Uçak Biletlerinde Dinamik Fiyatlandırma: Bilet Fiyatlarının Sürekli Değişmesi Hukuka Uygun mudur?
Bir yolcu İstanbul–Londra uçuşu için sabah 8.000 TL olarak gördüğü bileti birkaç saat sonra 10.500 TL, ertesi gün ise 13.000 TL olarak görebilir. Aynı uçaktaki yan yana iki koltuk için yolcuların birbirinden oldukça farklı ücretler ödemesi de mümkündür.
Havayolu taşımacılığında bu durum çoğu zaman bir sistem hatasından değil, dinamik fiyatlandırma olarak adlandırılan gelir yönetimi yönteminden kaynaklanmaktadır.
Havayolu şirketleri; uçakta kalan koltuk sayısını, rezervasyon hızını, uçuş tarihine kalan süreyi, geçmiş talebi, sezonu, bağlantılı uçuşları, rakiplerin fiyatlarını ve çok sayıda başka veriyi analiz ederek bilet fiyatlarını sürekli değiştirebilmektedir. Günümüzde bu işlemler giderek daha fazla algoritmalar ve yapay zekâ destekli fiyatlandırma sistemleri tarafından gerçekleştirilmektedir.
Bu durum beraberinde önemli hukuki soruları da getirmektedir:
Uçak biletlerinde dinamik fiyatlandırma hukuka uygun mudur?
Aynı uçuş için farklı yolculara farklı fiyat uygulanabilir mi?
Bir yolcunun aynı uçuşu sürekli araması fiyatın yükselmesine neden olabilir mi?
Bilet fiyatı ödeme ekranında değiştirilebilir mi?
Havayolu şirketlerinin aynı fiyatlandırma algoritmasını kullanması rekabet ihlali oluşturabilir mi?
Kural olarak uçak bileti fiyatlarının talebe, kapasiteye ve rezervasyon zamanına göre değişmesi hukuka aykırı değildir. Dinamik fiyatlandırma havayolu sektöründe uzun süredir kullanılan bir gelir yönetimi yöntemidir. Rekabet Kurumu çalışmalarında da hava yolu taşımacılığı, dinamik fiyatlandırmanın yaygın olarak kullanıldığı sektörlerin başında gösterilmektedir.
Ancak havayolu şirketlerinin fiyat belirleme özgürlüğü sınırsız değildir.
Özellikle fiyatın tüketiciye şeffaf gösterilmesi, zorunlu ücretlerin başlangıçta açıklanması, kişisel verilerin fiyatlandırmada kullanılması, rakip havayolları arasında fiyat koordinasyonu ve hâkim durumun kötüye kullanılması gibi konular farklı hukuki düzenlemeleri gündeme getirebilir.
Uçak Biletlerinde Dinamik Fiyatlandırma Nedir?
Dinamik fiyatlandırma, uçak bileti fiyatının sabit tutulması yerine piyasa ve talep koşullarına göre sürekli olarak değiştirilmesidir.
Örneğin aynı uçuş için havayolu şirketinin sisteminde;
- 2.000 TL,
- 2.500 TL,
- 3.000 TL,
- 4.000 TL,
- 5.500 TL
gibi farklı fiyat seviyelerinde koltuk grupları bulunabilir.
Düşük fiyat kategorisindeki koltuklar satıldıkça sistem daha yüksek fiyat kategorisine geçebilir.
Bu nedenle yolcu;
“Bir dakika önce bilet 4.000 TL’ydi, şimdi neden 4.750 TL oldu?”
sorusuyla karşılaşabilir.
Bunun nedeni çoğu zaman aynı anda başka bir yolcunun daha düşük fiyat kategorisindeki son koltuğu satın almış olmasıdır.
Havayolu Şirketleri Bilet Fiyatını Neye Göre Belirler?
Modern havayolu fiyatlandırma sistemleri yalnızca uçakta kalan koltuk sayısına bakmaz.
Algoritma;
- uçuş tarihine kalan süreyi,
- o tarihteki geçmiş talebi,
- rezervasyon hızını,
- uçaktaki doluluk oranını,
- kalkış ve varış şehirlerini,
- aktarmalı uçuş seçeneklerini,
- hafta içi veya hafta sonu olmasını,
- tatil ve bayram dönemlerini,
- rakip havayolu fiyatlarını,
- ekonomik göstergeleri
birlikte değerlendirebilir.
Gelişmiş sistemler geçmiş uçuşlardan elde edilen veriler üzerinden belirli bir koltuğun hangi tarihte hangi fiyata satılmasının en yüksek geliri sağlayacağını tahmin etmeye çalışır.
Bu nedenle uçak bileti fiyatının sürekli değişmesi tek başına olağan dışı bir durum değildir.
Uçak Biletlerinin Fiyatının Sürekli Değişmesi Hukuka Aykırı mıdır?
Kural olarak hayır.
Havayolu şirketinin;
“Uçuş tarihi yaklaşıyor, uçakta az koltuk kaldı ve talep yükseldi.”
gerekçesiyle fiyat artırması mümkündür.
Aynı şekilde beklenen talep gerçekleşmezse fiyat yeniden düşürülebilir.
Dolayısıyla;
fiyat artışı = hukuka aykırılık
şeklinde bir denklem kurulamaz.
Hukuki açıdan asıl önemli olan, yolcuya satış sırasında hangi fiyatın gösterildiği ve fiyatın hangi koşullarda değiştirildiğidir.
Aynı Uçakta Yolcuların Farklı Fiyat Ödemesi Hukuka Uygun mudur?
Kural olarak evet.
Aynı uçakta yan yana seyahat eden iki yolcudan biri bileti üç ay önce 4.000 TL’ye, diğeri uçuşa iki gün kala 9.000 TL’ye satın almış olabilir.
Bu fiyat farklılığı tek başına hukuka aykırı değildir.
Havayolu şirketleri aynı ekonomi sınıfı içerisinde dahi farklı ücret sınıfları oluşturabilir.
Bu ücret sınıflarında;
- değişiklik hakkı,
- iade hakkı,
- bagaj hakkı,
- koltuk seçimi,
- mil kazanımı
gibi yan haklar da farklı olabilir.
Dolayısıyla fiziksel olarak aynı kabinde seyahat edilmesi, yolcuların aynı sözleşme koşullarıyla aynı fiyatı ödemesi gerektiği anlamına gelmez.
Son Koltukların Daha Pahalı Olması Hukuka Uygun mudur?
Kural olarak evet.
Bir uçağın 180 koltuğu varsa ancak yalnızca üç boş koltuk kalmışsa havayolu şirketinin kalan kapasiteyi daha yüksek fiyat üzerinden satışa sunması mümkündür.
Bu yöntem havacılık sektöründeki gelir yönetiminin temel unsurlarından biridir.
Hukuki sorun fiyatın yüksek olmasından ziyade, şirketin bu fiyatı tüketiciye nasıl sunduğu veya fiyat belirlerken rekabet hukukuna aykırı yöntem kullanıp kullanmadığı noktalarında ortaya çıkar.
Bilet Aradıkça Fiyat Artıyor İddiası Doğru Olabilir mi?
Tüketiciler arasında oldukça yaygın bir iddia şudur:
“Aynı bilete birkaç kez baktım, sistem benim almak istediğimi anladı ve fiyatı artırdı.”
Fiyatın yükselmesi bunun kanıtı değildir.
Aynı süre içerisinde;
- başka yolcular rezervasyon yapmış,
- düşük fiyat kontenjanı tükenmiş,
- algoritma talep tahminini değiştirmiş,
- kampanya sona ermiş
olabilir.
Ancak teknik olarak bir şirketin kullanıcı davranışlarını analiz ederek kişiye özel fiyat belirlemesi de mümkündür.
Bu durumda artık klasik dinamik fiyatlandırmadan değil, kişiselleştirilmiş fiyatlandırmadan söz edilmesi gerekebilir.
Dinamik Fiyatlandırma ile Kişiselleştirilmiş Fiyatlandırma Arasındaki Fark
Bu ayrım özellikle hukuk açısından önemlidir.
Dinamik fiyatlandırmada;
aynı piyasa koşullarında herkese geçerli fiyat değişmektedir.
Örneğin uçuşun doluluk oranı yüzde 90’a çıktığında sistem bütün kullanıcılara daha yüksek fiyat gösterebilir.
Kişiselleştirilmiş fiyatlandırmada ise;
belirli kullanıcı hakkında elde edilen bilgiler fiyatın belirlenmesinde kullanılmaktadır.
Örneğin algoritma;
“Bu kullanıcı son üç gündür aynı uçuşu on kez kontrol etti, seyahat tarihi yaklaştı ve satın alma olasılığı yüksek.”
sonucuna ulaşarak yalnızca o müşteriye farklı fiyat gösteriyorsa kişiselleştirilmiş fiyatlandırma tartışması ortaya çıkar.
Ticaret Bakanlığının fiyat reklamlarına ilişkin kılavuzunda da dinamik fiyatlandırma ile kişiselleştirilmiş fiyatlandırma birbirinden ayrılmaktadır. Tüketicinin satın alma davranışları veya diğer kişisel verileri analiz edilerek fiyat sunulması kişiselleştirilmiş fiyatlandırma olarak kabul edilirken, bu tür kişisel analizler bulunmaksızın arz, talep ve zamana göre fiyatın hızlı değiştirilmesi dinamik fiyatlandırma olarak değerlendirilmektedir.
Uçak Biletinde Kişiselleştirilmiş Fiyatlandırma Yapılabilir mi?
Bu durum daha hassas bir hukuki değerlendirme gerektirir.
Havayolu veya rezervasyon platformu;
- kullanıcının geçmiş uçuşlarını,
- cihaz bilgisini,
- IP adresini,
- konum bilgisini,
- önceki satın almalarını,
- sadakat programındaki statüsünü,
- arama davranışlarını
kullanarak kişiye özel fiyat oluşturuyor olabilir.
Bu verilerin gerçek kişiyle ilişkilendirilebilir olması hâlinde KVKK kapsamında kişisel veri işleme faaliyeti gündeme gelebilir.
Dolayısıyla şirketin hangi kişisel verileri hangi hukuki sebebe dayanarak işlediğini ve fiyatlandırma amacıyla kullanılmasının gerekli ve ölçülü olup olmadığını değerlendirmesi gerekir.
“iPhone Kullanıcısına Daha Pahalı Uçak Bileti” Hukuka Uygun mudur?
Teknik olarak algoritmalar cihaz türünü tespit edebilir.
Ancak;
“iPhone kullananların ödeme gücü daha yüksektir.”
varsayımıyla belirli kullanıcılara daha yüksek bilet fiyatı gösterilmesi durumunda kişisel veri işleme, profil çıkarma ve tüketicinin bilgilendirilmesi bakımından ek hukuki sorunlar doğabilir.
Bu nedenle havayolu şirketlerinin kişiselleştirilmiş fiyatlandırma sistemlerini yalnızca ticari gelir optimizasyonu perspektifinden değerlendirmemesi gerekir.
Kişiselleştirilmiş Fiyat Tüketiciden Gizlenebilir mi?
Ticaret Bakanlığının fiyat reklamları ve ticari uygulamalara ilişkin kılavuzunda, tüketicinin satın alma davranışları veya diğer kişisel verileri analiz edilerek kişiselleştirilmiş fiyat sunulması hâlinde bu durumun tüketiciye bildirilmesi öngörülmektedir. Aynı alanda güncel satış fiyatı ile kişiselleştirilmiş fiyatın gösterilmesine ilişkin düzenleme de bulunmaktadır.
Dolayısıyla şirketin tüketiciye fark ettirmeden kişisel profili üzerinden farklı fiyat vermesi önemli tüketici hukuku ve KVKK riskleri yaratabilir.
Uçak Biletlerinde “Her Şey Dâhil Fiyat” Gösterilmek Zorunda mıdır?
Havayolu biletlerinde fiyat şeffaflığı konusunda özel bir düzenleme bulunmaktadır.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün HUD-2015/2 sayılı Havayolu Bilet Fiyatları, Rezervasyon, Satın Alma ve Tanıtım Faaliyetleri Genelgesi kapsamında internet sitesi ve çağrı merkezlerinde ilan edilen bilet fiyatının, tüm zorunlu ücretleri kapsayan “her şey dâhil bilet ücreti” olarak açık biçimde gösterilmesi öngörülmektedir.
Dolayısıyla örneğin;
“İstanbul–Antalya 499 TL”
şeklinde reklam yapılıp tüketicinin son ödeme aşamasında zorunlu vergi ve ücretlerle 1.200 TL ödeme yapmak zorunda bırakılması fiyat şeffaflığı bakımından sorun yaratabilir.
Bilet Fiyatına Hangi Zorunlu Ücretler Dâhil Olmalıdır?
SHGM’nin ilgili Genelgesinde her şey dâhil bilet ücretinin;
- temel ücret,
- hizmet bedeli,
- vergi,
- harç,
- yakıt,
- güvenlik,
- sigorta
gibi zorunlu kalemleri kapsayacak biçimde gösterilmesine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Bu kalemlerin toplam veya detaylarının kullanıcının kolaylıkla erişebileceği şekilde gösterilmesi gerekir.
Bu nedenle algoritmik fiyatlandırma sistemi yalnızca çıplak bilet bedelini değil, yolcunun zorunlu olarak ödeyeceği gerçek toplam bedeli dikkate alacak şekilde yapılandırılmalıdır.
Bagaj ve Koltuk Seçimi Sonradan Ücretlendirilebilir mi?
İsteğe bağlı ek hizmetler zorunlu bilet ücretinden farklı değerlendirilebilir.
Örneğin;
- ilave bagaj,
- özel koltuk seçimi,
- yemek,
- hızlı geçiş,
- öncelikli biniş
ayrıca ücretlendirilebilir.
Ancak bunların isteğe bağlı hizmet olduğunun açık biçimde gösterilmesi gerekir.
SHGM’nin Genelgesinde de yolcuya özel sunulan ilave veya isteğe bağlı hizmetlerin ücretlerinin satış kanalında açık şekilde gösterilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Dolayısıyla fiyatın düşük görünmesini sağlamak amacıyla zorunlu bir ücretin “ek hizmet” gibi sonradan sepete eklenmesi doğru değildir.
Uçak Bileti Ödeme Ekranında Zamlanabilir mi?
Dinamik fiyatlandırma sistemlerinin en tartışmalı sorunlarından biri budur.
Yolcu bileti 5.000 TL olarak seçmiş ve ödeme aşamasına geçmiş olabilir.
Bu sırada sistem;
“Seçtiğiniz ücret artık mevcut değil. Yeni fiyat 5.800 TL.”
uyarısı gösterebilir.
Böyle bir durumda yeni fiyatın yolcuya açık biçimde gösterilmesi ve yolcunun satın alma işlemine yeni fiyatı görerek devam etmesi gerekir.
Biletin sessizce daha yüksek bedelle tahsil edilmesi tüketicinin fiyat konusunda yanıltılması bakımından ciddi sorun oluşturabilir.
Yolcu Kredi Kartı Bilgilerini Girdikten Sonra Fiyat Değişirse Ne Olur?
Burada işlemin hangi aşamada bulunduğu önemlidir.
Dinamik fiyatlandırma sistemleri, satın alma işlemi henüz tamamlanmadan fiyat kontenjanının tükendiğini tespit edebilir.
Ancak yolcunun açık iradesi olmadan yeni yüksek fiyat üzerinden tahsilat yapılmamalıdır.
Fiyat değişmişse tüketiciye yeni toplam fiyat açıkça gösterilmeli ve işleme devam edip etmeyeceğini seçme imkânı verilmelidir.
Bilet Satın Alındıktan Sonra Dinamik Fiyat Artışı Yolcuyu Etkiler mi?
Kural olarak yeni dinamik fiyat, daha sonra yapılacak satışları ilgilendirir.
Örneğin yolcu bileti 5.000 TL’ye satın aldıktan sonra sistem aynı bileti 9.000 TL’ye çıkarabilir.
Bu durum, kurulmuş olan taşıma sözleşmesinin bedelini kendiliğinden 9.000 TL’ye dönüştürmez.
Benzer şekilde fiyatın sonradan 3.500 TL’ye düşmesi de tek başına daha önce 5.000 TL ödeyen yolcuya otomatik fiyat farkı talep hakkı vermez.
Tarife koşulları, kampanyalar veya havayolunun ayrıca verdiği fiyat garantileri varsa bunlar ayrıca değerlendirilir.
Bilet Fiyatı Sonradan Düşerse Yolcu Para İadesi İsteyebilir mi?
Yalnızca fiyatın sonradan düşmesi kural olarak yeterli değildir.
Örneğin yolcu uçuşa bir ay kala 7.000 TL’ye bilet satın almıştır.
Havayolu talebin beklenen seviyede gerçekleşmemesi nedeniyle iki hafta sonra aynı uçuşu 5.000 TL’ye satışa çıkarabilir.
Bu durum dinamik fiyatlandırmanın olağan sonuçlarından biridir.
Yolcunun iade veya değişiklik hakları satın aldığı ücret sınıfının koşullarına göre değerlendirilir.
İptal ve İade Kuralları Satın Almadan Önce Gösterilmeli midir?
Evet.
SHGM’nin HUD-2015/2 sayılı Genelgesine göre bilet rezervasyon değişiklikleri ile iptal ve iade kurallarının ilgili satış kanalında ilan edilmesi ve satın alma işlemi tamamlanmadan önce yolcuya bilgi verilmesi gerekmektedir.
Bu durum özellikle dinamik fiyatlandırmada önemlidir.
Çünkü düşük fiyat kategorisindeki bilet;
- iadesiz,
- değiştirilemez,
- bagajsız
olabilirken daha yüksek fiyatlı bilet daha esnek koşullara sahip olabilir.
Dolayısıyla yalnızca rakamsal fiyat değil, fiyatla birlikte sunulan sözleşme koşulları da tüketicinin kararında önem taşır.
Uçuş İptali veya Gecikmesi Dinamik Fiyatlandırmadan Farklı Bir Konudur
Bilet fiyatlandırması ile yolcu hakları birbirinden ayrılmalıdır.
SHY-YOLCU kapsamında özellikle;
- uçağa kabul edilmeme,
- uçuş iptali,
- uçuş gecikmesi veya tehiri,
- alt veya üst hizmet sınıfına yerleştirme
gibi durumlar düzenlenmektedir.
Bu nedenle bir yolcunun yalnızca;
“Bilet dün daha ucuzdu.”
şikâyeti doğrudan SHY-YOLCU kapsamında gecikme veya iptal uyuşmazlığı değildir.
Fiyatın yanıltıcı biçimde gösterildiği iddialar tüketici mevzuatı kapsamında da değerlendirilmelidir.
Uçuş Sınıfı Düşürülürse Hangi Fiyat Esas Alınır?
SHY-YOLCU’da yolcunun satın aldığı hizmet sınıfından daha düşük sınıfa yerleştirilmesi hâlinde özel iade hükümleri bulunmaktadır.
Güncel Yönetmelikte belirli mesafe kategorilerine göre bilet ücretinin yüzde 30, yüzde 50 veya yüzde 75’i oranında ödeme öngörülmekte ve ücret iadesinde biletin satın alındığı tarihteki fiyatların dikkate alınacağı belirtilmektedir.
Bu düzenleme, dinamik fiyatlandırmanın bulunduğu havacılık sektöründe satın alma anındaki fiyatın hukuki önemini gösteren örneklerden biridir.
Uçak Biletlerinde Rekabet Hukuku Riski Var mıdır?
Evet.
Bir havayolunun kendi;
- doluluk oranını,
- maliyetlerini,
- geçmiş satışlarını,
- talep tahminlerini
kullanarak dinamik fiyat belirlemesi tek başına rekabet ihlali değildir.
Rekabet Kurumu da dinamik fiyatlandırma algoritmalarının arz ve talebin dengelenmesine katkı sağlayabilecek verimlilikler yaratabildiğini kabul etmektedir.
Ancak algoritma rakip havayollarıyla fiyat koordinasyonunun aracına dönüşürse değerlendirme değişir.
Rakip Havayollarının Fiyatını Takip Etmek Yasak mıdır?
Kamuya açık bilet fiyatlarını takip etmek tek başına yasak değildir.
Örneğin bir havayolu;
İstanbul–Berlin rotasında rakip havayollarının kamuya açık fiyatlarını otomatik olarak takip edebilir.
Ancak sistem;
“Rakip fiyatı artırdığında bizim fiyatı da otomatik aynı seviyeye getir.”
şeklinde çalışıyor ve piyasadaki rakiplerin önemli bir bölümü benzer algoritmalar kullanıyorsa fiyat koordinasyonu riski ayrıca değerlendirilmelidir.
Havayollarının Aynı Fiyatlandırma Algoritmasını Kullanması
Daha yüksek riskli senaryolardan biri rakip havayolu şirketlerinin aynı üçüncü taraf fiyat optimizasyon hizmetini kullanmasıdır.
Örneğin ortak sağlayıcı;
Havayolu A’dan gelecek haftaki doluluk tahminini,
Havayolu B’den hedef fiyatını,
Havayolu C’den rezervasyon hızını
toplayabilir.
Bu kamuya açık olmayan verileri ortak şekilde analiz ederek rakip havayollarına fiyat önerileri üretiyorsa rekabete hassas bilgi paylaşımı ve dolaylı koordinasyon riski ortaya çıkabilir.
Rekabet Kurumu çalışmalarında aynı dinamik fiyatlandırma algoritmasının rakipler tarafından kullanılmasının belirli koşullarda koordinasyon ve topla-dağıt karteli endişesi yaratabileceği ifade edilmektedir.
Havayollarının Gelecekteki Bilet Fiyatlarını Paylaşması
Rakip havayollarının gelecekte uygulayacağı fiyatlar rekabete hassas bilgiler arasında değerlendirilebilir.
Örneğin rakip şirketlerin;
“Bayram öncesi İstanbul–Antalya biletlerini en az 6.000 TL’den satacağız.”
şeklinde anlaşması açık rekabet hukuku problemi doğurabilir.
Bu anlaşmanın algoritmalara yüklenerek otomatik uygulanması davranışı hukuka uygun hâle getirmez.
Algoritma yalnızca rekabeti sınırlayıcı kararın uygulama aracı olur.
Yapay Zekâ Kendi Kendine Yüksek Fiyatta Koordinasyon Öğrenebilir mi?
Bu konu modern rekabet hukukunun en tartışmalı alanlarından biridir.
Kendi kendine öğrenen fiyatlandırma algoritmaları, rakiplerin fiyat değişikliklerine nasıl tepki verdiğini gözlemleyebilir.
Teorik olarak sistem;
agresif fiyat indirimlerinin karşılıklı fiyat savaşına neden olduğunu,
yüksek fiyat korunduğunda ise diğer şirketlerin de fiyatlarını yüksek tuttuğunu
öğrenebilir.
Sonuç olarak açık bir insan anlaşması olmaksızın algoritmaların koordineli fiyat davranışlarına yaklaşması mümkündür.
Rekabet Kurumu kaynaklarında da kendi kendine öğrenen algoritmalar ve algoritmik gizli anlaşma riski rekabet politikası açısından tartışılmaktadır.
Ancak yalnızca iki havayolunun benzer fiyat uygulaması kartelin kanıtı değildir.
Somut olayda şirketler arasındaki bağlantı, kullanılan veriler ve algoritmanın yapısı ayrıca incelenmelidir.
“Algoritma Belirledi, Biz Karışmadık” Savunması Yeterli midir?
Hayır.
Havayolu şirketi fiyatlandırma sisteminin kendi ticari faaliyetlerinde kullanılmasına karar vermektedir.
Algoritmaya;
- hangi verilerin verileceği,
- hangi hedefin optimize edileceği,
- hangi fiyat sınırlarının uygulanacağı
şirket tarafından doğrudan veya dolaylı biçimde belirlenebilir.
Bu nedenle;
“Fiyatları bilgisayar belirledi.”
ifadesi rekabet veya tüketici hukuku sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Hâkim Durumdaki Havayolu Şirketleri İçin Risk Daha mı Yüksektir?
Bazı rotalarda tek veya sınırlı sayıda havayolu faaliyet gösterebilir.
Bir teşebbüsün hâkim durumda bulunması tek başına hukuka aykırı değildir.
Ancak hâkim durumdaki teşebbüslerin davranışları 4054 sayılı Kanun m.6 kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.
Bu nedenle özellikle rekabetin sınırlı olduğu hatlarda fiyatlandırma algoritmasının dışlayıcı veya başka biçimde kötüye kullanma niteliğinde davranışların aracı olup olmadığı somut olayda incelenebilir.
Bununla birlikte;
“Bilet çok pahalı, demek ki rekabet ihlali var.”
sonucuna otomatik olarak ulaşılamaz.
Pazar tanımı, hâkim durum ve davranışın niteliğinin ayrıca ortaya konulması gerekir.
Kampanya Biletlerinde Fiyat Şeffaflığı
Havayolu şirketleri;
“Yurt dışı uçuşları 19 Euro’dan başlayan fiyatlarla”
gibi kampanyalar yapabilir.
Ancak fiyat reklamlarının yanıltıcı olmaması gerekir.
Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği uyarınca fiyat bilgisi içeren reklamlarda eksik bilgi verilerek tüketici yanıltılamaz ve kural olarak tüm vergiler dâhil toplam satış fiyatı esas alınır.
Havayolları açısından ayrıca SHGM’nin her şey dâhil bilet fiyatı kuralları bulunmaktadır.
Bu nedenle çok düşük başlangıç fiyatının reklamda öne çıkarılıp zorunlu ücretlerin ancak son aşamada ortaya çıkarılması hukuki risk yaratabilir.
“… TL’den Başlayan Fiyatlarla” Reklamı Yapılabilir mi?
Yapılabilir ancak ilan edilen fiyatın gerçek ve ulaşılabilir olması gerekir.
Örneğin yalnızca teorik olarak sistemde bulunan ancak tüketicilerin fiilen satın alamadığı tek bir koltuğun fiyatının geniş kapsamlı reklam kampanyasında kullanılması haksız ticari uygulama iddialarına yol açabilir.
Kampanyadaki sınırlamalar;
belirli tarih, rota veya koltuk sayısı
gibi koşullara bağlıysa bunların tüketiciyi yanıltmayacak şekilde açıklanması önemlidir.
Bilet Fiyatının Çok Hızlı Değişmesi Tek Başına Haksız Ticari Uygulama mıdır?
Hayır.
Dinamik fiyatlandırmanın temel özelliği fiyatın hızlı değişebilmesidir.
Ancak sistem tüketicinin karar verme sürecini manipüle ediyorsa farklı değerlendirme yapılabilir.
Örneğin;
“Bu fiyat yalnızca 30 saniye geçerli.”
uyarısı gerçeği yansıtmıyorsa veya tüketiciyi acele karar vermeye zorlamak için yapay biçimde oluşturulmuşsa ticari uygulamanın niteliği ayrıca incelenmelidir.
“Bu Uçuşa Şu Anda 58 Kişi Bakıyor” Uyarısı
Rezervasyon siteleri tüketicilere;
“Son 2 koltuk”
veya
“Bu uçuşa şu anda 58 kişi bakıyor.”
gibi mesajlar gösterebilir.
Bu bilgiler gerçek verilere dayanıyorsa bilgilendirme işlevi görebilir.
Ancak gerçekte böyle bir talep bulunmadığı hâlde kullanıcıyı yüksek dinamik fiyatı hemen kabul etmeye yönlendirmek için sahte kıtlık veya talep algısı oluşturulması tüketici hukuku bakımından sorun yaratabilir.
Uçak Biletlerinde Dinamik Fiyatlandırmanın Avantajları
Dinamik fiyatlandırma yalnızca havayolu şirketlerinin daha yüksek fiyat istemesini sağlayan bir sistem değildir.
Doğru kullanıldığında düşük talep dönemlerinde çok daha ucuz biletlerin piyasaya sunulmasını da sağlayabilir.
Örneğin uçuşun dolması beklenmiyorsa algoritma fiyatı düşürerek yeni talep oluşturabilir.
Bu sistem;
- uçak kapasitesinin daha verimli kullanılmasını,
- düşük talep dönemlerinde daha ucuz bilet sunulmasını,
- talebin farklı uçuşlara yönlendirilmesini,
- şirketlerin gelir yönetimini iyileştirmesini
sağlayabilir.
Dolayısıyla hukuki amaç dinamik fiyatlandırmayı yasaklamak değil, şeffaf ve rekabetçi biçimde uygulanmasını sağlamaktır.
Havayolu Şirketleri İçin Dinamik Fiyatlandırma Risk Analizi
Dinamik fiyatlandırma sistemi kullanan bir havayolu şirketinin en azından şu başlıkları değerlendirmesi yararlı olabilir:
Fiyatlandırma algoritması hangi verileri kullanıyor?
Kişisel veriler fiyata etki ediyor mu?
Kişiselleştirilmiş fiyat sunuluyor mu?
Rakiplerin yalnızca kamuya açık fiyatları mı kullanılıyor?
Rakiplerin kamuya açık olmayan gelecek fiyatlarına erişim bulunuyor mu?
Rakip havayollarıyla aynı fiyatlandırma sağlayıcısı kullanılıyor mu?
Tedarikçinin diğer havayollarından aldığı veriler bizim fiyatlarımızı etkiliyor mu?
Zorunlu ücretler ilk gösterilen fiyata dâhil mi?
İsteğe bağlı hizmetler açık biçimde ayrıştırılıyor mu?
Fiyat değiştiğinde yolcuya yeni toplam bedel yeniden gösteriliyor mu?
Bu sorular fiyatlandırma sisteminin hukuki risk seviyesinin belirlenmesinde önemlidir.
Üçüncü Taraf Fiyatlandırma Yazılımı Kullanılıyorsa Nelere Dikkat Edilmelidir?
Havayolu şirketi gelir yönetimi algoritmasını kendisi geliştirmemiş olabilir.
Bu durumda tedarikçi sözleşmelerinde;
- rakiplere ait verilerin kullanılması,
- müşterilerin verilerinin ayrıştırılması,
- algoritmanın veri kaynakları,
- kişisel veri işleme,
- rekabet hukuku uyumu,
- sistem denetimi,
- sorumluluk
gibi konular açık şekilde düzenlenebilir.
Özellikle aynı yazılım şirketinin rakip havayollarına hizmet vermesi durumunda veri ayrıştırması kritik hâle gelir.
Fiyatlandırma Algoritması Denetlenmeli midir?
Özellikle yapay zekâ kullanan gelişmiş sistemlerde evet.
Şirket yalnızca algoritmanın ne kadar gelir sağladığını ölçmemelidir.
Aynı zamanda;
- hangi fiyat davranışlarını geliştirdiği,
- rakiplere nasıl tepki verdiği,
- tüketiciler arasında hangi kriterlerle farklılık yarattığı,
- olağan dışı fiyat değişiklikleri oluşturup oluşturmadığı
incelenmelidir.
Bu denetim hukuk, rekabet uyumu, veri koruma, gelir yönetimi ve teknoloji ekiplerinin birlikte çalışmasını gerektirebilir.
Fiyatlandırma Kayıtları Neden Önemlidir?
Dinamik fiyatlandırma nedeniyle aynı uçuşta yüzlerce farklı fiyat seviyesi oluşabilir.
Bu nedenle havayolu şirketinin uygun ölçüde;
- fiyat değişikliklerini,
- algoritma sürümlerini,
- temel fiyatlandırma parametrelerini,
- kişiselleştirme kullanımını
kayıt altında tutması yararlı olabilir.
Böylece bir tüketici veya rekabet hukuku uyuşmazlığı ortaya çıktığında fiyatın nasıl oluştuğu daha sağlıklı biçimde incelenebilir.
Yolcu Fiyatlandırma Konusunda Sorun Yaşarsa Nereye Başvurabilir?
Uyuşmazlığın niteliğine göre başvuru yolu değişir.
Uçuş iptali, uzun süreli gecikme, uçağa kabul edilmeme ve sınıf değişikliği gibi SHY-YOLCU kapsamındaki uyuşmazlıklarda yolcunun öncelikle ilgili havayolu şirketine başvurması, gerekli hâllerde SHGM yolcu hakları mekanizmasını kullanması mümkündür. SHGM de bu başvuru sırasını açık şekilde belirtmektedir.
Buna karşılık sorun;
yanıltıcı fiyat reklamı, zorunlu ücretlerin gizlenmesi veya başka bir tüketici işlemi
niteliğindeyse uyuşmazlığın parasal değeri ve konusu doğrultusunda tüketici hakem heyeti, tüketici mahkemesi veya reklam uygulamaları bakımından ilgili tüketici hukuku mekanizmaları gündeme gelebilir.
Uçak Biletlerinde Dinamik Fiyatlandırmanın Hukuki Sınırları
Özetle havayolu şirketlerinin fiyat belirleme özgürlüğünün sınırları birkaç temel alanda ortaya çıkmaktadır:
Fiyat şeffaflığı:
Yolcu zorunlu ücretleri içeren gerçek bilet bedelini açık şekilde görebilmelidir.
İsteğe bağlı hizmetler:
Bagaj, koltuk seçimi ve benzeri ek hizmet ücretleri açık biçimde belirtilmelidir.
Kişiselleştirilmiş fiyatlandırma:
Kullanıcı davranışları veya diğer kişisel veriler fiyatı belirliyorsa tüketici hukuku ve KVKK ayrıca değerlendirilmelidir.
Rekabet hukuku:
Rakipler arasında fiyat koordinasyonu veya ortak algoritma üzerinden hassas veri paylaşımı yapılmamalıdır.
Satın alma öncesi sözleşme koşulları:
İptal, iade ve değişiklik şartları yolcuya satın alma tamamlanmadan önce açıklanmalıdır.
Sonuç
Uçak biletlerinde dinamik fiyatlandırma kural olarak hukuka uygundur.
Havayolu şirketlerinin;
uçuş tarihine kalan süre, koltuk doluluk oranı, rezervasyon hızı, talep, sezon ve piyasa koşullarına
göre bilet fiyatını artırması veya azaltması mümkündür.
Bu nedenle aynı uçakta iki yolcunun farklı fiyat ödemesi veya bir biletin birkaç saat içerisinde pahalanması tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz.
Ancak dinamik fiyatlandırmanın hukuka uygun olması, havayolu şirketlerinin sınırsız hareket edebileceği anlamına gelmez.
Özellikle Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün bilet satışlarına ilişkin düzenlemesi uyarınca zorunlu ücretlerin her şey dâhil bilet ücreti içerisinde şeffaf biçimde gösterilmesi; isteğe bağlı hizmetlerin ayrıca ve açıkça belirtilmesi; iptal, iade ve değişiklik şartlarının satın alma öncesinde açıklanması gerekir.
Bunun yanında tüketicinin satın alma davranışları veya diğer kişisel verileri kullanılarak kişiye özel bilet fiyatı belirleniyorsa artık klasik dinamik fiyatlandırmadan farklı bir hukuki alan ortaya çıkar. Kişiselleştirilmiş fiyatlandırmanın tüketiciye açıklanması ve kişisel veri işlemenin KVKK bakımından hukuki dayanağının değerlendirilmesi gerekir.
Rekabet hukuku bakımından ise özellikle rakip havayollarının aynı fiyat algoritmasını kullanması, gelecek fiyat ve kapasite bilgilerinin ortak sistemlerde toplanması veya fiyatların algoritmalar aracılığıyla koordineli hâle gelmesi daha yüksek risk taşımaktadır. Rekabet Kurumu kaynaklarında da dinamik fiyatlandırma algoritmalarının koordinasyonu kolaylaştırabilme ihtimali açık biçimde ele alınmaktadır.
Bu nedenle havayolu şirketleri açısından temel soru yalnızca;
“Bu koltuğu bugün kaç liraya satmalıyız?”
değildir.
Asıl hukuki soru şudur:
“Algoritmamız bu fiyatı hangi verileri kullanarak belirliyor, yolcuya gerçek toplam fiyatı şeffaf biçimde gösteriyor mu ve fiyatlandırma sistemi tüketiciler veya rakipler bakımından hukuka aykırı bir sonuç doğuruyor mu?”
Yapay zekâ destekli gelir yönetimi sistemlerinin giderek gelişmesiyle birlikte uçak bileti fiyatlandırmasının tüketici hukuku, KVKK ve rekabet hukuku açısından düzenli olarak denetlenmesi, havayolu şirketleri ve dijital seyahat platformları bakımından giderek daha önemli hâle gelecektir.