Single Blog Title

This is a single blog caption

Ticaret Mahkemelerinde Uygulanan Yargılama Usulleri: Yazılı Usul, Basit Usul ve Özel Usuller

Ticaret Mahkemelerinde Uygulanan Yargılama Usulleri: Yazılı Usul, Basit Usul ve Özel Usuller

1) Ticaret Mahkemelerinde “Hangi Usul” Uygulanır?

Asliye Ticaret Mahkemeleri, ticari nitelikli uyuşmazlıklarda görevli ilk derece mahkemesidir. Ticari davaların delilleri, sunulması ve yargılamanın omurgası bakımından temel çerçeve 6100 sayılı HMK’dır; ancak ticari davalar yönünden 6102 sayılı TTK, bazı kritik “hızlandırıcı” kurallar getirir.

1.1. Kural: Ticari davalar HMK’ya tabidir

TTK, ticari davalarda deliller ve delillerin sunulması bakımından HMK sistemine açıkça atıf yapar. Özellikle ticari davaların önemli bir bölümünde yargılama, yazılı yargılama usulü mantığıyla ilerler.

1.2. İstisna: Ticari davalarda basit usul – parasal sınır sistemi

TTK, ticari davalarda miktar veya değeri belirli bir sınırı geçmeyen uyuşmazlıklarda basit yargılama usulü uygulanacağını düzenler. Kanun metninde bu eşik “bir milyon TL” olarak yer alır ve ayrıca bu parasal sınırın her yıl HMK’daki artırım mekanizmasına göre güncelleneceği belirtilir.

Uygulama notu: Bu parasal sınır, sabit kalmaz; HMK Ek Madde 1’deki “yeniden değerleme oranına göre artırım” sistemiyle her takvim yılı başında güncellenir.
Bu nedenle “bu yıl sınır kaç TL?” sorusu somut yıl itibarıyla ayrıca kontrol edilmelidir.

1.3. Paradan bağımsız basit usul alanı: geçici hukuki korumalar ve bazı özel işler

Basit usul yalnızca “parasal sınırın altında kalan davalar” için değil; ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti gibi geçici hukuki korumalar ile konkordato gibi bazı özel yargısal süreçlerde de devreye girer. HMK 316 bu alanları açıkça sayar.

2) Yazılı Yargılama Usulü: Ticari Davaların “Ana Rotası”

Yazılı yargılama usulü, HMK sisteminde “genel usul”dür. Ticaret mahkemelerinde de çoğu uyuşmazlıkta temel akış budur. Yazılı usul; iddia–savunma çerçevesinin netleştiği, delillerin planlı toplandığı ve aşamaların daha ayrıntılı yürüdüğü bir düzen kurar.

2.1. Yazılı usulde aşamalar (pratik okuma)

Yazılı yargılama usulü ticari davalar bakımından şu şekildedir:

  1. Dava dilekçesi (iddialar + delil stratejisi): Ticari uyuşmazlıklarda “olayın anlatımı” kadar belge mimarisi kritik olur (sözleşme, fatura, irsaliye, cari hesap ekstresi, e-posta/mesaj kayıtları, teslim tutanakları, banka hareketleri, ticari defterler vb.).

  2. Cevap dilekçesi (savunma + def’iler + deliller): İlk savunmada zamanaşımı, yetki/görev, tahkim itirazı, dava şartı itirazı (özellikle arabuluculuk) gibi itirazların zamanında ve doğru kurulması gerekir.

  3. Cevaba cevap – ikinci cevap (dilekçeler teatisi tamamlanır): Yazılı usulün “derinleşme” avantajı burada ortaya çıkar; taraflar tezlerini olgunlaştırır, uyuşmazlık başlıkları keskinleşir.

  4. Ön inceleme: Mahkeme, çekişmeli noktaları belirler; sulh ihtimalini yoklar; delillerin toplanması için çerçeveyi netleştirir.

  5. Tahkikat: Bilirkişi, tanık, keşif, ticari defter incelemesi gibi deliller bu aşamada somutlaşır. Ticari davalarda bilirkişilik, özellikle hesap/tespit ve teknik uyuşmazlıklarda belirleyicidir.

  6. Sözlü yargılama ve hüküm: Dosya olgunlaştığında son sözler alınır ve karar verilir.

2.2. Yazılı usul neden ticari davalarda “güçlü”dür?

  • Belge yoğun uyuşmazlıklara uygundur: Ticari hayat yazılı iz bırakır. Yazılı usul, bu belge düzenini daha sistematik tartışmaya elverişlidir.

  • Uzman raporlarıyla uyumludur: Cari hesap, edim karşılaştırması, ayıp–ihbar–muayene süresi, teslim–kabul süreçleri gibi alanlarda bilirkişi raporu sıklıkla dosyanın omurgasına dönüşür.

  • Dilekçelerle dosya kurgusu kurulabilir: Yazılı usul, özellikle ticari şirket vekilliğinde “dosyayı yönetmeye” imkân tanır.

2.3. Dezavantajı: süre ve maliyet

Yazılı usul, daha fazla aşama ve dilekçe demek olduğundan; yargılamayı uzatabilir, masraf kalemlerini (bilirkişi/tebligat/keşif) artırabilir. Bu nedenle ticari uyuşmazlıkta “hız” hedefleniyorsa basit usul ve özel mekanizmalar ayrıca değerlendirilmelidir.

3) Basit Yargılama Usulü: Hızın Ön Plana Çıktığı Düzen

Basit usul, daha sade bir dilekçe trafiği ve daha yoğunlaştırılmış bir yargılama tekniği sunar. HMK 316, hangi dava ve işlerin basit usule tabi olacağını sayar; ihtiyati tedbir/haciz/delil tespiti gibi geçici korumalar, deniz raporları–dispeççi ataması ve konkordato gibi alanlar burada özellikle dikkat çeker.

3.1. Ticari davalarda basit usul ne zaman uygulanır?

İki ana kanal vardır:

  1. TTK kaynaklı parasal sınır: Miktar/değer belirli eşik altında ise basit usul uygulanır. (Kanun metninde eşik “1.000.000 TL” olarak yer alır; yıllara göre artırılır.)

  2. HMK 316’da sayılan işler: Parasal sınıra bakılmaksızın, geçici korumalar ve konkordato gibi süreçler basit usule tabidir.

3.2. Basit usulün “oyun kuralı”: delili baştan koy, tezini daralt

Basit usulde temel fark, yargılamanın hız adına daha “sıkı” yönetilmesidir. Uygulamada şu sonuçları doğurur:

  • Dilekçe sayısı azalır: İddia–savunma daha erken sabitlenir.

  • Duruşmalar daha az sayıda planlanır: Ön inceleme ve tahkikat daha yoğun yürütülebilir.

  • Delil stratejisinde hata payı düşer: Sonradan delil sunma/iddia genişletme alanı daralır.

Bu yüzden basit usulde başarı, çoğu zaman “haklı olmaktan” önce “dosyayı doğru kurmaya” bağlıdır: Sözleşme–fatura–teslim–ödeme zincirini en baştan düzgün kurmayan taraf, haklıyken bile ispat sorunuyla karşılaşabilir.

4) Ticaret Mahkemelerinde Özel Usuller: “Klasik Dava” Dışındaki Hızlı Mekanizmalar

Kullanım sıklığı bakımından ticaret mahkemesi pratiğinde “özel usuller” denince akla gelen başlıca alanlar şunlardır:

4.1. Geçici hukuki korumalar: ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti

Ticari alacaklarda en kritik risk şudur: Siz dava açana kadar borçlu mal kaçırabilir, hesap boşaltabilir, stok devredebilir, kayıtlar “kaybolabilir”. Bu nedenle ticaret mahkemesi pratiğinde geçici hukuki koruma talepleri stratejik bir araçtır.

HMK 316, ihtiyati tedbir–ihtiyati haciz–delil tespiti taleplerinin basit usule tabi olduğunu açıkça sayar.
Bu, mahkemeden daha hızlı karar alabilme ihtimalini artırır.

Pratik örnekler:

  • Büyük montanlı cari hesap uyuşmazlığında, alacağın teminat altına alınması için ihtiyati haciz.

  • Üretim/imalat ayıbında, ürünün mevcut haliyle tespiti için delil tespiti (keşif + bilirkişi).

  • Haksız rekabet/marka benzeri ihlallerde, fiilin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir.

4.2. Konkordato ve yeniden yapılandırma süreçleri

Konkordato, ticari hayatın “kriz yönetimi” prosedürüdür ve ticaret mahkemesi pratiğinde başlı başına uzmanlık alanıdır.

  • HMK 316, konkordato süreçlerini basit usul alanında sayar.

  • Konkordatoda geçici mühletin kural olarak 3 ay olduğu ve toplamda 5 aya kadar uzatılabileceği düzenlenir.

Bu süreçte mahkeme, borçlunun malvarlığını ve işletmenin devamını korumaya yönelik kararlar alabilir; komiser atanması, ilan/duyuru ve alacaklıların konumlanması gibi adımlar özel bir takvime bağlanır. (Konkordato, “tek bir duruşmada biten” bir iş değildir; takvim disiplinine dayalı özel bir yargılamadır.)

4.3. Deniz ticareti kaynaklı özel talepler: deniz raporu ve dispeççi atanması

Türkiye’de deniz ticareti uyuşmazlıkları, ticaret mahkemelerinde sıkça görülebilir. HMK 316, deniz raporlarının alınması ve dispeççi atanması taleplerini de basit usul alanında sayar.
Bu da, deniz ticareti uyuşmazlıklarında tespit ve hesaplamaların gecikmeden yapılabilmesi açısından önemlidir.

4.4. Ticari davalarda dava şartı olarak arabuluculuk (TTK 5/A)

“Ticaret mahkemesinde usul” denince artık dava öncesi aşamayı konuşmadan bitirmek mümkün değil. TTK 5/A, ticari uyuşmazlıkların belirli türlerinde arabulucuya başvurmayı dava şartı haline getirir.

Üstelik madde metni, 2023 değişikliğiyle kapsamı genişletir; para alacağı/tazminat yanında bazı dava türlerini de açıkça kapsar.

Sonuç: Dava şartı arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlıkta arabuluculuğa gidilmeden dava açılırsa, yargılama usulden “dava şartı yokluğu” nedeniyle sorun yaşar. Bu, haklı bir alacağı sırf prosedür hatasıyla geciktirebilecek kadar kritik bir noktadır.

Sık Sorulan Sorular

1) Ticaret mahkemesinde her dava yazılı usulde mi görülür?

Hayır. Genel eğilim yazılı usuldür; ancak TTK’daki parasal sınır altındaki ticari davalarda basit usul uygulanır. Ayrıca geçici hukuki korumalar ve konkordato gibi bazı işler basit usule tabidir.

2) Basit usulde “daha az dilekçe” ne demek?

Uygulamada iddia–savunma çerçevesi daha hızlı sabitlenir; delilleri ve vakıaları baştan doğru kurmak daha kritik hale gelir.

3) Parasal sınır her yıl değişir mi?

Evet; kanun, parasal sınırın HMK’daki artırım sistemine göre güncelleneceğini belirtir.

4) İhtiyati haciz/tedbir talepleri hangi usule göre incelenir?

Basit usul kapsamındadır; bu talepler ticaret mahkemesi pratiğinde hız açısından önemlidir.

5) Konkordatoda geçici mühlet ne kadar?

Kural olarak 3 ay olup, toplamda 5 aya kadar uzatılabilir.

6) Ticari davada arabuluculuk her zaman zorunlu mu?

Hayır; ancak TTK 5/A kapsamına giren uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvuru dava şartıdır. Kapsam 2023 değişikliğiyle genişlemiştir.

7) Arabuluculuğa gidilmeden dava açılırsa ne olur?

Dava şartı kapsamındaysa, usulden sorun doğar ve süreç uzar; bu nedenle baştan doğru sınıflandırma yapılmalıdır.

8) Deniz ticareti uyuşmazlıklarında hızlı tespit mümkün mü?

Deniz raporu ve dispeççi atanması gibi talepler basit usule tabi işler arasında sayılır.


Ticaret mahkemelerinde “sonuca giden yol”, çoğu zaman maddi hukuktan önce usul hukukuyla çizilir. Yazılı usul; kapsamlı, delil yoğun dosyalarda güçlü bir iskelet sunar. Basit usul; parasal sınır altındaki ticari davalarda ve HMK 316’da sayılan özel işlerde hız avantajı sağlar. Özel usuller ise (geçici korumalar, konkordato, dava şartı arabuluculuk gibi) doğru kullanıldığında ticari riskleri yönetmenin anahtarıdır.

Leave a Reply

Call Now Button