Ciddi Tazminat Sorumluluğu Doğurabilir

Ambulansın geç gelmesi, özellikle zamanla yarışılan acil vakalarda ağır sonuçlara yol açabilir. Kalp krizi, inme, solunum sıkıntısı, ağır travma, kanama, doğum komplikasyonu, çocuk acil durumu veya bilinç kaybı gibi durumlarda dakikalar hastanın yaşam şansını doğrudan etkileyebilir.

Ancak her ambulans gecikmesi otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz. Davada başarı için ambulans hizmetinde kusur bulunduğu, bu kusur nedeniyle hastanın zarar gördüğü ve gecikme ile zarar arasında illiyet bağı olduğu ispatlanmalıdır.

Kamu ambulansı olaylarında idarenin hizmet kusuru, idareye başvuru ve tam yargı davası süreci önemlidir. Özel ambulans olaylarında ise sözleşmesel sorumluluk, sağlık hizmeti sorumluluğu ve özel ambulans mevzuatına uygunluk incelenir. Her iki durumda da çağrı kayıtları, araç takip verileri, vaka formları, hastane kayıtları ve bilirkişi raporu davanın en önemli unsurlarıdır.

Bu nedenle ambulansın geç gelmesi nedeniyle hasta zarar görmüş veya hayatını kaybetmişse, vakit kaybetmeden deliller toplanmalı, 112 kayıtlarının muhafazası talep edilmeli, olayın dakika dakika kronolojisi çıkarılmalı ve doğru hukuki yolda maddi-manevi tazminat talepleri ileri sürülmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button