Sigorta Şirketine Başvuru Zorunluluğu ve Trafik Kazası Tazminat Süreci
Sigorta Şirketine Başvuru Zorunluluğu Nedir?
Trafik kazası sonrası tazminat talep etmek isteyen kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri, doğrudan dava açılıp açılamayacağıdır. Özellikle yaralanmalı, ölümlü veya maddi hasarlı trafik kazalarında mağdurlar çoğu zaman karşı tarafın sürücüsüne, araç sahibine veya sigorta şirketine karşı nasıl hareket edeceğini bilememektedir. Türk hukukunda trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinde sigorta şirketine başvuru, özellikle zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında büyük önem taşır.
Karayolları Trafik Kanunu m.97 uyarınca zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermezse veya verdiği cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir ya da 5684 sayılı Kanun çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir.
Bu düzenleme uygulamada son derece önemlidir. Çünkü sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadan doğrudan dava veya tahkim yoluna gidilmesi, başvurunun dava şartı veya ön şart yönünden tartışılmasına sebep olabilir. Bu nedenle trafik kazası mağduru açısından ilk adım, kazanın niteliğine uygun belgelerle birlikte doğru sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmasıdır.
Trafik Kazası Sonrası Sigorta Başvurusu Neden Önemlidir?
Trafik kazası tazminat süreci yalnızca dava açmaktan ibaret değildir. Hatta birçok dosyada dava açılmadan önce sigorta şirketiyle yapılan başvuru, sürecin kaderini belirler. Başvurunun eksik, hatalı veya yanlış talep kalemleriyle yapılması sigorta şirketinin ödeme yapmamasına, düşük ödeme teklif etmesine veya süreci uzatmasına neden olabilir.
Sigorta şirketine başvuru, mağdurun hangi zarar kalemlerini talep ettiğini resmi olarak ortaya koyar. Örneğin araçta yalnızca tamir bedeli değil, değer kaybı da varsa bunun açıkça talep edilmesi gerekir. Yaralanmalı trafik kazasında sadece tedavi giderleri değil, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve diğer maddi zararlar da değerlendirilmelidir. Ölümlü trafik kazasında ise destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri ve diğer maddi zararlar gündeme gelebilir.
Başvuru aynı zamanda sigorta şirketinin temerrüdü, ödeme süresi, tahkim veya dava hakkının doğması bakımından da önemlidir. Karayolları Trafik Kanunu m.99’a göre sigortacı, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını ya da bilirkişi raporunu sigorta şirketinin merkez veya kuruluşlarından birine iletmesinden itibaren sekiz iş günü içinde, zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan tutarları ödemek zorundadır.
Burada iki süre birbirine karıştırılmamalıdır. 8 iş günlük süre, sigortacının ödeme yükümlülüğü bakımından önemlidir. 15 günlük süre ise özellikle başvurunun sonuçsuz kalması hâlinde dava veya Sigorta Tahkim Komisyonu yoluna gidilebilmesi bakımından önem taşır.
Hangi Zararlar Sigorta Şirketinden Talep Edilebilir?
Trafik kazası sonrası sigorta şirketinden talep edilebilecek zararlar, kazanın türüne göre değişir. Maddi hasarlı trafik kazalarında araç hasar bedeli, araç değer kaybı ve bazı durumlarda diğer maddi zararlar gündeme gelir. Yaralanmalı trafik kazalarında geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı giderleri, tedaviyle bağlantılı giderler ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar talep edilebilir. Ölümlü trafik kazalarında ise destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze giderleri başlıca maddi tazminat kalemleridir.
Zorunlu trafik sigortasının kapsamı, poliçe limiti ve genel şartlarla sınırlıdır. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında yapılan 12.06.2026 tarihli değişiklikle, maddi zararlar teminatı kapsamında araç değer kaybının da doğrudan mallar üzerindeki azalma kapsamında değerlendirildiği; değer kaybının aracın kaza öncesi ikinci el satış değeri ile onarım sonrası ikinci el satış değeri arasındaki fark dikkate alınarak belirleneceği düzenlenmiştir. Bu değişikliklerin yürürlük tarihi 01.07.2026 olarak belirtilmiştir.
Aynı genel şart değişikliği kapsamında sağlık giderleri, sakatlanma teminatı ve destekten yoksun kalma teminatı da ayrı başlıklar hâlinde düzenlenmiştir. Trafik kazası nedeniyle mağdurun geçici iş göremezliği ve sürekli sakatlığı sakatlanma teminatı kapsamında; üçüncü kişinin ölümü hâlinde destek zararları ise destekten yoksun kalma teminatı kapsamında ele alınmaktadır.
Ancak manevi tazminat yönünden ayrıca dikkatli olunmalıdır. Karayolları Trafik Kanunu m.92’de manevi tazminata ilişkin taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle manevi tazminat talepleri çoğu zaman sürücüye, işletene, araç malikine veya varsa ihtiyari mali mesuliyet sigortasına yöneltilir.
Başvuru Hangi Sigorta Şirketine Yapılır?
Trafik kazasında zarar gören kişinin başvuracağı sigorta şirketi, kural olarak kazaya sebebiyet veren kusurlu aracın zorunlu trafik sigortasını düzenleyen şirkettir. Kazaya birden fazla araç karışmışsa, her aracın kusur durumu ve sigorta poliçesi ayrı ayrı incelenmelidir. Zincirleme kazalarda, ticari araç kazalarında, servis aracı veya şirket aracı kazalarında sorumluların doğru belirlenmesi daha da önemlidir.
Araç değer kaybı veya araç hasar bedeli talebinde, zarar gören araç sahibi karşı tarafın trafik sigortasına başvurur. Kendi kaskosundan ödeme alınmış olsa bile, değer kaybı ve diğer zararlar bakımından kusurlu tarafın sigortasına veya sorumlulara yönelmek gerekebilir.
Yaralanmalı trafik kazalarında başvuru, mağdurun uğradığı bedensel zararlar için kusurlu aracın trafik sigortasına yapılır. Eğer kazaya neden olan aracın sigortası yoksa, araç tespit edilemiyorsa veya sigorta şirketi iflas etmişse Güvence Hesabı ihtimali ayrıca değerlendirilmelidir. Bu tür durumlarda başvuru usulü ve istenecek belgeler farklılaşabilir.
Ölümlü trafik kazalarında ise destekten yoksun kalan eş, çocuk, anne, baba veya destek ilişkisini ispatlayabilen diğer kişiler, kusurlu aracın trafik sigortasına başvurabilir. Burada başvuru sahiplerinin yalnızca mirasçı olması yeterli değildir; destek ilişkisi ve zarar kalemi doğru şekilde ortaya konulmalıdır.
Sigorta Şirketine Başvuru Nasıl Yapılır?
Sigorta şirketine başvuru yazılı yapılmalıdır. Başvuru; sigorta şirketinin genel müdürlüğüne, ilgili hasar birimine, bölge müdürlüğüne, acentesine veya şirketin kabul ettiği elektronik başvuru kanallarına yapılabilir. Başvurunun ispatlanabilir olması çok önemlidir. Bu nedenle başvuru iadeli taahhütlü posta, noter kanalı, KEP, sigorta şirketinin kayıtlı online sistemi veya teslim alındığını gösteren yazılı yöntemlerle yapılmalıdır.
Başvuru dilekçesinde mutlaka şu bilgiler yer almalıdır: kaza tarihi, kaza yeri, taraf araç plakaları, poliçe numarası biliniyorsa poliçe bilgisi, başvuru sahibinin kimlik ve iletişim bilgileri, zarar türü, talep edilen tazminat kalemleri, banka hesap bilgisi ve başvuruya eklenen belgeler.
Başvuruda yalnızca “tazminat talep ediyoruz” denilmesi yeterli değildir. Talep kalemleri açıkça yazılmalıdır. Örneğin “araç değer kaybı”, “hasar bedeli”, “geçici iş göremezlik”, “sürekli iş göremezlik”, “bakıcı gideri”, “destekten yoksun kalma tazminatı” gibi talepler ayrı ayrı belirtilmelidir.
Başvuru dilekçesinin sonunda, sigorta şirketinden yasal süre içinde ödeme yapılması, eksik belge bulunduğu düşünülüyorsa bunun yazılı olarak bildirilmesi ve ödeme yapılmaması hâlinde dava/tahkim yoluna gidileceği belirtilmelidir.
Başvuru İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?
Gerekli belgeler kazanın türüne göre değişir. Maddi hasarlı trafik kazalarında genellikle kaza tespit tutanağı, trafik polis veya jandarma tutanağı, ruhsat, sürücü belgesi, sigorta poliçesi, hasar fotoğrafları, ekspertiz raporu, onarım faturası, servis kayıtları, Tramer kayıtları ve araç sahibinin banka bilgileri gerekir.
Araç değer kaybı talebinde aracın kaza öncesi ve kaza sonrası durumunu gösteren belgeler önemlidir. Ekspertiz raporu, hasar dosyası, değişen ve boyanan parçaları gösteren servis belgeleri, aracın kilometresi, önceki hasar geçmişi ve piyasa değerini gösteren belgeler dosyayı güçlendirir.
Yaralanmalı trafik kazalarında kaza tespit tutanağına ek olarak hastane kayıtları, epikriz raporları, ameliyat belgeleri, fizik tedavi evrakları, adli raporlar, maluliyet raporu, SGK kayıtları, maaş bordrosu, banka hesap hareketleri, gelir belgeleri ve varsa ceza dosyası evrakları başvuruya eklenmelidir.
Ölümlü trafik kazalarında ölüm belgesi, defin ruhsatı, veraset ilamı, vukuatlı nüfus kayıt örneği, destek ilişkisini gösteren belgeler, ölen kişinin gelir belgeleri, SGK hizmet dökümü, maaş bordrosu, banka kayıtları, cenaze giderlerine ilişkin belgeler ve ceza dosyası evrakları önem taşır.
Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru aşamasında da başvuru formu, kimlik belgesi, başvuru ücretine ilişkin belge, sigorta şirketinin olumsuz cevabı veya cevap verilmediğini gösteren belge ve iddiayı ispatlayan diğer belgeler gerekmektedir. Komisyon, elektronik başvurularda başvuru formunun sistem üzerinden oluşturulduğunu; fiziki başvurularda ise ıslak imzalı formun sunulması gerektiğini belirtmektedir.
Eksik Belge İstenirse Ne Yapılmalıdır?
Sigorta şirketleri başvuru sonrasında çoğu zaman eksik belge talep eder. Eksik belge talebi haklı olabilir; ancak bazı dosyalarda süreç uzatılmak için gereksiz veya zaten sigorta şirketinin temin edebileceği belgeler de istenebilir. Bu nedenle eksik belge talebi dikkatle incelenmelidir.
Gerçekten başvuru için gerekli olan belgeler eksikse tamamlanmalıdır. Ancak sigorta şirketi, mağdurun elde etmesi mümkün olmayan veya talep için zorunlu olmayan belgeler istiyorsa buna yazılı cevap verilmelidir. Örneğin maluliyet raporu henüz alınamayacak durumdaysa, tedavi sürecinin devam ettiği belirtilerek mevcut sağlık belgeleriyle başvuru yapılabilir. Ölüm dosyalarında destek ilişkisi, yalnızca veraset ilamıyla değil nüfus kayıtları, gelir belgeleri ve sosyal-ekonomik durumla birlikte ortaya konulmalıdır.
Başvuru sürecinde yapılan her yazışma saklanmalıdır. Çünkü daha sonra Sigorta Tahkim Komisyonu’na veya mahkemeye gidildiğinde, sigorta şirketine başvurulduğu, hangi belgelerin sunulduğu ve sigortanın nasıl cevap verdiği ispatlanmalıdır.
Sigorta Şirketi 15 Gün İçinde Cevap Vermezse Ne Olur?
Sigorta şirketi, başvuruya 15 gün içinde cevap vermezse veya verdiği cevap talebi karşılamazsa zarar gören kişi artık Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir veya dava açabilir. Sigorta Tahkim Komisyonu’nun sık sorulan sorular bölümünde de Komisyona başvurmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılması gerektiği; trafik sigortasında 15 gün içinde cevap verilmemesi veya talebin karşılanmaması hâlinde Komisyona başvuru yapılabileceği açıklanmaktadır.
Bu noktada sigorta şirketinin açık ret cevabı vermesi şart değildir. Kısmi ödeme yapması, çok düşük ödeme teklif etmesi, talep kalemlerinden bazılarını reddetmesi veya 15 gün içinde hiç cevap vermemesi de uyuşmazlığın doğması için yeterli olabilir.
Ancak başvurunun usulüne uygun yapılmış olması gerekir. Başvuru hiç yapılmamışsa veya hangi talebin ileri sürüldüğü belli değilse, dava veya tahkim aşamasında usul itirazlarıyla karşılaşılabilir. Bu nedenle başvuru dilekçesinin açık, belgeli ve ispatlanabilir olması gerekir.
Sigorta Şirketi Eksik Ödeme Yaparsa Ne Yapılır?
Trafik kazası dosyalarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri sigorta şirketinin eksik ödeme yapmasıdır. Eksik ödeme; hatalı kusur oranı, düşük gelir kabulü, yanlış maluliyet oranı, değer kaybının düşük hesaplanması, poliçe limitinin yanlış uygulanması veya bazı zarar kalemlerinin hiç dikkate alınmaması nedeniyle ortaya çıkabilir.
Sigorta şirketinin yaptığı ödeme her zaman gerçek zararı göstermez. Özellikle yaralanmalı trafik kazalarında mağdurun kalıcı sakatlığı tam belirlenmeden, gelir araştırması yapılmadan veya aktüeryal hesaplama denetlenmeden ödeme kabul edilmesi ciddi hak kaybına neden olabilir. Aynı şekilde araç değer kaybında sigorta şirketinin teklif ettiği miktar, aracın gerçek piyasa kaybının altında kalabilir.
Eksik ödeme yapılması hâlinde bakiye tazminat talep edilebilir. Ancak ödeme alınırken imzalanan belgeler çok önemlidir. “Tüm haklarımı aldım”, “başkaca talebim yoktur”, “sulh ve ibra ederim” gibi ifadeler içeren belgeler ileride sorun yaratabilir. Karayolları Trafik Kanunu m.111’e göre hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir; ayrıca tazminat miktarlarına ilişkin açıkça yetersiz veya fahiş anlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilir.
Bu nedenle sigorta ödemesi alınmadan önce ödeme kalemleri, kusur oranı, hesaplama yöntemi, poliçe limiti ve ibra metni mutlaka incelenmelidir.
Sigorta Tahkim Komisyonu mu, Dava mı?
Sigorta şirketine başvuru sonuçsuz kaldığında mağdurun önünde iki temel yol vardır: Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru veya mahkemede dava açma. Hangi yolun seçileceği dosyanın türüne göre değişir.
Sigorta Tahkim Komisyonu, özellikle sigorta şirketine yöneltilecek taleplerde hızlı bir yol olabilir. Araç değer kaybı, hasar bedeli, sürekli iş göremezlik, destekten yoksun kalma tazminatı gibi sigorta kapsamında kalan maddi zarar taleplerinde tahkim yolu sıkça tercih edilir. Ancak Komisyon başvurusu yapılabilmesi için uyuşmazlığın daha önce mahkemeye, tüketici hakem heyetine veya başka bir tahkim yoluna taşınmamış olması gerekir.
Mahkeme davası ise özellikle birden fazla davalının bulunduğu dosyalarda önemlidir. Sürücü, araç sahibi, işleten, şirket, işveren, ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı ve manevi tazminat talepleri birlikte değerlendirilecekse mahkeme davası daha uygun olabilir.
Tahkim hızlıdır; ancak her dosyada en doğru yol olmayabilir. Mahkeme daha uzun sürebilir; ancak daha kapsamlı delil toplama, birden fazla davalıya yönelme ve manevi tazminat taleplerini birlikte ileri sürme imkânı sağlayabilir. Bu nedenle karar verirken yalnızca süreye değil, dosyanın kapsamına ve hedeflenen tazminat kalemlerine bakılmalıdır.
Arabuluculuk Gerekli midir?
Sigorta şirketine karşı açılacak bazı tazminat davalarında ticari dava niteliği ve para alacağı bulunması nedeniyle dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir. Bu nedenle sigorta şirketine başvuru yapıldıktan sonra doğrudan dava açmadan önce arabuluculuk şartının bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Burada sıralama önemlidir. Önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmalı, sigorta şirketinin cevabı veya cevapsızlığı ile uyuşmazlık doğmalı, ardından dava açılacaksa arabuluculuk şartı değerlendirilmelidir. Sigorta Tahkim Komisyonu yolu tercih edilecekse arabuluculuk yerine tahkim prosedürü uygulanır.
Özellikle sigorta şirketi yanında sürücü ve işletene karşı da dava açılacaksa, görevli mahkeme, zorunlu arabuluculuk ve dava stratejisi birlikte planlanmalıdır. Yanlış usul sıralaması, haklı bir tazminat talebinin usulden reddedilmesine veya sürecin gereksiz uzamasına neden olabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Trafik kazası tazminat davalarında görevli mahkeme, davalıların sıfatına ve uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Sigorta şirketine karşı açılan davalarda çoğu zaman Asliye Ticaret Mahkemesi gündeme gelir. Sürücü veya işletene karşı açılacak haksız fiil temelli davalarda ise Asliye Hukuk Mahkemesi değerlendirilir. Davalıların birlikte gösterildiği dosyalarda görev meselesi ayrıca incelenmelidir.
Yetki bakımından Karayolları Trafik Kanunu m.110 önemlidir. Bu maddeye göre motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir.
Uygulamada zarar görenin yerleşim yeri, kazanın meydana geldiği yer, sigorta şirketinin merkez veya şubesinin bulunduğu yer ve davalıların yerleşim yerleri stratejik olarak değerlendirilir. Doğru mahkemede dava açmak, yargılamanın daha hızlı ve etkili yürütülmesi açısından önemlidir.
Zamanaşımı Süresi
Trafik kazalarından doğan maddi tazminat taleplerinde zamanaşımı süresi, Karayolları Trafik Kanunu m.109’da düzenlenmiştir. Buna göre motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Eğer olay cezayı gerektiren bir fiilden doğuyor ve ceza kanunu daha uzun zamanaşımı süresi öngörüyorsa, bu süre maddi tazminat talepleri için de uygulanır.
Yaralanmalı ve ölümlü trafik kazalarında ceza zamanaşımı süreleri gündeme gelebileceğinden, zamanaşımı hesabı her dosyada ayrıca yapılmalıdır. Maddi hasarlı trafik kazalarında ise genellikle genel iki ve on yıllık süreler dikkate alınır. Ancak sigorta başvurusu, tahkim, dava, arabuluculuk, ödeme ve ibra gibi işlemlerin zamanaşımı üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Hak kaybı yaşamamak için trafik kazası sonrası deliller mümkün olan en kısa sürede toplanmalı, sigorta şirketine başvuru geciktirilmemeli ve dava/tahkim stratejisi zamanaşımı süresi dolmadan belirlenmelidir.
Trafik Kazası Tazminat Sürecinde Sık Yapılan Hatalar
Trafik kazası mağdurlarının en sık yaptığı hata, sigorta şirketine eksik belgeyle başvurmaktır. Eksik belge, sigorta şirketine süreci uzatma imkânı verir. Başvuruda hangi tazminat kalemlerinin talep edildiği açıkça yazılmalıdır.
İkinci hata, sigorta şirketinin ilk teklifini gerçek zarar sanmaktır. Sigorta şirketinin ödeme teklifi her zaman mağdurun tam zararını karşılamaz. Özellikle kalıcı maluliyet, destekten yoksun kalma ve araç değer kaybı dosyalarında bağımsız hesaplama yapılmalıdır.
Üçüncü hata, kaza tespit tutanağındaki kusur oranını kesin kabul etmektir. Kusur oranı bilirkişi incelemesi, kamera kaydı, tanık beyanı ve ceza dosyası kapsamına göre değişebilir.
Dördüncü hata, manevi tazminatın trafik sigortasından talep edilebileceğini düşünmektir. Manevi tazminat çoğu durumda sigorta dışı sorumlulara yöneltilmelidir.
Beşinci hata, araç mahrumiyet zararı ile araç değer kaybını karıştırmaktır. Değer kaybı, aracın ikinci el piyasa değerindeki düşüştür. Araç mahrumiyet zararı ise aracın kullanılamadığı süreye ilişkin zarardır ve her zaman trafik sigortası kapsamında değerlendirilmeyebilir.
Altıncı hata, ibra veya sulh belgesini okumadan imzalamaktır. Eksik ödeme karşılığında imzalanan geniş kapsamlı ibranameler ileride bakiye tazminat talebini zorlaştırabilir.
Sonuç
Trafik kazası sonrası tazminat sürecinde sigorta şirketine başvuru, yalnızca şekli bir işlem değildir. Doğru hazırlanmış bir başvuru, tazminat sürecinin temelini oluşturur. Başvuruda kazanın oluş şekli, kusur durumu, zarar kalemleri, belgeler ve talep edilen miktar açıkça ortaya konulmalıdır.
Sigorta şirketi 15 gün içinde cevap vermezse veya verdiği cevap talebi karşılamazsa, zarar gören kişi Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir veya dava açabilir. Ancak tahkim mi dava mı tercih edileceği; dosyanın niteliğine, davalı sayısına, talep edilen tazminat kalemlerine, manevi tazminat ihtimaline, poliçe limitine ve delil durumuna göre belirlenmelidir.
Trafik kazası mağdurları açısından en güvenli yol, sigorta şirketinin ilk teklifine göre değil, gerçek zarar hesabına göre hareket etmektir. Araç değer kaybı, hasar bedeli, geçici ve sürekli iş göremezlik, destekten yoksun kalma, bakıcı gideri, tedaviyle bağlantılı giderler ve manevi tazminat ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak trafik kazası tazminat sürecinde hak kaybı yaşamamak için deliller korunmalı, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmalı, eksik ödeme ve ibra riskleri dikkatle incelenmeli, tahkim veya dava yolu stratejik şekilde seçilmelidir. Doğru başvuru ve doğru hukuki yol, mağdurun gerçek zararına ulaşabilmesi bakımından belirleyici öneme sahiptir.