Özel Hayata Karşı İşlenen Suçların Kapsamı

Özel Hayata Karşı İşlenen Suçlar

Korunan hukuksal değere göre TCK’da suçlar dörde ayrılır. Bunlar uluslararası suçlar, kişilere karşı suçlar, topluma karşı suçlar ve devlet millete karşı suçlardır. Özel hayata karşı işlenen suçlar teknolojinin ve özel mülkiyete verilen önemle birlikte gelişmiştir.  Özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla birlikte konut dokunulmazlığı üzerinde durulmuş, haberleşme araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte kişiler arasındaki haberleşmenin güvenliğinin sağlanma gerekliliği ortaya çıkmıştır. Daha sonra teknolojinin gelişmesiyle birlikte artık toplum ihtiyaçlarının büyük bir kısmını internet üzerinden sağlanmasıyla birlikte kişisel verilerin korunması gereksinimi ortaya çıkmıştır. Özel hayata karşı işlenen suçlar başlığı altında:

Haberleşmenin gizliliği ihlali TCK 132, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması TCK 133, özel hayatın gizliliği 134 ve kişisel verilerin kaydedilmesi TCK 135 üzerinde durulacaktır.

“Özel Hayat”

Demokratik toplumun gereği olarak bireyin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi Anayasa m.5 uyarınca da güvence altına alınmış devletin yükümlülükleri arasındadır. Özel hayat kavramını açıklamak için hayatın diğer iki alanı olan ortak hayat ve gizli alan kavramları üzerinde de durmak gerekmektedir. Bu üç alan iç içe geçmiştir dışardan başlamak gerekirse ortak alan (sosyal hayat) herkes tarafından bilinen ve görülebilen alandır örnek vermek gerekirse kişinin arkadaşlarıyla restoranda yemek yemesi sosyal hayat alanı içine girmektedir fakat kişinin arkadaşıyla evinde yemek yerken görüntülenmesi ise özel hayat alanı içine girmektedir. Kişi, özel hayatına giren sırları, bilgileri istediği kişilerle paylaşabilir. İçte olan alan ise gizli hayattır bu alandaki bilgiler kişinin kimseyle paylaşmadığı bilgilerdir örnek vermek gerekirse kişinin duygu ve düşünceleridir. Bu alanların ayrımı konusunda sübjektif bir kriter olan reasonable test kriteri vardır. Reasonable test, kişinin beklentisine bakılır restoranda kişinin yemek yerken başka insanlar tarafından görülmemesini beklemesi makul bir beklenti değilken fotoğraflarının çekilmemesi makul bir beklentidir denebilir.  Yargıtay 12. Ceza Dairesi özel hayat kavramı için ”herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken istenildiğinde başka kişilerce açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerdiği” kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, ”kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, bilinmezlik” prensibinin geçerli olduğu, kamuya açık alana çıkan her kişinin bu alandaki her görüntü veya sesinin kaydedilip, sürekli, izinsiz elde bulundurulmasına rıza gösterdiğinin kabul edilemeyeceği dile getirmiştir.

Kamuya Mal olmuş Kişiler Bakımından Özel Hayat Kavramı

Kamuya mal olmuş kişiler için özel hayatları yoktur demek mümkün değildir her insanın özel hayatı vardır. Bu konuda Yargıtay’ın dört kriterini sağlaması gerekmektedir. Bunların yapılan haberin gerçekliği, haberin güncelliği, kamunun ilgisi ve bu haberin yapılmasındaki haklı neden. Son kriteri biraz açmak gerekirse kişiyi sırf karalamak için haber yapılmamasıdır. Güncellik kriteri ise somut olaya göre değerlendirilmelidir örneğin güncel olarak cinayet işlemiş olan bir kişinin haberini yaparken geçmişteki sabıkasından bahsetmek güncel olmayabilir fakat toplumun bilgi alma menfaati içerisindedir. AHİM, özellikle siyasetçiler gibi toplumun geleceği hakkında karar verme yetkisi yüksek kişiler için toplumun bu kişilerin hayatları hakkında bilgi edinme menfaatleri olduğu kanaatindedir.  Kamuya mal olmuş kişi bakımından akla gerçek kişiler gibi tüzel kişiler de gelmektedir, tüzel kişiler bakımından da kamuya mal olma mümkündür. Kamuya mal olma durumu yer ve zaman bakımından da farklılık gösterebilir. Mesela herhangi bir köyün muhtarının eşini aldatması ve evlilik dışı çocuk sahibi olması o köy bakımından haber niteliği taşıyabilirken ulusal anlamda haber niteliği taşımaz. Aynı zamanda köyün yıllar önceki muhtarının böyle bir durumda olması köy bakımından da haber niteliği taşımayabilir.

AİHS ve Anayasa Kapsamında Özel Hayatın Korunması

Devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri özel hayatın korunması açısında da geçerlidir. Devletin negatif yükümlülüğü, devletin bu hakları bizzat ihlal etmemesi demektir. Pozitif yükümlülüğü ise başka kişilerin ve kurumların da bu hakları çiğnemesine engel olmaktır ve bu alana yapılan müdahale hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Devletin ihlal etmeme yükümlülüğü altında telefon dinlemesine ilişkin olarak ise devletin haklı menfaati aranır bu haklı menfaatin içine kamu güvenliğini sağlama, suçla mücadele etme girmektedir. Telefon dinlemenin dışında uyuşturucu satıcısı olduğundan şüpheli kişinin sokakta takip edilmesi de kamu sağlığı altında haklı menfaat teşkil etmektedir.

Haberleşme Gizliliği İhlali

TCK 132’de düzenlenmektedir. Korunan hukuksal değer kişilerin haberleşme gizliliğinin sağlanmasıdır sadece iletişim araçları değil kişilerin yüz yüze yaptıkları konuşmaların gizliliğinin de korunması hükmün konuluş amaçları arasında yer almaktadır fakat kişilerin yüz yüze konuşmalarının düzenlenmesi, kayda alınması TCK 133 ve 134 kapsamında değerlendirilmektedir. Eğer bu gizliliği ihlal eden haberleşmenin taraflarından birisi ise TCK 132/3, taraflardan biri değilse 132/1 oluşmaktadır. 132/2 isse serbest hareketli olarak yani sözlü, yazılı, açıkça, örtülü fark etmeden her türlü üçüncü kişilere haberleşmenin aktarılması yani ifşa edilmesidir. Bilgilerin ifşa edilmesi sonucunda zarar doğması aranmamaktadır bu açıdan tehlike suçu oluşturur yani hâkimin hukuka aykırılığa hükmetmesi için iletişimin gerçekleştiği kişilerde zarara sebep olması aranmamaktadır. 132/3 suçunun oluşması için ise aranan şart aleniyet şartıdır burada da ifşa bakımından serbest hareketli olması geçerlidir. Aleniyet ise içeriğin sınırı belli olmayacak kadar kişiye ulaşması demektir örnek vermek gerekirse konuşmanın çıktısının alınıp sokağa asmak aleniyeti sağlar. Kovuşturma ve soruşturma şikayete bağlıdır ve görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması

TCK 133’de düzenlenmektedir. Korunan hukuksal değer bakımından kişilerin aleni olmayan aralarındaki konuşmalardır bu da özel hayat alanına girmektedir. Burada fail herkes olamaz hükümde kişiler arasında demesi de bunu göstermektedir, mağdur da herkes olamaz iletişimin taraflarında biri olmalıdır. Burada değinilmesi gereken bir başka konu ise kişilerin konuşmalarını kayıt altına alıp bu konuşmayı mahkemede delil niteliğinde kullanmasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2010/5-187 esaslı kararına göre ‘Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur.’ Demek suretiyle başka bir imkânı kalmadığı durumlar için hukuka uygun kabul etmiştir. 133 bakımından dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta ise rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi…’ demektedir yani kulak vasıtasıyla dinlemek hükmün dışında kalmaktadır. Kovuşturma ve soruşturma şikayete bağlıdır ve üst sınır on yıldan fazla olmadığı için görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Özel Hayatın Gizliliği İhlali

TCK 134’de düzenlenmektedir. Korunan hukuksal değer kişilerin özel hayatıdır. 134 kapsamına giren filler özel hayatın konuşma, kişisel veri, haberleşme kapsamında kalan alanlardır çünkü bu alanları TCK ayrıca düzenlemektedir. Özel hayat kavramı için yapılan açıklamalar burada da geçerlidir. Burada kişinin iç dünya ve dış dünya birlikte düşünülmelidir örnek vermek gerekirse kişinin sosyal çevresinde yanlış tanıtılması da özel hayatı gizliliği içine girmektedir çünkü böyle bir durum sosyal ilişkilerini de etkilemektedir. Aynı zamanda kişinin özel hayatına ilişkin görüntü, ses alınması da 134 kapsamında özel hayat ihlali oluşturmaktadır. Kovuşturma ve soruşturma şikayete bağlıdır ve görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi

Bilişim teknolojisinin gelişmesiyle birlikte artık bireylerin bilgilerinin hukuka aykırı biçimde üçüncü kişilerle paylaşılabilmesi için zemin oluşmuştur dolayısıyla daha etkin bir korumaya ihtiyaç duyulmuştur. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 3/1-d ‘Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi,’ diyerek kişisel veriyi tanımlamıştır. Anayasa Mahkemesi, 2013/122 esas sayılı kararında kişisel verilerin korunmasını kişinin insan onurunun korunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak, bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır’ diyerek suçla korunan hukuksal değeri ortaya koymuştur.  Kişisel verinin hukuka aykırı olarak kaydedilmesinde ne ile ya da nerede kaydedildiğinin bir önemi yoktur. Kişisel veri, kişinin tek başına üzerinde tasarruf edebileceği bilgilerdir kurumsal bilgiler ise kişisel verilerin kaydedilmesi suçunu oluşturmaz. Kişisel verilen korunmasına yönelik TCK’da  135, 136, 138 suç oluşturacak fiilleri tanımlamıştır. ‘Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden (135)’, ‘Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi (136)’, ‘verileri yok etmeme (138)’. Suç re’sen(kendiliğinden) kovuşturulur cezanın üst sınırı üç yıl olduğu için görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Tüm detaylara ve aklınızda bulunan sorulara cevap bulmak için Av. Ferhat Kule ile görüşebilirsiniz.

Deniz Şahin

Leave a Reply

Call Now Button