Ortağım Şirketi Bıraktı Ama Hâlâ Hisse Sahibi: Ne Yapabilirim?
Bir startup iki arkadaş tarafından kuruluyor. Başlangıçta taraflar şirkete eşit oranda ortak oluyor, birlikte çalışıyor ve şirketi büyütmeye uğraşıyor. Bir süre sonra ortaklardan biri başka bir işe geçiyor, şirketle ilgilenmeyi bırakıyor veya ortaklar arasında ciddi bir anlaşmazlık çıkıyor.
Şirkette kalan ortak çalışmaya, müşteri bulmaya, yatırım görüşmeleri yapmaya ve şirketin değerini artırmaya devam ediyor. Ayrılan ortak ise aylardır şirkete uğramamasına rağmen hâlâ şirketin örneğin %50 hissesine sahip.
Bu durumda en sık sorulan soru şudur:
“Ortağım artık şirkette çalışmıyor. Hissesini geri alabilir miyim?”
Cevap çoğu durumda sanıldığı kadar basit değildir. Çünkü bir kişinin şirkette çalışmayı bırakması ile şirket ortaklığının sona ermesi birbirinden farklı hukuki durumlardır.
Şirkette Çalışmayı Bırakmak Ortaklığı Sona Erdirir mi?
Kural olarak hayır.
Bir kişi şirketin çalışanı, müdürü, yönetim kurulu üyesi veya fiilen şirketi yöneten kişi olabileceği gibi aynı zamanda şirketin ortağı da olabilir. Bu sıfatlar birbirinden farklıdır.
Örneğin startup’ın iki kurucusunun %50’şer hissesi bulunduğunu düşünelim. Ortaklardan biri:
“Ben artık bu şirketle uğraşmak istemiyorum.”
diyerek şirketten ayrılabilir.
Ancak bu kişinin şirkette çalışmayı bırakması, başka bir şirkette işe başlaması veya şirket yönetiminden çekilmesi sahip olduğu payların kendiliğinden diğer ortağa geçmesi sonucunu doğurmaz.
Türk Ticaret Kanunu bakımından şirket ortaklığı pay sahipliğine bağlıdır ve payın sona ermesi veya devredilmesi için şirket türüne ve somut olaya göre ayrıca hukuki işlem yapılması gerekir. Anonim ve limited şirketlerin pay yapısı ve şirket işlemleri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında düzenlenmektedir.
Bu nedenle şirkette aktif olarak çalışan ortak ile hiçbir faaliyette bulunmayan ortak hukuken aynı oranda pay sahibi olmaya devam edebilir.
Startup’larda asıl sorun da çoğu zaman burada ortaya çıkar.
“Şirketi Ben Büyüttüm, O Hiçbir Şey Yapmadı” Demek Hisseyi Geri Almaya Yeterli mi?
Genellikle yeterli değildir.
Örneğin şirket kurulduğunda Ahmet ve Mehmet’in %50’şer ortak olduğunu düşünelim.
Mehmet altı ay sonra şirketle ilgilenmeyi bırakıyor. Ahmet ise üç yıl boyunca çalışarak şirketin cirosunu ve değerini ciddi ölçüde artırıyor.
Şirket başlangıçta 500.000 TL değerindeyken birkaç yıl sonra yatırımcıların gözünde 20 milyon TL değerlemeye ulaşıyor.
Ahmet doğal olarak:
“Bu şirketi üç yıldır ben büyütüyorum. Mehmet hiçbir şey yapmadı. Neden hâlâ şirketin yarısı onun?”
diye düşünebilir.
Ticari açıdan bu son derece anlaşılır bir itiraz olsa da hukuken başlangıçta verilen hisseler açısından çalışmaya devam etme şartı öngörülmemişse, yalnızca şirket için daha fazla emek harcanmış olması diğer ortağın paylarını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle startup kurulurken ortaklık yapısının yalnızca “Bugün kim ne kadar hisse alsın?” sorusuna göre değil, “Ortaklardan biri altı ay sonra ayrılırsa ne olacak?” sorusuna göre de oluşturulması gerekir.
Ayrılan Ortağın Hisseleri Satın Alınabilir mi?
Tarafların anlaşması hâlinde en pratik yöntemlerden biri hisselerin devredilmesidir.
Şirketten ayrılan ortak paylarını:
- diğer kurucu ortağa,
- mevcut başka bir ortağa,
- yatırımcıya veya
- şartların elverdiği ölçüde üçüncü bir kişiye
devredebilir.
Burada şirketin anonim şirket mi yoksa limited şirket mi olduğu önemlidir. Özellikle limited şirketlerde esas sermaye payının devri Türk Ticaret Kanunu’nda özel şekilde düzenlenmiştir ve şirket sözleşmesindeki hükümler de ayrıca incelenmelidir. Ticaret Bakanlığı da anonim ve limited şirketlere ilişkin temel şirketler hukuku düzenlemelerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili ticaret sicili mevzuatı kapsamında yürütüldüğünü belirtmektedir.
Dolayısıyla “Parasını vereyim, hisselerini bana devretsin.” şeklindeki anlaşmanın mutlaka hukuken uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekir.
Ortak Hisselerini Satmak İstemiyorsa Ne Olur?
Asıl uyuşmazlık genellikle bu noktada çıkar.
Şirkette hiçbir faaliyeti bulunmayan ortak şöyle diyebilir:
“Ben çalışmıyorum ama hisselerimi de satmıyorum.”
Hatta şirket ciddi yatırım almaya başladığında yıllardır şirketle ilgilenmeyen ortağın hisselerinin değeri çok yüksek rakamlara ulaşabilir.
Bu durumda şirkette kalan ortak, sırf diğer ortak şirkette çalışmıyor diye tek taraflı olarak:
“Artık ortak değilsin.”
diyemez.
Öncelikle;
- şirket türü,
- şirket esas sözleşmesi,
- ortaklar sözleşmesi,
- pay sahipliği oranları,
- ortağın davranışları,
- tarafların başlangıçtaki anlaşmaları
incelenmelidir.
Özellikle limited şirketlerde şirket sözleşmesinde belirli sebeplerin gerçekleşmesi hâlinde ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin düzenlemeler bulunabilir. Türk Ticaret Kanunu ayrıca belirli şartlarda haklı sebeple ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulabilmesine imkân tanımaktadır.
Anonim şirketlerde ise bir pay sahibinin yalnızca diğer ortaklar artık onunla çalışmak istemediği için şirketten çıkarılması çok daha sınırlıdır. Bu nedenle AŞ ve Ltd. Şti. ayrımı somut uyuşmazlığın çözümünde kritik önem taşır.
Şirket Sözleşmesinde Çıkarma Hükmü Varsa Ne Olur?
Startup kurulurken esas sözleşmeye veya ayrıca yapılan ortaklar sözleşmesine doğru hükümler konulmuşsa sorun çok daha kolay çözülebilir.
Örneğin taraflar başlangıçta:
- kurucunun şirketten belirli bir süreden önce ayrılması,
- şirkette çalışmayı bırakması,
- rekabet yasağını ihlal etmesi,
- müşteri veya çalışanları rakip şirkete yönlendirmesi,
- şirketin gizli bilgilerini paylaşması
gibi durumlarda uygulanacak mekanizmaları belirleyebilir.
Ancak her sözleşme hükmünün doğrudan uygulanabilir olduğu düşünülmemelidir. Şirketler hukukundaki emredici hükümler, şirket türü ve payın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle özellikle startup ortaklıklarında internetten indirilen standart bir “founders agreement” kullanılması ileride önemli sorunlar yaratabilir.
Vesting Sistemi Neden Önemlidir?
Startup dünyasında bu sorunun en etkili çözümlerinden biri vesting sistemidir.
Basit bir örnek üzerinden açıklayalım.
İki kurucu startup’ı %50-%50 kuruyor.
Ancak taraflar hisseler üzerindeki ekonomik hakların belirli bir çalışma süresine bağlı olarak kazanılmasını öngören bir sistem oluşturuyor.
Örneğin dört yıllık bir vesting planında kurucunun hakları zaman içerisinde kademeli olarak kesinleşebilir.
Böylece bir kurucu şirket kurulduktan üç ay sonra ayrıldığında şirketin yıllar sonra ulaşacağı değerin yarısını hiçbir katkıda bulunmaksızın elinde tutmasının önüne geçilmesi amaçlanabilir.
Türkiye’de bu tür yapıların hazırlanmasında yabancı ülkelerde kullanılan sözleşmelerin doğrudan kopyalanması yerine Türk şirketler hukukuna uygun mekanizmaların kurulması gerekir.
“Good Leaver” ve “Bad Leaver” Hükümleri Ne İşe Yarar?
Startup ortaklık sözleşmelerinde taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıkları önlemek amacıyla good leaver ve bad leaver mekanizmaları da kullanılabilir.
Good leaver, şirketten makul ve kabul edilebilir bir sebeple ayrılan kurucuyu ifade eder.
Örneğin;
- sağlık nedeniyle çalışamayacak hâle gelmesi,
- tarafların karşılıklı anlaşarak ayrılması,
- belirli çalışma süresinin tamamlanması
gibi durumlar söz konusu olabilir.
Bad leaver ise;
- rakip şirket kuran,
- şirket sırlarını kullanan,
- müşterileri başka şirkete yönlendiren,
- ağır sözleşme ihlali gerçekleştiren
kurucu bakımından gündeme gelebilir.
Bu iki durumda hisselerin hangi değerden ve hangi koşullarla devredileceğinin başlangıçta belirlenmesi ileride yaşanabilecek ciddi uyuşmazlıkların önüne geçebilir.
Ayrılan Ortak Rakip Şirket Kurarsa Ne Olur?
Ortağın yalnızca şirketten ayrılması ile şirketin müşterilerini, çalışanlarını veya ticari sırlarını kullanarak rakip işletme kurması aynı şey değildir.
Örneğin eski ortak şirketin:
- müşteri listesini,
- kaynak kodlarını,
- fiyatlandırma sistemini,
- yatırımcı listesini,
- ticari sırlarını,
- yazılım altyapısını
alarak yeni bir şirket kurmuş olabilir.
Bu durumda şirketler hukukunun yanında haksız rekabet, fikrî mülkiyet, ticari sır, sözleşmeye aykırılık ve gerektiğinde ceza hukuku açısından da ayrıca değerlendirme yapılması gerekebilir.
Bu tür olaylarda özellikle elektronik delillerin hızlı şekilde korunması önemlidir.
Şirketin Banka Hesabına veya Yönetimine Erişimi Devam Ediyorsa Ne Yapılmalı?
Startup’tan fiilen ayrılmış bir ortağın;
- şirket banka hesaplarına,
- internet bankacılığına,
- kurumsal e-posta hesaplarına,
- sosyal medya hesaplarına,
- alan adına,
- sunuculara,
- GitHub hesaplarına,
- müşteri veri tabanına
erişiminin devam etmesi ayrı bir risk oluşturabilir.
Burada ortaklık sıfatıyla yönetim yetkisi birbirinden ayrılmalıdır.
Bir kişinin ortak olmaya devam etmesi mutlaka şirketi temsil etme veya şirket adına işlem yapma yetkisinin devam ettiği anlamına gelmez.
Şirket müdürlüğü veya yönetim kurulu üyeliğine ilişkin durum ayrıca incelenmeli ve gerekiyorsa yetki değişiklikleri ile ticaret sicili işlemleri yapılmalıdır.
%50-%50 Ortaklıkta Diğer Ortak Hiçbir Karara Onay Vermiyorsa Ne Yapılabilir?
Startup’larda en tehlikeli ortaklık modellerinden biri, gerekli çıkış mekanizmaları kurulmadan yapılan %50-%50 ortaklıktır.
İki ortak birbirleriyle anlaşamaz hâle geldiğinde şirket fiilen kilitlenebilir.
Örneğin;
- yatırım alınamaması,
- sermaye artırımı yapılamaması,
- yönetici seçilememesi,
- önemli sözleşmelerin imzalanamaması,
- şirket stratejisinin belirlenememesi
gibi problemler ortaya çıkabilir.
Bu durum startup dünyasında deadlock, yani ortaklık kilitlenmesi olarak adlandırılır.
Bu nedenle ortaklar sözleşmesinde deadlock hâlinde uygulanacak satın alma, satış, arabuluculuk veya diğer çıkış mekanizmalarının başlangıçta belirlenmesi önemlidir.
Ortağı Mahkeme Kararıyla Şirketten Çıkarmak Mümkün mü?
Bazı durumlarda mümkündür ancak her uyuşmazlık ortağın çıkarılması için yeterli değildir.
Özellikle limited şirketlerde Türk Ticaret Kanunu kapsamında haklı sebeplerin bulunması hâlinde ortağın şirketten çıkarılması amacıyla yargı yoluna başvurulması gündeme gelebilir.
Ancak;
“Şirkete artık gelmiyor.”
“Birbirimizi sevmiyoruz.”
“Ben daha fazla çalışıyorum.”
gibi her durum tek başına haklı sebep oluşturmayabilir.
Ortağın davranışının şirketin devamını ciddi şekilde etkileyip etkilemediği, güven ilişkisini ortadan kaldırıp kaldırmadığı ve şirket sözleşmesindeki yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediği somut olay bakımından değerlendirilmelidir.
Anonim Şirketlerde Durum Neden Daha Farklıdır?
Startup’ların yatırım almaya başlamasıyla birlikte anonim şirkete dönüşmesi oldukça sık görülen bir yapıdır.
Ancak anonim şirketlerde pay sahipliği limited şirket ortaklığından farklı özellikler taşır.
Anonim şirkette bir pay sahibini yalnızca diğer pay sahipleri istemediği için şirketten çıkarmaya yönelik genel bir mekanizma bulunmamaktadır. Türk Ticaret Kanunu belirli özel durumlar için farklı hukuki yollar öngörmektedir.
Bu nedenle startup anonim şirket olarak kurulacaksa vesting, pay geri alım mekanizmaları, alım-satım hakları ve kurucu ayrılığı hükümlerinin başlangıçta çok dikkatli tasarlanması gerekir.
Startup Kurarken Bu Sorun Nasıl Önlenebilir?
Startup kurucularının en sık yaptığı hata, şirket henüz para kazanmıyorken ortaklık sözleşmesini gereksiz görmeleridir.
İki arkadaş şirket kurarken genellikle:
“Zaten birbirimize güveniyoruz.”
diye düşünür.
Ancak şirket değersizken önemsiz görünen %50 hisse, birkaç yıl sonra milyonlarca liralık bir varlığa dönüşebilir.
Bu nedenle şirket kurulurken en azından şu konular açıkça düzenlenmelidir:
- Kurucuların hisse oranları,
- Kurucuların şirkette çalışma yükümlülükleri,
- Vesting sistemi,
- Şirketten erken ayrılan kurucunun hisselerinin durumu,
- Good leaver ve bad leaver hükümleri,
- Pay devri şartları,
- Ön alım ve alım hakları,
- Rekabet yasağı,
- Gizlilik yükümlülüğü,
- Fikrî mülkiyet hakları,
- Deadlock durumunda uygulanacak yöntem,
- Şirketin satılması durumunda uygulanacak hükümler.
Bu sözleşmeler şirket kurulurken gereksiz bir maliyet gibi görülebilir. Ancak ortaklar arasında uyuşmazlık başladıktan sonra çözüm üretmek çoğu zaman çok daha pahalı ve zor hâle gelir.
Ortağım Şirketi Bıraktıysa İlk Olarak Ne Yapmalıyım?
Böyle bir durumda doğrudan ortağa “Hisselerini devret.” şeklinde ihtar göndermeden önce şirketin hukuki yapısının incelenmesi daha sağlıklıdır.
Öncelikle;
şirket esas sözleşmesi, pay defteri, ticaret sicili kayıtları, ortaklar sözleşmesi, yatırım sözleşmeleri, şirket yönetim yapısı ve taraflar arasındaki yazışmalar birlikte değerlendirilmelidir.
Ardından diğer ortağın şirkette yalnızca pay sahibi mi olduğu, aynı zamanda müdür veya yönetim kurulu üyesi sıfatının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bundan sonra somut olaya göre;
payların anlaşmalı devri, ortağın yönetim yetkisinin sona erdirilmesi, sözleşmesel satın alma mekanizmalarının işletilmesi, şirketten çıkarma davası veya şirket içindeki kilitlenmenin giderilmesine yönelik diğer hukuki yollar değerlendirilebilir.
Sonuç
Bir startup kurucusunun şirketten ayrılması, onun hisselerinin de otomatik olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Özellikle başlangıçta iki kurucuya yüksek oranlarda hisse verilmiş ve taraflar arasında vesting veya kurucu ayrılığına ilişkin herhangi bir sözleşme yapılmamışsa, şirket yıllar sonra büyüdüğünde ciddi uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir.
Bu nedenle sorun ortaya çıktıktan sonra yalnızca “Ortağı nasıl çıkarabiliriz?” sorusuna odaklanmak yerine şirket türü, ortaklık sözleşmeleri, yönetim yetkileri ve pay sahipliği birlikte değerlendirilmelidir.
Startup kurucuları açısından en güçlü koruma ise uyuşmazlık çıktıktan sonra dava açmak değil, şirket henüz kurulurken ortaklardan birinin ayrılması hâlinde ne olacağını açıkça düzenleyen doğru bir ortaklık yapısı kurmaktır.