Sezonda Yatınız Kazaya Karıştı, Rezervasyonlar İptal Oldu: Kayıp Charter ve Kira Geliri Karşı Taraftan İstenebilir mi?
Sezonda Yatınız Kazaya Karıştı, Rezervasyonlar İptal Oldu: Kayıp Charter ve Kira Geliri Karşı Taraftan İstenebilir mi?
Yat kiralama sektöründe bir deniz kazasının ekonomik sonucu çoğu zaman yalnızca teknenin tamir masrafından ibaret değildir.
Özellikle Bodrum, Göcek, Marmaris, Çeşme veya Antalya gibi yat turizminin yoğun olduğu bölgelerde ticari olarak kiraya verilen bir yatın temmuz veya ağustos ayında çatmaya karışması, birkaç haftalık onarım süresinin dahi çok ciddi gelir kaybına yol açmasına neden olabilir.
Örneğin haftalık 12.000 Euro karşılığında kiralanan bir yatın 1 Temmuz tarihinde başka bir yatın kusuruyla çatmaya karıştığını ve 40 gün boyunca kullanılamadığını düşünelim.
Bu süre içerisinde yatın;
- 6-13 Temmuz,
- 13-20 Temmuz,
- 20-27 Temmuz,
- 27 Temmuz-3 Ağustos
tarihlerindeki dört ayrı rezervasyonu iptal edilmiş olabilir.
Yatın tamir masrafı 80.000 Euro iken yalnızca iptal edilen rezervasyonların toplam bedeli 48.000 Euro olabilir.
Bu durumda yat kiralama şirketinin karşılaştığı temel soru şudur:
“Teknenin tamir masrafını talep edebiliyoruz; peki çatma nedeniyle yapamadığımız charterlardan ve iptal edilen rezervasyonlardan doğan gelir kaybını da isteyebilir miyiz?”
Kural olarak cevap evettir.
Ancak talep edilebilecek tutar, iptal edilen rezervasyonların toplam brüt bedeli değildir. Tazmin edilecek zarar; çatma ile uygun illiyet bağı bulunan, gerçek, ispatlanabilir ve zarar görenin tasarruf ettiği giderler düşüldükten sonra kalan net kazanç kaybıdır.
Bu nedenle bir yat kiralama şirketinin;
“Yat 30 gün çalışmadı, günlük kiralama bedeli 3.000 Euro, o hâlde 90.000 Euro istiyorum.”
şeklindeki basit bir hesaplamayla sonuca ulaşması her zaman mümkün değildir.
Gerçek zararın ayrıntılı biçimde ortaya konulması gerekir.
Deniz Hukukunda “Çatma” Nedir?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1286. maddesine göre iki veya daha fazla geminin çarpışması sonucu gemilere, gemilerde bulunan insanlara veya eşyalara zarar verilmesi hâlinde çatmaya ilişkin özel hükümler uygulanmaktadır.
Kanun yalnızca fiziksel temas meydana gelen klasik çatmayı kapsamamaktadır. Bir geminin hatalı manevra yapması, seyir kurallarına uymaması veya benzeri davranışları sonucunda başka bir gemiye fiziksel temas olmadan zarar vermesi hâlinde de çatmaya ilişkin hükümlerin uygulanması mümkündür.
Dolayısıyla örneğin büyük bir motoryatın hatalı manevrası nedeniyle diğer yatın kaçınma manevrası yaparak marinaya veya başka bir yapıya çarpması durumunda da olayın özelliklerine göre çatma hükümleri gündeme gelebilir.
Yatlar Türk Ticaret Kanunu Bakımından Gemi Sayılır mı?
TTK’nın 931. maddesinde gemi; tahsis edildiği amaç suda hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan araç olarak tanımlanmaktadır.
Bu nedenle ticari amaçla kullanılan yatlar, motoryatlar, guletler ve benzeri deniz araçları gerekli özellikleri taşıdıkları ölçüde TTK’nın deniz ticaretine ve çatmaya ilişkin hükümlerinin kapsamına girebilir.
Bu durum özellikle yat kiralama işletmeleri bakımından önemlidir. Karayolundaki trafik kazasından farklı olarak burada uygulanabilecek özel bir deniz hukuku rejimi bulunmaktadır.
Kusurlu Çatmada Zararı Kim Öder?
TTK m.1288 son derece açık bir temel kural getirmektedir.
Çatma, gemilerden birinin donatanının veya gemi adamlarının kusurundan meydana gelmişse, ortaya çıkan zararı kusurlu geminin donatanı tazmin etmek zorundadır.
Örneğin marinadan çıkmakta olan A yatının kaptanı gerekli gözcülüğü yapmaksızın manevra gerçekleştirerek bağlı bulunan B charter yatına çarpmışsa ve kusurun tamamen A yatına ait olduğu belirlenmişse, B yatında ortaya çıkan zararların tazmini bakımından A gemisinin donatanının sorumluluğu gündeme gelir.
Bu zarar yalnızca:
gövde hasarı + boya + motor tamiri
şeklinde düşünülmemelidir.
Yat ticari faaliyette kullanılıyorsa kullanım dışı kaldığı dönem nedeniyle ortaya çıkan ekonomik zarar da ayrıca değerlendirilmelidir.
Her İki Yat da Kusurluysa Ne Olur?
Çatmanın her iki geminin donatanının veya gemi adamlarının kusurundan meydana gelmesi durumunda TTK m.1289 devreye girer.
Gemilerin veya gemilerde bulunan eşyanın uğradığı zarar bakımından donatanlar kusurlarının ağırlığı oranında sorumludur. Kusur oranının belirlenemediği veya tarafların eşit kusurlu olduğu durumda eşit sorumluluk gündeme gelir.
Örneğin charter yatının toplam net kazanç kaybının 40.000 Euro olduğu ve karşı tarafın çatmadaki kusurunun %75 olarak belirlendiği varsayıldığında:
40.000 Euro × %75 = 30.000 Euro
üzerinden talep değerlendirmesi yapılabilir.
Bu nedenle charter geliri hesabından önce çatmadaki kusur oranının doğru belirlenmesi gerekir.
Kusursuz Çatmada Kira Geliri Kaybı Talep Edilebilir mi?
Her çatma tazminat sorumluluğu doğurmaz.
TTK m.1287 uyarınca çatma umulmayan hâl, mücbir sebep nedeniyle meydana gelmiş veya olayın neden kaynaklandığı belirlenememişse, kural olarak zarar gören kendi zararına katlanır.
Dolayısıyla yalnızca:
“Diğer gemi bize çarptı.”
demek her zaman yeterli değildir.
Kusur, illiyet bağı ve zararın kapsamı birlikte incelenmelidir.
Yat Kiralama Şirketinin Rezervasyon Kaybı Hukuken Zarar Sayılır mı?
Evet.
Bir ticari işletmenin hukuka aykırı olay nedeniyle elde etmesi beklenen kazancı elde edememesi, şartları mevcutsa yoksun kalınan kâr niteliğinde maddi zarar oluşturabilir.
Türk Borçlar Kanunu m.49 kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren kişinin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenlemektedir. TBK m.50 ise zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispatlaması gerektiğini; zarar miktarının tam olarak ispat edilemediği hâllerde hâkimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri değerlendirerek zarar miktarını belirleyebileceğini kabul etmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da kâr kaybını, zarar görenin malvarlığında gelecekte meydana gelmesi beklenen artışın gerçekleşmemesi olarak kabul etmektedir.
Deniz ticareti uygulamasında da geminin kullanılamaması nedeniyle ortaya çıkan mahrum kalınan kâr taleplerinin çatmadan kaynaklanan zarar kapsamında ileri sürülebildiği görülmektedir. Nitekim Yargıtay önüne gelen çatma uyuşmazlıklarında gemi bedelinin yanında mahrum kalınan kâr talepleri de dava konusu yapılmaktadır.
Dolayısıyla ticari charter faaliyetinde kullanılan yatın çatma nedeniyle gelir elde edememesi prensip olarak tazminata konu olabilir.
Brüt Rezervasyon Bedelinin Tamamı İstenebilir mi?
Genellikle hayır.
Bu nokta uygulamadaki en önemli hesaplama hatalarından biridir.
Örneğin yatın haftalık kiralama fiyatının:
15.000 Euro
olduğunu düşünelim.
Çatma nedeniyle dört haftalık rezervasyon iptal edilmiş olsun.
İlk bakışta:
15.000 × 4 = 60.000 Euro
zarar olduğu düşünülebilir.
Ancak yat sefere çıkmadığı için şirket bazı giderleri de yapmamış olacaktır.
Örneğin:
- yakıt gideri,
- marina ve liman giderlerinin bir bölümü,
- müşteri için alınacak yiyecek-içecekler,
- temizlik giderleri,
- seyahat acentesi komisyonu,
- charter broker komisyonu,
- değişken personel giderleri,
- transfer giderleri,
- seyirle doğrudan bağlantılı diğer giderler
tasarruf edilmiş olabilir.
Bu nedenle gerçek zarar çoğu zaman:
Brüt kaybedilen charter geliri – Yapılmayan değişken giderler = Net kazanç kaybı
şeklinde hesaplanmalıdır.
Somut Bir Örnekle Charter Geliri Kaybı
Bir yat kiralama şirketinin haftalık charter bedeli 20.000 Euro olan bir yat işlettiğini düşünelim.
Çatma nedeniyle yat dört hafta kullanılamasın.
Dört kesin rezervasyon bulunuyor olsun:
4 × 20.000 Euro = 80.000 Euro brüt gelir
Ancak bu dört charter gerçekleştirilseydi şirketin toplam:
- 8.000 Euro yakıt,
- 4.000 Euro broker komisyonu,
- 3.000 Euro yiyecek ve ikram,
- 2.000 Euro ekstra temizlik ve operasyon,
- 3.000 Euro diğer değişken gider
yapması gerekecek olsun.
Toplam tasarruf edilen gider:
20.000 Euro
olur.
Gerçek net kazanç kaybı:
80.000 Euro – 20.000 Euro = 60.000 Euro
şeklinde hesaplanabilir.
Karşı geminin kusuru %80 ise:
60.000 Euro × %80 = 48.000 Euro
tazminat gündeme gelebilir.
Bu örnek hesaplama mantığını göstermek amacıyla verilmiştir. Gerçek dosyada her gider kaleminin ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
Kesinleşmiş Rezervasyon Varsa İspat Çok Daha Kolaydır
Yat kiralama şirketinin en güçlü durumu çatmadan önce yapılmış ve belgelenmiş rezervasyonların bulunmasıdır.
Örneğin şirketin çatmadan önce müşterisiyle imzaladığı:
- yacht charter agreement,
- reservation confirmation,
- booking form,
- charter party,
- e-posta teyidi,
- acente rezervasyon kaydı
bulunuyorsa gelir kaybının ispatı ciddi ölçüde kolaylaşır.
Müşteriden rezervasyon bedelinin:
%20, %30 veya %50 kaporasının
alınmış olması da rezervasyonun gerçekliğini destekleyen önemli bir delildir.
Bu durumda şirket yalnızca varsayımsal olarak:
“Yaz sezonunda mutlaka müşteri bulurdum.”
dememekte; kazadan önce kurulmuş gerçek bir ticari ilişkiyi ortaya koymaktadır.
Kapora Alınmamış Rezervasyonlar Talep Edilebilir mi?
Kapora bulunmaması tek başına zarar talebini ortadan kaldırmaz.
Ancak rezervasyonun ne ölçüde kesinleştiği araştırılır.
Örneğin yalnızca müşterinin:
“Ağustosta tekneyi düşünüyoruz, fiyat gönderebilir misiniz?”
şeklindeki e-postası, kesin charter sözleşmesiyle aynı ispat gücüne sahip değildir.
Buna karşılık taraflar:
- fiyat üzerinde anlaşmış,
- tarihler belirlenmiş,
- müşteri bilgileri alınmış,
- charter sözleşmesi gönderilmiş,
- rezervasyon sisteminde tarih kapatılmış
ise ödeme henüz yapılmamış olsa bile rezervasyonun gerçekleşme ihtimali daha güçlü biçimde savunulabilir.
Burada esas mesele zararın makul derecede kesin olmasıdır.
Hiç Rezervasyon Yoksa Kazanç Kaybı İstenemez mi?
Hayır. Kesin rezervasyon bulunmaması, hiçbir koşulda gelir kaybı talep edilemeyeceği anlamına gelmez.
Örneğin yat şirketinin son beş yıldır temmuz ayında ortalama %95 dolulukla çalıştığı ve aynı kategorideki yatların olay tarihinde tamamen dolu olduğu düşünülebilir.
Bu durumda şirket;
- önceki yılların charter kayıtlarını,
- faturalarını,
- muhasebe kayıtlarını,
- banka tahsilatlarını,
- doluluk oranlarını,
- sezon fiyatlarını
sunarak olay gerçekleşmeseydi belirli bir kazanç elde edeceğini ispatlamaya çalışabilir.
TBK m.50 kapsamında zararın tam rakamla ispatlanamadığı hâllerde hâkim, olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler üzerinden değerlendirme yapabilir.
Ancak kesin rezervasyonlara dayalı zarar ile varsayımsal sezon gelirine dayalı zarar aynı ispat gücüne sahip değildir.
Önceki Yılın Geliri Tek Başına Yeterli midir?
Hayır.
Örneğin şirket:
“Geçen temmuz ayında 100.000 Euro kazandım; bu yıl da 100.000 Euro kazanacaktım.”
diyemez.
Önceki dönem gelirleri önemli delillerdir ancak;
- sezon talebi,
- yatın yaşı,
- charter fiyatları,
- bölgedeki turizm yoğunluğu,
- şirketin satış kanalları,
- mevcut rezervasyonlar,
- piyasa koşulları,
- teknenin sezon içindeki gerçek doluluk oranları
birlikte değerlendirilmelidir.
Geçmiş dönem performansı, kayıp gelirin hesaplanmasında destekleyici veri niteliğindedir.
Yatın Kaç Gün Çalışamayacağı Nasıl Belirlenir?
Araç mahrumiyeti davalarına benzer şekilde deniz aracında da her zaman yatın tersanede fiilen kaldığı sürenin tamamı esas alınmamalıdır.
Önemli olan çatmadan kaynaklanan hasarın giderilmesi için gerekli makul onarım süresidir.
Örneğin yat:
60 gün
tersanede kalmış olabilir.
Ancak bunun;
- 25 günü gerçek onarım,
- 15 günü tersane yoğunluğu,
- 10 günü şirketin ödeme onayı beklemesi,
- 10 günü kazayla ilgisiz bakım
nedeniyle oluşmuşsa, 60 günün tamamını kusurlu donatana yüklemek mümkün olmayabilir.
Teknik bilirkişinin;
- hasarlı gövde bölgesini,
- makine hasarını,
- pervane ve şaft işlemlerini,
- boya işlemlerini,
- parça tedarikini,
- klas veya sörvey işlemlerini,
- denize indirme ve test sürecini
inceleyerek objektif onarım süresini belirlemesi gerekir.
Sezon Ortasında Kaza Olması Neden Önemlidir?
Aynı yatın ocak ayında 20 gün kullanılamaması ile temmuz ayında 20 gün kullanılamaması ekonomik olarak aynı sonucu doğurmayabilir.
Charter işletmelerinin gelirleri önemli ölçüde sezonsal olabilir.
Örneğin bir yatın:
Ocak ayında haftalık fiyatı: 6.000 Euro
Temmuz ayında haftalık fiyatı: 18.000 Euro
olabilir.
Üstelik temmuz ayında %100 doluluk varken ocak ayında hiç rezervasyon bulunmayabilir.
Bu nedenle kayıp gelir hesabı yıllık ortalama günlük gelir üzerinden yapılmamalı; kazanın gerçekleştiği dönemin gerçek ticari koşulları araştırılmalıdır.
Yat Kiralama Şirketinin Başka Yatı Varsa Ne Olur?
Bu husus zarar azaltma yükümlülüğü bakımından son derece önemlidir.
Örneğin şirketin çatmaya uğrayan yat dışında aynı segmentte üç başka yatı daha bulunuyor olsun.
İptal edilen müşteriler bu yatlardan birine aktarılabiliyorsa şirketin gerçek zararının tamamı ortadan kalkabilir veya azalabilir.
Örneğin müşteri:
“A yatı yerine aynı özellikte B yatını kabul ederim.”
demiş ve şirket charter gelirini yine elde etmişse, artık aynı rezervasyon için ayrıca tam gelir kaybı talep edilmesi mümkün değildir.
TBK m.52 uyarınca zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında etkili olması yahut zararı azaltmaya yönelik makul davranışları göstermemesi tazminatın belirlenmesinde dikkate alınabilir.
Başka Bir Yat Kiralayarak Müşteriye Verilmesi Gerekir mi?
Her olayda zorunlu değildir.
Ancak makul şartlarda ikame yat temin edilmesi mümkünse ve bu yöntem zararı önemli ölçüde azaltacaksa bu ihtimal değerlendirilmelidir.
Örneğin şirketin müşteriye 20.000 Euro’ya sattığı charterı başka bir yat sahibinden 16.000 Euro’ya temin ederek gerçekleştirebilmesi mümkünse şirketin:
20.000 Euro’nun tamamını kayıp gelir
olarak istemesi tartışmalı hâle gelebilir.
Bu durumda gerçek zarar:
müşteriye taahhüt edilen charter nedeniyle katlanılan ek ikame maliyeti veya azalan kâr
üzerinden hesaplanabilir.
Bununla birlikte yoğun sezonda aynı özellikte yat bulunamaması hâlinde şirketten imkânsız bir ikame çözümü üretmesi beklenemez.
Rezervasyonun İptal Nedeni Mutlaka Çatma Olmalıdır
Tazminat için en önemli koşullardan biri illiyet bağıdır.
Örneğin müşteri rezervasyonu yat hasarlı olduğu için değil;
- vize alamadığı,
- sağlık sorunu yaşadığı,
- uçuşu iptal olduğu,
- kendi isteğiyle tatilden vazgeçtiği
için iptal etmişse bu rezervasyon bedeli çatma zararına eklenemez.
Bu nedenle müşterilere gönderilen iptal e-postaları ve iade açıklamalarında:
“Vessel unavailable due to collision damage.”
benzeri açıklamaların bulunması ispat bakımından son derece değerli olabilir.
Müşteriye İade Edilen Kapora da Zarar mıdır?
Burada iki farklı hesaplama yapılmalıdır.
Müşteri daha önce 5.000 Euro kapora ödemiş ve çatma nedeniyle charter gerçekleştirilemediği için bu para müşteriye iade edilmişse, iade edilen 5.000 Euro tek başına ayrıca zarar değildir.
Çünkü bu para sözleşme gerçekleşmediği için müşteriye geri verilmiştir.
Gerçek zarar, işletmenin charter gerçekleşseydi elde edeceği net kazancın kaybedilmesidir.
Ancak müşteri sözleşmesi nedeniyle;
- cezai şart,
- ekstra acente komisyonu,
- kredi kartı komisyonu,
- geri ödeme masrafı,
- üçüncü kişiye ödenen iptal bedeli
gibi ek maliyetler oluşmuşsa bunlar ayrıca zarar kalemi olarak incelenebilir.
Müşteriye Tazminat Ödenmişse Bu Para Karşı Taraftan İstenebilir mi?
Somut olayın özelliklerine göre mümkün olabilir.
Örneğin yat kiralama şirketi müşterisine sözleşme gereği 10.000 Euro ilave tazminat ödemek zorunda kalmışsa bu zararın çatmayla uygun illiyet bağı bulunup bulunmadığı incelenir.
Ancak şirketin müşteriye hiçbir sözleşmesel zorunluluğu bulunmadığı hâlde ticari ilişkisini korumak amacıyla olağanüstü yüksek bir ödeme yapması durumunda bedelin tamamının kusurlu donatana yüklenmesi otomatik değildir.
Ödeme;
- gerekli,
- makul,
- çatmanın öngörülebilir sonucu
olmalıdır.
Yat Sahibi ile Kiralama Şirketi Farklıysa Talep Hakkı Kime Aittir?
Uygulamada özellikle bu nokta gözden kaçırılmaktadır.
Yatın maliki ile charter faaliyetini yürüten şirket her zaman aynı kişi olmayabilir.
Örneğin yat:
ABC Denizcilik A.Ş.’ye
aitken charter operasyonu:
XYZ Yacht Charter Ltd.
tarafından yürütülüyor olabilir.
Bu durumda zarar kalemlerinin kimin malvarlığında doğduğu ayrı ayrı belirlenmelidir.
Yatın fiziksel tamir masrafı malikin zararı olabilirken rezervasyon ve charter gelirinin kaybı işletmeci şirketin zararı olabilir.
Bunun için işletmeci şirketin;
- yat kiralama hakkını,
- işletme sözleşmesini,
- management agreement’ı,
- bareboat charter sözleşmesini,
- gelir paylaşım anlaşmasını
ortaya koyması gerekir.
Yalnızca yat sahibinin acentesi olarak çalışan ve her rezervasyondan %15 komisyon alan şirketin zararı da yatın bütün charter bedeli değil, esas itibarıyla kaybettiği komisyon geliri olabilir.
Dolayısıyla dava açmadan önce:
“Bu gelir hukuken kime aitti?”
sorusu mutlaka cevaplandırılmalıdır.
Yat Kiralama Şirketi Ciro Kaybı mı, Kâr Kaybı mı Talep Etmelidir?
Kural olarak zarar hesabında net kâr kaybı önemlidir.
Ciro şirketin toplam satış geliridir.
Kâr ise bu gelirin elde edilmesi için yapılacak masraflar çıktıktan sonra şirkette kalan ekonomik değerdir.
Örneğin iptal edilen rezervasyonların toplamı:
100.000 Euro
olabilir.
Ancak bu charterların gerçekleştirilmesi için:
35.000 Euro
değişken gider yapılacaksa işletmenin net kaybı:
65.000 Euro
olabilir.
Bu nedenle bilirkişinin sadece iptal edilen faturaları toplaması yeterli değildir.
Muhasebe ve deniz turizmi sektörünü bilen bilirkişilerin birlikte çalışması gerekebilir.
Hangi Belgeler Kayıp Charter Gelirini İspatlamak İçin Kullanılabilir?
Bu tür bir uyuşmazlıkta belge düzeni son derece önemlidir.
Özellikle şu belgeler saklanmalıdır:
- çatma tutanağı,
- kaptan raporları,
- seyir kayıtları,
- AIS kayıtları,
- VHF kayıtları,
- marina kamera kayıtları,
- hasar fotoğrafları,
- eksper ve sörvey raporları,
- tersane teklif ve faturaları,
- yatın tersaneye giriş ve çıkış kayıtları,
- charter sözleşmeleri,
- rezervasyon teyitleri,
- banka tahsilatları,
- kapora dekontları,
- müşterilere yapılan iadeler,
- iptal e-postaları,
- broker yazışmaları,
- booking platform kayıtları,
- önceki yılların doluluk raporları,
- geçmiş dönem faturaları,
- gelir tabloları,
- yakıt ve operasyon giderleri,
- broker komisyonları.
Özellikle rezervasyonların çatma tarihinden önce oluşturulduğunu gösterebilmek önem taşır.
Sonradan Düzenlenen Rezervasyon Listesi Tek Başına Yeterli Olur mu?
Risklidir.
Örneğin davacı şirket kendi bilgisayarında hazırladığı bir Excel tablosunda:
“10 Temmuz – 20.000 Euro”
“17 Temmuz – 20.000 Euro”
“24 Temmuz – 20.000 Euro”
şeklinde rezervasyon listesi sunabilir.
Ancak bu kayıtların bağımsız delillerle desteklenmesi gerekir.
Banka havalesi, müşteri e-postası, charter sözleşmesi, acente kaydı veya CRM sistemindeki eski tarihli kayıtlar bulunmuyorsa karşı taraf:
“Bu rezervasyonlar kazadan sonra dava için oluşturuldu.”
savunmasında bulunabilir.
Bu nedenle üçüncü kişilerden gelen ve olaydan önce oluşmuş belgeler çok daha güçlüdür.
Çatma Sonrası Delil Tespiti Yapılabilir mi?
Evet ve özellikle büyük hasarlı deniz kazalarında çoğu zaman son derece önemlidir.
TTK m.1292 dava açılmadan önce çatmaya ilişkin delil tespiti için özel bir yetki düzenlemesi getirmektedir. Buna göre çatmanın gerçekleştiği yerde deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi; böyle bir mahkeme yoksa kanunda belirtilen diğer mahkemeler delil tespiti bakımından yetkilidir. Çatmaya karışan gemilerin kaptanı veya temsilcisine tespit yapılacağı bildirilir.
Bu işlem özellikle;
- hasarın kapsamı,
- gemilerin konumu,
- çarpma noktaları,
- teknik arızalar,
- seyir cihazları,
- olay yeri izleri
ortadan kalkmadan kayıt altına alınması açısından önemlidir.
Delil Tespitinde Kusur Oranı Belirlenir mi?
TTK m.1292/3 uyarınca dava öncesi delil tespiti raporunda çatmaya karışan gemilerin kusur oranları belirtilmez.
Bunun amacı ilk aşamada maddi vakıaların korunmasıdır.
Kusur değerlendirmesi daha sonra bütün deliller bir araya getirildikten sonra yapılır.
Dolayısıyla delil tespiti raporunda:
“A yatı %80 kusurludur.”
şeklinde bir oran belirlenmesi TTK’daki özel sistemle bağdaşmaz.
Kayıp Gelir İçin Bilirkişi Hesabı Nasıl Yapılmalıdır?
Sağlıklı bir bilirkişi raporunda en azından şu konular ayrı ayrı incelenmelidir:
Birinci aşamada makul kullanım dışı kalma süresi belirlenmelidir.
Örneğin 35 gün.
İkinci aşamada bu 35 güne denk gelen kesin rezervasyonlar belirlenmelidir.
Örneğin toplam 70.000 Euro.
Üçüncü aşamada gerçekleştirilmemiş charterlar nedeniyle yapılmayan masraflar düşülmelidir.
Örneğin 20.000 Euro.
Dördüncü aşamada alternatif yatla telafi edilen rezervasyonlar hesaptan çıkarılmalıdır.
Örneğin 10.000 Euro kâr kurtarılmış olsun.
Bu durumda:
70.000 – 20.000 – 10.000 = 40.000 Euro
net zarar ortaya çıkabilir.
Son olarak çatmadaki kusur oranı uygulanır.
Karşı taraf %75 kusurluysa:
40.000 × %75 = 30.000 Euro
talep edilebilir zarar gündeme gelir.
Sigorta Şirketi Charter Geliri Kaybını Öder mi?
Bu soruya bütün sigortalar bakımından tek bir cevap vermek mümkün değildir.
Deniz sigortalarında fiziksel tekne hasarının teminat altına alınması ile yatın kullanılamaması nedeniyle meydana gelen loss of hire / business interruption / loss of earnings zararlarının teminat altına alınması aynı şey değildir.
Bir tekne sigortası gövde hasarını karşılıyor olabilir ancak işletmenin kaybettiği charter gelirini kapsamıyor olabilir.
Bunun tersine ayrıca loss of hire veya benzeri bir teminat satın alınmış olabilir.
Kusurlu karşı geminin sorumluluk sigortası veya P&I kapsamı bakımından da poliçe şartları, limitler, istisnalar ve uygulanacak hukuk ayrıca incelenmelidir.
Bu nedenle çatma dosyasında:
“Sigorta var, bütün gelir kaybını sigorta öder.”
sonucuna doğrudan varılmamalıdır.
Her poliçe ayrı değerlendirilmelidir.
Donatanın Sorumluluğu Sınırsız mıdır?
Hayır.
TTK m.1296, çatmaya ilişkin hükümler uygulanırken donatanın sorumluluğunun sınırlandırılmasına ilişkin hükümleri açıkça saklı tutmaktadır. TTK m.1328 ve devamında da deniz alacaklarından doğan sorumluluğun uluslararası sorumluluk sınırlama rejimi kapsamında değerlendirilmesine ilişkin hükümler bulunmaktadır.
Bu nedenle örneğin çok büyük bir ticari geminin bir marinada birden fazla yata zarar verdiği ve milyonlarca Euro’luk talepler ortaya çıktığı olaylarda yalnızca zarar miktarını hesaplamak yeterli olmayabilir.
Donatanın sorumluluğunu sınırlandırma hakkı bulunup bulunmadığı ve kurulmuş bir sınırlama fonunun mevcut olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
Çatma Nedeniyle Kâr Kaybı Talebinde Zamanaşımı Ne Kadardır?
Bu konuda önemli bir özel hüküm bulunmaktadır.
TTK m.1297’ye göre çatmaya dayanan her türlü tazminat istemi, çatmanın gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar.
Örneğin çatma:
15 Temmuz 2026
tarihinde meydana gelmişse, çatmaya dayanan tazminat talepleri bakımından iki yıllık özel sürenin özellikle takip edilmesi gerekir.
Bu süre;
- tekne hasarı,
- değer kaybı,
- kullanım kaybı,
- charter geliri kaybı
gibi çatmaya dayalı zarar taleplerinde büyük önem taşır.
Bu nedenle tarafların uzun süren sigorta görüşmelerine güvenerek zamanaşımı süresini gözden kaçırmaması gerekir.
Dava Açmadan Önce İhtarname Göndermek Zorunlu mudur?
TTK m.1293’e göre çatma nedeniyle uğranılan zararın tazmini için açılacak dava öncesinde ayrıca bir ihtar düzenlenmesi veya başka bir şekil şartının yerine getirilmesi zorunlu değildir.
Bununla birlikte uygulamada;
- zararın bildirilmesi,
- delillerin korunmasının istenmesi,
- sigorta bilgilerinin talep edilmesi,
- rezervasyon kayıplarının bildirilmesi,
- sulh görüşmelerinin başlatılması
amacıyla yazılı talepte bulunmak çoğu zaman faydalıdır.
Zorunlu olmaması, stratejik açıdan gereksiz olduğu anlamına gelmez.
Yat Kiralama Şirketi Hangi Zararları Birlikte İsteyebilir?
Somut olayın özelliklerine göre çatma nedeniyle tek bir zarar değil, birden fazla maddi zarar kalemi ortaya çıkabilir.
Örneğin:
- yatın tamir bedeli,
- çekme/kurtarma gideri,
- tersane giderleri,
- ekspertiz ve sörvey masrafları,
- hasar nedeniyle meydana gelen değer azalması,
- makul kullanım kaybı,
- kesin rezervasyonların iptalinden doğan net charter geliri kaybı,
- müşterilere ödenmesi zorunlu iptal tazminatları,
- ikame yat kiralama nedeniyle ortaya çıkan ek maliyetler
aynı olayın farklı ekonomik sonuçları olabilir.
Ancak bu zararların birbirinin içine geçirilmemesi gerekir.
Özellikle kullanım mahrumiyeti ile charter kâr kaybının aynı dönem için iki kez tazmin edilmemesine dikkat edilmelidir.
Yat Hem Kullanım Kaybı Hem Charter Geliri İçin Tazminat Alabilir mi?
Aynı ekonomik zararın iki kez tazmini mümkün değildir.
Örneğin ticari yatın 30 günlük kullanım kaybı için teorik günlük kira bedeli üzerinden:
60.000 Euro
hesaplandıysa, aynı 30 gün içerisindeki iptal edilmiş rezervasyonlar nedeniyle ayrıca:
60.000 Euro charter kaybı
talep edilmesi mükerrer tazminat oluşturabilir.
Bu nedenle ticari yatlarda çoğu zaman en doğru yöntem gerçek net charter kazanç kaybının ortaya konulmasıdır.
Kullanım mahrumiyeti ve gerçek ticari kazanç kaybı alternatif veya farklı zarar dönemleri bakımından ayrıca değerlendirilebilir.
Örnek Olay: Bodrum’da Sezon Ortasında Çatma
Bodrum’da ticari charter faaliyetinde kullanılan 20 metre uzunluğundaki bir motoryatın 10 Temmuz’da başka bir yatın hatalı marina manevrası sonucunda hasarlandığını varsayalım.
Ekspertiz sonucunda:
Makul onarım süresi: 28 gün
belirlenmiş olsun.
Bu dönemde üç kesin charter rezervasyonu bulunsun:
15-22 Temmuz: 18.000 Euro
22-29 Temmuz: 20.000 Euro
29 Temmuz-5 Ağustos: 22.000 Euro
Toplam brüt rezervasyon:
60.000 Euro
olsun.
Şirket charterlar gerçekleşseydi:
yakıt: 7.000 Euro
broker komisyonu: 6.000 Euro
ikram ve sarf gideri: 3.000 Euro
diğer değişken gider: 2.000 Euro
olmak üzere toplam:
18.000 Euro
masraf yapacak olsun.
Net kâr kaybı:
60.000 – 18.000 = 42.000 Euro
olacaktır.
Karşı yat %90 kusurlu ise:
42.000 × %90 = 37.800 Euro
üzerinden gelir kaybı talebi gündeme gelebilir.
Buna ayrıca şartları varsa yatın fiziksel hasarı ve diğer bağımsız zarar kalemleri eklenebilir.
Sonuç: Çatma Nedeniyle İptal Olan Rezervasyonların Bedeli Talep Edilebilir mi?
Ticari olarak charter faaliyetinde kullanılan bir yatın başka bir geminin kusurlu hareketi nedeniyle çatmaya karışması ve onarım süresince kiraya verilememesi hâlinde ortaya çıkan rezervasyon ve net kira geliri kaybı prensip olarak tazminat konusu olabilir.
TTK m.1288 uyarınca tek tarafın kusuruyla gerçekleşen çatmada zarardan kusurlu geminin donatanı sorumludur. Her iki tarafın kusurlu olduğu olaylarda ise TTK m.1289 kapsamında maddi zarar kusur oranlarına göre paylaştırılır.
Ancak yat kiralama şirketinin talep edeceği miktar, yalnızca iptal edilen rezervasyonların brüt toplamından oluşmaz.
Doğru hesaplamada:
iptal edilen kesin charter bedelleri, yapılmayan operasyon giderleri, kurtarılan veya başka yata aktarılan rezervasyonlar, makul onarım süresi ve kusur oranı
birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle mevcut rezervasyonların çatma tarihinden önce yapıldığını gösteren charter sözleşmeleri, kapora dekontları, banka kayıtları, broker yazışmaları ve müşteri iptal bildirimleri talebin ispatında son derece önemlidir.
Kesin rezervasyon bulunmayan hâllerde ise geçmiş sezon gelirleri, doluluk oranları, faturalar ve ticari defterler üzerinden kazanç kaybı hesaplanması mümkün olmakla birlikte, bu tür zararların ispatı daha ayrıntılı ekonomik değerlendirme gerektirir. TBK m.50 de zarar miktarının tam olarak belirlenemediği hâllerde hâkimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate almasına imkân tanımaktadır.
Bunun yanında zarar gören yat işletmesinin zararı artırmaması gerekir. Şirketin kendi filosunda uygun bir başka yat bulunması veya makul şartlarda ikame yat temin edilmesinin mümkün olması hâlinde bu imkânların kullanılıp kullanılmadığı da tazminat hesabında önem taşıyabilir.
Bir başka kritik konu ise yatın sahibi ile charter işletmesini yapan şirketin aynı kişi olup olmadığıdır. Fiziksel yat zararı malik üzerinde, rezervasyon kaybı ise işletmeci üzerinde doğmuş olabilir. Bu nedenle işletme, management veya charter sözleşmeleri incelenerek hangi zarar kaleminin kime ait olduğu belirlenmelidir.
Çatma sonrasında deliller hızla değişebileceğinden TTK m.1292 kapsamında dava öncesi delil tespiti yapılması özellikle yüksek bedelli dosyalarda önemli bir hukuki araçtır.
Son olarak çatmadan doğan tazminat taleplerinde TTK m.1297 uyarınca çatmanın gerçekleştiği tarihten başlayan iki yıllık özel zamanaşımı süresi bulunmaktadır. Bu nedenle sezon sonunun beklenmesi, sigorta görüşmelerinin uzaması veya tarafların uzun süre sulh müzakeresi yürütmesi nedeniyle sürenin gözden kaçırılmaması gerekir.
Sonuç itibarıyla, yaz sezonunun ortasında başka bir yatın kusuruyla hasarlanarak haftalarca charter yapamayan bir yat kiralama şirketinin:
“Teknem tamir edildi, zarar bitti.”
şeklinde değerlendirilmesi hukuken doğru değildir.
Tekne onarılmış olsa bile işletme, kaza olmasaydı elde edeceği fakat çatma nedeniyle elde edemediği ispatlanabilir net charter kazancını ayrıca talep edebilir.
Bu tür dosyalarda en güçlü talep; varsayımsal günlük yat bedellerine değil, gerçek rezervasyonlara, gerçek sezon verilerine, makul onarım süresine ve net kâr hesabına dayanan taleptir.