Yoğun Bakımda Hasta İhmali ve Hastane Sorumluluğu
Yoğun Bakımda Hasta İhmali Nedir?
Yoğun bakımda hasta ihmali, hayati riski bulunan veya ileri düzey tıbbi takip gerektiren hastanın, yoğun bakım ünitesinde tıbbi standartlara uygun şekilde izlenmemesi, tedavi edilmemesi, korunmaması veya gerekli müdahalelerin zamanında yapılmaması nedeniyle zarar görmesidir. Bu zarar; enfeksiyon, yatak yarası, solunum yetmezliği, beyin hasarı, organ yetmezliği, düşme, ilaç hatası, entübasyon komplikasyonu, kalıcı sakatlık veya ölüm şeklinde ortaya çıkabilir.
Yoğun bakım, hastanenin en kritik birimlerinden biridir. Bu birimde hastalar çoğu zaman solunum cihazına bağlı, bilinci kapalı, ağır enfeksiyon geçiren, ameliyat sonrası takip edilen, travma yaşamış, kalp krizi veya inme sonrası izlenen, sepsis, organ yetmezliği veya çoklu sistem bozukluğu bulunan kişilerdir. Bu nedenle yoğun bakımda bakım ve tedavi, sıradan servis takibinden daha sıkı ve daha dikkatli yürütülmelidir.
Sağlık Bakanlığı’nın yoğun bakım ünitelerine ilişkin genelgelerinde, yoğun bakım hizmetlerinin ülke genelinde iyileştirilmesi, yatak kapasitesinin karşılanması, bu birimlerin nitelik, personel ve donanım bakımından standardize edilmesi hedeflenmiştir. Bu düzenlemeler, yoğun bakımın yalnızca “hasta yatağı bulunan bir bölüm” değil, özel personel, donanım, organizasyon ve takip gerektiren bir sağlık hizmeti olduğunu göstermektedir.
Yoğun bakımda meydana gelen her kötü sonuç hastane hatası değildir. Yoğun bakım hastaları zaten ağır klinik tablo içindedir. Ancak hastanın takibi yapılmamışsa, vital bulgularındaki bozulma fark edilmemişse, enfeksiyon kontrol önlemleri alınmamışsa, yatak yarası oluşmasına rağmen müdahale edilmemişse, ilaç veya doz hatası yapılmışsa, hasta yakınları bilgilendirilmemişse ya da tıbbi kayıtlar eksik tutulmuşsa hastane ve sağlık personeli sorumluluğu gündeme gelebilir.
Her Yoğun Bakım Ölümü Doktor veya Hastane Hatası mıdır?
Hayır. Yoğun bakımda tedavi gören hastalar çoğu zaman hayati risk altındadır. Ağır travma, kalp durması, beyin kanaması, sepsis, çoklu organ yetmezliği, ileri kanser, ağır zatürre, böbrek yetmezliği veya büyük ameliyat sonrası yoğun bakım ihtiyacı bulunan hastalarda ölüm riski zaten yüksek olabilir. Bu nedenle yoğun bakımda ölüm meydana gelmesi tek başına tazminat davası için yeterli değildir.
Ancak bu durum hastanenin sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Hukuki değerlendirme şu sorular üzerinden yapılır: Hasta yoğun bakıma zamanında alındı mı? Hastaya uygun yoğun bakım seviyesi sağlandı mı? Solunum, tansiyon, nabız, oksijen, idrar çıkışı, bilinç ve laboratuvar değerleri düzenli takip edildi mi? Kritik değişikliklerde doktora haber verildi mi? Gerekli konsültasyonlar zamanında yapıldı mı? Enfeksiyon ve yatak yarası önlemleri alındı mı? Hasta yakınları doğru bilgilendirildi mi? Ölüm önlenebilir bir ihmalle mi bağlantılıydı?
Dolayısıyla yoğun bakım dosyalarında önemli olan sonuç değil, sürecin nasıl yönetildiğidir. Hasta çok ağır durumda olabilir; fakat ağır hasta olmak, bakım ve tedavi standartlarının düşürülebileceği anlamına gelmez. Hastanenin yükümlülüğü, hastanın durumuna uygun en dikkatli ve denetlenebilir yoğun bakım hizmetini sunmaktır.
Yoğun Bakımda Hastane Organizasyon Sorumluluğu
Yoğun bakım ihmali çoğu zaman tek bir hekimin hatasından kaynaklanmaz. Yoğun bakım hizmeti; doktor, hemşire, yoğun bakım uzmanı, anestezi ve reanimasyon ekibi, konsültan hekimler, enfeksiyon kontrol ekibi, laboratuvar, radyoloji, eczane, teknik cihaz birimi ve hastane yönetiminin birlikte işlediği bir sistemdir.
Bu nedenle hastane, yoğun bakım ünitesinde yeterli personel bulundurmak, gerekli cihazların çalışır durumda olmasını sağlamak, monitörizasyon sistemlerini işletmek, ilaç yönetimini güvenli kurmak, enfeksiyon kontrolünü sağlamak, tıbbi kayıtları eksiksiz tutmak ve hasta güvenliği protokollerini uygulamak zorundadır.
Örneğin ventilatör arızası, monitör alarmının kapatılması, hemşire sayısının yetersizliği, hasta başı takiplerinin yapılmaması, hastanın yatak yarası riskinin değerlendirilmemesi, yoğun bakım enfeksiyonlarının artmasına rağmen önlem alınmaması veya kritik laboratuvar sonucunun hekime bildirilmemesi hastanenin organizasyon kusurunu gündeme getirebilir.
Özel hastane bakımından bu sorumluluk sözleşmesel sağlık hizmeti ve hasta güvenliği yükümlülüğü kapsamında değerlendirilir. Devlet hastanesi bakımından ise yoğun bakım hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi idarenin hizmet kusuru olarak ileri sürülebilir.
Yoğun Bakımda Monitörizasyon ve Takip Eksikliği
Yoğun bakım hastasının en temel ihtiyacı sürekli ve düzenli tıbbi takiptir. Yoğun bakımda hastanın tansiyonu, nabzı, oksijen satürasyonu, solunumu, vücut ısısı, idrar çıkışı, bilinç durumu, kan gazı, laboratuvar değerleri, sıvı dengesi ve ilaç yanıtları düzenli izlenmelidir. Hastanın durumu bozulduğunda derhal müdahale edilmelidir.
Monitörizasyon eksikliği, yoğun bakım tazminat davalarında en sık tartışılan başlıklardan biridir. Örneğin hastanın oksijen satürasyonu uzun süre düşük kalmış ancak fark edilmemişse, tansiyon düşüklüğü kayıtlara girdiği halde müdahale edilmemişse, idrar çıkışı azalmış fakat böbrek yetmezliği gelişene kadar değerlendirme yapılmamışsa, yüksek ateş ve enfeksiyon bulguları görmezden gelinmişse ihmal iddiası güçlenir.
Yoğun bakım kayıtları bu noktada belirleyicidir. Saatlik hemşire gözlem formları, vital bulgu çizelgeleri, ilaç uygulama kayıtları, ventilatör takip formları, kan gazı sonuçları, laboratuvar değerleri, doktor vizit notları ve konsültasyon kayıtları incelenmeden sağlıklı hukuki değerlendirme yapılamaz.
Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumu ile ilgili dosya ve kayıtları doğrudan, vekili veya kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebileceğini ve suret alabileceğini düzenlemektedir. Bu nedenle yoğun bakım ihmali iddiasında hasta yakınları yalnızca epikrizle yetinmemeli, yoğun bakım sürecine ait tüm hasta dosyasını yazılı olarak talep etmelidir.
Entübasyon, Solunum Cihazı ve Oksijen Takibi Hataları
Yoğun bakım hastalarının önemli bir kısmı solunum desteğine ihtiyaç duyar. Entübasyon, mekanik ventilasyon, oksijen tedavisi, non-invaziv ventilasyon veya trakeostomi gibi işlemler yoğun bakımda sık uygulanır. Bu işlemlerin hatalı yapılması veya takibinin eksik olması çok ağır sonuçlar doğurabilir.
Entübasyon tüpünün yanlış yerleşmesi, tüpün yerinden çıkması, balon basıncının takip edilmemesi, ventilatör ayarlarının hastaya uygun yapılmaması, sekresyon temizliğinin ihmal edilmesi, aspirasyonun eksik yapılması, oksijen satürasyonu düşüklüğünün geç fark edilmesi veya ventilatör alarmına müdahale edilmemesi halinde beyin hasarı, kalp durması, zatürre veya ölüm meydana gelebilir.
Solunum cihazına bağlı hastalarda ventilatör ilişkili enfeksiyonlar da önemli bir risktir. Bu risk tamamen ortadan kaldırılamayabilir; ancak ağız bakımı, baş pozisyonu, aspirasyon protokolleri, el hijyeni, ekipman temizliği ve enfeksiyon kontrol önlemleriyle azaltılmalıdır. Bu önlemler alınmadan hastada yoğun bakım enfeksiyonu gelişmişse, hastane sorumluluğu tartışılır.
Yoğun Bakım Enfeksiyonu ve Sepsis
Yoğun bakımda hasta ihmali denildiğinde en önemli başlıklardan biri yoğun bakım enfeksiyonlarıdır. Yoğun bakım hastaları damar yolu, idrar sondası, ventilatör, santral kateter, dren ve açık yara gibi nedenlerle enfeksiyona daha yatkındır. Ancak yüksek enfeksiyon riski, hastanenin enfeksiyon kontrol yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği’nin amacı, yataklı tedavi kurumlarında sağlık hizmetiyle ilişkili enfeksiyonları önlemek, kontrol altına almak, sorunları tespit etmek ve çözüm faaliyetlerini yürütmek üzere enfeksiyon kontrol komitesinin görev ve yetkilerini düzenlemektir. Yönetmelik kamu kurumları yanında özel hukuk tüzel kişilerine ait yataklı tedavi kurumlarını ve personelini de kapsamaktadır.
Bu nedenle yoğun bakımda enfeksiyon geliştiğinde şu sorular önem kazanır: Hastaya kateter veya sonda gerçekten gerekli miydi? Gereksiz uzun süre tutuldu mu? Kateter bakım kayıtları var mı? Kültürler zamanında alındı mı? Antibiyotik tedavisi gecikti mi? Enfeksiyon hastalıkları konsültasyonu istendi mi? Aynı yoğun bakımda benzer enfeksiyon artışı var mıydı? İzolasyon ve el hijyeni tedbirleri uygulandı mı?
Yoğun bakım enfeksiyonu sepsise dönüşmüşse, süreç daha ağır değerlendirilir. Sepsis; enfeksiyonun kana karışması ve organ yetmezliğine yol açmasıdır. Sepsis şüphesinde erken tanı, kültür alınması, uygun antibiyotik başlanması, sıvı tedavisi, organ desteği ve yoğun takip hayati önem taşır. Geç fark edilen sepsis nedeniyle hastada kalıcı organ hasarı veya ölüm meydana gelmişse tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.
Yatak Yarası ve Bakımsızlık İddiası
Yoğun bakım hastaları uzun süre hareketsiz kalabilir. Bilinci kapalı, solunum cihazına bağlı, felçli, yaşlı, beslenme bozukluğu olan veya dolaşımı zayıf hastalarda bası yarası yani yatak yarası riski yüksektir. Ancak riskin yüksek olması, yatak yarasının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez.
Hastanenin yatak yarasını önlemek için risk değerlendirmesi yapması, hastaya düzenli pozisyon vermesi, uygun yatak ve destek yüzeyi kullanması, cilt bakımını sağlaması, nem ve hijyen kontrolü yapması, beslenme durumunu değerlendirmesi ve yara gelişirse erken müdahale etmesi gerekir.
Yatak yarası dosyalarında şu belgeler aranmalıdır: pozisyon değiştirme çizelgeleri, hemşire bakım formları, yara bakım kayıtları, beslenme değerlendirme formları, albümin/protein değerleri, cilt değerlendirme notları, fotoğraflar, enfeksiyon kayıtları ve taburculuk epikrizi. Bu kayıtlar yoksa veya yara ileri evrede fark edilmişse, bakım ihmali iddiası güçlenir.
Her yatak yarası otomatik olarak tazminat sebebi değildir. Ancak yoğun bakım hastasında yatak yarası gelişmiş, yara ilerlemiş, enfekte olmuş, sepsise yol açmış veya hasta yakınlarına geç bildirilmişse; hastane bakım yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini somut kayıtlarla göstermek zorundadır.
İlaç Hatası ve Doz Yanlışlığı
Yoğun bakımda kullanılan ilaçlar çoğu zaman yüksek riskli ilaçlardır. Damar yoluyla verilen antibiyotikler, kan sulandırıcılar, sedatifler, vazopressörler, insülin, ağrı kesiciler, kalp ilaçları, kas gevşeticiler ve yoğun bakım ilaçları yanlış dozda uygulandığında hayati sonuç doğurabilir.
İlaç hatası; yanlış hastaya ilaç verilmesi, ilacın yanlış dozda uygulanması, infüzyon hızının hatalı ayarlanması, ilaç etkileşiminin dikkate alınmaması, alerjiye rağmen ilaç verilmesi veya doktor orderı ile hemşire uygulaması arasında uyumsuzluk olması şeklinde ortaya çıkabilir.
Yoğun bakımda ilaç hatası iddiasında doktor order kayıtları, hemşire uygulama çizelgeleri, eczane çıkış kayıtları, infüzyon pompası kayıtları, ilaç saatleri, vital bulgu değişiklikleri ve laboratuvar sonuçları incelenmelidir. Hasta ilacın verilmesinden sonra hızla kötüleşmişse, ilaç-zarar ilişkisi bilirkişi tarafından değerlendirilmelidir.
Hasta Düşmesi, Tüp Çekilmesi ve Güvenlik Eksikliği
Yoğun bakım hastalarının bir kısmı bilinç bulanıklığı, deliryum, ajitasyon, ilaç etkisi veya nörolojik bozukluk nedeniyle kendisine zarar verebilir. Entübasyon tüpünü, damar yolunu, sondasını veya drenini çekebilir; yataktan düşebilir; oksijen maskesini çıkarabilir. Bu nedenle hastanın güvenliği için uygun gözetim sağlanmalıdır.
Bu noktada hastanenin sorumluluğu hassas şekilde değerlendirilir. Her ajite hastanın her hareketi önlenemeyebilir. Ancak hasta düşme veya kendisine zarar verme riski taşıyorsa, hemşire gözlemi artırılmalı, yatak kenarlıkları kullanılmalı, hekim değerlendirmesi yapılmalı, sedasyon düzenlenmeli, hasta güvenliği önlemleri alınmalı ve gerekirse tıbbi zorunluluk kapsamında ölçülü kısıtlama uygulanmalıdır.
Hasta yoğun bakımda yataktan düşmüşse, entübasyon tüpünü çekmiş ve oksijensiz kalmışsa, damar yolunu çıkarıp kan kaybetmişse veya beslenme sondasını çekmişse; olay tutanağı, kamera kayıtları, hemşire gözlem notları, risk değerlendirme kayıtları ve müdahale süreci incelenmelidir.
Hasta Yakınlarının Bilgilendirilmesi
Yoğun bakımda hasta çoğu zaman bilinci kapalı veya karar veremeyecek durumdadır. Bu nedenle hasta yakınlarının düzenli, doğru ve ölçülü şekilde bilgilendirilmesi önemlidir. Bilgilendirme; hastanın genel durumu, riskleri, uygulanacak tedaviler, yoğun bakım süreci, kötüleşme ihtimali, yapılacak girişimler ve ölüm riski hakkında olmalıdır.
Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumu, uygulanacak tıbbi işlemler, bunların fayda ve riskleri, alternatif yöntemler ve hastalığın seyri hakkında bilgi isteme hakkını düzenler. Aynı Yönetmelik, sağlık hizmeti verilen resmi ve özel tüm kurum ve kuruluşları kapsamaktadır.
Yoğun bakımda bilgilendirme yapılmaması, ölüm veya ağır zarar sonrası aile ile hastane arasında ciddi uyuşmazlık doğurur. Aileye “durumu stabil” denilirken hasta dosyasında ağır kötüleşme kayıtları varsa, yoğun bakımda kritik gelişmeler yakınlara bildirilmemişse, ölüm riski açıklanmamışsa veya yapılacak girişimler için gerekli onam alınmamışsa hasta hakları ve tazminat sorumluluğu tartışılır.
Tıbbi Kayıtların Eksik Tutulması
Yoğun bakım dosyalarında kayıt eksikliği başlı başına önemli bir sorundur. Yoğun bakım sürecinin denetlenebilir olması için hasta dosyasının düzenli tutulması gerekir. Hemşire gözlem formları, doktor vizit notları, ilaç kayıtları, laboratuvar sonuçları, ventilatör ayarları, kan gazları, konsültasyonlar, girişimler, komplikasyonlar ve hasta yakınlarına yapılan bilgilendirmeler kayıt altına alınmalıdır.
Sağlık Bakanlığı’nın tıbbi kayıt ve arşiv hizmetlerine ilişkin kalite düzenlemelerinde, ayaktan ve yatan hastaların tıbbi kayıtlarının elektronik veya kağıt ortamında nasıl muhafaza edileceği, kayıt sorumluları, hasta dosyası içeriği, eksikliklerin tamamlanması ve arşiv işleyişi gibi hususların düzenlenmesi gerektiği belirtilmektedir.
Yoğun bakımda ölüm veya ağır zarar meydana geldiğinde kayıtlar geriye dönük olarak incelenir. Eğer belirli saatlerde vital bulgu kaydı yoksa, ilaç uygulama saatleri belirsizse, doktor notları eksikse, hemşire gözlemleri birbirini tekrar eden matbu ifadelerden ibaretse veya kritik kötüleşme anı kayıtlara yansımamışsa, hastane hizmetinin usulüne uygun yürütüldüğü şüpheli hale gelir.
Özel Hastanede Yoğun Bakım İhmali
Yoğun bakım ihmali özel hastanede meydana gelmişse, özel hastane hem sözleşmesel sağlık hizmeti hem de hasta güvenliği bakımından sorumludur. Özel hastane yalnızca yoğun bakım doktorunun değil; hemşirelerin, anestezi ekibinin, eczane organizasyonunun, enfeksiyon kontrol ekibinin, teknik cihaz biriminin ve hastane yönetiminin kusurlarından da sorumlu tutulabilir.
Özel hastanelerde yoğun bakım dosyalarında ayrıca ücretlendirme uyuşmazlıkları da yaşanabilir. Hasta yakınlarından yüksek yoğun bakım ücretleri talep edilmiş, ancak verilen hizmetin kayıtları eksik kalmışsa; hasta yeterli takip edilmemişse; yoğun bakım seviyesi hastanın durumuna uygun değilse; ya da özel hastane gerekli uzman konsültasyonlarını sağlamamışsa sorumluluk ağırlaşır.
Özel hastane, hastanın yoğun bakımda zaten ağır durumda olduğunu savunabilir. Ancak hastane, bu savunmayı tıbbi kayıtlarla desteklemelidir. Hastanın ağır olması, hastanenin bakım, takip, kayıt ve bilgilendirme yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.
Devlet Hastanesinde Yoğun Bakım İhmali
Yoğun bakım ihmali devlet hastanesinde, şehir hastanesinde, eğitim ve araştırma hastanesinde veya kamu üniversitesi hastanesinde meydana gelmişse, süreç çoğu zaman idare hukuku kapsamında yürütülür. Kamu hastanesinde yoğun bakım hizmeti bir kamu hizmetidir. Bu hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halinde idarenin hizmet kusuru gündeme gelir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilen kişilerin, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekir. Başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir.
Bu nedenle devlet hastanesindeki yoğun bakım ihmali dosyalarında doğrudan dava açmadan önce ilgili idareye ayrıntılı başvuru yapılmalıdır. Başvuruda olayın tarihi, hastanın yoğun bakıma alınma nedeni, ihmal iddiaları, zarar, ölüm varsa ölümle bağlantı, talep edilen maddi ve manevi tazminat ve istenen belgeler açıkça belirtilmelidir.
Yoğun Bakım İhmali Nedeniyle Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?
Yoğun bakımda ihmal nedeniyle zarar gören hasta, şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat kapsamında tedavi giderleri, yoğun bakım giderleri, ilaç masrafları, ameliyat giderleri, rehabilitasyon giderleri, fizik tedavi, medikal cihaz, bakıcı giderleri, özel hastane masrafları, yol ve konaklama giderleri, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması talep edilebilir.
Örneğin yoğun bakımda oksijensiz kalma nedeniyle beyin hasarı oluşmuşsa, hastanın yaşam boyu bakım ihtiyacı, rehabilitasyon giderleri, evde bakım masrafları ve çalışma gücü kaybı hesaplanmalıdır. Yatak yarası nedeniyle enfeksiyon ve sepsis gelişmişse, ek tedavi giderleri ve manevi zarar istenebilir. İlaç hatası nedeniyle organ hasarı oluşmuşsa, sürekli tedavi giderleri ve iş gücü kaybı gündeme gelebilir.
Türk Borçlar Kanunu m.49, kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. Aynı Kanun’da bedensel zarar, manevi tazminat ve zararın ispatı bakımından genel hükümler de tazminat davalarının temelini oluşturur.
Hasta hayatını kaybetmişse yakınları cenaze giderleri, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. Özellikle eş, çocuklar, anne-baba ve somut olayda destek ilişkisi bulunan yakınlar bakımından destekten yoksun kalma hesabı yapılmalıdır.
Ceza Soruşturması Açılabilir mi?
Yoğun bakım ihmali ağır yaralanma, kalıcı sakatlık veya ölümle sonuçlanmışsa ceza soruşturması da gündeme gelebilir. Olayın niteliğine göre taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları tartışılır. Örneğin hastanın oksijen düşüklüğü fark edilmemiş ve beyin hasarı oluşmuşsa, ilaç dozu hatası ölüme yol açmışsa, yatak yarası sepsise dönüşmüş ve hasta hayatını kaybetmişse savcılığa suç duyurusu yapılabilir.
Ancak sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılacak ceza soruşturmalarında özel izin süreçleri gündeme gelebilir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek 18 kapsamında, kamu veya özel sağlık kurumlarında görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılacak soruşturmalarda Mesleki Sorumluluk Kurulu süreci uygulanabilir.
Ceza soruşturması ile tazminat davası aynı şey değildir. Ceza dosyası kişilerin cezai sorumluluğunu araştırır. Tazminat davası ise hastanın veya yakınlarının uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesine yöneliktir. Ancak ceza dosyasında alınan Adli Tıp veya bilirkişi raporları, tazminat davasında önemli delil olabilir.
Yoğun Bakım İhmali Nasıl İspatlanır?
Yoğun bakım ihmali davalarında ispat, büyük ölçüde tıbbi kayıtlar üzerinden yapılır. Hasta yakınları şu belgeleri yazılı olarak talep etmelidir: yoğun bakım yatış ve çıkış kayıtları, hemşire gözlem formları, doktor vizit notları, vital bulgu takip çizelgeleri, ventilatör takip formları, kan gazı sonuçları, laboratuvar sonuçları, ilaç uygulama kayıtları, enfeksiyon kültürleri, antibiyotik tedavi kayıtları, konsültasyonlar, görüntüleme raporları, yatak yarası formları, pozisyon verme kayıtları, hasta yakınlarına bilgilendirme notları, epikriz, ölüm belgesi ve varsa otopsi raporu.
Yoğun bakım sürecinde zarar doğduysa olay kronolojisi çıkarılmalıdır. Hasta yoğun bakıma hangi nedenle alındı? İlk durumu nasıldı? Hangi tedaviler uygulandı? Hangi gün kötüleşti? Oksijen, tansiyon, ateş, idrar çıkışı veya laboratuvar değerlerinde bozulma ne zaman başladı? Hekim ne zaman müdahale etti? Hasta ne zaman entübe edildi, enfeksiyon ne zaman fark edildi, ölüm ne zaman gerçekleşti? Bu kronoloji olmadan bilirkişi incelemesi sağlıklı yapılamaz.
Hasta yakınlarının elindeki fotoğraflar, mesajlaşmalar, hasta bilgilendirme görüşmeleri, yoğun bakım giriş-çıkış saatleri, ziyaret kayıtları ve tanık anlatımları da yardımcı delil olabilir. Ancak asıl belirleyici unsur hastane kayıtlarıdır.
Bilirkişi Raporunun Önemi
Yoğun bakım ihmali davalarında bilirkişi raporu davanın kaderini belirler. Bilirkişi heyetinde olayın niteliğine göre anestezi ve reanimasyon uzmanı, yoğun bakım uzmanı, enfeksiyon hastalıkları uzmanı, ilgili branş hekimi, hemşirelik bakım uzmanı, adli tıp uzmanı, nöroloji, kardiyoloji, göğüs hastalıkları veya genel cerrahi uzmanı bulunmalıdır.
Bilirkişi şu sorulara cevap vermelidir: Hastanın yoğun bakım endikasyonu doğru değerlendirilmiş mi? Yoğun bakım seviyesi hastanın durumuna uygun mu? Vital bulgular ve laboratuvar değerleri düzenli takip edilmiş mi? Kötüleşme bulgularına zamanında müdahale edilmiş mi? Entübasyon ve ventilatör takibi uygun mu? Enfeksiyon kontrol önlemleri alınmış mı? Yatak yarası önlenebilir miydi? İlaç uygulamaları doğru mu? Kayıtlar eksiksiz mi? Zarar ile ihmal arasında illiyet bağı var mı?
Eksik bilirkişi raporlarına mutlaka itiraz edilmelidir. Özellikle yalnızca “hasta ağır durumdaydı” veya “yoğun bakım hastalarında ölüm riski yüksektir” denilmesi yeterli değildir. Rapor, yoğun bakım sürecini saat saat ve gün gün incelemeli; hangi bulgunun ne zaman ortaya çıktığını, sağlık ekibinin buna nasıl cevap verdiğini ve zararın önlenebilir olup olmadığını somut şekilde açıklamalıdır.
Hasta Yakınları Ne Yapmalıdır?
Yoğun bakım ihmali şüphesi varsa ilk yapılması gereken şey, tüm tıbbi kayıtları yazılı olarak istemektir. Sözlü bilgiyle yetinilmemelidir. Hastane başhekimliğine veya özel hastane yönetimine başvurularak yoğun bakım dosyasının tam sureti talep edilmelidir.
İkinci adım, olay kronolojisini oluşturmaktır. Hasta ne zaman yatırıldı, ne zaman yoğun bakıma alındı, ne zaman kötüleşti, hangi ilaçlar verildi, entübasyon ne zaman yapıldı, enfeksiyon ne zaman başladı, aileye ne zaman bilgi verildi ve ölüm gerçekleştiyse ölüm saati nedir? Bu bilgiler tıbbi kayıtlarla karşılaştırılmalıdır.
Üçüncü adım, özel hastane-devlet hastanesi ayrımını doğru yapmaktır. Özel hastanede özel hukuk, tüketici hukuku, sözleşmeye aykırılık ve malpraktis sorumluluğu; devlet hastanesinde idareye başvuru ve tam yargı davası gündeme gelir.
Dördüncü adım, zarar kalemlerini belirlemektir. Hasta hayattaysa tedavi giderleri, kalıcı sakatlık, bakıcı ihtiyacı, rehabilitasyon ve manevi zarar; hasta hayatını kaybetmişse destekten yoksun kalma, cenaze giderleri ve yakınların manevi tazminat talepleri hazırlanmalıdır.
Sonuç: Yoğun Bakımda Hasta İhmali Ağır Hukuki Sorumluluk Doğurabilir
Yoğun bakım, sağlık hizmetinin en hassas ve en yüksek riskli alanlarından biridir. Bu nedenle yoğun bakımda görev yapan hekim, hemşire ve hastane yönetiminin özen yükümlülüğü oldukça yüksektir. Hastanın ağır durumda olması, takip ve bakım sorumluluğunu azaltmaz; aksine daha dikkatli ve kayıtlı bir tıbbi süreç yürütülmesini gerektirir.
Her yoğun bakım ölümü veya kötüleşmesi hastane hatası değildir. Ancak monitörizasyon eksikliği, geç müdahale, ventilatör takibi hatası, enfeksiyon kontrol ihmali, yatak yarası, ilaç hatası, düşme, hasta güvenliği eksikliği, tıbbi kayıtların eksik tutulması veya hasta yakınlarının bilgilendirilmemesi nedeniyle zarar doğmuşsa hastane ve sağlık personeli sorumluluğu gündeme gelebilir.
Yoğun bakım ihmali nedeniyle zarar gören hasta; tedavi giderleri, rehabilitasyon masrafları, iş göremezlik, bakıcı giderleri, ekonomik gelecek zararı ve manevi tazminat talep edebilir. Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteyebilir.
Bu tür dosyalarda başarılı bir hukuki süreç, yalnızca “yoğun bakımda ihmal edildi” iddiasıyla değil; tıbbi kayıtların eksiksiz toplanması, yoğun bakım sürecinin kronolojik olarak analiz edilmesi, ihmal ile zarar arasındaki illiyet bağının uzman bilirkişi incelemesiyle ortaya konulması ve özel-devlet hastanesi ayrımına göre doğru dava yolunun seçilmesiyle mümkündür.