Yat Sözleşmelerinde Gizlilik ve Rekabet Yasağı Hükümleri
Yat Sözleşmelerinde Gizlilik ve Rekabet Yasağı Hükümleri
Yat sözleşmelerinde gizlilik ve rekabet yasağı hükümleri nasıl düzenlenmelidir? Türk hukukuna göre ticari sır, müşteri bilgisi, teknik proje verileri, mürettebat ilişkileri, TBK, TTK, KVKK ve uluslararası sözleşme riskleri hakkında kapsamlı rehber.
Giriş
Yat sözleşmelerinde gizlilik ve rekabet yasağı hükümleri, deniz hukuku pratiğinde çoğu zaman sözleşmenin sonuna eklenen birkaç standart cümle gibi görülür. Oysa özellikle lüks yat satışı, yat inşa ve refit projeleri, charter işletmeciliği, yat yönetimi, brokerlık ve mürettebat organizasyonu gibi alanlarda asıl ekonomik değer çoğu zaman teknenin fiziki varlığından ibaret değildir; müşteri ağı, fiyatlama politikası, tedarik zinciri, bakım geçmişi, teknik çizimler, yazılım erişimleri, marina bağlantıları, charter takvimi, mürettebat verileri ve ticari stratejiler de en az teknenin kendisi kadar korunmaya muhtaçtır. Türk Borçlar Kanunu sözleşme özgürlüğünü tanır; ancak bu özgürlük kanunun emredici hükümleri, kamu düzeni, kişilik hakları ve dürüstlük kurallarıyla sınırlıdır. Bu yüzden gizlilik ve rekabet yasağı maddeleri “ne kadar sert yazılırsa o kadar güçlü olur” mantığıyla değil, geçerli ve uygulanabilir olacak şekilde kurulmalıdır.
Yat sözleşmelerinde gizlilik hükmü ile rekabet yasağı hükmü aynı şey değildir. Gizlilik hükmü, tarafların sözleşme sırasında öğrendiği ticari, teknik, finansal veya operasyonel bilgilerin yetkisiz şekilde açıklanmasını veya kullanılmasını sınırlamayı amaçlar. Rekabet yasağı hükmü ise belirli bir tarafın, sözleşme süresince veya sona ermesinden sonra belirli faaliyetlerde bulunmasını, belirli müşteri gruplarına ulaşmasını, belirli coğrafyada benzer iş yapmasını ya da mevcut iş ilişkisinden öğrenilen bilgi ve bağlantıları rekabet amacıyla kullanmasını sınırlamaya yönelir. Türk hukukunda bu iki kurum farklı sınırlar içinde değerlendirilir. Özellikle rekabet yasağı, kapsamı gereğinden fazla geniş tutulduğunda geçerlilik ve tenkis sorunları doğurabilir.
Yat sözleşmelerinde bu başlığın neden özel önem taşıdığını anlamak için, taraf profiline bakmak yeterlidir. Satıcı ile alıcı, tersane ile iş sahibi, charter şirketi ile malik, yönetim şirketi ile yat sahibi, broker ile müşteri, kaptan veya baş mühendis ile işletmeci arasında paylaşılan bilgiler aynı türden değildir. Bir dosyada gizlilik esas mesele iken, başka bir dosyada asıl sorun müşteri devşirme veya mürettebat transferi olabilir. Bu yüzden iyi hazırlanmış bir yat sözleşmesinde tek tip ve kopya bir “NDA + non-compete” maddesi kullanmak çoğu zaman yeterli olmaz. Hüküm, somut işlemin ekonomik mantığına göre yazılmalıdır.
Gizlilik ve rekabet yasağı için temel hukukî çerçeve
Türk Borçlar Kanunu m. 26, tarafların bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebileceğini düzenler. Aynı Kanun’un m. 27 hükmü ise kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin hükümsüz olduğunu söyler. Bunun anlamı şudur: yat sözleşmelerinde taraflar gizlilik ve rekabet yasağı maddesi koyabilir; ancak bu maddeler ölçüsüz, aşırı geniş, çalışma özgürlüğünü gereksiz yere boğan ya da kişilik hakkına müdahale eden bir yapı kurarsa tamamen veya kısmen geçersiz hale gelebilir.
Bu genel çerçeveyi tamamlayan ikinci önemli alan, Türk Borçlar Kanunu’nun genel işlem koşullarına ilişkin hükümleridir. TBK m. 24, düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine sözleşme hükmünü değiştirme veya yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtları yazılmamış sayar; m. 25 ise dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı taraf aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte genel işlem koşullarının kullanılamayacağını açıkça belirtir. Yat sözleşmelerinde özellikle tersane, broker, management şirketi veya charter işletmecisi tarafından kullanılan standart formlarda gizlilik ve rekabet yasağı maddeleri çoğu zaman bu açıdan sorun yaratır. Karşı tarafı fiilen piyasadan dışlayan, tek taraflı ceza mekanizması kuran veya belirsiz biçimde süresiz yasak getiren hükümler, genel işlem koşulu denetimine takılabilir.
Ticari sır kavramı yat sektöründe neden bu kadar önemlidir?
Yat sektöründe gizlilik dendiğinde çoğu kişinin aklına yalnız “müşteri adı gizli kalsın” gelir. Oysa ticari sır kavramı çok daha geniştir. Yatın satış fiyatı, pazarlık marjı, charter doluluk oranı, müşteri listesi, özel marina anlaşmaları, bakım tedarikçileri, tersane teklifleri, refit bütçesi, teknik çizimler, klas notları, yazılım erişimleri, güvenlik altyapısı, VIP yolcu bilgileri, mürettebat ücret skalası ve sezon planları; somut olayın özelliklerine göre ticari sır veya korunmaya değer gizli bilgi niteliği taşıyabilir. Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri, dürüst ve bozulmamış rekabeti koruma amacını taşır; dürüstlük kuralına aykırı ticari uygulamaları hukuka aykırı kabul eder. TTK m. 55 kapsamında da iş veya üretim sırlarının hukuka aykırı ifşası ile sözleşmeyi ihlale yöneltme fiilleri başlıca haksız rekabet halleri arasında sayılır.
Bu nedenle yat sözleşmesinde gizlilik hükmü yazılırken “gizli bilgi” tanımı olabildiğince somutlaştırılmalıdır. Yalnız “taraflara ait tüm bilgiler gizlidir” gibi sınırsız ve soyut ifadeler yerine; ticari, finansal, operasyonel, teknik, müşteri bazlı ve dijital erişim verileri ayrı ayrı sayılmalıdır. Böylece hem koruma alanı netleşir hem de sonradan hangi bilginin gerçekten gizli sayılacağı konusunda daha az tartışma çıkar. Aşırı geniş ama belirsiz tanımlar, ilk bakışta güçlü görünse de uyuşmazlık anında uygulanması zor hükümler haline gelir. Bu yüzden gizlilik tanımı, yatın ve ilişkinin niteliğine göre uyarlanmalıdır.
TTK’daki haksız rekabet hükümleri neden önemlidir?
Yat sözleşmelerinde gizlilik ihlali her zaman yalnız “sözleşmeye aykırılık” olarak kalmaz. Türk Ticaret Kanunu m. 54’te haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğu belirtilir; aynı maddede rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu vurgulanır. Bu çerçevede, yat sektöründe müşteriyi, mürettebatı, tedarikçiyi veya teknik dosyayı hukuka aykırı şekilde kullanmak, yalnız sözleşmesel ihlal değil, bazı durumlarda haksız rekabet sorunu da yaratabilir.
TTK m. 55’te sayılan başlıca haksız rekabet halleri arasında, kişileri sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yönlendirme ile üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesi özellikle dikkat çeker. Yat sektöründe bunun karşılığı çok somuttur. Örneğin bir management şirketinin başka bir şirketin charter müşterilerini, o şirketin gizli fiyat ve iletişim verilerini kullanarak devralmaya çalışması; bir brokerın ortak çalıştığı şirketin dosya ve müşteri bilgilerini izinsiz biçimde kullanması; eski kaptanın veya teknik müdürün refit çizimlerini veya bakım planını rakip tersaneye aktarması; bir tersane çalışanının proje dosyasını yeni iş aldığı rakibe taşıması gibi durumlar, sadece etik sorun değil, hukuki sorun da yaratabilir.
TTK m. 56 da bu tür ihlallerde açılabilecek davaları düzenler. Haksız rekabet sebebiyle ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek kişiler; fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin men’ini, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasını ve şartları varsa zarar ile yoksun kalınan kazancın tazminini isteyebilir. Bu, yat sözleşmelerinde gizlilik hükmünün neden sadece “cezai şart” başlığına bırakılmaması gerektiğini gösterir. Bazı dosyalarda sözleşmeye dayalı taleplerle birlikte TTK’dan doğan men, tespit ve tazminat talepleri de gündeme gelebilir.
Rekabet yasağı her ilişkide aynı şekilde kurulamaz
Yat sözleşmelerinde rekabet yasağı maddesi yazılırken en sık yapılan hata, hizmet ilişkisine özgü hükümlerle ticari ilişkilere özgü hükümleri birbirine karıştırmaktır. Türk Borçlar Kanunu’nun 444 ila 447. maddeleri, doğrudan hizmet sözleşmesi sonrasındaki rekabet yasağını düzenler. Bu maddeler uyarınca işçi, işverenin müşteri çevresi veya üretim sırları gibi bilgilere erişmişse ve bu bilgilerin kullanımı işverene önemli zarar verebilecekse rekabet yasağı kararlaştırılabilir; ancak yasağın yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun şekilde sınırlandırılması gerekir ve hâkim aşırı yasağı kapsam veya süre bakımından daraltabilir. Ayrıca işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararı kalmazsa rekabet yasağı sona erer.
Bu çerçeve, kaptan, baş mühendis, teknik müdür, satış temsilcisi, charter yöneticisi veya operasyon sorumlusu gibi çalışanlarla yapılan sözleşmelerde doğrudan önemlidir. Ancak iki şirket arasında yapılan management, brokerage, shipyard, refit veya charter cooperation sözleşmelerinde rekabet yasağı doğrudan TBK 444-447 rejimine oturmayabilir. Bu tür ticari ilişkilerde yasak daha çok TBK m. 26-27 kapsamındaki sözleşme serbestisi, genel işlem koşulları denetimi ve TTK’daki dürüst rekabet ilkesi çerçevesinde değerlendirilir. Dolayısıyla her yat sözleşmesine aynı rekabet yasağı maddesini koymak teknik olarak doğru değildir. Tarafların hukuki sıfatı, ilişkinin niteliği ve korunmak istenen menfaat ayrı ayrı düşünülmelidir.
Yat satış sözleşmelerinde gizlilik maddesi nasıl düşünülmelidir?
Yat satış sözleşmelerinde gizlilik hükmü genellikle satış fiyatı, pazarlık kayıtları, survey raporu, bakım geçmişi, ödeme yapısı, alıcı kimliği ve bazen de teknenin gerçek faydalanıcısının korunması için kullanılır. Özellikle lüks yat piyasasında alıcı veya satıcının kamuya açık görünmek istememesi, VIP müşteri profili, sigorta bilgileri ve marina/seyir planlarının hassasiyeti nedeniyle gizlilik önemli hale gelir. Bu tür sözleşmelerde gizlilik maddesi; işlem öncesi müzakere belgeleri, teklif mektupları, survey ve teknik raporlar, fiyat ve closing yapısı ile müşteri kimliği gibi alanları açıkça kapsamalıdır. Ancak burada “teknenin teknik ayıpları da süresiz gizlidir” şeklinde satıcının alıcıyı susturan bir madde kurması hukuken güvenli olmayabilir. Çünkü gizlilik hükmü, ayıplı ifa veya hukuka aykırılık iddialarını tümüyle görünmez kılacak şekilde kullanılmamalıdır.
Satışta rekabet yasağı maddesi ise daha dar alanlarda anlamlıdır. Örneğin broker sözleşmesinde, alıcı ve satıcının brokerı devre dışı bırakıp doğrudan işlem yapmasını belirli süre boyunca yasaklayan hükümler; satış temsilcisinin müşteri bilgilerini rakip brokera taşımasını sınırlayan hükümler; belirli bir müşteri portföyü üzerinde kısa süreli koruma sağlayan maddeler düşünülebilir. Fakat alıcının “satın aldığı yatı bir daha satamaz” veya “belirli coğrafyada başka yat alamaz” şeklinde aşırı kısıtlanması, sözleşme özgürlüğü ve mülkiyet hakkı bakımından ciddi sorun doğurabilir. Bu yüzden satış sözleşmesindeki rekabet yasağı maddesi, korunan menfaatle orantılı ve somut olmalıdır.
Charter ve management sözleşmelerinde asıl risk müşteri çevresidir
Yat charter ve management sözleşmelerinde gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerinin asıl hedefi çoğu zaman müşteri çevresi, fiyat politikası, operasyon planı ve mürettebat ağıdır. Charter şirketi, VIP müşteri listesi ve sezonluk fiyatlama stratejisini; management şirketi ise marina ve bakım tedarikçisi ilişkilerini, yıllık bütçeyi, mürettebat ücret yapısını ve operasyon akışını korumak ister. Bu alanlarda gizlilik hükmü yoksa veya yetersizse, bir tarafın sözleşme sırasında öğrendiği müşteri ve tedarik bilgilerini sonraki sezonda rakip faaliyete taşıması çok kolay hale gelir. TTK m. 54-55’teki dürüst rekabet ve iş sırlarının korunmasına ilişkin yapı da burada devreye girer.
Bu sözleşmelerde rekabet yasağı maddesi yazılırken üç hata çok sık görülür. İlki, yasağın süresiz yazılmasıdır. İkincisi, coğrafi ve faaliyet kapsamının belirsiz bırakılmasıdır. Üçüncüsü de, yasağın hangi müşteri grubu veya hangi veri tabanı üzerinde uygulanacağının hiç tanımlanmamasıdır. Oysa iyi madde, örneğin “sözleşme süresince ve sona ermesinden itibaren 12 ay boyunca, sözleşme kapsamında fiilen hizmet verilmiş belirli müşteri portföyüne doğrudan teklif sunulmaması” gibi ölçülü ve ispatlanabilir bir sınır kurar. Böyle bir yapı, hem korunmak istenen ticari menfaati somutlaştırır hem de tamamen piyasa dışı bırakma etkisi yaratmaz. Aksi halde madde ilk bakışta sert görünür ama uyuşmazlıkta zayıflar.
Mürettebat, kaptan ve teknik personel sözleşmelerinde özel dikkat gerekir
Yat sektöründe gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerinin en çok kullanıldığı alanlardan biri, kaptan, baş mühendis, aşçı, hostes, charter satış personeli ve teknik koordinatör gibi çalışanların sözleşmeleridir. Bu kişiler genellikle sadece teknenin kullanımına değil; müşteri alışkanlıklarına, güvenlik protokollerine, rota tercihlerine, bakım geçmişine, tedarik fiyatlarına ve bazen aile/özel hayat niteliğindeki bilgilere de erişir. Burada gizlilik hükmü son derece meşrudur; hatta çoğu dosyada zorunludur. Ancak rekabet yasağı bakımından TBK m. 444-447 sınırları dikkate alınmalıdır. Rekabet yasağı ancak işçinin müşteri çevresi veya üretim/iş sırları hakkında bilgi edinmesi ve bu bilgilerin kullanımının işverene önemli zarar verebilecek nitelikte olması halinde geçerli biçimde kurulabilir; ayrıca süresi, yeri ve faaliyet türü bakımından aşırı olamaz.
Bu nedenle örneğin bir kaptanın “hayat boyu Türkiye’de hiçbir yatta çalışamaz” şeklinde yasaklanması savunulabilir değildir. Buna karşılık belirli süre boyunca aynı müşteri çevresine, aynı management dosyasına veya aynı charter portföyüne doğrudan hizmet verememesi; şirketin gizli rota, fiyat, güvenlik ve personel yapısını rakip işletmeye taşıyamaması daha ölçülü bir yapı olabilir. Hâkimin aşırı yasağı sınırlandırabileceği ve işverenin gerçek menfaati kalmadığında yasağın sona erebileceği de unutulmamalıdır. Bu nedenle çalışan sözleşmelerindeki rekabet yasağı, yat sektörüne özgü somut risklere göre dar ama etkili yazılmalıdır.
Refit ve tersane sözleşmelerinde gizliliğin kapsamı farklıdır
Yat refit, bakım ve yeni inşa dosyalarında gizlilik maddesi çoğu zaman teknik çizimler, bütçe tabloları, malzeme seçimi, sınıf/sertifika hazırlıkları, yazılım erişimleri, tedarikçiler ve proje takvimi bakımından önem kazanır. Özellikle özel tasarımlı veya yüksek profilli projelerde, çizimlerin, iç tasarım dosyalarının, performans planlarının veya sınıf notlarının rakip tersanelere taşınması ciddi ekonomik zarar verebilir. Bu nedenle tersane sözleşmelerinde gizlilik tanımı sadece “müşteri bilgisi” ile sınırlı tutulmamalı; proje ve mühendislik dokümanları ile maliyet bilgileri de ayrıca kapsanmalıdır. TTK’daki iş ve üretim sırlarının korunmasına ilişkin haksız rekabet mantığı bu alanda özel önem taşır.
Buna karşılık tersaneye, müşteriyi fiilen piyasadan çıkaracak kadar geniş bir rekabet yasağı verilmesi her zaman makul değildir. Örneğin iş sahibinin belirli süre boyunca başka hiçbir tersaneyle çalışamayacağı veya başka hiçbir tedarikçiden teklif alamayacağı yönündeki aşırı hükümler, sözleşme serbestisinin sınırlarını zorlayabilir. Daha doğru yaklaşım, tersanenin kendi proje çizimlerinin ve ticari sırlarının korunması ile müşterinin alternatif hizmet alma özgürlüğü arasında denge kurmaktır. Refit sözleşmesinde rekabet yasağı varsa, bunun proje sırasında edinilen spesifik bilgi ve dosyalarla sınırlı, süre ve konu bakımından daraltılmış biçimde düzenlenmesi daha güvenlidir.
KVKK boyutu neden mutlaka düşünülmelidir?
Yat sözleşmelerinde gizlilik maddeleri çoğu zaman yalnız ticari sır ekseninde yazılır; oysa bu dosyalarda sıklıkla kişisel veri de bulunur. Mürettebat listeleri, pasaport ve kimlik fotokopileri, yolcu listeleri, sağlık veya diyet bilgileri, kamera kayıtları, marina giriş kayıtları, iletişim bilgileri ve ödeme verileri buna örnektir. 6698 sayılı Kanun’un m. 10’u veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğünü, m. 11’i ilgili kişinin haklarını, m. 12’si ise kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini ve erişilmesini önlemek, verilerin muhafazasını sağlamak için gerekli teknik ve idari tedbirlerin alınmasını zorunlu kılar. Ayrıca KVKK m. 5’te, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan ilgili olması kaydıyla sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olabileceği de kabul edilmiştir.
Bunun anlamı şudur: yat sözleşmesindeki gizlilik maddesi, KVKK’ya alternatif değildir. Taraflar, gizlilik hükmü yazdık diye kişisel veri yükümlülüklerinden kurtulmaz. Özellikle charter, crew management ve luxury concierge benzeri hizmetlerde kişisel veri akışı yoğundur. Bu nedenle sözleşmede hangi verilerin işleneceği, hangi amaçla paylaşılacağı, yurt dışına veri aktarımı olup olmayacağı ve güvenlik tedbirlerinin kim tarafından alınacağı ayrıca düşünülmelidir. Sözleşmede kişisel veri ile ticari sır kavramlarının birbirine karıştırılması, uygulamada büyük hata yaratır. Gizlilik maddesi ticari sırları korur; KVKK ise gerçek kişilere ait veriler için ek yükümlülükler getirir.
Yurt dışı bağlantılı yat sözleşmelerinde uygulanacak hukuk önemlidir
Yat piyasası sıkça uluslararası nitelik taşır. Taraflardan biri yabancı olabilir, tekne yabancı bayraklı olabilir, charter müşterileri farklı ülkelerden gelebilir veya refit başka ülkede yapılabilir. MÖHUK m. 24’e göre sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açıkça seçtikleri hukuka tabidir; hukuk seçimi yoksa sözleşmeyle en sıkı ilişkili hukuk uygulanır. Aynı Kanun’un m. 22’si ise deniz taşıma araçları üzerindeki ayni hakları menşe ülke hukukuna bağlar. Bu nedenle gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerinin hangi hukuka göre yorumlanacağı, özellikle yabancı unsurlu yat sözleşmelerinde baştan netleştirilmelidir.
Bu başlık neden önemlidir? Çünkü bir gizlilik ihlalinin yaptırımı, bir ülkede kolayca ihtiyati tedbirle durdurulabilirken başka bir ülkede daha dar yorumlanabilir. Aynı şekilde rekabet yasağının süresi ve kapsamı, seçilen hukuka göre farklı değerlendirilebilir. Taraflar hukuk seçimi yapmamışsa, sözleşmeyle en sıkı ilişkili hukukun tespitine gidilir ki bu da öngörülebilirliği azaltır. Bu nedenle uluslararası yat sözleşmelerinde, gizlilik ve rekabet yasağı maddeleri yazılırken uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme veya tahkim yeri ayrıca düşünülmelidir. Özellikle ticari sır ve müşteri ilişkilerinin sınır aşan şekilde taşındığı dosyalarda bu, sadece usul sorunu değil, menfaatin korunması sorunudur.
Cezai şart yazmak gerekir mi?
Yat sözleşmelerinde gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerinin ihlali halinde cezai şart öngörmek çok yaygındır. Türk Borçlar Kanunu sözleşme özgürlüğü çerçevesinde buna izin verir; ancak ceza koşulu da genel geçerlilik ve dürüstlük sınırlarına tabidir. Gizlilik maddesinde hiç zararın ispat edilemediği veya zararın ölçülmesinin çok güç olduğu dosyalarda makul bir cezai şart, ihlali caydırıcı ve ispatı kolaylaştırıcı olabilir. Fakat ceza miktarı işin değeriyle, korunan menfaatle ve ihlalin ağırlığıyla tamamen orantısız hale gelirse, bu durum ayrıca tartışma yaratabilir. Bu yüzden “milyon avro ceza yazalım, gözleri korksun” yaklaşımı her zaman doğru değildir.
Daha sağlıklı yöntem, cezai şartı tek başına bırakmamak; ayrıca gizliliğin ihlali halinde men, tespit, ihtiyati tedbir ve tazminat haklarının saklı olduğunu da yazmaktır. TTK m. 56’daki haksız rekabet davaları da bunu destekleyen bir alan sunar. Özellikle müşteri devşirme, gizli fiyat listesinin paylaşılması, teknik proje dosyasının rakibe aktarılması veya sözleşmeyi ihlale yöneltme gibi fiillerde sadece para cezası değil, fiilin durdurulması da hayati olabilir. Bu nedenle cezai şart, iyi bir gizlilik ve rekabet yasağı maddesinin tek unsuru değil; yardımcı aracıdır.
Sık yapılan sözleşme hataları
Bu alanda en sık yapılan hata, gizlilik ve rekabet yasağı maddelerini birbirinden ayırmamaktır. Bir başka hata, “tüm bilgiler gizlidir ve taraf süresiz şekilde rakip olamaz” benzeri tek cümlelik ama aşırı geniş kayıtlar kullanmaktır. Üçüncü hata, hangi müşteri çevresinin, hangi teknik belgelerin veya hangi fiyat bilgilerinin korunacağını hiç tanımlamamaktır. Dördüncü hata, çalışanlara özgü rekabet yasağı kurallarıyla şirketler arası ticari işbirliği hükümlerini birbirine karıştırmaktır. Beşinci hata ise KVKK boyutunu tamamen dışarıda bırakmaktır. Bu hatalar yüzünden sözleşme, güçlü görünmesine rağmen uyuşmazlıkta ya aşırı bulunur ya da uygulanamaz hale gelir.
Bir diğer yaygın hata da gizlilik maddesini yalnız sözleşme süresi için yazmaktır. Oysa yat satışında survey raporu, management ilişkisinde müşteri veri tabanı, refit projesinde çizimler, çalışan sözleşmesinde rota ve güvenlik bilgileri sözleşme bittikten sonra da ekonomik değer taşımaya devam eder. Buna karşılık rekabet yasağının sözleşme sonrası süresiz yazılması da güvenli değildir. Doğru yaklaşım, gizlilik yükümlülüğü ile rekabet yasağının süre rejimini ayrı düşünmektir: gizlilik daha uzun, rekabet yasağı daha dar ve süreli kurulmalıdır. Bu ayrım yapılmadığında iki kurum da zayıflar.
Sonuç
Yat sözleşmelerinde gizlilik ve rekabet yasağı hükümleri, sözleşmenin dekoratif maddeleri değil, doğrudan ekonomik değeri koruyan çekirdek hükümlerinden biridir. Türk Borçlar Kanunu m. 26 ve 27 sözleşme özgürlüğünü tanırken, emredici kurallar, kamu düzeni, kişilik hakları ve dürüstlük sınırlarını çizer; genel işlem koşullarına ilişkin m. 24-25 ise tek taraflı ağırlaştırıcı standart maddelere karşı denetim getirir. Çalışan ilişkilerinde TBK m. 444-447, rekabet yasağını özellikle sınırlar. Türk Ticaret Kanunu m. 54-56 ise dürüst rekabet, iş sırlarının korunması ve haksız rekabete karşı tespit-men-tazminat davaları açısından ek koruma sağlar. Kişisel veri boyutunda da KVKK m. 10-12 ayrıca dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle iyi bir yat sözleşmesinde gizlilik ve rekabet yasağı maddesi hazırlanırken şu sorular açıkça cevaplanmalıdır: Hangi bilgi gizlidir? Bu bilgi ne kadar süre korunacaktır? Hangi taraf hangi bilgilere erişecektir? Kişisel veri ile ticari sır ayrımı nasıl yapılacaktır? Rekabet yasağı hangi kişi veya şirket için, hangi coğrafyada, hangi müşteri çevresi bakımından ve ne kadar süreyle geçerli olacaktır? İhlal halinde sadece cezai şart mı, yoksa men, tespit, ihtiyati tedbir ve tazminat da mı istenecektir? Bu sorulara ölçülü, somut ve uygulanabilir cevaplar veren bir hüküm, gerçekten koruyucu olur. Aksi halde sözleşmeye yazılan her sert cümle, uygulamada aynı sertlikle korunmayabilir. Yat sektöründe asıl güç, ağır yazmakta değil; doğru yazmaktadır