Hukuk Makaleleri

Gemi Limandan Ayrılmadan Harekete Geçin: Yabancı Bayraklı Gemilere Türkiye’de İhtiyati Haciz Konulabilir mi?

Gemi Limandan Ayrılmadan Harekete Geçin: Yabancı Bayraklı Gemilere Türkiye’de İhtiyati Haciz Konulabilir mi?

Uluslararası deniz ticaretinde alacağın tahsil edilmesini zorlaştıran en önemli unsurlardan biri, borçlunun en değerli malvarlığı unsuru olan geminin sürekli hareket hâlinde bulunmasıdır. Bugün İstanbul, İzmir veya Mersin’de bulunan milyonlarca dolar değerindeki bir gemi birkaç saat sonra Türk karasularını terk ederek başka bir ülkenin limanına doğru hareket edebilir.

Bu nedenle deniz ticaretinden doğan alacaklarda klasik bir alacak davasının sonucunu beklemek çoğu zaman alacaklı bakımından yeterli değildir.

Türk hukuku bu probleme son derece etkili bir hukuki imkân tanımaktadır:

Yabancı bayrak taşıyan bir gemi, gerekli şartların bulunması hâlinde Türkiye’de ihtiyaten haczedilebilir ve seferden men edilebilir.

Üstelik geminin Türk bayraklı olması gerekmediği gibi, uyuşmazlığın esasının Türk mahkemelerinde görülmesi de her durumda şart değildir.

Ancak gemilerin ihtiyati haczi, sıradan bir taşınır veya taşınmaz malın ihtiyati haczinden önemli ölçüde farklıdır. Hangi alacaklar nedeniyle geminin haczedilebileceği, hangi mahkemenin yetkili olduğu, hangi geminin haczedilebileceği, ne kadar teminat gösterileceği ve kararın hangi sürede uygulanması gerektiği özel hükümlere bağlanmıştır.

Bu nedenle özellikle yabancı bayraklı gemilere karşı yapılacak başvurularda zamanlama ve doğru hukuki strateji belirleyici önemdedir.


1. Yabancı Bayraklı Bir Gemi Türkiye’de İhtiyaten Haczedilebilir mi?

Evet.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, yabancı bayraklı gemilerin Türkiye’de ihtiyati haczine açıkça izin vermektedir.

TTK m. 1355 uyarınca yabancı bayraklı gemiler bakımından ihtiyati haciz kararı, geminin;

  • demir attığı,
  • şamandıraya veya tonoza bağlandığı,
  • yanaştığı veya
  • kızağa alındığı

yer mahkemesinden istenebilir.

Dolayısıyla örneğin Panama, Liberya, Malta, Marshall Adaları veya başka bir devlet bayrağı taşıyan bir geminin Türkiye’deki bir limana gelmesi, şartların bulunması hâlinde alacaklı açısından ihtiyati haciz imkânı yaratabilir.

Buradaki temel mesele geminin yabancı bayrak taşıması değil, alacağın hukuken geminin ihtiyati haczine imkân veren bir “deniz alacağı” niteliğinde olup olmadığıdır.


2. Her Alacak İçin Gemi Haczedilemez: “Deniz Alacağı” Şartı

Gemi ihtiyati haczinin en önemli özelliği budur.

Türk Ticaret Kanunu’nun 1353. maddesine göre gemi hakkında ihtiyati haciz ancak deniz alacaklarının teminat altına alınması amacıyla talep edilebilir.

Kanun daha da ileri giderek;

deniz alacakları dışında kalan alacaklar için gemi hakkında ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini açıkça düzenlemektedir.

Dolayısıyla bir şirketin gemi malikinden herhangi bir ticari alacağının bulunması tek başına geminin ihtiyati haczi için yeterli değildir.

Alacağın TTK m. 1352 kapsamında sayılan deniz alacaklarından biri olması gerekir.


3. Hangi Alacaklar “Deniz Alacağı” Sayılır?

TTK m. 1352 deniz alacaklarını ayrıntılı şekilde düzenlemektedir.

Bunların başlıcaları arasında;

  • geminin işletilmesinden kaynaklanan zararlar,
  • geminin işletilmesi nedeniyle meydana gelen ölüm veya bedensel zararlar,
  • kurtarma faaliyetlerinden doğan alacaklar,
  • çevreye veya kıyı şeridine verilen zararlardan doğan talepler,
  • batık veya terk edilmiş geminin kaldırılması ve bertaraf edilmesine ilişkin giderler,
  • yük veya yolcu taşımacılığından doğan alacaklar,
  • navlun alacakları,
  • geminin kiralanmasından doğan talepler,
  • geminin kullanımından doğan alacaklar,
  • gemiye verilen mal, malzeme, yakıt ve hizmetlerden kaynaklanan alacaklar,
  • geminin yapımı, tamiri, dönüştürülmesi veya donatılması nedeniyle doğan alacaklar,
  • liman, kanal, rıhtım ve benzeri ücretler,
  • gemi adamlarının ücret ve diğer işçilik alacakları,
  • gemi adına yapılan harcamalar,
  • sigorta primleri,
  • komisyon ve acentelik ücretleri,
  • geminin mülkiyeti veya zilyetliğine ilişkin uyuşmazlıklar,
  • gemi ipoteği ve benzeri ayni haklardan doğan talepler

yer almaktadır.

TTK m. 1352’deki düzenlemenin temel sonucu şudur:

Bir geminin haczedilip haczedilemeyeceği değerlendirilirken ilk soru “borç var mı?” değil, “bu borç kanunda düzenlenen bir deniz alacağı mı?” olmalıdır.


4. Yabancı Gemi Türkiye’ye Geldiğinde Hangi Mahkemeye Başvurulur?

Yabancı bayraklı gemiler bakımından TTK özel bir yetki kuralı getirmiştir.

Dava açılmadan önce ihtiyati haciz isteniyorsa, geminin Türkiye’de bulunduğu yer belirleyicidir.

Örneğin gemi;

  • Ambarlı’da,
  • Haydarpaşa’da,
  • İzmit Körfezi’nde,
  • Aliağa’da,
  • Mersin’de,
  • İskenderun’da

bulunuyorsa, geminin bulunduğu yer itibarıyla yetkili mahkemeden ihtiyati haciz talep edilmesi gerekir.

TTK m. 1355 uyarınca yabancı bayraklı gemiler konusunda bu yetki özel olarak düzenlenmiştir.

Uyuşmazlık Türk Ticaret Kanunu kapsamında ticari dava niteliğinde olduğundan görev bakımından kural olarak Asliye Ticaret Mahkemeleri gündeme gelmektedir. Deniz ticareti uyuşmazlıklarının özel olarak belirli ticaret mahkemelerine tevzi edildiği yerlerde ise ilgili ihtisas düzenlemeleri ayrıca dikkate alınmalıdır.


5. Sözleşmede Londra Tahkimi Yazıyorsa Türkiye’de Gemi Haczedilebilir mi?

Deniz ticaretinde çok sık karşılaşılan önemli sorunlardan biri budur.

Charterparty, taşıma sözleşmesi, gemi satım sözleşmesi veya başka bir deniz ticareti sözleşmesinde;

“Uyuşmazlık Londra tahkiminde çözülecektir”

veya

“İngiliz mahkemeleri yetkilidir”

şeklinde bir hüküm bulunabilir.

Bu durum Türkiye’de ihtiyati haciz alınmasını otomatik olarak engellemez.

TTK m. 1356 açık şekilde;

  • yabancı mahkemenin yetkili olması,
  • tahkim anlaşmasının bulunması veya
  • uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanmasının kararlaştırılması

hâllerinde dahi Türk mahkemelerinin, Türkiye’de bulunan gemi üzerinde deniz alacağının teminat altına alınması amacıyla ihtiyati haciz kararı verebileceğini düzenlemektedir.

Bu düzenleme özellikle uluslararası alacaklı bakımından son derece önemlidir.

Örneğin sözleşmenin esasına Londra’da tahkim yoluyla karar verilecek olsa bile, borçluya ait geminin Mersin Limanı’nda bulunduğu tespit edilmişse Türkiye’de ihtiyati haciz yoluyla teminat elde edilmesi mümkün olabilir.


6. Türkiye 1999 Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Sözleşmeye Taraftır

Türkiye, 12 Mart 1999 tarihli International Convention on Arrest of Ships – Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Milletlerarası Sözleşme’ye katılmıştır.

Katılım 6904 sayılı Kanunla uygun bulunmuş ve Türkiye 11 Eylül 2019 tarihinde katılım belgesini tevdi etmiştir. Sözleşmenin 14/2. maddesi uyarınca Türkiye bakımından üç aylık sürenin sonunda yürürlük doğmuştur.

Sözleşmenin yabancı bayraklı gemiler açısından en önemli hükümlerinden biri 8. maddedir.

Sözleşme kural olarak bir taraf devletin yargı yetkisi içerisinde bulunan gemilere, geminin bir taraf devletin bayrağını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın uygulanmaktadır.

Başka bir ifadeyle;

“Geminin bayrak devleti Sözleşmeye taraf değil, bu nedenle Türkiye’de ihtiyati haciz uygulanamaz” şeklinde genel bir sonuç çıkarmak doğru değildir.

Türkiye’nin Sözleşmeye katılırken yaptığı beyan ise özellikle devlet gemilerinin bağışıklığına ilişkin uluslararası düzenlemelere öncelik verilmesine ilişkindir.


7. Her Yabancı Devlet Gemisi Haczedilebilir mi?

Hayır.

Burada ticari gemiler ile devletin egemenlik amacıyla kullandığı gemilerin ayrılması gerekir.

1999 Sözleşmesi;

  • savaş gemilerine,
  • donanmaya yardımcı gemilere ve
  • bir devletin mülkiyetinde veya işletmesinde olup yalnızca ticari olmayan kamu hizmetlerinde kullanılan gemilere

uygulanmaz.

Dolayısıyla yabancı bayrak taşıyan özel bir ticaret gemisi ile yabancı bir devletin egemenlik veya askerî amaçla kullandığı geminin hukuki statüsü aynı değildir.


8. İhtiyati Haciz İçin Alacağın Kesinleşmiş Olması Gerekir mi?

Hayır.

İhtiyati haczin amacı zaten henüz esas uyuşmazlık kesinleşmeden alacağın güvence altına alınmasıdır.

TTK m. 1362 uyarınca alacaklının;

  1. alacağının TTK m. 1352 kapsamında bir deniz alacağı olduğuna ve
  2. alacağın parasal değerine

ilişkin mahkemede kanaat oluşturacak deliller göstermesi yeterlidir.

Bu nedenle ihtiyati haciz talebinin hazırlanmasında;

  • sözleşmeler,
  • charterparty,
  • konşimento,
  • faturalar,
  • bunker delivery note,
  • acente kayıtları,
  • liman belgeleri,
  • klas kayıtları,
  • ekspertiz ve survey raporları,
  • hasar raporları,
  • elektronik yazışmalar,
  • ödeme talepleri,
  • ihtarnameler,
  • geminin sahiplik kayıtları

büyük önem taşımaktadır.


9. Alacaklı Ne Kadar Teminat Göstermelidir?

Gemi ihtiyati hacizlerinde genel ihtiyati hacizden farklı özel bir teminat sistemi bulunmaktadır.

TTK m. 1363 uyarınca ihtiyati haciz isteyen alacaklının kural olarak;

10.000 Özel Çekme Hakkı – SDR (Special Drawing Rights)

tutarında teminat göstermesi gerekir.

SDR’nin Türk lirası karşılığı değişebildiği için başvuru tarihindeki güncel karşılığının ayrıca hesaplanması gerekir.

Mahkeme ayrıca belirli şartlarda teminatın artırılmasına veya azaltılmasına karar verebilir.

Özellikle geminin ihtiyati haciz nedeniyle seferden menedilmesi sebebiyle ortaya çıkabilecek;

  • günlük işletme giderleri,
  • charter kayıpları,
  • gecikme zararları ve
  • kazanç kayıpları

teminatın artırılması değerlendirmesinde önem taşıyabilir.


10. Karar Almak Yetmez: Üç İş Günü Kuralına Dikkat

Gemi ihtiyati haczinde en kritik sürelerden biri üç iş günlük infaz süresidir.

TTK m. 1364 uyarınca alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren üç iş günü içerisinde kararın icrasını istemek zorundadır.

Aksi hâlde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.

Bu nedenle uygulamada ihtiyati haciz başvurusu yapılmadan önce dahi;

  • geminin güncel konumu,
  • tahmini kalkış zamanı,
  • görevli icra dairesi,
  • liman başkanlığı,
  • gerekli teminatın hazırlanması ve
  • kararın icrası

birlikte planlanmalıdır.

Geminin birkaç saat içerisinde limandan ayrılacağı bir olayda mahkeme kararının alınması fakat kararın zamanında infaz edilmemesi alacaklı bakımından bütün hukuki stratejiyi sonuçsuz bırakabilir.


11. Haciz Konulduğunda Gemiye Ne Olur?

İhtiyati haciz kararının uygulanmasıyla gemi yalnızca sicil üzerinde haczedilmiş olmaz.

TTK m. 1366’ya göre ihtiyati haczine karar verilen gemiler, bayraklarına ve kayıtlı oldukları sicile bakılmaksızın icra müdürü tarafından seferden menedilerek muhafaza altına alınır.

Karar;

  • kaptana,
  • malike,
  • donatana veya bunların temsilcisine

tebliğ edilir.

Ayrıca icra müdürlüğü tarafından;

  • ilgili liman başkanlığına,
  • sahil güvenliğe veya emniyet teşkilatına,
  • gümrük idaresine

bildirim yapılır.

Yabancı bayraklı gemiler bakımından geminin bayrağını taşıdığı devletin en yakın konsolosluğuna da bildirim yapılması öngörülmüştür.

Dolayısıyla gemi ihtiyati haczi uygulamada oldukça güçlü bir koruma tedbiridir.


12. Gemi Limandan Ayrılmışsa Artık Çok mu Geçtir?

Her durumda değil.

TTK m. 1367 yabancı bayraklı gemiler bakımından ayrıca önemli bir düzenleme içermektedir.

İhtiyati haciz kararı uygulanacağı sırada yabancı bayraklı gemi hareket etmiş veya seferde bulunuyorsa, karar gemi Türk karasularını terk edinceye kadar Sahil Güvenlik Komutanlığının yardımıyla uygulanabilir.

Bu düzenleme deniz alacaklarının tahsilinde zamanlamanın ne kadar kritik olduğunu açıkça göstermektedir.

Gemi Türk karasularını terk ettikten sonra ise Türkiye’de alınmış kararın gemi üzerinde fiilen uygulanması ciddi şekilde güçleşecektir.

Bu nedenle yabancı gemi alacaklarında çoğu zaman saatlerle ölçülen bir hukuki müdahale süreci söz konusudur.


13. Borçlunun Başka Gemisi Haczedilebilir mi?

Belirli şartlarla evet.

Deniz icra hukukunda “sister ship arrest”, yani kardeş gemi haczi olarak bilinen önemli bir mekanizma bulunmaktadır.

TTK m. 1369/2 kapsamında, şartların gerçekleşmesi hâlinde alacağın doğduğu gemiden başka, aynı sorumlu kişiye ait başka bir gemi üzerinde de ihtiyati haciz uygulanması mümkün olabilir.

Örneğin deniz alacağı A Gemisi üzerinden doğmuş fakat A Gemisi artık Türkiye’ye gelmiyorsa; alacaktan sorumlu olan aynı şirkete ait B Gemisi Türkiye’ye geldiğinde belirli şartlarla B Gemisi üzerinden ihtiyati haciz stratejisi değerlendirilebilir.

Ancak denizcilik sektöründe her geminin ayrı bir “single ship company” üzerinden işletilmesi çok yaygın olduğundan, yalnızca şirketlerin aynı ekonomik gruba ait olması otomatik olarak kardeş gemi haczi için yeterli kabul edilmemelidir.

Geminin gerçek mülkiyet yapısının ayrıca incelenmesi gerekir.


14. Gemi Sonradan Başka Bir Şirkete Satılmışsa Haciz Mümkün mü?

Bu konu özellikle dikkatle incelenmelidir.

TTK m. 1369 geminin ihtiyati haczini, deniz alacağının doğduğu andaki ve haczin uygulandığı andaki malik ile borçtan sorumlu kişinin kimliğine bağlı çeşitli şartlara bağlamaktadır.

Bu nedenle alacağın doğmasından sonra geminin gerçekten üçüncü bir kişiye satılmış olması haciz stratejisini doğrudan etkileyebilir.

Yargısal uygulamada da geminin mülkiyetinin kime ait olduğu ve mülkiyetin ne zaman devredildiği ihtiyati haczin hukuka uygunluğunda belirleyici görülmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin bir kararında TTK m.1369 çerçevesinde geminin ihtiyati haciz tarihindeki mülkiyet yapısı ayrıca değerlendirilmiş; haksız ihtiyati haciz nedeniyle ortaya çıkan zararların da gündeme gelebileceği kabul edilmiştir.

Dolayısıyla ihtiyati haciz talebinden önce geminin;

  • registered owner,
  • beneficial owner,
  • bareboat charterer,
  • ISM manager,
  • commercial manager

bilgilerinin birbirinden ayrılarak incelenmesi önemlidir.


15. Haksız Gemi Haczi Alacaklı İçin Ciddi Risk Taşır

Bir geminin seferden menedilmesinin ekonomik etkisi oldukça büyük olabilir.

Bir ticaret gemisinin birkaç gün dahi limanda tutulması;

  • charter hire kaybı,
  • demurrage,
  • yakıt ve personel giderleri,
  • liman giderleri,
  • sonraki seferlerin aksaması,
  • yük sahiplerine karşı sözleşmesel sorumluluk,
  • yeni ticari fırsatların kaybedilmesi

gibi yüksek tutarlı zararlara yol açabilir.

Bu nedenle dayanaksız veya yanlış gemiye yöneltilmiş bir ihtiyati haciz talebi alacaklı bakımından tazminat sorumluluğu doğurabilir.

TTK m. 1361 ayrıca haksız ihtiyati haciz nedeniyle açılabilecek tazminat davasında ihtiyati haciz kararını veren mahkemenin yetkisini düzenlemektedir.

Bu nedenle “önce gemiyi durduralım, sonra bakarız” yaklaşımı hukuken ciddi risk taşır.


16. Borçlu Teminat Vererek Gemiyi Serbest Bırakabilir mi?

Evet.

İhtiyati haczin temel amacı gemiyi sürekli olarak limanda tutmak değil, deniz alacağını güvence altına almaktır.

Bu nedenle gemi maliki veya borçlu gerekli teminatı göstererek geminin serbest bırakılmasını talep edebilir.

Uygulamada özellikle yüksek değerli ticaret gemilerinde geminin uzun süre bekletilmesi yerine;

  • banka teminatı,
  • nakit teminat,
  • uygun hukuki güvence veya
  • uyuşmazlığın niteliğine göre P&I teminat mekanizmaları

üzerinden çözüm geliştirilmesi ticari açıdan daha rasyonel olabilir.

Alacaklı açısından önemli olan, geminin kendisini elde tutmak değil alacağın tahsil edilebilirliğini güvence altına almaktır.


17. Yabancı Bayraklı Gemilerde En Kritik Konu: Zamanlama

Normal bir ticari uyuşmazlıkta birkaç günlük gecikme çoğu zaman telafi edilebilir.

Gemi ihtiyati haczinde ise durum farklıdır.

Örneğin alacaklı pazartesi günü bir geminin İstanbul’a geleceğini öğrenmiş olabilir.

Gemi salı sabahı yanaşacak ve çarşamba gecesi Türkiye’den ayrılacaksa ihtiyati haciz başvurusunun;

  1. alacağın deniz alacağı olup olmadığının incelenmesi,
  2. gemi malikinin tespit edilmesi,
  3. geminin konumunun doğrulanması,
  4. görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi,
  5. delillerin hazırlanması,
  6. gerekli teminatın hazırlanması,
  7. ihtiyati haciz kararının alınması ve
  8. icra dairesi aracılığıyla kararın uygulanması

şeklinde çok hızlı şekilde organize edilmesi gerekir.

Bu sebeple uluslararası deniz alacaklarında geminin AIS hareketlerinin, liman uğrak bilgilerinin ve mülkiyet kayıtlarının hukuki süreçle birlikte takip edilmesi önem taşır.


18. Sonuç: Yabancı Bayraklı Bir Gemi Türkiye’de Haczedilebilir

Türk hukuku bakımından sorunun kısa cevabı açıktır:

Evet, yabancı bayraklı bir gemi Türkiye’de ihtiyaten haczedilebilir.

Ancak bunun için özellikle;

  • talebin bir deniz alacağına dayanması,
  • haczedilecek geminin hukuken doğru şekilde belirlenmesi,
  • geminin Türkiye’deki konumunun tespit edilmesi,
  • doğru ve yetkili mahkemeye başvurulması,
  • gerekli delillerin sunulması,
  • kanuni teminatın yatırılması ve
  • ihtiyati haciz kararının süresi içerisinde infaz edilmesi

gerekmektedir.

Geminin yabancı bayraklı olması tek başına hacze engel değildir. Ayrıca taraflar arasında yabancı mahkeme veya tahkim anlaşması bulunması da Türkiye’de gemi üzerinde ihtiyati haciz yoluyla teminat elde edilmesini her durumda ortadan kaldırmaz.

Deniz ticaretinden doğan uyuşmazlıklarda ihtiyati haczin en önemli özelliği ise hızdır.

Bir gemi bugün Türk limanında iken ertesi gün başka bir devletin yargı alanında olabilir.

Bu nedenle deniz alacaklarında bazen en önemli hukuki soru:

“Dava açabilir miyiz?” değil, “Gemi hâlâ Türkiye’deyken ihtiyati haciz kararını alıp uygulayabilir miyiz?”

sorusudur.

Hukuki Dayanaklar

Başlıca hukuki düzenlemeler:

  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1351 ve devamı,
  • TTK m. 1352 – Deniz Alacakları,
  • TTK m. 1353 – İhtiyati Haciz İsteyebilme Hakkı,
  • TTK m. 1355 – Yabancı Bayraklı Gemiler,
  • TTK m. 1356 – Yabancı Mahkeme ve Tahkim Anlaşması Bulunması,
  • TTK m. 1362 – Delil Gösterilmesi,
  • TTK m. 1363 – Alacaklının Teminatı,
  • TTK m. 1364 – İhtiyati Haciz Kararının İcrası,
  • TTK m. 1366 – Gemiye El Konulması ve Seferden Men,
  • TTK m. 1367 – Seferdeki Gemiler,
  • TTK m. 1369 – İhtiyati Haciz Hakkının Kullanılması,
  • 1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Milletlerarası Sözleşme (International Convention on Arrest of Ships, 1999).

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri