Yat Sözleşmeleri ve Yat Mülkiyetinin Kazanılması: Türk Hukuku Bakımından Kapsamlı İnceleme
Yat Sözleşmeleri ve Yat Mülkiyetinin Kazanılması: Türk Hukuku Bakımından Kapsamlı İnceleme
Giriş
Yatlar, hem yüksek ekonomik değere sahip taşınır mal niteliği taşımaları hem de deniz ticareti hukukuna özgü sicil, bayrak, ipotek, donatan sorumluluğu ve seyrüsefer kurallarına tabi olmaları nedeniyle sıradan taşınır eşyalardan farklı bir hukuki rejim içinde yer almaktadır. Bir yatın satın alınması, sipariş üzerine inşa ettirilmesi, kiralanması, ticari olarak işletilmesi veya profesyonel bir şirket tarafından yönetilmesi sırasında yalnızca genel sözleşme hükümlerinin dikkate alınması yeterli değildir. Yatın kayıtlı olduğu sicil, bayrağı, kullanım amacı, tonajı, inşa durumu, tarafların tacir veya tüketici sıfatı, yat üzerinde ipotek veya başka bir takyidat bulunup bulunmadığı ve işlemin yabancılık unsuru taşıyıp taşımadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Uygulamada en önemli sorunlardan biri, yat satış sözleşmesinin imzalanmasıyla mülkiyetin kendiliğinden alıcıya geçtiğinin düşünülmesidir. Oysa satış sözleşmesi, kural olarak satıcıya yatın mülkiyetini ve zilyetliğini devretme; alıcıya ise satış bedelini ödeme borcu yükleyen bir borçlandırıcı işlemdir. Mülkiyetin geçişi, yatın sicile kayıtlı olup olmamasına göre ayrıca gerekli tasarruf işlemlerinin gerçekleştirilmesine bağlıdır. Bu nedenle satış bedelinin tamamen ödenmiş olması veya tarafların adi yazılı bir sözleşme imzalaması, her durumda yat mülkiyetinin kazanıldığı anlamına gelmez.
Yat sözleşmelerinde mülkiyetin kazanılması kadar teslim, hasar ve yararın geçişi, gizli ayıplar, deneme seyri, klas ve sertifika durumu, vergi ve harçlar, yabancı sicilden terkin, Türk bayrağı çekme hakkı, finansman ve ipotek ilişkileri de önem taşımaktadır. Özellikle yüksek bedelli yat satışlarında sözleşme öncesi hukuki ve teknik inceleme yapılmaksızın ödeme gerçekleştirilmesi, alıcının ipotekli, hacizli, ayıplı veya sicilden terkin edilemeyen bir yatı devralması sonucunu doğurabilir.
Yatın Türk Hukukundaki Hukuki Niteliği
Türk Ticaret Kanunu’nda “yat”, bütün yönleriyle ayrı bir eşya türü olarak tanımlanmamıştır. Yatın hukuki niteliği öncelikle gemi tanımı üzerinden belirlenmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun 931’inci maddesine göre tahsis edildiği amaç suda hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliğine sahip bulunan ve pek küçük olmayan her araç, kendiliğinden hareket etme imkânı bulunmasa dahi gemi sayılır. Suda ekonomik menfaat sağlama amacına tahsis edilen veya fiilen bu amaçla kullanılan gemiler ise ticaret gemisi kabul edilir. Bu nedenle özel gezi ve eğlence amacıyla kullanılan bir yat da şartlarını taşıdığı ölçüde gemidir; yatın kiralama, turizm, yolcu taşıma veya başka bir ekonomik faaliyet kapsamında işletilmesi hâlinde ticaret gemisi niteliği gündeme gelir.
Yatın özel kullanım amacıyla edinilmiş olması, gemi niteliğini ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte ticari amaçla kullanılan yatlarla yalnızca malikinin kişisel kullanımına ayrılan özel yatlar arasında ruhsatlandırma, sicil, vergi, personel, sigorta ve işletme mevzuatı bakımından farklılıklar bulunabilir. Bu sebeple sözleşme hazırlanırken yalnızca teknenin fiziksel özellikleri değil, sözleşme sonrasında hangi amaçla kullanılacağı da açıkça belirlenmelidir.
Türk bayrağı çekme hakkı da mülkiyet işlemlerinden ayrı düşünülemez. Türk Ticaret Kanunu’nun 940’ıncı maddesi, gerçek kişilere ait gemilerde malikin Türk vatandaşı olmasını; tüzel kişilere ait gemilerde ise şirket türüne, ortaklık yapısına ve yönetim yetkisine ilişkin belirli şartların gerçekleşmesini aramaktadır. Yabancı bir gerçek veya tüzel kişinin Türk siciline kayıtlı bir yatı satın alması, yatın Türk bayrağı çekme hakkını kaybetmesine veya sicil statüsünün değiştirilmesine yol açabilir. Bu nedenle yabancı alıcılı satışlarda, mülkiyet devrinden önce bayrak ve sicil sonuçlarının incelenmesi gerekir.
Başlıca Yat Sözleşmesi Türleri
Yatlara ilişkin sözleşmeler yalnızca satış sözleşmesinden ibaret değildir. Uygulamada mevcut bir yatın satışına ilişkin sözleşmeler, sipariş üzerine yat yapım sözleşmeleri, yat kiralama sözleşmeleri, çıplak tekne kiraları, mürettebatlı kiralama sözleşmeleri, yat yönetim sözleşmeleri, brokerlik sözleşmeleri, bakım ve onarım sözleşmeleri, marina bağlama sözleşmeleri, finansal kiralama işlemleri ve yat ipoteğine dayalı finansman sözleşmeleriyle karşılaşılmaktadır.
Mevcut bir yatın mülkiyetinin bedel karşılığında devredilmesini konu alan işlem, esas itibarıyla satış sözleşmesidir. Buna karşılık henüz mevcut olmayan veya alıcının belirlediği özelliklere göre inşa edilecek bir yatı konu alan sözleşme çoğunlukla eser sözleşmesi niteliği taşır. Türk Borçlar Kanunu’nun 470’inci maddesine göre eser sözleşmesinde yüklenici bir eser meydana getirmeyi, iş sahibi de bunun karşılığında bedel ödemeyi üstlenir. Yat yapımında tersane yalnızca mevcut bir malı devretmemekte, teknik şartnameye uygun yeni bir eser meydana getirmektedir. Bu nedenle yat yapım sözleşmesinde satış hükümlerinin yanı sıra eser sözleşmesine ilişkin teslim, ayıp, gecikme, denetim ve sorumluluk hükümleri ön plana çıkar.
Yat kiralama sözleşmelerinde ise kural olarak mülkiyet devri meydana gelmez. Kiracıya belirli bir süreyle kullanım veya işletme hakkı verilmesi, kiracıyı malik hâline getirmez. Çıplak tekne kiralamasında yatın zilyetliği, teknik ve ticari işletmesi önemli ölçüde kiracıya bırakılabilir; mürettebatlı kiralamada ise yatın teknik yönetimi ve mürettebatı malik veya işleten tarafından sağlanabilir. Ancak sözleşmede açık bir satın alma opsiyonu veya finansal kiralama yapısı bulunmadıkça kira bedellerinin ödenmesi mülkiyet kazanımı sonucunu doğurmaz.
Yat yönetim sözleşmesinde profesyonel yönetici şirket, bakım, personel, bütçe, bağlama yeri, sigorta, sertifikasyon, kiralama ve operasyon işlerini malik adına yürütebilir. Yönetim şirketinin yat üzerinde geniş fiilî yetkilere sahip olması da tek başına mülkiyet kazandırmaz. Yönetici şirketin yetkileri, vekâlet ve hizmet ilişkisi çerçevesinde sözleşmeyle sınırlandırılmalıdır.
Satış Sözleşmesi ile Mülkiyet Devrinin Ayrılması
Türk Borçlar Kanunu’nun 207’nci maddesine göre satış sözleşmesiyle satıcı, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretmeyi; alıcı ise buna karşılık bedel ödemeyi üstlenir. Bu hüküm, satış sözleşmesinin taraflar arasında borç doğurduğunu göstermektedir. Satıcı sözleşmeyle mülkiyeti devretme borcu altına girmekte, ancak mülkiyetin fiilen geçmesi için eşyanın niteliğine göre gerekli tasarruf işlemlerinin ayrıca tamamlanması gerekmektedir.
Yat satışlarında bu ayrım özellikle önemlidir. Tarafların satış bedeli ve diğer şartlar üzerinde anlaşması, alıcıya satıcıdan mülkiyet devrini talep etme hakkı verir. Ancak yat Türk Gemi Sicili’ne kayıtlıysa Türk Ticaret Kanunu’nun 1001’inci maddesindeki özel şekil ve teslim şartları yerine getirilmeden mülkiyet geçmez. Yat sicile kayıtlı değilse taşınır mülkiyetinin devrine ilişkin kurallar uygulanır. Bağlama Kütüğü’ne kayıtlı özel teknelerde ise ilgili kayıt ve devir usulleri ayrıca yerine getirilmelidir.
Bu nedenle yat satış sözleşmesinde “satış tarihi”, “ödeme tarihi”, “teslim tarihi”, “riskin geçiş tarihi” ve “mülkiyetin geçiş tarihi” birbirinden ayrılarak düzenlenmelidir. Bu tarihler aynı gün olabilir; ancak kendiliğinden aynı anlama gelmez. Örneğin alıcı satış bedelini bir emanet hesaba yatırmış, yat deneme seyrini başarıyla tamamlamış ve sicil devri yapılmış olabilir; buna rağmen taraflar riskin belirli bir limandaki fiziksel teslimle geçeceğini kararlaştırabilir.
Türk Gemi Siciline Kayıtlı Yatlarda Mülkiyetin Kazanılması
Türk Ticaret Kanunu’nun 1001’inci maddesi, sicile kayıtlı bir geminin mülkiyetinin devri için özel bir sistem öngörmektedir. Buna göre geminin mülkiyetinin devri için malik ile alıcının mülkiyetin alıcıya geçmesi konusunda anlaşmaları ve geminin zilyetliğinin alıcıya geçirilmesi gerekir. Mülkiyetin devrine ilişkin anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve imzaların noter tarafından onaylanması veya anlaşmanın gemi sicil müdürlüğünde yapılması zorunludur.
Bu düzenleme karşısında, Türk Gemi Sicili’ne kayıtlı bir yatın adi yazılı sözleşmeyle veya yalnızca fatura düzenlenerek devredilmesi yeterli değildir. Tarafların imzalarının noter tarafından onaylandığı yazılı bir devir anlaşması bulunmalı ya da devir anlaşması sicil müdürlüğünde gerçekleştirilmelidir. Buna ek olarak yatın zilyetliğinin alıcıya geçirilmesi gerekir. Zilyetliğin teslimi; yatın fiilen alıcının hâkimiyetine bırakılması, anahtarların, erişim kodlarının, belgelerin ve kontrol imkânlarının devredilmesi gibi işlemlerle gerçekleşebilir.
TTK m.1001’de sicile tescil, mülkiyetin geçişinin açıkça kurucu şartı olarak sayılmamıştır. Bununla birlikte sicil kaydının güncellenmesi, alıcının mülkiyetinin üçüncü kişiler karşısında açıklanması, tasarruf yetkisinin ispatı, bayrak ve ruhsat işlemleri bakımından büyük önem taşır. Bu sebeple noter onaylı devir anlaşmasının ve teslimin ardından sicil değişikliğinin gecikmeksizin yapılması gerekir. Alıcının sicilde malik olarak görünmemesi, uygulamada yatın satılması, ipotek edilmesi, sigortalanması veya liman işlemlerinin yürütülmesi sırasında ciddi uyuşmazlıklara neden olabilir.
Türk Gemi Sicili’ne tescili zorunlu ticaret gemileri bakımından Türk Ticaret Kanunu’nun 957’nci maddesinde on sekiz gros tonilatoda ve daha büyük her ticaret gemisinin malikinin tescil talebinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Sicil başvurusunda mülkiyetin kazanılmasına ilişkin belgeler, geminin teknik ve kimlik bilgileri ile yabancı sicile kayıtlıysa önceki kaydın silindiğini gösteren belgeler aranabilir.
Yatla birlikte hangi parçaların devredildiği de açıkça belirlenmelidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 1002’nci maddesine göre aksi kararlaştırılmadıkça geminin devri, malikine ait eklentiyi de kapsar. Ancak yüksek değerli yatlarda botlar, jet ski, elektronik cihazlar, sanat eserleri, dalış ekipmanları, yedek parçalar, mutfak eşyaları ve kişisel eşyaların hangilerinin satış kapsamında olduğu ayrıntılı bir envanterle gösterilmelidir. Aksi hâlde belirli bir eşyanın yatın eklentisi mi yoksa satıcının kişisel malı mı olduğu konusunda uyuşmazlık çıkabilir.
Sicile Kayıtlı Olmayan Yatlar ve Bağlama Kütüğü
Türk Ticaret Kanunu’nun 997’nci maddesi uyarınca Türk Gemi Sicili’ne kayıtlı olmayan Türk gemilerinin mülkiyeti bakımından taşınır mülkiyetine ilişkin hükümler uygulanır. Bu nedenle sicile kayıtlı olmayan bir yatın mülkiyetinin devrinde tarafların mülkiyetin geçmesi konusunda anlaşması ve zilyetliğin devri temel öneme sahiptir.
Ancak bir yatın Türk Gemi Sicili’nde kayıtlı olmaması, hiçbir resmî kayıt veya şekil işlemine tabi olmadığı anlamına gelmez. Boyu 2,5 metre ve üzerindeki özel kullanıma mahsus deniz araçları ile belirli ticari deniz araçları Bağlama Kütüğü kapsamında bulunabilmektedir. Bağlama Kütüğü’ndeki devir işlemleri, ilgili mevzuat ve liman başkanlığı uygulamaları çerçevesinde yürütülmektedir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Türk Gemi Sicili, Türk Uluslararası Gemi Sicili ve Bağlama Kütüğü işlemlerinde satın alma ve satış başvurularının Umurbey Vatandaş Portalı üzerinden elektronik ön başvuru ve randevu sistemiyle yürütüldüğünü açıklamaktadır.
Bağlama Kütüğü’ne kayıtlı yatın satışında devir belgesinin mevzuata uygun biçimde noterlikte veya yetkili liman başkanlığı nezdinde düzenlenmesi, satışın kayıt sistemine işlenmesi ve yeni malik adına ruhsatname oluşturulması gerekir. Yalnızca taraflar arasında düzenlenmiş adi yazılı bir belgeye dayanılarak ödeme yapılması, alıcı bakımından ciddi risk taşır. Satıcının kayıt üzerindeki tasarruf yetkisi, kimliği, temsil yetkisi ve yat üzerindeki kısıtlamalar önceden kontrol edilmelidir.
Yat Payının Devri
Yatın tamamının tek kişiye ait olması zorunlu değildir. Bir yat paylı mülkiyet veya gemi payları sistemi içinde birden fazla kişiye ait olabilir. Türk Ticaret Kanunu’nun 1007’nci maddesine göre gemi payının devri için malik ile devralanın anlaşması gerekir ve bu anlaşmanın yazılı şekilde yapılarak imzaların noter tarafından onaylanması zorunludur. Bazı durumlarda pay devrinin geminin Türk bayrağı çekme hakkını kaybetmesine yol açması hâlinde diğer paydaşların onayı da gerekebilir.
Yat payı devri yapılırken alıcının yalnızca belirli bir oranı değil, bu orana bağlı hak ve borçları da kazanacağı dikkate alınmalıdır. İşletme giderlerine katılma, bakım ve sigorta masrafları, kullanım takvimi, karar alma nisapları, satış ve ipotek yetkisi, gelir paylaşımı ve ortaklığın sona erdirilmesi hususları ayrı bir paydaşlık veya ortak işletme sözleşmesiyle düzenlenmelidir. Aksi hâlde yatın ne zaman ve kim tarafından kullanılacağı ya da büyük bakım giderlerinin nasıl karşılanacağı ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir.
Yat Yapım Sözleşmeleri ve Yapım Aşamasındaki Mülkiyet
Yat yapım sözleşmesi, henüz mevcut olmayan bir yatın iş sahibinin teknik ve estetik taleplerine göre meydana getirilmesini konu alır. Türk Borçlar Kanunu hükümleri bakımından bu ilişki kural olarak eser sözleşmesidir. Tersane, sözleşme ve teknik şartnameye uygun bir yat meydana getirmek; iş sahibi ise kararlaştırılan bedeli ödemekle yükümlüdür. Yüklenicinin işi sadakat ve özenle yerine getirmesi, kullanılan malzemelerin uygunluğunu sağlaması ve ortaya çıkabilecek gecikme veya ayıpları bildirmesi gerekir.
Yat yapım sözleşmelerinin en önemli konularından biri, yapım aşamasındaki gövde, makine, ekipman ve malzemelerin mülkiyetinin kime ait olduğudur. İş sahibi bedelin önemli bölümünü önceden ödemiş olsa bile sözleşmede açık bir düzenleme bulunmaması hâlinde yarım kalmış yat üzerindeki mülkiyet tartışmalı hâle gelebilir. Tersanenin iflası, hacze uğraması veya yapımı terk etmesi durumunda, iş sahibinin yaptığı ödemeler karşılığında hangi parçalar üzerinde hak sahibi olduğu belirlenmelidir.
Türk Ticaret Kanunu, yapım hâlindeki gemilerin özel bir sicile kaydedilmesine imkân tanımaktadır. Yapı hâlindeki gemi siciline kayıt, inşa edilen yatın hukuki kimliğinin belirlenmesi, mülkiyet ve finansman ilişkilerinin açıklanması bakımından koruma sağlayabilir. Yapı hâlindeki geminin bu özel sicile kayıtlı olup olmamasına göre mülkiyetin kazanılmasına ilişkin sicilli veya sicilsiz gemi kuralları uygulanmaktadır.
Yapım hâlindeki bir yat üzerinde gemi ipoteği kurulması da mümkündür. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre omurga konulmuş ve yapı, yapıldığı yerde adı veya numarasıyla açık ve sürekli biçimde ayırt edilebilir hâle gelmişse yapı hâlindeki gemi üzerinde ipotek kurulabilir. İpotek sözleşmesinin yazılı yapılması, imzaların noter tarafından onaylanması ve ipoteğin yapı hâlindeki gemi siciline tescili gerekir. Bu yöntem, yat yapımını finanse eden banka veya yatırımcıya ayni teminat sağlayabilir.
Yat yapım sözleşmesinde yapım bedelinin aşamalı ödenmesi, her ödemenin belirli bir imalat seviyesine bağlanması, bağımsız teknik uzman veya klas kuruluşu tarafından ilerleme onayı verilmesi ve mümkünse ödemelerin teminat altına alınması önemlidir. Sözleşmede gövde tamamlanması, makine montajı, suya indirme, liman testleri, deneme seyri ve kesin kabul gibi aşamalar ayrı ödeme kilometre taşları olarak belirlenebilir.
Teslim, Kabul ve Riskin Geçişi
Yat satışında fiziksel teslim ile hukuki teslimin mümkün olduğunca aynı anda gerçekleştirilmesi gerekir. Teslim tutanağında yatın konumu, tarihi, saati, yakıt miktarı, motor saati, anahtarlar, kontrol cihazları, kayıt belgeleri, sertifikalar, bakım kayıtları ve envanter ayrıntılı olarak gösterilmelidir. Yatın fiilen alıcıya bırakılması, zilyetlik devrinin ve dolayısıyla mülkiyet kazanımının en önemli unsurlarından biridir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 208’inci maddesinde taşınır satışlarında yarar ve hasarın, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe zilyetliğin devrine kadar satıcıya ait olduğu kabul edilmiştir. Buna göre yat teslim edilmeden önce yangın, batma, çatma veya başka bir sebeple zarar görürse kural olarak risk satıcı üzerinde kalır. Ancak yat sözleşmelerinde uluslararası teslim şekilleri, liman değişiklikleri, taşıma, deneme seyri ve sigorta şartları nedeniyle riskin geçiş anı açıkça düzenlenmelidir.
Yapım sözleşmesinde kabul işlemi ayrıca önemlidir. Deniz deneme seyri, motor ve jeneratör testleri, seyir cihazları, yakıt tüketimi, azami hız, menzil, gürültü ve titreşim, elektrik sistemleri, su geçirmezlik ve yaşam alanları teknik şartnameye göre kontrol edilmelidir. Alıcının veya iş sahibinin deneme seyri sonunda yatı koşulsuz kabul etmesi, açıkça görülebilen bazı ayıplara ilişkin haklarını kaybetmesine yol açabilir. Bu nedenle eksiklikler, kabul tutanağına ayrıntılı biçimde yazılmalı ve giderilmeleri için süre belirlenmelidir.
Ayıplı Yattan Doğan Sorumluluk
Satıcı, alıcıya bildirdiği niteliklerin bulunmamasından ve yatın değerini veya kullanım amacını önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplardan sorumludur. Türk Borçlar Kanunu’nun 219’uncu maddesi satıcının ayıptan sorumluluğunu düzenlemekte; satıcının ağır kusurlu olduğu hâllerde sorumluluğu kaldıran veya sınırlandıran anlaşmaların geçerli olmayacağını kabul etmektedir.
Yatta gövde çatlağı, osmoz, motor arızası, yakıt sistemi problemi, su alma, elektrik tesisatı kusuru, kararlaştırılandan düşük performans, sahte motor saati, gerçeğe aykırı bakım kayıtları veya ağır korozyon maddi ayıp oluşturabilir. Yat üzerinde açıklanmamış ipotek, haciz, mülkiyet iddiası ya da sicil terkinini engelleyen bir kayıt bulunması hukuki ayıp niteliği taşıyabilir. Yatın ticari faaliyette kullanılması için gerekli sertifikaları alamaması veya sözleşmede taahhüt edilen ticari kapasiteye sahip olmaması ise ekonomik ayıp olarak değerlendirilebilir.
Alıcının yatı imkân bulur bulmaz incelemesi ve satıcının sorumluluğunu gerektiren ayıpları uygun sürede bildirmesi gerekir. Özellikle ikinci el yat satışlarında teslimden önce bağımsız bir deniz sörveyi yaptırılması büyük önem taşır. Sörvey; yatın sahiplik ve sicil durumunu değil, öncelikle teknik durumunu ortaya koyar. Bu nedenle teknik sörveyin yanında hukuki inceleme de yapılmalıdır.
Eser sözleşmesi niteliğindeki yat yapımında iş sahibi, teslimden sonra eseri işlerin olağan akışına göre incelemeli ve ayıpları yükleniciye bildirmelidir. Eser ayıplıysa iş sahibi, şartlarına göre sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım veya tazminat talep edebilir. Gizli ayıplar ortaya çıktığında da gecikmeksizin bildirim yapılmalıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun eser sözleşmesine ilişkin hükümleri, inceleme, kabul ve ayıptan doğan seçimlik hakları ayrıntılı şekilde düzenlemektedir.
Yatı mesleki veya ticari amaç dışında hareket eden bir gerçek veya tüzel kişinin profesyonel satıcıdan satın alması hâlinde tüketici hukuku da uygulanabilir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden kişi; tüketici işlemi ise eser ve benzeri sözleşmeler dâhil olmak üzere tüketici ile ticari veya mesleki amaçla hareket eden kişi arasında kurulan işlemler olarak tanımlanmaktadır. Yatın yüksek bedelli veya lüks nitelikte olması tek başına alıcının tüketici sıfatını ortadan kaldırmaz; belirleyici olan satın alma amacıdır.
Satış Öncesi Hukuki İnceleme
Yat satışından önce yapılacak hukuki inceleme, mülkiyetin güvenli biçimde kazanılmasının temel şartıdır. Öncelikle satıcının sicilde veya Bağlama Kütüğü’nde malik olarak görünüp görünmediği, şirket adına işlem yapılıyorsa temsilcinin yetkisi ve gerekli şirket organı kararlarının bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
Yatın sicil kayıtlarında ipotek, ihtiyati haciz, haciz, tedbir, intifa, kira şerhi veya başka bir sınırlama bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Sicil kayıtlarının temiz olması, yatla bağlantılı hiçbir borcun bulunmadığını tek başına garanti etmez. Mürettebat ücretleri, kurtarma alacakları, liman ve marina borçları, vergi ve harçlar, bakım ve onarım bedelleri ile bazı deniz alacakları ayrıca incelenmelidir.
Yabancı bayraklı bir yat satın alınıyorsa mülkiyet zinciri, yabancı sicil kaydı, mevcut ipotekler, satış yetkisi ve yatın sicilden terkin edilebilirliği doğrulanmalıdır. Yabancı sicilden terkin belgesi alınmadan yatın yeni sicile kaydedilmesi mümkün olmayabilir. Türk Ticaret Kanunu da daha önce yabancı bir sicile kayıtlı geminin Türk siciline kaydı sırasında önceki kaydın silindiğini gösteren belgelerin sunulmasını öngörmektedir.
Teknik belgeler bakımından üretici sertifikaları, CE uygunluğu, klas kayıtları, tonilato belgesi, bayrak ve kayıt belgeleri, sigorta poliçeleri, bakım faturaları, motor seri numaraları ve vergi belgeleri incelenmelidir. Yatın üzerinde bulunan bot, motor ve su araçlarının da ayrı kayıt veya mülkiyet belgelerine tabi olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Satış Bedelinin Güvenli Ödenmesi
Yat satışlarında satış bedelinin doğrudan ve tamamen satıcıya peşin ödenmesi, özellikle yabancı sicilden terkin, ipotek fekki veya teknik kabul henüz tamamlanmamışsa alıcı açısından yüksek risk taşır. Bu nedenle kapora ve kalan satış bedelinin tarafsız bir emanet hesabında tutulması, ödeme serbest bırakma şartlarının sözleşmede açıkça belirlenmesi uygun olur.
Ödeme; temiz sicil belgesinin sunulması, ipoteklerin kaldırılması, yabancı sicilden terkin taahhüdü, deneme seyrinin başarıyla tamamlanması, teknik sörvey sonucunun kabul edilmesi, noter onaylı devir belgesinin imzalanması ve teslim tutanağının düzenlenmesi gibi ön şartlara bağlanabilir. Satıcının mevcut ipoteği satış bedelinden kapatılacaksa, ilgili tutarın doğrudan ipotek alacaklısına ödenmesi ve fek belgesinin eş zamanlı alınması güvenli bir yöntemdir.
Sözleşmede para birimi, ödeme hesabı, banka masrafları, kur farkı, vergi, KDV, gümrük ve diğer mali yükümlülüklerin hangi tarafa ait olduğu açıkça yazılmalıdır. Yabancı para cinsinden bedeller bakımından Türk parasının kıymetini koruma mevzuatı ve tarafların yerleşiklik durumu ayrıca incelenmelidir.
Yabancılık Unsuru Taşıyan Yat Satışları
Yat satışlarının önemli bir bölümü yabancı bayraklı yatlar, yabancı satıcı veya alıcılar, farklı ülkelerdeki brokerler ve başka bir ülkede yapılacak teslim nedeniyle yabancılık unsuru taşımaktadır. Bu durumda sözleşmeye uygulanacak hukuk ile yat üzerindeki ayni haklara uygulanacak hukuk birbirinden ayrılmalıdır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 24’üncü maddesine göre sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların seçtikleri hukuka tabidir. Taraflar yat satış veya yapım sözleşmesinde Türk hukukunu, İngiliz hukukunu veya başka bir devlet hukukunu seçebilir. Ancak sözleşmeye uygulanacak hukukun seçilmesi, sicile kayıtlı yat üzerindeki mülkiyetin geçişi için zorunlu ayni hak ve sicil işlemlerini bertaraf etmez.
MÖHUK’un 22’nci maddesine göre deniz araçları üzerindeki ayni haklar, aracın menşe devletinin hukukuna; deniz araçlarında sicil yeri, sicil kaydı yoksa bağlama limanı hukukuna tabidir. Bu nedenle yabancı sicile kayıtlı bir yatın mülkiyetinin hangi işlemle geçtiği, kural olarak yalnızca satış sözleşmesindeki hukuk seçimine göre değil, kayıtlı olduğu devletin ayni hak ve sicil kurallarına göre belirlenir.
Uluslararası yat satışında sözleşmede hukuk seçiminin yanında yetkili mahkeme veya tahkim yeri de belirlenmelidir. Ancak gemi sicili, ihtiyati haciz, ipotek, cebri icra ve liman işlemleri gibi konularda uyuşmazlığın görüldüğü veya yatın bulunduğu devletin emredici kuralları uygulanabilir.
Yat Kiralama Sözleşmeleri ve Mülkiyet İlişkisi
Yat kiralama sözleşmesinde kiracı, belirli bir bedel karşılığında yatı kullanma hakkı kazanır; mülkiyet malik üzerinde kalır. Mürettebatlı kiralamada malik veya işleten yatın teknik sevk ve idaresini korurken kiracı belirli bir süreyle yatın kullanımından yararlanır. Çıplak yat kiralamasında ise yat mürettebatsız teslim edilerek teknik ve ticari işletme büyük ölçüde kiracıya bırakılabilir.
Çıplak tekne kiracısının yat üzerinde geniş fiilî hâkimiyet kurması veya üçüncü kişiler karşısında işletici gibi görünmesi, malik sıfatı kazandığı anlamına gelmez. Kiracı, sözleşme sonunda yatı iade etmekle yükümlüdür. Sözleşmede satın alma opsiyonu bulunması hâlinde bile mülkiyet, opsiyon kullanıldığı anda kendiliğinden geçmez; yatın kayıt statüsüne göre gerekli devir ve teslim işlemleri ayrıca yapılmalıdır.
Kira sözleşmesinde kullanım bölgesi, süre, kira bedeli, depozito, yakıt, mürettebat, bakım, sigorta, olağan ve olağanüstü masraflar, ticari kullanım yasağı, alt kiralama, kaza ve hasar sorumluluğu ayrıntılı olarak düzenlenmelidir. Yatın hangi kişi tarafından kaptanlık edileceği ve gerekli yeterlilik belgeleri de açıkça belirlenmelidir.
Finansman, İpotek ve Finansal Kiralama
Yat alımları banka kredisi, satıcı finansmanı veya finansal kiralama yoluyla gerçekleştirilebilir. Sicile kayıtlı yatlar üzerinde gemi ipoteği kurulması, finansman sağlayan kişiye ayni teminat verir. İpotek hakkının doğması için kanunda öngörülen yazılı anlaşma ve sicile tescil şartlarının yerine getirilmesi gerekir. Alıcı, ipotekli bir yatı satın aldığında ipotek kendiliğinden sona ermez; yat üzerindeki ayni yükle birlikte mülkiyet kazanılabilir.
Finansal kiralamada yatın hukuki maliki finansal kiralama şirketi olarak kalabilir; kullanıcı ise sözleşme süresince zilyetlik ve işletme hakkına sahip olur. Sözleşme sonunda satın alma hakkı tanınmışsa mülkiyet, bu hakkın kullanılması ve gerekli sicil ile teslim işlemlerinin tamamlanmasından sonra geçer. Kira bedellerinin tamamının ödenmesi tek başına sicilli yat mülkiyetini kullanıcıya geçirmez.
Yat Sözleşmelerinde Bulunması Gereken Temel Hükümler
Yat satış veya yapım sözleşmesinde tarafların kimlik ve temsil bilgileri, yatın adı, bayrağı, sicili, kayıt numarası, gövde numarası, üreticisi, modeli, yapım yılı, motor ve ekipman bilgileri tereddüde yer vermeyecek şekilde gösterilmelidir. Satışa dâhil eşyalar ayrı envanter listesinde belirtilmelidir.
Satıcının yatın gerçek ve tek maliki olduğuna, yat üzerinde açıklanmayan ipotek, haciz, tedbir, kira, mülkiyet iddiası veya borç bulunmadığına ilişkin garanti vermesi gerekir. Satıcının bu beyanlarının gerçeğe aykırı çıkması hâlinde alıcının sözleşmeden dönme, bedel iadesi, zararlarının tazmini ve üçüncü kişi taleplerine karşı korunma hakları düzenlenmelidir.
Satış bedeli, kapora, emanet hesabı, ödeme şartları, sörvey ve deneme seyri, teslim yeri ve zamanı, mülkiyet ile riskin geçiş anı, sigorta, vergi ve masraflar, ayıp ihbarı, garanti süresi, fesih, temerrüt, gizlilik, uygulanacak hukuk ve uyuşmazlık çözümü sözleşmenin temel hükümleri arasında yer almalıdır.
Yat yapım sözleşmelerinde bunlara ek olarak teknik şartname, proje değişiklikleri, klas ve bayrak kuralları, aşamalı ödemeler, gecikme cezaları, yapım süresinin uzatılması, tersanenin teminatları, alt yükleniciler, iş sahibinin denetim hakkı, liman testleri, deneme seyri, geçici ve kesin kabul ile garanti onarımları ayrıntılı biçimde düzenlenmelidir.
Sonuç
Yat mülkiyetinin kazanılması, yalnızca tarafların satış bedeli üzerinde anlaşmasına veya ödemenin yapılmasına bağlı basit bir işlem değildir. Uygulanacak devir usulü, yatın Türk Gemi Sicili’ne kayıtlı olup olmadığına, Bağlama Kütüğü kapsamında bulunup bulunmadığına, yabancı sicile kayıtlı olup olmadığına ve yapım aşamasında bulunup bulunmadığına göre değişmektedir.
Türk Gemi Sicili’ne kayıtlı bir yatın mülkiyetinin devri için malik ile alıcının mülkiyetin geçmesi konusunda anlaşması, anlaşmanın yazılı ve noter onaylı olarak yapılması veya sicil müdürlüğünde düzenlenmesi ve yatın zilyetliğinin alıcıya geçirilmesi gerekir. Sicile kayıtlı olmayan yatlarda taşınır mülkiyeti kuralları uygulanmakla birlikte Bağlama Kütüğü’ne kayıtlı araçlarda özel devir ve kayıt işlemleri göz ardı edilmemelidir.
Yat yapım sözleşmelerinde mülkiyetin hangi aşamada iş sahibine geçeceği, malzemelerin kime ait olduğu, tersanenin iflası hâlinde yarım kalan yatın durumu ve yapım hâlindeki gemi siciline kayıt ile ipotek imkânları özel olarak düzenlenmelidir. Teslim, risk, kabul, ayıp ve garanti hükümleri, teknik şartnameyle bağlantılı ve uygulanabilir biçimde hazırlanmalıdır.
Yabancı unsurlu satışlarda sözleşmeye uygulanacak hukuk ile yat üzerindeki mülkiyet ve diğer ayni haklara uygulanacak sicil hukuku birbirinden ayrılmalıdır. Hukuk seçimi yapılmış olsa dahi yatın kayıtlı olduğu devletin zorunlu devir ve sicil işlemleri yerine getirilmeden güvenli bir mülkiyet kazanımı sağlanamayabilir.
Bu sebeplerle yüksek bedelli yat işlemlerinde satış sözleşmesinden önce hem teknik sörvey hem de hukuki durum incelemesi yapılması; mülkiyet zinciri, sicil kayıtları, ipotekler, vergi ve liman borçları, sertifikalar, yabancı sicilden terkin ve bayrak şartlarının doğrulanması gerekir. Ödeme, mülkiyet devri, sicil değişikliği ve fiziksel teslimin mümkün olduğunca eş zamanlı gerçekleştirilmesi, alıcının karşılaşabileceği riskleri önemli ölçüde azaltacaktır.