Hukuk Makaleleri

Yanlışlıkla Başkasının Malına Zarar Veren Kişi Tazminat Ödemek Zorunda mı? (2026)

Günlük hayatta dikkatsizlik, dalgınlık veya beklenmeyen olaylar nedeniyle başkasına ait eşyalara zarar verilebilmektedir. Arkadaşının telefonunu düşürmek, komşunun camını kırmak, bir mağazada ürüne zarar vermek veya başkasının aracını çizmek bu durumlara örnek gösterilebilir.

Böyle bir olay yaşandığında “Yanlışlıkla birinin malını kırdım, parasını ödemek zorunda mıyım?”, “Kasten yapılmayan zarardan tazminat istenir mi?” ve “Başkasının malına zarar vermenin cezası nedir?” soruları gündeme gelmektedir.

Türk hukukunda bir kişiye tazminat sorumluluğu yüklenebilmesi için zararın mutlaka kasıtlı olarak meydana getirilmiş olması gerekmez. Dikkatsizlik ve ihmal nedeniyle verilen zararlar da hukuki sorumluluk doğurabilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Ancak bir eşyanın yanlışlıkla kırılması, zarar veren kişinin her durumda tazminat ödemek zorunda olduğu anlamına gelmez. Kusurun bulunup bulunmadığı, olayın meydana geliş şekli, zararın miktarı ve tarafların davranışları değerlendirilmelidir.

Bu yazımızda yanlışlıkla başkasının malına zarar verilmesinin hukuki sonuçlarını, kusur ve ihmal kavramlarını, tazminatın nasıl hesaplanacağını, mala zarar verme suçunu ve zarar gören kişinin başvurabileceği hukuki yolları inceleyeceğiz.

1. Yanlışlıkla Başkasının Malını Kırmak Tazminat Gerektirir mi?

Evet. Yanlışlıkla başkasının malını kıran kişi, olayda kusurunun bulunması ve diğer hukuki şartların gerçekleşmesi hâlinde tazminat ödemek zorunda kalabilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu kapsamında yalnızca kasıtlı davranışlar değil, ihmal sonucunda meydana gelen zararlar da değerlendirilebilir.

Örneğin bir kişi arkadaşının bilgisayarını dikkatsizce masanın kenarına bırakmış ve bilgisayar yere düşerek kırılmış olabilir.

Bu durumda bilgisayarı düşüren kişinin gerekli özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilirse zararın giderilmesi gerekebilir.

Buna karşılık zarar tamamen öngörülemez ve önlenemez bir olay nedeniyle meydana gelmişse, kişinin kusuru ve diğer sorumluluk şartları ayrıca araştırılmalıdır.

Dolayısıyla olayın yanlışlıkla gerçekleşmesi, tek başına tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

2. Kasten Zarar Vermek ile Yanlışlıkla Zarar Vermek Arasındaki Fark Nedir?

Türk hukukunda kasıt ve ihmal, kusurun farklı görünümleridir.

Kasıtlı davranışta kişi, hukuka aykırı sonucu bilerek ve isteyerek gerçekleştirebilir. İhmalde ise kişi gerekli dikkat ve özeni göstermediği için zarara neden olabilir.

Örneğin tartışma sırasında bir kişinin başkasının telefonunu bilerek yere fırlatması kasıtlı bir davranıştır.

Buna karşılık bir kişinin arkadaşına ait telefonu dikkatsizlik sonucunda yere düşürmesi ihmal niteliğinde olabilir.

Her iki durumda da özel hukuk bakımından tazminat sorumluluğu doğması mümkündür.

Ancak ceza hukuku bakımından önemli bir ayrım bulunmaktadır.

Türk Ceza Kanunu’nun 151. maddesindeki mala zarar verme suçunun temel şekli kasten işlenebilir. Taksirle mala zarar verme genel olarak ayrı bir suç olarak düzenlenmemiştir.

Bu nedenle bir kişinin dikkatsizlikle başkasının eşyasını kırması, tazminat sorumluluğu doğurabilmesine rağmen her durumda ceza hukuku kapsamında suç oluşturmaz.

3. Başkasının Malına Zarar Vermenin Hukuki Şartları Nelerdir?

Haksız fiilden kaynaklanan tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için kural olarak dört unsurun bulunması gerekir.

Hukuka aykırı fiil

Bir kişinin başkasının malına hukuka aykırı şekilde müdahale etmesi gerekir.

Örneğin başkasının aracına zarar verilmesi veya kişisel eşyasının kırılması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Kusur

Zarara neden olan kişinin kasıtlı veya ihmalli davranışının bulunması gerekir.

Ancak kanunda öngörülen kusursuz sorumluluk hâllerinde bu şart farklı şekilde değerlendirilir.

Zarar

Zarar gören kişinin malvarlığında gerçek bir eksilme meydana gelmelidir.

Örneğin telefonun ekranının kırılması, bilgisayarın çalışmaz hâle gelmesi veya mobilyanın zarar görmesi maddi zarar oluşturabilir.

Nedensellik bağı

Meydana gelen zarar ile zarar veren kişinin davranışı arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır.

Örneğin eşyanın olaydan önce zaten arızalı olması veya hasarın başka bir sebepten kaynaklanması hâlinde tazminat hesabı değişebilir.

Bu unsurların birlikte değerlendirilmesi, tazminat talebinin hukuki dayanağını oluşturur.

4. Arkadaşımın Telefonunu Yanlışlıkla Kırdım, Yenisini Almak Zorunda mıyım?

Bir kişinin arkadaşına ait telefonu yanlışlıkla kırması durumunda, her zaman sıfır telefon satın alma yükümlülüğü doğmaz.

Tazminatın amacı, zarar gören kişinin gerçek zararını gidermektir.

Örneğin iki yıllık bir telefonun ikinci el piyasa değeri 20.000 TL, aynı modelin sıfır satış bedeli ise 45.000 TL olabilir.

Telefonun onarılması mümkünse gerekli ve makul onarım giderleri değerlendirilebilir.

Telefon tamamen kullanılamaz hâle gelmişse, cihazın hasar öncesindeki piyasa değeri ve hasarlı durumda kalan ekonomik değeri dikkate alınabilir.

Bu nedenle zarar gören kişinin doğrudan en yeni telefon modelinin bedelini istemesi, her durumda hukuken haklı bir talep oluşturmaz.

5. Yanlışlıkla Kırılan Eşyanın Tamir Bedelini Kim Öder?

Başkasına ait bir eşyanın kusurlu davranış sonucunda zarar görmesi hâlinde, gerekli ve makul onarım giderleri tazminat kapsamında değerlendirilebilir.

Örneğin bir kişi arkadaşının dizüstü bilgisayarını düşürmüş ve bilgisayarın ekranı kırılmış olabilir.

Teknik servis tarafından ekran değişimi için 8.000 TL bedel belirlenmişse sorumluluğun koşulları mevcut olduğunda bu tutarın karşılanması talep edilebilir.

Ancak onarım bedelinin eşyanın gerçek değeriyle makul bir ilişki içerisinde olması önemlidir.

Örneğin ikinci el değeri 5.000 TL olan bir eşyanın onarımının 18.000 TL tutması durumunda, ekonomik tamirin mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Böyle bir durumda eşyanın hasar öncesi rayiç değeri ve hasarlı hâlde kalan değeri esas alınarak zarar hesabı yapılması gündeme gelebilir.

6. Tazminat Miktarı Nasıl Hesaplanır?

Tazminatın belirlenmesinde zararın gerçek miktarı önemlidir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.

Örneğin başkasına ait bir bilgisayarın zarar görmesi durumunda şu veriler değerlendirilir:

ÖRNEK TAM HASAR HESABI

Bilgisayarın olay öncesi piyasa değeri

30.000 TL

Hasarlı durumdaki ekonomik değeri

5.000 TL

Örnek maddi zarar

25.000 TL

Örnek hesaplama olup kusur, hasar, ekonomik onarım imkânı ve diğer somut koşullara göre sonuç değişebilir.

Eşyanın onarılması ekonomik olarak mümkünse makul onarım giderleri ve koşullarına göre onarımdan sonra devam eden değer kaybı değerlendirilebilir.

Ancak aynı zararın iki kez tazmin edilmesi mümkün değildir.

7. Mağazada Yanlışlıkla Ürün Kırılırsa Parasını Ödemek Zorunlu mu?

Mağazada ürünün yanlışlıkla kırılması, sık karşılaşılan günlük yaşam sorunlarından biridir.

Örneğin bir müşteri, markette yürürken raftaki cam bir ürüne çarpmış ve ürün yere düşerek kırılmış olabilir.

Böyle bir durumda müşterinin kusurlu olup olmadığı araştırılmalıdır.

Ürünlerin raflara tehlikeli şekilde yerleştirilmesi, koridorların aşırı dar bırakılması veya mağazanın gerekli güvenlik önlemlerini almaması durumunda işletmenin sorumluluğu gündeme gelebilir.

Buna karşılık müşterinin dikkatsiz davranışı nedeniyle ürün kırılmışsa tazminat sorumluluğu doğabilir.

Bu nedenle “Kırılan ürünün parasını müşteri öder” şeklindeki uyarılar, her olayda müşterinin otomatik olarak sorumlu olduğu anlamına gelmez.

Öncelikle olayın nasıl meydana geldiği ve tarafların kusur durumları belirlenmelidir.

8. Komşunun Camını Yanlışlıkla Kırarsam Tazminat Öder miyim?

Bir kişinin komşusuna ait camı yanlışlıkla kırması durumunda da genel haksız fiil hükümleri uygulanabilir.

Örneğin apartman bahçesinde top oynayan bir kişinin komşunun camını kırması söz konusu olabilir.

Bu durumda olayın meydana geliş şekli, zarara neden olan kişinin yaşı, ayırt etme gücü ve kusur durumu değerlendirilmelidir.

Camın onarım veya değiştirme giderleri, sorumluluk şartları mevcutsa tazminat kapsamında talep edilebilir.

Ancak zarar veren kişinin çocuk olması hâlinde velilerin veya aile başkanının sorumluluğuna ilişkin özel hükümler de önem kazanabilir.

9. Çocuk Başkasının Malını Kırarsa Anne ve Babası Sorumlu Olur mu?

Çocukların oyun sırasında başka kişilerin eşyalarına zarar vermesi hâlinde anne ve babanın sorumluluğu gündeme gelebilir.

Ancak çocuğun başkasının malına zarar vermesi, anne ve babasının her durumda otomatik olarak tazminat ödeyeceği anlamına gelmez.

Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesinde ev başkanının sorumluluğu düzenlenmiştir.

Aile başkanı, gözetimi altındaki küçüğün başkalarına verdiği zararlardan kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde sorumlu tutulabilir. Ancak alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle gözetimde bulunduğunu veya gerekli özeni gösterseydi de zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispatlaması hâlinde sorumluluktan kurtulabilir.

Ayrıca çocuğun ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı, kendi haksız fiil sorumluluğu bakımından önemlidir.

Ayırt etme gücü bulunmayan kişiler bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun 65. maddesindeki hakkaniyet sorumluluğu da somut olayın özelliklerine göre uygulanabilir.

10. Başkasının Arabasını Yanlışlıkla Çizersem Ne Olur?

Başkasına ait aracın yanlışlıkla çizilmesi veya zarar görmesi durumunda, zarar veren kişinin kusuruna göre maddi tazminat sorumluluğu doğabilir.

Örneğin bir kişi park hâlindeki aracın yanından bisikletiyle geçerken dikkatsizlik sonucu aracın kapısına zarar vermiş olabilir.

Bu durumda gerekli boya ve onarım giderleri ile şartları varsa gerçek değer kaybı talep edilebilir.

Ancak her çizik otomatik olarak yüksek miktarlı değer kaybına neden olmaz.

Özellikle aracın yaşı, hasarın niteliği, önceki hasar kayıtları ve onarımın kapsamı dikkate alınmalıdır.

Motorlu araçların işletilmesinden kaynaklanan trafik kazalarında ise Karayolları Trafik Kanunu’ndaki özel sorumluluk ve sigorta hükümleri de gündeme gelebilir.

11. Kaza Sonucu Başkasının Malına Zarar Verilirse Her Zaman Tazminat Ödenir mi?

Hayır. Her kaza tazminat sorumluluğu doğurmaz.

Bir olayın kaza olarak nitelendirilmesi, meydana gelen zararın mutlaka kusurlu bir davranıştan kaynaklandığını göstermez.

Örneğin kişi gerekli bütün dikkat ve özeni göstermesine rağmen tamamen öngörülemez bir olay sonucunda başkasına ait eşyaya zarar vermiş olabilir.

Bu durumda haksız fiil sorumluluğunun kusur unsurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Ancak bazı hâllerde kanun, kusur bulunmasa dahi tazminat sorumluluğu öngörmektedir.

Örneğin yapı malikinin sorumluluğu, adam çalıştıranın sorumluluğu ve bazı tehlike sorumluluğu hâlleri bakımından özel hükümler bulunmaktadır.

Dolayısıyla tazminat yükümlülüğü yalnızca “Kasıt var mı?” sorusuyla belirlenemez.

12. Zarar Gören Kişinin de Kusuru Varsa Tazminat Azaltılabilir mi?

Evet. Zarar gören kişinin zararın doğmasına veya artmasına katkıda bulunması hâlinde tazminatın indirilmesi gündeme gelebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesine göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Örneğin bir kişi son derece hassas ve pahalı bir eşyasını düşme riski bulunan bir yere bırakmış olabilir.

Başka bir kişinin de dikkatsiz davranışı sonucunda eşya zarar görmüşse tarafların davranışlarının zararın meydana gelmesine etkisi değerlendirilir.

Ancak zarar gören kişinin kusurunun bulunması, her olayda zarar verenin bütün sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Kusur oranları ve nedensellik bağı somut delillerle belirlenmelidir.

13. Yanlışlıkla Mala Zarar Vermek Suç mudur?

Türk Ceza Kanunu’nun 151. maddesinde mala zarar verme suçu düzenlenmiştir.

Ancak bu suçun temel şeklinin oluşabilmesi için kasten hareket edilmesi gerekir.

Örneğin bir kişinin tartışma sırasında başkasının telefonunu bilerek yere fırlatması mala zarar verme suçu oluşturabilir.

Buna karşılık bir kişinin telefonu dikkatsizlikle yere düşürmesi, kural olarak TCK m. 151 kapsamında suç oluşturmaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun mala zarar verme suçuna ilişkin değerlendirmelerinde de suçun taksirle işlenmesinin cezalandırılmadığı, failin kastının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği açıklanmıştır.

Önemli: Bir fiilin ceza hukuku açısından suç oluşturmaması, zarar gören kişinin tazminat isteme hakkının bulunmadığı anlamına gelmez.

Ceza sorumluluğu ile özel hukuk sorumluluğu farklı şartlara tabidir.

14. Başkasının Malına Zarar Verdiğim İçin Savcılığa Şikâyet Edilirsem Ne Olur?

Bir kişi, kendisine ait eşyanın zarar görmesi nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunabilir.

Ancak ceza soruşturmasında fiilin kasten işlenip işlenmediği ve ilgili suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilir.

Olayın yalnızca dikkatsizlik veya ihmal sonucu meydana geldiği ve başka bir suçun unsurlarının bulunmadığı durumda mala zarar verme suçundan cezai sorumluluk doğmayabilir.

Bununla birlikte zarar gören kişinin özel hukuk kapsamında tazminat talebinde bulunması mümkün olabilir.

Dolayısıyla savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, her durumda zarar veren kişinin maddi tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

15. Başkasının Malına Verilen Zarar Nasıl İspatlanır?

Tazminat talebinde zarar gören kişinin zararın varlığını ve sorumluluğun diğer unsurlarını ortaya koyması önemlidir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.

Zarar miktarının tam olarak ispat edilemediği durumlarda ise hâkim, kanundaki şartlar çerçevesinde zararın miktarını hakkaniyete uygun şekilde belirleyebilir.

Bu kapsamda kullanılabilecek deliller şunlardır:

  1. Hasar gören eşyanın fotoğraf ve videoları.

  2. Hukuka uygun şekilde elde edilmiş kamera kayıtları.

  3. Olayı gören kişilerin tanık beyanları.

  4. Taraflar arasındaki WhatsApp ve SMS yazışmaları.

  5. Teknik servis raporları.

  6. Onarım faturaları ve teklifler.

  7. Eşyanın değerini gösteren satın alma belgeleri.

  8. Gerekli hâllerde bilirkişi incelemesi.

Özellikle eşyanın onarılmadan veya değiştirilmeden önce belgelenmesi, sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda önem taşır.

16. Zarar Veren Kişi Tamir Ettirmeyi Kabul Ediyor Ama Yeni Ürün Almak İstemiyorsa Ne Olur?

Zarar veren kişinin eşyayı tamir ettirmeyi teklif etmesi, uyuşmazlığın çözümünde değerlendirilebilir.

Ancak zarar gören kişi, her onarım teklifini koşulsuz kabul etmek zorunda değildir.

Örneğin kırılan bir bilgisayarın onarımı cihazın güvenliğini veya performansını eski seviyesine getirmeyecekse, meydana gelen gerçek zarar ayrıca değerlendirilmelidir.

Buna karşılık eşyanın uygun bir onarımla önceki kullanım değerine kavuşması mümkünken, sırf daha pahalı yeni bir ürün satın alınmak istenmesi tazminatın kapsamını belirlemez.

Tazminatın amacı zarar göreni zenginleştirmek değil, gerçek zararı gidermektir.

Bu nedenle onarım gideri, cihazın rayiç değeri ve varsa kalıcı değer kaybı birlikte değerlendirilmelidir.

17. Başkasının Malına Verilen Zarar İçin Hangi Mahkemede Dava Açılır?

Başkasının malına verilen zarardan kaynaklanan tazminat davalarında görevli mahkeme, uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre belirlenir.

Genel haksız fiil hükümlerinden kaynaklanan ve özel bir görev düzenlemesine tabi olmayan davalarda kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

Ancak uyuşmazlık tüketici işlemi, iş ilişkisi, kira sözleşmesi veya ticari ilişki kapsamında ortaya çıkmışsa farklı görev kuralları uygulanabilir.

Örneğin iki arkadaş arasında kişisel eşyanın kırılması nedeniyle açılan tazminat davasıyla ticari işletmeler arasındaki sözleşmesel zarar uyuşmazlığı aynı hukuki nitelikte değildir.

Ayrıca dava şartı arabuluculuk hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı da değerlendirilmelidir.

Bu nedenle dava açılmadan önce görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi önemlidir.

18. Tazminat Davasında Zamanaşımı Süresi Kaç Yıldır?

Haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesindeki zamanaşımı süreleri uygulanır.

Buna göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Ancak zarar verici fiilin aynı zamanda ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı süresi öngörülen bir suçu oluşturması hâlinde özel hükümler uygulanabilir.

Sözleşmeden doğan sorumluluklarda ise farklı zamanaşımı süreleri gündeme gelebilir.

Bu nedenle başkasının malına verilen zarardan kaynaklanan taleplerin hangi hukuki sebebe dayandığının belirlenmesi gerekir.

19. Yargıtay’a Göre Yanlışlıkla Mala Zarar Vermenin Hukuki Sonuçları

Yargıtay uygulamasında mala verilen zararlarda, ceza hukuku bakımından kastın bulunup bulunmadığı ile özel hukuk bakımından kusur ve tazminat sorumluluğu ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun mala zarar verme suçuna ilişkin yaklaşımı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mala zarar verme suçunun oluşması için kanuni unsurların ve kastın bulunması gerektiğini kabul etmektedir.

Örneğin bir kişinin başkasına ait olduğunu bilmeden, kendisine ait olduğunu düşünerek bir eşyaya zarar vermesi hâlinde kastı kaldıran hata hükümleri gündeme gelebilir.

Fiilin yalnızca taksirle gerçekleştirilmesi hâlinde ise TCK m. 151 kapsamında cezalandırma yapılamaz.

Bununla birlikte aynı olay, tazminat hukuku bakımından ayrıca değerlendirilebilir.

Yargıtay’ın maddi zarar hesabına ilişkin yaklaşımı

Yargıtay’ın maddi tazminat uyuşmazlıklarına ilişkin genel yaklaşımında, zararın gerçek miktarının belirlenmesi önem taşır.

Özellikle zarar gören eşyanın onarımının ekonomik olup olmadığı, olay tarihindeki rayiç değeri ve varsa hasarlı hâlde kalan değeri tazminat hesabında dikkate alınır.

Bu nedenle zarar gören kişinin her durumda aynı ürünün sıfır satış bedelini talep edebileceği söylenemez.

Her olayda tazminat miktarının, zararın niteliğine ve mevcut delillere göre belirlenmesi gerekir.

20. Sık Sorulan Sorular

Yanlışlıkla birinin eşyasını kırdım, parasını ödemek zorunda mıyım?

Kusurlu davranışınız nedeniyle hukuka aykırı şekilde zarar meydana gelmişse tazminat sorumluluğunuz doğabilir. Ancak her kazada otomatik sorumluluk bulunmaz.

Kasten yapmadığım bir zarar için tazminat öder miyim?

Evet. İhmal veya dikkatsizlik nedeniyle verilen zararlar da tazminat yükümlülüğü doğurabilir.

Yanlışlıkla mala zarar vermek suç mu?

Kural olarak mala zarar verme suçunun oluşması için kast gerekir. Taksirle mala zarar verme TCK m. 151 kapsamında ayrıca cezalandırılmamaktadır.

Arkadaşımın telefonunu düşürdüm, sıfırını almak zorunda mıyım?

Her durumda hayır. Cihazın gerçek zararı, tamir giderleri ve olay tarihindeki piyasa değeri değerlendirilir.

Mağazada ürün kırarsam ödemek zorunda mıyım?

Müşterinin kusuru ve olayın gerçekleşme biçimi önemlidir. İşletmenin kusuru varsa sorumluluk değerlendirmesi değişebilir.

Çocuğum komşunun camını kırdı, ben mi öderim?

Aile başkanının sorumluluğu ve çocuğun hukuki durumu değerlendirilir. Anne ve babanın sorumluluğu her durumda otomatik değildir.

Başkasının malını kırdım ama sigortam var, zararı sigorta öder mi?

Sigorta poliçesinde üçüncü kişilere verilen zararları kapsayan uygun bir teminat bulunuyorsa ödeme gündeme gelebilir. Ancak poliçe şartları ve teminat sınırları belirleyicidir.

Eşyanın sahibi tamir yerine yenisini istiyorsa ne olur?

Tazminatın kapsamı gerçek zarara göre belirlenir. Yeni eşya bedelinin tamamının istenmesi her durumda haklı değildir.

Yanlışlıkla kırılan eşya için manevi tazminat istenir mi?

Yalnızca eşyanın zarar görmesi, kural olarak manevi tazminat için yeterli değildir. Manevi tazminatın özel kanuni koşulları ayrıca oluşmalıdır.

Zarar verdiğimi kabul ettim ama istenen tutar çok yüksek. Ne yapabilirim?

Sorumluluğun kabul edilmesi, karşı tarafın talep ettiği her miktarın kabul edilmesi anlamına gelmez. Onarım maliyeti, rayiç değer ve gerçek zarar tutarı incelenebilir.

Sonuç: Yanlışlıkla Verilen Zararlardan da Tazminat Sorumluluğu Doğabilir

Bir kişinin başkasına ait eşyaya yanlışlıkla zarar vermesi, hukuki sorumluluğun bulunmadığı anlamına gelmez.

Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir davranışla meydana getirilen zararların giderilmesi gerekir.

Bu nedenle dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucunda meydana gelen maddi zararlar için de tazminat talep edilmesi mümkün olabilir.

Ancak her zarar olayında otomatik olarak sorumluluk doğmaz. Zarar veren kişinin kusuru, zarar görenin davranışları, nedensellik bağı ve kanunda düzenlenen özel sorumluluk hâlleri değerlendirilmelidir.

Ayrıca tazminat miktarının belirlenmesinde gerçek zarar ilkesi esas alınır. Zarar gören kişi, uğradığı zarar dışında haksız bir kazanç sağlayamaz.

Ceza hukuku bakımından ise yanlışlıkla mala zarar verme ile kasten mala zarar verme birbirinden ayrılmalıdır. TCK m. 151 kapsamında düzenlenen suçun oluşması için kural olarak kasıtlı davranış gereklidir.

Avukat Ferhat Küle Hukuk Bürosu, borçlar hukuku, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davaları, maddi zararların giderilmesi, mala zarar verme suçları ve alacak davaları alanlarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

İnternet sitesi: ferhatkule.av.tr

Leave a Reply

Call Now Button