Single Blog Title

This is a single blog caption

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, Türk Hukuku’nda kişisel verilerin korunmasıyla ilgili düzenlemelerin ihlali anlamına gelir. Kişisel verilerin korunması Türkiye’de 6698 sayılı “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu” da düzenlenmiştir. Bu kanun kişisel verilerin işlenmesi, kaydedilmesi, saklanması, paylaşılması ve kullanılması gibi birçok konuyu kapsar. Kanunda kişisel veri tanımı, “Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir” şeklinde yapılmıştır. Bu nedenle, bir kişinin adı, soyadı, doğum tarihi ve yeri, telefon numarası, sosyal güvenlik numarası veya pasaport numarası gibi bilgiler kişisel verilere örnek teşkil eder.

Yargısal Uygulamaya baktığımızda ise kişisel veriler şu şekilde sınıflandırılmaktadır.                             (Yarg.12CD – Karar:2012/12126).

  • Kimlik Bilgileri: Örnek olarak ad, soyadı, T.C. kimlik numarası, pasaport numarası, doğum tarihi, cinsiyet, fotoğraflar ve imzalar,
  • İletişim Bilgileri: Örneğin, telefon numaraları, e-posta adresleri, fiziksel adresler ve iletişim tercihleri,
  • Finansal Bilgiler: Banka hesap bilgileri, kredi kartı numaraları, gelir bilgileri, borçlar ve kredi geçmişi,.
  • Sağlık Bilgileri: Tıbbi teşhisler, ilaçlar, hastalıklar, tedavi kayıtları ve sağlık sigortası bilgileri,
  • Konum Bilgileri: GPS verileri, coğrafi konum bilgileri, IP adresleri ve benzeri bilgiler,
  • Biyometrik Veriler: Parmak izi, retina taramaları, yüz tanıma verileri ve benzeri bilgiler,
  • Sosyal Medya Verileri: Örneğin, paylaşılan gönderiler, beğeniler, yorumlar ve arkadaş listesi,
  • Genetik Veriler: Genetik test sonuçları, DNA analizleri ve aile geçmişi bilgileri,

Türk Ceza Kanunu’na göre kişisel verilerin korunması, anayasal bir teminat olarak kabul edilir ve bireylerin özel yaşam ve kişisel bilgilerinin korunmasını sağlar. Bu önemli hak, hukuka aykırı şekilde kişisel verilerin kaydedilmesi, paylaşılması veya ele geçirilmesi gibi suçları düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlıklı kısmında ayrıntılı bir şekilde ele alınır.

 

Bu düzenlemeler, bireylerin gizliliğini ve kişisel bilgilerini korumayı amaçlar. Kişisel verilerin izinsiz olarak ele geçirilmesi veya hukuka aykırı şekilde paylaşılması, ciddi cezai yaptırımlara tabi tutulur. Bu yaptırımlar, kişisel verilere zarar veren veya bu verilere yetkisiz erişim sağlayan kişilere caydırıcı bir mesaj göndermek amacıyla oluşturulmuştur.

 

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda

Türk Ceza Kanunu’nda kişisel verilerin korunması ile ilgili iki önemli suç madde bulunmaktadır.

İlk olarak, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesini düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 135. Maddesi’ne göre, kişisel verileri hukuka aykırı bir şekilde kaydeden kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Aynı maddeye göre, kişisel verilerin kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırk veya kökenlerine, ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda ceza yarı oranında artırılır.

 

 

İkinci olarak, kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesini düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 136. Maddesi’ne göre, bu suçu işleyen kişi, iki ila dört yıl arasında değişen hapis cezasıyla cezalandırılır. Eğer suçun konusu Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 236. Maddesi’nin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayıt altına alınan beyanlar veya görüntüler ise, ceza bir kat artırılır.” (Ek:17/10/2019-7188/17 md.)

Bu maddeler, kişisel verilerin korunmasına yönelik ciddi yaptırımlar içeren önemli hükümlerdir.

 

Nitelikli haller

Türk Ceza Kanunu’nun 137. Maddesi, belirli suçların aşağıdaki şartlar altında işlenmesi durumunda cezaların yarı oranında artırılacağını hükme bağlar:

  1. a) Kamu görevlileri tarafından ve görev yetkilerinin kötüye kullanılması yoluyla,
  2. b) Belirli bir meslek veya sanatın avantajlarından yararlanarak.

Bu nitelikli haller, suçun işlenme şekli ve faillerin özel niteliklerine dayanır ve ceza miktarının artırılmasını gerektirir.

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun oluşabilmesi için kaydetme eyleminin, hukuka aykırı bir şekilde gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 135. maddesine göre suçun varlığından bahsedebilmek için kişisel verilerin kaydedilmesine ilişkin herhangi bir hukuki gerekçenin bulunmaması gerekmektedir. Hukuka uygunluk nedenleri, yasal bir düzenleme veya kişinin açık rızası tarafından tanımlanır. Aynı zamanda, bir hakkın kurulması, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması durumunda da hukuka uygunluk sebeplerinin varlığından bahsedilebilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 135. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçu, özel hayatın korunması açısından özel bir niteliğe sahip bir suçtur. Bu nedenle, benzer nitelikteki diğer suçlarla karıştırılmamalıdır. İşte bu suçlar arasında ayrım yapılması gerekenler:

  1. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu,
  2. Kişisel verileri hukuka aykırı biçimde ele geçirme, yayma veya başkasına verme suçu,
  3. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi, kayda alınması ve ifşa edilmesi suçu,
  4. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu,
  5. Bilişim suçları.”

Bu suçlar, farklı yönleriyle öne çıkar ve her birinin cezai sonuçları ve uygulama alanları özeldir. Bu suçlar arasındaki farkları anlamak, hukuka uygunluk ve mahremiyetin korunması açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle, kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi suçuyla diğer suçlar arasındaki ayrımı net bir şekilde belirlemek gerekmektedir.

 

 

 

 

 

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 135. maddesi gereğince, kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde kaydedilmesi suçuna ilişkin ceza hükümleri aşağıdaki gibidir:

Hukuka aykırı olarak kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun cezası, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını içermektedir (TCK md. 135/1).

Aynı şekilde, kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda, birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır (TCK md. 135/2).

Bu hükümler, kişisel verilerin gizliliğinin ve güvenliğinin korunmasını amaçlayarak caydırıcı bir tedbir olarak uygulanmaktadır.

 

Suçun Nitelikli Halleri

Kişisel verilerin kaydedilmesi, ele geçirilmesi ve paylaşılması suçları, Türk Ceza Kanunu’nun 137. maddesi altında düzenlenmiş ve bu suçların işlenmesi durumunda suçun nitelikli halleri de belirtilmiştir. Kanunun bu maddesine göre;

  1. Suçun kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle kişisel verilerin kaydedilmesi suçu işlenirse yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar 1/2 oranında arttırılarak hükmedilir.

Örneğin, Bir işyerinin insan kaynakları departmanında çalışan bir kişinin, çalışanların maaş bilgilerini hukuka aykırı bir şekilde ele geçirip bu bilgileri üçüncü bir tarafa sızdırması,

  1. Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükme bağlanır.

 

Örneğin, bir diyetisyenin hastasına ilişkin edindiği kişisel bilgileri izni olmaksızın başkaları ile paylaşması bu duruma örnek olarak verilebilir.

 

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunun Zamanaşımı ve Şikâyet Süresi

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, özel hayata müdahale eden bir suç olmasına rağmen, bu suçun soruşturulması için mağdurun şikâyet etme zorunluluğu yoktur ve yetkili savcılık tarafından kendi başına soruşturulmalıdır. Bu suçla ilgili belirli bir şikâyet süresi bulunmamaktadır.

Ancak, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçu için dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl içinde suçun mağdur aleyhine savcılığa bildirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, dava zamanaşımı süresi dolacak ve soruşturma yürütülemez hale gelecektir.

 

 

 

 

Yargıtay Kararları Işığında Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan sanığın beraat etmesi ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkûm edilmesi hükümleri, sanık ve katılan vekili tarafından temyiz edildi. Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekli değerlendirmeler yapıldı:

“Dosya göstermektedir ki, sanık, bir dönem katılan ile arkadaşlık ilişkisi sürdürmüş ve birlikte yaşamıştır. Bu dönemde çektikleri özel yaşam alanına ait fotoğrafların, katılanın rızası dışında kaydedildiği iddia edilmiştir. Ancak, bu fotoğraflar yasal anlamda kişisel veri kapsamına girmemektedir. Dolayısıyla, suçun unsurları, kişisel verilerin kaydedilmesi suçunu oluşturmamaktadır; bunun yerine, Türk Ceza Kanunu’nun 134/1. maddesinin 2. cümlesine uyan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu teşkil etmektedir. Bununla birlikte, sanık, savunmasında fotoğrafların rıza ile çekildiğini ileri sürmüş, katılan ile birlikte çektikleri fotoğrafların katılandan habersiz çekilmediğini belirterek bu durumu açıklamıştır.

Sonuç olarak, sanığın katılanın rızası dışında fotoğrafları kaydettiğine dair suçlamayı doğrulayacak yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – Karar: 2014/16650).

 

Öğrenci Stajyer Suat TAŞ

 

 

 

 

Leave a Reply

Open chat
Avukata İhtiyacım var
Merhaba
Hukuki Sorunuz nedir ?
Call Now Button