Kanser Tedavisinde Geç Teşhis veya Hatalı Tedavi Nedeniyle Tazminat Davası
Kanser Tedavisinde Geç Teşhis veya Hatalı Tedavi Nedir?
Kanser tedavisinde geç teşhis veya hatalı tedavi; hastanın şikâyetleri, muayene bulguları, laboratuvar sonuçları, görüntüleme kayıtları, biyopsi veya patoloji raporları doğru ve zamanında değerlendirilmediği için kanser tanısının gecikmesi, yanlış konulması, hastalığın evresinin hatalı belirlenmesi ya da uygun tedavinin zamanında uygulanmaması nedeniyle hastanın zarar görmesidir.
Kanser hastalıklarında zaman çok önemlidir. Bir kitlenin, şüpheli lezyonun, kanama bulgusunun, görüntüleme anormalliğinin veya patoloji sonucunun zamanında değerlendirilmemesi hastalığın ileri evreye geçmesine, ameliyat şansının kaybolmasına, daha ağır kemoterapi veya radyoterapi ihtiyacına, organ kaybına, yaşam kalitesinin düşmesine veya yaşam süresinin kısalmasına neden olabilir.
Ancak her kanserin geç fark edilmesi otomatik olarak doktor hatası anlamına gelmez. Bazı kanserler belirti vermeden ilerleyebilir, bazı tümörler erken dönemde görüntüleme ile saptanamayabilir, bazı biyopsiler başlangıçta sınırlı örnek içerebilir. Hukuki sorumluluk için esas mesele, aynı şartlarda özenli bir hekimin veya sağlık kuruluşunun yapması gereken değerlendirmelerin yapılıp yapılmadığıdır.
Örneğin hastanın uzun süredir kanama, kilo kaybı, geçmeyen öksürük, memede kitle, ciltte değişiklik, yutma güçlüğü, açıklanamayan ağrı veya anormal test sonucu varken “önemsiz” denilerek gönderilmesi; radyoloji raporundaki şüpheli bulgunun takip edilmemesi; biyopsinin geciktirilmesi; patoloji raporunun yanlış yorumlanması; tedaviye başlamak için gereksiz şekilde bekletilmesi veya yanlış tedavi protokolü uygulanması halinde tazminat sorumluluğu doğabilir.
Erken Teşhis Yükümlülüğü ve Kanser Taramalarının Önemi
Kanser dosyalarında erken teşhis yükümlülüğü, hekim ve sağlık kuruluşu bakımından önemli bir değerlendirme alanıdır. Sağlık Bakanlığı’nın kanser tarama programlarında meme, serviks ve kolorektal kanserler için belirli yaş ve risk gruplarında düzenli tarama programları yürütülmektedir; örneğin serviks kanseri taramasında 30-65 yaş arası kadınlara belirli aralıklarla HPV-DNA testi, kolorektal kanser taramalarında ise 50-70 yaş grubuna yönelik tarama programları bulunmaktadır.
Bu tarama programları, kanserin erken dönemde yakalanmasının tıbben ne kadar önemli olduğunu gösterir. “Erken teşhis hayat kurtarır” yaklaşımı yalnızca kamu sağlığı sloganı değildir; aynı zamanda hekimlik uygulamasında şüpheli bulguların ciddiye alınmasını, risk gruplarının izlenmesini ve gerekli tetkiklerin zamanında yapılmasını gerektirir. Sağlık Bakanlığı’nın KETEM ve tarama programlarında meme, serviks ve kolorektal kanserlere özel tarama standartlarının bulunması bu yükümlülüğün somut göstergelerindendir.
Elbette hekimden her hastada kanser teşhisi koyması beklenmez. Ancak belirgin uyarıcı bulgular varsa, hekimin bu bulguları basit hastalıklarla açıklayıp ileri incelemeyi tamamen dışlaması hukuken sorun yaratabilir. Örneğin dışkıda kan görülmesi uzun süre hemoroid denilerek geçiştirilmişse; memede kitleye rağmen mamografi/ultrason veya biyopsi yapılmamışsa; akciğer grafisindeki nodül takip edilmemişse; HPV veya smear anormalliği olan hasta yönlendirilmemişse geç teşhis iddiası gündeme gelir.
Kanserde Geç Teşhisin En Sık Görülen Sebepleri
Kanser geç teşhisi farklı aşamalardan kaynaklanabilir. İlk sebep, hastanın şikâyetlerinin yeterince ciddiye alınmamasıdır. Özellikle açıklanamayan kilo kaybı, sürekli yorgunluk, uzun süren ateş, geçmeyen öksürük, kanama, memede kitle, dışkılama alışkanlığında değişiklik, cilt lezyonu, yutma güçlüğü, idrarda kan veya uzun süren ağrı gibi belirtiler değerlendirilmelidir.
İkinci sebep, tetkiklerin eksik istenmesidir. Hekim, hastanın yaşına, risk faktörlerine ve şikâyetine göre laboratuvar, ultrason, mamografi, tomografi, MR, endoskopi, kolonoskopi, biyopsi veya ilgili uzman konsültasyonu istemelidir. Gerekli tetkik yapılmadan hastanın defalarca semptomatik tedaviyle gönderilmesi geç teşhis sorumluluğu doğurabilir.
Üçüncü sebep, radyoloji veya patoloji raporu hatalarıdır. Kanser tanısında görüntüleme ve patoloji büyük önem taşır. Mamografi, akciğer grafisi, tomografi, MR, PET-CT veya ultrason görüntülerinde şüpheli bulgu görülmesine rağmen raporda belirtilmemişse; patoloji sonucu yanlış negatif çıkmışsa; biyopsi örneği yetersiz olduğu halde tekrar örnek alınmamışsa; rapordaki şüpheli ifade klinik hekim tarafından takip edilmemişse sorumluluk zinciri oluşabilir.
Dördüncü sebep, sistem ve organizasyon eksikliğidir. Hastanın sonucu çıkmış ancak hastaya bildirilmemiş olabilir. Rapor sisteme yüklenmiş fakat doktor tarafından görülmemiş olabilir. Patoloji sonucu kanser şüphesi taşıdığı halde hasta kontrole çağrılmamış olabilir. Bu tür durumlarda yalnızca bireysel hekim hatası değil, hastane organizasyon kusuru da gündeme gelir.
Radyoloji Hatası Nedeniyle Kanserin Geç Teşhisi
Kanser tanısında radyoloji raporları çok kritik delillerdir. Mamografi, ultrason, tomografi, MR ve PET-CT gibi görüntüleme yöntemleri kanserin erken saptanmasında kullanılır. Ancak görüntüde mevcut olan şüpheli kitlenin, nodülün, lezyonun, lenf bezinin veya metastaz bulgusunun rapora yazılmaması halinde hasta aylarca veya yıllarca yanlış güven duygusuyla tedavisiz kalabilir.
Örneğin akciğer tomografisinde nodül görülmesine rağmen “normal” rapor verilmiş ve hasta bir yıl sonra ileri evre akciğer kanseri tanısı almış olabilir. Mamografide şüpheli kitle fark edilmemiş ve meme kanseri metastaz yapmış olabilir. Beyin MR’ında tümör bulgusu atlanmış ve hasta nörolojik kayıplar yaşamış olabilir. Bu tür dosyalarda eski görüntüler yeniden incelenmelidir. Sadece eski rapor değil, görüntünün kendisi bilirkişi heyetine gönderilmelidir.
Radyoloji hatalarında sorumluluk yalnızca radyoloji uzmanına ait olmayabilir. Raporu isteyen klinik hekim de hastanın şikâyetleri ile rapor sonucunu birlikte değerlendirmelidir. Rapor “kontrol önerilir”, “şüpheli lezyon”, “ileri inceleme gerekir” gibi ifadeler içeriyorsa, hekimin bu öneriyi takip etmesi gerekir. Hastanın kontrole çağrılmaması veya ek tetkik yapılmaması halinde klinik hekim ve hastane de sorumlu olabilir.
Patoloji ve Biyopsi Hataları
Kanser tanısında patoloji raporu çoğu zaman belirleyici belgedir. Biyopsiyle alınan örnek patoloji laboratuvarında incelenir ve kanser varlığı, tipi, derecesi, hormon reseptörleri, genetik/moleküler özellikler veya tedaviyi belirleyen diğer bulgular raporlanır. Patoloji hatası, yanlış negatif sonuç, yanlış kanser tipi, evrelemeyi etkileyen eksik değerlendirme veya örnek karışması şeklinde ortaya çıkabilir.
Biyopsi örneğinin yetersiz olması durumunda tekrar biyopsi gerekebilir. Buna rağmen hastaya “temiz” denilerek takip bırakılmışsa ve daha sonra kanser tanısı konulmuşsa, patoloji raporu ve klinik takip birlikte incelenir. Çünkü patoloji raporunda “yetersiz materyal”, “klinik/radyolojik korelasyon önerilir”, “şüpheli bulgular” veya “tekrar biyopsi uygun olur” gibi ifadeler yer alabilir.
Patoloji raporu hatalarında laboratuvarın kimlik doğrulama sistemi, örnek kabul kayıtları, blok ve lam arşivi, immünohistokimya sonuçları, ikinci patoloji görüşü ve örneklerin karışıp karışmadığı incelenmelidir. Kanser dosyalarında patoloji materyalinin yeniden değerlendirilmesi çoğu zaman davanın seyrini değiştirir.
Kanser Tedavisinde Hatalı Tedavi Nedir?
Kanserde hatalı tedavi, yalnızca teşhisin geç konulmasıyla sınırlı değildir. Tanı konulduktan sonra da yanlış evreleme, yanlış ameliyat kararı, gereksiz ameliyat, kemoterapi protokolü hatası, radyoterapi planlama hatası, ilaç doz hatası, hedefe yönelik tedavinin yanlış uygulanması, yan etkilerin yönetilememesi veya tedaviye geç başlanması nedeniyle zarar doğabilir.
Kanser tedavisi multidisipliner bir süreçtir. Onkoloji, cerrahi, radyoloji, patoloji, radyasyon onkolojisi, nükleer tıp, genetik, yoğun bakım ve destek tedavi birimleri birlikte çalışabilir. Bu nedenle tedavi kararları hastanın kanser tipi, evresi, yaşı, genel durumu, eşlik eden hastalıkları, patoloji özellikleri ve bilimsel kılavuzlar dikkate alınarak verilmelidir.
Örneğin ameliyat edilebilir evredeki hasta gereksiz yere bekletilmiş ve tümör ilerlemişse; kemoterapi dozu hastanın böbrek-karaciğer fonksiyonlarına göre ayarlanmamışsa; ilaç alerjisi veya ağır yan etki bildirilmesine rağmen tedavi aynı şekilde sürdürülmüşse; radyoterapide yanlış alan ışınlanmışsa; kanser evresi yanlış belirlenerek eksik tedavi verilmişse tazminat sorumluluğu gündeme gelir.
Tedaviye Geç Başlanması ve Tedavi Şansının Kaybı
Kanser dosyalarında en önemli kavramlardan biri “tedavi şansının kaybı”dır. Bazı durumlarda kanser tamamen tedavi edilebilecek evredeyken tanı veya tedavi gecikir; hasta daha ileri evrede teşhis edilir. Bu gecikme, hastanın ameliyat olma şansını, daha hafif tedavi alma imkânını, yaşam süresini veya yaşam kalitesini etkileyebilir.
Hukuki açıdan her gecikme tazminat sebebi değildir. Gecikmenin tıbbi anlamda hastalığın seyrini değiştirmiş olması gerekir. Örneğin üç günlük gecikme bazı kanser türlerinde sonucu etkilemeyebilir; ancak aylarca süren takip eksikliği veya biyopsi gecikmesi hastalığın evresini değiştirebilir. Bu nedenle bilirkişi, gecikmenin kanserin evresi, tedavi seçenekleri ve prognoz üzerindeki etkisini değerlendirmelidir.
Tedavi şansının kaybında hastanın mutlak olarak iyileşeceğini ispatlamak her zaman mümkün olmayabilir. Ancak erken tanı veya doğru tedaviyle daha iyi bir yaşam süresi, daha az ağır tedavi veya organ koruyucu tedavi ihtimali mevcutken bu ihtimal kusurlu şekilde ortadan kaldırılmışsa tazminat değerlendirmesi yapılabilir.
Aydınlatılmış Onam ve Kanser Hastasının Bilgilendirilmesi
Kanser hastası, teşhisi, hastalığın evresi, uygulanacak tedaviler, tedavilerin riskleri, alternatifler, tedaviyi reddederse doğabilecek sonuçlar ve hastalığın seyri hakkında açık şekilde bilgilendirilmelidir. Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncalarını, alternatif yöntemleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde doğabilecek sonuçları ve hastalığın seyri hakkında sözlü veya yazılı bilgi isteme hakkına sahip olduğunu düzenler.
Kanser tedavisinde aydınlatılmış onam özellikle önemlidir. Çünkü ameliyat, kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik ilaçlar, hormonal tedavi veya palyatif tedavi ciddi yan etkiler doğurabilir. Hastaya tedavinin amacı, iyileştirici mi yoksa hastalığı kontrol etmeye yönelik mi olduğu, beklenen fayda, yan etkiler, başarı ihtimali ve alternatif tedavi yolları anlatılmalıdır.
Aydınlatılmış onam yalnızca form imzalatmak değildir. Hastaya “kemoterapi alacaksınız” denilmesi yeterli olmaz. İlaçların yan etkileri, enfeksiyon riski, saç dökülmesi, bulantı, kan değerlerinde düşme, organ toksisitesi, doğurganlık etkileri, radyoterapi yan etkileri, ameliyatın kapsamı ve olası komplikasyonlar hastanın anlayabileceği şekilde açıklanmalıdır.
Tıbbi Kayıtların Önemi
Kanser geç teşhis veya hatalı tedavi davalarında tıbbi kayıtlar davanın temelidir. Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumu ile ilgili dosya ve kayıtları doğrudan, vekili veya kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebileceğini ve suret alabileceğini düzenler. Yönetmelik ayrıca kayıtların yalnızca hastanın tedavisiyle doğrudan ilgili kişiler tarafından görülebileceğini belirtir.
Anayasa Mahkemesi de tıbbi müdahalenin tıp kurallarına uygun yapılıp yapılmadığının büyük ölçüde teşhis ve tedavi sürecindeki kayıtların incelenmesiyle belirlenebileceğini; teşhis ve tedavi verilerinin kaydedilip makul süre saklanmasının sağlık kuruluşunun sorumluluğunda olduğunu vurgulamıştır. AYM’ye göre hasta dosyasında bulunması gereken bilgi veya belgenin sunulmaması nedeniyle sağlık kuruluşunun sorumluluğu değerlendirilemiyorsa, bu durum hasta aleyhine yorumlanmamalıdır.
Bu nedenle kanser dosyalarında hastanın yalnızca epikriz raporu değil; tüm muayene notları, laboratuvar sonuçları, radyoloji görüntüleri, patoloji raporları, biyopsi blok/lam bilgileri, konsültasyon kayıtları, tümör konseyi kararları, kemoterapi protokolleri, radyoterapi planları, ameliyat notları ve takip kayıtları istenmelidir.
Özel Hastanede Kanser Geç Teşhisi veya Hatalı Tedavi
Kanser geç teşhisi veya hatalı tedavi özel hastane, özel klinik, özel görüntüleme merkezi, özel laboratuvar veya özel onkoloji merkezinde meydana gelmişse özel hukuk sorumluluğu gündeme gelir. Özel hastane yalnızca hekimin bireysel hatasından değil; tetkik sonuçlarının hastaya bildirilmesi, raporların takip edilmesi, patoloji-radyoloji organizasyonu, laboratuvar güvenliği, onkoloji planlaması ve hasta kayıt sisteminden de sorumlu olabilir.
Özel sağlık hizmeti çoğu olayda tüketici işlemi niteliği taşıyabileceğinden tüketici hukuku hükümleri de gündeme gelebilir. Ticaret Bakanlığı’nın güncel mevzuat sayfasında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ikincil mevzuat yer almaktadır; özel sağlık kuruluşunda ücret karşılığı alınan hizmetlerde ayıplı hizmet, sözleşmeye aykırılık ve tazminat talepleri somut olaya göre birlikte değerlendirilebilir.
Özel hastanenin “sonucu hasta takip etmedi” savunması her durumda yeterli değildir. Rapor kanser şüphesi taşıyorsa, hastaya bildirilip bildirilmediği, kontrol randevusu verilip verilmediği, hasta dosyasına uyarı yazılıp yazılmadığı ve ilgili hekimin raporu görüp görmediği araştırılmalıdır.
Devlet Hastanesinde Kanser Geç Teşhisi veya Hatalı Tedavi
Kanser geç teşhisi veya hatalı tedavi devlet hastanesinde, şehir hastanesinde, eğitim ve araştırma hastanesinde veya kamu üniversitesi hastanesinde meydana gelmişse hukuki yol çoğu durumda idare hukuku kapsamındadır. Devlet hastanesindeki sağlık hizmeti kamu hizmetidir. Bu hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halinde idarenin hizmet kusuru gündeme gelir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre idari eylemlerden hakları ihlal edilen kişilerin, dava açmadan önce eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekir; talebin reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde dava açılabilir.
Bu nedenle kamu hastanesinde kanser geç teşhisi iddiası varsa, doğrudan dava açmadan önce ilgili idareye ayrıntılı başvuru yapılmalıdır. Başvuruda olayın kronolojisi, gecikmenin hangi aşamada oluştuğu, zararın ne olduğu, talep edilen maddi-manevi tazminat miktarı ve istenen kayıtlar açıkça belirtilmelidir.
Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?
Kanserin geç teşhisi veya hatalı tedavisi nedeniyle zarar gören hasta, şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Maddi tazminat kapsamında tedavi giderleri, ameliyat masrafları, kemoterapi/radyoterapi giderleri, ilaç masrafları, özel hastane giderleri, tetkik ve görüntüleme masrafları, yoğun bakım giderleri, rehabilitasyon giderleri, yol-konaklama masrafları, bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması talep edilebilir.
Kanser geç teşhis edildiği için hasta daha ağır tedavi görmek zorunda kalmışsa, bu ek tedavi giderleri ve yaşam kalitesindeki düşüş tazminat hesabında dikkate alınmalıdır. Hastanın organ kaybı, kalıcı fonksiyon kaybı veya çalışma gücü kaybı oluşmuşsa maluliyet ve iş göremezlik hesaplamaları yapılmalıdır.
Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı korku, ölüm kaygısı, ağır tedavi süreci, organ kaybı, yaşam kalitesinin düşmesi, aile hayatının etkilenmesi, psikolojik yıkım ve tedavi şansının azalması nedeniyle talep edilir. Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri ve manevi tazminat isteyebilir.
Kanser Geç Teşhisi Nasıl İspatlanır?
Kanser geç teşhisi dosyalarında ispat, çoğu zaman eski kayıtların geriye dönük incelenmesiyle yapılır. Hasta ilk ne zaman hangi şikâyetle başvurdu? Hangi tetkikler yapıldı? Hangi bulgular vardı? Hangi raporlar çıktı? Rapordaki şüpheli bulgular takip edildi mi? Biyopsi ne zaman yapıldı? Kesin tanı ne zaman konuldu? Tedaviye ne zaman başlandı? Bu sorular saat saat, gün gün, ay ay analiz edilmelidir.
Delil olarak ilk başvuru kayıtları, aile hekimi kayıtları, acil servis kayıtları, poliklinik muayene notları, laboratuvar sonuçları, radyoloji görüntüleri, radyoloji raporları, patoloji raporları, biyopsi kayıtları, ameliyat notları, kemoterapi protokolleri, radyoterapi planları, tümör kurulu kararları, epikrizler, reçeteler, sevk belgeleri ve hasta yazışmaları kullanılabilir.
Eski görüntüleme kayıtları özellikle önemlidir. Rapor “normal” olsa bile görüntüde görülebilir kanser bulgusu olabilir. Bu nedenle MR, tomografi, mamografi, ultrason veya röntgen görüntülerinin dijital kopyası alınmalı ve bilirkişi incelemesine sunulmalıdır.
Bilirkişi Raporunun Önemi
Kanser geç teşhis veya hatalı tedavi davalarında bilirkişi raporu davanın kaderini belirler. Bilirkişi heyetinde onkoloji uzmanı, ilgili cerrahi branş uzmanı, radyoloji uzmanı, patoloji uzmanı ve olayın niteliğine göre radyasyon onkolojisi, nükleer tıp, gastroenteroloji, göğüs hastalıkları, kadın doğum, dermatoloji, genel cerrahi veya adli tıp uzmanı bulunmalıdır.
Bilirkişi şu sorulara cevap vermelidir: İlk başvuru tarihinde kanser şüphesi doğuracak bulgu var mıydı? Hekim hangi tetkikleri istemeliydi? Görüntüleme veya patoloji raporunda hata var mıydı? Biyopsi veya ileri tetkik gecikmiş miydi? Gecikme hastalığın evresini değiştirmiş miydi? Erken tanı konulsaydı tedavi seçenekleri farklı olur muydu? Uygulanan tedavi güncel tıp kurallarına uygun muydu? Zarar ile gecikme/hatalı tedavi arasında illiyet bağı var mıydı?
Eksik bilirkişi raporlarına itiraz edilmelidir. Özellikle yalnızca “kanser agresif seyirli olabilir” veya “sonuç değişmeyebilirdi” gibi genel ifadeler yeterli değildir. Raporun somut kayıtları, eski görüntüleri, patoloji materyalini, tanı-tedavi zaman çizelgesini ve gecikmenin prognoza etkisini ayrıntılı değerlendirmesi gerekir.
Ceza Soruşturması Açılabilir mi?
Kanserin geç teşhisi veya hatalı tedavisi ağır bedensel zarar ya da ölümle sonuçlanmışsa ceza soruşturması da gündeme gelebilir. Olayın niteliğine göre taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları tartışılır. Sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yürütülecek soruşturmalarda 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek 18 kapsamında Mesleki Sorumluluk Kurulu süreci de değerlendirilebilir.
Ceza soruşturması ile tazminat davası farklı amaçlara sahiptir. Ceza soruşturması sağlık personelinin cezai sorumluluğunu araştırır. Tazminat davası ise hastanın veya yakınlarının uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesini amaçlar. Ancak ceza dosyasındaki Adli Tıp veya bilirkişi raporları tazminat davasında önemli delil olabilir.
Hasta veya Yakınları Ne Yapmalıdır?
Kanser geç teşhisi veya hatalı tedavi şüphesi varsa ilk yapılması gereken şey tüm tıbbi kayıtları toplamaktır. Hastaneden yalnızca epikriz değil; poliklinik notları, tetkik sonuçları, patoloji, radyoloji görüntüleri, biyopsi materyali bilgileri, tümör konseyi kararları ve tedavi protokolleri yazılı olarak istenmelidir.
İkinci adım, olay kronolojisini çıkarmaktır. İlk şikâyet ne zaman başladı? İlk başvuru ne zaman yapıldı? Hangi tetkik istendi veya istenmedi? Şüpheli rapor ne zaman çıktı? Hasta ne zaman kontrole çağrıldı? Biyopsi ne zaman yapıldı? Tedaviye ne zaman başlandı? Bu kronoloji, bilirkişi incelemesinin temelidir.
Üçüncü adım, özel hastane-devlet hastanesi ayrımını doğru yapmaktır. Özel hastanede özel hukuk, tüketici hukuku ve malpraktis sorumluluğu; kamu hastanesinde idareye başvuru ve tam yargı davası gündeme gelir.
Dördüncü adım, zarar kalemlerini belirlemektir. Hasta hayattaysa tedavi giderleri, iş göremezlik, maluliyet, bakım giderleri ve manevi zarar; hasta hayatını kaybetmişse destekten yoksun kalma, cenaze giderleri ve yakınların manevi tazminat talepleri hazırlanmalıdır.
Sonuç: Kanserde Geç Teşhis ve Hatalı Tedavi Ağır Sorumluluk Doğurabilir
Kanser tedavisinde geç teşhis veya hatalı tedavi, hastanın yaşam süresini, tedavi seçeneklerini, organlarını, çalışma gücünü ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyebilir. Her kanser geç teşhisi doktor hatası değildir; ancak hastanın şikâyetleri ve bulguları dikkate alınmamışsa, gerekli tetkikler yapılmamışsa, radyoloji veya patoloji hatası varsa, şüpheli rapor takip edilmemişse, biyopsi gecikmişse veya tedaviye zamanında başlanmamışsa hukuki sorumluluk doğabilir.
Bu tür davalarda başarı, yalnızca kötü sonucun varlığına değil; geç teşhisin hangi aşamada meydana geldiğinin, hangi tıbbi standardın ihlal edildiğinin, zararın nasıl ağırlaştığının ve illiyet bağının somut kayıtlarla ortaya konulmasına bağlıdır. Özellikle eski görüntüleme kayıtları, patoloji materyali, tümör kurulu kararları, tedavi protokolleri ve hasta dosyasındaki zaman çizelgesi belirleyici önemdedir.
Kanser nedeniyle zarar gören hasta; ek tedavi giderleri, iş göremezlik zararı, bakım giderleri, ekonomik gelecek zararı ve manevi tazminat talep edebilir. Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma ve manevi tazminat isteyebilir. Bu nedenle kanser geç teşhisi veya hatalı tedavi şüphesi bulunan olaylarda vakit kaybetmeden tıbbi kayıtlar toplanmalı, dosya uzman hekim ve hukukçu gözüyle birlikte analiz edilmeli ve özel-devlet hastanesi ayrımına göre doğru hukuki yol seçilmelidir.