Liman Hukuku ve Lojistik: Liman Devletinin Denetim Yetkileri, Akıllı Limanlar ve Yeşil Liman Uygulamalarının Hukuki Sonuçları
Liman Hukuku ve Lojistik: Liman Devletinin Denetim Yetkileri, Akıllı Limanlar ve Yeşil Liman Uygulamalarının Hukuki Sonuçları
Giriş
Limanlar, deniz taşımacılığının kara taşımacılığıyla birleştiği, gemi ile yük arasındaki fiziksel ilişkinin ekonomik ve hukuki bir lojistik zincire dönüştüğü stratejik alanlardır. Bir geminin limana gelişi yalnızca yanaşma, yükleme veya boşaltma işleminden ibaret değildir. Gümrük işlemleri, liman devleti denetimi, gemi ve yük güvenliği, tehlikeli maddelerin elleçlenmesi, çevrenin korunması, gemi insanlarının çalışma koşulları, sınır ve sağlık kontrolleri, depolama, terminal hizmetleri ve kara taşımasına aktarma işlemleri aynı faaliyet alanında kesişmektedir.
Bu yapı nedeniyle liman hukuku, yalnızca deniz ticareti hukukunun bir alt dalı olarak ele alınamaz. Liman faaliyetleri; idare hukuku, çevre hukuku, iş hukuku, ceza hukuku, gümrük hukuku, kişisel verilerin korunması, rekabet hukuku, sözleşmeler hukuku ve sigorta hukukuyla doğrudan bağlantılıdır. Liman işletmecisi ile gemi donatanı arasındaki özel hukuk ilişkisi, liman başkanlığının kamu gücüne dayanan denetim ve yaptırım yetkileriyle birlikte yürümektedir.
Limanların dijitalleşmesi ise bu hukuki yapıyı daha karmaşık hâle getirmiştir. Konteynerlerin sensörlerle izlenmesi, otomatik kapı ve vinç sistemleri, yapay zekâyla planlama, elektronik konşimento, uzaktan operasyon, Denizcilik Tek Pencere Sistemi ve liman topluluk sistemleri; işlem sürelerini kısaltırken veri güvenliği, algoritmik kararların denetlenmesi ve sistem arızalarından doğan sorumluluk sorunlarını ortaya çıkarmaktadır.
Çevresel dönüşüm de limanların hukukî statüsünü değiştirmektedir. Limanların yalnızca gemilerden kaynaklanan kirliliği önleyen tesisler olması artık yeterli görülmemektedir. Sera gazı envanteri oluşturulması, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, kıyı elektriği altyapısı, düşük emisyonlu elleçleme ekipmanları, atık yönetimi ve çevresel performansın doğrulanması, liman işletmeciliğinin temel yükümlülükleri arasına girmektedir. Türkiye’de 2023 yılında yürürlüğe giren Yeşil Liman düzenlemesi, 24 Mart 2026 tarihli değişiklikle belirli kıyı tesisleri yönünden gönüllü sertifikasyon sisteminden zorunlu bir hukukî uyum modeline doğru ilerlemiştir.
Liman Hukukunun Konusu ve Limanın Hukuki Yapısı
Liman, fiziksel olarak gemilerin barınmasına, yanaşmasına, yolcu ve yük alıp vermesine imkân sağlayan bir kıyı tesisi olsa da hukuk bakımından bundan daha geniş bir anlama sahiptir. Liman sahası içinde rıhtımlar, iskeleler, terminaller, depolar, geçici depolama alanları, antrepolar, gümrüklü sahalar, boru hatları, demiryolu bağlantıları, konteyner sahaları ve trafik yönetim sistemleri bulunabilir. Bu alanlarda farklı kamu kurumları ve özel hukuk tüzel kişileri aynı anda yetki ve faaliyet sahibidir.
Liman işletmecisi, tesisin ticari işletilmesinden sorumlu olmakla birlikte liman sahasında mutlak ve sınırsız bir yetki kullanmaz. Gemilerin yanaşma ve ayrılma izinleri, demirleme, kılavuzluk, römorkaj, seyir ve can güvenliği, liman başkanlığı ve ilgili denizcilik idaresinin kamu gücüne dayalı yetkileri içindedir. Gümrüklü mal ve konteynerler üzerinde gümrük idaresinin; giriş ve çıkış yapan kişiler yönünden sınır makamlarının; sağlık riskleri bakımından sağlık idaresinin; iş güvenliği ve çevre bakımından ilgili bakanlıkların denetim yetkisi bulunmaktadır.
Dolayısıyla liman işletme hakkının özel bir şirkete verilmiş olması, liman sahasını tamamen özel hukuk alanına dönüştürmez. Limanlarda kamusal düzenleme ile özel işletme faaliyeti iç içedir. Liman işletmecisinin gemi ve yük sahipleriyle yaptığı terminal hizmetleri, elleçleme, depolama ve bağlama sözleşmeleri özel hukuk hükümlerine tabi iken; bir geminin limandan çıkışının yasaklanması, tutulması veya faaliyetin durdurulması idarî işlem niteliğindedir.
Liman lojistiğinde hukuki ilişkilerin doğru kurulabilmesi için liman başkanlığı, liman işletmecisi, terminal operatörü, taşıyan, donatan, gemi acentesi, yükleten, taşıma işleri organizatörü, gümrük müşaviri, depo işletmecisi ve kara taşıyıcısının görevlerinin birbirinden ayrılması gerekir. Bir konteynerin yanlış kişiye teslim edilmesi liman işletmecisinin, terminal operatörünün, taşıyanın veya acentenin farklı oranlarda sorumluluğunu gündeme getirebilir. Kamu otoritesinin talimatıyla yükün bekletilmesi ise özel hukuk sorumluluğundan farklı değerlendirilmelidir.
Liman Devleti Yetkisi ile Bayrak Devleti Yetkisinin Ayrılması
Gemiler, açık denizde esas olarak bayrağını taşıdıkları devletin yetki ve denetimi altındadır. Bayrak devleti; geminin teknik yeterliliği, personeli, güvenliği, sertifikaları ve uluslararası sözleşmelere uygunluğu üzerinde birincil sorumluluğa sahiptir. Ancak uluslararası deniz taşımacılığının yapısı nedeniyle gemiler çoğu zaman bayrak devletinin limanlarına değil, yabancı devletlerin limanlarına uğramaktadır.
Bayrak devletinin gerekli denetimi etkili biçimde gerçekleştirmemesi, standart altı gemilerin uluslararası seyrüseferde faaliyet göstermesine neden olabilir. Liman devleti denetimi, bu boşluğu tamamlayan ikincil bir kontrol mekanizmasıdır. Liman Devleti Kontrolü veya uluslararası adıyla Port State Control, yabancı bayraklı gemilerin uğradıkları liman devletinin yetkili görevlileri tarafından denetlenmesidir.
Liman devleti kontrolünün amacı, geminin bayrağını taşıdığı devlet adına yeniden sertifikalandırılması değildir. Denetim, geminin uluslararası sözleşmelerle kabul edilen asgari güvenlik, çevre, personel ve çalışma standartlarını taşıyıp taşımadığını belirlemeye yöneliktir. IMO, liman devleti kontrolünü, yabancı gemilerin durum ve donanımlarının uluslararası düzenlemelere uygunluğunun ve geminin bu kurallara uygun personelle işletilip işletilmediğinin denetlenmesi olarak tanımlamaktadır.
Bu sistem, bayrak devleti yetkisini ortadan kaldırmaz; onu tamamlar. Asıl sertifikalandırma ve devamlı gözetim yükümlülüğü bayrak devletindedir. Buna karşılık liman devleti, kendi limanına gelen geminin insan hayatına, çevreye, liman güvenliğine veya diğer gemilere açık bir tehlike oluşturmasına seyirci kalmak zorunda değildir.
Liman Devleti Denetiminin Uluslararası Hukuki Dayanakları
Liman devleti kontrol yetkisi tek bir uluslararası sözleşmeye dayanmamaktadır. SOLAS, MARPOL, STCW, Yükleme Sınırı Sözleşmesi, Balast Suyu Yönetimi Sözleşmesi, Zararlı Boya Sistemleri Sözleşmesi ve çeşitli sorumluluk sözleşmeleri yabancı gemilerin limanlarda denetlenmesine ilişkin hükümler içermektedir. Denizcilerin çalışma ve yaşam koşulları bakımından 2006 Denizcilik Çalışma Sözleşmesi de ayrı bir liman devleti kontrol rejimi öngörmektedir.
IMO tarafından 3 Aralık 2025 tarihinde kabul edilen A.1206(34) sayılı “Liman Devleti Kontrolü Usulleri 2025”, güncel denetim esaslarını bir araya getirmiştir. Bu usuller; SOLAS, MARPOL, STCW, COLREG, Balast Suyu Yönetimi, Zararlı Boya Sistemleri, tonaj, yükleme sınırı ve ilgili diğer sözleşmeler kapsamında yapılacak kontrollerin tutarlı ve ölçülü yürütülmesini amaçlamaktadır. Denetimin gemi, ekipman ve mürettebat eksikliklerinin belirlenmesini ve gerekli kontrol tedbirlerinin uygulanmasını sağlayacak şekilde yapılması öngörülmektedir.
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 218’inci maddesi, bir gemi gönüllü olarak bir devletin limanında veya açık deniz terminalinde bulunduğunda liman devletine, uluslararası çevre kurallarını ihlal eden bazı boşaltma fiilleri hakkında inceleme ve belirli şartlarla soruşturma yapma yetkisi tanımaktadır. Aynı Sözleşmenin 219’uncu maddesi, denize elverişlilik kurallarına aykırılığı nedeniyle deniz çevresine zarar verme tehlikesi oluşturan geminin hareketinin önlenebilmesini ve gerekli hâllerde en yakın uygun onarım yerine gönderilmesini düzenlemektedir. Bu hükümler, çevresel liman devleti yetkisinin uluslararası hukuk bakımından en önemli modellerinden biridir.
Liman devleti denetiminin uluslararası düzeyde uyumlu yürütülmesi amacıyla bölgesel mutabakat zabıtları oluşturulmuştur. Bu sistemlerde gemilerin yaşı, türü, bayrağının performansı, geçmiş denetimleri ve işletmecisinin sicili gibi veriler kullanılarak risk profili belirlenmektedir. Böylece kaynakların düşük riskli gemiler yerine yüksek riskli ve standart altı gemilere yönlendirilmesi amaçlanmaktadır.
Denetimin Aşamaları ve “Açık Gerekçe” Kavramı
Liman devleti kontrolü kural olarak ilk denetimle başlar. İlk denetimde geminin sertifikaları, belgeleri, genel görünümü, ekipmanının durumu ve mürettebatın temel yeterliliği kontrol edilir. Belgelerin geçerli olması ve geminin genel durumunun uluslararası standartlarla uyumlu görünmesi hâlinde kontrol bu seviyede sona erebilir.
Ancak sertifikaların bulunmaması, geçersiz veya gerçeğe aykırı olması, geminin bakımsız görünmesi, ciddi yapısal bozukluklar, yangın veya can kurtarma sistemlerinde eksiklik, mürettebatın temel acil durum prosedürlerini bilmemesi, çalışma ve dinlenme saatlerinde ağır ihlaller veya kirlilik şüphesi bulunması daha ayrıntılı denetim yapılması için “açık gerekçe” oluşturabilir.
IMO’nun güncel usullerinde açık gerekçe, gemi, ekipman veya mürettebatın ilgili sözleşme hükümlerine esaslı biçimde uygun olmadığını ya da kaptan ve personelin gemi güvenliği ve kirliliğin önlenmesine ilişkin temel prosedürlere hâkim olmadığını gösteren delil olarak kabul edilmektedir. Ayrıntılı denetim, keyfî veya rutin olarak sınırsız genişletilemez; somut gözlem, belge veya bilgiye dayanmalıdır.
Denetimlerde yalnızca teknik sertifikalar incelenmez. Yangın tatbikatı, can kurtarma araçları, makine sistemi, dümen, seyir cihazları, haberleşme, yük güvenliği, tehlikeli madde belgeleri, kirlilik önleme sistemleri, personel yeterliliği, çalışma ve dinlenme düzeni ile güvenlik yönetim sistemi de kontrol edilebilir.
Geminin Tutulması ve Faaliyetin Durdurulması
Her eksiklik geminin tutulmasını gerektirmez. Küçük nitelikteki uygunsuzluklar, belirlenen süre içinde giderilmek üzere rapora yazılabilir. Buna karşılık geminin denize açılması hâlinde gemi, mürettebat, yolcular, diğer gemiler veya deniz çevresi yönünden kabul edilemez bir tehlike doğacaksa tutulma kararı verilebilir.
IMO düzenlemelerinde tutulma, geminin veya mürettebatın uluslararası sözleşmelerin gereklerine esaslı biçimde uygun olmaması nedeniyle geminin tehlike yaratmaksızın denize açılabilecek hâle gelmesine kadar hareketinin engellenmesi olarak tanımlanmaktadır. Geminin ticari programının aksaması veya gecikme doğması, gerekli tutulmayı tek başına hukuka aykırı hâle getirmez.
Bazı durumlarda geminin tamamının tutulması yerine belirli bir operasyon durdurulabilir. Örneğin yük elleçleme ekipmanının, inert gaz sisteminin veya tehlikeli yük operasyonuna ilişkin donanımın güvenli çalışmaması hâlinde yalnızca yükleme veya boşaltma işlemlerinin durdurulması mümkündür. Eksiklik denetim yapılan limanda giderilemiyorsa gemiye, sıkı şartlarla en yakın uygun tersaneye gitme izni verilebilir.
Türkiye’deki Liman Devleti Denetimleri Uygulama Talimatı uyarınca deniz emniyeti, sağlık veya çevre yönünden açıkça tehlike teşkil eden uygunsuzlukların bulunması hâlinde gemi tutulabilir ve ilgili faaliyet durdurulabilir. Tespit edilen eksikliklerin giderilmesine veya tehlikenin ortadan kalkmasına kadar tutulma ya da faaliyet durdurma kararı kaldırılmaz. Türk limanlarında denetim görevlileri gerektiğinde gemiyi tutmaya ve giderilemeyen eksiklikler için gemiyi tersaneye göndermeye yetkilidir.
Belirlenen şartlara uymadan limandan ayrılan veya kendisine gösterilen onarım yerine gitmeyen gemiye limanlara giriş yasağı uygulanması gündeme gelebilir. Bu tedbir, yalnızca tek bir seferin engellenmesi değil, geminin uluslararası ticari faaliyetini ciddi biçimde etkileyen ağır bir idarî sonuçtur.
Denetimde Ölçülülük, İtiraz ve Tazminat
Liman devletinin güçlü denetim yetkileri sınırsız değildir. Denetim, yetkili ve yeterli personel tarafından, tarafsızlık ve mesleki bağımsızlık içinde gerçekleştirilmelidir. Denetim görevlisinin liman işletmesi, klas kuruluşu, tersane, donatan veya gemiyle ticari çıkar ilişkisinin bulunmaması gerekir.
Gemiye uygulanan tedbir somut riskle orantılı olmalıdır. Giderilebilecek küçük bir belge eksikliği nedeniyle geminin uzun süre tutulması veya açık gerekçe bulunmaksızın kapsamlı teknik incelemeye tabi tutulması, idarî işlemin sebep ve ölçülülük unsurları bakımından tartışılmasına yol açabilir.
IMO usulleri, geminin gereksiz biçimde tutulması veya geciktirilmesinden kaçınılmasını; haksız tutulma ya da gecikme hâlinde geminin zararlarının tazmini imkânını kabul etmektedir. Türkiye’deki uygulama talimatında da gemi kaptanının itiraz hakkı konusunda bilgilendirilmesi, denetim raporunun bir örneğinin kaptana verilmesi ve önemli uygunsuzluklara ilişkin görsel kayıtların saklanması öngörülmektedir. İtiraz başvurusu, kural olarak tutulma veya limana giriş yasağını kendiliğinden askıya almamaktadır. Gereksiz tutulma veya geciktirme hâlinde donatan ya da işletenin, sorumluluğu doğuran fiiller mahkeme kararıyla sabit olmak kaydıyla tazminat talep edebileceği belirtilmektedir.
Bu nedenle tutulma işlemine karşı yapılacak hukukî başvuruda yalnızca gemide hiç eksiklik bulunmadığını ileri sürmek yeterli olmayabilir. Eksikliğin tutulmayı gerektirecek ağırlıkta olmadığı, riskin daha hafif bir tedbirle giderilebileceği, denetimin yetkisiz kişilerce yapıldığı veya usulî güvencelerin ihlal edildiği de ortaya konulmalıdır.
Türkiye’de Liman Devleti Denetimi
Türkiye’de liman devleti denetimleri, Türk limanlarına veya açık deniz tesislerine gelen ya da buralarda demirleyen yabancı bayraklı gemiler üzerinde uygulanmaktadır. Ticari faaliyette bulunmayan özel yatlar, savaş gemileri, ticari amaçla kullanılmayan devlet gemileri ve bazı diğer araçlar rejimin kapsamı dışında bırakılmıştır.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının uygulama talimatında, denetimin amacının yabancı bayraklı gemilerin deniz emniyeti, deniz çevresinin korunması ve gemideki yaşam ve çalışma şartları bakımından uluslararası sözleşmelere ve ulusal mevzuata uygunluğunu kontrol etmek olduğu belirtilmektedir. Yıllık denetim sayısının, ilgili istatistiklere göre Türk limanlarına gelen gemilerin son üç yıllık ortalamasının yüzde yirmi beşinden az olamayacağı düzenlenmiştir. Türkiye, uygulamada Akdeniz ve Karadeniz liman devleti kontrol memorandumlarıyla uyumlu hareket etmektedir.
Denetimin sonunda tespit edilen eksiklikler ayrıntılı biçimde raporlanmalı ve raporun bir örneği kaptana verilmelidir. Geminin tutulması hâlinde bayrak devleti, konsolosluk ve gerektiğinde sertifikayı düzenleyen tanınmış kuruluş bilgilendirilir. Bu bildirimler, bayrak devletinin gemi üzerindeki asli sorumluluğunun devam etmesinin sonucudur.
Akıllı Liman Kavramı
Akıllı liman, dijital sistemlerin yalnızca evrak işlemlerinde kullanıldığı liman değildir. Akıllı limanlarda gemi trafiği, rıhtım planlaması, konteyner hareketleri, vinç operasyonları, enerji kullanımı, araç giriş ve çıkışları, gümrük işlemleri ve güvenlik sistemleri birbiriyle bağlantılı veri altyapıları üzerinden yönetilmektedir.
Nesnelerin interneti sensörleri, otomatik tanımlama sistemi verileri, yapay zekâ, kamera analitiği, dijital ikizler, blokzincir tabanlı kayıtlar, otomatik kapılar, uzaktan kumandalı ekipman ve tahmine dayalı bakım sistemleri akıllı limanların temel teknolojileridir. Bu teknolojilerin amacı yalnızca iş gücü maliyetini azaltmak değildir. Limanda bekleme sürelerinin kısaltılması, rıhtımların daha verimli kullanılması, yük kaybının önlenmesi, karbon emisyonlarının azaltılması ve operasyonel güvenliğin artırılması hedeflenmektedir.
Ancak dijitalleşme, liman işletmecisinin hukukî sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Konteynerin yapay zekâ sistemi tarafından yanlış sahaya yönlendirilmesi, otomatik vincin gemiye zarar vermesi, erişim sisteminin yetkisiz kişiyi sahaya alması veya dijital kayıt hatası nedeniyle yükün yanlış kişiye teslim edilmesi hâlinde “işlemi yazılım yaptı” savunması tek başına yeterli değildir.
İşletmeci, kullandığı dijital sistemleri dikkatle seçmek, test etmek, güncellemek, personeli eğitmek, hata hâlinde insan müdahalesi sağlayacak süreçler kurmak ve kritik işlemleri kayıt altına almak zorundadır. Yazılım üreticisi, sistem entegratörü ve liman işletmecisi arasında sorumluluk paylaşımı sözleşmede açıkça düzenlenmemişse zarar gören tarafın hangi aktöre başvuracağı konusunda ciddi uyuşmazlıklar doğabilir.
Denizcilik Tek Pencere Sistemi
Liman dijitalleşmesinin en önemli uluslararası hukukî adımlarından biri Denizcilik Tek Pencere Sistemidir. Uluslararası Deniz Trafiğinin Kolaylaştırılması Sözleşmesi’nde yapılan değişikliklerle 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren IMO üyesi devletlerin limanlarda gemilerin varış, kalış ve ayrılışlarına ilişkin bilgileri elektronik tek pencere sistemi üzerinden alması zorunlu hâle gelmiştir. Kamu otoritelerinin bilgilerin tek seferde sunulmasını ve mümkün olduğu ölçüde tekrar kullanılmasını sağlayacak şekilde koordinasyon kurması gerekmektedir.
Tek pencere sistemi, aynı verinin liman başkanlığına, gümrüğe, sınır makamlarına, sağlık otoritesine ve liman işletmesine ayrı ayrı verilmesini önlemeyi amaçlar. Geminin bilgileri, mürettebat ve yolcu listeleri, yük beyanları, tehlikeli yük bilgileri, atık bildirimleri ve liman işlemlerine ilişkin diğer veriler ortak bir elektronik altyapıda işlenebilir.
Türkiye’nin taraf olduğu FAL Sözleşmesi kapsamındaki değişikliklerin ardından Denizcilik Tek Pencere Sistemi kurulması zorunluluğu Türkiye bakımından da gündeme gelmiştir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının yayınlarında sistem, gemi, yük ve yolcuların limana varış, limanda kalış ve ayrılış işlemlerini takip eden kamu makamlarının işlemleri mükerrerlik yaratmaksızın tek bir pencere üzerinden yürütmesini sağlayan yapı olarak açıklanmaktadır.
Elektronik sistemlerin kullanılması, idarî işlemlerde hukukî güvenlik ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Hangi verinin kim tarafından girildiği, sonradan değiştirilip değiştirilmediği, yanlış kaydın nasıl düzeltileceği ve sistem kesintisinde hangi işlemlerin uygulanacağı önceden belirlenmelidir. Elektronik kaydın idarî veya adlî uyuşmazlıkta delil olarak kullanılabilmesi için bütünlük, doğruluk ve zaman damgası özelliklerinin korunması gerekir.
Veri Koruma ve Siber Güvenlik Yükümlülükleri
Akıllı limanlar büyük miktarda ticari ve kişisel veri işlemektedir. Mürettebat ve yolcu kimlikleri, pasaport bilgileri, sağlık beyanları, araç plakaları, çalışanların biyometrik erişim kayıtları, kamera görüntüleri, yük sahibi bilgileri ve gemilerin ticari hareketleri aynı dijital ekosistemde bulunabilir.
Kişisel verilerin işlenmesi bakımından 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun temel ilkelerine uyulması gerekir. Verinin belirli ve meşru amaçla işlenmesi, ihtiyaçtan fazla veri toplanmaması, uygun süre sonunda silinmesi veya anonimleştirilmesi ve ilgili kişilerin aydınlatılması zorunludur. KVKK’nın 12’nci maddesi uyarınca veri sorumluları; hukuka aykırı işlemeyi ve erişimi önlemek, verilerin muhafazasını sağlamak için gerekli teknik ve idarî tedbirleri almakla yükümlüdür.
Liman işletmecisi; veri sorumlusu, veri işleyen veya ortak veri sorumlusu sıfatlarından hangisine sahip olduğunu her işlem özelinde belirlemelidir. Kamu kurumuna yasal yükümlülük kapsamında aktarılan veriyle, ticari müşteri analizi amacıyla kullanılan veri aynı hukukî temele dayanmaz. Yurt dışında bulunan yazılım veya bulut hizmeti sağlayıcılarının kullanılması hâlinde kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasına ilişkin kurallar ayrıca uygulanır.
Siber güvenlik yalnızca kişisel veri ihlali meselesi değildir. Liman işletim sistemine yapılan saldırı; gemi trafik planlamasının bozulmasına, vinçlerin durmasına, konteynerlerin kaybolmasına, tehlikeli yük bilgilerinin değiştirilmesine veya limanın tamamen kapanmasına neden olabilir. Bu durumda can ve mal güvenliğiyle birlikte ulusal ve uluslararası tedarik zinciri de zarar görebilir.
IMO’nun güncel denizcilik siber risk yönetimi rehberleri, mevcut ve gelişmekte olan siber tehditlere karşı dayanıklılığın artırılmasını ve siber risklerin mevcut emniyet ve güvenlik yönetimi süreçlerine dâhil edilmesini öngörmektedir. Siber risk; belirlenmesi, değerlendirilmesi, azaltılması, izlenmesi ve olay sonrasında toparlanma tedbirleri alınması gereken operasyonel bir risk olarak kabul edilmektedir.
Liman işletmesinin siber güvenlik yükümlülüğü; ağların bölümlendirilmesi, erişim yetkilerinin sınırlandırılması, yedekleme, çok faktörlü kimlik doğrulama, personel eğitimi, tedarikçi denetimi, olay müdahale planları ve kritik sistemler için iş sürekliliği altyapısı kurulmasını kapsar. Yazılım tedarik sözleşmelerinde güncelleme, güvenlik açığı bildirimi, veri ihlali, müdahale süresi, sorumluluk, denetim ve sistemden çıkış hükümleri bulunmalıdır.
Akıllı Limanlarda Algoritmik Karar ve Sorumluluk
Yapay zekâ destekli sistemler gemilerin yanaşma sırasını, konteynerlerin istif yerini, ekipman kullanım planını ve araç giriş zamanını belirleyebilir. Bu kararlar doğrudan ekonomik hakları etkileyebilir. Bir geminin sistem tarafından sürekli daha geç rıhtıma alınması, terminal hizmetlerinin ayrımcı biçimde sunulduğu iddiasına yol açabilir.
Bu nedenle algoritmaların kullandığı kriterler denetlenebilir olmalıdır. Liman işletmecisi, ticari sır gerekçesiyle karar sisteminin tamamını açıklamak zorunda olmasa da ayrımcılık, rekabete aykırılık veya sözleşmeye aykırılık iddiaları karşısında kararın hangi nesnel verilere dayandığını gösterebilmelidir.
Otomatik sistemin yanlış kararı nedeniyle geminin beklemesi hâlinde sürastarya, liman bekleme gideri, yük teslim gecikmesi ve taşıma sözleşmesinden doğan tazminat talepleri gündeme gelebilir. Tarafların sözleşmelerinde dijital sistem arızasının mücbir sebep sayılıp sayılmayacağı, planlama verisinin doğruluğundan kimin sorumlu olduğu ve alternatif manuel prosedürlerin ne zaman devreye alınacağı açıkça belirlenmelidir.
Öngörülebilir ve gerekli önlemlerle önlenebilir bir siber saldırı veya sistem arızası kural olarak otomatik biçimde mücbir sebep sayılamaz. Kritik güncellemelerin yapılmaması, yedek sistem bulunmaması veya personelin uyarılara rağmen tedbir almaması hâlinde liman işletmecisinin organizasyon kusuru gündeme gelebilir.
Yeşil Liman Kavramı ve Uluslararası Çevresel Dönüşüm
Yeşil liman, çevre mevzuatında öngörülen asgari kuralları uygulamakla yetinmeyen; enerji tüketimini, sera gazı emisyonlarını, hava ve su kirliliğini, gürültüyü, atıkları ve doğal kaynak kullanımını ölçen ve sürekli azaltmayı hedefleyen limandır.
MARPOL hükümleri gemilerden kaynaklanan petrol, kimyasal, pis su, çöp ve hava kirliliğini düzenlemektedir. Limanların bu rejimdeki en önemli görevlerinden biri, gemilerin atıklarını denize bırakmak zorunda kalmadan teslim edebileceği yeterli kabul tesislerini sağlamaktır. Limanlar ayrıca yakıt kalitesi, kükürt kuralları ve emisyon belgelerinin denetiminde liman devleti mekanizmasının uygulama alanıdır.
IMO’nun 2023 Sera Gazı Stratejisi, uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan sera gazlarının mümkün olan en kısa sürede aşamalı olarak ortadan kaldırılmasını hedeflemektedir. Strateji; yenilenebilir kaynaklardan kıyı elektriği sağlanması, sıfır veya sıfıra yakın emisyonlu yakıt altyapısı kurulması ve limanlar dâhil lojistik zincirin daha verimli planlanması için liman gelişmelerinin teşvik edilmesini öngörmektedir.
Kıyıdan elektrik sağlanması, gemilerin limanda bulunduğu sırada yardımcı makinelerini çalıştırmak yerine karadaki elektrik şebekesine bağlanmasına imkân verir. Ancak bu sistem yalnızca elektrik bağlantısının kurulmasından ibaret değildir. Elektriğin hangi kaynaktan üretildiği, sistemin teknik standardı, yüksek gerilim güvenliği, gemi ve liman donanımının uyumluluğu ve bağlantı sırasında meydana gelebilecek kazalardan sorumluluk ayrıca düzenlenmelidir.
Alternatif yakıt kullanan gemiler için LNG, metanol, amonyak, hidrojen veya başka yakıt ikmal sistemleri kurulması da yeni riskler yaratır. Liman işletmecisinin çevresel fayda sağlarken yangın, patlama, toksisite ve personel güvenliği yönünden yeni tehlikeler oluşturmasını önleyecek risk değerlendirmeleri yapması gerekir.
Türkiye’de Yeşil Liman Sertifikası
Kıyı Tesislerine Yeşil Liman Sertifikası Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik, 18 Kasım 2023 tarihli ve 32373 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yönetmeliğin amacı, kıyı tesislerinin gemi ve yük operasyonlarından kaynaklanan çevresel zararlarının azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılmasına ilişkin çalışmaların yaygınlaştırılmasıdır.
Sertifikasyon sisteminde kıyı tesislerinden ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi, ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, ISO 14064-1 sera gazı emisyonlarının kuruluş düzeyinde hesaplanması ve raporlanması standardı ile ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi gereklerini sağlamaları beklenmektedir. Belgelerin yetkilendirilmiş kuruluş tarafından düzenlenmesi ve onaylanması; tesis kayıtlarının idarenin incelemesine açık tutulması gerekmektedir.
Bu standartlar birbirinin alternatifi değildir. ISO 14001 genel çevre yönetimini, ISO 14064-1 sera gazı envanterini, ISO 50001 ise enerji performansını düzenler. Liman işletmecisinin yalnızca güneş paneli kurması veya elektrikli araç satın alması Yeşil Liman Sertifikası için yeterli değildir. Ölçülebilir hedefler, kayıt, doğrulama, sürekli iyileştirme ve denetlenebilir bir yönetim sistemi kurulmalıdır.
2026 Değişikliğiyle Getirilen Zorunluluklar
24 Mart 2026 tarihli ve 33203 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik, Yeşil Liman uygulamasının hukukî niteliğini önemli ölçüde değiştirmiştir. Yönetmeliğin kapsamı, sertifikayı gönüllü olarak almak isteyen tesislerin yanında sertifika almakla zorunlu tutulan kıyı tesislerini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
Değişiklikten sonra ISPS Kodu kapsamına girecek şekilde yeni inşa edilen kıyı tesisleri ile toplam alanının dörtte birinden fazla genişletilecek ISPS kapsamındaki kıyı tesislerinin Yeşil Liman Sertifikası alması zorunludur. Bu tesislere ilişkin imar planı tekliflerinde, plan notlarında Yeşil Liman Sertifikası başvurusu yapılacağına dair ibare aranacaktır. Zorunluluğu yerine getirmeyen yeni tesislere kıyı tesisi işletme izin belgesi düzenlenmemesi; genişletilen tesislerin yeni alanlarının işletme izni kapsamına alınmaması öngörülmektedir.
Yeni inşa edilecek kıyı tesislerinin Çevresel Etki Değerlendirmesi raporlarında Yönetmeliğin ekindeki yeşil liman kriterlerinin sağlanacağına ilişkin taahhüt bulunması gerekmektedir. Kriterlere uygun inşa edilmeyen tesislere kıyı tesisi işletme izni ve tehlikeli yük uygunluk belgesi düzenlenmemesi mümkündür. Böylece yeşil liman kriterleri, yalnızca işletme dönemindeki çevresel performans değil, planlama, ÇED ve inşaat aşamasının da şartı hâline gelmiştir.
Bir takvim yılında yüz veya daha fazla kruvaziyer geminin yanaştığı kıyı tesislerinin 31 Aralık 2028’e; yıllık yüz bin TEU veya daha fazla konteyner elleçleyen tesislerin ise 31 Aralık 2030’a kadar Yeşil Liman Sertifikasına sahip olması zorunlu tutulmuştur. Eşiklerin belirlenmesinde son üç yılın ortalaması esas alınmaktadır.
Bu düzenlemeler, sertifikanın artık yalnızca marka değerini artıran bir gönüllülük aracı olmadığını göstermektedir. Bazı tesisler yönünden sertifika; planlama, yatırım, kapasite artırımı ve işletme izninin devamı bakımından zorunlu idarî bir şart hâline gelmiştir.
Yeşil Liman İşletmecisinin Başlıca Hukuki Yükümlülükleri
Yeşil liman işletmecisinin ilk yükümlülüğü, çevresel etkilerini ölçmektir. Ölçülmeyen emisyon, enerji tüketimi veya atık miktarı bakımından doğrulanabilir bir iyileştirme gösterilmesi mümkün değildir. Bu nedenle yakıt ve elektrik tüketimi, sera gazı emisyonları, su kullanımı, atıklar, gürültü, toz ve hava kalitesi düzenli kayıt altına alınmalıdır.
İkinci yükümlülük, ölçülen etkiler için azaltım hedefi belirlemektir. Elleçleme ekipmanlarının elektriklendirilmesi, yenilenebilir enerji üretimi, enerji verimli aydınlatma, araç kuyruklarının dijital randevuyla azaltılması, demiryolu bağlantısının kullanılması ve gemilere kıyı elektriği sağlanması bu kapsamda değerlendirilebilir.
Üçüncü yükümlülük, atık ve kirlilik acil durumlarına karşı hazırlıklı olmaktır. Gemiden veya terminalden petrol sızıntısı, tehlikeli kimyasal yayılması, yangın, atık kabul sisteminin arızalanması veya kanalizasyona izinsiz boşaltım hâlinde uygulanacak prosedürler önceden belirlenmelidir.
Dördüncü yükümlülük, çevresel beyanların doğruluğudur. Limanın karbon nötr, sıfır emisyonlu veya tamamen yenilenebilir enerjiyle çalıştığı şeklindeki açıklamalar somut verilere dayanmalıdır. Gerçeğe aykırı çevresel tanıtımlar; sözleşmeye aykırılık, haksız rekabet, tüketicinin yanıltılması ve finansman sözleşmelerinde yanlış beyan sorumluluğu doğurabilir.
Yeşil Liman Sertifikası, çevre izin ve lisanslarının, ÇED yükümlülüklerinin, atık mevzuatının, deniz kirliliği sorumluluğunun veya tehlikeli yük kurallarının yerine geçmez. Sertifikalı bir liman, başka çevre mevzuatı ihlallerinden dolayı idarî veya hukukî sorumluluktan kurtulamaz.
Dijitalleşme ile Yeşil Dönüşümün Birleşmesi
Akıllı liman ve yeşil liman uygulamaları birbirinden ayrı değildir. Dijital rıhtım planlaması gemilerin liman dışında bekleme süresini azaltabilir. Araç randevu sistemi, terminal kapısındaki kamyon kuyruklarını ve egzoz emisyonlarını düşürebilir. Enerji yönetim yazılımı, vinç ve soğutmalı konteynerlerin tüketimini anlık olarak izleyebilir.
Ancak dijital ölçüm sistemlerinin güvenilirliği hukukî açıdan önemlidir. Sera gazı raporu hatalı sensörlere veya değiştirilebilir kayıtlara dayanıyorsa sertifikasyonun güvenilirliği zarar görür. Bu nedenle çevresel performans verilerinin bütünlüğü, siber güvenlik ve bağımsız doğrulama sistemiyle korunmalıdır.
Limanın veri altyapısı, emisyon raporlaması ve ticari operasyonlarını aynı sistem üzerinde yürütüyorsa siber saldırı yalnızca operasyonu durdurmakla kalmayabilir; çevresel raporların da yanlış veya eksik hazırlanmasına neden olabilir. Bu sebeple yeşil dönüşüm yatırımlarında siber risk değerlendirmesi de yatırım projesinin parçası olmalıdır.
Liman ve Lojistik Sözleşmelerine Etkileri
Akıllı ve yeşil liman yükümlülükleri, terminal hizmet sözleşmelerinin içeriğini de değiştirmektedir. Liman işletmecisi ile taşıyan veya yük sahibi arasındaki sözleşmelerde elektronik veri paylaşımı, siber olay bildirimi, veri doğruluğu, karbon raporlaması, atık teslimi, kıyı elektriği, alternatif yakıt ikmali ve çevresel ücretlendirmeye ilişkin hükümler bulunmalıdır.
Dijital sistem arızası nedeniyle yükün gecikmesi, konteynerin yanlış istiflenmesi veya elektronik teslim emrinin kötüye kullanılması hâlinde sorumluluk sınırları açıkça düzenlenmelidir. Standart sözleşmelerde yer alan geniş sorumsuzluk hükümleri, ağır kusur, temel borcun ihlali veya emredici hukuk kuralları karşısında geçersiz olabilir.
Yeşil liman ücretleri bakımından da şeffaflık önemlidir. Çevre dostu gemilere indirim veya yüksek emisyonlu gemilere farklı tarife uygulanması, önceden ilan edilmiş, nesnel ve ayrımcı olmayan kriterlere dayanmalıdır. Aksi hâlde liman hizmetlerine erişim, rekabet hukuku ve eşit işlem ilkesi bakımından uyuşmazlık çıkabilir.
Kıyı elektriği veya alternatif yakıt tedarikinde enerji kalitesi, bağlantı sorumluluğu, kesinti, yangın, ekipman uyumu ve fiyatlandırma sözleşmeyle düzenlenmelidir. Geminin teknik uyumsuzluğu ile limanın sistem arızasının birbirinden ayrılması, meydana gelen zararın kimin risk alanında kaldığının belirlenmesi açısından gereklidir.
Hukuki Sorumluluk ve Uyuşmazlıklar
Liman faaliyetlerinden kaynaklanan zarar aynı anda birden fazla hukukî sebebe dayanabilir. Otomatik vinç hatası gemiye zarar verirse liman işletmecisinin sözleşmesel sorumluluğu, ekipman üreticisinin ürün sorumluluğu ve bakım şirketinin hizmet kusuru birlikte gündeme gelebilir.
Kişisel veya ticari verilerin sızdırılması hâlinde KVKK yaptırımları, sözleşmesel tazminat, ticari sır ihlali ve gerektiğinde ceza sorumluluğu ortaya çıkabilir. Sistemin çökmesi nedeniyle lojistik zincirin durması, taşıyanların ve yük sahiplerinin gecikme zararlarını ileri sürmesine yol açabilir.
Çevresel yükümlülük ihlalinde liman işletmecisi hakkında idarî para cezası, faaliyetin durdurulması, izin veya sertifikanın iptali, kirlenmenin temizlenme giderleri ve üçüncü kişilerin zararları için tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir. Kirliliğe gemi ile liman tesisinin birlikte sebep olması hâlinde kusur ve illiyet bağı somut teknik delillerle belirlenmelidir.
Bu nedenle liman işletmelerinin yalnızca genel sorumluluk sigortası yaptırması yeterli olmayabilir. Çevre kirliliği, siber risk, iş durması, ekipman, mesleki sorumluluk ve üçüncü kişi zararlarını kapsayan bir sigorta programı oluşturulmalıdır. Poliçelerde dijital sistem arızası, siber saldırı ve çevresel yaptırımların kapsam dışı bırakılıp bırakılmadığı dikkatle incelenmelidir.
Sonuç
Liman devleti denetimi, uluslararası deniz taşımacılığında bayrak devletinin kontrolünü tamamlayan temel güvenlik mekanizmalarından biridir. Liman devleti, yabancı gemilerin uluslararası güvenlik, çevre, personel ve çalışma standartlarına uygunluğunu denetleyebilir; ciddi tehlike hâlinde gemiyi tutabilir, belirli operasyonları durdurabilir veya gemiyi onarım yerine yönlendirebilir. Bununla birlikte denetimin yetkili kişilerce, açık gerekçeye ve ölçülülük ilkesine uygun yürütülmesi; kaptana rapor ve itiraz imkânı verilmesi gerekir.
Akıllı liman dönüşümü, liman işlemlerini hızlandırmakta ve lojistik verimlilik sağlamaktadır. Ancak elektronik tek pencere sistemleri, yapay zekâ, otomatik ekipman ve büyük veri altyapıları; veri koruma, siber güvenlik, delil bütünlüğü ve algoritmik sorumluluk konularında yeni yükümlülükler doğurmaktadır. Teknolojinin işlemi gerçekleştirmesi, liman işletmecisinin organizasyon ve gözetim sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Yeşil liman uygulamaları ise çevresel performansı gönüllü bir kurumsal sosyal sorumluluk alanından çıkararak hukukî uyum ve yatırım şartı hâline getirmektedir. Türkiye’de 2026 değişikliğiyle yeni ve belirli ölçüde genişletilen kıyı tesisleri ile yüksek hacimli kruvaziyer ve konteyner terminalleri bakımından Yeşil Liman Sertifikası zorunluluğunun getirilmesi, bu dönüşümün açık göstergesidir.
Geleceğin liman işletmecisi; gemi ve yük operasyonlarını yürütmenin yanında uluslararası denetim standartlarını, çevresel performansı, siber güvenliği, veri hukukunu ve enerji dönüşümünü birlikte yönetmek zorundadır. Başarılı bir liman yalnızca hızlı yük elleçleyen değil; güvenli, şeffaf, dijital olarak dayanıklı, çevresel etkilerini ölçen ve hukukî sorumluluklarını öngörerek yöneten liman olacaktır.