Single Blog Title

This is a single blog caption

Tedavi Türkiye’de, Sorumluluk Sınırların Ötesinde: Sağlık Turizmi Hukuku, Hasta Hakları ve Dava Yolları

Tedavi Türkiye’de, Sorumluluk Sınırların Ötesinde: Sağlık Turizmi Hukuku, Hasta Hakları ve Dava Yolları

Türkiye’de sağlık turizmi; yabancı hastanın tedavi için ülkeye gelmesinden ibaret değildir. Hastanın yurt dışında yapılan reklamla Türkiye’ye yönlendirilmesi, hekim ve hastane seçimi, ön değerlendirme, fiyat teklifi, ulaşım, konaklama, tercümanlık, tıbbi müdahale, taburculuk ve tedavi sonrası takip hizmetlerinin tamamı hukuki ilişkinin bir parçasını oluşturabilir.

Bu nedenle sağlık turizmi hukuku yalnızca sağlık hukukunun değil; tüketici hukuku, milletlerarası özel hukuk, sigorta hukuku, turizm hukuku, kişisel verilerin korunması hukuku, idare hukuku ve ceza hukukunun kesiştiği çok katmanlı bir alandır.

Özellikle estetik cerrahi, saç ekimi, diş tedavisi, obezite cerrahisi ve göz operasyonları gibi planlı müdahalelerde hastaya vaat edilen sonuç ile ortaya çıkan tıbbi sonuç arasındaki farklılık; hastane, hekim ve aracı kuruluş bakımından ciddi hukuki uyuşmazlıklara dönüşebilmektedir.

Sağlık turizmi hukuku nedir?

Sağlık turizmi hukuku; sağlık hizmeti almak amacıyla başka bir ülkeye giden kişiye sunulan tıbbi ve bağlantılı hizmetlerin tabi olduğu kuralları inceleyen hukuk alanıdır.

Bu kapsamda;

  • Hastanın Türkiye’ye yönlendirilmesi,
  • Sağlık tesisinin ve hekimin seçilmesi,
  • Tıbbi ön değerlendirme yapılması,
  • Tedavi planı ve fiyat teklifi hazırlanması,
  • Hastanın bilgilendirilmesi ve onamının alınması,
  • Tedavi veya ameliyatın gerçekleştirilmesi,
  • Konaklama, ulaşım ve tercümanlık hizmetlerinin sağlanması,
  • Tıbbi kayıtların tutulması,
  • Sağlık verilerinin yurt dışına aktarılması,
  • Komplikasyonların yönetilmesi,
  • Tedavi sonrası kontrol ve revizyon süreçleri,
  • Zarar doğması hâlinde uygulanacak hukuk ve görevli mahkeme,

sağlık turizmi hukukunun inceleme alanına girer.

Sağlık turizmi hukuku tek bir kanunda düzenlenmemiştir. Başta 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu olmak üzere sağlık kuruluşlarının tabi olduğu özel mevzuat, Hasta Hakları Yönetmeliği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Türk Borçlar Kanunu, 5718 sayılı MÖHUK, 6698 sayılı KVKK ve ilgili sigorta, reklam ve turizm düzenlemeleri birlikte uygulanır. Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, kamu ve özel bütün sağlık kurumları ile gerçek ve tüzel kişileri kapsamakta; sağlık kuruluşlarının düzenlenmesi ve denetlenmesi konusunda Sağlık Bakanlığına yetki vermektedir.

Türkiye’de Sağlık Turizminin Güncel Hukuki Çerçevesi

Türkiye’de uluslararası sağlık turizminin temel düzenlemesi, 26 Nisan 2025 tarihli ve 32882 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmeliktir.

Bu Yönetmelik, 2017 tarihli önceki düzenlemeyi yürürlükten kaldırmış; sağlık tesislerinin ve aracı kuruluşların yetkilendirilmesi, hizmet standartları, komplikasyon sigortası, kayıt yükümlülüğü, performans değerlendirmesi ve denetim süreçleri bakımından yeni esaslar getirmiştir. Yönetmelik; sağlık hizmeti almak için Türkiye’ye gelenlerle Türkiye’de turist olarak bulunduğu sırada sağlık hizmeti ihtiyacı ortaya çıkan kişileri ve bunlara hizmet veren kamu, üniversite ve özel sağlık kuruluşları ile aracı kuruluşları kapsamaktadır.

Güncel sistemde sağlık turizmi faaliyeti yürütecek sağlık tesisinin Sağlık Bakanlığından, aracı kuruluşun ise USHAŞ’tan yetki belgesi alması gerekir. Aracı kuruluş yetkilendirme işlemlerinin USHAŞ tarafından yürütüldüğü, USHAŞ’ın güncel yetkilendirme sayfasında da belirtilmektedir.

Sağlık Bakanlığı ayrıca yetkilendirilmiş hastane, tıp merkezi, muayenehane, diğer sağlık tesisi ve aracı kuruluşların güncel listelerini yayımlamaktadır. Bu listeler 28 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla güncellenmiştir.

Uluslararası sağlık turizmi ile turistin sağlığı aynı mıdır?

Hayır. Bu iki kavram birbirinden ayrılmalıdır.

Uluslararası sağlık turizmi

Kişinin sağlık hizmeti almak amacıyla yurt dışından Türkiye’ye gelmesidir.

Örneğin;

  • İngiltere’den saç ekimi için Türkiye’ye gelinmesi,
  • Almanya’da yaşayan kişinin Türkiye’de diş implantı yaptırması,
  • Yabancı hastanın obezite cerrahisi için İstanbul’daki hastaneyle anlaşması,
  • Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşının Türkiye’de planlı ameliyat olması,

uluslararası sağlık turizmi kapsamında değerlendirilebilir.

Turistin sağlığı

Kişinin sağlık hizmeti almak amacıyla değil; tatil, iş, eğitim veya başka bir sebeple Türkiye’de bulunduğu sırada ani hastalanması ya da acil tedavi ihtiyacının ortaya çıkmasıdır.

Örneğin Türkiye’de tatil yapan yabancının trafik kazası geçirmesi, kalp krizi yaşaması veya akut enfeksiyon nedeniyle hastaneye başvurması turistin sağlığı kapsamında değerlendirilir.

Bu ayrım; ücretlendirme, sigorta, önceden yapılan sözleşmeler, aracılık hizmetleri ve hukuki sorumluluğun belirlenmesi bakımından önemlidir.

Sağlık Turizminin Kullanım Alanları Nelerdir?

Sağlık turizmi çok geniş bir hizmet alanına sahiptir. Her hizmet türünde tıbbi standart, bilgilendirme kapsamı ve doğabilecek zarar farklıdır.

Estetik ve plastik cerrahi

Burun estetiği, yüz germe, meme cerrahisi, liposuction, karın germe ve benzeri müdahaleler sağlık turizmi uyuşmazlıklarının yoğunlaştığı alanlardandır.

Estetik işlemlerde hastanın yalnızca müdahalenin tıbbi riskleri hakkında değil, sonucun kişiden kişiye değişebileceği ve gösterilen örnek fotoğraflarla birebir aynı sonucun garanti edilemeyeceği konusunda da açık biçimde bilgilendirilmesi gerekir.

Buna karşılık klinik veya hekim reklamlarında kesin sonuç vaat edilmiş, hastaya özel garanti verilmiş veya dijital görsellerle gerçekçi olmayan bir sonuç algısı oluşturulmuşsa sözleşmesel sorumluluk ve yanıltıcı reklam iddiaları gündeme gelebilir.

Saç ekimi ve medikal estetik

Saç ekimi işlemlerinde uygulamanın yetkili sağlık tesisi ve yetkili sağlık personeli tarafından gerçekleştirilmesi gerekir.

Saç köklerinin yanlış alınması, nekroz oluşması, kalıcı iz, enfeksiyon, doğal olmayan saç çizgisi veya işlemin yetkisiz kişilerce yapılması tazminat ve ceza sorumluluğuna neden olabilir.

Saç ekimi paketlerinde otel, transfer ve tercümanlık hizmetlerinin bulunması, uyuşmazlığın yalnızca tıbbi müdahaleden değil paket hizmetin tamamından kaynaklanmasına yol açabilir.

Ağız ve diş sağlığı

İmplant, protez, kaplama, ortodonti ve estetik diş hekimliği sağlık turizminin önemli alanlarındandır.

Yanlış implant uygulaması, gereksiz diş kesimi, sinir hasarı, protezin uyumsuzluğu, kullanılan malzemenin vaat edilenden farklı olması ve takip tedavisinin yapılmaması sık karşılaşılan uyuşmazlıklardır.

Tedavinin aylar süren aşamalara bölünmesi hâlinde hastanın ülkesine döndükten sonra ortaya çıkan sorunların nasıl takip edileceği sözleşmede açıkça düzenlenmelidir.

Obezite ve metabolik cerrahi

Tüp mide, gastrik bypass ve benzeri ameliyatlar önemli riskler taşıdığından hasta seçimi, ameliyat öncesi tetkikler, anestezi değerlendirmesi, ameliyat sonrası takip ve komplikasyon yönetimi özel önem taşır.

Hastanın ameliyattan çok kısa süre sonra uçağa bindirilmesi, gerekli kontroller yapılmadan taburcu edilmesi veya kanama ve kaçak belirtilerinin dikkate alınmaması sorumluluk doğurabilir.

Göz hastalıkları ve cerrahisi

Lazer göz operasyonları, katarakt, mercek ve retina işlemleri sağlık turizmine konu olabilir.

Hastanın göz yapısının işleme uygunluğu, kullanılan merceğin özellikleri, görme kaybı riski ve işlem sonrası takip açıkça anlatılmalıdır.

Onkoloji, kardiyoloji ve ortopedi

Kanser tedavileri, organ cerrahileri, kalp-damar müdahaleleri, protez ve omurga ameliyatları uzun süreli tedavi ve koordinasyon gerektirebilir.

Bu alanlarda yalnızca ameliyat değil; tanı, tedavi protokolü, ilaç tedavisi, rehabilitasyon ve hastanın ülkesindeki hekimlerle bilgi paylaşımı da hukuki ilişkinin kapsamına girebilir.

Üreme sağlığı ve yardımcı üreme teknikleri

Tüp bebek, yumurta ve spermle ilgili uygulamalar, genetik incelemeler ve embriyo işlemleri özel mevzuata tabidir.

Tarafların vatandaşlığı, medeni durumu, biyolojik materyalin saklanması, kişisel veriler ve çocuğun soybağı gibi konular sağlık turizminin ötesine geçen ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.

Rehabilitasyon, fizik tedavi ve termal sağlık hizmetleri

Ameliyat sonrası rehabilitasyon, nörolojik rehabilitasyon, fizik tedavi, kaplıca ve termal uygulamalar da sağlık turizmi kapsamında sunulabilir.

Ancak yalnızca konaklama veya esenlik hizmeti sunulması ile tıbbi teşhis ve tedavi hizmeti verilmesi birbirinden ayrılmalıdır. Tıbbi hizmet sunulduğu anda sağlık kuruluşu ruhsatı, sağlık personeli yetkisi ve sağlık mevzuatı devreye girer.

Kimler Sağlık Turizmi Hizmeti Sunabilir?

Yetkili sağlık tesisi

Sağlık turizmi kapsamında tıbbi hizmet verecek hastane, tıp merkezi, muayenehane, ağız ve diş sağlığı kuruluşu veya diğer sağlık tesisinin öncelikle kendi faaliyet alanına ilişkin ruhsat veya izin belgesine sahip olması gerekir.

Bunun yanında uluslararası sağlık turizmi yetki belgesinin de alınması zorunludur. Yetki belgesi, sağlık tesisinin bütün sağlık faaliyetlerinden bağımsız olarak, yabancı hastalara sağlık turizmi kapsamında hizmet sunabilme yetkisini gösterir.

2025 tarihli Yönetmelik, sağlık turizmi kapsamında faaliyet gösteren bazı sağlık tesisleri için TÜSKA akreditasyonu veya Bakanlık sertifikasyonu yükümlülüğü getirmiştir. TÜSKA’nın Mart 2026 tarihli açıklamasına göre hastane, ağız ve diş sağlığı hastanesi, tıp merkezi, laboratuvar ve diyaliz tesisleri bakımından akreditasyon zorunluluğu devam etmekte ve geçiş için son tarih 31 Aralık 2026’dır.

Sağlık turizmi aracı kuruluşu

Aracı kuruluş, hastaya yalnızca uçak bileti veya otel ayarlayan klasik bir turizm işletmesi değildir.

Aracı kuruluşun faaliyetleri;

  • Hastayla ilk iletişimin kurulması,
  • Hastanın sağlık tesisine yönlendirilmesi,
  • Tıbbi belgelerin iletilmesi,
  • Sağlık tesisi organizasyonu,
  • Konaklama ve transfer,
  • Tercümanlık koordinasyonu,
  • Tedavi ve kontrol tarihlerinin planlanması,
  • Şikâyetlerin sağlık tesisine iletilmesi,

gibi işlemleri kapsayabilir.

Yetkili aracı kuruluşların HealthTürkiye platformunda yayımlanması, hastaların yetkili kuruluşları kontrol edebilmesine imkân vermektedir.

Aracı kuruluş tıbbi teşhis koyamaz, tedaviye karar veremez ve hekimlik faaliyeti yürütemez. Ancak hastaya yanlış bilgi vermesi, yetkisiz veya yetersiz bir sağlık kuruluşuna yönlendirmesi, tedavi sonucuna ilişkin garanti vermesi veya önemli riskleri gizlemesi hâlinde kendi kusuru oranında hukuki sorumluluğu doğabilir.

Hekim ve diğer sağlık personeli

Sağlık turizmi kapsamında hizmet veren hekimin de mesleğini Türkiye’de icra etmeye yetkili olması gerekir.

Hekim;

  • Hastayı muayene etmek,
  • Tıbbi endikasyonu belirlemek,
  • Uygun tedavi yöntemini seçmek,
  • Hastayı aydınlatmak,
  • Geçerli onam almak,
  • Müdahaleyi tıp biliminin gereklerine uygun yapmak,
  • Tıbbi kayıtları düzenlemek,
  • Komplikasyonları zamanında teşhis ve tedavi etmek,

zorundadır.

Aracı kuruluşun veya hastane satış personelinin hasta üzerinde oluşturduğu beklenti, hekimin bağımsız tıbbi değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Sağlık Turizminde Hasta Hakları

Yabancı hasta, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaması nedeniyle temel hasta haklarından mahrum bırakılamaz.

Hasta Hakları Yönetmeliği resmî ve özel bütün sağlık kurumlarını, sağlık hizmetine katılan kişileri ve sağlık hizmetinden yararlanma hakkına sahip bütün bireyleri kapsamaktadır. Sağlık hizmeti nedeniyle edinilen bilgilerin de kanunun izin verdiği hâller dışında açıklanmaması gerekir.

Sağlık turistinin başlıca hakları şunlardır:

  • Sağlık durumu hakkında bilgi alma,
  • Hekimi ve sağlık tesisini öğrenme,
  • Önerilen tedaviyi ve alternatiflerini öğrenme,
  • Tedavinin riskleri hakkında bilgilendirilme,
  • Tedaviyi reddetme veya durdurma,
  • Mahremiyetinin korunmasını isteme,
  • Tıbbi kayıtlarına ulaşma,
  • Tercümanlık ve anlaşılır iletişim talep etme,
  • Fatura ve ücret dökümü alma,
  • Taburculuk sonrası bakım konusunda bilgilendirilme,
  • Şikâyet ve dava yollarına başvurma.

Aydınlatılmış onam hangi dilde alınmalıdır?

Hastaya yalnızca Türkçe standart form imzalatılması, yabancı hastanın gerçekten bilgilendirildiğini her zaman göstermez.

Aydınlatma, hastanın anlayabileceği dilde ve seviyede yapılmalıdır. Hastaya;

  • Teşhis,
  • Önerilen müdahale,
  • Tedavinin amacı,
  • Alternatif yöntemler,
  • Önemli ve öngörülebilir riskler,
  • Komplikasyonlar,
  • Tedavinin reddedilmesinin sonuçları,
  • İyileşme ve kontrol süreci,

açıklanmalıdır.

Tercüman kullanılması hâlinde tercümanın kimliği, görüşmede bulunup bulunmadığı ve hangi bilgilerin çevrildiği kayıt altına alınmalıdır.

Yalnızca form imzalatılması yeterli değildir. Önemli olan, hastanın karar verebilmesi için gerekli bilgiyi fiilen edinmiş olmasıdır.

Komplikasyon ile Malpraktis Arasındaki Fark

Sağlık turizmi davalarında en önemli tartışmalardan biri, ortaya çıkan sonucun komplikasyon mu yoksa tıbbi uygulama hatası mı olduğudur.

Komplikasyon nedir?

Komplikasyon, tıbbi müdahale doğru biçimde yapılmış olsa bile ortaya çıkabilen, bilinen ancak her durumda önlenemeyen olumsuz sonuçtur.

Komplikasyonun meydana gelmesi tek başına hekimin veya hastanenin kusurlu olduğunu göstermez.

Ancak sağlık personelinin;

  • Komplikasyon riskini önceden değerlendirmemesi,
  • Hastayı risk konusunda bilgilendirmemesi,
  • Komplikasyonu zamanında fark etmemesi,
  • Gerekli müdahaleyi geciktirmesi,
  • Hastayı uygun merkeze sevk etmemesi,

hâlinde başlangıçta kaçınılmaz olan komplikasyon, kusurlu yönetim nedeniyle tazminat sorumluluğuna dönüşebilir.

Malpraktis nedir?

Malpraktis; teşhis, tedavi, ameliyat, takip veya organizasyon sürecinde kabul edilebilir tıbbi standardın altında kalınmasıdır.

Örneğin;

  • Yanlış hastaya veya yanlış bölgeye müdahale,
  • Endikasyon bulunmadan ameliyat yapılması,
  • Gerekli tetkiklerin yapılmaması,
  • Sterilizasyon kurallarına uyulmaması,
  • Yetkisiz personelin işlem yapması,
  • Ameliyat sonrası ciddi belirtilerin dikkate alınmaması,
  • Erken ve kontrolsüz taburculuk,
  • Tıbbi kayıtlarda eksiklik veya değişiklik,

malpraktis iddiasına konu olabilir.

2025 tarihli Yönetmelik, uluslararası sağlık turizmi kapsamında ameliyathane ortamında gerçekleştirilecek cerrahi ve girişimsel işlemler için sağlık tesisi tarafından komplikasyon sigortası yaptırılmasını zorunlu hâle getirmiştir. Yönetmeliğin geçiş hükmü uyarınca bu yükümlülüğün 31 Aralık 2025 tarihine kadar tamamlanması öngörülmüş olduğundan, Ağustos 2026 itibarıyla yükümlülük yürürlüktedir.

Komplikasyon sigortasının bulunması, hekim veya sağlık tesisinin kusur sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sigortanın kapsamı, istisnaları, teminat limiti ve zararın poliçe kapsamına girip girmediği ayrıca incelenir.

Sağlık Turizmiyle İlişkili Dava Türleri

1. Tıbbi uygulama hatası nedeniyle tazminat davası

Hekim veya sağlık tesisinin kusurlu müdahalesi nedeniyle hastanın bedensel ya da ruhsal zarar görmesi hâlinde maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.

Maddi tazminat kapsamında;

  • Türkiye’de ve yurt dışında yapılan ek tedavi giderleri,
  • Revizyon ameliyatı masrafları,
  • Ulaşım ve konaklama giderleri,
  • İlaç ve rehabilitasyon giderleri,
  • Çalışma gücü kaybı,
  • Kazanç kaybı,
  • Bakıcı giderleri,
  • Sürekli maluliyet,
  • Ölüm hâlinde destekten yoksun kalma zararları,

istenebilir.

Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı acı, bedensel bütünlük ihlali, kalıcı iz, psikolojik etkiler ve yaşam kalitesindeki azalma dikkate alınarak değerlendirilir.

2. Aydınlatılmış onam eksikliğinden doğan davalar

Tıbbi işlem teknik olarak doğru yapılmış olsa bile hastanın önemli riskler hakkında bilgilendirilmemesi sorumluluk doğurabilir.

Özellikle yabancı hastanın anlamadığı dilde onam formu imzalaması, tercüman kullanılmaması veya tedavinin alternatiflerinin açıklanmaması dava konusu olabilir.

Hastanın genel nitelikteki “bütün riskleri kabul ediyorum” şeklindeki formu imzalaması, her türlü tıbbi müdahale ve sonucu için sınırsız bir sorumsuzluk yaratmaz.

3. Ücret iadesi ve sözleşmeye aykırılık davaları

Hasta, kararlaştırılan hizmetin hiç veya gereği gibi sunulmaması hâlinde ücret iadesi, bedel indirimi veya zararının karşılanmasını talep edebilir.

Örneğin;

  • Kararlaştırılan hekim yerine başka hekimin ameliyat yapması,
  • Vaat edilen implant veya malzemenin kullanılmaması,
  • Pakete dâhil hizmetlerin sunulmaması,
  • Ameliyatın sağlık tesisi tarafından iptal edilmesi,
  • Hastanın tıbben uygun olmadığı hâlde ücret alınması,
  • Tedavi planının sonradan önemli ölçüde değiştirilmesi,

ücret ve sözleşme uyuşmazlığına neden olabilir.

Hastanın kendi kararıyla tedaviden vazgeçmesi hâlinde ise sözleşmedeki iptal koşulları, sağlık tesisinin yaptığı masraflar ve hastaya sunulan hizmetler değerlendirilir.

4. Sağlık turizmi aracı kuruluşuna karşı davalar

Aracı kuruluşun sorumluluğu, yalnızca sağlık hizmetini bizzat vermediği gerekçesiyle tamamen ortadan kalkmaz.

Aracı kuruluş;

  • Yetkisiz sağlık tesisine yönlendirme,
  • Hekimin uzmanlığı hakkında yanlış bilgi verme,
  • Tedavi sonucunu garanti etme,
  • Hastaya gerçek dışı fiyat veya paket bilgisi sunma,
  • Sağlık belgelerini eksik veya yanlış aktarma,
  • Acil durumda hastaya destek sağlamama,
  • Tercüme hatası nedeniyle yanlış anlaşılmaya yol açma,
  • Ödenen parayı sağlık tesisine aktarmama,

nedenleriyle sorumlu tutulabilir.

Hastane ve aracı kuruluş arasındaki sözleşmede sorumluluğun tamamen diğer tarafa bırakıldığına ilişkin hükümler, hastanın kanundan doğan haklarını her durumda ortadan kaldırmaz. Sorumluluk; tarafların hastaya karşı üstlendikleri hizmet, kusur ve zarar ile eylem arasındaki nedensellik bağına göre belirlenir.

5. Yanıltıcı reklam ve haksız ticari uygulama davaları

Sağlık turizmi faaliyetlerinin büyük bölümü internet, sosyal medya, yabancı dilde internet siteleri, influencer paylaşımları ve hasta yorumları üzerinden pazarlanmaktadır.

12 Kasım 2025 tarihli Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik; sağlık meslek mensupları, özel sağlık tesisleri ve uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşlarının tanıtım faaliyetlerini kapsamaktadır. Yönetmelik, sağlık hizmetlerinde açık veya örtülü reklam yapılmasını yasaklamakta ve tanıtımın bilgilendirme sınırları içerisinde kalmasını öngörmektedir.

Aşağıdaki içerikler hukuki risk yaratabilir:

  • Kesin tedavi veya başarı garantisi,
  • “Yüzde yüz sonuç” ifadeleri,
  • Gerçek dışı indirim ve kampanyalar,
  • Hastanın hassasiyetinden yararlanan içerikler,
  • Bilimsel olarak kanıtlanmamış üstünlük iddiaları,
  • Başka hekim veya kurumları kötüleyen karşılaştırmalar,
  • Hastanın izni olmadan önce-sonra fotoğrafı paylaşılması,
  • Sponsorlu içeriğin bağımsız hasta yorumu gibi sunulması.

Yanıltıcı reklam, idari yaptırım yanında hastanın sözleşme kurma kararını etkilediyse tazminat ve sözleşmenin geçerliliği bakımından da sonuç doğurabilir.

6. Kişisel sağlık verilerinin ihlalinden doğan davalar

Sağlık verileri, kişinin en hassas kişisel verileri arasındadır.

Sağlık turizmi sürecinde pasaport, fotoğraf, tahlil, görüntüleme, hastalık geçmişi ve ameliyat bilgileri aracı kuruluş, hastane, hekim, tercüman ve yabancı ülkedeki kişiler arasında paylaşılabilir.

Bu verilerin;

  • Güvenli olmayan mesajlaşma uygulamalarında paylaşılması,
  • Gereğinden fazla kişinin erişimine açılması,
  • Açık hukuki sebep olmadan yurt dışına aktarılması,
  • Reklam amacıyla kullanılması,
  • Yetkisiz üçüncü kişilere açıklanması,
  • Gerekli süreden uzun saklanması,

KVKK, kişilik hakları ve hasta mahremiyeti bakımından sorumluluk doğurabilir.

Kişisel verilerin yurt dışına aktarımında KVKK’nın güncel yurt dışı aktarım rejimi, yeterlilik kararı, uygun güvence ve istisnai aktarım şartları ayrıca incelenmelidir. Sağlık verisinin hastanın tedavisi amacıyla işlenmesi ile reklam amacıyla kullanılması aynı hukuki sebebe dayandırılamaz.

7. Kamu hastanesine karşı tam yargı davası

Sağlık turizmi hizmeti kamu hastanesi veya kamu üniversitesi hastanesi tarafından sunulmuşsa uyuşmazlık özel hastane davasından farklı bir hukuki rejime tabi olabilir.

Kamu sağlık hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi nedeniyle zarar doğması hâlinde idarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğu gündeme gelir. Bu tür zararların giderilmesi kural olarak idari yargıda açılan tam yargı davası yoluyla talep edilir. Danıştay kararlarında da sağlık kamu hizmetinden doğan zararlar bakımından hizmet kusuru ve tam yargı davası esasları uygulanmaktadır.

İdari yargıda dava açmadan önce İYUK’un öngördüğü idari başvuru ve sürelerin titizlikle takip edilmesi gerekir. Özel hukuk zamanaşımı sürelerinin doğrudan uygulanacağı düşüncesi hak kaybına neden olabilir.

8. Yetki belgesi ve idari yaptırım davaları

Sağlık Bakanlığı veya USHAŞ tarafından;

  • Yetki belgesi başvurusunun reddedilmesi,
  • Yetki belgesinin askıya alınması,
  • Yetki belgesinin iptali,
  • Faaliyetin durdurulması,
  • İdari para cezası uygulanması,
  • Reklam ve tanıtım nedeniyle yaptırım uygulanması,

hâlinde idari işlemin iptali ve şartları varsa yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

Özel sağlık tesislerinin denetimi hakkındaki düzenleme, sağlık hizmeti sunan özel kuruluşların yanında uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşlarını da denetim kapsamına almaktadır. Denetime tabi kuruluşlar bilgi ve belgeleri sunmak, denetim ekibine yardımcı olmak ve doğru bilgi vermekle yükümlüdür.

9. Sigorta uyuşmazlıkları

Sağlık turizmi olaylarında;

  • Komplikasyon sigortası,
  • Hekimin mesleki sorumluluk sigortası,
  • Seyahat sağlık sigortası,
  • Özel sağlık sigortası,
  • Hastanenin genel sorumluluk sigortası,

gündeme gelebilir.

Sigorta şirketi; olayın poliçe kapsamında olmadığını, önceden mevcut hastalığın bulunduğunu, ihbar süresine uyulmadığını veya işlemin yetkisiz tesiste yapıldığını ileri sürebilir.

Sigorta poliçesi, hasta ile sağlık tesisi arasındaki sorumluluk ilişkisini ortadan kaldırmaz. Hasta, somut olaya göre doğrudan sağlık kuruluşuna, hekime veya sigortacıya başvurabilir.

10. Ceza davaları

Sağlık turizmi faaliyetleri bazı durumlarda ceza sorumluluğu da doğurabilir.

Somut olayın özelliklerine göre;

  • Taksirle yaralama,
  • Taksirle ölüme neden olma,
  • Yetkisiz hekimlik veya sağlık hizmeti sunma,
  • Dolandırıcılık,
  • Belgede sahtecilik,
  • Kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi veya açıklanması,
  • Suç delillerinin yok edilmesi veya değiştirilmesi,

suçları gündeme gelebilir.

Her başarısız tedavi ceza suçu değildir. Ceza sorumluluğu için ilgili suçun maddi ve manevi unsurları, sağlık personelinin kusuru ve sonuçla eylem arasındaki nedensellik bağı ayrıca ispatlanmalıdır.

Özel Hastane, Hekim ve Aracı Kuruluş Birlikte Sorumlu Olabilir mi?

Sağlık turizmi hizmeti çoğu zaman birden fazla tarafın katıldığı organizasyon şeklinde sunulur.

Hasta tek bir internet sitesi üzerinden ödeme yapmış olsa bile arka planda;

  • Aracı kuruluş,
  • Hastane,
  • Hekim,
  • Tercüman,
  • Otel,
  • Transfer şirketi,
  • Laboratuvar,
  • Sigorta şirketi,

bulunabilir.

Her tarafın sorumluluğu üstlendiği hizmete göre belirlenir. Bununla birlikte hasta karşısında tek bir paket veya organizasyon sunulmuş, hizmetler birlikte pazarlanmış ve zarar birden fazla kişinin davranışından doğmuşsa müteselsil sorumluluk tartışması gündeme gelebilir.

Örneğin aracı kuruluşun hastayı tıbben uygun olmadığı hâlde ameliyata yönlendirmesi, hastanenin gerekli incelemeyi yapmaması ve hekimin de endikasyon bulunmadan müdahalede bulunması hâlinde zarar tek kişinin davranışına indirgenemeyebilir.

Sözleşmede aracı kuruluşun “hiçbir tıbbi sorumluluğu bulunmadığı” veya hastanenin “her türlü komplikasyondan sorumsuz olduğu” yazsa bile bu hükümler, ağır kusur, aydınlatma yükümlülüğü ve emredici tüketici hükümleri karşısında her durumda geçerli kabul edilmez.

Hangi Mahkemede Dava Açılır?

Görevli mahkeme, hizmeti sunan kuruluşun hukuki niteliğine ve uyuşmazlığın dayanağına göre belirlenir.

Özel hastane ve özel klinik uyuşmazlıkları

Hastanın ticari veya mesleki olmayan amaçla sağlık hizmeti alması hâlinde özel sağlık kuruluşuyla kurduğu ilişki çoğunlukla tüketici işlemi niteliği taşıyabilir.

Bu durumda uyuşmazlığın değeri ve niteliğine göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi gündeme gelir. Tüketici mahkemesinde dava açılmadan önce kanunda öngörülen dava şartı arabuluculuk hükümleri de ayrıca değerlendirilmelidir.

6502 sayılı Kanun, tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik menfaatlerinin korunmasını ve tüketici zararlarının tazminini temel amaçlar arasında kabul etmektedir.

Ancak dava yalnızca bağımsız çalışan hekime karşı ve vekâlet sözleşmesine dayalı olarak açılmışsa görev ve hukuki nitelendirme somut sözleşme yapısına göre ayrıca incelenmelidir.

Kamu hastanesi uyuşmazlıkları

Bakanlığa bağlı devlet hastaneleri ve kamu sağlık kurumlarının yürüttüğü sağlık kamu hizmetinden doğan zararlar bakımından kural olarak idare mahkemesinde tam yargı davası açılır.

Kuruluşun kamu üniversitesi, vakıf üniversitesi, özel hastane veya özel şirket niteliğinde bulunması görevli yargı kolunun belirlenmesinde önemlidir.

Yabancı hasta bakımından milletlerarası yetki

Tedavinin Türkiye’de yapılması, davalı hastane veya hekimin Türkiye’de bulunması Türk mahkemelerinin yetkisi bakımından güçlü bağlantı oluşturur.

MÖHUK’un 40. maddesine göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi iç hukukun yer itibarıyla yetki kurallarına göre belirlenir. Haksız fiilden doğan borçlarda kural olarak fiilin işlendiği ülke hukuku; fiilin işlendiği ülke ile zararın doğduğu ülke farklıysa zararın meydana geldiği ülke hukuku uygulanır. Daha sıkı ilişkili başka bir ülke bulunması hâlinde o ülke hukuku uygulanabilir.

MÖHUK’un tüketici sözleşmelerine ilişkin 26. maddesi, tüketicinin mutad meskeni hukukunun emredici korumasını belirli şartlarla saklı tutmaktadır. Ancak hizmetin tüketicinin mutad meskeninden başka bir ülkede sunulması zorunlu olan sözleşmeler, paket turlar hariç olmak üzere bu özel düzenlemenin dışında bırakılmıştır. Sağlık hizmetinin Türkiye’de sunulması zorunluysa yabancı hastanın kendi ülkesindeki tüketici hukukunun otomatik olarak uygulanacağı kabul edilemez. Uygulanacak hukuk; sözleşme, hukuk seçimi, hizmetin ifa yeri ve ilişkinin en sıkı bağlantılı olduğu ülke dikkate alınarak belirlenmelidir.

Yabancı mahkeme ve hukuk seçimi şartları

Sağlık turizmi sözleşmelerinde uyuşmazlığın yalnızca yabancı ülke mahkemelerinde görüleceği veya yabancı hukukun uygulanacağı yazılabilir.

Ancak bu hükümlerin geçerliliği;

  • Hastanın tüketici olup olmadığı,
  • Hükmün açık ve anlaşılır biçimde düzenlenip düzenlenmediği,
  • Hastaya müzakere imkânı verilip verilmediği,
  • Emredici kurallar,
  • Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi,
  • Genel işlem koşulları denetimi,

bakımından incelenir.

Tüketiciye sözleşme imzalatılırken başka bir ülke hukukunun seçilmesi, Türkiye’deki sağlık kuruluşunun ruhsat, tıbbi standart, hasta güvenliği ve kamu düzenine ilişkin zorunlu Türk mevzuatından tamamen kurtulmasını sağlamaz.

Sağlık Turizmi Davalarında Deliller

Sağlık turizmi uyuşmazlıklarında deliller yalnızca hasta dosyasından ibaret değildir.

Aşağıdaki belgelerin korunması önemlidir:

  • Sağlık turizmi sözleşmesi,
  • Aracı kuruluş ve sağlık tesisi sözleşmeleri,
  • Tedavi ve fiyat teklifleri,
  • Fatura ve ödeme dekontları,
  • Tıbbi ön değerlendirme yazışmaları,
  • WhatsApp ve e-posta mesajları,
  • İnternet sitesi ve sosyal medya reklamları,
  • Tedavi sonucu hakkında verilen vaatler,
  • Aydınlatılmış onam belgeleri,
  • Tercüman kayıtları,
  • Ameliyat notu ve anestezi kayıtları,
  • Epikriz ve taburculuk belgesi,
  • Laboratuvar ve görüntüleme sonuçları,
  • Kullanılan implant ve tıbbi malzeme kayıtları,
  • Önce-sonra fotoğrafları,
  • Hastanın ülkesinde aldığı tedavi raporları,
  • Komplikasyon sigortası poliçesi,
  • Uçak, otel ve transfer belgeleri.

Sağlık kuruluşunun tıbbi kayıtları eksik tutması veya sunmaması, iddianın ispatı ve kusur değerlendirmesi bakımından kuruluş aleyhine sonuç doğurabilir.

Bilirkişi incelemesi

Malpraktis davalarında tıbbi standarttan sapma çoğunlukla bilirkişi incelemesiyle belirlenir.

Bilirkişinin yalnızca “komplikasyondur” şeklinde soyut değerlendirme yapması yeterli değildir. Raporda;

  • Müdahalenin tıbbi endikasyonu,
  • Hastanın işlem için uygunluğu,
  • Uygulanan yöntemin doğruluğu,
  • Aydınlatmanın yeterliliği,
  • Komplikasyonun öngörülebilirliği,
  • Komplikasyonun zamanında fark edilip edilmediği,
  • Tedavi ve sevk sürecinin uygunluğu,
  • Zarar ile eylem arasındaki nedensellik bağı,

ayrı ayrı açıklanmalıdır.

Sağlık Tesisleri ve Aracı Kuruluşlar İçin Hukuki Risk Yönetimi

Sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren kuruluşların yalnızca yetki belgesi alması yeterli değildir. Günlük uygulamanın da mevzuata uygun yürütülmesi gerekir.

Başlıca alınması gereken önlemler şunlardır:

  • Sağlık turizmi yetki belgesinin güncel tutulması,
  • Her şube ve hizmet alanının ruhsat kapsamının kontrol edilmesi,
  • Sağlık turizmi biriminin etkin biçimde işletilmesi,
  • Hekim ve personelin yetki belgelerinin kontrolü,
  • Hasta kabul kriterlerinin yazılı hâle getirilmesi,
  • Hastaya özel tedavi planı hazırlanması,
  • Fiyatların ve pakete dâhil hizmetlerin açık gösterilmesi,
  • Hastanın anlayacağı dilde onam alınması,
  • Tercümanlık sürecinin kayıt altına alınması,
  • Komplikasyon ve mesleki sorumluluk sigortalarının kontrolü,
  • Şikâyet ve acil müdahale prosedürü oluşturulması,
  • Reklamların mevzuata uygunluk denetiminden geçirilmesi,
  • Kişisel sağlık verilerinin güvenli biçimde işlenmesi,
  • Sağlık tesisi ile aracı kuruluş arasındaki görev dağılımının açıkça düzenlenmesi,
  • Taburculuk sonrası iletişim ve takip mekanizması kurulması.

Aracı kuruluş sözleşmelerinde yalnızca komisyon ve ödeme hükümleri değil; hastanın yanlış yönlendirilmesi, tercüme hatası, iptal, acil durum, veri ihlali ve şikâyet yönetimi konuları da düzenlenmelidir.

Yabancı Hasta Zarar Gördüğünde Nasıl Bir Yol İzlemelidir?

Zarar gören hastanın öncelikle bütün tıbbi kayıtlarını ve ödeme belgelerini istemesi gerekir.

Ardından;

  1. Tedaviyi yapan hastane ve hekimin kimliği belirlenmeli,
  2. Aracı kuruluşun yetki belgesi kontrol edilmeli,
  3. Onam ve tercüme belgeleri incelenmeli,
  4. Bağımsız bir hekimden tıbbi değerlendirme alınmalı,
  5. Zararın ve ek tedavi ihtiyacının kapsamı belirlenmeli,
  6. Komplikasyon ve mesleki sorumluluk sigortaları araştırılmalı,
  7. Sağlık tesisi ve aracı kuruluşa yazılı başvuru yapılmalı,
  8. Görevli mahkeme, uygulanacak hukuk ve zamanaşımı belirlenmeli,
  9. Gerekirse ihtiyati tedbir veya delil tespiti talep edilmelidir.

Hastanın kendi ülkesine döndükten sonra yalnızca yabancı ülkede rapor alması yeterli olmayabilir. Türkiye’deki tedavi kayıtlarının da eksiksiz biçimde temin edilmesi gerekir.

Sonuç

Türkiye’de sağlık turizmi hukuku, tıbbi hizmet ile turizm organizasyonunun birleştiği sıradan bir ticari faaliyet değildir. Konunun merkezinde insanın yaşamı, sağlığı, vücut bütünlüğü ve mahremiyeti bulunmaktadır.

Sağlık turizmi faaliyetinin hukuka uygun yürütülebilmesi için;

  • Sağlık tesisi ve aracı kuruluşun yetkili olması,
  • Hastanın doğru ve anlaşılır biçimde bilgilendirilmesi,
  • Tedavinin yetkili sağlık personeli tarafından yapılması,
  • Reklamlarda kesin sonuç ve yanıltıcı vaatlerden kaçınılması,
  • Komplikasyonların zamanında yönetilmesi,
  • Sağlık verilerinin korunması,
  • Tedavi sonrası takip sisteminin kurulması,

gerekir.

Uyuşmazlık doğduğunda ise yalnızca doktorun tıbbi müdahalesi değil; hastanın Türkiye’ye nasıl yönlendirildiği, kendisine hangi vaatlerin verildiği, kimin ödeme aldığı, tercümenin nasıl yapıldığı, hangi belgelerin imzalatıldığı ve komplikasyon ortaya çıktıktan sonra nasıl hareket edildiği birlikte değerlendirilir.

Bu nedenle sağlık turizmi davalarında doğru hukuki soru yalnızca “Ameliyat hatalı mıydı?” değildir. Asıl soru şudur:

Hastanın ilk reklamı gördüğü andan tedavi sonrası takibin tamamlandığı ana kadar bütün organizasyon, tıbbi ve hukuki yükümlülüklere uygun biçimde yürütülmüş müdür?

 

Leave a Reply

Call Now Button