Yabancı Unsurlu Haksız Fiillerde Hangi Hukuk Uygulanır? Türk Mahkemeleri Ne Zaman Yetkilidir?
Yabancı Unsurlu Haksız Fiillerde Hangi Hukuk Uygulanır? Türk Mahkemeleri Ne Zaman Yetkilidir?
Yabancılık unsuru taşıyan haksız fiiller, milletlerarası özel hukukun önemli uyuşmazlık alanlarından biridir. Bir haksız fiilin Türkiye dışında gerçekleşmesi, zararın Türkiye’de meydana gelmesi, tarafların farklı ülkelerin vatandaşları olması veya tarafların mutad meskenlerinin farklı ülkelerde bulunması, uyuşmazlığın hangi ülke hukukuna tabi olacağı ve hangi ülke mahkemelerinin davaya bakabileceği konusunda ayrıca değerlendirme yapılmasını gerektirir.
Özellikle trafik kazaları, ürünlerden kaynaklanan zararlar, internet yoluyla gerçekleştirilen ihlaller, kişilik haklarının ihlali, çevresel zararlar ve sınır aşan zararlar yabancı unsurlu haksız fiillere örnek olarak gösterilebilir.
Bu tür uyuşmazlıklarda iki temel mesele birbirinden ayrılmalıdır. İlk olarak, haksız fiilden doğan hukuki ilişkiye hangi ülke hukukunun uygulanacağı belirlenmelidir. İkinci olarak ise uyuşmazlığın Türk mahkemelerinde görülüp görülemeyeceği tespit edilmelidir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK), haksız fiillerden doğan borç ilişkilerine uygulanacak hukuku esas olarak 34. maddesinde düzenlemektedir. Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ise kural olarak MÖHUK m.40 ve devamındaki hükümler çerçevesinde belirlenir.
Bu nedenle yabancı unsurlu bir haksız fiil uyuşmazlığında yalnızca zararın nerede meydana geldiğine bakmak yeterli değildir. Haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer, taraflar arasındaki bağlantılar, ilişkinin başka bir ülkeyle daha sıkı bağlantısının bulunup bulunmadığı ve tarafların sonradan yaptıkları hukuk seçimi birlikte değerlendirilmelidir.
Yabancı Unsurlu Haksız Fiil Kavramı
Haksız fiil, genel olarak hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başka bir kişinin zarar görmesine ve bu zararın giderilmesinden sorumlu olunmasına neden olan hukuki ilişkiyi ifade eder. Türk Borçlar Kanunu m.49 da kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişinin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenlemektedir.
Bir haksız fiilin yabancı unsurlu olarak kabul edilebilmesi için olayda yabancı bir hukuk sistemiyle bağlantı bulunması gerekir. Örneğin fiilin Almanya’da gerçekleşmesine rağmen zararın Türkiye’de meydana gelmesi, taraflardan birinin yabancı olması veya tarafların farklı ülkelerde mutad meskene sahip olması uyuşmazlığa yabancılık unsuru kazandırabilir.
Bu durumda doğrudan Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı sonucuna varılmaz. Öncelikle MÖHUK’un kanunlar ihtilafı kuralları uygulanarak hangi ülke hukukunun yetkili olduğu belirlenir.
MÖHUK Kapsamında Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri
Yabancı unsurlu haksız fiiller bakımından temel düzenleme MÖHUK m.34’tür.
MÖHUK m.34, haksız fiilden doğan borç ilişkileri bakımından birden fazla bağlantı noktası öngörmektedir. Maddenin ilk fıkrasında haksız fiilden doğan borçların haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tabi olduğu belirtilmektedir.
Ancak kanun, haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yerin farklı ülkelerde bulunması ihtimalini ayrıca düzenlemektedir. Böyle bir durumda zarar yeri hukukuna öncelik verilmektedir.
Bunun yanında haksız fiilden doğan borç ilişkisinin başka bir ülke ile daha sıkı ilişkili olması hâlinde bu ülke hukukunun uygulanması mümkündür. Taraflara, haksız fiilin meydana gelmesinden sonra uygulanacak hukuku açıkça seçme imkânı da tanınmıştır.
Dolayısıyla MÖHUK m.34’te tek bir bağlantı noktası bulunmamaktadır. Kanun, somut olayın özelliklerine göre uygulanacak hukukun belirlenmesine imkân veren kademeli bir sistem öngörmektedir.
Haksız Fiilin İşlendiği Yer Hukuku
MÖHUK m.34/1 uyarınca temel kural, haksız fiilden doğan borçlara haksız fiilin işlendiği ülke hukukunun uygulanmasıdır.
Bu kural, milletlerarası özel hukukta haksız fiiller bakımından kullanılan klasik bağlantı noktalarından biri olan lex loci delicti anlayışına dayanmaktadır.
Örneğin iki yabancı Türkiye’de trafik kazası yapmış ve kaza sonucunda birbirlerine zarar vermişlerse, haksız fiilin gerçekleştiği yer Türkiye olduğundan Türk hukukunun uygulanması gündeme gelebilir.
Burada tarafların yabancı olması tek başına yabancı hukukun uygulanmasını gerektirmez. Fiilin Türkiye’de gerçekleşmesi, MÖHUK m.34 kapsamında Türk hukukunu uygulanacak hukuk hâline getirebilir.
Ancak haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yer farklı ülkelerdeyse MÖHUK m.34/2 ayrıca dikkate alınmalıdır.
Zararın Meydana Geldiği Yer Hukuku
MÖHUK m.34/2, haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yerin farklı ülkelerde olması hâlinde zararın meydana geldiği ülke hukukunun uygulanacağını düzenlemektedir.
Örneğin bir ülkede gerçekleştirilen bir fiil sonucunda ekonomik veya maddi zarar başka bir ülkede meydana gelmişse, somut olayın şartlarına göre zararın meydana geldiği ülke hukuku uygulanabilir.
Bu düzenleme özellikle sınır aşan haksız fiiller bakımından önem taşımaktadır.
Örneğin bir şirketin yurt dışında gerçekleştirdiği bir faaliyet sonucunda Türkiye’deki bir işletmenin malvarlığında zarar meydana gelmişse, fiilin gerçekleştirildiği ülke ile zararın gerçekleştiği ülke birbirinden farklı olabilir. Bu durumda MÖHUK m.34/2’nin uygulanması gündeme gelir.
Ancak zararın nerede meydana geldiğinin belirlenmesi her olayda aynı derecede kolay değildir. Özellikle ekonomik zararlar bakımından zararın gerçek ve doğrudan olarak hangi ülkede ortaya çıktığının belirlenmesi gerekebilir.
Haksız Fiil İlişkisinin Daha Sıkı İlişkili Olduğu Ülke Hukuku
MÖHUK m.34/3, haksız fiilden doğan borç ilişkisinin başka bir ülke ile daha sıkı ilişkili olması hâlinde bu ülke hukukunun uygulanacağını düzenlemektedir.
Bu hüküm, somut olayın bütün bağlantılarının dikkate alınmasına imkân veren önemli bir düzenlemedir.
Örneğin haksız fiil bir ülkede gerçekleşmiş, zarar başka bir ülkede meydana gelmiş olmakla birlikte tarafların tamamı üçüncü bir ülkede sürekli olarak yaşıyor ve olayla ilgili temel hukuki ve ekonomik ilişkileri de bu ülkede bulunuyorsa, uyuşmazlığın başka bir ülke ile daha sıkı ilişkili olduğu ileri sürülebilir.
Burada yalnızca tek bir bağlantı noktası değil, olayın bütün özellikleri değerlendirilmelidir.
Tarafların vatandaşlığı, mutad meskenleri, ticari ilişkileri, olayın gerçekleştiği yer, zararın ortaya çıktığı yer ve taraflar arasındaki mevcut hukuki ilişki, daha sıkı bağlantının belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Tarafların Müşterek Mutad Meskeni ve Haksız Fiil İlişkisi
Tarafların aynı ülkede mutad meskene sahip olması, haksız fiil ilişkisinin başka bir ülkeyle daha sıkı bağlantılı olup olmadığının değerlendirilmesinde önemli olabilir.
Örneğin Almanya’da yaşayan iki kişinin Türkiye’de tatil sırasında bir trafik kazasına karışması hâlinde, fiilin Türkiye’de gerçekleşmesi nedeniyle Türk hukuku ilk bağlantı noktası olarak gündeme gelebilir. Bununla birlikte olayın taraflar arasındaki ilişki bakımından başka bir ülkeyle daha sıkı bağlantılı olup olmadığı MÖHUK m.34/3 kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.
Burada otomatik olarak müşterek mutad mesken hukukunun uygulanacağı söylenemez. Müşterek mutad mesken, daha sıkı bağlantının değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek unsurlardan biridir.
Haksız Fiilden Sonra Hukuk Seçimi
MÖHUK m.34/5, taraflara haksız fiilin meydana gelmesinden sonra uygulanacak hukuku açık olarak seçme imkânı tanımaktadır.
Bu düzenleme, tarafların uyuşmazlığın ortaya çıkmasından sonra hangi ülke hukukunun uygulanacağı konusunda anlaşabilmelerine imkân sağlamaktadır.
Burada önemli nokta, hukuk seçiminin haksız fiilin meydana gelmesinden sonra yapılmasıdır. Bu yönüyle sözleşmelerdeki hukuk seçimi mekanizmasından farklı bir özellik taşımaktadır.
Örneğin Türkiye’de gerçekleşen bir olay sonucunda taraflar arasında tazminat uyuşmazlığı ortaya çıktıktan sonra tarafların açık bir anlaşma ile belirli bir ülke hukukunun uygulanmasını kararlaştırmaları mümkündür.
Ancak hukuk seçiminin geçerliliği, kapsamı ve sonuçları somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Sorumlunun Sigortacısına Karşı Doğrudan Talep Hakkı
MÖHUK m.34/4, haksız fiile veya sigorta sözleşmesine uygulanan hukuk imkân veriyorsa, zarar gören kişinin talebini doğrudan doğruya sorumlunun sigortacısına karşı ileri sürebileceğini düzenlemektedir.
Bu hüküm özellikle trafik kazaları ve sigorta ilişkisi bulunan diğer haksız fiiller bakımından önem taşımaktadır.
Burada doğrudan sigortacıya başvurulup başvurulamayacağı, uygulanacak hukukun bu yönde bir imkân tanıyıp tanımadığına göre belirlenir.
Dolayısıyla yabancı unsurlu bir trafik kazasında zarar gören kişinin sigorta şirketine doğrudan başvurabilmesi bakımından yalnızca Türk hukukunun hükümlerine bakılması yeterli olmayabilir. Öncelikle MÖHUK m.34 kapsamında uygulanacak hukuk belirlenmelidir.
Ürün Sorumluluğundan Doğan Haksız Fiiller
Uluslararası ticarette bir ürünün üretildiği ülke ile tüketiciye ulaştığı ülke farklı olabilir. Ürünün bir ülkede üretilip başka bir ülkede satılması ve üçüncü bir ülkede zarar meydana getirmesi, haksız fiilin birden fazla ülkeyle bağlantılı olmasına neden olabilir.
Örneğin Almanya’da üretilen bir ürünün Türkiye’de tüketiciye satılması ve ürünün Türkiye’de zarar doğurması hâlinde üretim yeri, satış yeri ve zarar yeri farklı hukuki bağlantılar oluşturabilir.
Bu tür durumlarda öncelikle uyuşmazlığın niteliği belirlenmeli ve MÖHUK m.34 kapsamında uygulanacak hukuk tespit edilmelidir.
Ürünün satılması nedeniyle ayrıca sözleşmesel bir ilişki bulunuyorsa, sözleşmeden doğan talepler ile haksız fiilden doğan taleplerin birbirinden ayrılması da önem taşır.
Trafik Kazalarından Doğan Haksız Fiiller
Yabancıların Türkiye’de karıştığı trafik kazaları, MÖHUK bakımından sık karşılaşılan örneklerden biridir.
Örneğin yabancı uyruklu iki kişinin Türkiye’de araç kullanırken kazaya karışması durumunda, tarafların yabancı olması tek başına yabancı hukukun uygulanmasını gerektirmez.
Kazanın Türkiye’de gerçekleşmesi nedeniyle MÖHUK m.34/1 kapsamında Türk hukukunun uygulanması gündeme gelebilir.
Bununla birlikte olayın başka bir ülke ile daha sıkı bağlantılı olup olmadığı, tarafların mutad meskenleri ve olayın diğer özellikleri de değerlendirilmelidir.
Sigorta şirketinin sorumluluğu bakımından ise MÖHUK m.34/4 ayrıca önem taşır.
Kişilik Haklarının İhlalinden Doğan Haksız Fiiller
Kişilik haklarının ihlali, yabancı unsurlu haksız fiiller bakımından özel önem taşımaktadır.
Özellikle internet, basın, sosyal medya veya diğer kitle iletişim araçları yoluyla gerçekleştirilen ihlallerde fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yerin belirlenmesi güçleşebilir.
Bu alanda MÖHUK m.35 ayrıca dikkate alınmalıdır. Çünkü m.35, basın, radyo, televizyon, internet veya diğer kitle iletişim araçları yoluyla kişilik haklarının ihlalinden doğan taleplere ilişkin özel kanunlar ihtilafı kuralları getirmektedir.
Bu nedenle internet üzerinden gerçekleştirilen her kişilik hakkı ihlalinin doğrudan MÖHUK m.34 kapsamında değerlendirilmesi doğru değildir. Öncelikle olayın MÖHUK m.35 kapsamına girip girmediği incelenmelidir.
Rekabet İhlallerinden Doğan Zararlar
Rekabet hukukundan kaynaklanan bazı talepler de haksız fiillerle bağlantılı olabilir. Ancak MÖHUK’ta rekabetin engellenmesinden doğan talepler için m.37 kapsamında özel bir düzenleme bulunmaktadır.
Bu nedenle rekabetin engellenmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda genel haksız fiil kuralı olan m.34’e doğrudan başvurulmadan önce özel düzenlemenin uygulanıp uygulanmadığı değerlendirilmelidir.
Bu durum, milletlerarası özel hukukta özel kanunlar ihtilafı kuralının genel kurala göre öncelikli uygulanması ilkesinin bir sonucudur.
Çevresel Zararlardan Doğan Sınır Aşan Haksız Fiiller
Çevresel zararlar, bir ülkede gerçekleştirilen faaliyetin başka bir ülkede zarar meydana getirebildiği典ik sınır aşan uyuşmazlıklar arasındadır.
Bir fabrikanın bulunduğu ülkeden yayılan kirliliğin komşu ülkedeki taşınmazlara veya kişilere zarar vermesi buna örnek olabilir.
Bu tür uyuşmazlıklarda fiilin gerçekleştiği ülke ile zararın meydana geldiği ülke farklı olabilir. Dolayısıyla MÖHUK m.34/2’nin uygulanması gündeme gelebilir.
Ancak çevrenin korunmasına ilişkin emredici düzenlemeler ve varsa uluslararası sözleşmeler de somut olay bakımından ayrıca incelenmelidir.
Türk Mahkemelerinin Haksız Fiil Uyuşmazlıklarındaki Milletlerarası Yetkisi
Uygulanacak hukukun belirlenmesi ile Türk mahkemelerinin yetkili olup olmadığı birbirinden tamamen farklı iki hukuki meseledir.
Bir haksız fiil uyuşmazlığında Türk hukukunun uygulanması, tek başına Türk mahkemelerinin yetkili olduğu anlamına gelmediği gibi, yabancı hukukun uygulanacak olması da Türk mahkemelerinin mutlaka yetkisiz olduğu anlamına gelmez.
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bakımından temel hüküm MÖHUK m.40’tır. Buna göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibarıyla yetki kuralları belirler.
Dolayısıyla yabancılık unsuru bulunan haksız fiil davasında öncelikle Türk mahkemelerinin iç hukuktaki yetki kurallarına göre yetkili olup olmadığı araştırılır.
Haksız Fiilin Türkiye’de Gerçekleşmesine Dayalı Yetki
Haksız fiilin Türkiye’de gerçekleşmesi, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin değerlendirilmesinde önemli bir bağlantı oluşturabilir.
Türk iç hukukundaki yer itibarıyla yetki kuralları, haksız fiilden doğan davalar bakımından fiilin veya zararın gerçekleştiği yer gibi bağlantıları dikkate alabilmektedir.
Bu nedenle örneğin Türkiye’de meydana gelen bir trafik kazasından kaynaklanan tazminat davasında, tarafların yabancı olması Türk mahkemelerinin davaya bakmasına tek başına engel oluşturmaz.
Ancak hangi Türk mahkemesinin yetkili olduğu ayrıca belirlenmelidir.
Zararın Türkiye’de Meydana Gelmesine Dayalı Yetki
Haksız fiilin başka bir ülkede gerçekleşmesine rağmen zararın Türkiye’de meydana gelmesi hâlinde de Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı gündeme gelebilir.
Örneğin yurt dışında gerçekleştirilen bir fiilin Türkiye’de bulunan kişinin malvarlığında doğrudan zarara neden olması hâlinde, Türk hukukundaki yetki kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekebilir.
Burada uygulanacak hukuk ile mahkemenin yetkisi yeniden birbirinden ayrılmalıdır. Zararın Türkiye’de meydana gelmesi, MÖHUK m.34 bakımından uygulanacak hukukun Türkiye olması ile sonuçlanabileceği gibi, ayrıca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin değerlendirilmesinde de önem taşıyabilir. Ancak iki sonuç aynı hukuki incelemenin sonucu değildir.
Davalının Türkiye’deki Yerleşim Yeri
Davalının Türkiye’de yerleşim yerinin bulunması, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin belirlenmesinde önemli bir bağlantı noktasıdır.
MÖHUK m.40 uyarınca iç hukuktaki yetki kuralları esas alındığından, davalının Türkiye’deki yerleşim yeri ve somut uyuşmazlığa göre uygulanabilecek özel yetki kuralları dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle yabancı davalının Türkiye’de yerleşim yeri bulunması hâlinde, yalnızca haksız fiilin nerede gerçekleştiğine bakılarak yetki değerlendirmesi yapılmamalıdır.
Yetki Sözleşmeleri ve Haksız Fiil Uyuşmazlıkları
Haksız fiil uyuşmazlıklarında tarafların mahkeme seçimine ilişkin anlaşmalarının geçerli olup olmadığı, uyuşmazlığın niteliğine ve uygulanacak usul kurallarına göre değerlendirilmelidir.
Özellikle haksız fiilin bir sözleşmeyle bağlantılı olması hâlinde, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan yetki şartının haksız fiilden kaynaklanan talepleri de kapsayıp kapsamadığı önem kazanabilir.
Bu nedenle sözleşmeden doğan uyuşmazlık ile haksız fiilden doğan uyuşmazlık arasındaki ayrım somut olayda dikkatle yapılmalıdır.
Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi
Haksız fiilden doğan uyuşmazlık hakkında yabancı bir mahkeme tarafından karar verilmişse, bu kararın Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için MÖHUK’un yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin hükümleri gündeme gelebilir.
Özellikle tazminat kararlarının Türkiye’de icra edilmek istenmesi hâlinde yalnızca yabancı mahkeme kararının kesinleşmiş olması yeterli olmayabilir. Kararın Türkiye’de tanınması veya tenfizi için MÖHUK’ta öngörülen şartların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Aynı şekilde Türkiye’de verilen bir haksız fiil kararının yabancı ülkede uygulanması isteniyorsa, kararın uygulanacağı ülkenin tanıma ve tenfiz kuralları incelenmelidir.
Haksız Fiillere Uygulanabilecek Milletlerarası Sözleşmeler
Yabancı unsurlu haksız fiil uyuşmazlıklarında yalnızca MÖHUK hükümlerine bakılması her zaman yeterli değildir.
Türkiye’nin taraf olduğu veya somut olay bakımından uygulanabilir olan milletlerarası sözleşmeler bulunabilir. Özellikle uluslararası taşımacılık, trafik kazaları, hava ve deniz taşımacılığı, ürün sorumluluğu ve çevresel zararlar gibi özel alanlarda uluslararası sözleşmeler uygulanabilir.
Bu nedenle bir haksız fiil uyuşmazlığında ilk olarak olayın hangi hukuki kategoriye girdiği belirlenmeli, ardından MÖHUK’ta özel bir düzenleme bulunup bulunmadığı ve Türkiye’nin taraf olduğu ilgili bir milletlerarası sözleşmenin uygulanıp uygulanamayacağı araştırılmalıdır.
Haksız Fiil Uyuşmazlıklarında Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi
Yabancı unsurlu bir haksız fiil uyuşmazlığında uygulanacak hukukun belirlenmesi bakımından temel sistem şu şekilde özetlenebilir:
Haksız fiilin işlendiği ülke → kural olarak uygulanacak hukuk
Fiil yeri ile zarar yeri farklıysa → zararın meydana geldiği ülke hukuku
Başka bir ülke ile daha sıkı ilişki varsa → daha sıkı ilişkili ülke hukuku
Haksız fiilden sonra açık hukuk seçimi yapılmışsa → tarafların seçtiği hukuk
Sigortacıya doğrudan talep → uygulanacak hukuk imkân veriyorsa mümkündür.
Bu sistem MÖHUK m.34’ün temel yapısını oluşturmaktadır.
Ancak olayın kişilik hakkı ihlali, rekabet ihlali veya başka bir özel kategoriye girmesi hâlinde MÖHUK’un ilgili özel hükümleri öncelikle dikkate alınmalıdır.
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Yabancı unsurlu haksız fiil davalarında öncelikle olayın bütün yabancı unsurları tespit edilmelidir.
Tarafların vatandaşlıkları, yerleşim yerleri ve mutad meskenleri; haksız fiilin gerçekleştiği yer; zararın ortaya çıktığı yer; taraflar arasında daha önce mevcut olan bir sözleşme; sigorta ilişkisi ve varsa tarafların sonradan yaptıkları hukuk seçimi birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıca uygulanacak yabancı hukukun içeriğinin ortaya konulması da önemlidir. Yabancı hukukun uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılması hâlinde, mahkemenin yabancı hukukun ilgili hükümlerini belirlemesi ve somut uyuşmazlığa uygulaması gündeme gelir.
Bunun yanında zamanaşımı, tazminatın kapsamı, kusur, illiyet bağı, zarar hesabı ve sigortacının sorumluluğu gibi konuların hangi hukuka tabi olduğu da ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle aynı olaydan hem sözleşmeye aykırılık hem de haksız fiil sorumluluğu doğabiliyorsa, taleplerin hukuki nitelendirmesinin doğru yapılması büyük önem taşır.
Sonuç
Yabancı unsurlu haksız fiillerde uygulanacak hukukun belirlenmesinde temel düzenleme 5718 sayılı MÖHUK’un 34. maddesidir.
MÖHUK m.34/1 uyarınca haksız fiilden doğan borçlar kural olarak haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tabidir. Ancak haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yer farklı ülkelerde bulunuyorsa, MÖHUK m.34/2 uyarınca zararın meydana geldiği ülke hukuku uygulanır.
Bunun yanında haksız fiil ilişkisinin başka bir ülke ile daha sıkı ilişkili olması hâlinde MÖHUK m.34/3 uyarınca daha sıkı ilişkili ülke hukuku uygulanabilir. Taraflar da haksız fiilin meydana gelmesinden sonra uygulanacak hukuku açıkça seçebilirler. Sigorta bakımından ise uygulanacak hukuk imkân veriyorsa zarar gören, talebini doğrudan sorumlunun sigortacısına karşı ileri sürebilir.
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ise ayrı bir inceleme konusudur. MÖHUK m.40, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin iç hukukun yer itibarıyla yetki kuralları esas alınarak belirlenmesini öngörmektedir.
Bu nedenle yabancı unsurlu bir haksız fiil uyuşmazlığında temel yöntem:
Önce uyuşmazlığın haksız fiil niteliği belirlenir → varsa özel kanunlar ihtilafı kuralı incelenir → MÖHUK m.34 kapsamında uygulanacak hukuk tespit edilir → Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ayrıca belirlenir → uygulanacak hukukun maddi hükümleri değerlendirilir → yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de kullanılması gerekiyorsa tanıma ve tenfiz şartları incelenir.
Dolayısıyla “haksız fiil Türkiye dışında gerçekleştiyse Türk hukuku uygulanmaz” veya “zarar Türkiye’de meydana geldiyse her durumda Türk hukuku uygulanır” şeklinde kesin sonuçlara ulaşmak doğru değildir.
Yabancı unsurlu haksız fiillerde fiilin gerçekleştiği yer, zararın meydana geldiği yer, taraflar arasındaki bağlantılar, daha sıkı ilişki ve varsa hukuk seçimi birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle trafik kazaları, internet yoluyla gerçekleştirilen kişilik hakkı ihlalleri, ürünlerden kaynaklanan zararlar, uluslararası ticari faaliyetlerden doğan zararlar ve çevresel zararlar bakımından olayın özel niteliği ayrıca incelenmelidir.
Bu nedenle her somut olayda uygulanacak hukuk ile Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Not: Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yabancı unsurlu haksız fiil uyuşmazlıklarında somut olayın niteliği, uygulanabilir özel kanunlar ihtilafı kuralları, milletlerarası sözleşmeler, tarafların bağlantıları ve yabancı hukukun içeriği sonucu değiştirebilir.