Single Blog Title

This is a single blog caption

Yüzü, Sesi ve Adı Çalınan İnsan: Yapay Zekâ ile Kimlik Taklidinin Ceza, Özel Hayat ve Kişilik Hakları Boyutu

Yüzü, Sesi ve Adı Çalınan İnsan: Yapay Zekâ ile Kimlik Taklidinin Ceza, Özel Hayat ve Kişilik Hakları Boyutu

Giriş

Yapay zekâ teknolojileri sayesinde bir kişinin yüzü başka bir görüntüye yerleştirilebilmekte, sesi taklit edilebilmekte, yazışma biçimi kopyalanabilmekte ve gerçek kişiye aitmiş izlenimi veren sosyal medya hesapları oluşturulabilmektedir. Bu yöntemlerle sahte görüntü, ses kaydı, görüntülü görüşme, kimlik belgesi, banka talimatı veya özel yazışma üretilebilmesi, klasik anlamdaki “kimlik hırsızlığı” kavramının sınırlarını önemli ölçüde genişletmiştir.

Yapay zekâ ile kimlik taklidi; yalnızca başkasının adını kullanmak anlamına gelmez. Kişinin yüzü, sesi, imzası, konuşma biçimi, fotoğrafı, mesleki unvanı, sosyal çevresi ve kişisel bilgileri bir araya getirilerek onun dijital bir kopyasının oluşturulması da kimlik taklidinin kapsamındadır.

Türk Ceza Kanunu’nda “yapay zekâ ile kimlik taklidi” adı altında bağımsız ve genel bir suç tipi bulunmamaktadır. Ancak eylemin amacı ve kullanılan verilerin niteliğine göre kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması, özel hayatın gizliliğinin ihlali, dolandırıcılık, hakaret, şantaj, iftira, belgede sahtecilik veya başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçları oluşabilir. Ceza sorumluluğu, kullanılan teknolojinin adına göre değil, failin gerçekleştirdiği somut fiile göre belirlenir.

Yapay Zekâ ile Kimlik Taklidi Nedir?

Yapay zekâ ile kimlik taklidi farklı yöntemlerle gerçekleştirilebilir:

  • Bir kişinin sesi taklit edilerek yakınlarından veya çalışanlarından para istenmesi,
  • Gerçek kişinin yüzünün sahte video veya müstehcen görüntülere yerleştirilmesi,
  • Kişinin adı, fotoğrafı ve mesleki bilgileriyle sahte sosyal medya hesabı açılması,
  • Yapay zekâ ile kişinin konuşma biçiminin taklit edilerek mesaj gönderilmesi,
  • Sahte görüntülü görüşme yoluyla banka veya şirket çalışanının yanıltılması,
  • Kişinin adına sahte sözleşme, vekâletname, kimlik veya ödeme belgesi düzenlenmesi,
  • Kişinin suç işlediğini gösteren gerçeğe aykırı ses ve görüntü oluşturulması.

Bu eylemlerin ortak özelliği, gerçek bir kişiye ait tanımlayıcı unsurların rıza dışında kullanılması ve üçüncü kişilerde içeriğin gerçek kişi tarafından oluşturulduğu yönünde yanlış kanaat meydana getirilmesidir.

Üretken yapay zekâ sistemlerine bir kişinin fotoğrafının, sesinin, kimlik bilgilerinin veya özel yazışmalarının yüklenmesi de kişisel veri işleme faaliyeti meydana getirebilir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, üretken yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesi ve kullanılması sırasında kişisel verilerin korunması, mahremiyet, amaçla sınırlılık, ölçülülük ve denetlenebilirlik ilkelerinin gözetilmesi gerektiğini belirtmektedir.

Türk Hukukunda Bağımsız Bir “Kimlik Taklidi Suçu” Var mıdır?

TCK’nın 268. maddesinde “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçu düzenlenmiştir. Ancak bu madde, günlük dilde kullanılan her türlü kimlik taklidini kapsamamaktadır.

TCK m.268’in uygulanabilmesi için failin:

  1. Önceden bir suç işlemiş olması,
  2. Bu suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek istemesi,
  3. Gerçek başka bir kişiye ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması

gerekir. Bu şartların gerçekleşmesi hâlinde fail, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.

Örneğin bir suç nedeniyle yakalanan kişinin kolluk görevlilerine kardeşinin veya başka bir gerçek kişinin kimlik bilgilerini vermesi ve soruşturma işlemlerinin o kişi hakkında yürütülmesine neden olması TCK m.268 kapsamında değerlendirilebilir.

Buna karşılık bir kişinin fotoğrafıyla sahte sosyal medya hesabı açılması, sesinin yapay zekâ ile taklit edilmesi veya onun adına üçüncü kişilere mesaj gönderilmesi doğrudan TCK m.268 kapsamında değildir. Bu hâllerde eylemin amacına göre farklı suç tiplerinin değerlendirilmesi gerekir.

Failin gerçek bir kişiye değil, tamamen hayal ürünü bir isme başvurması veya başkasının kimliğini soruşturmayı kendi üzerinden uzaklaştırmak dışında bir amaçla kullanması durumunda da TCK m.268’in şartları oluşmayabilir. Resmî makam önünde gerçeğe aykırı kimlik beyanında bulunulması hâlinde somut olayın özelliklerine göre TCK m.206’daki resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu gündeme gelebilir. Yargıtay uygulamasında da TCK m.268’in yalnızca failin kendi işlediği suç nedeniyle soruşturma ve kovuşturmayı başka bir gerçek kişiye yönlendirme amacı taşıdığı durumlarda uygulanabileceği kabul edilmektedir.

Kimliğin Taklit Edilmesi Hangi Kişilik Haklarını İhlal Eder?

Kişinin adı, görüntüsü, sesi, şeref ve itibarı, özel hayatı, mesleki kimliği ve sosyal kişiliği kişilik hakkının koruma alanındadır. Yapay zekâ ile gerçekleştirilen taklit, mağdurun toplum içindeki kimliğini kontrol etme hakkını ortadan kaldırabilir ve üçüncü kişiler nezdinde gerçek kişiyle sahte içerik arasında bağ kurulmasına neden olabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca kişilik hakkına hukuka aykırı şekilde saldırılan kişi korunma talep edebilir. TMK m.25 kapsamında mağdur;

  • Saldırı tehlikesinin önlenmesini,
  • Devam eden saldırıya son verilmesini,
  • Etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini,
  • Düzeltme veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesini ya da yayımlanmasını,
  • Maddi ve manevi tazminatı,
  • Saldırı sonucunda elde edilen kazancın kendisine verilmesini

talep edebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi de kişilik hakkı zedelenen kişinin manevi tazminat istemesine ve saldırıyı kınayan kararın yayımlanmasına imkân tanımaktadır.

Bu nedenle eylemin ceza hukuku bakımından belirli bir suçun bütün unsurlarını oluşturmaması, mağdurun kişilik hakkına dayalı hukuk davası açmasına engel değildir. Ceza hukuku bakımından suç oluşmayan bir kimlik taklidi, özel hukuk yönünden hukuka aykırı kişilik hakkı saldırısı niteliğinde olabilir.

Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Kullanılması

Bir kişiye ait ad, soyad, fotoğraf, telefon numarası, kimlik bilgisi, imza, adres, meslek bilgisi ve ses kaydı kişisel veri niteliği taşıyabilir. Yüz veya ses verileri, kişinin özgün biçimde tanınması veya kimliğinin doğrulanması amacıyla özel teknik işleme tabi tutulduğunda biyometrik veri niteliği de kazanabilir.

TCK m.135’e göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydeden kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Verinin sağlık, cinsel yaşam, siyasi görüş, dinî veya felsefi inanç gibi kanunda belirtilen hassas alanlara ilişkin olması hâlinde ceza yarı oranında artırılır. TCK m.136 ise kişisel verileri hukuka aykırı biçimde başkasına verme, yayma veya ele geçirme fiilleri için iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Suçun kamu görevinin veya belirli bir mesleğin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hâlinde TCK m.137 uyarınca ceza artırılabilir.

Örneğin mağdurun fotoğraflarının, ses kayıtlarının ve kimlik bilgilerinin veri sızıntısından veya ele geçirilen bir hesaptan alınarak yapay zekâ sisteminde kullanılması; ardından sahte hesap, video veya ses kaydı şeklinde yayılması, eylemin özelliklerine göre TCK m.135 ve m.136 kapsamında incelenebilir.

Bununla birlikte internet ortamında herkese açık biçimde yayımlanmış bir fotoğrafın bulunması, bu fotoğrafın her amaçla kullanılabileceği anlamına gelmez. Verinin kamuya açık olması ile yapay zekâ kullanılarak başka bir kişilik oluşturulması, dolandırıcılık yapılması veya mağdurun itibarsızlaştırılması birbirinden farklı hukuki durumlardır. Kullanım amacı, kapsamı, rıza, ölçülülük ve verinin başka verilerle birleştirilme biçimi ayrıca değerlendirilmelidir. KVKK uygulamasında yüz tanıma gibi tekniklerle kimliğin doğrulanmasına yarayan verilerin özel nitelikli biyometrik veri oluşturabileceği kabul edilmektedir.

Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali

TCK m.134, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden fiilleri cezalandırmaktadır. İhlalin görüntü veya ses kaydı yoluyla gerçekleştirilmesi hâlinde ceza artırılmakta; özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi ise ayrıca yaptırıma bağlanmaktadır.

Yapay zekâ ile kimlik taklidinde TCK m.134 şu durumlarda gündeme gelebilir:

  • Mağdura ait gerçek özel görüntülerin yapay zekâyla değiştirilmesi,
  • Özel bir konuşmanın ses örneği olarak kullanılıp sahte içerik üretilmesi,
  • Gerçek özel hayat görüntülerinin farklı bir bağlamda yayımlanması,
  • Mağdurun mahremiyet alanına ait görüntü veya seslerin taklit amacıyla işlenmesi.

Ancak tamamen yapay olarak oluşturulan ve mağdurun gerçek özel hayatına ait herhangi bir görüntü veya sesi içermeyen içeriklerde TCK m.134’ün uygulanması tartışmalı olabilir. Örneğin mağdurun yalnızca yüzü kullanılarak sıfırdan oluşturulan sahte müstehcen görüntünün “mağdurun özel hayatına ilişkin gerçek görüntü” sayılıp sayılmayacağı somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu tür bir içeriğin TCK m.134 kapsamına girmediği sonucuna varılsa bile kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması, hakaret, şantaj veya kişilik hakkına saldırı hükümleri uygulanabilir. Failin hukuki sorumluluğu, yalnızca deepfake görüntünün gerçek olmaması gerekçesiyle ortadan kalkmaz.

Anayasa Mahkemesi, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının insan onuru ve kişiliğin serbestçe geliştirilmesiyle bağlantılı olduğunu; devletin kişisel verilerin yetkisiz kişilerce elde edilmesini, kullanılmasını ve açıklanmasını önleme yönünde pozitif yükümlülükleri bulunduğunu kabul etmektedir. Ciddi kişisel veri ihlali iddialarında etkili ve özenli soruşturma yürütülmemesi de Anayasa’nın 20. maddesi yönünden ihlal oluşturabilir.

Haberleşmenin Gizliliği de İhlal Edilebilir

Kimlik taklidi amacıyla mağdurun özel mesajlarına, e-postalarına veya sesli görüşmelerine erişilmesi hâlinde TCK m.132’deki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu gündeme gelebilir.

Mağdurun özel konuşmalarının gizlice dinlenmesi veya kaydedilmesi TCK m.133; elde edilen konuşmaların hukuka aykırı olarak açıklanması da aynı maddenin ilgili hükümleri kapsamında değerlendirilebilir. Yapay zekâ ile ses taklidi yapılabilmesi için mağdurun gizli konuşmalarının kaydedilmesi durumunda, üretilen sahte içerikten bağımsız olarak gerçek kaydın elde edilme biçimi de ayrı bir suç oluşturabilir.

Kimlik Taklidi Dolandırıcılık İçin Kullanılırsa

Yapay zekâ ile kimlik taklidinin en yaygın kullanım alanlarından biri dolandırıcılıktır. Fail, mağdurun yakınının, şirket yöneticisinin, avukatının, banka çalışanının veya kamu görevlisinin sesini ve görüntüsünü taklit ederek para gönderilmesini isteyebilir.

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için hileli davranış, mağdurun aldanması, malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunması, zarar ve fail ya da üçüncü kişi lehine menfaat sağlanması gerekir.

Bilişim sistemlerinin, bankaların, kamu kurumlarının veya belirli mesleki sıfatların araç olarak kullanılması hâlinde TCK m.158’deki nitelikli dolandırıcılık hükümleri gündeme gelebilir. Yapay zekâ kullanılması tek başına bağımsız bir nitelikli hâl değildir; ancak suçun bilişim sistemi üzerinden kurulması ve sahte kimliğin hilenin temel aracı hâline gelmesi nitelikli dolandırıcılık değerlendirmesini güçlendirebilir.

Örneğin şirket sahibinin sesini taklit eden failin muhasebe çalışanına acil ödeme talimatı vermesi ve paranın gönderilmesini sağlaması hâlinde, sahte ses hileli davranışın aracıdır. Fail ayrıca yöneticinin ses ve kimlik verilerini hukuka aykırı biçimde elde etmiş veya yaymışsa kişisel verilere ilişkin suçlardan da sorumlu olabilir.

Şantaj, Tehdit ve Hakaret

Yapay zekâ ile oluşturulan sahte görüntü veya ses kaydı, mağdurdan para veya başka bir menfaat elde etmek amacıyla kullanılırsa şantaj suçu oluşabilir. Failin “Parayı göndermezsen bu görüntüyü ailene veya işverenine yollarım” biçimindeki davranışı TCK m.107 kapsamında değerlendirilir.

Sahte içerikle mağdura veya yakınlarına zarar verileceğinin bildirilmesi tehdide; mağdurun toplum nezdinde küçük düşürülmesi amacıyla onun söylemediği hakaret içerikli sözlerin söylenmiş gibi gösterilmesi ise hakaret suçuna neden olabilir.

Ancak yapay zekâ içeriğinde mağdurun kendi onur ve saygınlığını zedeleyen sözleri söylediği gösteriliyorsa hakaret suçunun faili ve mağduru bakımından dikkatli değerlendirme yapılmalıdır. İçeriği oluşturan kişinin doğrudan mağdura hakaret edip etmediği, yoksa mağduru üçüncü kişiler nezdinde aşağılamak amacıyla gerçeğe aykırı bir kurgu mu oluşturduğu belirlenmelidir. Bu tür durumlarda kişilik hakkı ihlali ve kişisel veri suçları çoğu zaman daha belirgin olabilir.

Yapay Zekâ ile Suç İsnadı Yapılması: İftira

Bir kişinin suç işlediğini gösteren sahte ses, video, mesaj veya belge oluşturularak savcılığa, kolluğa ya da yetkili idari makama sunulması TCK m.267’de düzenlenen iftira suçunu oluşturabilir.

Failin maddi eser ve delil uydurarak iftirada bulunması hâlinde ceza artırılır. Yapay zekâ ile kişinin rüşvet aldığına, uyuşturucu sattığına, tehditte bulunduğuna veya başka bir suç işlediğine ilişkin sahte kayıt üretilmesi, “maddi eser ve delil uydurma” kapsamında değerlendirilebilecek niteliktedir.

TCK m.268 ile TCK m.267 arasındaki fark burada önemlidir:

  • Fail, kendi işlediği suçtan kurtulmak için başka bir gerçek kişinin kimliğini kullanıyorsa TCK m.268,
  • Mağdurun suç işlemediğini bildiği hâlde hakkında soruşturma başlatılması amacıyla sahte içerik üretiyorsa TCK m.267

gündeme gelir.

Sahte Kimlik ve Belgede Sahtecilik

Yapay zekâ kullanılarak sahte nüfus cüzdanı, pasaport, diploma, ruhsat, mahkeme kararı veya kamu kurumu yazısı hazırlanırsa TCK m.204’teki resmî belgede sahtecilik suçu oluşabilir.

Sahte sözleşme, özel şirket yazısı, sipariş belgesi veya diğer özel belgeler yönünden TCK m.207 uygulanabilir. Belgenin dolandırıcılık amacıyla kullanılması durumunda TCK m.212 gereğince hem sahtecilik hem dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı ceza verilmesi mümkündür.

Belgede gerçek kişinin fotoğrafı, imzası veya kimlik numarası kullanılmışsa kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması suçu da ayrıca tartışılabilir. Ancak suçların aynı hukuki değeri koruyup korumadığı ve fiillerin birbirinden ayrılabilir olup olmadığı içtima hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

CMK Kapsamında Soruşturma Nasıl Yürütülmelidir?

Yapay zekâ ile kimlik taklidi iddiasında soruşturmanın yalnızca sahte hesabın veya görüntünün ekran görüntüsü üzerinden yürütülmesi yeterli değildir.

CMK m.160 uyarınca Cumhuriyet savcısı, suç işlendiği izlenimini veren durumu öğrendiğinde maddi gerçeği araştırmaya başlamalı; şüphelinin hem lehine hem aleyhine delilleri toplamalı ve muhafaza etmelidir.

Soruşturmada özellikle şu deliller toplanmalıdır:

  • Sahte hesabın bağlantı adresi ve kullanıcı adı,
  • Hesabın açılış, giriş ve IP kayıtları,
  • Bağlı telefon numarası ve e-posta adresi,
  • Yapay zekâ platformuna verilen komutlar,
  • Sisteme yüklenen fotoğraf, ses ve belgeler,
  • Üretilen içeriklerin ilk ve son sürümleri,
  • Dosyaların metadata ve hash değerleri,
  • Şüphelinin bilgisayar ve telefonundaki uygulama kayıtları,
  • Bulut depolama ve yedekleme verileri,
  • İçeriğin gönderildiği kişiler ve mesajlaşma kayıtları,
  • Ödeme ve banka hesap hareketleri,
  • Alan adı ve sahte internet sitesi kayıtları.

Amaç yalnızca görüntünün yapay olduğunu tespit etmek değildir. İçeriğin kim tarafından üretildiği, hangi cihazdan yüklendiği, hangi hesap üzerinden yayıldığı ve failin hangi amaçla hareket ettiği de belirlenmelidir.

Bilgisayar ve Telefon İncelemesi

CMK m.134; somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka şekilde delil elde edilememesi hâlinde şüphelinin kullandığı bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, kayıtların kopyalanmasına ve çözülmesine imkân tanımaktadır. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı kararı hâkim onayına sunulur.

Dijital inceleme sırasında:

  • Cihazın adli bilişim imajı alınmalı,
  • Orijinal veri üzerinde doğrudan değişiklik yapılmamalı,
  • Hash değerleri hesaplanmalı,
  • Delilin kim tarafından ve ne zaman teslim alındığı kayıt altına alınmalı,
  • Silinen komut ve dosyalar araştırılmalı,
  • İncelemenin kapsamı kararın sınırlarını aşmamalıdır.

Anayasa Mahkemesi, 12 Şubat 2026 tarihli E.2023/128 sayılı kararında CMK m.134’ün bazı bölümlerini özel hayat ve kişisel verilerin korunması yönünden inceleyerek iptal etmiş ve iptal hükmünün yürürlüğünü Resmî Gazete’de yayımdan itibaren dokuz ay ertelemiştir. Bu nedenle bilgisayar araması ve elkoyma işlemlerinde kararın güncel yürürlük durumu ve geçiş süreci ayrıca gözetilmelidir.

İletişim Kayıtları ve Platform Verileri

Kimlik taklidi telefon, mesajlaşma uygulaması veya sosyal medya üzerinden gerçekleştirilmişse iletişim ve trafik kayıtları önem taşır. CMK m.135’te öngörülen iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbirleri; somut delillere dayanan kuvvetli şüphe, başka suretle delil elde edememe ve kanundaki diğer şartlara bağlıdır. Dinleme ve kayda alma tedbirleri bakımından suçun katalog kapsamında bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.

Yurt dışında bulunan sosyal medya veya yapay zekâ şirketlerinden veri istenmesi hâlinde hizmet sağlayıcının veri saklama süresi, ilgili ülkenin mevzuatı ve uluslararası adli yardımlaşma usulleri önem kazanır. Bu nedenle hesap kayıtlarının silinmemesi için soruşturmanın ilk aşamasında koruma ve muhafaza taleplerinin gönderilmesi gerekir.

Bilirkişi İncelemesi Nasıl Yapılmalıdır?

Yapay zekâ ile oluşturulan içeriklerin incelenmesi, klasik bir bilişim raporundan daha kapsamlı uzmanlık gerektirebilir. Dosyanın niteliğine göre adli bilişim, görüntü analizi, ses inceleme, fonetik, yüz karşılaştırma ve dijital medya uzmanlarından rapor alınmalıdır.

Bilirkişi raporunda en azından:

  1. İncelenen dosyanın orijinal olup olmadığı,
  2. Hash ve metadata bilgileri,
  3. Yeniden kodlama izleri,
  4. Kesme, ekleme veya birleştirme bulunup bulunmadığı,
  5. Ses ile görüntü arasındaki zaman ve hareket uyumu,
  6. Dudak hareketleri ile sesin uyumu,
  7. Yüz kenarları, ışık, gölge ve yansıma tutarlılığı,
  8. Yapay üretime işaret eden teknik bulgular,
  9. Kullanılan program ve yöntemler,
  10. İncelemenin hata payı ve sınırlılıkları

açıklanmalıdır.

Bir başka yapay zekâ programının “Bu içerik yüzde 95 sahtedir” biçimindeki otomatik sonucu tek başına yeterli görülmemelidir. Kullanılan sistemin güvenilirliği, yöntemi, hata oranı ve somut dosyaya uygulanma biçimi denetlenebilir olmalıdır.

Delilin Hukuka Uygunluğu

CMK m.217’ye göre yüklenen suç ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Hâkim kararını duruşmaya getirilen ve tarafların huzurunda tartışılan delillere dayandırmalıdır.

Kimlik taklidine uğrayan kişinin kendi imkânlarıyla sahte hesaba erişmesi, herkese açık içeriğin ekran görüntüsünü alması veya kendisine gönderilen mesajı saklaması kural olarak farklı; şüphelinin hesabına izinsiz girerek özel yazışmaları ele geçirmesi farklı değerlendirilir.

Mağdurun delil toplama amacıyla başka bir kişinin hesabına hukuka aykırı biçimde girmesi, soruşturmada kullanılacak delilin hukuka uygunluğunu tartışmalı hâle getirebilir ve mağdur yönünden ayrıca bilişim suçu iddiasına neden olabilir.

Bu nedenle içerik silinmeden önce ekran görüntüsü ve ekran kaydı alınmalı; ancak şüphelinin hesabına, cihazına veya bulut sistemine izinsiz girilmemelidir. Teknik verilerin elde edilmesi savcılık ve mahkeme kararları aracılığıyla sağlanmalıdır.

Şikâyet Süresi ve Soruşturma Koşulu

TCK’nın özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçları düzenleyen bölümünde, kişisel verilerin kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçları dışında kalan suçların soruşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır. Bu nedenle özel hayatın gizliliğini ihlal gibi suçlarda şikâyet süresi gözden kaçırılmamalıdır.

Buna karşılık TCK m.135 ve m.136’daki kişisel veri suçları şikâyete bağlı değildir ve savcılık tarafından resen soruşturulabilir.

Kimlik taklidi sırasında dolandırıcılık, iftira, resmî belgede sahtecilik veya kişisel veri suçları da işlenmişse her suç bakımından soruşturma koşulu ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Mağdurun bir suç yönünden şikâyetinden vazgeçmesi, resen soruşturulan diğer suçlar yönünden dosyanın sona ermesini sağlamaz.

Mağdur Hangi Taleplerde Bulunabilir?

Yapay zekâ ile kimliği taklit edilen kişi ceza şikâyetinin yanında özel hukuk yollarına da başvurabilir. Somut olayın özelliklerine göre şu talepler ileri sürülebilir:

  • Sahte hesabın ve içeriklerin kaldırılması,
  • İçeriğin yeniden yayımlanmasının önlenmesi,
  • İhtiyati tedbir kararı verilmesi,
  • Saldırının hukuka aykırılığının tespiti,
  • Düzeltme veya mahkeme kararının yayımlanması,
  • Maddi zararın tazmini,
  • Manevi tazminat,
  • Failin saldırı nedeniyle elde ettiği kazancın iadesi,
  • Kişisel verilerin silinmesi veya yok edilmesi,
  • Verilerin aktarıldığı kişilerin bildirilmesi.

Özellikle sahte görüntünün yayılmaya devam ettiği durumlarda yalnızca soruşturmanın sonucunu beklemek yeterli olmayabilir. Kişilik hakkı davasıyla birlikte içeriğin yayılmasını önleyecek geçici hukuki koruma talep edilmesi mağdurun uğrayacağı zararın büyümesini engelleyebilir. TMK m.24-25 ve TBK m.58 bu yöndeki koruma ve tazminat taleplerinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır.

Sonuç

Yapay zekâ ile kimlik taklidi, Türk Ceza Kanunu’nda bağımsız ve tek bir suç olarak düzenlenmemiştir. “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” başlıklı TCK m.268 ise yalnızca failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başka bir gerçek kişinin kimliğini kullanması hâlinde uygulanır.

Diğer kimlik taklidi olaylarında somut eylemin niteliğine göre;

  • Kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi veya yayılması,
  • Özel hayatın gizliliğinin ihlali,
  • Haberleşmenin gizliliğinin ihlali,
  • Dolandırıcılık,
  • Şantaj veya tehdit,
  • Hakaret,
  • İftira,
  • Resmî veya özel belgede sahtecilik,
  • Bilişim suçları

gündeme gelebilir.

Ceza muhakemesi bakımından soruşturmanın yalnızca sahte görüntü veya hesaba odaklanması yeterli değildir. Yapay zekâya verilen komutlar, yüklenen dosyalar, cihaz ve IP kayıtları, hesap geçmişi, metadata, hash değerleri, mesajlaşmalar ve finansal hareketler birlikte incelenmelidir.

Kimlik taklidinin ceza hukuku bakımından belirli bir suç oluşturmaması da eylemi hukuka uygun hâle getirmez. Kişinin adı, yüzü, sesi, şeref ve itibarı ile özel hayatı kişilik hakkının parçasıdır. Bu unsurların yapay zekâyla yeniden üretilerek kişinin iradesi dışında kullanılması; önleme, durdurma, tespit, silme ve tazminat taleplerine dayanak oluşturabilir.

Yapay zekâ çağında kişilik hakkının korunması, yalnızca kişinin gerçek görüntülerinin gizli tutulması anlamına gelmemektedir. Artık hukuk düzeninin, kişinin hiç söylemediği sözlerin ona söyletilmesine, hiç yapmadığı eylemlerin ona yaptırılmış gibi gösterilmesine ve dijital kimliğinin iradesi dışında yeniden oluşturulmasına karşı da etkili koruma sağlaması gerekmektedir.

Leave a Reply

Call Now Button