Single Blog Title

This is a single blog caption

Acil Serviste Yanlış Müdahale veya Müdahalede Gecikme Nedeniyle Dava

Acil Serviste Yanlış Müdahale veya Gecikme Nedir?

Acil serviste yanlış müdahale veya müdahalede gecikme, hastanın acil sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğu bir durumda gerekli tıbbi değerlendirme, teşhis, müdahale, gözlem, konsültasyon, sevk veya stabilizasyon işlemlerinin zamanında ve tıp kurallarına uygun şekilde yapılmaması nedeniyle zarar görmesidir. Bu tür olaylar uygulamada acil servis hatası, acil serviste doktor hatası, yanlış teşhis, geç müdahale, hatalı taburculuk, sevk gecikmesi veya tıbbi malpraktis olarak adlandırılır.

Acil servis, sağlık hizmetinin en kritik alanlarından biridir. Çünkü acile başvuran hastanın durumu çoğu zaman hızlı karar verilmesini, doğru triyaj yapılmasını, hayati bulguların dikkatle değerlendirilmesini ve gerekiyorsa derhal müdahale edilmesini gerektirir. Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği’nin amacı, acil sağlık hizmetlerinin ülke genelinde eşit, ulaşılabilir, kaliteli, süratli ve verimli şekilde yürütülmesini sağlamak; bu hizmeti sunan kamu ve özel sağlık kuruluşlarının uyması gereken esasları belirlemektir. Yönetmelik, Millî Savunma Bakanlığı hariç olmak üzere kamu kurumlarını, özel hukuk tüzel kişilerini, gerçek kişileri ve bunlar tarafından kurulan sağlık kurum ve kuruluşlarını kapsar.

Acil serviste yaşanan her olumsuz sonuç otomatik olarak doktor hatası anlamına gelmez. Bazı hastalıklar çok hızlı ilerleyebilir, bazı klinik tablolar başlangıçta belirgin olmayabilir, bazı müdahalelere rağmen istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Ancak hastanın şikâyetleri ciddiye alınmamışsa, gerekli tetkikler yapılmamışsa, vital bulgular kaydedilmemişse, uzman konsültasyonu istenmemişse, hasta stabil hale getirilmeden taburcu veya sevk edilmişse, acil müdahale gecikmişse ya da hastane gerekli organizasyonu sağlayamamışsa hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.

Acil Servisin Hukuki Yükümlülükleri

Acil servisler, yalnızca hastanın kayıt yaptırdığı ve sırayla muayene edildiği birimler değildir. Acil servis; triyaj, ilk değerlendirme, tıbbi müdahale, resüsitasyon, gözlem, tetkik, konsültasyon, sevk ve kayıt işlemlerinin bütünlük içinde yürütüldüğü özel bir sağlık hizmeti alanıdır. Bu nedenle acil servis hizmetinde hata, yalnızca doktorun bireysel davranışından değil, hastane organizasyonundan, personel yetersizliğinden, cihaz eksikliğinden, kayıt sistemindeki aksaklıktan veya sevk koordinasyonundaki hatadan da kaynaklanabilir.

Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre kamu ve özel bütün hastanelerin acil birimleri, acil başvuruları ayrım yapmaksızın kabul etmek zorundadır. Başvuran her hasta için acil tıbbi değerlendirme, müdahale ve gerektiğinde stabilizasyon sağlanmalıdır. Acil sağlık hizmeti, hizmete ihtiyaç duyulan andan kesin tedavi sürecine kadar kesintisiz verilmelidir.

Bu düzenleme, acil servisin “hasta kabul etmeme”, “sosyal güvencesi yok diye müdahaleyi geciktirme”, “ön ödeme alınmadan işlem yapmama” veya “durumu ağır olan hastayı değerlendirmeden başka yere yönlendirme” gibi uygulamalarla hareket edemeyeceğini gösterir. Acil durumda öncelik, hastanın hayatı ve sağlığıdır. İdari, mali veya organizasyonel konular, acil tıbbi müdahalenin önüne geçemez.

Acil servislerin fizikî altyapı, insan gücü, tıbbi cihaz, donanım, ilaç, serum, sarf malzemesi ve ambulans hizmetleri bakımından 24 saat kesintisiz hizmet verecek şekilde yapılandırılması gerekir. Yönetmelik ayrıca acil servis hizmetlerinin uzman tabip sorumluluğunda, acil sağlık hizmetleri konusunda eğitimli ve yeterli sayıda tabip, hemşire ve diğer personel ile yürütülmesini; acil vaka ile ilgili bütün verilerin kayıt ve arşiv sistemine alınmasını öngörmektedir.

Acil Serviste En Sık Görülen Hatalar

Acil servis kaynaklı tazminat davalarında birçok farklı hata türüyle karşılaşılır. En sık görülen durumlar; yanlış teşhis, geç teşhis, eksik muayene, vital bulguların kaydedilmemesi, gerekli tetkiklerin yapılmaması, hastanın erken taburcu edilmesi, uzman konsültasyonunun istenmemesi, sevk gecikmesi, stabilizasyon sağlanmadan nakil, hatalı ilaç uygulaması, yanlış doz, serum veya enjeksiyon hatası, travma hastasında görüntüleme eksikliği, kalp krizi veya inme bulgularının atlanması, çocuk hastalarda ateş ve enfeksiyon bulgularının hafife alınmasıdır.

Örneğin göğüs ağrısıyla başvuran hastada EKG, kardiyak enzim ve gözlem süreci gerektiği halde hasta “mide ağrısı” denilerek gönderilmişse; şiddetli baş ağrısı ve nörolojik bulgularla gelen hastada beyin kanaması veya inme araştırılmamışsa; yüksek ateş, döküntü, bilinç değişikliği veya gözde şişlik gibi bulgular bulunan çocuk hastada enfeksiyon odağı araştırılmadan hasta taburcu edilmişse acil servis sorumluluğu tartışılır.

Acil serviste hatalı müdahale yalnızca “hiç müdahale edilmemesi” değildir. Yanlış ilaç verilmesi, alerji öyküsünün alınmaması, damar yolu işlemi sırasında zarar verilmesi, kırık veya iç kanama bulgularının gözden kaçırılması, adli vaka bildiriminin yapılmaması, hastanın gözlem altında tutulması gerekirken eve gönderilmesi de hukuki sorumluluğa neden olabilir.

Triyaj Hatası ve Bekletme Nedeniyle Sorumluluk

Acil servislerde hasta yoğunluğu sık karşılaşılan bir durumdur. Ancak yoğunluk, acil ve hayati riski bulunan hastanın zamanında değerlendirilmemesini her zaman haklı göstermez. Triyaj sistemi, hastaların başvuru sırasına göre değil, tıbbi aciliyet derecesine göre değerlendirilmesini amaçlar. Bu nedenle hayati riski bulunan hastanın uzun süre bekletilmesi, daha az acil hastaların önceliklendirilmesi veya hastanın şikâyetleri dikkate alınmadan “yeşil alan” gibi değerlendirilmesi tazminat sorumluluğu doğurabilir.

Acil servis yoğunluğu, hastanenin organizasyon yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Yönetmelik acil servislerin 24 saat kesintisiz hizmet sunacak şekilde fizikî altyapı, personel ve donanım bakımından yapılandırılmasını öngördüğünden, sistematik personel eksikliği, cihaz yetersizliği veya kayıt-karşılama aksaklığı hizmet kusuru olarak ileri sürülebilir.

Özellikle çocuk, yaşlı, gebe, travma hastası, bilinç bulanıklığı olan kişi, göğüs ağrısı, nefes darlığı, felç bulgusu, yüksek ateş, ciddi karın ağrısı veya aktif kanama şikâyetiyle gelen hastalarda triyajın doğru yapılması hayati önem taşır. Hastanın durumu acil olduğu halde uzun süre bekletilmiş ve bu gecikme nedeniyle zarar ağırlaşmışsa, tazminat davasında gecikme ile zarar arasındaki illiyet bağı araştırılır.

Yanlış Teşhis ve Hatalı Taburculuk

Acil servis davalarında en önemli başlıklardan biri yanlış teşhis ve hatalı taburculuktur. Acil servis hekimi, hastayı yalnızca yüzeysel şekilde değerlendirip gönderemez. Hastanın başvuru şikâyeti, yaşı, tıbbi öyküsü, vital bulguları, muayene bulguları, tetkik ihtiyacı ve risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2025/2480 E., 2025/2339 K. sayılı kararında, yüksek ateş ve gözde şişlik şikâyetiyle acil servise başvuran çocuk hastada sistemik muayene kayıtlarının bulunmaması, ateşin kaynağının araştırılmaması, çocuk ve göz hastalıkları konsültasyonu istenmemesi ve hastanın ateş düşürücü sonrası taburcu edilmesi hizmet kusuru tartışmasına konu edilmiştir. Kararda, tıbbi özenin gösterilmemesi ve doğru teşhis-tedaviye ulaşmayı sağlayacak işlemlerin yapılmaması nedeniyle idarenin hizmet kusurundan sorumlu tutulması gerektiği değerlendirilmiştir.

Bu karar acil servis dosyaları açısından önemlidir. Çünkü acil hekimliği hızlı karar gerektirir; ancak hız, eksik muayene veya eksik kayıt anlamına gelmez. Ateş, bilinç değişikliği, nörolojik bulgu, travma, göğüs ağrısı, karın ağrısı, nefes darlığı veya enfeksiyon şüphesi gibi durumlarda hastanın yalnızca şikâyeti geçici olarak hafifledi diye taburcu edilmesi yeterli olmayabilir. Hastanın hayati riski dışlanmadan, gerekli tetkik ve konsültasyon yapılmadan taburcu edilmesi halinde sorumluluk gündeme gelir.

Sevk Gecikmesi ve Stabilizasyon Sağlanmadan Nakil

Acil servis hatalarında bir diğer önemli konu sevk sürecidir. Bir hastanenin tıbbi-teknik imkânları hastanın tedavisi için yetersizse, hasta uygun merkeze sevk edilmelidir. Ancak sevk, hastayı sorumluluktan kurtulmak için hızlıca başka kuruma göndermek anlamına gelmez. Hastanın ilk tıbbi müdahalesi yapılmalı, gerekiyorsa stabilizasyonu sağlanmalı, sevk edilecek kurumla koordinasyon kurulmalı ve yapılan tıbbi bakım yazılı şekilde belgelendirilmelidir.

Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre, ilk tıbbi müdahaleden sonra ileri bakım ve tedavi bakımından yetersizlik varsa, sevki uygun görülen hastane ile koordinasyon sağlanmalı; verilen tıbbi bakım ilgili birim sorumlusu tarafından yazılı olarak belgelenmeli ve bu belge nakil yapılacak kuruma hasta ile birlikte gönderilmelidir. Nakil, kural olarak stabilizasyon sağlandıktan sonra yapılır; ancak mevcut tıbbi-teknik imkânlarla uygun bakımın sağlanamayacağı tespit edilen hayati tehlike veya sakatlık tehlikesi hallerinde sevk gündeme gelebilir.

Sevk gecikmesi özellikle kalp krizi, inme, beyin kanaması, ağır travma, çocuk yoğun bakım ihtiyacı, yenidoğan yoğun bakım ihtiyacı, büyük yanık, organ yaralanması ve yoğun bakım gereksinimi bulunan hastalarda ağır sonuçlara yol açabilir. Hasta zamanında uygun merkeze gönderilmemişse, ambulans organizasyonu yapılmamışsa, sevk edilecek hastaneyle irtibat kurulmamışsa veya hasta gerekli bilgi ve belgeler olmadan nakledilmişse hukuki sorumluluk doğabilir.

Özel Hastane Acil Servis Hatalarında Dava

Acil servis hatası özel hastanede meydana gelmişse dava yolu çoğu zaman özel hukuk ve tüketici hukuku çerçevesinde değerlendirilir. Özel hastane, yalnızca acil serviste görevli doktorun bireysel hatasından değil, sunduğu acil sağlık hizmetinin bütün organizasyonundan sorumludur. Personel sayısı, uzman hekim erişimi, laboratuvar, görüntüleme, yoğun bakım, ambulans, tıbbi cihazlar, ilaçlar, kayıt sistemi ve sevk koordinasyonu özel hastanenin sorumluluk alanındadır.

Özel sağlık hizmetleri birçok durumda tüketici işlemi kapsamında değerlendirilebilir. Ticaret Bakanlığı’nın yayımladığı güncel mevzuat sayfasında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ikincil mevzuat yer almaktadır; özel hastane ile hasta arasındaki hizmet ilişkisi somut olayın niteliğine göre tüketici hukuku kapsamında incelenebilir.

Özel hastane acil servisinde hastanın sosyal güvencesi veya ödeme gücü nedeniyle müdahalenin geciktirilmesi ayrıca hukuka aykırılık oluşturabilir. SGK’nın acil sağlık hizmetlerine ilişkin bilgilendirmesine göre, acil hal kapsamında sunulan acil sağlık hizmetleri nedeniyle sözleşmeli veya sözleşmesiz sağlık hizmet sunucuları tarafından kişilerden katılım payı ve ilave ücret alınmaması gerekir; ücret alınması halinde başvuru yolları da ayrıca belirtilmiştir.

Acil halin sona ermesi ve sonraki işlemlerin ilave ücrete tabi olacağı iddia ediliyorsa, hastaya veya hasta yakınına bu hususun yazılı olarak bildirilmesi gerekir. SGK bilgilendirmesinde, acil servise başvurudan itibaren 24 saat içinde stabilizasyon ve yatış/sevk gibi ölçütler ile “Acil Halin Sona Ermesine İlişkin Bilgilendirme Formu” kullanılarak yazılı bilgilendirme yapılması gerektiği belirtilmektedir.

Devlet Hastanesi Acil Servis Hatalarında Dava

Acil servis hatası devlet hastanesinde, şehir hastanesinde, eğitim araştırma hastanesinde veya kamu üniversitesi hastanesinde meydana gelmişse dava yolu özel hastaneden farklıdır. Devlet hastanesinde sunulan acil sağlık hizmeti kamu hizmetidir. Bu hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halinde idarenin hizmet kusuru gündeme gelir.

Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Danıştay kararlarında da hizmet kusuru; kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak değerlendirilmekte; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi ya da hiç işlememesi halinde idarenin tazmin yükümlülüğünün doğabileceği kabul edilmektedir.

Devlet hastanesindeki acil servis hatasında çoğu durumda doğrudan doktora karşı adli yargıda tazminat davası açmak yerine, ilgili idareye başvuru ve ardından idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilen kişilerin eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerekir. Başvurunun reddi veya süresinde cevap verilmemesi halinde dava açma süreci başlar.

Bu nedenle devlet hastanesinde acil servis hatası iddiası varsa süreler dikkatle hesaplanmalıdır. Hastanın ne zaman başvurduğu, zararın ne zaman ortaya çıktığı, hatanın ne zaman öğrenildiği, ölüm varsa ölüm tarihi, maluliyet varsa rapor tarihi ve idareye başvuru tarihi dava stratejisini doğrudan etkiler.

Acil Servis Hatasında Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?

Acil serviste yanlış müdahale veya müdahalede gecikme nedeniyle zarar gören hasta, şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat; tedavi giderleri, ilaç masrafları, ameliyat giderleri, yoğun bakım masrafları, özel hastanede yapılan ek tedavi giderleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon giderleri, protez ve medikal malzeme masrafları, ulaşım giderleri, bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik zararı, kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması gibi kalemleri kapsar.

Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı acı, elem, korku, psikolojik yıkım, bedensel bütünlüğünün bozulması, kalıcı sakatlık, yaşam kalitesinin düşmesi, sosyal hayatının etkilenmesi ve güven duygusunun zedelenmesi nedeniyle talep edilir. Acil serviste gecikme sonucunda hasta kalıcı felç geçirmiş, organ kaybı yaşamış, ağır enfeksiyon nedeniyle sakat kalmış, yanlış ilaç nedeniyle zarar görmüş veya yoğun bakım süreci yaşamışsa manevi tazminat önem kazanır.

Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. Eş, çocuklar, anne-baba ve somut olayda destek ilişkisi bulunan kişiler, ölüm nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesini isteyebilir.

Acil Servis Hatası Nasıl İspatlanır?

Acil servis hatalarında en kritik konu ispat sürecidir. Çünkü acil servis olayları çoğu zaman kısa zaman aralıklarında gelişir ve küçük bir gecikme dahi ağır sonuç doğurabilir. Bu nedenle dakikalar, kayıt saatleri, tetkik istem zamanları, sonuç saatleri, muayene notları, taburcu saati, sevk saati ve ambulans kayıtları son derece önemlidir.

Delil olarak acil servis kayıtları, triyaj formu, hasta giriş saati, vital bulgu kayıtları, muayene notu, hemşire gözlem formu, laboratuvar sonuçları, EKG, MR, tomografi, röntgen, ultrason kayıtları, konsültasyon istemleri, reçeteler, ilaç uygulama kayıtları, enjeksiyon formları, taburcu evrakı, sevk formu, ambulans kayıtları, yoğun bakım kayıtları, kamera kayıtları, adli vaka formları ve hasta yakını beyanları kullanılabilir.

Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumu ile ilgili dosya ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilmesine ve suret alabilmesine imkân tanır. Aynı Yönetmelik, hastanın sağlık durumu, uygulanacak işlemler, muhtemel riskler ve alternatifler hakkında bilgi alma hakkını da düzenlemektedir.

Acil servis dosyalarında kayıt eksikliği çok önemlidir. Örneğin hastanın vital bulguları yazılmamışsa, sistemik muayene kaydı yoksa, konsültasyon istenip istenmediği belli değilse, taburcu kararı gerekçelendirilmemişse veya sevk evrakı eksikse bu durum hastane aleyhine değerlendirilebilir. Danıştay’ın yukarıda anılan kararında da sistemik muayene kayıtlarının bulunmaması ve gerekli konsültasyonların istenmemesi hizmet kusuru değerlendirmesinde önemli bir unsur olmuştur.

Bilirkişi Raporunun Önemi

Acil servis hatası davalarında bilirkişi raporu çoğu zaman davanın kaderini belirler. Bilirkişi heyeti, acil tıp uzmanı başta olmak üzere olayın niteliğine göre kardiyoloji, nöroloji, beyin cerrahisi, çocuk hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları, genel cerrahi, ortopedi, anestezi, yoğun bakım veya adli tıp uzmanlarından oluşturulmalıdır.

Bilirkişi raporunda şu sorulara açık cevap verilmelidir: Hastanın acil servise başvuru şikâyeti neydi? Triyaj doğru yapıldı mı? Vital bulgular uygun şekilde değerlendirildi mi? Gerekli tetkikler istendi mi? Tetkik sonuçları zamanında incelendi mi? Konsültasyon gerekli miydi? Hasta gözlem altında tutulmalı mıydı? Taburcu kararı doğru muydu? Sevkte gecikme var mıydı? Stabilizasyon sağlandı mı? Zarar ile gecikme veya yanlış müdahale arasında illiyet bağı var mı?

Eksik bilirkişi raporlarına itiraz edilmelidir. Özellikle “komplikasyon” veya “kusur yoktur” şeklinde genel ifadeler içeren, acil servis kayıt saatlerini incelemeyen, vital bulguları değerlendirmeyen, konsültasyon ihtiyacını tartışmayan veya zararın gecikmeyle ilişkisini açıklamayan raporlar yeterli olmayabilir.

Ceza Soruşturması Açılabilir mi?

Acil serviste yanlış müdahale veya müdahalede gecikme bazı durumlarda ceza soruşturmasına da konu olabilir. Taksirle yaralama, taksirle ölüme neden olma, görevi ihmal, belgede sahtecilik, hasta kayıtlarının değiştirilmesi veya adli vakanın bildirilmemesi gibi iddialar varsa savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir.

Ancak sağlık meslek mensupları hakkında yürütülecek soruşturmalarda özel izin usulleri bulunmaktadır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek Madde 18 kapsamında, kamu veya özel sağlık kurumlarında görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılacak soruşturmalarda Mesleki Sorumluluk Kurulu süreci gündeme gelebilmektedir. Sağlık Bakanlığı kaynaklarında bu kurulun kanuni dayanağı ayrıca açıklanmıştır.

Ceza soruşturması ile tazminat davası birbirinden farklıdır. Ceza soruşturmasında sağlık personelinin cezai sorumluluğu araştırılırken, tazminat davasında hastanın veya yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi amaçlanır. Ancak ceza dosyasında alınan Adli Tıp raporları, ifadeler ve tıbbi belgeler tazminat davasında önemli delil olabilir.

Acil Servis Hatası Şüphesinde Ne Yapılmalıdır?

Acil servis hatası şüphesi varsa hasta veya hasta yakını öncelikle tüm tıbbi kayıtları istemelidir. Acil servis giriş kaydı, triyaj formu, vital bulgular, muayene notu, tetkik sonuçları, görüntüleme kayıtları, EKG, ilaç uygulama kayıtları, konsültasyon evrakları, taburcu formu, sevk belgeleri, ambulans kayıtları ve yoğun bakım kayıtları eksiksiz alınmalıdır.

İkinci olarak, olayın özel hastanede mi, devlet hastanesinde mi, kamu üniversitesi hastanesinde mi yoksa özel tıp merkezinde mi gerçekleştiği belirlenmelidir. Çünkü görevli mahkeme, dava yolu, arabuluculuk, idareye başvuru ve davalı taraf bu ayrıma göre değişir.

Üçüncü olarak, zararın kapsamı belirlenmelidir. Hastanın kalıcı sakatlığı, iş göremezliği, tedavi giderleri, bakıcı ihtiyacı, yeni ameliyat masrafları, psikolojik zararları veya ölüm halinde yakınların destekten yoksun kalma zararları hesaplanmalıdır. Yalnızca “şikâyet” başvurusu yapmak çoğu zaman tazminat hakkının kullanılmasını sağlamaz; ayrıca doğru yargı yolunda maddi ve manevi tazminat talep edilmelidir.

Dördüncü olarak, süreler kaçırılmamalıdır. Devlet hastanesi olaylarında idareye başvuru süresi; özel hastane olaylarında zamanaşımı, tüketici hukuku ve arabuluculuk şartı; ceza soruşturması yönünden ise soruşturma usulleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Sonuç: Acil Serviste Gecikme veya Yanlış Müdahale Ciddi Tazminat Sorumluluğu Doğurabilir

Acil servis, hastanın en hızlı ve en etkili tıbbi müdahaleye ulaşması gereken yerdir. Bu nedenle acil serviste yanlış teşhis, eksik muayene, hatalı taburculuk, müdahalede gecikme, sevk organizasyonunun yanlış yapılması, stabilizasyon sağlanmadan nakil veya gerekli konsültasyonların istenmemesi ağır sonuçlara neden olabilir.

Her kötü sonuç doktor hatası sayılmaz; ancak her “yoğunluk vardı”, “hasta acil değildi” veya “komplikasyon gelişti” savunması da hastane veya doktoru sorumluluktan kurtarmaz. Hukuki değerlendirmede asıl sorular şunlardır: Hastanın aciliyeti doğru belirlendi mi? Gerekli tetkikler yapıldı mı? Vital bulgular kaydedildi mi? Konsültasyon istendi mi? Hasta zamanında müdahale aldı mı? Taburcu veya sevk kararı tıbben doğru muydu? Zarar ile gecikme veya yanlış müdahale arasında illiyet bağı var mı?

Acil serviste yanlış müdahale veya müdahalede gecikme nedeniyle zarar gören hasta; maddi tazminat, manevi tazminat, iş göremezlik zararı, tedavi giderleri, bakıcı giderleri ve ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Özel hastane olaylarında doktor ve hastane sorumluluğu; devlet hastanesi olaylarında ise idarenin hizmet kusuru ve tam yargı davası yolu dikkatle değerlendirilmelidir.

Bu nedenle acil servis hatası şüphesi bulunan olaylarda en önemli adım, zaman kaybetmeden tıbbi kayıtları toplamak, olayın kronolojisini saat saat çıkarmak, doğru davalıyı ve doğru mahkemeyi belirlemek, bilirkişi sürecine güçlü hazırlanmak ve maddi-manevi zararları eksiksiz şekilde talep etmektir.

Leave a Reply

Call Now Button