Single Blog Title

This is a single blog caption

Stablecoinlerin Hukuki Statüsü: USDT ve USDC Türkiye’de Para Sayılır mı?

Kripto varlık piyasalarında en çok kullanılan araçlardan biri olan stablecoinler, Bitcoin ve Ethereum gibi kripto varlıklardan farklı olarak belirli bir varlığın değerini takip edecek şekilde tasarlanır. Özellikle USDT ve USDC gibi ABD dolarına endeksli stablecoinler, kullanıcıların kripto para piyasasında dolar benzeri bir değer birimiyle işlem yapabilmesine imkân sağlamaktadır.

Örneğin yatırımcı Bitcoin’ini sattığında parasını banka hesabına çekmek yerine 10.000 USDT tutmayı tercih edebilir. Başka bir yatırımcı ise yurt dışındaki bir kripto para borsasına USDT transfer edebilir. Bu tür işlemlerin yaygınlaşması beraberinde önemli bir hukuki soruyu ortaya çıkarmaktadır:

Stablecoin hukuken para mıdır, elektronik para mıdır yoksa kripto varlık mıdır?

Türkiye’de stablecoinleri özel olarak ve bu isim altında düzenleyen bağımsız bir hukuki kategori henüz bulunmamaktadır. Bununla birlikte 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda yer alan kripto varlık tanımı ve kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında stablecoinlerin yapısına göre genel olarak kripto varlık mevzuatı içerisinde değerlendirilmesi gerekir.

Bununla birlikte stablecoinin belirli bir para birimine sabitlenmiş olması, onu Türk lirası veya yabancı para ile aynı hukuki statüye sokmamaktadır.

Stablecoin Nedir?

Stablecoin, değerinin mümkün olduğunca sabit tutulması amacıyla başka bir varlığa veya değer ölçüsüne bağlı şekilde tasarlanan kripto varlıktır.

En bilinen örnekler;

  • USDT,
  • USDC,
  • EURC

gibi itibari para birimlerinin değerini takip etmeyi amaçlayan kripto varlıklardır.

Örneğin 1 USDT’nin piyasa değerinin yaklaşık olarak 1 ABD dolarına eşit kalması hedeflenmektedir.

Ancak stablecoinin “1 dolara sabitlenmiş” olması, kullanıcının hukuken doğrudan 1 ABD doları sahibi olduğu anlamına gelmez. Stablecoinin değeri; ihraç mekanizmasına, rezerv yapısına, ihraççının taahhütlerine ve piyasanın söz konusu varlığa duyduğu güvene bağlıdır.

Bu nedenle stablecoin ile banka hesabındaki dolar birbirinden farklı hukuki varlıklardır.

Stablecoin Türleri Nelerdir?

Stablecoinlerin hukuki statüsü değerlendirilirken kullanılan stabilizasyon mekanizması önemlidir.

İtibari Para Teminatlı Stablecoinler

Bu stablecoinlerde ihraççı, piyasaya sürdüğü tokenların karşılığında belirli miktarda para veya likit finansal varlık rezervi tuttuğunu beyan eder.

USDT ve USDC bu yapıya örnek olarak gösterilebilir.

Bu tür stablecoinlerde temel hukuki sorunlardan biri rezervlerin gerçekten bulunup bulunmadığı ve token sahibinin ihraççıya karşı hangi haklara sahip olduğudur.

Kripto Varlık Teminatlı Stablecoinler

Bu sistemlerde stablecoinin değerini koruyabilmek amacıyla başka kripto varlıklar teminat olarak kullanılır.

Bu durumda sistemin hukuki değerlendirmesinde;

teminat mekanizması, akıllı sözleşmeler, tasfiye şartları ve yönetişim sistemi önem kazanır.

Algoritmik Stablecoinler

Bazı stablecoinler doğrudan rezerv tutmak yerine arz ve talebi algoritmik mekanizmalarla dengeleyerek sabit değeri korumaya çalışır.

Bu sistemlerin başarısız olması hâlinde stablecoinin fiyatının hedeflenen değerden ciddi şekilde uzaklaşması mümkündür.

Bu durum hukukta özellikle yatırımcının bilgilendirilmesi, yanıltıcı açıklamalar ve ihraççıların sorumluluğu bakımından önem taşıyabilir.

Emtia Teminatlı Stablecoinler

Altın veya başka emtiaların değerine bağlı olarak çıkarılan kripto varlıklar da bulunmaktadır.

Bu tür yapılarda kripto varlığın kendisinin yanı sıra dayanak varlığın hukuki statüsü ve yatırımcının bu varlık üzerinde doğrudan hak sahibi olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

Stablecoinler Türkiye’de Kripto Varlık Sayılır mı?

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 3. maddesinde kripto varlık;

dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlık

olarak tanımlanmıştır.

Stablecoinler de kural olarak blockchain veya benzeri dağıtık defter teknolojileri üzerinde oluşturulduğundan ve ekonomik bir değer ifade ettiğinden bu geniş tanım içerisinde değerlendirilebilir.

Bununla birlikte her tokenın hukuki statüsü yalnızca kendisine verilen isme göre belirlenmez.

Bir projenin kendisini “stablecoin” olarak adlandırması tek başına yeterli değildir. Tokenın;

  • nasıl ihraç edildiği,
  • hangi hakları sağladığı,
  • hangi varlığa bağlı olduğu,
  • ihraççıya karşı geri ödeme hakkı sağlayıp sağlamadığı,
  • sermaye piyasası aracı niteliği taşıyıp taşımadığı

ayrıca incelenmelidir.

Stablecoin Para mıdır?

Stablecoinlerin günlük hayatta para benzeri şekilde kullanılması, onların hukuken “para” olduğu anlamına gelmez.

Örneğin kişinin hesabında 10.000 USDT bulunması ekonomik açıdan yaklaşık 10.000 ABD doları değerinde bir pozisyon ifade edebilir.

Ancak bu kişi doğrudan ABD doları banknotuna veya banka hesabındaki dolar mevduatına sahip değildir.

Stablecoin;

devlet tarafından çıkarılmış itibari para değildir.

Aynı şekilde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının çıkardığı Türk lirasının sahip olduğu yasal ödeme aracı niteliğine de sahip değildir.

Dolayısıyla USDT veya USDC’nin değerinin dolara endekslenmesi, bunları hukuken ABD doları hâline getirmez.

USDT Dolar mıdır?

Hayır.

USDT’nin değerinin yaklaşık olarak 1 ABD dolarına sabit kalması hedeflenmektedir ancak 1 USDT ile 1 ABD doları hukuken aynı şey değildir.

Banka hesabındaki 1 ABD doları ile USDT arasında;

  • ihraççı riski,
  • rezerv riski,
  • blockchain riski,
  • saklama riski,
  • fiyatın sabit değerinden ayrılması riski

bulunmaktadır.

Örneğin stablecoin ihraççısının finansal sorun yaşaması veya rezervlerine ilişkin ciddi bir belirsizlik ortaya çıkması hâlinde tokenın piyasa fiyatı 1 doların altına düşebilir.

Bu olay literatürde genellikle depeg olarak adlandırılmaktadır.

Stablecoin Elektronik Para mıdır?

Stablecoin ile elektronik para arasında ekonomik açıdan benzerlik kurulabilse de bu iki kavram hukuken aynı değildir.

Türkiye’deki elektronik para sistemi 6493 sayılı Kanun kapsamında özel olarak düzenlenmiştir ve elektronik para kuruluşları Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının düzenleme ve denetimine tabidir.

Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik ise kendi uygulama alanında kripto varlığı; itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı veya sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlık şeklinde tanımlamaktadır.

Bu nedenle bir stablecoinin yalnızca dolar karşılığı çıkarılıyor veya değerini dolara bağlı tutuyor olması, onu otomatik olarak Türkiye’deki mevzuat anlamında elektronik para hâline getirmez.

Tokenın hukuki niteliği, ihraç yapısı ve sağladığı haklara göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Stablecoin Türkiye’de Ödeme Aracı Olarak Kullanılabilir mi?

Türkiye bakımından en önemli hususlardan biri budur.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmeliği uyarınca kripto varlıklar ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılamaz ve bunların ödemelerde kullanılmasına yönelik hizmet sunulamaz.

Stablecoin de somut yapısı itibarıyla bu Yönetmelik kapsamında kripto varlık niteliği taşıyorsa söz konusu yasak kapsamına girer.

Örneğin Türkiye’de bir işletmenin sattığı bilgisayar için;

“Fiyat 2.000 USDT, ödemeyi USDT olarak yapabilirsiniz.”

şeklinde bir ödeme modeli oluşturması, mevcut ödeme mevzuatı bakımından sorun doğurabilir.

Bu nedenle stablecoinlerin kripto borsalarında alınıp satılması ile mal veya hizmet bedelinin ödenmesinde kullanılması birbirinden ayrılmalıdır.

USDT ile Mal veya Hizmet Satın Alınabilir mi?

Türkiye’de kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılması yasaklandığından USDT’nin mal veya hizmet bedelinin ödenmesinde kullanılması hukuken problemli olacaktır. TCMB düzenlemesi bu konuda açık bir yasak içermektedir.

Örneğin;

“Aracımı 30.000 USDT karşılığında satıyorum.”

veya

“Avukatlık hizmet bedeli 5.000 USDT olarak ödenecektir.”

şeklindeki işlemlerde yalnızca borçlar hukuku değil, ödeme mevzuatındaki sınırlamalar da dikkate alınmalıdır.

Bu durum stablecoin sahibi olmanın veya stablecoin alıp satmanın yasak olduğu anlamına gelmez.

Yasak esas olarak kripto varlıkların ödeme amacıyla kullanılmasına ilişkindir.

Stablecoin Almak ve Satmak Yasak mıdır?

Hayır.

Türkiye’de kripto varlık sahibi olmak veya kripto varlık alım satımı yapmak genel olarak yasaklanmış değildir.

Kripto varlık hizmet sağlayıcıları 2024 yılında gerçekleştirilen düzenlemeyle Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine alınmış; 13 Mart 2025 tarihinde yürürlüğe giren III-35/B.1 ve III-35/B.2 sayılı Tebliğlerle platformların kuruluşu, faaliyeti, kripto varlıkların listelenmesi, saklanması ve transferine ilişkin ayrıntılı kurallar getirilmiştir.

Dolayısıyla bir kullanıcının mevzuata uygun şekilde faaliyet gösteren platform aracılığıyla USDT veya başka bir stablecoin satın alması ile bu stablecoinin bir mal veya hizmet bedelinin ödenmesinde kullanılması aynı hukuki işlem değildir.

Stablecoinler SPK Denetiminde midir?

Burada stablecoin ile stablecoinin işlem gördüğü platform arasında ayrım yapılmalıdır.

SPK’nin temel düzenleme ve denetim alanlarından biri kripto varlık hizmet sağlayıcılarıdır. 2025 yılında yürürlüğe giren ikincil düzenlemelerle platformların sunabilecekleri hizmetler, kripto varlıkların listelenmesi, alım satımı, saklanması ve transferi düzenlenmiştir.

Ancak bir stablecoinin Türkiye’deki bir platformda işlem görmesi;

  • stablecoinin SPK tarafından garanti edildiği,
  • ihraççısının SPK tarafından garanti edildiği,
  • tokenın değerinin 1 dolarda kalacağının devlet tarafından güvence altına alındığı

anlamına gelmez.

Kripto varlığın listelenmesi ile söz konusu varlığın ekonomik değerinin kamu tarafından garanti edilmesi birbirinden tamamen farklıdır.

USDT veya USDC Devlet Güvencesinde midir?

Hayır.

Bir stablecoinin fiyatının ABD dolarına endekslenmiş olması, yatırımcının varlığının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, SPK veya başka bir kamu kurumu tarafından garanti edildiği anlamına gelmez.

Stablecoin sahibi esas olarak;

ihraççı riski, rezerv riski ve piyasa riski

taşımaktadır.

Örneğin ihraççı;

rezervlerini kaybeder, finansal yükümlülüklerini yerine getiremez veya tokenların karşılığında yeterli rezerv bulundurmadığı ortaya çıkarsa stablecoinin değeri hedeflenen fiyatın altına düşebilir.

Bu durumda yatırımcının sahip olduğu hukuki haklar, tokenın ihraç şartlarına ve ihraççının tabi olduğu ülke hukukuna göre değişebilir.

Stablecoin Rezervleri Neden Hukuken Önemlidir?

İtibari para teminatlı stablecoinlerin en önemli unsuru rezerv sistemidir.

Örneğin piyasada 10 milyar adet token bulunduğunu düşünelim.

İhraççı bu tokenların karşılığında yeterli nakit veya güvenli ve likit finansal varlık tuttuğunu beyan edebilir.

Bu durumda hukuken şu sorular ortaya çıkar:

Rezerv varlıklar kime aittir?

Token sahibi rezerv üzerinde doğrudan mülkiyet hakkına sahip midir?

İhraççı iflas ederse rezervler token sahiplerine mi dağıtılır?

Token sahibi stablecoinini doğrudan ihraççıya verip dolar talep edebilir mi?

Bu soruların cevabı bütün stablecoinler için aynı değildir.

İhraççının kuruluş ülkesi, kullanıcı sözleşmesi, rezervlerin tutulma şekli ve tokenın geri alım şartları birlikte değerlendirilmelidir.

Stablecoin 1 Doların Altına Düşerse Zarar Kimden İstenebilir?

Bir stablecoinin değerinin bağlı olduğu varlıktan uzaklaşması genel olarak depeg olarak adlandırılır.

Örneğin 1 dolar olması hedeflenen stablecoinin fiyatı 0,70 dolara düşebilir.

Böyle bir durumda yatırımcının zarar etmiş olması tek başına ihraççının otomatik olarak tazminat ödemek zorunda olduğu anlamına gelmez.

Öncelikle;

  • stablecoinin nasıl tanıtıldığı,
  • rezerv konusunda hangi açıklamaların yapıldığı,
  • yatırımcıya hangi hakların vaat edildiği,
  • gerçeğe aykırı veya yanıltıcı açıklama bulunup bulunmadığı,
  • sözleşmede geri alım hakkı bulunup bulunmadığı

incelenmelidir.

Örneğin ihraççı tokenların yüzde 100 nakit rezervle karşılandığını ileri sürmüş ancak gerçekte böyle bir rezerv bulunmadığı ortaya çıkmışsa hukuki sorumluluk farklı şekilde değerlendirilebilir.

Stablecoin İhraççısı İflas Ederse Ne Olur?

Stablecoin ihraççısının iflası, stablecoin yatırımcısı açısından en önemli risklerden biridir.

Bu durumda öncelikle stablecoin sahibinin ihraççıya karşı hangi hukuki hakka sahip olduğu belirlenmelidir.

Token sahibi;

doğrudan rezerv varlıkların maliki mi, ihraççının alacaklısı mı, yalnızca sözleşmesel geri alım hakkına mı sahip?

Bu soruların cevabı ihraç modeline göre değişmektedir.

Özellikle yurt dışında kurulmuş stablecoin ihraççılarında iflas süreci yabancı hukuk kurallarına tabi olabilir.

Bu nedenle bir stablecoinin piyasa değerinin güvenilir görünmesi ile ihraççının iflası hâlinde yatırımcının hukuki konumu farklı konulardır.

Stablecoin Kripto Borsasında Kaybolursa Kim Sorumlu Olur?

Stablecoinin kendisine ilişkin ihraççı riski ile stablecoinin kripto borsasında tutulmasından doğan saklama riski birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin yatırımcının 100.000 USDT’si bulunurken platformun güvenlik açığı nedeniyle varlıkların başka bir cüzdana transfer edilmesi durumunda sorun stablecoin ihraççısından değil, kripto varlık hizmet sağlayıcısının faaliyetinden kaynaklanabilir.

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve SPK’nin ikincil düzenlemeleri kripto varlık hizmet sağlayıcılarının saklama, transfer, bilgi sistemleri ve müşteri varlıklarının korunmasına ilişkin yükümlülüklerini düzenlemektedir.

Dolayısıyla stablecoin uyuşmazlığında zararın;

ihraççıdan mı, borsadan mı, saklama kuruluşundan mı yoksa kullanıcının kendi işleminden mi kaynaklandığının öncelikle belirlenmesi gerekir.

Stablecoin Yanlış Adrese Gönderilirse Geri Alınabilir mi?

Stablecoinlerin blockchain üzerinde transfer edilmesi nedeniyle yanlış cüzdan adresine gönderim yapılması mümkündür.

Örneğin 50.000 USDT yanlışlıkla başka bir kişinin cüzdanına gönderilebilir.

Blockchain üzerinde kesinleşen işlemin teknik olarak geri çevrilememesi, yanlışlıkla alan kişinin söz konusu varlığı hukuken elde tutma hakkına sahip olduğu anlamına gelmez.

Somut olayın özelliklerine göre Türk Borçlar Kanunu’ndaki sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında iade talep edilmesi mümkün olabilir.

Ancak cüzdan sahibinin kimliğinin tespit edilmesi, bu tür uyuşmazlıklarda en önemli sorunlardan biridir.

Stablecoinlere Haciz Konulabilir mi?

Kripto varlıkların ekonomik değer taşıması nedeniyle borçlunun stablecoin varlıkları cebri icra bakımından da önem kazanabilir.

Özellikle stablecoinlerin Türkiye’de faaliyet gösteren bir kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdinde tutulması hâlinde ilgili platforma yönelik haciz ve diğer adli talepler gündeme gelebilir.

Sermaye Piyasası Kanunu, müşterilere ait kripto varlıklar hakkında uygulanacak adli ve idari taleplerin kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından yerine getirilmesine ilişkin düzenlemeler içermektedir.

Buna karşılık borçlunun kendi özel anahtarını kontrol ettiği kişisel cüzdanlarda bulunan stablecoinler bakımından haczin teknik olarak uygulanması daha karmaşık olabilir.

Stablecoinler Miras Kalır mı?

Stablecoinler ekonomik değer taşıyan malvarlığı unsurları olduğundan ölüm hâlinde miras hukuku bakımından da önem taşır.

Örneğin miras bırakanın kişisel cüzdanında 500.000 USDT bulunması hâlinde bu ekonomik değer mirasın kapsamında değerlendirilir.

Ancak hukuki hak sahibi olmak ile kripto varlığa teknik olarak erişebilmek farklıdır.

Mirasçılar;

cüzdan adresini bilse dahi private key veya seed phrase olmadan kripto varlık üzerinde tasarruf sağlayamayabilir.

Bu nedenle kripto varlıkların miras planlamasında teknik erişim bilgileri ayrıca önem taşımaktadır.

Stablecoin ile Sözleşme Yapılabilir mi?

Tarafların sözleşmede bir stablecoinin ekonomik değerini referans olarak kullanmaları ile stablecoinin doğrudan ödeme aracı olarak kullanılması birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin bir sözleşmede ekonomik değerin belirlenmesinde dolar veya başka bir gösterge kullanılması mümkün olabilir.

Buna karşılık borcun “10.000 USDT gönderilerek ifa edilmesi” şeklinde düzenlenmesi Türkiye’deki kripto varlıkların ödemelerde kullanılmasını yasaklayan düzenleme bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle ticari sözleşmelerde stablecoin kullanılacaksa yalnızca borçlar hukuku değil, TCMB ödeme mevzuatı ve kripto varlık düzenlemeleri birlikte incelenmelidir.

Yurt Dışındaki Stablecoin İhraççılarına Karşı Dava Açılabilir mi?

USDT ve USDC gibi yaygın stablecoinlerin ihraç yapıları uluslararası niteliktedir.

Bir Türk yatırımcının stablecoin nedeniyle zarar yaşaması hâlinde;

  • ihraççının hangi ülkede kurulu olduğu,
  • kullanıcı sözleşmesindeki hukuk seçimi,
  • yetki veya tahkim şartı,
  • tokenın hangi platform üzerinden satın alındığı,
  • zararın hangi işlem nedeniyle meydana geldiği

incelenmelidir.

Örneğin zarar stablecoin ihraççısının rezerv açıklamalarından kaynaklanıyorsa farklı; Türkiye’deki kripto borsasının hatalı işlemi nedeniyle meydana gelmişse farklı bir hukuki süreç söz konusu olabilir.

Bu nedenle uluslararası stablecoin uyuşmazlıklarında milletlerarası özel hukuk kuralları da önem kazanabilir.

Stablecoin ile Bankadaki Dolar Arasındaki Hukuki Fark Nedir?

Bu iki varlık ekonomik olarak birbirine yakın görünebilir ancak hukuken ciddi farklılıklar vardır.

Bankadaki dolar mevduatı banka ile müşteri arasındaki mevduat ilişkisine dayanır.

Stablecoin ise blockchain üzerinde oluşturulan bir kripto varlıktır.

Stablecoin sahibinin hukuki konumu;

  • tokenın ihraç şartlarına,
  • ihraççıyla arasındaki sözleşmeye,
  • rezerv yapısına,
  • kullanılan blockchain ağına,
  • saklama yöntemine

bağlıdır.

Dolayısıyla “USDT zaten dijital dolar.” şeklindeki ifade teknik kullanım açısından pratik olabilir ancak hukuken doğru ve yeterli değildir.

Stablecoinlerin En Önemli Hukuki Riskleri Nelerdir?

Stablecoin yatırımcıları açısından başlıca hukuki riskler şunlardır:

  • Stablecoinin hedeflenen değerden ayrılması,
  • ihraççının iflas etmesi,
  • rezervlerin yetersiz çıkması,
  • tokenın belirli ülkelerde işlem kısıtlamasına tabi tutulması,
  • borsanın iflası,
  • cüzdanın ele geçirilmesi,
  • stablecoinlerin yanlış adrese transfer edilmesi,
  • dondurma veya el koyma tedbirleri,
  • yabancı hukuk uygulanması,
  • kullanıcı sözleşmesindeki sınırlamalar.

Bu nedenle stablecoinlerin fiyatının Bitcoin’e göre daha az oynak olması, hukuki açıdan risksiz oldukları anlamına gelmez.

Türkiye’de Stablecoinler İçin Özel Bir Kanun Var mı?

Ağustos 2026 itibarıyla Türk hukukunda “stablecoin” adı altında, Avrupa Birliği’ndeki bazı düzenlemelerde görülen türden ayrı ve kapsamlı bir stablecoin sınıflandırması bulunmamaktadır.

Bunun yerine stablecoinlerin hukuki durumu mevcut düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilir.

Başlıca düzenlemeler;

  • 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu,
  • 7518 sayılı Kanun ile getirilen kripto varlık hükümleri,
  • SPK’nin III-35/B.1 ve III-35/B.2 sayılı Tebliğleri,
  • Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik,
  • somut olaya göre Türk Borçlar Kanunu ve diğer özel hukuk hükümleridir.

Bu nedenle stablecoinlerin hukuki statüsünü değerlendirirken tek bir mevzuat hükmüne bakmak yeterli değildir.

Stablecoinlerin Hukuki Statüsü Nasıl Belirlenmelidir?

Her stablecoin bakımından şu soruların ayrı ayrı cevaplandırılması gerekir:

Stablecoin hangi varlığa endekslidir?

Tokenı kim ihraç etmektedir?

Rezerv varlıklar nerede tutulmaktadır?

Token sahibinin ihraççıdan geri ödeme isteme hakkı var mıdır?

Stablecoin hangi ülkede ihraç edilmiştir?

Türkiye’deki hangi platformlarda işlem görmektedir?

Token sahibinin ihraççının iflası hâlindeki hukuki konumu nedir?

Stablecoin sermaye piyasası aracı niteliğinde bir hak içeriyor mu?

Bu sorular cevaplandırılmadan yalnızca tokenın adında “USD” veya “stable” ifadesinin bulunmasına dayanılarak hukuki statü belirlemek doğru değildir.

Sonuç

Stablecoinler, değerlerini belirli bir para birimine veya başka bir varlığa sabitlemeyi amaçlayan kripto varlıklardır. Ancak stablecoinin dolar değerini takip etmesi, onu hukuken dolar, banka mevduatı veya elektronik para hâline getirmez.

Türkiye’de stablecoin adı altında ayrı bir hukuki kategori oluşturulmamış olmakla birlikte, yapıları itibarıyla 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndaki kripto varlık tanımı kapsamına giren stablecoinler genel kripto varlık düzenlemelerine tabidir. Kripto varlık hizmet sağlayıcıları ise SPK’nin düzenleme ve denetimi altındadır.

Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmeliği uyarınca kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı biçimde kullanılması mümkün değildir. Bu nedenle stablecoinlerin kripto borsalarında alınıp satılması ile mal veya hizmet bedelinin USDT veya başka bir stablecoin ile ödenmesi hukuken birbirinden ayrılmalıdır.

Stablecoin uyuşmazlıklarında yalnızca tokenın piyasa fiyatına bakmak yeterli değildir. İhraççının kim olduğu, rezervlerin niteliği, token sahibinin geri alım hakkı, kullanılan platform, saklama yöntemi ve uygulanacak ülke hukuku birlikte incelenmelidir.

Özellikle yüksek tutarlı stablecoin işlemlerinde “1 USDT = 1 dolar” şeklindeki ekonomik varsayımın, yatırımcıya banka hesabındaki dolar ile aynı hukuki güvenceyi sağlamadığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Leave a Reply

Call Now Button