Yanlış İlaç Verilmesi veya Yanlış Doz Uygulanması Nedeniyle Hastanın Hakları
Yanlış İlaç Verilmesi Nedir?
Yanlış ilaç verilmesi, hastaya tıbben kullanması gereken ilaç yerine başka bir ilacın verilmesi, yanlış ilacın reçete edilmesi, hastaya ait olmayan ilacın uygulanması, alerji veya kontrendikasyon bilgisi dikkate alınmadan ilaç kullanılması veya ilacın yanlış yoldan uygulanmasıdır. Bu hata doktor, hemşire, eczacı, hastane personeli, özel klinik veya sağlık kuruluşunun organizasyon kusurundan kaynaklanabilir.
Yanlış doz uygulanması ise ilacın hastaya gerekenden fazla, eksik, hatalı sıklıkta veya yanlış süreyle verilmesidir. Örneğin çocuğa yetişkin dozu verilmesi, böbrek veya karaciğer yetmezliği olan hastada doz ayarlaması yapılmaması, kan sulandırıcı ilacın yüksek doz uygulanması, insülin dozunun yanlış hesaplanması, kemoterapi ilacının hatalı dozda hazırlanması veya serum içine yanlış miktarda ilaç katılması bu kapsamdadır.
Bu tür hatalar sağlık hukukunda çoğu zaman tıbbi malpraktis, ilaç uygulama hatası, doktor hatası, hemşire hatası, eczane hatası veya hastane organizasyon kusuru olarak değerlendirilir. Hasta Hakları Yönetmeliği, resmi ve özel bütün sağlık kurumlarını kapsamakta; hastanın sağlık durumu, uygulanacak tıbbi işlemler, riskler ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi alma hakkını düzenlemektedir. Aynı Yönetmelik hastanın tıbbi kayıtları inceleme ve suret alma hakkını da açıkça kabul eder.
Yanlış İlaç Hataları Hangi Şekillerde Ortaya Çıkar?
Yanlış ilaç veya yanlış doz uygulaması birçok farklı aşamada meydana gelebilir. Hata reçete yazılırken, ilaç eczanede hazırlanırken, hastane servisinde hemşire tarafından uygulanırken, ameliyathanede anestezi sırasında, yoğun bakımda, acil serviste veya taburculuk sonrası verilen ilaç talimatlarında ortaya çıkabilir.
En sık görülen ilaç hataları şunlardır: hastaya başka bir hastanın ilacının verilmesi, yanlış antibiyotik uygulanması, alerji kaydı olmasına rağmen alerjik ilacın verilmesi, kan sulandırıcı ilacın yüksek doz uygulanması, insülin dozunun yanlış yapılması, narkotik veya sedatif ilaçların hatalı kullanılması, kemoterapi dozunun yanlış hesaplanması, çocuk hastada kilo hesabı yapılmadan ilaç verilmesi, gebeye kullanmaması gereken ilaç reçete edilmesi, aynı etken maddeli ilaçların birlikte verilmesi, ilaç etkileşimlerinin gözden kaçırılması, serum içine yanlış ilaç katılması, ilacın damar yolu yerine kas içine veya farklı yoldan uygulanması, kullanım süresi dolmuş veya uygun saklanmamış ilacın verilmesi.
İlaç hatasının ağırlığı, ilacın niteliğine ve hastanın durumuna göre değişir. Basit bir ağrı kesici hatası bazı durumlarda geçici rahatsızlık yaratabilirken; kan sulandırıcı, insülin, kalp ilacı, epilepsi ilacı, antibiyotik, kemoterapi ilacı, anestezi ilacı veya yoğun bakım ilacı hatası ölüm, organ hasarı, iç kanama, koma, felç, alerjik şok veya kalıcı sakatlık gibi ağır sonuçlara neden olabilir.
Her İlaç Yan Etkisi Doktor Hatası mıdır?
Hayır. Her ilaç yan etkisi veya alerjik reaksiyon otomatik olarak doktor hatası sayılmaz. Bazı ilaçların bilinen yan etkileri vardır ve bu yan etkiler tıp kurallarına uygun kullanımda dahi ortaya çıkabilir. Ancak bu durum, sağlık kuruluşunun veya hekimin her durumda sorumluluktan kurtulacağı anlamına gelmez.
Hukuki açıdan önemli olan şu sorulardır: İlaç hastaya gerçekten gerekli miydi? Doz hastanın yaşı, kilosu, hastalığı, böbrek-karaciğer fonksiyonları ve mevcut ilaçları dikkate alınarak mı belirlendi? Hastanın alerji öyküsü sorgulandı mı? İlaç etkileşimi kontrol edildi mi? Hasta ilacın riskleri konusunda bilgilendirildi mi? Yan etki ortaya çıktığında müdahale zamanında yapıldı mı? Tıbbi kayıtlar düzgün tutuldu mu?
Örneğin hasta daha önce penisilin alerjisi olduğunu bildirmişse ve bu bilgi dosyada yer almasına rağmen hastaya penisilin grubu ilaç verilmişse bu durum ciddi bir kusur iddiası doğurur. Benzer şekilde çocuk hastada kilo hesabı yapılmadan yetişkin dozu ilaç uygulanması, yaşlı hastada böbrek fonksiyonları değerlendirilmeden yüksek doz ilaç verilmesi veya kan sulandırıcı kullanan hastaya kanama riskini artıracak başka ilaçların kontrolsüz verilmesi de tazminat sorumluluğuna neden olabilir.
Doktorun İlaç Yazarken Sorumluluğu
Doktor, hastaya ilaç yazarken yalnızca hastalığın adını ve ilacın genel kullanımını dikkate alamaz. Hastanın yaşı, kilosu, gebelik durumu, kronik hastalıkları, alerjileri, kullandığı diğer ilaçlar, böbrek ve karaciğer fonksiyonları, önceki yan etkileri ve tedaviye uyum kapasitesi değerlendirilmelidir.
Doktorun sorumluluğu özellikle yüksek riskli ilaçlarda daha hassastır. Kan sulandırıcı ilaçlar, insülin, kemoterapi ilaçları, antibiyotikler, opioid ağrı kesiciler, sedatif ilaçlar, kalp ritim ilaçları, epilepsi ilaçları ve yoğun bakım ilaçları bakımından doz, takip ve uyarı yükümlülüğü daha ağırdır.
Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre hasta; sağlık durumunu, uygulanacak tıbbi işlemleri, bu işlemlerin fayda ve muhtemel sakıncalarını, alternatif yöntemleri ve tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek sonuçları öğrenme hakkına sahiptir. İlaç tedavisi de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Özellikle ciddi yan etki riski bulunan veya uzun süreli kullanılması gereken ilaçlarda hastaya gerekli açıklamalar yapılmalıdır.
Doktorun reçete yazması, tedavi sorumluluğunun tamamen bittiği anlamına gelmez. Bazı ilaçlarda kan tahlili, karaciğer-böbrek fonksiyon takibi, INR takibi, kan şekeri ölçümü, elektrolit kontrolü veya kontrol muayenesi gerekir. Hasta bu takipler yapılmadan ilacı kullanmaya devam etmiş ve zarar görmüşse, doktorun takip yükümlülüğü ayrıca tartışılır.
Hemşire ve Hastane Personelinin İlaç Uygulama Sorumluluğu
Hastanelerde ilaç uygulaması çoğu zaman hemşire veya sağlık personeli tarafından yapılır. Bu aşamada doğru hasta, doğru ilaç, doğru doz, doğru zaman, doğru uygulama yolu ve doğru kayıt ilkeleri büyük önem taşır.
Hemşirelik uygulamasında hata; yanlış hastaya ilaç yapılması, doktor istemiyle uyuşmayan ilaç uygulanması, dozun yanlış hazırlanması, ilacın yanlış damar yolundan verilmesi, uygulama saatinin karıştırılması, serum içine yanlış ilaç katılması, ilaç uygulandıktan sonra kayıt tutulmaması veya hastanın reaksiyonlarının takip edilmemesi şeklinde ortaya çıkabilir.
Bu tür durumlarda yalnızca hemşirenin bireysel sorumluluğu değil, hastanenin organizasyon sorumluluğu da gündeme gelir. İlaçların saklanma düzeni, benzer isimli ilaçların ayrılması, barkod sistemi, hasta bileklik sistemi, hemşire sayısı, nöbet yoğunluğu, ilaç hazırlama alanı, eğitim ve denetim süreçleri hastanenin sorumluluğu kapsamındadır.
Örneğin yoğun bakımda iki hastanın ilaçlarının karışması yalnızca bireysel dikkatsizlik olarak değil, aynı zamanda hastanenin sistem ve organizasyon eksikliği olarak da değerlendirilebilir. Aynı şekilde hemşire sayısının yetersizliği, ilaç hazırlama prosedürlerinin bulunmaması veya kayıt sisteminin eksikliği özel hastane ya da kamu hastanesi bakımından tazminat sorumluluğuna yol açabilir.
Eczane Hatası Nedeniyle Sorumluluk
Yanlış ilaç verilmesi yalnızca hastane içinde yaşanmaz. Eczanede reçetede yazan ilaç yerine başka bir ilaç verilmesi, ilacın yanlış doz formunun verilmesi, çocuk şurubu yerine yetişkin doz ürün verilmesi, benzer isimli ilaçların karıştırılması, kullanım talimatının yanlış anlatılması veya reçetede açık hata olmasına rağmen gerekli uyarının yapılmaması da zarara neden olabilir.
Eczane hatalarında sorumluluk, olayın niteliğine göre eczacı, eczane çalışanı, ilacı reçete eden hekim ve bazen sağlık kuruluşu arasında paylaştırılabilir. Örneğin doktor reçeteyi doğru yazmış, eczane yanlış ilaç vermişse eczane sorumluluğu öne çıkar. Doktor reçetede açıkça hatalı doz yazmış, eczane de bunu fark etmeden vermişse hem reçete hem ilaç temin süreci birlikte değerlendirilir.
Bu tür dosyalarda reçetenin aslı veya e-reçete kaydı, eczane fişi, ilaç kutusu, barkod bilgisi, ilaç prospektüsü, kullanım talimatı, hasta ile eczane arasındaki iletişim ve zarar sonrası düzenlenen tıbbi raporlar önemlidir.
Özel Hastanede Yanlış İlaç Verilmesi
Yanlış ilaç uygulaması özel hastanede, özel tıp merkezinde veya özel klinikte meydana gelmişse dava yolu çoğu zaman özel hukuk ve tüketici hukuku çerçevesinde değerlendirilir. Özel hastane, yalnızca işlemi yapan doktorun veya hemşirenin kişisel hatasından değil, sunduğu sağlık hizmetinin bütün organizasyonundan sorumludur.
Özel hastane; reçete sistemi, ilaç temini, eczane deposu, hemşirelik hizmetleri, hasta bileklik sistemi, barkod kontrolü, ilaç saklama düzeni, acil müdahale kapasitesi, kayıt sistemi ve personel denetimi bakımından sorumludur. Bu nedenle hastaya yanlış ilaç verilmişse yalnızca ilacı uygulayan kişi değil, hastane yönetimi ve sağlık kuruluşu da davalı olarak değerlendirilebilir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar; Kanun’un amacı tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını korumak ve zararların tazminine ilişkin önlemleri düzenlemektir. Özel sağlık kuruluşları ile hasta arasındaki ücretli hizmet ilişkisi somut olaya göre tüketici hukuku kapsamında değerlendirilebilir.
Bu nedenle özel hastane ilaç hatalarında görevli mahkeme çoğu olayda Tüketici Mahkemesi olabilir. Tüketici mahkemesi yolunda dava şartı arabuluculuk ve parasal sınırlar ayrıca değerlendirilmelidir. Ancak ağır bedensel zarar, kalıcı sakatlık veya ölüm bulunan dosyalar yalnızca basit bir tüketici uyuşmazlığı gibi ele alınmamalı; tıbbi malpraktis, maddi tazminat, manevi tazminat ve bilirkişi süreci birlikte planlanmalıdır.
Devlet Hastanesinde Yanlış İlaç Verilmesi
Yanlış ilaç verilmesi devlet hastanesinde, şehir hastanesinde, eğitim ve araştırma hastanesinde veya kamu üniversitesi hastanesinde meydana gelmişse çoğu durumda idarenin hizmet kusuru gündeme gelir. Çünkü devlet hastanesinde sunulan sağlık hizmeti kamu hizmetidir. Bu hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halinde idare tazminat sorumluluğu altına girebilir.
Bu durumda genellikle doğrudan doktora veya hemşireye karşı adli yargıda tazminat davası açılması yerine, ilgili idareye başvuru ve ardından idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, idari eylemlerden hakları ihlal edilen kişilerin dava açmadan önce, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurması gerekir. Talebin reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde dava açma süreci başlar.
Devlet hastanesinde yanlış ilaç verilmesi halinde davalı çoğu zaman Sağlık Bakanlığı veya ilgili kamu idaresidir. Kamu üniversitesi hastanesinde ilgili üniversite, şehir hastanesinde hizmetin organizasyon yapısı ayrıca incelenmelidir. Yanlış idareye başvuru yapılması veya sürelerin kaçırılması ciddi hak kaybına neden olabileceğinden, olayın başında hastanenin hukuki statüsü doğru belirlenmelidir.
Yanlış İlaç veya Doz Hatasında Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?
Yanlış ilaç verilmesi veya yanlış doz uygulanması nedeniyle zarar gören hasta, şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Maddi tazminat, hastanın ekonomik zararlarını karşılamaya yöneliktir. Yanlış ilaç nedeniyle yapılan ek tedavi giderleri, hastane masrafları, yoğun bakım giderleri, ameliyat masrafları, ilaç ve tahlil giderleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon giderleri, ulaşım masrafları, bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik zararı, kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması maddi tazminat kapsamında istenebilir.
Örneğin yanlış doz kan sulandırıcı nedeniyle iç kanama geçiren hasta, yoğun bakımda kalmış ve çalışma gücünü kaybetmişse; tedavi giderleri, gelir kaybı, bakıcı giderleri ve sürekli iş göremezlik zararı talep edilebilir. Yanlış antibiyotik nedeniyle ağır alerjik reaksiyon oluşmuşsa; acil müdahale, yoğun bakım, psikolojik zarar ve kalıcı hasar kalemleri ayrıca hesaplanmalıdır.
Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı acı, elem, korku, psikolojik yıkım, beden bütünlüğünün bozulması, yaşam kalitesinin düşmesi ve ölüm tehlikesi yaşaması nedeniyle talep edilir. Yanlış ilaç nedeniyle kalıcı organ hasarı, felç, görme kaybı, böbrek yetmezliği, yoğun bakım süreci, alerjik şok veya uzun süreli tedavi yaşanmışsa manevi tazminatın önemi artar.
Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. Eş, çocuklar, anne-baba ve fiilen destek ilişkisi bulunan kişiler, ölüm nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesini isteyebilir.
Yanlış İlaç Verilmesi Nasıl İspatlanır?
İlaç hatası davalarında ispat süreci teknik ve dikkat gerektirir. Çünkü hatanın hangi aşamada meydana geldiğini belirlemek gerekir: Doktor mu yanlış reçete yazdı? Hemşire mi yanlış uyguladı? Eczane mi yanlış ilaç verdi? Hastane sistemi mi ilaçları karıştırdı? Hasta ilaç kullanım talimatını yanlış mı anladı? Bu soruların cevabı delillerle ortaya konulmalıdır.
Delil olarak reçete, e-reçete kaydı, doktor istem formu, hemşire ilaç uygulama formu, hasta dosyası, epikriz, laboratuvar sonuçları, ilaç kutusu, ilaç barkodu, eczane fişi, serum ve ilaç hazırlama kayıtları, yoğun bakım kayıtları, acil müdahale kayıtları, alerji kayıtları, hasta bileklik kayıtları, kamera kayıtları, WhatsApp yazışmaları, eczane görüşmeleri, reçete ekran görüntüleri ve zarar sonrası düzenlenen uzman raporları kullanılabilir.
Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumu ile ilgili bilgilerin bulunduğu dosya ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilmesine ve suret alabilmesine imkân tanır. Bu nedenle ilaç hatası iddiasında hasta dosyasının, ilaç uygulama kayıtlarının ve reçete/istem belgelerinin eksiksiz alınması gerekir.
Tıbbi kayıtların eksik tutulması, ilaç uygulama saatlerinin yazılmaması, hemşire formunun bulunmaması, alerji bilgisinin kayda geçirilmemesi veya hasta dosyasında çelişkiler olması dava sürecinde hastane aleyhine değerlendirilebilir. Çünkü ilaç uygulaması gibi yüksek riskli işlemlerde kayıtların düzenli tutulması, sağlık hizmetinin denetlenebilirliği açısından zorunludur.
Bilirkişi Raporunun Önemi
Yanlış ilaç veya yanlış doz davalarında bilirkişi raporu çoğu zaman davanın kaderini belirler. Mahkeme, olayın niteliğine göre farmakoloji, ilgili klinik branş, acil tıp, yoğun bakım, iç hastalıkları, çocuk hastalıkları, anestezi, enfeksiyon hastalıkları, adli tıp veya hemşirelik uygulamaları alanından uzmanların bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alabilir.
Bilirkişi raporunda şu sorulara cevap aranmalıdır: Verilen ilaç hastaya uygun muydu? Doz doğru hesaplandı mı? Hastanın yaşı, kilosu, böbrek-karaciğer fonksiyonları, gebelik durumu, alerjisi ve kullandığı diğer ilaçlar dikkate alındı mı? Reçete veya istem hatalı mıydı? İlacı uygulayan personel doğru hastaya doğru ilacı verdi mi? Yan etki ortaya çıktığında müdahale zamanında yapıldı mı? Zarar ile ilaç hatası arasında illiyet bağı var mı?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281. maddesine göre taraflar, bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren iki hafta içinde rapordaki eksik hususların tamamlattırılmasını, belirsizliklerin açıklattırılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını talep edebilir. Bu nedenle ilaç hatası davalarında gelen rapor ayrıntılı şekilde incelenmeli; rapor eksik, çelişkili veya branş dışı ise etkili itiraz hazırlanmalıdır.
Özellikle “ilaç yan etkisidir” veya “komplikasyondur” denilerek dosyanın kapatılmasına karşı dikkatli olunmalıdır. Bilirkişi, hastanın alerji kaydını, doz hesabını, ilaç etkileşimlerini, hemşire uygulama kayıtlarını, eczane kayıtlarını ve zarar sonrası müdahale sürecini somut şekilde incelemelidir.
Aydınlatılmış Onam ve İlaç Tedavisi
İlaç tedavisinde de hastanın bilgilendirilmesi gerekir. Elbette her basit ilaç için uzun ve ayrıntılı yazılı onam aranmaz. Ancak ağır yan etkileri bulunan, yüksek riskli, uzun süreli veya özel takip gerektiren ilaçlarda hastaya gerekli açıklamalar yapılmalıdır.
Örneğin kemoterapi, kan sulandırıcı, insülin, bağışıklık baskılayıcı ilaçlar, psikiyatrik ilaçlar, epilepsi ilaçları, anestezi ilaçları veya ciddi alerjik reaksiyon riski bulunan ilaçlar bakımından hasta; kullanım şekli, yan etkiler, uyarı belirtileri, hangi durumda acile başvurması gerektiği ve kontroller hakkında bilgilendirilmelidir.
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin rıza ve bilgilendirme hükümleri gereğince, tıbbi müdahalelerde hastanın rızası esastır ve rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması gerekir.
Hasta yeterince bilgilendirilmeden riskli ilaç tedavisine başlanmış, hasta yan etki belirtilerini bilmediği için geç başvurmuş ve zarar ağırlaşmışsa, bilgilendirme eksikliği ayrıca tazminat sebebi olarak ileri sürülebilir.
Ceza Soruşturması Açılabilir mi?
Yanlış ilaç verilmesi veya yanlış doz uygulanması bazı hallerde yalnızca tazminat davasına değil, ceza soruşturmasına da konu olabilir. Hatanın sonucunda hasta yaralanmış, sağlığı bozulmuş, kalıcı zarar görmüş veya hayatını kaybetmişse taksirle yaralama ya da taksirle öldürme suçları gündeme gelebilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesinde taksirle yaralama suçu düzenlenmiştir; güncel metinde taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi hakkında ceza öngörülmektedir. Ölüm halinde ise Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesindeki taksirle öldürme hükümleri gündeme gelebilir.
Ancak sağlık meslek mensupları hakkında yürütülecek soruşturmalarda özel izin usulleri bulunmaktadır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek Madde 18’e göre, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamındaki muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılacak soruşturmalarda Mesleki Sorumluluk Kurulu süreci gündeme gelir.
Ceza soruşturması ile tazminat davası farklıdır. Ceza dosyasında sağlık personelinin cezai sorumluluğu araştırılırken, tazminat davasında hastanın veya yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi amaçlanır. Ancak ceza dosyasındaki ifadeler, Adli Tıp raporları, ilaç kayıtları ve bilirkişi değerlendirmeleri tazminat davasında önemli delil olabilir.
Yanlış İlaç Verilmesi Halinde Hasta Ne Yapmalıdır?
Yanlış ilaç veya yanlış doz şüphesi varsa hasta ya da hasta yakını öncelikle tüm belgeleri saklamalıdır. İlaç kutusu, reçete, e-reçete bilgisi, eczane fişi, hastane evrakı, hemşire ilaç uygulama formu, serum etiketi, taburcu reçetesi, doktor yazışmaları ve varsa fotoğraflar kaybolmamalıdır.
İkinci olarak, sağlık kuruluşundan hasta dosyası ve ilaç uygulama kayıtları yazılı olarak talep edilmelidir. Özellikle hastane içinde yapılan ilaç hatalarında doktor istemleri, hemşire uygulama çizelgeleri, barkod kayıtları, alerji kayıtları ve acil müdahale evrakları çok önemlidir.
Üçüncü olarak, zarar tıbbi olarak belgelenmelidir. Yanlış ilaçtan sonra oluşan alerjik reaksiyon, kanama, organ hasarı, yoğun bakım süreci, nörolojik zarar, böbrek veya karaciğer hasarı, psikolojik etki ve iş göremezlik raporları dosyaya eklenmelidir.
Dördüncü olarak, olayın özel hastanede mi, devlet hastanesinde mi, eczanede mi yoksa özel klinikte mi meydana geldiği belirlenmelidir. Çünkü özel hastane dosyalarında tüketici mahkemesi ve arabuluculuk; devlet hastanesi dosyalarında idareye başvuru ve tam yargı davası; eczane hatalarında ise özel hukuk sorumluluğu ayrıca değerlendirilir.
Sonuç: Yanlış İlaç ve Yanlış Doz Hataları Ciddi Hukuki Sorumluluk Doğurabilir
Yanlış ilaç verilmesi veya yanlış doz uygulanması, basit bir ihmal gibi görülmemelidir. Bazı ilaç hataları hastanın hayatını doğrudan tehlikeye sokabilir, kalıcı sakatlık oluşturabilir, yoğun bakım sürecine neden olabilir veya ölümle sonuçlanabilir.
Bu tür olaylarda her yan etki doktor hatası değildir; ancak her “yan etki” savunması da sağlık kuruluşunu sorumluluktan kurtarmaz. Hukuki değerlendirmede ilacın doğru seçilip seçilmediği, dozun doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, alerji ve ilaç etkileşimlerinin kontrol edilip edilmediği, ilacın doğru hastaya doğru yoldan uygulanıp uygulanmadığı, hasta takibinin yapılıp yapılmadığı ve zarar ile ilaç hatası arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı incelenir.
Yanlış ilaç veya yanlış doz nedeniyle zarar gören hasta; tedavi giderleri, yoğun bakım masrafları, iş göremezlik zararı, bakıcı giderleri, kalıcı maluliyet, kazanç kaybı ve manevi tazminat talep edebilir. Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteyebilir.
Bu nedenle ilaç hatası şüphesi bulunan olaylarda vakit kaybetmeden tıbbi kayıtlar toplanmalı, reçete ve ilaç belgeleri saklanmalı, olayın kronolojisi çıkarılmalı, özel-devlet hastanesi ayrımı doğru yapılmalı ve maddi-manevi tazminat talepleri eksiksiz şekilde ileri sürülmelidir.