Vesayet Hukuku Rehberi: Vasi Tayini, Şartları, Mahkeme Süreci ve Vasinin Görevleri
Hayatın akışı içinde her insan, kendi kararlarını iradi ve sağlıklı bir şekilde tek başına alabilecek hukuki veya fiili olgunluğa sahip olamayabilir. Yaşın küçüklüğü, aniden gelişen ya da yaşlılığa bağlı ortaya çıkan akıl hastalıkları, iradeyi sakatlayan bağımlılıklar veya özgürlüğü kısıtlayan hapis cezaları, bireylerin kendi haklarını korumasını ve malvarlıklarını yönetmesini imkansız hale getirebilir.
Türk Medeni Kanunu (TMK) sistemimiz, bu tür dezavantajlı durumlarda olan bireyleri korumak, sömürülmelerini engellemek ve hukuki güvenliği sağlamak amacıyla “Vesayet” kurumunu düzenlemiştir. Vesayet, velayet altında olmayan küçüklerin veya ergin olmasına rağmen kendi işlerini göremeyecek durumda olan kişilerin (kısıtlıların) haklarını ve menfaatlerini korumak üzere kurgulanmış kamusal bir koruma kalkanıdır.
Bu kapsamlı hukuki rehberde; vesayet kavramını, vesayeti gerektiren halleri, vasi tayini sürecini, vasinin hak, görev ve sorumluluklarını, mahkemeden izin alınması gereken hassas durumları ve vesayetin nasıl sona erdiğini tüm detaylarıyla ele alacağız.
1. Vesayet Nedir? Velayet ile Arasındaki Farklar Nelerdir?
Vesayet, kendi kendisini yönetecek rüşt veya yetiye sahip olmayan kişilerin şahsını ve malvarlığını korumak, onları hukuki ilişkilerde temsil etmek amacıyla mahkeme tarafından bir temsilci (vasi) atanmasını sağlayan aile hukuku kurumudur.
Uygulamada velayet ile vesayet kavramları sıkça birbirine karıştırılmaktadır. Ancak bu iki hukuki statü hem kaynakları hem de denetim mekanizmaları açısından kökten ayrılır:
| Kriter | Velayet | Vesayet |
| Kaynağı | Doğrudan kanundan doğar (Soybağı ilişkisi). | Mahkeme kararı ile kurulur. |
| Kapsamı | Ergin olmayan (reşit olmayan) çocukları kapsar. | Velayet altında olmayan küçükleri ve kısıtlanmış erginleri kapsar. |
| Temsilci | Çocuğun anne ve babasıdır. | Mahkemenin atadığı vasi, kayyım veya yasal danışmandır. |
| Denetim | Anne ve babanın tasarrufları kural olarak mahkeme denetimine tabi değildir. | Vasinin tüm eylemleri ve harcamaları vesayet makamının (mahkemenin) sıkı denetimine tabidir. |
| Ücret | Veliler bu görevi ücretsiz yerine getirir. | Vasi, terekeden (kısıtlının malvarlığından) ücret talep edebilir. |
2. Vesayeti Gerektiren Haller Nelerdir? (TMK Madde 404 – 408)
Bir kişinin vesayet altına alınabilmesi (kısıtlanabilmesi veya mahcur edilmesi) için kanunda sayılan sınırlı sayıdaki sebeplerden en az birinin varlığı şarttır. Türk Medeni Kanunu bu sebepleri iki ana grupta toplamıştır: Küçüklük ve Kısıtlama Sebepleri.
2.1. Küçüklük (TMK m. 404)
Velayet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır. Anne ve babası vefat etmiş, anne-babasından velayeti geri alınmış veya anne-babası gaip olan reşit olmayan çocuklara mahkeme tarafından derhal bir vasi atanması zorunludur. Nüfus memurları, idari amirler veya noterler, görevlerini yaparken velayet altında olmayan bir küçüğün varlığını öğrendiklerinde durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdürler.
2.2. Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı (TMK m. 405)
Ergin bir kişinin akıl hastalığı (şizofren, ileri derece demans, alzheimer vb.) veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremediği, sürekli yardıma muhtaç olduğu ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye düşürdüğü hallerde kısıtlanması zorunludur.
Kritik Usul Kuralı: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama kararı verilebilmesi için, kişinin durumunun Resmi Sağlık Kurulu Raporu (Heyet Raporu) ile belgelenmesi şarttır. Hakim, rapor gelmeden veya sadece tanık beyanlarına dayanarak akıl sağlığı gerekçesiyle kısıtlama kararı veremez.
2.3. Savurganlık, Alkol veya Madde Bağımlılığı, Kötü Yaşam Tarzı, Kötü Yönetim (TMK m. 406)
Bir kişinin bağımlılıkları, kumar tutkusu veya hayatı kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açması kısıtlama sebebidir.
-
Savurganlık: Malvarlığını mantıksız, ölçüsüz ve geleceğini düşünmeden harcamak.
-
Kötü Yönetim: Ticari veya şahsi malvarlığını sürekli zarara uğratacak şekilde basiretsizce yönetmek.
2.4. Özgürlüğü Bağlayıcı Cezaya Mahkumiyet (Hapis Cezası) (TMK m. 407)
Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya (hapis cezasına) mahkum olan her ergin kişi kanun gereği kendiliğinden kısıtlanır. Cezayı yerine getirmekle görevli cezaevi yönetimi, hükümlünün cezasını çekmeye başladığını hemen yetkili mahkemeye bildirmekle yükümlüdür. Bu vesayet türünde amaç, cezaevindeki kişinin dışarıdaki hukuki ve mali işlerinin aksamasını engellemek, onun haklarını korumaktır.
2.5. İstek Üzerine Kısıtlama (TMK m. 408)
Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kişi, kendi rızası ve yazılı talebi ile kendisine bir vasi atanmasını isteyebilir. Burada kişinin akıl sağlığı yerindedir ancak fiziki veya tecrübi imkansızlıklar söz konusudur.
3. Vesayet Organları Nelerdir?
Vesayet sistemi sadece atanan vasiden ibaret değildir; sistemin arkasında çok sıkı bir yargısal denetim mekanizması bulunur. Vesayet organları şunlardır:
3.1. Vesayet Makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi)
Vesayet sürecindeki ilk ve en aktif mahkemedir. Vasiyi atayan, onun eylemlerini doğrudan denetleyen, vasinin yıllık hesap raporlarını inceleyen ve vasinin yapacağı birçok hukuki işlem için (gayrimenkul satışı, borçlanma vb.) ilk onayı veren mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi‘dir.
3.2. Denetim Makamı (Asliye Hukuk Mahkemesi)
Sulh Hukuk Mahkemesinin (vesayet makamının) kararlarına karşı yapılacak itirazları inceleyen, kanunun açıkça yetki verdiği bazı çok önemli işlemlere nihai onayı veren üst makam Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir.
3.3. Temsilciler (Vasi, Kayyım, Yasal Danışman)
Mahkeme, koruma altına alınacak kişinin ihtiyacına göre üç farklı temsilci modelinden birini seçer:
┌──────────────────────────────┐
│ VESAYET TEMSİLCİLERİ │
└──────────────┬───────────────┘
│
┌───────────────────────┼───────────────────────┐
▼ ▼ ▼
[ VASİ ] [ KAYYIM ] [ YASAL DANIŞMAN ]
(Genel ve Sürekli) (Geçici veya Belirli (Kısıtlama Olmaksızın
Şahsı ve malları yönetir. bir iş için atanır.) Oy onayı/Görüş verir.)
4. Vasi, Kayyım ve Yasal Danışman Arasındaki Farklar
Mahkemenin atayacağı temsilcinin yetki sınırları, kişinin kısıtlanma derecesine göre değişir. Aşağıdaki tablo bu üç kavram arasındaki sınırları netleştirmektedir:
| Özellik | Vasi (TMK m. 403/1) | Kayyım (TMK m. 403/2) | Yasal Danışman (TMK m. 429) |
| Görevin Niteliği | Genel ve süreklidir. Kısıtlının hem şahsına bakar hem de tüm mallarını yönetir. | Sınırlı ve geçicidir. Sadece belirli bir işin yapılması veya malın yönetimi için atanır. | Kişinin fiil ehliyeti tamamen elinden alınmaz; sadece belirli işlemler için onayı gerekir. |
| Örnek Durum | Alzheimer hastası dedeye tüm işleri için vasi atanması. | Miras paylaşımında menfaati çatışan çocuğa sadece o dava için kayyım atanması. | Akıl sağlığı yerinde olan ancak maddi konularda hata yapabilen kişiye yatırım danışmanı gibi yasal danışman atanması. |
| Kişilik Hakları | Kişinin imza ve işlem yetkisini tamamen devralır. | Sadece görevlendirildiği alanla sınırlı temsil yetkisine sahiptir. | Kişi kendi adına işlem yapar ancak yasal danışmanın imzası/onayı olmadan işlem geçersiz kalır. |
5. Vasi Atanması Usulü ve Vesayet Davası Nasıl Açılır?
Vesayet davası, kamu düzenini yakından ilgilendirdiği için usul kuralları son derece sıkı uygulanır.
5.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
-
Görevli Mahkeme: Vesayet işlerinde mutlak görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir.
-
Yetkili Mahkeme: Vesayet işlerinde yetki kuralı kesindir. Yetkili mahkeme, vesayet altına alınacak kişinin yerleşim yeri (ikametgahı) mahkemesidir. Kısıtlı adayının yerleşim yeri değiştirilmedikçe başka bir yer mahkemesinde dava açılamaz. Vesayet makamının izni olmadıkça kısıtlı yerleşim yerini değiştiremez (TMK m. 411-412).
5.2. Davayı Kimler Açabilir? (İhbar ve Başvuru)
Vesayet davası, kısıtlanması gereken kişinin yakınları (eşi, çocukları, kardeşleri, akrabaları) tarafından açılabileceği gibi, herhangi bir vatandaşın Cumhuriyet Başsavcılığına veya doğrudan mahkemeye yapacağı ihbar ile de süreç başlayabilir.
Ayrıca kamu görevlileri (örneğin bir hastane başhekimi, cezaevi müdürü veya nüfus memuru) görevlerini yaparken kısıtlamayı gerektiren bir durumu tespit ettiklerinde bunu mahkemeye bildirmekle yasal olarak yükümlüdürler. Mahkeme, ihbarı ciddi bulursa davayı resen (kendiliğinden) yürütür.
5.3. Kimler Vasi Olabilir? Kimi Seçmek Zorunludur?
Hakim, vasi tayin ederken öncelikle vesayet altına alınacak kişinin menfaatlerini gözetir. TMK m. 414 uyarınca; haklı sebepler engel olmadıkça, hakim vasiliğe öncelikle kısıtlanacak kişinin eşini veya yakın akrabalarını atamak zorundadır. Vasi atanacak kişinin ergin olması ve vasilik engelinin bulunmaması gerekir.
5.4. Vasiliği Kabul Etmek Zorunlu mudur? (Vasilikten Kaçınma Sebepleri)
Vasilik temelde bir kamu görevidir. Mahkeme tarafından vasi olarak atanan bir kişi, haklı bir sebebi yoksa bu görevi kabul etmek zorundadır. Ancak kanun koyucu (TMK m. 417) bazı durumlarda kişilere vasilikten kaçınma hakkı tanımıştır:
-
60 yaşını doldurmuş olanlar,
-
Bedensel engelleri veya sürekli hastalıkları sebebiyle bu görevi yapamayacak olanlar,
-
Dörtten fazla çocuğun velisine sahip olanlar,
-
Üzerinde halihazırda başka bir vasilik veya kayyımlık görevi bulunanlar,
-
Cumhurbaşkanı, TBMM üyeleri, Bakanlar, hakim ve savcılar gibi yoğun kamu görevi yürütenler.
5.5. Kimler Vasi Olamaz? (Vasiliğe Engel Haller – TMK m. 418)
Şu kişiler kesinlikle vasi olarak atanamazlar:
-
Kısıtlılar veya ergin olmayanlar,
-
Kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler,
-
Vesayet altına alınacak kişiyle aralarında doğrudan menfaat çatışması veya husumet bulunanlar,
-
İlgili vesayet daireleri (Sulh ve Asliye Hukuk) hakimleri.
6. Vasinin Görevleri, Hakları ve Sorumlulukları Nelerdir?
Vasi tayin edilen kişi, mahkeme kararının kendisine tebliğ edilmesiyle birlikte geniş yetkilerle donatıldığı gibi ağır yasal sorumluluklar altına da girer. Görevine başlarken ve görevi yürütürken yapması gereken maktu işlemler mevcuttur.
6.1. Göreve Başlarken Yapılacak İşler (Defter Tutma)
Vasi, göreve başladığı andan itibaren gecikmeksizin vesayet altına alınanın malvarlığının defterini tutmak zorundadır (TMK m. 438). Bu defter, Sulh Hukuk Mahkemesi görevlisi (genellikle yazı işleri müdürü veya görevlendirilen bir uzman) eşliğinde tutulur. Kısıtlının bankadaki paraları, gayrimenkulleri, araçları, borçları ve alacakları bu deftere kaydedilir. Defter tutulması, vasinin ileride “malları kendisi için harcadığı” iddialarına karşı da bir güvencedir.
6.2. Kıymetli Evrak ve Değerli Eşyaların Saklanması
Kısıtlıya ait altın, mücevher, hisse senedi, tahvil ve önemli belgeler, vasinin şahsi kasasında değil, vesayet makamının (mahkemenin) belirleyeceği bir bankada, mahkemenin bilgisi dahilinde koruma altına alınır.
6.3. Taşınır Malların Satılması
Kısıtlının malvarlığı içinde bulunan ve muhafazası pahalı olan veya zamanla değerini kaybedecek olan taşınırlar (örneğin bozulan araçlar, eski eşyalar), vasinin talebi ve Sulh Hukuk Mahkemesinin talimatı ile açık artırma yoluyla satılarak paraya çevrilir ve kısıtlı adına vadeli hesaba yatırılır.
6.4. Paraların Yatırılması ve Yönetimi
Kısıtlının bankadaki paraları veya mal satışından elde edilen gelirler, faiz getiren güvenli bir devlet bankasında veya mahkemenin onayladığı finansal araçlarda kısıtlı adına değerlendirilir. Vasi, bu parayı kendi şahsi hesabına aktaramaz, kendi ticari işlerinde sermaye olarak kullanamaz.
6.5. Yıllık Rapor ve Hesap Verme Yükümlülüğü
Vasi, her yılın sonunda (genellikle Ocak-Şubat aylarında) mahkemeye detaylı bir yıllık hesap raporu sunmakla yükümlüdür. Bu raporda; yıl içinde kısıtlının maaşından ne kadar alındığı, hastane, bakım evi veya gıda masraflarına ne kadar harcandığı fatura ve makbuzlarla belgelendirilir. Sulh Hukuk Hakimi raporu inceler, usulsüzlük görmezse onaylar.
Hukuki Wit: Vasi olmak, kısıtlının banka hesabını kendi cüzdanı gibi kullanma yetkisi vermez. Mahkemeye sunacağınız hesap raporunda “Kısıtlının parasıyla tatile gidildi” gibi bir ibarenin yer alması, kendinizi bir anda zimmet suçundan ceza mahkemesinde bulmanıza neden olabilir.
7. Vasinin Mahkemeden İzin Alması Gereken Haller (TMK Madde 462 – 463)
Vasi, kısıtlıyı temsil etse de her dilediği işlemi tek başına yapamaz. Kanun koyucu, kısıtlının malvarlığının eritilmesini önlemek adına bazı kritik işlemleri mahkemenin iznine bağlamıştır. Bu izinler iki aşamalıdır.
7.1. Vesayet Makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) İznini Gerektiren Haller (TMK m. 462)
Aşağıdaki işlemlerin yapılabilmesi için vasinin mutlaka Sulh Hukuk Mahkemesinden yazılı izin (karar) alması şarttır. İzin alınmadan yapılan işlemler kural olarak geçersizdir:
-
Gayrimenkul Alım ve Satımı: Kısıtlıya ait bir evin, arsanın satılması veya kısıtlı adına taşınmaz satın alınması.
-
Olağan Yönetim Sınırlarını Aşan Taşınır Satışı: Değerli bir aracın, antikanın veya şirket hisselerinin devredilmesi.
-
Ödünç Para Verme ve Alma: Kısıtlı adına kredi çekilmesi veya kısıtlının parasının başkasına borç verilmesi.
-
Kambiyo Taahhüdüne Girmek: Kısıtlı adına senet imzalamak, çek kesmek.
-
Bir Yılı Aşan Kira Sözleşmeleri: Kısıtlının mülkünü uzun süreli kiraya vermek veya kısıtlı için ev kiralamak.
-
Dava Açmak ve Sulh Olmak: Kısıtlı adına mahkemelerde dava açmak, açılan davayı kabul etmek veya karşı tarafla sulh (anlaşma) olmak (acil durumlar hariç).
-
Miras Sözleşmeleri ve Miras Paylaşımı: Kısıtlının ortak olduğu bir mirasın taksim edilmesi, miras payının devralınması.
7.2. Hem Vesayet Hem Denetim Makamının İznini Gerektiren Haller (TMK m. 463)
Bazı işlemler o kadar büyüktür ki, sadece Sulh Hukuk Mahkemesinin izni yetmez; kararın üst mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi (Denetim Makamı) tarafından da onaylanması gerekir:
-
Kısıtlının bir şirkete sınırsız sorumlu ortak (komandite) olarak sokulması veya önemli bir ticari işletmenin devralınması,
-
Kısıtlı adına evlat edinme veya kısıtlının evlat edinilmesine onay verilmesi,
-
Kısıtlının vatandaşlık işlemlerine yön verilmesi,
-
Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin sözleşmelerin yapılması.
8. Vesayet Altındaki Kişinin (Kısıtlının) Hukuki Ehliyeti
Vesayet altına alınan bir kişinin hukuki işlem ehliyeti, onun akıl sağlığının durumuna göre belirlenir:
-
Ayırt Etme Gücü Olmayan Kısıtlılar: Akıl hastalığı ileri derecede olan ve tam ehliyetsiz statüsünde bulunan kişilerin yaptıkları tüm hukuki işlemler (imzaladıkları sözleşmeler, yaptıkları satışlar) mutlak butlanla batıldır (baştan itibaren geçersizdir). Onların adına tüm işlemleri vasinin (gerekirse mahkeme izniyle) yapması gerekir.
-
Ayırt Etme Gücü Olan Kısıtlılar: Akıl sağlığı yerinde olup da savurganlık, hapis cezası veya kendi isteğiyle kısıtlanan kişiler “Sınırlı Ehliyetsiz” statüsündedir. Bu kişiler, vasinin onayı olmadan kendilerini borç altına sokan işlemleri yapamazlar. Ancak vasinin onayıyla işlem geçerli hale gelir.
-
Tamamen Serbest Oldukları Alanlar: Ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar; sırf kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları (örneğin nişanlanma, evlenme, vasiyetname yapma, dava hakkını kullanma) vasinin onayına ihtiyaç duymaksızın bizzat kullanabilirler (kanuni istisnalar saklıdır).
9. Vesayetin Sona Ermesi ve Vasiliğin Düşmesi
Vesayet ilişkisi sonsuza kadar sürmez; kısıtlama sebebinin ortadan kalkması veya kişilerin durumundaki değişiklikler vesayeti bitirir.
9.1. Vesayeti Kendiliğinden Sona Erdiren Haller
-
Küçüklüğün Sona Ermesi: Vesayet altındaki küçüğün 18 yaşını doldurarak ergin olması halinde vesayet başka bir karara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer.
-
Ölüm: Kısıtlının veya vasinin vefatı halinde vesayet ilişkisi sona erer. Vasi ölürse, mahkeme kısıtlıya yeni bir vasi atar.
-
Hapis Cezasının Bitmesi: TMK m. 407 uyarınca hapis cezası nedeniyle kısıtlanan kişinin cezasının infazının tamamlanması veya tahliye edilmesiyle vesayet kendiliğinden kalkar.
9.2. Mahkeme Kararı İle Sona Erme (Vesayetin Kaldırılması Davası)
Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık veya bağımlılık sebebiyle kısıtlanan kişilerin durumları düzeldiğinde, kendileri veya vasileri mahkemeye başvurarak vesayetin kaldırılmasını talep edebilirler.
-
Akıl sağlığı gerekçesiyle kısıtlananların vesayetinin kalkması için yine “Kısıtlama sebebinin ortadan kalktığını gösteren resmi sağlık kurulu raporu” alınması zorunludur.
-
Savurganlık veya bağımlılıkta ise kişinin en az 1 yıldır kısıtlanmasını gerektirecek bir eylemde bulunmadığının kanıtlanması gerekir.
9.3. Vasinin Görevinin Sona Ermesi (Azil ve İstifa)
Vasi, kural olarak 2 yıl için atanır. Süre bitiminde vasi görevine devam etmek istemezse istifa edebilir ya da mahkeme süreyi 2’şer yıl uzatabilir.
Vasi, görevini kötüye kullanırsa, kısıtlının mallarına zarar verirse veya vasiliğe engel bir duruma düşerse, Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından görevden alınır (azledilir).
10. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Annem alzheimer hastası, onun adına maaşını çekmek ve hastane işlerini yürütmek için ne yapmalıyım?
Annenizin ikamet ettiği yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak bir vasi tayini davası açmalısınız. Mahkeme annenizi tam teşekküllü bir devlet hastanesine sevk ederek sağlık kurulu raporu alacaktır. Raporda annenizin akıl sağlığının kararlarını etkilediği belirtilirse, mahkeme sizi veya uygun göreceği bir yakınını vasi olarak atayacaktır. Karardan sonra maaş çekme ve temsil yetkisine sahip olursunuz.
2. Vasi olarak kısıtlının üzerindeki evi mahkeme izni olmadan satabilir miyim?
Kesinlikle satamazsınız. Tapu müdürlükleri vasi kararını gördüklerinde Sulh Hukuk Mahkemesinin açık ve net “satış izin kararı” olmadan hiçbir taşınmaz devrini gerçekleştirmez. İzin almadan gizlice veya haricen yapılan satış sözleşmeleri hukuken geçersizdir ve vasinin hukuki/cezai sorumluluğunu doğurur.
3. Vasinin kısıtlının malvarlığından ücret alma hakkı var mıdır?
Evet, vardır. TMK m. 457 uyarınca vasi, kısıtlananın malvarlığından, gösterdiği emeğin karşılığı olarak bir ücret talep edebilir. Bu ücret, vasinin her yıl sunduğu hesap raporu incelenirken Sulh Hukuk Hakimi tarafından kısıtlının gelir durumuna ve yönetilen malın büyüklüğüne göre maktu veya nispi olarak belirlenir. Vasi kendi kendine ücret tahakkuk ettiremez.
4. Kardeşim cezaevine girdi, ona vasi olmam zorunlu mu? Süreç nasıl işler?
Kardeşinizin aldığı hapis cezası 1 yıl veya daha uzun süreli ise kanunen vasi atanması zorunludur. Cezaevi yönetimi bu durumu mahkemeye bildirir. Mahkeme aile yakınlarına davetiye çıkarır. Eğer vasiliği kabul etmenize engel bir durumunuz yoksa hakim sizi vasi atar. Kabul etmek istemiyorsanız, kanunda sayılan “kaçınma sebeplerini” (yaş, sağlık durumu vb.) ileri sürerek görevi reddedebilirsiniz; bu durumda mahkeme dışarıdan profesyonel bir vasi (örneğin bir avukat) atayabilir.
5. Vasi, kısıtlı adına vasiyetname düzenleyebilir mi veya onun adına evlenebilir mi?
Hayır. Evlenme, nişanlanma, vasiyetname yapma veya tanıma gibi işlemler “kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar” dır. Bu haklar iradenin bizzat açıklanmasını gerektirir; vasi, kısıtlının yerine geçerek vasiyetname hazırlayamaz veya onu zorla evlendiremez. Kısıtlı eğer ayırt etme gücüne sahipse evlenme işlemini kendi iradesiyle yapabilir ancak malvarlığı yönetim hakları vaside kalmaya devam eder.
6. Geçici olarak bir mülk satışı veya dava takibi için temsilci gerekirse vasi mi atanmalıdır?
Hayır. Sürekli ve genel bir koruma gerekmiyorsa, sadece belirli bir gayrimenkulün satışı, bir miras davasının takibi veya kısıtlı adayı ile vasisi arasında menfaat çatışması doğması durumunda mahkeme vasi değil, “Kayyım” atar. Kayyımın görevi, mahkeme kararında yazan o spesifik iş bittiğinde kendiliğinden sona erer.
7. Vesayet davası ne kadar sürer ve masrafları ne kadardır?
Vesayet davaları, hastane raporunun (sağlık kurulu raporu) çıkma süresine göre değişiklik gösterir. Adli tıp veya tam teşekküllü devlet hastanelerindeki yoğunluğa bağlı olarak bu davalar ortalama 3 ay ila 8 ay arasında sonuçlanır. Başvuru harçları maktu olup fahiş değildir; ancak hastane heyet raporu ücreti ve tebligat giderleri gider avansından karşılanır.
Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
Vesayet hukuku, korumasız durumdaki bireylerin haklarını güvence altına alırken, temsilci olarak atanan vasileri de çok sıkı bir mali ve hukuki denetim cenderesine sokar. Vasi olan kişinin kanunun çizdiği sınırları bilmemesi, “nasıl olsa benim babam/annem” düşüncesiyle mahkemeden izin almadan malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunması, ileride işlemlerin iptaline, vasilik görevinden azledilmeye ve hatta güveni kötüye kullanma suçlamalarıyla karşılaşılmasına yol açabilir.
Vesayet davasının açılması, hastane rapor süreçlerinin takibi, vasilikten kaçınma veya vasi kararına itiraz edilmesi ve en önemlisi TMK 462-463 maddeleri uyarınca mahkemelerden “işlem izin kararı” alınması süreçleri yüksek derecede teknik hukuki bilgi gerektirir. Herhangi bir hak kaybına uğramamak, usuli hatalarla davayı uzatmamak ve cezai risk almamak adına süreçlerin uzman bir aile hukuku avukatı vasıtasıyla yürütülmesi en sağlıklı ve güvenli yaklaşım olacaktır.