Şirket Ortağı Şirketin Rakibi Bir İş Yapabilir mi?
Limited şirketlerde ortaklar arasında en sık yaşanan uyuşmazlıklardan biri, ortaklardan birinin şirketle aynı alanda başka bir iş yapmasıdır. Uygulamada bu durum; ortağın aynı sektörde yeni bir şirket kurması, şirket müşterileriyle kendi adına çalışması, şirketin ticari sırlarını kullanması, şirketin çalışanlarını veya tedarikçilerini kendi işine yönlendirmesi ya da şirketin iş fırsatlarını kendi lehine değerlendirmesi şeklinde ortaya çıkabilir.
Bir kişinin limited şirket ortağı olması, her durumda ve otomatik olarak hiçbir ticari faaliyet yapamayacağı anlamına gelmez. Ancak şirket ortağı, şirketin çıkarlarını zedeleyecek, şirketin amacına zarar verecek veya kendisine özel menfaat sağlayacak davranışlarda bulunamaz. Şirket sözleşmesinde rekabet yasağı düzenlenmişse veya ortak aynı zamanda şirket müdürüyse sorumluluk daha da ağır hale gelir.
Bu nedenle “şirket ortağı rakip iş yapabilir mi?” sorusunun cevabı; ortağın yalnızca ortak mı olduğu, aynı zamanda müdür olup olmadığı, şirket sözleşmesinde rekabet yasağı bulunup bulunmadığı, diğer ortakların yazılı onay verip vermediği ve yapılan işin şirket menfaatine zarar verip vermediğine göre değişir.
Limited Şirket Ortağının Bağlılık Yükümlülüğü Vardır
Limited şirket ortağı, şirketle ortaklık ilişkisi içinde olduğu için belirli sadakat ve bağlılık yükümlülüklerine tabidir. Ortak, şirketin sırlarını korumalı, şirket menfaatini zedeleyici davranışlardan kaçınmalı ve şirket amacına zarar verecek işlemler yapmamalıdır.
Bu yükümlülük, özellikle az ortaklı limited şirketlerde büyük önem taşır. Çünkü bu tür şirketlerde ortaklar genellikle şirketin müşterilerini, fiyat politikasını, tedarikçilerini, ticari sırlarını ve işleyişini yakından bilir. Ortağın bu bilgileri kendi lehine kullanarak rakip faaliyet yürütmesi, şirketin zarar görmesine neden olabilir.
Örneğin şirketin müşteri listesini kullanarak aynı müşterilere kendi adına teklif gönderen bir ortak, yalnızca rekabet etmiş olmaz; aynı zamanda şirketin güven ilişkisini ve ticari varlığını da zedelemiş olabilir.
Her Rakip Faaliyet Yasak mıdır?
Her rakip faaliyet otomatik olarak yasak değildir. Limited şirket ortağının şirketle aynı sektörde başka bir faaliyet yürütüp yürütemeyeceği somut olaya göre değerlendirilir.
Öncelikle şirket sözleşmesine bakılmalıdır. Şirket sözleşmesinde ortakların şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda olduğu açıkça yazılmışsa, ortak bu yasağa aykırı hareket edemez. Böyle bir hüküm yoksa dahi ortak, şirketin çıkarlarını zedeleyen ve kendisine özel menfaat sağlayan işlemler yapamaz.
Bu nedenle mesele yalnızca “aynı sektörde iş yaptı mı?” sorusuyla sınırlı değildir. Asıl önemli olan; ortak bu faaliyeti yaparken şirketin müşterilerini mi kullandı, şirketin ticari sırlarından mı yararlandı, şirketin iş fırsatlarını mı kendisine aldı, şirketin gelir kaybına mı neden oldu, diğer ortaklardan gizli mi hareket etti, şirket amacına zarar verdi mi gibi sorulardır.
Şirket Sözleşmesinde Rekabet Yasağı Varsa Ne Olur?
Limited şirket sözleşmesinde ortakların şirketle rekabet etmesini yasaklayan hükümler bulunabilir. Bu tür hükümler özellikle aile şirketlerinde, iki ortaklı şirketlerde, müşteri portföyünün önemli olduğu hizmet şirketlerinde, yazılım ve teknoloji şirketlerinde, üretim şirketlerinde ve ticari sır içeren işletmelerde önemlidir.
Şirket sözleşmesinde rekabet yasağı varsa ortak, şirketle aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirket kuramaz, rakip firmaya ortak olamaz, şirket müşterilerini kendi adına alamaz veya şirketin iş fırsatlarını kendi lehine kullanamaz.
Aksi halde şirket, rekabet yasağına aykırı davranan ortak hakkında hukuki yollara başvurabilir. Bu kapsamda tazminat, ortaklıktan çıkarma, müdürlükten alma, haksız rekabet hükümleri ve sözleşmede varsa cezai şart talepleri gündeme gelebilir.
Diğer Ortakların Onayı Varsa Rakip Faaliyet Yapılabilir mi?
Bazı durumlarda diğer ortakların açık ve yazılı onayıyla ortağın rekabet yasağına aykırı sayılabilecek faaliyetlerde bulunması mümkün olabilir. Ancak bu onayın açık, yazılı ve kapsamı belirli olması gerekir.
Örneğin ortakların tamamı, bir ortağın belirli bir alanda ayrıca faaliyet yürütmesine izin vermiş olabilir. Bu durumda verilen onayın hangi faaliyetleri kapsadığı, ne kadar süreyle geçerli olduğu, hangi müşterilere yönelik olduğu ve şirket menfaatini nasıl etkileyeceği net şekilde belirlenmelidir.
Sözlü izinler ileride ispat sorunlarına yol açar. Bu nedenle ortaklardan biri şirket faaliyet alanına yakın başka bir iş yapacaksa, diğer ortakların yazılı onayı alınmalı ve mümkünse ortaklar kurulu kararıyla durum kayıt altına alınmalıdır.
Ortak Aynı Zamanda Şirket Müdürüyse Durum Daha Ağırdır
Şirket ortağı aynı zamanda limited şirket müdürü ise rekabet yasağı ve sadakat yükümlülüğü daha ağır değerlendirilir. Çünkü müdür, şirketin yönetim ve temsil organıdır. Şirketin ticari sırlarına, müşteri ilişkilerine, banka ve muhasebe kayıtlarına, fiyatlandırma politikasına ve iş fırsatlarına doğrudan erişebilir.
Müdürün şirketle rekabet eden faaliyet yürütmesi, şirket müşterilerini kendi kurduğu firmaya yönlendirmesi, şirket adına gelen işleri kendi üzerine alması veya şirketin ticari sırlarını kullanması ciddi sorumluluk doğurabilir.
Müdür, şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmek zorundadır. Bu nedenle müdürün rekabet etmesi yalnızca ortaklar arası bir sorun değil, müdür sorumluluğu, tazminat ve bazı durumlarda ceza hukuku boyutu olan bir uyuşmazlık haline gelebilir.
Şirket Müşterilerini Kendi Üzerine Alan Ortak Ne Yapmış Olur?
Limited şirketlerde en sık karşılaşılan rekabet ihlallerinden biri, ortağın şirket müşterilerini kendi kurduğu başka bir işletmeye yönlendirmesidir. Bu durum özellikle hizmet sektöründe, danışmanlıkta, yazılım şirketlerinde, inşaat ve tadilat işlerinde, ithalat-ihracat alanında ve müşteri portföyüne dayalı işletmelerde görülür.
Örneğin şirketin düzenli hizmet verdiği müşterilere, ortak tarafından gizlice “bundan sonra benim firmamla çalışın” denilmesi şirket menfaatine açıkça aykırı olabilir. Şirketin teklif verdiği bir işin ortağın kendi şirketi tarafından alınması da benzer şekilde sorun yaratır.
Bu durumda şirket, uğradığı gelir kaybını, müşteri kaybını ve ticari zararı talep edebilir. Ayrıca ortağın şirkette kalmaya devam etmesi güven ilişkisini ortadan kaldırmışsa ortaklıktan çıkarma veya müdürlükten alma süreçleri de gündeme gelebilir.
Şirketin Ticari Sırlarının Kullanılması Hukuka Aykırıdır
Limited şirket ortakları ve müdürleri şirket sırlarını korumakla yükümlüdür. Şirketin fiyat listeleri, müşteri portföyü, tedarikçi bilgileri, üretim yöntemleri, yazılım kodları, proje dosyaları, teklif stratejileri, maliyet hesapları ve ticari planları şirket açısından önemli ticari sır niteliğinde olabilir.
Ortağın bu bilgileri kendi adına kurduğu başka bir şirkette kullanması, şirketi zarara uğratabilir. Bu durum yalnızca rekabet yasağına aykırılık değil, aynı zamanda haksız rekabet ve ticari sırların ihlali olarak da değerlendirilebilir.
Örneğin şirketin özel olarak geliştirdiği yazılım altyapısını veya müşteri veritabanını kullanarak başka bir işletme kuran ortak, ciddi hukuki sorumlulukla karşılaşabilir.
Ortağın Rakip Şirkete Ortak Olması Sorun Yaratır mı?
Bir limited şirket ortağının aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkete ortak olması, her durumda otomatik olarak hukuka aykırı sayılmayabilir. Ancak bu ortaklık şirket menfaatini zedeliyor, şirketin ticari sırlarını tehlikeye atıyor, müşterilerin kaymasına neden oluyor veya şirket sözleşmesindeki rekabet yasağına aykırılık oluşturuyorsa hukuki sorun doğar.
Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki şirketten birinde aktif ortak olan kişi, diğer şirketteki bilgileri kullanarak rekabet avantajı elde ediyorsa bu durum kabul edilemez.
Bu nedenle rakip şirkete ortaklık, pasif yatırım mı yoksa aktif rekabet mi, şirket menfaatini etkiliyor mu, ticari sır riski var mı, ortaklık sözleşmesinde buna izin var mı gibi sorularla değerlendirilmelidir.
Ortağın Aynı Sektörde Şahıs Şirketi Kurması
Ortak, limited şirketin faaliyet alanıyla aynı veya benzer bir alanda şahıs şirketi kurmuş olabilir. Bu durumda da aynı değerlendirme yapılır. Şahıs şirketinin varlığı tek başına her zaman hukuka aykırı kabul edilmeyebilir; ancak şirket müşterilerine yönelme, şirket işlerini kendi adına alma, şirket bilgilerini kullanma veya şirket amacına zarar verme varsa sorun doğar.
Örneğin limited şirket inşaat malzemeleri satışı yapıyorsa, ortak aynı bölgede aynı ürünleri aynı müşterilere satmak üzere şahıs şirketi kurmuşsa bu durum rekabet yasağı bakımından incelenmelidir.
Haksız Rekabet Hükümleri Gündeme Gelebilir
Ortağın şirketle rekabet etmesi bazı hallerde haksız rekabet hükümleri kapsamında da değerlendirilebilir. Özellikle şirketin ticari sırlarının kullanılması, müşterilerin yanıltılması, şirketin itibarıyla bağlantı kurulması, karışıklık yaratılması veya şirketin emek ve yatırımından haksız şekilde yararlanılması haksız rekabet iddiasına neden olabilir.
Örneğin ortak, şirketten ayrılmadan önce şirket müşterilerine kendi firmasını tanıtmaya başlamış, şirketin tekliflerini kullanmış, şirketin referanslarını kendi referansı gibi göstermiş veya şirketin ticari unvanına benzer bir isimle faaliyet yürütmüşse haksız rekabet gündeme gelebilir.
Bu durumda haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi durumun ortadan kaldırılması, tazminat ve diğer hukuki talepler ileri sürülebilir.
Şirketin Zararı Nasıl Hesaplanır?
Rakip faaliyet nedeniyle şirketin uğradığı zarar farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Şirket müşteri kaybetmiş olabilir, mevcut sözleşmeler sona ermiş olabilir, teklif verdiği işler ortağın yeni şirketine geçmiş olabilir veya şirketin ticari itibarı zedelenmiş olabilir.
Zarar hesabında şu unsurlar dikkate alınabilir:
Kaybedilen müşteri sayısı,
Kaybedilen sözleşme bedelleri,
Şirketin geçmiş dönem kârı,
Ortağın rakip faaliyetten elde ettiği gelir,
Şirketin ticari fırsat kaybı,
Pazar payı kaybı,
Müşterilerin yönlendirilme biçimi,
Şirketin ticari sırlarının kullanılıp kullanılmadığı,
Şirketin marka ve itibar kaybı.
Bu tür davalarda bilirkişi incelemesi önemlidir. Şirket kayıtları, faturalar, sözleşmeler, müşteri yazışmaları, banka hareketleri ve karşı şirketin faaliyetleri birlikte değerlendirilir.
Rakip Faaliyet Nedeniyle Tazminat Davası Açılabilir mi?
Evet. Ortağın veya müdürün rekabet yasağına, bağlılık yükümlülüğüne veya şirket menfaatine aykırı davranışı nedeniyle şirket zarara uğramışsa tazminat davası açılabilir.
Tazminat davasında şirketin zararı, ortağın kusurlu davranışı ve bu davranışla zarar arasındaki bağlantı ispatlanmalıdır. “Ortak rakip iş yaptı” demek tek başına yeterli olmayabilir. Bu faaliyetin şirketi nasıl zarara uğrattığı somut belgelerle ortaya konulmalıdır.
Bu nedenle dava açmadan önce deliller toplanmalı, müşteri kayıpları belgelenmeli, rakip faaliyetin kapsamı tespit edilmeli ve şirket zararının hesaplanması için gerekli kayıtlar hazırlanmalıdır.
Ortağın Şirketten Çıkarılması Gündeme Gelebilir mi?
Ortağın şirketle rekabet etmesi, şirket sırlarını kullanması veya şirket müşterilerini kendi adına alması ortaklık ilişkisinde ağır güven ihlali yaratabilir. Bu durumda ortağın şirketten çıkarılması gündeme gelebilir.
Ortağın çıkarılması için şirket sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunabilir. Böyle bir hüküm yoksa dahi, haklı sebebe dayanarak mahkemeden ortağın şirketten çıkarılması talep edilebilir.
Ancak ortaklıktan çıkarma ağır bir sonuçtur. Bu nedenle rekabet fiilinin ciddi, somut, ispatlanabilir ve şirket açısından katlanılamaz nitelikte olması gerekir.
Müdürün Görevden Alınması Mümkün müdür?
Şirketle rekabet eden kişi aynı zamanda şirket müdürüyse, müdürlük görevinin sona erdirilmesi ayrıca değerlendirilmelidir. Çünkü şirketi temsil ve yönetme yetkisi bulunan bir kişinin aynı zamanda rakip faaliyet yürütmesi şirket açısından ciddi risk doğurur.
Bu durumda ortaklar kurulu kararıyla müdürün görevden alınması, temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılması gündeme gelebilir. Gerekirse mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesi de mümkündür.
Rekabet Yasağına Aykırılıkta Cezai Şart Uygulanabilir mi?
Şirket sözleşmesinde veya ortaklar arası protokolde rekabet yasağına aykırılık halinde cezai şart öngörülmüş olabilir. Örneğin ortak, şirketle rekabet eden faaliyet yürütürse belirli bir bedel ödemeyi kabul etmiş olabilir.
Bu durumda cezai şart talep edilebilir. Ancak cezai şartın geçerliliği, miktarı, kapsamı, yasağın sınırları ve ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca değerlendirilir.
Ortaklar arası protokol yapılırken rekabet yasağının kapsamı açık yazılmalıdır. Hangi faaliyetler yasak? Hangi coğrafi bölgede geçerli? Hangi süreyle uygulanacak? Hangi müşteriler kapsama dahil? Bu sorular net değilse ileride uyuşmazlık çıkar.
Rekabet Yasağı Süresiz ve Sınırsız Olabilir mi?
Rekabet yasağının kapsamı makul ve belirli olmalıdır. Sınırsız, belirsiz, ölçüsüz ve kişinin tüm ticari hayatını engelleyen düzenlemeler hukuki tartışma yaratabilir.
Özellikle ortaklar arası protokol veya şirket sözleşmesinde rekabet yasağı düzenlenirken faaliyet alanı, süre, coğrafi kapsam ve yasaklanan davranışlar açıkça belirlenmelidir. Aksi halde yasağın uygulanması güçleşebilir.
Şirketin meşru menfaati korunmalı; ancak ortakların ekonomik özgürlüğü de ölçüsüz şekilde engellenmemelidir.
Ortak Şirketten Ayrıldıktan Sonra Rakip İş Yapabilir mi?
Ortağın şirketten ayrıldıktan sonra rakip iş yapıp yapamayacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Eğer şirket sözleşmesinde veya ortaklar arası protokolde ayrılık sonrası rekabet yasağı düzenlenmişse, bu hükümlerin kapsamı incelenmelidir.
Ortak şirketten ayrılmış olsa bile şirketin ticari sırlarını, müşteri listesini, özel proje bilgilerini veya gizli belgelerini kullanamaz. Ancak ayrılan ortağın tüm ticari faaliyetlerinin sınırsız şekilde yasaklanması da her zaman mümkün değildir.
Bu nedenle ayrılık sonrası rekabet yasağı düzenlenirken süre, alan, müşteri çevresi ve faaliyet konusu açık şekilde belirlenmelidir.
Rakip Faaliyet Nasıl İspatlanır?
Rakip faaliyet iddiasında delil çok önemlidir. Soyut iddialarla ortağın rekabet yasağını ihlal ettiği kabul edilemez.
Başlıca deliller şunlardır:
Ticaret sicili kayıtları,
Rakip şirketin kuruluş belgeleri,
Faturalar,
Sözleşmeler,
Müşteri yazışmaları,
E-posta ve WhatsApp mesajları,
Teklif formları,
Banka hareketleri,
Web sitesi ve sosyal medya kayıtları,
Reklam ve tanıtım içerikleri,
Şirket müşteri listesindeki kişilere yapılan teklifler,
Tanık beyanları,
Bilirkişi raporları,
Haksız rekabeti gösteren belgeler.
Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerekir. Hukuka aykırı kayıtlar, gizli şekilde elde edilen veriler veya kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımı ayrıca sorun yaratabilir.
Delil Tespiti Yapılabilir mi?
Ortağın rakip faaliyet yürüttüğü düşünülüyorsa ve delillerin kaybolma ihtimali varsa delil tespiti yoluna başvurulabilir. Özellikle internet sitesi, reklamlar, müşteri yönlendirmeleri, ticari evraklar, teklif yazıları veya şirket kayıtları bakımından delil tespiti önemlidir.
Delil tespiti ile rakip faaliyetin varlığı, kapsamı, şirket müşterilerine yönelip yönelmediği ve şirketin zarar görüp görmediği belirlenebilir.
Noter İhtarı Gönderilmeli midir?
Rekabet yasağına aykırı davranan ortağa veya müdüre noter ihtarı gönderilmesi çoğu durumda faydalıdır. İhtarda, rekabet teşkil eden davranışlar açıkça belirtilmeli, bu davranışlara son verilmesi istenmeli, şirket sırlarının kullanılmaması gerektiği hatırlatılmalı ve aksi halde tazminat, çıkarma, müdürlükten alma ve dava haklarının kullanılacağı bildirilmelidir.
Noter ihtarı, karşı tarafın uyarıldığını ve buna rağmen davranışına devam ettiğini göstermek bakımından önemli delildir.
Şirket Sözleşmesi ve Ortaklar Protokolü Neden Önemlidir?
Rekabet yasağı uyuşmazlıklarının önüne geçmenin en etkili yolu, şirket kurulurken veya ortaklık ilişkisi devam ederken açık hükümler düzenlemektir. Şirket sözleşmesi ve ortaklar arası protokolde rekabet yasağı net şekilde yazılmalıdır.
Bu belgelerde şu hususlar düzenlenebilir:
Ortakların aynı sektörde başka iş yapıp yapamayacağı,
Rakip şirkete ortak olma yasağı,
Müşteri devri yasağı,
Şirket çalışanlarını transfer etme yasağı,
Ticari sırların korunması,
Şirketten ayrıldıktan sonra uygulanacak rekabet yasağı,
Cezai şart,
Gizlilik yükümlülüğü,
Uyuşmazlık çözüm yolu.
Bu düzenlemeler yapılmadığında, uyuşmazlık çıktığında ispat ve yorum sorunları ortaya çıkar.
Avukatın Bu Süreçteki Önemi Nedir?
Şirket ortağının rakip iş yapması teknik ve çok yönlü bir uyuşmazlıktır. Konu şirketler hukuku, haksız rekabet, sözleşme hukuku, ticari sırların korunması, tazminat, müdür sorumluluğu ve bazı durumlarda ceza hukuku boyutları taşır.
Avukat bu süreçte;
şirket sözleşmesini inceler,
rekabet yasağının kapsamını belirler,
ortağın veya müdürün davranışının hukuka aykırı olup olmadığını değerlendirir,
delil toplama stratejisi oluşturur,
noter ihtarı hazırlar,
haksız rekabet ve tazminat davası açar,
ortağın çıkarılması sürecini yürütür,
müdürün görevden alınması için gerekli işlemleri yapar,
ortaklar arası protokol ve cezai şart hükümlerini düzenler,
şirket sırlarının korunması için hukuki tedbir alır.
Bu tür uyuşmazlıklarda geç kalınması, müşterilerin kaybedilmesine, şirket sırlarının yayılmasına ve şirketin piyasadaki konumunun zarar görmesine neden olabilir.
Sonuç
Şirket ortağının şirketin rakibi bir iş yapıp yapamayacağı, somut olayın şartlarına göre değerlendirilir. Limited şirket ortağı, şirket sırlarını korumak ve şirket çıkarlarını zedeleyecek davranışlardan kaçınmak zorundadır. Şirket sözleşmesinde rekabet yasağı varsa ortak bu yasağa uymalıdır. Ortak aynı zamanda şirket müdürüyse, rekabet yasağı ve sadakat yükümlülüğü daha ağır uygulanır.
Ortağın şirket müşterilerini kendi adına alması, şirketle aynı alanda rakip işletme kurması, ticari sırları kullanması veya şirketin iş fırsatlarını kendi lehine değerlendirmesi hukuki sorumluluk doğurabilir.
Bu durumda tazminat davası, haksız rekabet davası, ortaklıktan çıkarma, müdürlükten alma, cezai şart talebi ve delil tespiti gibi hukuki yollar gündeme gelebilir. Şirketlerin bu tür sorunlarla karşılaşmaması için şirket sözleşmesi ve ortaklar arası protokolde rekabet yasağı, gizlilik ve müşteri devri hükümleri açık şekilde düzenlenmelidir.