Vakıf Üniversitelerinde Yabancı Dil Eğitimi Veren Programlarda Ekstra Fiyat Farkı Uygulamalarının Hukuki Rejimi
”Vakıf Üniversitelerinde Yabancı Dil Eğitimi Veren Programlarda Ekstra Fiyat Farkı Uygulamalarının Hukuki Rejimi”
Giriş
Vakıf yükseköğretim kurumları, Anayasa’nın 130. maddesi ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümleri uyarınca kamu tüzel kişiliğine haiz olarak kurulan, kâr amacı gütmeyen ancak sundukları yükseköğretim hizmeti karşılığında öğrencilerden belirli mali bedeller talep eden kurumlardır. Bu kurumların sunduğu hizmetin özü bir kamu hizmeti niteliğindedir. Bu durum, vakıf üniversitelerinin idari ve mali özerkliklerini kullanırken Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğretim hakkını, sosyal devlet ilkesini ve kamu hizmetinin gerektirdiği hakkaniyet esaslarını gözetmelerini zorunlu kılar. Vakıf üniversiteleri her ne kadar mütevelli heyetleri marifetiyle öğrenim ücretlerini belirleme yetkisine sahip olsalar da bu yetki hiçbir zaman kurallardan bağımsız, sınırsız veya tüketici aleyhine keyfi biçimde kullanılabilecek bir serbesti anlamına gelmez.
Son yıllarda vakıf yükseköğretim kurumlarının mali politikalarında sıklıkla karşılaşılan, akademik ve hukuki tartışmaların odağına yerleşen en kritik uyuşmazlık konularından biri, eğitim dili tamamen veya kısmen yabancı dil (özellikle İngilizce) olan bölümler ile Türkçe eğitim veren muadil bölümler arasında uygulanan fahiş fiyat farkları ve sonradan talep edilen ekstra dil materyali, hazırlık sınavı, oryantasyon veya yabancı dil eğitim harcı adı altındaki ek mali yükümlülüklerdir. Birçok vakıf üniversitesi, öğretim dilinin Yabancı Dil/İngilizce olmasını gerekçe göstererek aynı fakülte altındaki Türkçe programlara kıyasla fahiş oranlarda fiyat farkları tahsil etmekte; hatta eğitim süresi devam ederken yabancı dil eğitimi bahanesiyle ek faturalandırmalara gitmektedir.
Bu çalışma; vakıf üniversitelerinde yabancı dil veya İngilizce destekli bölümler için talep edilen ekstra fiyat farklarının hukuki dayanaklarını, bu uygulamaların 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Türk Borçlar Kanunu ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) mevzuatı karşısındaki geçerliliğini, Yargıtay’ın konuya ilişkin emsal kararlarındaki temel prensipleri ve mağduriyet yaşayan öğrencilerin izleyebilecekleri hukuki hak arama yollarını detaylı ve akademik bir çerçevede ele almaktadır.
I. Hukuki Niteliği Bakımından Yabancı Dil Eğitim Sözleşmesi ve Tüketici İşlemi Statüsü
Vakıf üniversiteleri ile öğrenci veya öğrenci adına ödemeyi üstlenen veli arasında kurulan borç ilişkisi, özel hukuk anlamında bir hizmet sözleşmesidir. Ancak bu ilişki alelade bir borçlar hukuku akdi olmayıp, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesi uyarınca açık bir tüketici işlemidir. Bu hukuki ilişkide; yükseköğretim hizmetini sunan vakıf üniversitesi “sağlayıcı”, eğitimi kişisel ve mesleki gelişimi için satın alan öğrenci ya da onun velisi ise “tüketici” statüsündedir.
Tüketici hukuku rejiminin uygulandığı bu ilişkide, öğretim dilinin İngilizce veya Türkçe olması sözleşmenin temel niteliğini değiştirmez. Ancak yabancı dil eğitimi sunan programlarda tarafların edimleri belirlenirken şu hukuki esaslar öne çıkar:
-
Bütüncül ve Tekil Sözleşme İlkesi: Öğrenci, ÖSYM tarafından yapılan merkezi yerleştirme veya uluslararası öğrenci kabulü ile belirli bir diplomaya yönelik yabancı dil eğitim veren programa (örneğin %100 İngilizce İşletme veya %30 İngilizce Hukuk programına) yerleştiğinde, ilk kayıt anında taraflar arasında tek bir bütüncül eğitim sözleşmesi kurulur. Yabancı dil eğitimi, o programın kazandıracağı akademik müfredatın ayrılmaz bir unsurudur.
-
2547 Sayılı Kanun ve Yabancı Dil Eğitimi Mevzuatı: Yükseköğretim Kanunu ile Yükseköğretim Kurumlarında Yabancı Dil Öğretimi ve Yabancı Dille Öğretim Yapılmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca, yabancı dilde eğitim verilmesi yükseköğretim kurumunun YÖK izniyle üstlendiği kurumsal bir taahhüttür. Üniversite, bu taahhüdü yerine getirirken gerekli akademik kadroyu, teknolojik altyapıyı ve materyali sağlamakla yükümlüdür.
-
Şeffaflık ve İlk Bilgilendirme Yükümlülüğü: Tüketici Kanunu uyarınca sağlayıcı, sunacağı hizmetin toplam bedelini ve mali külfetini tüketiciye henüz sözleşme kurulmadan önce (tercih ve ilk kayıt aşamasında) açık, net ve anlaşılır bir şekilde sunmak zorundadır. Öğretim dilinin yabancı dil olması, üniversiteye eğitim süresi boyunca gizli maliyetler çıkarma veya sonradan ek hizmet bedelleri talep etme yetkisi vermez.
II. Yabancı Dil Programlarında Fiyat Farkı Uygulamasının Yasal Sınırları ve YÖK Esasları
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), vakıf üniversitelerinde uygulanan eğitim ücretlerinin belirlenmesi ve güncellenmesi hususunda anayasal ve yasal yetkiye sahip tepe denetim organıdır. YÖK mevzuatı ve Yükseköğretim Genel Kurulu kararları çerçevesinde vakıf üniversitelerinin ücret politikaları belirli sınırlamalara tabidir.
1. Tercih Kılavuzu ve İlk Kayıt Ücreti Ayrımı
Yeni kayıt yaptıracak aday öğrenciler bakımından vakıf üniversiteleri, ÖSYM Tercih Kılavuzunda her bir program için geçerli olan yıllık eğitim ücretini açıkça ilan etmek zorundadır. Bir üniversitenin Türkçe İşletme programı için ayrı, %100 İngilizce İşletme programı için ayrı bir yıllık öğrenim ücreti belirlemesi kural olarak sözleşme serbestisi (TBK m. 26) ve serbest rekabet koşulları çerçevesinde mümkündür. Aday öğrenci, İngilizce programın yıllık ücretini tercih kılavuzunda görerek kendi özgür iradesiyle seçmekte ve kayıt yaptırmaktadır.
Ancak bu serbesti, yalnızca ilk kayıt anındaki ilan edilen brüt ücret bakımından geçerlidir. İlk kayıt oluştuktan sonra, yabancı dil eğitimi veriliyor olması gerekçesiyle YÖK’ün belirlediği yasal zam tavanlarının dışına çıkılması hukuken mümkün değildir.
2. Eğitimi Devam Eden Öğrenciler Bakımından YÖK Tavan Zam Sınırı
Öğrenci üniversiteye bir kez kayıt yaptırdıktan sonra, eğitimine devam eden ara sınıf öğrencisi statüsünü kazanır. YÖK kararları uyarınca, vakıf üniversiteleri ara sınıflardaki öğrencilere uygulayacakları yıllık zam oranlarında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan yıllık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ortalamalarını (veya YÖK tarafından dönemsel olarak ilan edilen %25 gibi bağlayıcı tavan zam oranlarını) esas almak zorundadır.
Üniversitelerin; “Bizim bölümümüz İngilizce eğitim veriyor, yabancı öğretim görevlisi maliyetlerimiz arttı, döviz kuru yükseldi veya yabancı dil materyal masrafları çoğaldı” gibi gerekçeler öne sürerek İngilizce programlara YÖK’ün belirlediği yasal tavan zam oranının üzerinde (örneğin %100-%150 oranlarında) zam yapması açıkça idari mevzuata ve hukuka aykırıdır. YÖK düzenlemeleri tüm programlar için emredici nitelikte olup, öğretim diline göre yasal zam sınırlarının delinmesine izin vermez.
III. Türk Borçlar Kanunu ve Tüketici Hukuku Açısından Hukuki Değerlendirme
İngilizce/yabancı dil eğitimi veren bölümlerde uygulanan fahiş fiyat farkları ve sonradan çıkarılan ekstra ödeme yükümlülükleri, Türk borçlar hukuku ve tüketici hukuku alanındaki emredici kurallar ışığında incelendiğinde ciddi hukuki ihlaller içermektedir.
1. Dürüstlük Kuralı ve Edimler Arası Aşırı Dengesizlik (TMK m. 2 ve TBK m. 138)
Türk Medeni Kanunu’nin 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı, tarafların haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüst davranmalarını emreder. Bir vakıf üniversitesinin, öğrencileri İngilizce programlara yönlendirip ardından eğitim süreci içerisinde “yabancı dil eğitim farkı”, “ekstra konuşma kulübü ücreti”, “zorunlu yabancı dil yazılım lisans bedeli” veya “yabancı materyal fonu” adı altında sözleşmede yer almayan ek ücretler talep etmesi dürüstlük kuralına aykırıdır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesinde yer alan “Aşırı İfa Güçlüğü” ilkesi uyarınca, üniversite yabancı dil eğitimine ilişkin kendi işletim risklerini, döviz artışlarını veya öğretim elemanı giderlerini tek taraflı olarak öğrencinin sırtına yükleyemez.
2. Haksız Şart Yasağı ve Geçersizlik (6502 Sayılı Kanun m. 5)
6502 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca, tüketici ile müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların hak ve yükümlülüklerinde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan şartlar haksız şarttır ve kesin olarak hükümsüzdür.
Üniversitelerin kayıt aşamasında imzalatılan tip sözleşmelere koyduğu; “Yabancı dil eğitimi veren bölümlerde gelecek yılların ücreti ve ekstra dil farkları üniversite tarafından serbestçe belirlenir” veya “Yabancı dil materyal ve sınav ücretleri öğrenim ücretine dâhil değildir, ayrıca tahsil edilir” şeklindeki maddeler tipik birer haksız şart örneğidir. Tüketicinin müzakere imkânı bulunmayan bu matbu maddeler hukuken geçersizdir ve üniversiteye fahiş fiyat farkı alma hakkı vermez.
3. Örtülü Fiyat Artışı ve Yanıltıcı Uygulamalar
Eğitim ücretini kâğıt üzerinde yasal zam sınırları içerisinde tutup, İngilizce bölümlerde okuyan öğrencilere zorunlu tutulan ek materyaller, yazılım lisansları veya sınav ücretleri üzerinden fahiş tutarlar tahsil edilmesi bir örtülü fiyat artışıdır. Yargı makamları ve Tüketici Hakem Heyetleri, eğitimin ayrılmaz parçası niteliğindeki bu ek harcamaları temel eğitim ücretinin bir unsuru kabul etmekte ve yasal zam sınırlarının aşılıp aşılmadığını toplam maliyet üzerinden denetlemektedir.
IV. Yargıtay İçtihatları Işığında Yabancı Dil Bölümlerinde Ücret Artış İlkeleri
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve tüketici uyuşmazlıklarına bakmakla görevli Yargıtay Hukuk Dairesi kararları, vakıf üniversitelerinde yabancı dil eğitimi gören öğrencilerin mali yükümlülüklerine ilişkin istikrarlı içtihatlar geliştirmiştir.
1. Öngörülebilirlik ve Şeffaflık İlkesi
Yargıtay kararlarında; bir öğrencinin eğitime başlama kararı verirken, eğitim süresi boyunca karşılaşacağı toplam mali yükü ve sonraki yıllarda yapılacak zam esaslarını net bir şekilde görebilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Şayet sözleşmede yabancı dil bölümlerine uygulanacak zam mekanizması açıkça belirtilmemişse veya ucu açık ifadelerle üniversiteye tek taraflı fiyat artırma yetkisi tanınmışsa, bu durum tüketici aleyhine yorumlanır.
2. TÜFE Tavan Sınırının Yabancı Dil Bölümlerinde de Geçerliliği
Yargıtay’ın emsal kararlarında, öğretim dilinin Türkçe veya İngilizce olmasının yıllık zam üst sınırı bakımından bir ayrıcalık yaratmayacağı açıkça ifade edilmektedir. Yargıtay, sözleşmede açık bir oran bulunmadığı durumlarda yıllık zam tavanı olarak Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranını kabul etmektedir.
Üniversitenin “İngilizce programların maliyeti daha yüksek” savunması, ilk kayıt anındaki taban ücreti belirlerken geçerli bir gerekçe olabilse de eğitim süresi devam eden ara sınıf öğrencileri için yasal TÜFE oranının üzerinde zam yapılmasını haklı göstermez. Yargıtay, TÜFE oranını aşan yabancı dil fiyat farklarını “edimler arası aşırı dengesizlik” ve “haksız kazanç” olarak değerlendirmekte ve fazla tahsil edilen tutarların iadesine karar vermektedir.
3. Zorunlu Materyal ve Dil Hizmeti Ücretlerinin İadesi
Yargıtay uygulamasında, İngilizce bölümlerde derslerin takibi için alınması zorunlu tutulan ancak piyasa rayicinin çok üzerinde fiyatlarla üniversite tarafından satılan dijital platform lisansları, kitap setleri veya dil laboratuvarı kullanım ücretleri dürüstlük kuralına aykırı bulunmakta; bu yolla tahsil edilen fazla tutarların yasal faiziyle tüketiciye iade edilmesi gerektiği belirtilmektedir.
V. Hak Arama Yolları ve Usul Hukuku Süreçleri
Yabancı dil veya İngilizce eğitim veren bir bölümde okuyan öğrencinin, yasal sınırların ve YÖK esaslarının üzerinde fahiş bir fiyat farkıyla ya da haksız ek ücret talebiyle karşılaşması durumunda izlemesi gereken usul adımları hayati önem taşır.
A. Birinci Adım: İhtirazi Kayıtla Ödeme Yapılması
Eğitim hakkının aksamaması, ders kaydının engellenmemesi veya yabancı dil muafiyet/hazırlık sisteminden çıkarılmama amacıyla talep edilen fahiş ücretin veya ekstra dil farkının ödenmesi gerekebilir. Ancak bu ödeme yapılırken mutlaka ihtirazi kayıt (saklı tutma beyanı) düşülmelidir.
Bankalar aracılığıyla yapılan ödemelerde dekontun açıklama kısmına veya üniversiteye verilecek dilekçeye şu hukuki beyan yazılmalıdır:
“2026-2027 akademik yılı İngilizce/Yabancı dil programı öğretim ücreti ve ek dil farkı olarak talep edilen tutar, YÖK esaslarına, Yargıtay içtihatlarına ve 6502 sayılı Kanun’a aykırı fahiş zam oranına itiraz hakkım ile fazlaya ilişkin tüm hukuki, dava ve iade haklarım saklı kalmak kaydıyla (ihtirazi kayıtla) ödenmiştir.”
İhtirazi kayıt beyanı, ileride açılacak davalarda veya Hakem Heyeti başvurularında üniversitenin “öğrenci ücreti kendi rızasıyla ödedi, kabul etti” şeklindeki savunmalarını hukuken tamamen çürütmektedir.
B. İkinci Adım: İdari Başvuru ve Şikâyet Süreci
-
Üniversiteye İtiraz Dilekçesi: İhtirazi kayıtla yapılan ödemenin ardından, Rektörlüğe ve Mütevelli Heyetine yazılacak hukuki gerekçeli bir dilekçe ile yabancı dil programı için talep edilen fahiş fiyat farkının YÖK tavan zam sınırına (veya %25’lik yasal limite) çekilmesi ve aradaki farkın iadesi talep edilir.
-
YÖK’e Şikâyet: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunulacak bir dilekçe ile üniversitenin yabancı dil eğitimini gerekçe göstererek YÖK’ün emredici zam tavanlarını deldiği belirtilir ve kurum hakkında idari tahkikat başlatılması istenir.
C. Üçüncü Adım: Yargı Yoluna Başvuru ve İade Süreci
İdari başvurulardan olumlu sonuç alınamaması halinde, haksız alınan fiyat farkının yasal faiziyle geri tahsili amacıyla yargı sürecine başvurulur. Görevli ve yetkili mercii uyuşmazlığın parasal değerine göre belirlenir:
-
Tüketici Hakem Heyetleri: Ticaret Bakanlığı tarafından her yıl ilan edilen parasal sınırın altında kalan fiyat farkı iade taleplerinde, öğrencinin ikametgâhının veya üniversitenin bulunduğu yerdeki Kaymakamlık bünyesindeki Tüketici Hakem Heyetine başvurulur. Başvuru e-Devlet üzerinden Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) aracılığıyla masrafsızca yapılabilir. Hakem Heyeti kararları ilam (mahkeme kararı) niteliğindedir.
-
Dava Şartı Arabuluculuk ve Tüketici Mahkemeleri: İade edilecek haksız fiyat farkı tutarı Hakem Heyeti sınırını aşıyorsa, Tüketici Mahkemesinde dava açılması gerekir. Ancak 7155 sayılı Kanun gereğince dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulması zorunludur. Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde Tüketici Mahkemesinde açılacak dava ile fahiş tutarların yasal faiziyle iadesi sağlanır.
VI. Değerlendirme ve Sonuç
Vakıf yükseköğretim kurumlarında yabancı dil veya İngilizce eğitim veren programlar için uygulanan fahiş fiyat farkları ve sonradan çıkarılan ekstra mali yükümlülükler, kamu hizmeti sunan kurumların dürüstlük kuralına ve tüketici hukukunun emredici nitelikteki koruma ilkelerine aykırı uygulamalarıdır. Öğretim dilinin yabancı dil olması, üniversiteye eğitim süresi devam eden öğrencilere yasal tavan zam sınırlarının üzerinde zam yapma veya gizli maliyetler yükleme yetkisi vermez. Öğrencinin ilk kayıt anında kurduğu hukuki ilişki bütüncül bir eğitim sözleşmesi olduğundan, yabancı dil eğitimi bahanesiyle edimler arası dengesizlik yaratılması hukuken kabul edilemez.
YÖK’ün ara sınıflar için öngördüğü emredici zam sınırları (örneğin %25’lik tavan limitler), 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un haksız şartları kesin olarak hükümsüz kılan 5. maddesi ve Yargıtay’ın yıllık TÜFE oranını üst sınır kabul eden yerleşik içtihatları; bu tür hukuka aykırı fiyat farklarına karşı öğrencilere ve velilere sarsılmaz bir hukuki güvence sağlamaktadır.
Bu durumla karşılaşan öğrenci ve velilerin, eğitim haklarının kesintiye uğramaması adına ödemelerini mutlaka ihtirazi kayıtla yapmaları; takiben Tüketici Hakem Heyetleri, Dava Şartı Arabuluculuk ve Tüketici Mahkemeleri nezdinde hukuki süreçleri kararlılıkla işletmeleri gerekmektedir. Usul kurallarına uygun biçimde yürütülecek bu hukuki mücadele, haksız alınan tutarların yasal faiziyle iadesini sağlayacak ve yükseköğretim sisteminde hukuki öngörülebilirlik ile adalet duygusunun güçlenmesine hizmet edecektir.