Para Gitti, Hak Kaybolmadı: Sınır Ötesine Çıkarılan Malvarlığı Nasıl Geri Alınır?
Para Gitti, Hak Kaybolmadı: Sınır Ötesine Çıkarılan Malvarlığı Nasıl Geri Alınır?
Bir dolandırıcılık olayında para birkaç saat içinde yabancı bir banka hesabına gönderilebilir. Şirket malvarlığı ilişkili bir yabancı şirkete devredilebilir, miras bırakanın parası yurt dışındaki yatırım hesabına aktarılabilir veya borçlu, hakkında dava açılacağını öğrendiğinde taşınmazlarını ve şirket hisselerini başka bir ülkede kurduğu yapıların üzerine geçirebilir.
Malvarlığının ülke dışına çıkarılması, alacaklının veya mağdurun hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak varlığın başka bir devletin egemenlik alanına girmesi, Türkiye’de alınan kararların o ülkede doğrudan uygulanmasını engeller. Bu noktadan sonra yalnızca Türk hukukunu bilmek yeterli değildir; malvarlığının bulunduğu ülkenin hukukuna, uluslararası adli yardımlaşma kurallarına ve uygulanabilir milletlerarası sözleşmelere göre hareket edilmesi gerekir.
Sınır ötesi malvarlığı geri kazanımı tek bir dava türü değildir. Bu kavram;
- Malvarlığının araştırılması ve izlenmesini,
- Geçici olarak dondurulmasını,
- Hukuki mülkiyet ve gerçek faydalanıcının belirlenmesini,
- Hileli devirlerin iptalini,
- Mahkeme veya hakem kararının tanınması ve tenfizini,
- Ceza soruşturmasında el koyma ve müsadere işlemlerini,
- Varlığın satışını veya hak sahibine iadesini,
kapsayan çok aşamalı bir süreçtir.
Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan uygulama kaynaklarında da uluslararası malvarlığı geri kazanımının dört temel aşamadan oluştuğu kabul edilmektedir: malvarlığının izlenmesi ve delil toplanması, varlığın dondurulması, müsadere veya nihai geri alma kararı ve varlığın iadesi.
Önce Doğru Soruyu Sormak Gerekir: Borç mu Var, Suç mu?
Sınır ötesi malvarlığı geri kazanımında kullanılacak yol, olayın hukuki niteliğine göre değişir.
Bir satış sözleşmesinden doğan ödenmemiş alacak, şirketler arasındaki cari hesap borcu veya geri ödenmeyen kredi özel hukuk uyuşmazlığıdır. Bu durumda dava, tahkim, ihtiyati haciz, tanıma-tenfiz ve icra yolları uygulanır.
Buna karşılık malvarlığı dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, zimmet, rüşvet, hileli iflas, sahte belge, suç örgütü veya suç gelirlerinin aklanması yoluyla elde edilmişse ceza soruşturması, uluslararası ceza istinabesi, el koyma ve müsadere mekanizmaları gündeme gelir.
Aynı olay hem özel hukuk hem ceza hukuku boyutu taşıyabilir. Örneğin yatırım vaadiyle alınan paranın yabancı hesaplara aktarılması;
- Dolandırıcılık soruşturmasına,
- Şüphelinin malvarlığına el koyma talebine,
- Zararın giderilmesine yönelik hukuk davasına,
- Yabancı ülkede geçici dondurma başvurusuna,
- Hileli devirlerin iptaline,
aynı anda konu olabilir.
Bu nedenle “savcılığa şikâyet ettik, paramız geri gelir” veya “davayı kazandık, yabancı ülkedeki para doğrudan alınır” düşüncesi doğru değildir. Ceza soruşturması ile özel hukuk tahsilatının eş güdümlü yürütülmesi gerekebilir.
Birinci Aşama: Kaybolan Malvarlığının İzini Bulmak
Malvarlığı araştırması tahsilatın başlangıcıdır
Malvarlığının hangi ülkede, hangi banka veya şirket nezdinde ve kimin adına tutulduğu bilinmeden etkili bir geri kazanım işlemi yapılamaz.
Araştırma yalnızca borçlunun adı üzerinden yürütülmemelidir. Malvarlığı;
- Eş, çocuk veya yakın akraba,
- Ortak veya çalışan,
- İlişkili şirket,
- Paravan şirket,
- Vakıf veya trust,
- Profesyonel yönetici,
- Kripto varlık cüzdanı,
- Üçüncü kişiye ait görünen yatırım hesabı,
üzerinde bulunabilir.
Bu nedenle görünen malik ile varlığın gerçek ekonomik sahibi birbirinden ayrılmalıdır. Araştırmanın merkezinde “Kimin adına kayıtlı?” sorusunun yanında “Parayı kim sağladı, varlığı kim kontrol ediyor ve gelirinden kim yararlanıyor?” soruları bulunmalıdır.
Hangi kaynaklar incelenebilir?
Somut olayın niteliğine göre aşağıdaki kayıtlar araştırılabilir:
Banka hesap hareketleri, uluslararası para transfer mesajları, ticaret sicili kayıtları, şirket ortaklık yapıları, taşınmaz ve araç sicilleri, gemi ve hava aracı kayıtları, marka ve patent sicilleri, mahkeme ve iflas kayıtları, kripto varlık platformları, gümrük belgeleri, muhasebe kayıtları ve gerçek faydalanıcılık bilgileri.
Cezaî uluslararası adli yardımlaşma kapsamında banka kayıtları, muhasebe belgeleri, şirket dosyaları ve ticari kayıtların sağlanması; kazançların, araçların ve diğer malvarlığı unsurlarının tespit veya takip edilmesi istenebilir.
Ancak özel bir alacaklının yabancı ülkedeki banka kayıtlarına doğrudan erişme yetkisi yoktur. Banka gizliliği, kişisel verilerin korunması ve ticari sır kuralları nedeniyle bu bilgiler çoğunlukla;
- Mahkeme kararı,
- İcra işlemi,
- Delil tespiti,
- İflas idaresi incelemesi,
- Ceza soruşturması,
- Uluslararası adli yardımlaşma talebi,
aracılığıyla elde edilebilir.
Para biçim değiştirmişse takip sona erer mi?
Hayır. Malvarlığı araştırması yalnızca ilk gönderilen parayı bulmaya çalışmaz. Paranın daha sonra neye dönüştüğü de araştırılır.
Örneğin Türkiye’den gönderilen para;
- Yabancı şirkete sermaye olarak konulmuş,
- Taşınmaz satın alınmış,
- Kripto varlığa çevrilmiş,
- Yatırım fonuna aktarılmış,
- Başka bir şirkete borç verilmiş,
- Yat veya araç alınmış,
- Trust veya vakıf yapısına devredilmiş,
olabilir.
Bu durumda paranın ilk hâli artık bulunmasa bile onun yerine geçen malvarlığı değerine yönelmek mümkün olabilir. Ancak para akışı ile sonradan edinilen varlık arasındaki bağlantı banka kayıtları, sözleşmeler, zamanlama, bedel hareketleri ve diğer delillerle ortaya konulmalıdır.
İkinci Aşama: Malvarlığı Bulunduğunda Hemen Dondurulmalıdır
Tespit edilen varlık neden hemen korunmalıdır?
Malvarlığının yerinin bulunması, geri kazanıldığı anlamına gelmez. Borçlu veya şüpheli, araştırmadan haberdar olduğunda varlığı saniyeler içinde başka bir hesaba, şirkete veya ülkeye aktarabilir.
Bu nedenle varlığın bulunduğu anda;
- İhtiyati haciz,
- İhtiyati tedbir,
- Hesap dondurma,
- El koyma,
- Pay devrinin yasaklanması,
- Tapuya şerh verilmesi,
- Yönetici veya kayyım atanması,
gibi geçici korumaların değerlendirilmesi gerekir.
Malvarlığının bulunduğu devlet, kendi ülkesindeki banka hesabı veya taşınmaz üzerinde kural olarak kendi makamları aracılığıyla işlem yapar. Türkiye’de alınan ihtiyati haciz veya el koyma kararı, yabancı ülkedeki malvarlığını kendiliğinden dondurmaz. Kararın ilgili ülkede uygulanması için o ülkenin hukukuna uygun ayrı bir karar veya adli yardımlaşma işlemi gerekir.
Özel hukuk uyuşmazlıklarında geçici koruma
Özel hukuk alacaklarında geçici koruma talebi, alacağın varlığı ve mal kaçırma tehlikesi ortaya konularak yapılır.
Alacaklı;
- Borcun dayanağını,
- Alacağın miktarını,
- Vadesini,
- Borçlunun malvarlığını devretme girişimlerini,
- Yabancı hesap ve şirket bağlantılarını,
- Gecikme hâlinde tahsilatın tehlikeye düşeceğini,
belgelendirmelidir.
Esas dava Türkiye’de görülüyor olsa dahi malvarlığı yabancı ülkedeyse, o ülkede ayrıca geçici koruma başvurusu yapılması gerekebilir. Bazı hukuk sistemleri, esas dava yabancı ülkede görülse bile kendi ülkesindeki malvarlığı üzerinde koruma kararı verebilmektedir. Bunun şartları ilgili ülkenin iç hukukuna göre belirlenir.
Ceza soruşturmasında el koyma
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. maddesi, soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiği ve malvarlığının bu suçtan elde edildiği yönünde kuvvetli şüphe bulunması hâlinde taşınmazlara, araçlara, banka hesaplarına, hak ve alacaklara, şirket paylarına, kiralık kasalara ve diğer malvarlığı değerlerine el konulmasına imkân tanır. Malvarlığının şüpheli veya sanık dışındaki bir kişinin zilyetliğinde bulunması da tek başına el koymayı engellemez.
Bu düzenleme her suç bakımından sınırsız şekilde uygulanmaz. CMK’nin 128. maddesinde sayılan suçlar ve özel kanunlardaki hükümler dikkate alınmalıdır. Dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, uyuşturucu ticareti, zimmet ve rüşvet gibi birçok malvarlığı suçu düzenlemenin kapsamındadır.
Türkiye’de verilen el koyma kararının yabancı ülkede uygulanabilmesi için savcılık veya mahkeme tarafından uluslararası adli yardımlaşma talebi hazırlanması gerekir.
Üçüncü Aşama: Özel Hukuk Yoluyla Geri Kazanım
Alacak davası tek başına yeterli midir?
Alacağın sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, vekâlet, ortaklık, miras veya başka bir özel hukuk ilişkisinden doğması hâlinde öncelikle borçlunun sorumluluğunu belirleyen bir hüküm alınmalıdır.
Ancak davanın açılacağı ülke seçilirken yalnızca dava açmanın kolaylığı düşünülmemelidir. Şu hususlar birlikte değerlendirilmelidir:
- Borçlu hangi ülkede bulunmaktadır?
- Deliller hangi ülkededir?
- Sözleşmede yetki veya tahkim şartı var mıdır?
- Malvarlığı hangi ülkededir?
- Alınacak karar malvarlığının bulunduğu ülkede uygulanabilir mi?
- Geçici koruma hangi ülkede daha hızlı alınabilir?
- Zamanaşımı hangi hukuka tabidir?
Yanlış ülkede alınan karar hukuken geçerli olsa bile, hedef ülkede tanınmadığında veya uygulanamadığında tahsilat sağlanamaz.
Tanıma ve tenfiz neden gereklidir?
Yabancı mahkeme kararı, başka bir ülkede kendiliğinden icra edilemez. Kararın malvarlığının bulunduğu devlette tanınması veya tenfiz edilmesi gerekir.
Türkiye bakımından 5718 sayılı MÖHUK’un 50. maddesi, yabancı mahkemelerce hukuk davalarında verilen ve verildiği devlet hukukuna göre kesinleşen kararların Türkiye’de icra edilebilmesini Türk mahkemesinden alınacak tenfiz kararına bağlamaktadır.
Tenfiz talebinde yabancı kararın onaylı örneği, kesinleşme belgesi ve bunların onaylı tercümeleri sunulmalıdır. Türk mahkemesi; karşılıklılık, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi, kamu düzeni ve savunma hakkına uygunluk gibi şartları inceler.
Tenfiz mahkemesi kural olarak yabancı mahkemenin uyuşmazlığın esasına ilişkin değerlendirmesini yeniden yapmaz. İnceleme, kararın MÖHUK’ta gösterilen tenfiz şartlarını taşıyıp taşımadığı üzerinde yoğunlaşır.
Türk mahkemesi kararının yabancı ülkede icrası bakımından da aynı mantık geçerlidir. Kararın uygulanacağı devlet ile Türkiye arasında sözleşme bulunup bulunmadığı ve o devletin yabancı kararların tanınması ve tenfizine ilişkin iç hukuk hükümleri araştırılmalıdır.
Tahkim kararları kullanılabilir mi?
Sözleşmede geçerli bir tahkim şartı bulunması hâlinde uyuşmazlık hakem heyetine götürülebilir. Tahkim, özellikle tarafların ve malvarlığının farklı ülkelerde bulunduğu ticari uyuşmazlıklarda kararın uluslararası dolaşımı bakımından önemli bir araçtır.
Bununla birlikte hakem kararının alınması da doğrudan tahsilat anlamına gelmez. Kararın malvarlığının bulunduğu ülkede tenfiz edilmesi ve yerel icra organları aracılığıyla uygulanması gerekir.
Hileli devirler nasıl geri çevrilir?
Borçlu malvarlığını üçüncü kişiye devrettiyse yalnızca borçluya karşı alınan ödeme kararı yeterli olmayabilir. Malın yeni malikinin de davaya dâhil edilmesi veya devir işleminin alacaklı yönünden etkisiz hâle getirilmesi gerekir.
Türk hukukunda somut olayın özelliklerine göre;
- İcra ve İflas Kanunu kapsamında tasarrufun iptali,
- Türk Borçlar Kanunu kapsamında muvazaa,
- Tapu iptali ve tescil,
- Sebepsiz zenginleşme,
- Vekâlet görevinin kötüye kullanılması,
- Şirket yöneticisinin sorumluluğu,
- Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması,
gibi yollar gündeme gelebilir.
Malvarlığı yabancı ülkede bulunuyorsa hileli devir veya alacaklıdan mal kaçırma iddiası, kural olarak o ülkenin malvarlığı, icra, iflas ve kanunlar ihtilafı hükümleri çerçevesinde ileri sürülür.
Devir yapılan kişi iyi niyetliyse ne olur?
Malvarlığını gerçek bedel ödeyerek ve önceki işlemin hileli olduğunu bilmeden edinen üçüncü kişinin hukuki durumu ayrıca korunabilir.
Bu nedenle her yabancı devir “mal kaçırma” olarak nitelendirilemez. Değerlendirmede;
- Devir ile borcun doğum tarihi,
- Taraflar arasındaki yakınlık,
- Devir bedeli,
- Bedelin gerçekten ödenip ödenmediği,
- Malın borçlu tarafından kullanılmaya devam edilmesi,
- Devir sonrasında borçlunun ödeme gücü,
- Yeni malikin işlemi bilip bilmediği,
birlikte incelenmelidir.
Dördüncü Aşama: Ceza Hukuku Yoluyla Malvarlığının Geri Alınması
Suç duyurusu yapılması paranın otomatik olarak iadesini sağlar mı?
Hayır. Ceza soruşturmasının temel amacı suçun ve failin belirlenmesidir. Mağdurun zararının giderilmesi önemli olmakla birlikte, savcılığın soruşturma başlatması paranın kendiliğinden mağdura ödeneceği anlamına gelmez.
Mağdur veya suçtan zarar gören kişi;
- Soruşturma dosyasını takip etmeli,
- Katılma talebinde bulunmalı,
- Zarar miktarını belgelendirmeli,
- Malvarlığı araştırması ve el koyma taleplerini somutlaştırmalı,
- Gerekirse ayrıca hukuk davası açmalı,
- Yabancı ülkedeki malvarlığı için adli yardımlaşma talep edilmesini istemelidir.
Suç konusu malvarlığının mağdura aynen veya bedel olarak iade edilebilmesi ile devlet lehine müsadere edilmesi aynı şey değildir.
El koyma ile müsadere arasındaki fark
El koyma geçici bir koruma tedbiridir. Malvarlığının devredilmesini veya ortadan kaldırılmasını engeller; mülkiyeti kesin olarak devlete geçirmez.
Müsadere ise mahkeme hükmüyle verilen nihai bir güvenlik tedbiridir.
TCK’nin 54. maddesine göre iyi niyetli üçüncü kişilere ait olmamak şartıyla suçun işlenmesinde kullanılan, suç için tahsis edilen veya suçtan meydana gelen eşya müsadere edilebilir. Eşya ortadan kaldırılmış veya elden çıkarılmışsa değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilebilir.
TCK’nin 55. maddesine göre suçtan elde edilen, suçun konusunu oluşturan veya suç için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi ya da dönüştürülmesi sonucu oluşan ekonomik kazançlar müsadere edilebilir. Ancak kazanç müsaderesi için maddi menfaatin suç mağduruna iade edilememesi gerekir. Varlığın kendisine ulaşılamazsa karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilebilir.
Bu düzenleme, mağdurun iade hakkı ile müsadere arasında önemli bir ayrım bulunduğunu göstermektedir. Suçtan alınan para belirlenebilir ve mağdura iade edilebilir durumdaysa öncelikle iade imkânı değerlendirilmelidir.
Suç geliri başka bir mala dönüştürülmüşse
TCK’nin 55. maddesi yalnızca ilk elde edilen parayı değil, bu paranın değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucunda ortaya çıkan ekonomik kazancı da kapsamaktadır.
Örneğin dolandırıcılık geliriyle;
- Taşınmaz,
- Şirket payı,
- Kripto varlık,
- Altın,
- Yatırım fonu,
- Araç,
alınmışsa para ile yeni varlık arasındaki bağın ortaya konulması hâlinde bu değerler hakkında el koyma ve müsadere değerlendirmesi yapılabilir.
Beşinci Aşama: Uluslararası Ceza Adli Yardımlaşması
Yabancı devlete kim başvurur?
Mağdur veya avukatı yabancı devlete doğrudan bağlayıcı bir el koyma talimatı gönderemez. Talep, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme tarafından hazırlanır ve uluslararası adli işbirliği kanalları üzerinden iletilir.
6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu’nda merkezî makam Adalet Bakanlığı olarak belirlenmiştir. Bakanlık, Türk adli mercilerinin yabancı devletlere göndereceği taleplerin uygunluğunu ve uygulanacak iş birliği yöntemini değerlendirir.
Uluslararası adli yardımlaşma talebi;
- Türkiye ile ilgili devlet arasındaki ikili sözleşmeye,
- Çok taraflı milletlerarası sözleşmeye,
- Karşılıklılık ilkesine,
- Talep edilen devletin iç hukukuna,
dayanabilir.
Yabancı ülkeden hangi işlemler istenebilir?
Somut sözleşme ve yabancı ülke hukuku izin verdiği ölçüde;
- Banka hesaplarının araştırılması,
- Para transfer belgelerinin alınması,
- Şirket ve ticaret sicili kayıtlarının temini,
- Taşınmaz ve araçların tespiti,
- Tanık veya şüpheli ifadesinin alınması,
- Arama yapılması,
- Hesap ve malvarlığının dondurulması,
- El koyma kararının uygulanması,
- Kesinleşmiş müsadere kararının infazı,
- Malvarlığının iadesi,
istenebilir.
Adalet Bakanlığı açıklamalarında, yurt dışı bağlantılı ekonomik, mali ve örgütlü suçlarda şüpheli veya sanıkların yabancı ülkedeki malvarlığının araştırılması, tespit edilmesi, el konulması ve müsaderesi için ilgili sözleşmeler belirtilerek istinabe talebi düzenlenmesi gerektiği ifade edilmektedir.
Uyuşturucu ticareti, suç gelirlerinin aklanması, örgütlü suçlar ve yolsuzluk suçlarında el koyma ve müsadere kararlarının ilgili uluslararası sözleşmeler çerçevesinde başka taraf devletlerde infazı istenebilir.
Adli yardımlaşma talebinde neler bulunmalıdır?
Başarılı bir talebin genel ve soyut olmaması gerekir. Yabancı makamdan “şüphelinin bütün malvarlığının araştırılması” şeklinde sınırsız bir talepte bulunulması çoğu zaman yeterli olmaz.
Talepte mümkün olduğunca;
- Soruşturulan suç,
- Olayların kronolojisi,
- Şüpheli ve şirketlerin kimlik bilgileri,
- Malvarlığının suçla bağlantısı,
- Bilinen banka, hesap, şirket veya adres bilgileri,
- Para transfer tarihleri ve tutarları,
- Talep edilen işlemin niteliği,
- Aciliyet ve mal kaçırma tehlikesi,
- Türk makamınca verilmiş karar,
- Uygulanacak sözleşme hükümleri,
- İstenen bilgi ve belgelerin delil değeri,
açıklanmalıdır.
Yabancı devlet çoğunlukla kendi usul hukukunu uygular. Türkiye’de verilmiş kararın yabancı devletin hukukunda aranan koşulları taşımaması hâlinde, yabancı makam kendi mahkemesinden yeni bir dondurma veya el koyma kararı alınmasını isteyebilir.
Yolsuzluk Gelirlerinin Geri Alınmasında Özel Rejim
Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi’nin V. Bölümü, yolsuzluk gelirlerinin araştırılması, dondurulması, müsaderesi ve kaynak ülkeye veya hak sahiplerine geri verilmesine yönelik özel bir uluslararası rejim öngörmektedir. Sözleşme, malvarlığının geri alınmasını temel ilkelerinden biri kabul eder.
Adalet Bakanlığı da yolsuzluk suçlarından elde edilerek yurt dışına çıkarılan varlıkların geri alınması taleplerinin Sözleşme’nin 51 ila 59. maddeleri çerçevesinde hazırlanması gerektiğini belirtmektedir.
Bu yol esas olarak devletler arası iş birliğine dayanır. Özel bir kişinin sıradan ticari alacağı, yalnızca borçlunun varlığı yurt dışında olduğu için Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi kapsamına girmez.
Altıncı Aşama: Müsadere Edilen Malvarlığının İadesi
Müsadere edilen her para mağdura verilir mi?
Hayır. El koyma ve müsadere kararının alınması ile varlığın mağdura fiilen iade edilmesi ayrı aşamalardır.
Müsadere edilen malvarlığının;
- Hangi devlete ait olacağı,
- Mağdura aynen iade edilip edilmeyeceği,
- Devletler arasında paylaşılıp paylaşılmayacağı,
- Üçüncü kişilerin haklarının nasıl korunacağı,
- Vergi, rehin ve önceki hacizlerin durumu,
- Yönetim ve satış masraflarının nasıl karşılanacağı,
uygulanan milletlerarası sözleşmeye ve ilgili devletlerin hukukuna göre belirlenir.
Birleşmiş Milletler kaynaklarında, yolsuzlukla bağlantılı malvarlıklarının geri dönüşünün kaynak devlete, önceki meşru maliklere veya suç mağdurlarına yapılabileceği; ancak bunun için varlığın bulunduğu devletin çoğu durumda önce müsadere yoluyla malvarlığı üzerinde hukuki tasarruf yetkisi kazanması gerektiği açıklanmaktadır.
Bu nedenle mağdurun soruşturma ve yabancı ülkedeki süreçlerde hak sahipliğini, zarar miktarını ve para ile suç arasındaki bağlantıyı zamanında ortaya koyması gerekir.
İflas ve Tasfiye Yoluyla Geri Kazanım
Borçlunun veya yabancı şirketin iflas etmiş olması, malvarlığı geri kazanım sürecini değiştirir.
Bu durumda bireysel haciz yerine;
- Yabancı iflas sürecine alacak kaydı,
- İflas idaresinden malvarlığı araştırması talebi,
- İlişkili taraf işlemlerinin iptali,
- Yöneticilere karşı sorumluluk davası,
- Hileli devirlerin geri alınması,
- Dağıtım cetveline katılma,
gündeme gelebilir.
Alacaklının Türkiye’de karar almış olması, yabancı iflas masasına otomatik olarak katılmasını sağlamaz. Kararın tanınması, alacağın yabancı iflas hukukuna göre kaydedilmesi ve sürelerin takip edilmesi gerekir.
Özellikle iflas hukukunda alacak kaydı süreleri kısa olabilir. Malvarlığı araştırması tamamlanana kadar beklemek, alacaklının dağıtımdan pay alma hakkını tehlikeye düşürebilir.
Trust, Paravan Şirket ve Gerçek Faydalanıcı Sorunu
Sınır ötesi malvarlığı çoğu zaman borçlunun doğrudan adına kayıtlı değildir.
Borçlu;
- Yabancı şirket kurabilir,
- Şirket hisselerini nominee adı verilen görünür ortaklara bırakabilir,
- Trust veya vakıf yapısı kullanabilir,
- Yakınlarını faydalanıcı gösterebilir,
- Profesyonel yöneticiler üzerinden kontrol sağlayabilir.
Bu yapılarda şekli malik ile gerçek kontrol sahibi ayrılabilir. Araştırmada yalnızca sicildeki pay sahibi değil;
- Sermayeyi sağlayan,
- Banka talimatlarını veren,
- Yöneticileri değiştiren,
- Gelirleri alan,
- Malvarlığını kullanan,
- Nihai ekonomik riski taşıyan,
kişi belirlenmelidir.
Bununla birlikte bir şirket veya trust’ın varlığı tek başına hukuka aykırılık ispatı değildir. Yapının göstermelik olduğu, borçlunun kontrolü koruduğu veya devirlerin alacaklıları zarara uğratmak amacıyla yapıldığı somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Sınır Ötesi Malvarlığı Geri Kazanımında En Sık Yapılan Hatalar
Yalnızca suç duyurusuna güvenmek
Ceza soruşturması başlatılması, mağdurun parasının mutlaka bulunacağı veya iade edileceği anlamına gelmez. Hukuk davası ve geçici koruma yolları ayrıca değerlendirilmelidir.
Önce davayı kazanıp sonra malvarlığı aramak
Dava yıllarca sürerken malvarlığı başka ülkelere aktarılabilir. Tahsil kabiliyeti araştırması ve geçici koruma dava öncesinde veya davayla birlikte planlanmalıdır.
Türk kararının her ülkede doğrudan geçerli olduğunu düşünmek
Türkiye’de alınan karar, yabancı ülkede kural olarak tanıma, tenfiz veya yerel mahkeme kararı olmadan icra edilemez.
Görünür malikle yetinmek
Malvarlığının eş, akraba, şirket, trust veya üçüncü kişi adına bulunması araştırmayı sona erdirmez. Para akışı, kontrol ve gerçek faydalanıcı incelenmelidir.
Soyut uluslararası adli yardım talebi hazırlamak
Hangi hesabın, şirketin, taşınmazın veya işlemin araştırılacağı belirtilmeden yapılan genel taleplerin reddedilme veya uzun süre sonuçsuz kalma riski yüksektir.
Zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri kaçırmak
Esas alacağın zamanaşımı, tasarrufun iptali süreleri, yabancı iflasa kayıt süreleri ve yabancı ülkedeki hileli devir davalarının süreleri birbirinden farklı olabilir.
Geri kazanım masrafını hesaba katmamak
Yabancı avukatlık ücretleri, tercüme, apostil, bilirkişi, mahkeme harçları, malvarlığı yönetimi ve satış masrafları beklenen tahsilatla karşılaştırılmalıdır.
Sınır Ötesi Malvarlığı Geri Kazanımında Uygulanacak Yol Haritası
1. Hukuki nitelendirme yapılır
Olayın yalnızca borç ilişkisi mi, yoksa dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, aklama veya başka bir suç şüphesi mi taşıdığı belirlenir.
2. Malvarlığı haritası oluşturulur
Borçlu, yakınları, şirketleri, banka bağlantıları, taşınmazları, kripto hesapları ve yabancı yapıları araştırılır.
3. Para akışı kronolojik hâle getirilir
Paranın ilk çıkışından son varlığa dönüşmesine kadar transferler, hesaplar, şirketler ve kişiler eşleştirilir.
4. Yetkili ülkeler belirlenir
Esas davanın görüleceği ülke ile malvarlığının bulunduğu ülke ayrı olabilir. Her ülke bakımından görev, yetki ve uygulanacak hukuk incelenir.
5. Geçici koruma alınır
Mal kaçırma riski varsa ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, hesap dondurma veya el koyma işlemleri gecikmeden talep edilir.
6. Esas karar alınır
Somut olaya göre alacak, tazminat, iade, tasarrufun iptali, tapu iptali, tahkim veya ceza yargılaması yürütülür.
7. Karar hedef ülkede uygulatılır
Türk mahkemesi veya hakem kararı, malvarlığının bulunduğu ülkede tanınır ve tenfiz edilir. Ceza kararları bakımından uluslararası adli yardımlaşma ve müsadere infazı yolları kullanılır.
8. Varlık paraya çevrilir veya iade edilir
Haczedilen ya da müsadere edilen malvarlığının satışı, alacaklıya ödeme, mağdura iade veya devletler arası paylaşım süreci tamamlanır.
Sonuç
Sınır ötesi malvarlığı geri kazanımı, “paranın hangi ülkede olduğunu bulup haciz koymak” kadar basit bir işlem değildir. Süreç; özel hukuk, ceza hukuku, icra hukuku, şirketler hukuku, iflas hukuku ve milletlerarası adli iş birliğinin birlikte uygulanmasını gerektirir.
Başarılı bir geri kazanım için dört unsur birlikte bulunmalıdır:
Malvarlığının tespiti, varlığın kişiyle bağlantısının ispatı, zamanında dondurma kararı ve kararın malvarlığının bulunduğu ülkede uygulanması.
Malvarlığının yurt dışına çıkarılması borcu, mağduriyeti veya mülkiyet hakkını sona erdirmez. Fakat gecikme, varlığın yeni hesaplara ve yapılara aktarılmasına, iyi niyetli üçüncü kişilerin devreye girmesine ve tahsil kabiliyetinin azalmasına yol açabilir.
Bu nedenle doğru strateji önce davayı açıp yıllar sonra malvarlığı aramak değil; malvarlığı araştırması, geçici koruma, esas dava ve uluslararası icra süreçlerini başlangıçtan itibaren tek bir plan içinde yürütmektir.
Davayı kazanmak hakkı tespit eder. Sınır ötesi malvarlığı geri kazanımı ise bu hakkı fiilen paraya veya mala dönüştürür.