Hukuk Makaleleri

Kripto Şirketlerinde Yönetici ve Pay Sahiplerinin Hukuki Sorumluluğu

Türkiye’de kripto varlık sektörünün Sermaye Piyasası Kurulu denetimine alınmasıyla birlikte kripto para borsaları ve diğer kripto varlık hizmet sağlayıcılarında şirket yöneticilerinin ve pay sahiplerinin hukuki sorumluluğu klasik anonim şirketlerden daha önemli hâle gelmiştir.

Bir kripto şirketinin müşterilerine ait Bitcoin, Ethereum, USDT veya nakit varlıkları teslim edememesi, siber saldırı sonucunda müşteri varlıklarının kaybolması, şirket kaynaklarının ortaklara aktarılması veya mevzuata aykırı faaliyet yürütülmesi hâlinde yalnızca şirket tüzel kişiliğinin sorumluluğu gündeme gelmeyebilir.

Belirli durumlarda;

  • yönetim kurulu üyeleri,
  • genel müdür ve diğer yöneticiler,
  • şirket personeli,
  • şirketin hukuken veya fiilen kontrolünü elinde bulunduran gerçek kişi ortaklar

da şahsen hukuki ve hatta cezai sorumlulukla karşılaşabilir.

Özellikle 7518 sayılı Kanun ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na eklenen hükümler, kripto şirketlerinde müşteri zararları, zimmet ve şahsi sorumluluk konusunda özel bir sistem oluşturmuştur. Kripto varlık hizmet sağlayıcıları 2024 yılında SPK’nin düzenleme ve denetimine alınmış; 13 Mart 2025 tarihinde yürürlüğe giren III-35/B.1 ve III-35/B.2 sayılı Tebliğlerle ortaklar, yöneticiler, iç kontrol, risk yönetimi, bilgi sistemleri, saklama ve sermaye yeterliliği ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.

Bu nedenle kripto şirketlerinde sorumluluk incelenirken yalnızca Türk Ticaret Kanunu’ndaki anonim şirket hükümlerine bakılması yeterli değildir.

Kripto Şirketlerinde Öncelikle Kim Sorumludur?

Kripto varlık hizmet sağlayıcının yürüttüğü faaliyetlerden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerde temel olarak şirket tüzel kişiliği sorumludur.

Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının anonim şirket şeklinde kurulması gerekir. Anonim şirketlerde temel prensip, şirketin borçlarından kendi malvarlığıyla sorumlu olmasıdır.

Türk Ticaret Kanunu’nun 329. maddesi uyarınca anonim şirket borçlarından yalnız kendi malvarlığıyla sorumludur. Pay sahipleri ise kural olarak yalnızca taahhüt ettikleri sermaye paylarıyla ve şirkete karşı sorumludur. Ticaret Bakanlığı da anonim şirket pay sahiplerinin sorumluluğunun bu esas üzerine kurulduğunu açıklamaktadır.

Dolayısıyla bir kişinin kripto para borsasının yüzde 20’sine sahip olması, şirketin müşterilerine olan tüm borçlarının yüzde 20’sinden kişisel malvarlığıyla otomatik olarak sorumlu olduğu anlamına gelmez.

Ancak kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin özel hükümler bu genel kurala önemli istisnalar getirmektedir.

Kripto Borsasının Müşteriye Karşı Sorumluluğu Nedir?

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 99/B maddesi kripto şirketlerinin sorumluluğu konusunda temel düzenlemelerden biridir.

Kanuna göre kripto varlık hizmet sağlayıcılarının;

  • hukuka aykırı faaliyetlerinden,
  • nakit ödeme yükümlülüklerini yerine getirememelerinden,
  • kripto varlık teslim yükümlülüklerini yerine getirememelerinden

kaynaklanan zararlardan öncelikle kripto varlık hizmet sağlayıcısı sorumludur.

Örneğin bir platform müşterinin hesabında bulunan 500.000 USDT’yi hukuka aykırı şekilde teslim etmiyorsa veya müşteri bakiyesinin şirket faaliyetlerinde kullanılması sonucunda platform ödeme yapamaz duruma gelmişse ilk olarak şirket tüzel kişiliğinin sorumluluğu gündeme gelecektir.

Ancak zararın şirketten tahsil edilememesi bazı durumlarda yöneticilerin kişisel sorumluluğuna geçiş yapılmasına neden olabilir.

Yöneticiler Şirketin Borçlarından Şahsen Sorumlu Olur mu?

Her şirket borcu nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin kişisel malvarlığına gidilemez.

Ancak yöneticinin kendi kusurlu veya hukuka aykırı davranışı zarara neden olmuşsa kişisel sorumluluk gündeme gelebilir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesine göre yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler, kanundan ve esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri hâlinde şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına verdikleri zarardan sorumlu olabilirler.

Kripto şirketlerinde ise buna ek olarak 6362 sayılı Kanun’un özel sorumluluk hükümleri uygulanmaktadır.

Bu nedenle bir kripto şirketinin yöneticisi açısından iki farklı sorumluluk alanı ortaya çıkabilir:

Türk Ticaret Kanunu’ndan kaynaklanan yönetici sorumluluğu ve Sermaye Piyasası Kanunu’ndan kaynaklanan özel kripto varlık sorumluluğu.

Şirket Zararı Ödeyemezse Yöneticiden İstenebilir mi?

Belirli şartlarda evet.

6362 sayılı Kanun’un 99/B maddesine göre zararın kripto varlık hizmet sağlayıcısından tazmin edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça anlaşılması hâlinde, kripto varlık hizmet sağlayıcının mensupları;

kusurlarına ve olayın şartlarına göre zarar kendilerine yükletilebildiği ölçüde

sorumlu tutulabilir.

Bu son derece önemli bir düzenlemedir.

Örneğin şirketin 100 milyon TL müşteri zararı bulunduğu için her yönetim kurulu üyesinin otomatik olarak 100 milyon TL’den sorumlu tutulması gerektiği söylenemez.

Yöneticinin;

  • hangi görevden sorumlu olduğu,
  • zarara neden olan karara katılıp katılmadığı,
  • riskten haberdar olup olmadığı,
  • gerekli önlemleri alıp almadığı,
  • iç kontrol sistemlerinin kurulmasını sağlayıp sağlamadığı,
  • ihlalin ortaya çıkmasındaki kusuru

ayrı ayrı incelenmelidir.

Dolayısıyla yönetici sorumluluğunda görev, kusur, zarar ve illiyet bağı önem taşır.

Yönetim Kurulu Üyesinin “Ben Teknik Konuları Bilmiyordum” Savunması Yeterli midir?

Her durumda yeterli değildir.

Kripto varlık hizmet sağlayıcılarında bilgi sistemleri, siber güvenlik, risk yönetimi ve iç kontrol sıradan teknoloji şirketlerine göre çok daha sıkı düzenlenmiştir.

6362 sayılı Kanun’un 35/B maddesi kripto varlık hizmet sağlayıcılarına sistemlerinin güvenli şekilde yönetilmesi için gerekli önlemleri alma ve iç kontrol sistemlerini kurma yükümlülüğü getirmektedir.

III-35/B.1 sayılı Tebliğ de iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemlerine ilişkin önemli görevleri doğrudan yönetim kuruluna vermektedir. Örneğin iç denetim birimi doğrudan yönetim kuruluna bağlı çalışmakta; iç kontrol politika ve prosedürlerinin yönetim kurulu kararıyla yürürlüğe konulması gerekmektedir.

Bu nedenle yönetim kurulunun şirketin siber güvenlik ve risk yönetimi sistemleri üzerinde hiçbir gözetim yapmaması ciddi bir sorumluluk riski yaratabilir.

Siber Saldırı Olursa Yönetici Sorumlu mudur?

Siber saldırı durumunda öncelikle kripto varlık hizmet sağlayıcının sorumluluğu gündeme gelir.

6362 sayılı Kanun’un 99/B maddesinin dördüncü fıkrasında, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının;

  • bilişim sistemlerinin işletilmesi,
  • siber saldırılar,
  • bilgi güvenliği ihlalleri,
  • personelin davranışları

sonucunda ortaya çıkan kripto varlık kayıplarından Türk Borçlar Kanunu’nun tehlike sorumluluğuna ilişkin 71. maddesi kapsamında sorumlu olduğu düzenlenmiştir.

Kayıp şirketten karşılanamıyorsa kripto varlık hizmet sağlayıcı mensuplarının kusurlarına ve olayın şartlarına göre sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir.

Örneğin daha önce defalarca raporlanan kritik güvenlik açığının maliyet gerekçesiyle giderilmemesine yönetim kurulunun karar vermesi ve daha sonra bu açık kullanılarak müşteri varlıklarının çalınması hâlinde yönetim kurulu üyelerinin kişisel sorumluluğu çok daha ciddi şekilde tartışılabilir.

Platform Çalışanının Yaptığı Hata Nedeniyle Şirket Sorumlu Olur mu?

Evet, şartları bulunduğunda.

6362 sayılı Kanun’un kripto varlık kayıplarına ilişkin özel düzenlemesi, personelin davranışlarından kaynaklanan kayıpları da kapsar.

Örneğin şirket çalışanının;

  • yanlış adrese kripto transferi yapması,
  • özel anahtarı üçüncü kişiye vermesi,
  • güvenlik prosedürlerini ihlal etmesi,
  • müşteri hesabına yetkisiz müdahalede bulunması

nedeniyle müşteri varlığı kaybolmuş olabilir.

Bu durumda öncelikle şirketin müşteriye karşı sorumluluğu değerlendirilecektir.

Personelin şahsi sorumluluğu ise fiilin niteliğine, kusuruna ve olayın şartlarına göre ayrıca gündeme gelebilir.

Kripto Şirketlerinde Pay Sahipleri Şahsen Sorumlu mudur?

Kural olarak anonim şirket pay sahipleri şirket borçlarından şahsen sorumlu değildir.

Bir yatırımcının kripto şirketine 50 milyon TL sermaye koyarak yüzde 10 ortak olması, şirketin bütün müşteri zararlarından 10 milyonlarca lira kişisel sorumluluğa maruz kalacağı anlamına gelmez.

Ancak kripto şirketlerinde pay sahipleri bakımından klasik anonim şirketlere göre önemli özel düzenlemeler bulunmaktadır.

6362 sayılı Kanun’da kripto varlık hizmet sağlayıcılarının ortaklarının belirli mali ve itibari şartları taşıması zorunlu tutulmuştur. Ayrıca pay devirleri SPK denetimine tabidir. Kanuna aykırı pay devirleri pay defterine kaydedilemez ve bu yöndeki kayıtlar hükümsüzdür.

III-35/B.1 sayılı Tebliğ de belirli doğrudan ve dolaylı pay devirleri ile kontrol değişikliklerini Kurul iznine veya bildirimine bağlamaktadır.

Dolayısıyla kripto şirketinde ortak olmak yalnızca ekonomik bir yatırım değildir; düzenleyici açıdan da belirli yükümlülükler doğurur.

Sessiz Ortak veya Pasif Yatırımcı da Müşteri Zararından Sorumlu Olur mu?

Sadece pay sahibi olması nedeniyle kural olarak otomatik kişisel sorumluluk doğmaz.

Örneğin şirkette yüzde 5 payı bulunan ve yönetimde hiçbir görev almayan bir yatırımcının, müşteri varlıklarının şirket yöneticileri tarafından hukuka aykırı şekilde kullanılmasından sırf ortak olduğu gerekçesiyle doğrudan şahsen sorumlu tutulması genel anonim şirket prensibiyle bağdaşmaz.

Ancak kişi görünürde küçük pay sahibi olmakla birlikte şirketi fiilen yönetiyor veya kontrol ediyorsa değerlendirme değişebilir.

Kripto mevzuatında özellikle;

“hukuken veya fiilen yönetim veya kontrolü elinde bulunduran gerçek kişi ortaklar”

bakımından önemli özel hükümler bulunmaktadır.

Bu nedenle mahkeme yalnızca ticaret sicilinde kişinin unvanına değil, şirket üzerinde gerçekte kimin karar verdiğine de bakabilir.

Fiilî Yönetici veya Kontrol Sahibi Ortak Ne Demektir?

Bir kişinin yönetim kurulunda resmi olarak yer almaması, şirketi fiilen yönetmediği anlamına gelmez.

Örneğin çoğunluk pay sahibi;

  • hangi müşterinin varlığının kullanılacağına karar veriyor,
  • yöneticilere doğrudan talimat veriyor,
  • şirket hesaplarını kontrol ediyor,
  • transferleri onaylıyor,
  • yönetim kurulunun kararlarını fiilen belirliyorsa

kişinin şirket üzerinde hukuken veya fiilen kontrol sahibi olup olmadığı araştırılabilir.

6362 sayılı Kanun özellikle ağır nitelikteki müşteri zararlarında yalnızca resmi yöneticileri değil, şirketi fiilen kontrol eden gerçek kişi ortakları da sorumluluk rejimine dâhil etmiştir.

Bu düzenleme, şirketin arkasında fiilen karar veren kişinin yalnızca resmi yönetici atayarak sorumluluktan kaçınmasını zorlaştırmaktadır.

Müşteri Paralarının Ortaklara Aktarılması Hâlinde Ne Olur?

Bu durum hem özel hukuk hem de ceza hukuku bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.

Örneğin kripto borsası müşterilerinden 500 milyon TL tutarında varlık topladığını ve şirketin hâkim ortağının bu varlıkların önemli bölümünü kendi şirketlerinin borçlarını ödemek için kullandırdığını düşünelim.

Böyle bir işlem sıradan bir şirket borcu olarak değerlendirilemez.

Müşteri varlıklarının şirket veya ortak menfaatine hukuka aykırı şekilde kullanılması hâlinde;

  • şirketin tazminat sorumluluğu,
  • yöneticilerin şahsi sorumluluğu,
  • gerçek kişi kontrol sahiplerinin sorumluluğu,
  • zimmet suçu,
  • şahsi iflas

gündeme gelebilir.

Kripto Şirketlerinde Zimmet Suçu Nedir?

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 110/A maddesi kripto varlık hizmet sağlayıcıları bakımından özel bir zimmet suçu düzenlemektedir.

Görevi nedeniyle kendisine teslim edilen veya koruma, saklama ve gözetimiyle yükümlü olduğu;

  • para,
  • para yerine geçen değerler,
  • diğer mallar,
  • kripto varlıkları

kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kripto varlık hizmet sağlayıcının yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları sekiz yıldan on dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılabilir. Ayrıca meydana gelen zararın tazminine hükmedilir.

Fiilin zimmetin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik hileli davranışlarla gerçekleştirilmesi hâlinde ceza daha da ağırlaşmaktadır. Kanunda bu durumda on dört yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Şirketin Hâkim Ortağı da Zimmet Suçundan Sorumlu Olabilir mi?

Evet, Kanunda bunun için özel bir düzenleme bulunmaktadır.

6362 sayılı Kanun’un 110/A maddesinin üçüncü fıkrası, faaliyet izni kaldırılan bir kripto varlık hizmet sağlayıcısının hukuken veya fiilen yönetim veya kontrolünü elinde bulundurmuş gerçek kişi ortaklarını ayrıca düzenlemektedir.

Bu kişilerin şirketin veya müşterilerin kaynaklarını, şirketin güvenli şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin veya başkalarının menfaatine kullandırarak şirketi veya müşterileri zarara uğratmaları zimmet olarak kabul edilebilir.

Bu fiil için Kanun’da on iki yıldan yirmi iki yıla kadar hapis ve ağır adli para cezası öngörülmüş; meydana gelen zararın da müteselsilen ödettirilmesi düzenlenmiştir.

Dolayısıyla özellikle şirket kaynaklarının hâkim ortakların başka şirketlerine aktarılması son derece ciddi hukuki ve cezai risk taşımaktadır.

Yönetici ve Ortakların Şahsen İflasına Karar Verilebilir mi?

Kripto şirketlerine ilişkin en dikkat çekici düzenlemelerden biri budur.

6362 sayılı Kanun’un 110/B maddesi, 110/A kapsamında zimmet sayılan karar ve işlemler bakımından;

  • yönetim kurulu başkanı,
  • yönetim kurulu üyeleri,
  • diğer şirket mensupları,
  • hukuken veya fiilen şirket yönetimini veya kontrolünü elinde bulundurmuş gerçek kişi ortaklar

hakkında şahsi sorumluluk mekanizması öngörmektedir.

Kurulun talebi üzerine bu kişilerin doğrudan şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilmesi mümkündür.

Haklarında şahsi iflas kararı verilen kişilerin malvarlıklarından öncelikle müşteri zararlarının karşılanması öngörülmektedir.

Bu düzenleme klasik anonim şirketlerdeki “şirket borçlarından şirket malvarlığı sorumludur” ilkesinin kripto sektöründeki en önemli istisnalarından biridir.

Ancak şahsi iflas mekanizmasının her şirket borcunda otomatik uygulanabileceği düşünülmemelidir. 110/B hükmü özellikle Kanun’un 110/A maddesi kapsamında zimmet sayılan karar ve işlemlerle bağlantılı olarak düzenlenmiştir.

Üçüncü Kişilere Aktarılan Paralar Geri Alınabilir mi?

Kanun yalnızca yönetici ve ortaklarla sınırlı kalmamaktadır.

110/B maddesi kapsamındaki karar veya işlemler üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacıyla gerçekleştirilmişse, menfaat sağlayan kişilerin de elde ettikleri menfaat ölçüsünde sorumluluğu gündeme gelebilir.

Örneğin kripto şirketinden müşteri kaynaklarının;

  • yöneticinin yakınının şirketine,
  • hâkim ortağın başka şirketine,
  • görünürde bağımsız ancak gerçekte ilişkili bir kuruluşa

aktarılması hâlinde yalnızca transferi yapan yöneticilerin değil, menfaat sağlayan üçüncü kişilerin hukuki durumu da araştırılabilir.

Genel Müdürün Hukuki Sorumluluğu Var mı?

Evet.

III-35/B.1 sayılı Tebliğ kripto varlık hizmet sağlayıcıların genel müdür ve genel müdür yardımcıları için özel nitelikler öngörmektedir.

Bu kişilerin mali piyasalar, bilgi işlem, bilgi teknolojileri veya finansal teknolojiler alanında en az yedi yıllık mesleki tecrübeye ve işin gerektirdiği dürüstlük ve itibara sahip olması gerekir. Genel müdürün Türkiye’de mukim ve tam zamanlı olarak görev yapması; genel müdür ve genel müdür yardımcısı atamalarında SPK’nin uygun görüşünün alınması zorunludur.

Bu kadar sıkı nitelik şartlarının getirilmiş olması, genel müdürün operasyonel sorumluluğunun önemini göstermektedir.

Genel müdürün şirketin mevzuata aykırı işleyişini bilmesine rağmen gerekli tedbirleri almaması, somut olayda hukuki sorumluluğa neden olabilir.

Yönetim Kurulu Üyeleri Hangi Konularda Özellikle Risk Altındadır?

Kripto şirketlerinde yönetim kurulunun sorumluluk alanı oldukça geniştir.

Özellikle;

  • müşteri varlıklarının korunması,
  • bilgi sistemlerinin güvenliği,
  • cüzdan ve private key güvenliği,
  • risk yönetimi,
  • iç kontrol,
  • iç denetim,
  • çıkar çatışmalarının yönetimi,
  • sermaye yeterliliğinin korunması,
  • mevzuata uygun müşteri kabulü,
  • saklama süreçleri

konularında yönetim kurulunun gözetim ve karar sorumluluğu bulunmaktadır.

III-35/B.1 sayılı Tebliğ, çıkar çatışması politikalarının ve çok sayıda iç kontrol prosedürünün yönetim kurulu kararıyla yürürlüğe konulmasını zorunlu tutmaktadır.

Dolayısıyla kripto şirketlerinde yönetim kurulu üyeliği yalnızca periyodik toplantılara katılmak ve karar imzalamak şeklinde görülemez.

Yönetim Kurulu Üyesinin Muhalefet Şerhi Sorumluluğu Etkiler mi?

Somut olayın özelliklerine göre etkileyebilir.

Bir yönetim kurulu üyesi hukuka aykırı olduğunu düşündüğü karara karşı çıkmış, muhalefetini açıkça tutanağa geçirmiş ve gerekli bildirimleri yapmışsa bu durum kusur değerlendirmesinde önemli olabilir.

Buna karşılık hukuka aykırı bir karara katılan veya riskleri bilmesine rağmen hiçbir işlem yapmayan yönetici bakımından sorumluluk daha ağır değerlendirilebilir.

Özellikle müşteri varlıklarının şirket finansmanında kullanılması, mevzuata aykırı transfer yapılması veya ciddi siber güvenlik risklerinin görmezden gelinmesi gibi konularda yönetim kurulu kararlarının ve toplantı tutanaklarının ileride sorumluluk davasının temel delilleri hâline gelmesi mümkündür.

Yönetim Yetkisinin Devredilmesi Sorumluluğu Tamamen Ortadan Kaldırır mı?

Hayır.

Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesi, kanuna dayanılarak görev veya yetki devredildiğinde devreden kişinin belirli şartlarla devralanın fiillerinden sorumlu olmayabileceğini düzenlemektedir. Ancak devralan kişinin seçiminde makul özen gösterilmemişse sorumluluk gündeme gelebilir.

Kripto şirketlerinde ayrıca SPK düzenlemelerinin yönetim kuruluna bıraktığı görevler dikkate alınmalıdır.

Örneğin Tebliğ uyarınca yönetim yetkisinin murahhas üyelere bırakılması hâlinde en az iki murahhas üyenin belirlenmesi ve bunların yetki ve sorumluluk alanlarının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklanması gerekmektedir.

Dolayısıyla “bütün teknik işleri CTO’ya bıraktık” şeklindeki genel bir savunma her durumda yönetim kurulu üyelerini sorumluluktan kurtarmayabilir.

Çıkar Çatışması Yönetilmezse Yönetici Sorumlu Olabilir mi?

Evet.

Kripto varlık hizmet sağlayıcılarında çıkar çatışmalarının belirlenmesi ve yönetilmesi özel olarak düzenlenmiştir.

Örneğin platformun;

  • ortağına ait başka şirkete avantaj sağlaması,
  • ilişkili bir tokeni müşterilere öncelikli şekilde sunması,
  • şirket yöneticisinin kişisel menfaatinin bulunduğu işlemi onaylaması

durumunda çıkar çatışması ortaya çıkabilir.

III-35/B.1 sayılı Tebliğ, çıkar çatışması politikasının oluşturulmasını ve yönetim kurulu kararıyla yürürlüğe konulmasını zorunlu tutmaktadır.

Ayrıca yönetim kurulu üyelerinin belirli ilişkilerini yönetim kuruluna bildirme ve toplantı tutanağına geçirme yükümlülüğü bulunmaktadır.

İzinsiz Kripto Şirketi İşleten Yönetici Ceza Alabilir mi?

Evet.

Türkiye’de kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyeti SPK iznine tabidir.

6362 sayılı Kanun’un 109/A maddesine göre izin almaksızın kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyeti yürüten gerçek kişiler ve tüzel kişilerin yetkilileri hakkında üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir.

Bu nedenle Türkiye’de:

  • şirket kurmak,
  • internet sitesi açmak,
  • müşterilerden para kabul etmek,
  • kripto alım satımına aracılık etmek

ve daha sonra SPK iznine başvurmayı planlamak son derece risklidir.

İzin, faaliyete başladıktan sonra tamamlanabilecek sıradan bir idari prosedür değildir.

Pay Sahiplerinin Değişmesi SPK’ye Bildirilmek Zorunda mı?

Kripto şirketlerinde pay devirleri ciddi düzenleyici sınırlamalara tabidir.

6362 sayılı Kanun’un 35/B maddesi pay devirlerinde Kurul izni sistemini öngörmekte; III-35/B.1 sayılı Tebliğ ise izin ve bildirim gerektiren pay devirlerini ayrıntılı olarak düzenlemektedir.

Bu nedenle;

  • yeni yatırımcı alınması,
  • girişim sermayesi yatırım turu,
  • şirket satış işlemi,
  • ortaklık oranlarının değiştirilmesi,
  • kontrol değişikliği

işlemleri SPK boyutu dikkate alınmadan gerçekleştirilemez.

Mevzuata aykırı gerçekleştirilen pay devirleri pay defterine kaydedilemez; buna rağmen yapılan kayıtlar hükümsüzdür.

Şirketin Yeterli İç Kontrol Sistemi Kurmaması Kimin Sorumluluğunu Doğurur?

Kripto varlık hizmet sağlayıcısının iç kontrol sistemi kurması zorunludur.

III-35/B.1 sayılı Tebliğ’e göre iç kontrol sisteminin amacı yalnızca muhasebe hatalarının önlenmesi değildir. Sistem;

  • hata,
  • hile,
  • usulsüzlük,
  • yasa dışı bahis,
  • dolandırıcılık

gibi risklerin önlenmesi ve tespit edilmesini de kapsayacak şekilde kurulmalıdır.

Yönetim kurulu, kendisine bağlı icracı birimi olmayan üyelerinden birini iç kontrolden sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak belirlemek zorundadır.

Dolayısıyla örneğin kripto platformunun yıllarca yeterli fraud kontrol sistemi olmadan faaliyet göstermesi ve bu nedenle müşterilerin sistematik biçimde zarara uğraması hâlinde yalnızca alt düzey çalışanların değil, iç kontrol sisteminin oluşturulmasından sorumlu yönetim yapısının da incelenmesi gerekir.

Müşteriler Yöneticiye Doğrudan Dava Açabilir mi?

Bu sorunun cevabı somut olayın hukuki niteliğine göre değişir.

Kural olarak sözleşmenin tarafı kripto varlık hizmet sağlayıcı şirket olduğundan müşteri öncelikle şirkete karşı talepte bulunur.

Ancak 6362 sayılı Kanun’un 99/B maddesindeki özel düzenleme uyarınca zararın şirketten tazmin edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması durumunda şirket mensuplarının kusurlarına göre şahsi sorumluluğu gündeme gelebilir.

Bunun yanında yöneticinin müşteriye karşı doğrudan hukuka aykırı fiili, Türk Ticaret Kanunu kapsamındaki sorumluluğu veya diğer özel sorumluluk sebepleri bulunuyorsa ayrıca hukuki değerlendirme yapılması gerekir.

Bu nedenle dava açılmadan önce;

şirket → yönetici → pay sahibi → fiilî kontrol sahibi → üçüncü kişi

şeklindeki sorumluluk zinciri ayrı ayrı incelenmelidir.

Sadece Şirketi Dava Etmek Yeterli Olmayabilir mi?

Özellikle şirketin ödeme güçlüğüne düştüğü dosyalarda yeterli olmayabilir.

Örneğin müşterilerin toplam 1 milyar TL alacağı bulunan kripto platformunda şirketin malvarlığı yalnızca 50 milyon TL ise, şirket aleyhine alınacak karar tek başına fiilî tahsil sağlamayabilir.

Bu durumda;

  • müşteri varlıklarının nereye aktarıldığı,
  • yöneticilerin kararları,
  • ilişkili şirketlere yapılan ödemeler,
  • hâkim ortakların işlemleri,
  • şirket kaynaklarından menfaat sağlayan üçüncü kişiler

araştırılmalıdır.

6362 sayılı Kanun’un kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin özel şahsi sorumluluk hükümleri tam da bu tür durumlarda önem kazanmaktadır.

Yönetici ve Pay Sahiplerinin Sorumluluğunda Hangi Deliller Önemlidir?

Kripto şirketleriyle ilgili sorumluluk davalarında özellikle şu belgeler önem taşıyabilir:

  • yönetim kurulu kararları,
  • yönetim kurulu toplantı tutanakları,
  • şirket içi e-postalar,
  • görev ve yetki dağılımı,
  • organizasyon şemaları,
  • iç kontrol raporları,
  • risk yönetimi raporları,
  • bağımsız denetim raporları,
  • bilgi sistemleri denetim raporları,
  • rezerv kanıt denetimleri,
  • cüzdan kayıtları,
  • blockchain işlem kayıtları,
  • müşteri varlıklarının transfer edildiği adresler,
  • ilişkili taraf işlemleri,
  • şirket banka hesap hareketleri,
  • SPK yazışmaları ve denetim raporları.

Özellikle blockchain kayıtları şirket kaynaklarının yöneticilere, ortaklara veya üçüncü kişilere ait cüzdanlara aktarılıp aktarılmadığının araştırılmasında önemli bir delil kaynağı olabilir.

Şirket Yöneticileri Sorumluluklarını Azaltmak İçin Ne Yapmalıdır?

Kripto şirketlerinde yönetici sorumluluğunu azaltmanın en etkili yolu yalnızca sözleşmelere sorumsuzluk maddeleri koymak değildir.

Asıl önemli olan mevzuata uygun bir kurumsal yönetim sistemi oluşturmaktır.

Yönetim kurulu;

  • görev dağılımını açık biçimde yapmalı,
  • iç kontrol ve risk yönetimini etkin biçimde çalıştırmalı,
  • siber güvenlik raporlarını düzenli incelemeli,
  • müşteri varlıklarının şirket kaynaklarından ayrılığını gözetmeli,
  • çıkar çatışmalarını kayıt altına almalı,
  • hukuka aykırı işlemlere muhalefet etmeli,
  • gerekli konularda uzman görüşü almalı,
  • SPK ve MASAK yükümlülüklerinin uygulanmasını izlemelidir.

Özellikle ciddi bir uyum ihlali tespit edildiğinde “şirket içinde herkes böyle yapıyordu” yaklaşımı yöneticinin kişisel sorumluluk riskini ortadan kaldırmaz.

Kripto Şirketine Yatırım Yapacak Pay Sahibi Nelere Dikkat Etmelidir?

Kripto şirketine yatırım yapmak isteyen kişi yalnızca şirket değerlemesini ve büyüme potansiyelini incelememelidir.

Yatırım öncesinde;

  • SPK faaliyet izni,
  • şirketin sermaye yeterliliği,
  • müşteri varlıklarının saklanma modeli,
  • bilgi sistemleri altyapısı,
  • geçmiş uyum ihlalleri,
  • SPK incelemeleri,
  • ortaklık yapısı,
  • ilişkili taraf işlemleri,
  • yöneticilerin geçmişi

araştırılmalıdır.

Özellikle yönetimde aktif rol alacak veya şirket üzerinde kontrol sağlayacak yatırımcıların hukuki riski pasif azınlık yatırımcısından çok daha yüksek olabilir.

Sonuç

Kripto şirketlerinde yönetici ve pay sahiplerinin hukuki sorumluluğu, klasik anonim şirket sorumluluğundan daha geniş ve çok katmanlı bir yapıya sahiptir.

Kural olarak kripto varlık hizmet sağlayıcının borçlarından şirket tüzel kişiliği sorumludur ve anonim şirket pay sahipleri yalnızca taahhüt ettikleri sermaye bakımından şirkete karşı sorumluluk taşır.

Ancak kripto sektöründe bu genel kuralın önemli istisnaları bulunmaktadır.

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 99/B maddesine göre kripto varlık hizmet sağlayıcının hukuka aykırı faaliyetlerinden ve nakit veya kripto varlık teslim yükümlülüğünü yerine getirememesinden doğan zararlardan öncelikle şirket sorumludur. Şirketten tahsilin mümkün olmaması hâlinde ise şirket mensuplarının kusurları ve olayın şartlarına göre kişisel sorumluluğu gündeme gelebilir.

Müşteri varlıklarının zimmete geçirilmesi veya şirket kaynaklarının hâkim ortakların menfaatine kullanılması gibi ağır durumlarda sorumluluk çok daha ileri gitmektedir. Yönetim kurulu üyeleri ve diğer şirket mensupları hakkında ağır hapis cezaları uygulanabileceği gibi, faaliyet izni kaldırılan şirketin hukuken veya fiilen kontrolünü elinde bulunduran gerçek kişi ortaklar da belirli şartlarda zimmet suçundan sorumlu tutulabilir.

Ayrıca 6362 sayılı Kanun’un 110/B maddesi kapsamında belirli zimmet niteliğindeki karar ve işlemler nedeniyle yönetim kurulu üyeleri, şirket mensupları ve şirketi fiilen kontrol etmiş gerçek kişi ortaklar hakkında şahsi iflas mekanizmasının uygulanması ve kişisel malvarlıklarının öncelikle müşteri zararlarının karşılanmasında kullanılması mümkündür.

Bu nedenle bir kripto şirketinde yalnızca “pay sahibi”, “yönetim kurulu üyesi” veya “genel müdür” unvanına bakılarak sorumluluk değerlendirmesi yapılamaz. Kimin hangi kararı aldığı, şirketi gerçekte kimin kontrol ettiği, müşteri varlıklarının nasıl kullanıldığı, iç kontrol ve güvenlik sistemlerinin kurulup kurulmadığı ve ortaya çıkan zararda kimin kusurunun bulunduğu ayrıntılı şekilde incelenmelidir.

Özellikle müşteri varlıklarının kaybolduğu, şirketin ödeme yapamadığı veya şirket kaynaklarının ortak ve yöneticilere aktarıldığı kripto uyuşmazlıklarında yalnızca şirket tüzel kişiliğine karşı talepte bulunmak yerine yönetici, hâkim ortak, fiilî kontrol sahibi ve menfaat sağlayan üçüncü kişilerin sorumluluklarının da ayrıca araştırılması, zararın tahsil edilebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Yeni yazılardan haberdar olun

Hukuk alanındaki yeni yazılarımızı e-posta ile alın. Dilediğiniz zaman tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Call Now Button

Çerez tercihleri