Ameliyat Sırasında Yapılan Hata Nasıl İspatlanır? Doktor Hatası Delilleri ve Tazminat Davası
Ameliyat sırasında yapılan doktor hataları; tıbbi kayıtlar, ameliyat raporları, anestezi belgeleri, uzman hekim değerlendirmeleri ve bilirkişi incelemeleriyle ortaya konulabilir. Özellikle yanlış cerrahi müdahale, ameliyat sırasında organ veya sinir hasarı meydana gelmesi, hastanın vücudunda tıbbi malzeme unutulması veya ameliyat sonrası bakımın ihmal edilmesi gibi durumlarda tıbbi malpraktis iddiası gündeme gelebilir.
Türkiye’de her yıl çok sayıda hasta devlet hastanelerinde ve özel hastanelerde cerrahi müdahale geçirmektedir. Bu ameliyatların bir kısmının ardından beklenmeyen sağlık sorunları ortaya çıkabilmektedir.
Bazı hastalar ameliyat sonrasında hareket kaybı yaşamakta, bazıları yeniden ameliyat olmak zorunda kalmakta, bazıları ise kalıcı organ hasarı veya çalışma gücü kaybıyla karşılaşmaktadır.
Bu durumlarda hastaların en çok merak ettiği konu, yaşadıkları zararın doktor hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının nasıl ispatlanacağıdır.
Peki, ameliyat sırasında doktor hatası nasıl kanıtlanır? Ameliyat raporu doktor hatasını gösterir mi? Doktor hatası davasında ispat yükü kimdedir? Bilirkişi raporunda doktor kusursuz bulunursa ne yapılabilir?
Ameliyat Sırasında Yapılan Doktor Hatası Nedir?
Ameliyat sırasında yapılan doktor hatası, cerrahi müdahalenin tıp biliminin kabul ettiği standartlara veya hekimin mesleki özen yükümlülüğüne aykırı şekilde gerçekleştirilmesidir.
Hukukta bu tür hatalar tıbbi malpraktis olarak ifade edilmektedir.
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 11. maddesi hastanın tıbbi gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakım hizmeti alma hakkını düzenlemektedir.
Aynı Yönetmeliğin 14. maddesine göre sağlık personeli, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni göstermekle yükümlüdür.
Bu kapsamda cerrahi müdahalenin planlanması, uygun yöntemin seçilmesi, ameliyatın gerçekleştirilmesi ve ameliyat sonrası bakım süreçleri birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin hastanın yanlış organının ameliyat edilmesi, cerrahi işlem sırasında gerekli güvenlik kontrollerinin yapılmaması veya ameliyat sonrası ortaya çıkan ciddi kanamanın zamanında fark edilmemesi tıbbi hata iddiasına konu olabilir.
Ancak yalnızca ameliyattan beklenen sonucun elde edilememesi, doktorun kusurlu olduğunu kendiliğinden göstermez.
Ameliyat Hatası Nasıl İspatlanır?
Ameliyat hatasının ispatında en önemli konu, gerçekleştirilen tıbbi müdahalenin standartlara uygun olup olmadığının objektif delillerle değerlendirilmesidir.
Bunun için genellikle ameliyat öncesindeki sağlık durumu, cerrahi işlemin gerçekleştirilme şekli ve ameliyat sonrasındaki gelişmeler karşılaştırılır.
Örneğin ameliyat öncesinde herhangi bir hareket kaybı bulunmayan hastanın ameliyat sonrasında bacağını kullanamaması halinde, bu sonucun hangi nedenle meydana geldiğinin araştırılması gerekir.
Ancak yalnızca ameliyat öncesinde hareket kaybı bulunmaması ve sonrasında hareket kaybı ortaya çıkması doktor hatasının kesin olarak ispatlandığı anlamına gelmez.
Sinir hasarının ameliyatın bilinen bir komplikasyonu olup olmadığı, cerrahi müdahalenin uygun teknikle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve ortaya çıkan soruna zamanında müdahale edilip edilmediği incelenmelidir.
Bu değerlendirmede tıbbi kayıtlar ve uzman bilirkişi raporları önem taşımaktadır.
Ameliyat Hatasını İspatlamak İçin Hangi Belgeler Gereklidir?
Ameliyat sırasında doktor hatası yapıldığını düşünen hastaların, ilgili sağlık kuruluşundaki tıbbi belgeleri temin etmeleri gerekir.
Özellikle aşağıdaki belgeler önem taşımaktadır:
1. Ameliyat raporu
Ameliyat raporu, cerrahi müdahalenin nasıl gerçekleştirildiğini gösteren temel tıbbi kayıtlardan biridir.
Ameliyatın hangi yöntemle yapıldığı, operasyon sırasında karşılaşılan önemli bulgular ve gerçekleştirilen işlemler bu kayıtlarda yer alabilir.
Örneğin hastanın ameliyat sırasında damar veya sinir hasarı yaşadığı iddia ediliyorsa ameliyat raporundaki açıklamalar bilirkişi değerlendirmesi bakımından önemlidir.
2. Anestezi kayıtları
Anestezi kayıtları, ameliyat sırasında hastanın yaşamsal bulgularına, uygulanan ilaçlara ve anestezi sürecine ilişkin bilgileri içerebilir.
Özellikle anestezi sırasında meydana gelen komplikasyonlar, oksijenlenme sorunları veya ilaç uygulama hataları bakımından bu kayıtlar önem taşır.
3. Hemşire gözlem ve takip formları
Hemşire gözlem kayıtları, ameliyat öncesinde ve sonrasında hastanın sağlık durumunun izlenmesine ilişkin bilgiler sağlayabilir.
Örneğin ameliyat sonrasında hastanın tansiyonunun düşmesi, kanama belirtilerinin ortaya çıkması veya şiddetli ağrı bildirmesi halinde bu durumların kayıtlara yansıyıp yansımadığı araştırılabilir.
4. Epikriz raporu
Epikriz, hastanın hastanede gördüğü tedavinin genel özetini içeren belgedir.
Ancak epikriz raporunda bütün cerrahi işlemlerin ve ameliyat sırasında yaşanan gelişmelerin ayrıntılı şekilde yer alması zorunlu olarak beklenmemelidir.
Bu nedenle doktor hatası iddiasında yalnızca epikriz raporuyla yetinilmemelidir.
5. Radyolojik görüntüler ve laboratuvar sonuçları
MR, tomografi, ultrason, röntgen ve diğer tıbbi görüntüler hastanın ameliyat öncesindeki ve sonrasındaki sağlık durumunun karşılaştırılmasında önem taşıyabilir.
Özellikle organ hasarı, sinir yaralanması, kanama veya yabancı cisim unutulması iddialarında görüntüleme sonuçları belirleyici olabilir.
6. Aydınlatılmış onam formu
Ameliyat öncesinde hastaya yapılan bilgilendirmeyi ve verilen rızanın kapsamını gösteren belgeler ayrıca incelenmelidir.
Hastanın ameliyatı kabul etmiş olması, her durumda ameliyatın riskleri konusunda yeterince bilgilendirildiği anlamına gelmez.
Hastane Ameliyat Raporunu Vermek Zorunda mı?
Evet. Hasta, kendisine ait mevcut ameliyat raporunu ve ilgili tıbbi kayıtları inceleme ve bir örneğini alma hakkına sahiptir.
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 16. maddesine göre hastalar, sağlık durumlarıyla ilgili dosya ve kayıtları doğrudan veya yetkili temsilcileri aracılığıyla inceleyebilir ve bunların bir örneğini alabilir.
Bu hak hem devlet hastanelerinde hem de özel hastanelerde geçerlidir.
Dolayısıyla hastane yönetiminin mevcut tıbbi kayıtları herhangi bir hukuki gerekçe bulunmadan hastaya vermeyi reddetmesi, hasta hakları bakımından sorun oluşturabilir.
Özellikle doktor hatası iddiası bulunan olaylarda yalnızca ameliyat raporunun değil, anestezi belgelerinin, hemşire gözlem kayıtlarının ve ilgili diğer tıbbi belgelerin birlikte talep edilmesi önemlidir.
Hastane tarafından kayıtların verilmemesi halinde yazılı başvuru yapılabilir ve gerektiğinde yargılama sırasında kayıtların mahkeme tarafından celbi istenebilir.
Ameliyat Raporunda Hata Yazmıyorsa Doktor Hatası İspatlanabilir mi?
Evet. Ameliyat raporunda açıkça doktor hatası bulunduğunun yazılmaması, tıbbi uygulama hatasının ispatlanamayacağı anlamına gelmez.
Ameliyat raporları genellikle cerrahi işlem sırasında gerçekleştirilen müdahaleleri ve önemli tıbbi bulguları içerir.
Bu raporların amacı her durumda doktorun kusurlu olup olmadığını belirlemek değildir.
Dolayısıyla ameliyat raporunda bir hatadan söz edilmemiş olsa bile diğer tıbbi belgeler üzerinden değerlendirme yapılabilir.
Örneğin ameliyat sonrası hastanın sağlık durumunda ciddi değişiklik meydana gelmişse, laboratuvar sonuçları, görüntüleme kayıtları ve ameliyat sonrası takip belgeleri incelenebilir.
Bu belgelerle ameliyat raporu arasında çelişki bulunması halinde çelişkinin nedeni bilirkişi incelemesiyle araştırılabilir.
Ameliyat Sonrasında Felç Kalmak Doktor Hatasını İspatlar mı?
Ameliyat sonrasında felç meydana gelmesi ciddi bir sağlık sorunudur. Ancak bu sonucun ortaya çıkması tek başına doktorun kusurlu olduğunu göstermez.
Özellikle beyin ve omurga ameliyatlarında bazı nörolojik komplikasyonlar, bütün gerekli tıbbi önlemler alınmasına rağmen gelişebilir.
Buna karşılık cerrahi müdahalenin yanlış teknikle gerçekleştirilmesi, gerekli koruyucu önlemlerin alınmaması veya ortaya çıkan nörolojik soruna zamanında müdahale edilmemesi hukuki sorumluluk doğurabilir.
Örneğin bel fıtığı ameliyatı sonrasında yürüyemeyen bir hastanın durumunda, ameliyat öncesi MR görüntüleri ile ameliyat sonrası görüntülerin karşılaştırılması önem taşır.
Ayrıca ameliyat raporu, nörolojik muayene bulguları ve varsa EMG sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.
Ameliyat Sırasında Sinir Hasarı Oluşursa Doktor Hatası Nasıl Kanıtlanır?
Sinir hasarı, bazı cerrahi müdahaleler sırasında ortaya çıkabilen önemli komplikasyonlardan biridir.
Ancak sinir hasarının tıbbi hata olarak kabul edilip edilmeyeceği, ameliyatın niteliğine ve gerçekleştirilen işlemlere bağlıdır.
Örneğin tiroid ameliyatından sonra hastanın ses kısıklığı yaşaması veya omurga ameliyatından sonra bacağında his kaybı meydana gelmesi tıbbi inceleme gerektirebilir.
Bu durumda sinir hasarının ameliyatın bilinen risklerinden biri olup olmadığı, cerrahi işlemin tıbbi standartlara uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve hastanın bu risk konusunda yeterince bilgilendirilip bilgilendirilmediği araştırılır.
Ayrıca ameliyat sırasında ortaya çıkan veya ameliyat sonrasında fark edilen hasarın zamanında değerlendirilmesi ve uygun şekilde yönetilmesi önemlidir.
Ameliyatta Hastanın Vücudunda Gazlı Bez veya Cerrahi Alet Unutulursa Nasıl İspatlanır?
Ameliyat sırasında hastanın vücudunda gazlı bez, cerrahi alet veya başka bir yabancı cisim unutulması ciddi tıbbi sonuçlar doğurabilir.
Bu tür uyuşmazlıklarda radyolojik görüntüler, yeniden ameliyat yapılmışsa ikinci ameliyat raporu ve varsa çıkarılan materyale ilişkin kayıtlar önem taşır.
Örneğin ameliyat sonrasında geçmeyen karın ağrısı nedeniyle yeniden hastaneye başvuran hastanın tomografisinde yabancı cisim tespit edilmesi halinde bu bulgunun ilk ameliyatla bağlantısı araştırılabilir.
Ayrıca cerrahi malzeme sayım kayıtları ve ameliyathane kontrol belgeleri de incelenebilir.
Yabancı cismin hastanın vücudunda unutulmasının tespit edilmesi, tıbbi standartlara aykırılık bakımından güçlü bir delil oluşturabilir.
Bununla birlikte hukuki sorumluluğun kapsamı ve oluşan zarar ayrıca değerlendirilmelidir.
Doktor Hatası ile Komplikasyon Arasındaki Fark Nasıl İspatlanır?
Tıbbi malpraktis davalarında en önemli uyuşmazlıklardan biri, meydana gelen zararın doktor hatası mı yoksa komplikasyon mu olduğudur.
Komplikasyon, gerekli tıbbi dikkat ve özen gösterilmesine rağmen meydana gelebilen istenmeyen sonuçtur.
Malpraktis ise tıbbi standartlara aykırı uygulama veya gerekli özenin gösterilmemesi nedeniyle ortaya çıkan hatalı müdahaledir.
Örneğin ameliyat sonrasında enfeksiyon gelişmesi tek başına doktor hatasının bulunduğunu göstermez.
Ancak enfeksiyonun önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmaması, belirtilerin zamanında fark edilmemesi veya tedavinin geciktirilmesi hukuki sorumluluğa neden olabilir.
Bu nedenle bilirkişi incelemesinde yalnızca komplikasyonun ortaya çıkma ihtimali değil, komplikasyonun nasıl yönetildiği de değerlendirilmelidir.
Bir sağlık sorununun tıbbi olarak komplikasyon şeklinde adlandırılması, her durumda hastanenin veya doktorun hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Doktor Hatası Davasında İspat Yükü Kimdedir?
Doktor hatası nedeniyle açılan tazminat davalarında ispat yükü, ileri sürülen hukuki iddianın niteliğine göre belirlenmektedir.
Kural olarak tazminat talep eden kişinin uğradığı zararı ve talebini dayandırdığı vakıaları ortaya koyması gerekir.
Ancak hasta ile doktor veya hastane arasındaki sözleşmesel ilişki, sağlık hizmetinin niteliği ve ilgili sorumluluk hükümleri ispat yükünün değerlendirilmesinde önem taşımaktadır.
Özellikle aydınlatılmış onam konusunda farklı bir durum söz konusudur.
Yargıtay uygulamasında, hastanın ameliyatın niteliği ve önemli riskleri hakkında yeterince bilgilendirildiğini ve aydınlatılmış rızasının alındığını ispatlama yükümlülüğünün hekim veya hastanede olduğu kabul edilmektedir.
Dolayısıyla ameliyat hatasının ispatı ile hastanın ameliyat öncesinde yeterince bilgilendirildiğinin ispatı birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Ameliyat Onam Formu İmzalanmışsa Doktor Hatası İspatlanabilir mi?
Evet. Hastanın ameliyat öncesinde onam formu imzalaması, doktorun bütün hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Aydınlatılmış onam, hastanın gerçekleştirilecek müdahalenin niteliği, önemli riskleri ve alternatifleri konusunda yeterince bilgilendirilerek rıza vermesidir.
Ancak hastanın ameliyata rıza göstermesi, tıbbi standartlara aykırı bir müdahaleye de onay verdiği anlamına gelmez.
Örneğin hasta ameliyat sırasında ortaya çıkabilecek sinir hasarı riski hakkında bilgilendirilmiş olabilir.
Buna rağmen cerrahi müdahalenin gerekli dikkat ve özen gösterilmeden gerçekleştirilmesi nedeniyle zarar meydana gelmişse tıbbi uygulama hatası ayrıca incelenebilir.
Aynı şekilde onam formunun genel ifadeler içermesi, ameliyata özgü önemli risklerin açıklanmadığı iddiasının araştırılmasına engel değildir.
Doktor Hatası Davasında Bilirkişi Raporu Neden Önemlidir?
Ameliyat sırasında yapılan hatanın belirlenmesi çoğunlukla özel ve teknik tıbbi bilgi gerektirmektedir.
Bu nedenle mahkemeler, olayın niteliğine göre Adli Tıp Kurumundan veya ilgili uzmanlık alanında görev yapan bilirkişilerden rapor alınmasına karar verebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesi, özel veya teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişi incelemesini düzenlemektedir.
Bilirkişi incelemesinde özellikle ameliyatın tıbbi gerekliliği, kullanılan cerrahi yöntem, ameliyat sırasındaki uygulamalar ve ameliyat sonrası takip süreci değerlendirilmelidir.
Örneğin beyin cerrahisi ameliyatından kaynaklanan bir uyuşmazlıkta ilgili cerrahi uzmanlık alanının, anestezi uygulamasına ilişkin iddialarda ise anesteziyoloji uzmanlığının incelemeye dahil edilmesi önem taşıyabilir.
Ancak bilirkişi raporunun yalnızca doktorun kusurlu olup olmadığını belirten kısa bir sonuçtan ibaret olması yeterli olmayabilir.
Raporun hangi tıbbi kayıtlara dayanılarak hazırlandığı, hangi bilimsel değerlendirmelerin yapıldığı ve tarafların önemli itirazlarının nasıl karşılandığı açıklanmalıdır.
Bilirkişi Doktor Hatası Yok Derse Ne Yapılabilir?
Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunda doktor hatası bulunmadığı belirtilmesi, her durumda davanın reddedileceği anlamına gelmez.
Bilirkişi raporu eksik, çelişkili veya yeterli gerekçeden yoksunsa buna itiraz edilebilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281. maddesi kapsamında taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde rapora yönelik itirazlarını sunabilir.
Kanuni şartların bulunması halinde aynı süre içerisinde başvurularak bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı aşmamak üzere ek süre verilmesi de istenebilir.
İtiraz kapsamında mahkemeden şu taleplerde bulunulabilir:
- Eksik tıbbi kayıtların celbi.
- Bilirkişiden ek rapor alınması.
- Rapordaki çelişkilerin giderilmesi.
- İlgili uzmanlık alanlarından oluşan yeni bilirkişi heyeti görevlendirilmesi.
- Ameliyat sonrası komplikasyon yönetiminin ayrıca incelenmesi.
- Aydınlatılmış onamın yeterliliğinin değerlendirilmesi.
Bilirkişi raporu hâkimi mutlak biçimde bağlamaz. Mahkeme, raporu diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Doktor Hatasını İspatlamak İçin İkinci Bir Doktordan Rapor Alınabilir mi?
Ameliyat sonrasında beklenmeyen zarar yaşayan hastalar, başka bir uzman hekimden ikinci görüş alabilir.
İkinci hekimin değerlendirmesi, hastanın mevcut sağlık durumunun ve önceki ameliyatın sonuçlarının belirlenmesi bakımından yararlı olabilir.
Özellikle yeni muayenede tespit edilen bulguların rapora geçirilmesi önem taşır.
Ancak ikinci doktorun önceki ameliyat hakkında olumsuz görüş bildirmesi, tek başına mahkemenin tıbbi malpraktis bulunduğuna karar vereceği anlamına gelmez.
Özel uzman görüşünün ve mahkemece alınan bilirkişi raporunun değerlendirilmesinde uygulanabilir usul hükümleri dikkate alınmalıdır.
Hastanın özel olarak temin ettiği uzman görüşü, gerekli şartlarda HMK m.293 kapsamında dosyaya sunulabilir.
Hastane Ameliyat Kayıtlarını Kaybetmişse Doktor Hatası Nasıl İspatlanır?
Hastane tarafından tıbbi kayıtların eksik tutulması, kaybedilmesi veya talep edilmesine rağmen sunulmaması, doktor hatası iddiasının değerlendirilmesini zorlaştırabilir.
Ancak sağlık kuruluşlarının tıbbi kayıtların tutulması ve saklanmasına ilişkin hukuki yükümlülükleri bulunmaktadır.
Örneğin ameliyat raporunun bulunmaması veya ameliyat sonrası hemşire gözlem kayıtlarının eksik olması halinde, bu eksikliğin nedeni ve delillerin değerlendirilmesine etkisi araştırılmalıdır.
Ayrıca başka sağlık kuruluşlarında gerçekleştirilen muayene ve tetkikler, ameliyat sonrası radyolojik görüntüler ve diğer mevcut belgeler üzerinden inceleme yapılabilir.
Yargılama sırasında eksik kayıtların celbi ve ilgili kurumdan açıklama istenmesi talep edilebilir.
Bununla birlikte kayıtların eksik olması, her durumda doktor hatasının otomatik olarak ispatlandığı anlamına gelmez. Delil eksikliğinin hukuki sonuçları somut uyuşmazlığa göre değerlendirilir.
Ameliyat Hatasını İspatlamak İçin Delil Tespiti İstenebilir mi?
Bazı uyuşmazlıklarda delillerin kaybolması, değiştirilmesi veya daha sonra incelenmesinin güçleşmesi ihtimali bulunabilir.
Bu durumlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil tespitine ilişkin 400 ve devamı maddeleri kapsamında, hukuki şartların oluşması halinde delil tespiti talep edilmesi mümkündür.
Özellikle hastanın mevcut sağlık durumunun belirlenmesi veya ileride incelenmesi güçleşebilecek bir delilin korunması bakımından bu yol değerlendirilebilir.
Ayrıca mahkemeden tıbbi dosyaların ilgili sağlık kuruluşundan getirtilmesi ve mevcut kayıtların korunması talep edilebilir.
Ancak delil tespiti, her durumda esas davada yapılacak bütün bilirkişi incelemelerinin yerine geçmez.
Devlet Hastanesinde Ameliyat Hatası Nasıl İspatlanır?
Devlet hastanelerinde gerçekleştirilen ameliyatlardan doğan tıbbi uygulama hatası iddialarında kamu sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülüp yürütülmediği araştırılır.
Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür.
Devlet hastanesinde ameliyat hatası nedeniyle zarar meydana gelmişse ilgili kamu idaresinin hizmet kusuru veya diğer hukuki sorumluluk nedenleri gündeme gelebilir.
İdari yargıda re’sen araştırma ilkesi geçerli olduğundan mahkeme, gerekli gördüğü bilgi ve belgeleri ilgili kurumlardan isteyebilir.
Bu nedenle ameliyat kayıtlarının, hastane belgelerinin ve bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Sağlık Bakanlığına bağlı devlet hastanelerinde ortaya çıkan kamu hizmeti kaynaklı tazminat uyuşmazlıklarında kural olarak idare mahkemelerinde tam yargı davası açılması söz konusu olabilir.
Özel Hastanede Ameliyat Hatası Nasıl İspatlanır?
Özel hastanede ameliyat nedeniyle zarar gören hastalar bakımından tıbbi kayıtların ve sorumluluk şartlarının değerlendirilmesi önemlidir.
Özellikle doktorun cerrahi müdahale sırasındaki davranışları, hastanenin organizasyon yükümlülükleri ve ameliyat sonrası bakım süreçleri incelenir.
Örneğin ameliyat sırasında gerçekleştirilen işlemin doğru olmasına rağmen hastanın ameliyat sonrasında yeterince takip edilmemesi nedeniyle zarar meydana gelmişse hastanenin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Özel hastane ile hasta arasındaki tüketici işlemi niteliğindeki uyuşmazlıklarda kural olarak tüketici mahkemesi görevli olabilir.
Ancak taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve davanın kime yöneltildiği, görevli mahkemenin belirlenmesinde ayrıca önem taşır.
Ameliyat Hatası İspatlanırsa Ne Kadar Tazminat Alınabilir?
Ameliyat hatası nedeniyle alınabilecek tazminat için sabit bir miktar bulunmamaktadır.
Tazminat, hastanın uğradığı bedensel ve ekonomik zararlar ile manevi tazminatın hukuki şartlarına göre belirlenir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi kapsamında özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya kaybedilmesinden doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan kayıplar gündeme gelebilir.
Ağır bedensel zarar halinde bakım giderleri de tazminat hesabına konu olabilir.
Ayrıca TBK m.56 kapsamında bedensel bütünlüğün ihlali nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi mümkündür.
Örneğin ameliyat hatası nedeniyle kalıcı felç yaşayan hastanın maddi zararları ile yeniden kısa süreli tedavi görmesi gereken hastanın zararları aynı olmayabilir.
Bu nedenle tazminat tutarı, maluliyet oranı, yaş, gelir durumu, tedavi giderleri ve ilgili diğer unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir.
Ameliyat Hatası Nedeniyle Dava Açma Süresi Ne Kadardır?
Ameliyat hatası nedeniyle açılacak davalarda uygulanacak süreler, ameliyatın devlet hastanesinde mi yoksa özel hastanede mi yapıldığına ve talebin hukuki niteliğine göre değişebilir.
Devlet hastanesinde dava açma süresi
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre idari eylemlerden zarar gören kişilerin kural olarak eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerekir.
İdarenin talebi reddetmesi veya 30 gün içerisinde cevap vermemesi halinde genel dava açma süresi gündeme gelir.
Ancak zararın veya zararla idari eylem arasındaki bağlantının sonradan öğrenilmesi durumlarında süre başlangıcı ayrıca değerlendirilmelidir.
Özel hastanede dava açma süresi
Özel hastanelerden kaynaklanan tazminat taleplerinde zamanaşımı, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre değişebilir.
Vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan bazı tıbbi malpraktis uyuşmazlıklarında TBK m.147/5 kapsamında beş yıllık zamanaşımı uygulanabilir.
Haksız fiilden doğan taleplerde ise TBK m.72’deki farklı süreler gündeme gelebilir.
Bu nedenle bütün ameliyat hatası davalarının aynı zamanaşımı süresine tabi olduğu varsayılmamalıdır.
Ameliyat Hatası Nedeniyle Doktor Savcılığa Şikâyet Edilebilir mi?
Ameliyat sırasında gerçekleştirilen tıbbi uygulamanın suç oluşturduğu düşünülüyorsa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir.
Özellikle taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçlarının unsurlarının oluşup oluşmadığı araştırılabilir.
Ancak her tıbbi uygulama hatası iddiasının otomatik olarak ceza sorumluluğu doğurduğu söylenemez.
Ayrıca sağlık meslek mensuplarının teşhis ve tedavi işlemlerinden kaynaklanan belirli soruşturmalarda 3359 sayılı Kanun’un Ek 18. maddesi kapsamında özel soruşturma izni usullerinin uygulanması gerekebilir.
Ceza soruşturması ile maddi ve manevi tazminat davası farklı hukuki süreçlerdir.
Ameliyat Hatası Nasıl İspatlanır? Sıkça Sorulan Sorular
Ameliyat sırasında doktor hatası yapıldığını nasıl kanıtlarım?
Ameliyat raporları, anestezi kayıtları, hemşire gözlem formları, tıbbi görüntüler, ikinci hastane kayıtları ve bilirkişi incelemeleri aracılığıyla tıbbi uygulamanın standartlara uygunluğu araştırılabilir.
Ameliyat raporu tek başına doktor hatasını ispatlar mı?
Her durumda hayır. Ameliyat raporu önemli bir delildir ancak diğer tıbbi belgeler ve bilirkişi incelemesiyle birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
Ameliyattan sonra sakat kalmak doktor hatasını ispatlar mı?
Hayır. Sakatlık meydana gelmesi tek başına doktorun kusurlu olduğunu göstermez. Sakatlığın hangi nedenle oluştuğu ve tıbbi standartlara aykırı uygulama bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Ameliyat onam formunu imzaladım, yine de dava açabilir miyim?
Evet. Onam formunun imzalanması doktorun tıbbi standartlara uygun davranma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Ayrıca aydınlatmanın yeterliliği de incelenebilir.
Hastane ameliyat kayıtlarını vermiyorsa ne yapmalıyım?
Hastaneye yazılı başvuruda bulunabilir, mevcut kayıtların örneğini isteyebilir ve hukuka aykırı ret halinde ilgili idari veya hukuki başvuru yollarını değerlendirebilirsiniz.
Doktor hatası için bilirkişi raporu zorunlu mu?
Tıbbi uygulama hatası iddialarında çoğunlukla teknik uzmanlık gerektiğinden bilirkişi incelemesi önemli rol oynar. Ancak bilirkişi görevlendirilmesi ve kapsamı, yargılama usulüne göre belirlenir.
Bilirkişi raporunda doktor kusursuz bulunursa davayı kaybeder miyim?
Mutlaka değil. Raporda eksiklik, çelişki veya yetersiz gerekçe bulunuyorsa uygulanabilir usul hükümleri çerçevesinde itiraz edilebilir ve yeni inceleme talep edilebilir.
Ameliyat sırasında sinir hasarı oluşması doktor hatası mıdır?
Her zaman değil. Sinir hasarının ameliyatın bilinen komplikasyonlarından biri olup olmadığı, cerrahi işlemin nasıl gerçekleştirildiği ve komplikasyonun uygun yönetilip yönetilmediği araştırılmalıdır.
Ameliyat sırasında vücudumda yabancı cisim unutulduysa nasıl ispatlarım?
Görüntüleme sonuçları, yeniden ameliyat yapılmışsa ikinci ameliyat raporu ve ilgili tıbbi kayıtlar önemli deliller oluşturabilir.
Ameliyat hatası nedeniyle tazminat almak için avukat tutmak zorunlu mu?
Genel olarak avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak tıbbi malpraktis davalarında delillerin toplanması, bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi ve dava sürelerinin takibi teknik hukuki bilgi gerektirebilir.
Sonuç: Ameliyat Hatasının İspatında Tıbbi Kayıtlar ve Bilirkişi İncelemesi Büyük Önem Taşır
Ameliyat sırasında doktor hatası meydana geldiğini düşünen hastaların, hukuki haklarını değerlendirebilmek için öncelikle tıbbi kayıtlarını temin etmeleri önemlidir.
Özellikle ameliyat raporu, anestezi belgeleri, hemşire gözlem kayıtları, radyolojik görüntüler ve ameliyat sonrası tıbbi değerlendirmeler, cerrahi müdahalenin nasıl gerçekleştirildiğinin ortaya konulmasına yardımcı olabilir.
Tıbbi malpraktis davalarında yalnızca hastanın zarar görmesi değil, zararın hukuken sorumluluk doğuran bir tıbbi uygulamadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı da araştırılmalıdır.
Bu nedenle ameliyatın teknik olarak uygunluğu, komplikasyonların yönetimi ve hastanın aydınlatılmış onamının bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Eksik veya çelişkili bilirkişi raporlarına karşı usulüne uygun şekilde itiraz edilmesi ve gerekli tıbbi kayıtların dosyaya kazandırılması önemlidir.
FBC Hukuk Bürosu, sağlık hukuku, ameliyat hatası, tıbbi malpraktis, doktor ihmali ve hastane kaynaklı maddi ve manevi tazminat uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.
Av. Ferhat Küle – FBC Hukuk Bürosu