Single Blog Title

This is a single blog caption

Trafik Kazalarında Araç Mahrumiyet Bedeli Nasıl Talep Edilir?


Araç Mahrumiyet Bedeli Nedir?

Araç mahrumiyet bedeli, trafik kazası nedeniyle hasar gören aracın onarım süresi boyunca kullanılamaması sebebiyle ortaya çıkan zarardır. Uygulamada bu zarar türü “araçtan yoksun kalma tazminatı”, “ikame araç bedeli”, “araç yatış bedeli” veya “araç kullanamama zararı” olarak da ifade edilmektedir.

Bir trafik kazası sonrasında araç servise alınmış, tamir süreci başlamış veya aracın pert olup olmadığı araştırılmış olabilir. Bu süreçte araç sahibi kendi aracından yararlanamaz. Araç özel kullanımda ise kişi günlük ulaşım ihtiyacını taksi, toplu taşıma veya kiralık araçla karşılamak zorunda kalabilir. Araç ticari amaçla kullanılıyorsa, araçtan yararlanamama doğrudan gelir kaybına da neden olabilir. İşte bu nedenle araç hasar bedeli ve araç değer kaybı dışında, ayrıca araç mahrumiyet bedeli talep edilebilir.

Araç mahrumiyet bedeli, aracın hasar görmesi nedeniyle oluşan doğrudan onarım masrafından farklıdır. Onarım masrafı, aracın eski hâline getirilmesi için yapılan tamir gideridir. Araç değer kaybı, aracın tamir edildikten sonra ikinci el piyasa değerinde meydana gelen düşüştür. Araç mahrumiyet bedeli ise araç tamirdeyken veya kullanılamaz durumdayken araç sahibinin kullanım imkanından mahrum kalması nedeniyle doğan zarardır.

Bu nedenle trafik kazası sonrası tazminat süreci değerlendirilirken yalnızca “aracın tamir parası ödendi mi?” sorusuna bakmak yeterli değildir. Araç sahibi, kusursuz veya daha az kusurlu olduğu bir kazada aracını belirli bir süre kullanamamışsa, bu süreye ilişkin zararını da talep edebilir.

Araç Mahrumiyet Bedeli ile Araç Değer Kaybı Arasındaki Fark

Araç mahrumiyet bedeli ile araç değer kaybı sıkça karıştırılır. Oysa bu iki zarar kalemi birbirinden tamamen farklıdır.

Araç değer kaybı, kazadan önceki araç değeri ile araç tamir edildikten sonraki piyasa değeri arasındaki azalmadır. Araç tamir edilmiş olsa bile Tramer kaydı, değişen parça, boya, kaporta hasarı veya ağır hasar geçmişi nedeniyle ikinci el piyasasında daha düşük bedelle satılabilir.

Araç mahrumiyet bedeli ise aracın onarımda kaldığı veya makul olarak kullanılamadığı süre boyunca araç sahibinin araçtan yararlanamaması nedeniyle oluşur. Araç değer kaybı aracın piyasa değerine ilişkindir; araç mahrumiyet bedeli ise aracın kullanım hakkından geçici olarak mahrum kalınmasına ilişkindir.

Örneğin bir araç kazadan sonra 12 gün serviste kalmış ve bu süreçte araç sahibi emsal bir araç kiralamak zorunda kalmışsa, araç kiralama bedeli veya emsal kira bedeli araç mahrumiyet zararının hesabında dikkate alınabilir. Aynı araçta ayrıca kaporta değişimi, boya veya ağır hasar nedeniyle ikinci el piyasa değeri düşmüşse, bu da araç değer kaybı olarak ayrıca talep edilebilir.

Bu nedenle trafik kazası dosyasında üç ayrı maddi zarar kalemi birlikte gündeme gelebilir: hasar bedeli, araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli. Her biri farklı hukuki ve teknik değerlendirme gerektirir.

Araç Mahrumiyet Bedelinin Hukuki Dayanağı

Araç mahrumiyet bedeli, haksız fiil ve trafik kazasından doğan hukuki sorumluluk hükümlerine dayanır. Türk Borçlar Kanunu m.49’a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla yükümlüdür; zararın miktarı tam olarak ispatlanamıyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak zararı hakkaniyete uygun şekilde belirleyebilir.

Trafik kazalarında ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu devreye girer. KTK m.85’e göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni ve şartları varsa bağlı olduğu teşebbüs sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur.

Bu düzenleme araç mahrumiyet bedeli açısından önemlidir. Çünkü zarar yalnızca aracı kullanan sürücüden değil, şartları varsa araç malikinden, işleteninden ve ticari işletmeden de talep edilebilir. Örneğin kazaya sebep olan araç bir şirket aracıysa, servis aracıysa, ticari taksiyse veya bir işletmenin faaliyeti kapsamında kullanılıyorsa işleten sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Araç Mahrumiyet Bedeli Sigorta Şirketinden Talep Edilebilir mi?

Araç mahrumiyet bedeli bakımından en önemli noktalardan biri, bu zararın kural olarak zorunlu trafik sigortası kapsamında değerlendirilmemesidir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat taleplerinin teminat dışında olduğu belirtilmektedir.

Bu nedenle araç değer kaybı çoğu durumda kusurlu aracın trafik sigortasından talep edilebilirken, araç mahrumiyet bedeli kural olarak doğrudan trafik sigortasından tahsil edilemeyebilir. Araç mahrumiyet bedeli genellikle kusurlu sürücüye, araç malikine, araç işletenine veya şartları varsa ticari işletmeye karşı ileri sürülür.

Ancak bu noktada poliçe incelemesi önemlidir. Bazı kasko poliçelerinde ikame araç teminatı bulunabilir. Bazı ihtiyari mali mesuliyet sigortalarında da poliçe şartlarına göre ek teminatlar yer alabilir. Bu nedenle “araç mahrumiyet bedeli hiçbir sigortadan istenemez” şeklinde kesin bir ifade doğru değildir. Doğru yaklaşım, zorunlu trafik sigortası, kasko ve ihtiyari mali mesuliyet poliçelerinin ayrı ayrı incelenmesidir.

Araç Mahrumiyet Bedeli Kimlerden Talep Edilir?

Araç mahrumiyet bedeli öncelikle kazada kusurlu olan sürücüden talep edilir. Çünkü aracın kullanılamamasına neden olan zarar verici eylem, kusurlu sürücünün trafik kuralı ihlali veya dikkatsizliği sonucu meydana gelmiştir.

Bunun yanında araç maliki ve işleten de sorumlu olabilir. İşleten kavramı, aracı kendi adına ve hesabına işleten, araç üzerinde ekonomik yarar ve fiili hakimiyet sahibi olan kişiyi ifade eder. Araç bir şirket adına kayıtlıysa, şirket faaliyetinde kullanılıyorsa veya ticari bir iş kapsamında işletiliyorsa şirketin sorumluluğu da gündeme gelebilir.

Özellikle ticari araç kazalarında bu husus çok önemlidir. Taksi, servis aracı, minibüs, kamyon, kargo aracı, şirket aracı veya kiralık araçların karıştığı kazalarda yalnızca direksiyon başındaki sürücüye yönelmek yeterli olmayabilir. Araç işleteni, araç sahibi, şirket ve bazı durumlarda araç kiralama ilişkisi içindeki sorumlular ayrıca araştırılmalıdır.

Araç Mahrumiyet Bedeli Talep Etmenin Şartları

Araç mahrumiyet bedeli talep edebilmek için öncelikle bir trafik kazası meydana gelmiş olmalıdır. Bu kaza iki aracın çarpışması, park hâlindeki araca çarpılması, zincirleme kaza, motosiklet kazası, ticari araç kazası veya servis aracı kazası şeklinde olabilir.

İkinci şart, aracın kaza nedeniyle kullanılamaz hâle gelmesi veya makul onarım süresi boyunca serviste kalmasıdır. Her küçük çizik veya çok kısa sürede giderilebilecek basit hasar otomatik olarak yüksek araç mahrumiyet bedeli doğurmaz. Hasarın niteliği, onarım süresi, parça bekleme süresi, servis yoğunluğu ve aracın fiilen ne kadar süre kullanılamadığı birlikte değerlendirilir.

Üçüncü şart, talepte bulunan kişinin kazada tamamen kusurlu olmamasıdır. Araç sahibi veya sürücüsü kazada yüzde 100 kusurluysa, karşı taraftan araç mahrumiyet bedeli talep edemez. Ancak kısmi kusur varsa, hesaplanan tazminat kusur oranına göre azaltılabilir.

Dördüncü şart, zararın makul ve ispatlanabilir olmasıdır. Araç sahibi gerçekten araç kiralamışsa kiralama faturası, ödeme dekontu ve sözleşme sunabilir. Araç kiralanmamış olsa bile Yargıtay uygulamasında emsal araç kira bedeli ve makul onarım süresi üzerinden araçtan mahrum kalma zararının belirlenebileceği kabul edilmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin bir kararında, aracın kullanım amacına göre araçtan mahrumiyet zararının belirlenmesi ve aynı model, yaş ve özellikleri taşıyan emsal aracın kira bedelinin araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Araç Mahrumiyet Bedeli Nasıl Hesaplanır?

Araç mahrumiyet bedelinin temel hesaplama mantığı şu şekildedir:

Makul onarım süresi x emsal günlük araç kira bedeli = brüt araç mahrumiyet zararı

Bu hesap yapılırken aracın markası, modeli, yaşı, segmenti, kullanım amacı ve kaza tarihindeki emsal kiralama bedelleri dikkate alınır. Örneğin ekonomik sınıf bir binek araç ile lüks segment bir aracın günlük ikame bedeli aynı değildir. Aynı şekilde ticari taksi, servis minibüsü, kamyon veya rent a car aracı için hesaplama özel kullanım aracından farklı yapılabilir.

Ancak hesaplama her zaman yalnızca “serviste kaldığı gün sayısı” üzerinden yapılmaz. Önemli olan makul onarım süresidir. Araç 30 gün serviste kalmış olabilir; fakat teknik olarak onarımın 8 günde tamamlanması mümkünse mahkeme 30 günün tamamını kabul etmeyebilir. Buna karşılık parça temini, ekspertiz gecikmesi, aracın pert değerlendirmesi veya servis raporları nedeniyle uzun süre makul kabul edilebilir.

Yargıtay uygulamasında araç mahrumiyet zararının belirlenmesinde hasara uğrayan aracın marka, özellik, model yılı, hasarın ağırlığı, hasar gören bölgeler, onarım için gerekli objektif süre, emsal araç ikame ücreti ve aracın kullanılamadığı süre içinde elde edilen yararlar birlikte dikkate alınmaktadır.

Bu nedenle araç mahrumiyet bedeli talep edilirken dosyaya yalnızca kira faturası sunmak yeterli olmayabilir. Kira faturası yoksa da talep imkânsız değildir. Önemli olan aracın hangi süreyle ve neden kullanılamadığının, bu süre için emsal araç bedelinin ne olduğunun ve talep edilen miktarın makul olduğunun ortaya konulmasıdır.

Araç Kiralamak Şart mı?

Araç mahrumiyet bedeli talep edebilmek için mutlaka fiilen araç kiralanmış olması şart değildir. Araç sahibi kiralama yapmamış olsa bile, aracını kullanamamış olması nedeniyle bir kullanım menfaatinden mahrum kalmıştır. Bu zarar, bilirkişi marifetiyle emsal araç kira bedeli üzerinden hesaplanabilir.

Bununla birlikte fiilen araç kiralanmışsa, araç kiralama sözleşmesi, fatura, ödeme dekontu ve kiralanan aracın özellikleri dosyaya sunulmalıdır. Kiralanan aracın hasarlı araçla emsal nitelikte olması önemlidir. Örneğin ekonomik segment bir araç hasar görmüşken lüks segment araç kiralanmışsa, karşı taraf bu bedelin fahiş olduğunu ileri sürebilir. Mahkeme de emsal araç bedeli üzerinden indirim yapabilir.

Bu nedenle araç kiralanacaksa, mümkün olduğunca hasarlı araçla aynı segmentte, makul bedelli ve belgeye dayalı bir kiralama yapılması daha sağlıklı olur. Aksi hâlde yüksek kiralama faturası ibraz edilse dahi mahkeme bu bedelin tamamını kabul etmeyebilir.

Makul Onarım Süresi Nedir?

Araç mahrumiyet bedeli bakımından en tartışmalı konulardan biri makul onarım süresidir. Araç sahibi çoğu zaman aracın serviste kaldığı toplam süreyi talep etmek ister. Ancak mahkemeler genellikle aracın teknik olarak onarımı için gereken objektif süreyi esas alır.

Örneğin araç 20 gün serviste kalmış olabilir. Fakat bilirkişi, hasarın 7 günlük işçilik ve parça değişimiyle giderilebileceğini tespit ederse, araç mahrumiyet bedeli 7 gün üzerinden hesaplanabilir. Buna karşılık aracın ağır hasarlı olması, yedek parça beklenmesi, ekspertiz sürecinin uzaması veya servis kayıtlarının bu gecikmeyi haklı göstermesi hâlinde daha uzun süre kabul edilebilir.

Pert araçlarda ise farklı bir değerlendirme yapılır. Araç onarılmayacaksa, artık tamir süresi değil, araç sahibinin emsal nitelikte yeni bir araç alması için gereken makul süre dikkate alınmalıdır. Yargıtay, aracın pert kabulü ihtimalinde onarım süresi yerine davacının emsal nitelikte yeni araç alması için gereken sürenin belirlenmesi ve bu süreye karşılık gelen araç kiralama bedelinden zorunlu giderlerin düşülmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Ticari Araçlarda Araç Mahrumiyet Bedeli

Ticari araçlarda araç mahrumiyet bedeli daha özel bir değerlendirme gerektirir. Çünkü ticari araç yalnızca ulaşım aracı değildir; aynı zamanda gelir elde etme aracıdır. Taksi, servis minibüsü, kamyon, çekici, kurye aracı, rent a car aracı veya şirketin günlük operasyonunda kullanılan araçların kullanılamaması ticari kazanç kaybına yol açabilir.

Bu durumda iki farklı zarar kalemi karşımıza çıkabilir: ikame araç bedeli ve ticari kazanç kaybı. İkame araç bedeli, aracın yerine emsal bir araç kiralanması hâlinde doğacak kullanım bedelidir. Ticari kazanç kaybı ise aracın çalışamaması nedeniyle elde edilemeyen net gelir kaybıdır.

Ticari kazanç kaybı talep ediliyorsa, brüt ciro değil net kazanç esas alınmalıdır. Yakıt, personel, bakım, amortisman, vergi ve diğer giderler dikkate alınmadan yalnızca günlük hasılat üzerinden talep oluşturmak doğru değildir. Mahkeme, ticari defterler, vergi kayıtları, fatura, taşıma sözleşmeleri, taksimetre kayıtları, şirket kayıtları ve emsal gelir araştırması üzerinden net zararı tespit edebilir.

Rent a car araçlarında ise “araç yatış bedeli” sıkça gündeme gelir. Kiralama şirketi, aracın hasar nedeniyle kiraya verilemediği süre boyunca uğradığı zararı talep edebilir. Ancak burada da araç gerçekten kiraya verilebilir durumda mıydı, ilgili dönemde doluluk oranı neydi, araç için fiili rezervasyon var mıydı, günlük kira bedeli emsal mi, onarım süresi makul mü gibi hususlar araştırılır.

Hangi Belgeler Gereklidir?

Araç mahrumiyet bedeli talebinde kullanılabilecek belgeler şunlardır:

Kaza tespit tutanağı, trafik polis veya jandarma tutanağı, kusur raporu, araç ruhsatı, hasar dosyası evrakları, ekspertiz raporu, servis giriş-çıkış kayıtları, onarım faturası, parça değişim belgeleri, servis yazısı, aracın serviste kaldığı süreyi gösteren kayıtlar, hasarlı araç fotoğrafları, araç kiralama faturası, araç kiralama sözleşmesi, ödeme dekontları, emsal araç kira bedelleri, ticari araçlarda vergi kayıtları, fatura, defter kayıtları, taksimetre veya sefer kayıtları, taşıma sözleşmeleri ve gelir kaybını gösteren diğer belgeler.

Özellikle servis giriş-çıkış kayıtları son derece önemlidir. Araç hangi tarihte servise girmiş, hangi tarihte çıkmış, hangi parçalar beklenmiş, onarım ne kadar sürmüş, araç hangi tarihte teslim edilmiş gibi bilgiler talebin ispatında belirleyicidir.

Araç kiralama faturasında ise kiralanan aracın modeli, segmenti, günlük bedeli, kiralama tarihleri ve ödeme bilgileri açık olmalıdır. Belirsiz, yüksek, emsal dışı veya hasarlı araçla uyumsuz kiralama faturaları mahkeme tarafından azaltılabilir.

Araç Mahrumiyet Bedeli İçin İcra Takibi Yapılabilir mi?

Araç mahrumiyet bedeli için kusurlu tarafa karşı ilamsız icra takibi yapılması mümkündür. Ancak borçlu takibe itiraz ederse takip durur ve alacaklının itirazın iptali veya alacak davası açması gerekir. Bu nedenle icra takibi başlatılmadan önce talebin belgeli, makul ve hesaplanabilir olması önemlidir.

Uygulamada araç mahrumiyet bedeli çoğu zaman önce karşı tarafa ihtarname veya ödeme talebi gönderilerek istenir. Karşı taraf ödeme yapmazsa icra takibi veya dava yoluna gidilir. Talep miktarı belirlenirken fahiş rakamlardan kaçınılmalı, onarım süresi ve günlük emsal bedel somutlaştırılmalıdır.

Aksi hâlde karşı taraf itiraz ettiğinde bilirkişi incelemesi sonucunda talep edilen miktardan daha düşük bir bedel belirlenebilir. Bu durumda yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden risk doğabilir.

Araç Mahrumiyet Bedeli Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Araç mahrumiyet bedeli, trafik kazasından doğan maddi zarar niteliğindedir. Davanın kimlere karşı açılacağına göre görevli mahkeme değişebilir. Kusurlu sürücü ve araç malikine karşı açılacak davalarda genel olarak Asliye Hukuk Mahkemesi gündeme gelebilir. Tarafların tacir olması, kazanın ticari işletmeyle ilgili olması veya uyuşmazlığın ticari nitelik taşıması hâlinde Asliye Ticaret Mahkemesi değerlendirilmelidir.

Yetki bakımından Karayolları Trafik Kanunu m.110 önemlidir. Bu maddeye göre motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir.

Ancak araç mahrumiyet bedeli kural olarak zorunlu trafik sigortasının teminatı dışında kaldığından, sadece sürücü ve işletene karşı açılacak davalarda genel yetki kuralları da ayrıca değerlendirilmelidir. Davalıların yerleşim yeri, kazanın meydana geldiği yer, tarafların tacir olup olmadığı ve talebin ticari işletmeyle ilgili olup olmadığı doğru belirlenmelidir.

Zamanaşımı Süresi

Araç mahrumiyet bedeli, motorlu araç kazasından doğan maddi zarar niteliğindedir. Karayolları Trafik Kanunu m.109’a göre motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Eğer olay cezayı gerektiren bir fiilden doğuyor ve ceza kanununda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülüyorsa, bu süre maddi tazminat talepleri için de uygulanır.

Bu nedenle araç mahrumiyet bedeli talebinin geciktirilmemesi gerekir. Araç onarıldıktan, servis kayıtları alındıktan ve kusur durumu belirlendikten sonra mümkün olan en kısa sürede talep hazırlanmalıdır. Aradan uzun süre geçmesi, hem zamanaşımı hem de ispat bakımından sorun doğurabilir.

Araç Mahrumiyet Bedelinde Kusur Oranının Etkisi

Araç mahrumiyet bedeli talebinde kusur oranı belirleyicidir. Talepte bulunan araç sahibi kazada tamamen kusursuzsa hesaplanan zararın tamamını isteyebilir. Ancak kısmi kusur varsa, tazminat karşı tarafın kusur oranına göre talep edilebilir.

Örneğin araç mahrumiyet zararı 20.000 TL hesaplanmış, karşı taraf yüzde 75 kusurlu, araç sahibi yüzde 25 kusurlu kabul edilmişse talep edilebilecek miktar kural olarak 15.000 TL olacaktır.

Kusur oranı yalnızca kaza tespit tutanağındaki ilk değerlendirmeyle sınırlı değildir. Kamera kayıtları, tanık beyanları, çarpışma noktası, yol durumu, fren izi, trafik ışıkları, hız ve bilirkişi incelemesi kusur oranını değiştirebilir. Bu nedenle araç mahrumiyet bedeli talep edilmeden önce kusur raporu mutlaka incelenmelidir.

Araç Mahrumiyet Bedelinde Sık Yapılan Hatalar

Araç sahiplerinin en sık yaptığı hata, araç mahrumiyet bedelini trafik sigortasından talep etmektir. Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında kira mahrumiyeti, gelir kaybı, kâr kaybı ve iş durması gibi dolaylı zararların teminat dışında olduğu açıkça düzenlendiğinden, bu talep çoğu durumda kusurlu sürücü ve işletene yöneltilmelidir.

İkinci hata, araç değer kaybı ile araç mahrumiyet bedelini aynı talep gibi göstermektir. Bu iki zarar kalemi ayrı ayrı hesaplanmalı ve ayrı hukuki dayanaklarla ileri sürülmelidir.

Üçüncü hata, onarım süresini ispatlamadan talepte bulunmaktır. Servis giriş-çıkış kaydı, ekspertiz raporu ve onarım faturası olmadan yüksek araç mahrumiyet bedeli talep etmek davada risk yaratır.

Dördüncü hata, fahiş günlük kira bedeli üzerinden hesap yapmaktır. Mahkeme emsal araç bedelini araştırır. Hasarlı araçla aynı segmentte olmayan kiralık araç bedeli tamamen kabul edilmeyebilir.

Beşinci hata, ticari araçlarda brüt ciroyu doğrudan zarar gibi göstermektir. Ticari kazanç kaybı talep ediliyorsa net kazanç esas alınmalı, zorunlu giderler düşülmelidir.

Altıncı hata, karşı tarafın kusur oranını değerlendirmeden takip veya dava açmaktır. Kısmi kusur varsa talep de buna göre belirlenmelidir.

Sonuç

Trafik kazalarında araç mahrumiyet bedeli, aracın onarım süresi boyunca kullanılamaması nedeniyle doğan önemli bir maddi zarar kalemidir. Araç tamir edilmiş ve değer kaybı ödenmiş olsa bile, araç sahibi aracını kullanamadığı süre için ayrıca tazminat talep edebilir.

Ancak araç mahrumiyet bedeli, araç değer kaybından farklıdır ve kural olarak zorunlu trafik sigortası kapsamında değildir. Bu nedenle talep çoğunlukla kusurlu sürücüye, araç malikine, işletene veya ticari işletmeye yöneltilmelidir. Poliçe şartlarına göre kasko veya ihtiyari mali mesuliyet sigortasında özel teminat bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.

Araç mahrumiyet bedeli hesaplanırken makul onarım süresi, emsal günlük araç kira bedeli, aracın segmenti, kullanım amacı, kusur oranı ve varsa tasarruf edilen giderler dikkate alınır. Ticari araçlarda ise net kazanç kaybı ayrıca değerlendirilmelidir.

Doğru hazırlanmış bir araç mahrumiyet talebi; kaza tespit tutanağı, kusur raporu, servis giriş-çıkış kayıtları, ekspertiz raporu, onarım faturası, araç kiralama belgeleri ve emsal kira bedelleriyle desteklenmelidir. Eksik belge, fahiş talep veya yanlış muhatap seçimi davanın reddine ya da talebin ciddi şekilde düşmesine neden olabilir.

Sonuç olarak trafik kazası sonrası araç sahibi yalnızca tamir bedeli ve değer kaybına odaklanmamalı; aracını kullanamadığı süre nedeniyle uğradığı zararı da ayrıca değerlendirmelidir. Araç mahrumiyet bedeli doğru hesaplandığında ve doğru kişilere yöneltildiğinde, trafik kazası mağdurunun gerçek zararının daha eksiksiz giderilmesini sağlayan etkili bir tazminat kalemidir.

Leave a Reply

Call Now Button