İş Gücü Kaybı Tazminatlarında Yapılan Ön Ödemeler Nasıl Mahsup Edilecek?
Trafik kazası, iş kazası veya başka bir haksız fiil sonucunda kişinin çalışma gücünü kısmen ya da tamamen kaybetmesi hâlinde yüksek miktarlarda maddi tazminat talepleri gündeme gelebilmektedir. Bu tür uyuşmazlıklarda sorumlu kişi, işveren, işleten veya sigorta şirketi tarafından dava açılmadan önce ya da dava devam ederken zarar görene belirli miktarlarda ön ödeme yapılması da uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur.
Örneğin trafik kazası geçiren kişiye sigorta şirketi kazadan birkaç ay sonra 500.000 TL ödeme yapmış olabilir. Bir iş kazasında işveren, sürekli iş göremez hâle gelen işçiye dava açılmadan önce 300.000 TL vermiş olabilir. Yargılama ise üç veya dört yıl sonra sonuçlanmış ve güncel ekonomik veriler üzerinden toplam çalışma gücü kaybı tazminatı birkaç milyon lira olarak hesaplanmış olabilir.
Bu durumda en önemli sorulardan biri şudur:
Yıllar önce yapılan 500.000 TL ödeme, mahkemenin belirlediği güncel tazminattan yalnızca 500.000 TL olarak mı düşülecek, yoksa ödemenin yapıldığı tarihte karşıladığı tazminat oranı mı dikkate alınacak?
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren ve kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, bu konuda önemli bir değişiklik getirmiştir.
7589 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen yeni hükme göre, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma kayıplarına ilişkin tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir.
Yeni düzenlemenin temel amacı ve sonucu, erken yapılan ödemenin yıllar sonra yalnızca nominal Türk lirası tutarıyla tazminattan çıkarılması yerine, ödemenin yapıldığı tarihte toplam tazminatın ne kadarını karşıladığının belirlenmesi ve bu oranın nihai tazminat hesabında dikkate alınmasıdır.
Bu nedenle 12. Yargı Paketi sonrasında iş gücü kaybı tazminatlarında ön ödeme hesabı çok daha teknik bir hâle gelmiştir.
Ancak yeni hüküm bütün eski trafik ve iş kazalarına uygulanmamaktadır. Kanunun geçiş düzenlemesine göre TBK m.55’te yapılan bu değişiklik yalnızca 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından uygulanacaktır. Daha önce gerçekleşen olaylarda eski hükümler uygulanmaya devam edecektir.
Bu nedenle bir iş gücü kaybı tazminatı dosyasında ön ödeme mahsubu yapılırken ilk olarak kazanın veya zarar doğuran olayın tarihi belirlenmelidir.
İş Gücü Kaybı Tazminatı Nedir?
Uygulamada “iş gücü kaybı tazminatı”, “sürekli iş göremezlik tazminatı”, “çalışma gücü kaybı tazminatı” veya bazı dosyalarda “meslekte kazanma gücü kaybı tazminatı” ifadeleri kullanılabilmektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun kullandığı temel kavram ise çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıplardır.
Bedensel zarara uğrayan kişinin kaza öncesindeki çalışma ve gelir elde etme kapasitesi ile kaza sonrasındaki durumu arasında ekonomik bir fark ortaya çıkıyorsa, şartları bulunması hâlinde bu kayıp maddi tazminatın konusu olabilir.
Örneğin;
trafik kazası nedeniyle yüzde 30 oranında sürekli çalışma gücü kaybına uğrayan kişi,
iş kazası sonucunda elini veya kolunu kullanma kapasitesini kaybeden işçi,
mesleğini eski verimlilikle yerine getiremeyen çalışan,
ağır yaralanma sonucunda tamamen çalışma yeteneğini kaybeden kişi
bakımından çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden kaynaklanan maddi zarar gündeme gelebilir.
TBK m.55, bedensel zararların sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanmasını düzenlemekte; aynı zamanda bazı sosyal güvenlik ödemelerinin veya ifa amacı taşımayan ödemelerin tazminattan indirilemeyeceğini de açıkça belirtmektedir.
- Yargı Paketi ise bu maddeye iki yeni düzenleme eklemiştir.
Bunlardan biri çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz başlangıcına, diğeri ise önceden yapılan ödemelerin nasıl mahsup edileceğine ilişkindir.
12. Yargı Paketi Ön Ödemelerde Ne Değiştirdi?
Yeni TBK m.55 hükmünün merkezinde üç temel unsur bulunmaktadır:
İfa amacıyla yapılan bir ödeme bulunmalıdır.
Ödeme tahkikat başlayıncaya kadar yapılmış olmalıdır.
Ödeme, ödeme tarihindeki tazminat miktarı esas alınarak oransal biçimde mahsup edilmelidir.
Dolayısıyla yeni sistemde yalnızca;
“Ne kadar para ödendi?”
sorusunun sorulması yeterli değildir.
Aynı zamanda;
Ödeme hangi tarihte yapıldı?
Ödeme tarihinde toplam tazminat ne kadardı?
Yapılan ödeme o tarihteki toplam tazminatın yüzde kaçını karşılıyordu?
sorularının da cevaplandırılması gerekecektir.
Bu oran tespit edildikten sonra nihai tazminat hesabı açısından mahsup yapılacaktır.
Oransal Mahsup Ne Demektir?
Kanunun en önemli kavramı “oransal olarak mahsup” ifadesidir.
Mahsup, daha önce yapılmış ödemenin sonradan hesaplanan borçtan dikkate alınmasını ifade eder.
Ancak klasik nominal mahsup sisteminde örneğin daha önce 500.000 TL ödenmişse, güncel tazminattan yine 500.000 TL çıkarılması düşünülebilir.
Yeni sistem ise ödemenin yalnızca nominal rakamına değil, ödeme tarihindeki ekonomik ve tazminatsal karşılığına odaklanmaktadır.
Basit bir örnekle açıklayalım.
Ödeme tarihinde zarar gören kişinin toplam iş gücü kaybı tazminatının:
1.000.000 TL
olduğu hesaplanmış olsun.
Sorumlu kişi bu tarihte:
250.000 TL
ödemiş olsun.
Bu ödeme, o tarihteki toplam tazminatın:
%25’ini
karşılamaktadır.
Yıllar sonra dava sonuçlandığında güncel veriler üzerinden toplam tazminat:
4.000.000 TL
olarak hesaplanmış olabilir.
Yeni oransal mahsup mantığında ön ödeme yalnızca;
250.000 TL
olarak güncel tazminattan çıkarılmayacaktır.
Ödemenin yapıldığı tarihte toplam zararın yüzde 25’inin karşılandığı dikkate alınarak, nihai tazminatın da buna göre kalan bölümü belirlenecektir.
Bu örnekte yüzde 25’lik kısmın daha önce karşılandığı kabul edilirse kalan yüzde 75’lik tazminat:
4.000.000 TL × %75 = 3.000.000 TL
olarak ortaya çıkar.
Bu hesap örneği, kanundaki “ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup” kuralının matematiksel mantığını açıklamaktadır. Düzenleme çok yeni olduğundan ayrıntılı uygulama biçiminin yüksek mahkeme içtihatları ve aktüerya uygulamasıyla daha da netleşmesi beklenmelidir.
Nominal Mahsup ile Oransal Mahsup Arasındaki Fark Nedir?
Yeni sistemi anlamanın en kolay yolu iki yöntemi karşılaştırmaktır.
Aynı örneği kullanalım.
Ön ödeme:
250.000 TL
Ödeme tarihindeki tazminat:
1.000.000 TL
Nihai tazminat:
4.000.000 TL
Nominal mahsup yapılsaydı
4.000.000 TL – 250.000 TL =
3.750.000 TL
kalan tazminat ortaya çıkardı.
Oransal mahsup yaklaşımında
250.000 TL, ödeme tarihindeki 1.000.000 TL’nin yüzde 25’idir.
Dolayısıyla toplam zararın yüzde 25’inin önceden karşılandığı kabul edildiğinde, güncel tazminatın yüzde 75’i kalır:
4.000.000 TL × %75 =
3.000.000 TL
Bu örnekte iki yöntem arasında:
750.000 TL
fark ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle yeni düzenleme, özellikle kaza tarihinden kısa süre sonra yüksek miktarda ödeme yapılan ve dava yıllar sonra sonuçlanan dosyalarda son derece önemli ekonomik sonuçlar doğurabilir.
Neden Oransal Mahsup Sistemi Getirildi?
Uzun süren tazminat davalarında ödemenin yapıldığı tarih ile mahkeme kararının verildiği tarih arasında önemli ekonomik değişiklikler meydana gelebilir.
Örneğin işveren 2026 yılında zarar görene 500.000 TL ödeme yaptığında bu bedel o tarihteki toplam tazminatın yarısını karşılıyor olabilir.
Ancak mahkeme 2030 yılında karar verdiğinde güncel ücretler, asgari ücret artışları ve diğer aktüeryal veriler nedeniyle tazminat 4.000.000 TL’ye çıkmış olabilir.
500.000 TL’nin yalnızca nominal olarak 4.000.000 TL’den çıkarılması hâlinde, ön ödeme yapan sorumlunun 2026 yılında toplam zararın önemli bir bölümünü karşılamış olması yeterince dikkate alınmayabilir.
Yeni hüküm bu nedenle ödeme tarihindeki tazminat değerini esas alan oransal bir karşılaştırma öngörmektedir. Kanunun lafzı açık biçimde ödemenin “ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından” oransal olarak mahsup edilmesini emretmektedir.
Ön Ödemenin Oranı Nasıl Hesaplanacak?
Yeni sistemin temel matematiksel mantığı şu şekilde ifade edilebilir:
Ön ödeme oranı = Yapılan ödeme / Ödeme tarihinde hesaplanan toplam tazminat
Örneğin:
Ödeme tarihinde tazminat: 2.000.000 TL
Yapılan ödeme: 600.000 TL
Ön ödeme oranı:
600.000 / 2.000.000 = %30
Daha sonra güncel tazminat:
5.000.000 TL
olarak hesaplanırsa, yüzde 30’luk kısmın önceden karşılandığı kabul edilerek yüzde 70’lik kısmın kaldığı değerlendirilir.
5.000.000 × %70 =
3.500.000 TL
Bu örnek, kanunun getirdiği oran esaslı mahsup yaklaşımını göstermektedir. Bununla birlikte gerçek bir dosyada ödeme tarihindeki tazminatın hangi aktüeryal yöntemle ve hangi verilerle hesaplanacağı ayrıca belirlenmelidir. Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdiği için bu ayrıntıların uygulama ve içtihatla gelişmesi beklenmelidir.
Ödeme Tarihindeki Tazminat Nasıl Belirlenecek?
Oransal mahsup sisteminin en kritik noktalarından biri budur.
Örneğin ödeme 1 Aralık 2026 tarihinde yapılmışsa mahkeme, yıllar sonra bu ödemenin oranını belirlerken 1 Aralık 2026 tarihi itibarıyla zarar görenin tazminatının ne kadar olduğunu tespit etmek zorunda kalabilir.
Bunun için somut dosyanın niteliğine göre;
zarar görenin yaşı,
geliri,
çalışma gücü kayıp oranı,
kusur oranı,
ödeme tarihindeki ücret ve ekonomik veriler,
aktüeryal hesaplama esasları,
varsa destek payları
ve diğer tazminat unsurları
dikkate alınabilir.
Daha sonra yapılan ödeme bu tutara bölünerek ön ödemenin tazminatın hangi oranını karşıladığı belirlenebilir.
Bu nedenle yeni sistem özellikle aktüerya bilirkişi raporlarının kapsamını önemli hâle getirecektir.
Bilirkişiden yalnızca karar tarihine yakın güncel tazminatı hesaplaması değil, bazı dosyalarda ayrıca ön ödemenin yapıldığı tarih itibarıyla tazminat tutarını da belirlemesi gerekebilir.
Her Yapılan Ödeme Oransal Olarak Mahsup Edilir mi?
Hayır.
Kanun açık biçimde “ifa amacıyla” yapılan ödemelerden söz etmektedir.
Bu ifade son derece önemlidir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinde zaten önceki düzenlemeden beri ifa amacını taşımayan ödemelerin zarar veya tazminattan indirilemeyeceği hüküm altındadır. Aynı maddede kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin de tazminat hesabında indirilemeyeceği belirtilmektedir.
Dolayısıyla kişinin kaza sonrasında bir kaynaktan para almış olması tek başına bu paranın tazminattan mahsup edilmesi için yeterli değildir.
Öncelikle ödemenin hukuki niteliği belirlenmelidir.
“İfa Amacıyla Ödeme” Ne Demektir?
İfa amacıyla ödeme, esas itibarıyla tazminat borcunun tamamının veya bir bölümünün yerine getirilmesi amacıyla yapılan ödemedir.
Örneğin sorumlu kişi;
“Çalışma gücü kaybı tazminatına mahsuben 500.000 TL ödüyorum.”
şeklinde açıkça ödeme yapmış olabilir.
Sigorta şirketi;
“sürekli iş göremezlik tazminatı”
adı altında belirli bir tutar ödemiş olabilir.
İşveren, iş kazası nedeniyle doğan maddi tazminat borcunun bir kısmını karşılamak üzere ödeme gerçekleştirmiş olabilir.
Bu tür ödemelerde ifa amacı daha açık biçimde ortaya çıkabilir.
Buna karşılık tamamen farklı hukuki sebebe dayalı bir ödeme veya tazminat borcunun ifası amacı taşımayan bir yardımın otomatik olarak iş gücü kaybı tazminatından mahsup edilmesi doğru değildir. TBK m.55’in mevcut yapısı ifa amacı taşımayan ödemelerin zarar veya tazminattan indirilemeyeceğini açıkça korumaktadır.
İşverenin Yaptığı Yardım Tazminattan Düşülür mü?
İş kazalarında işveren tarafından işçiye veya ailesine farklı isimler altında ödeme yapılabilmektedir.
Örneğin;
yardım,
avans,
destek,
iş kazası ödemesi,
tazminat avansı,
sulh ödemesi
gibi ifadeler kullanılabilir.
Ödemenin adı tek başına belirleyici değildir.
Asıl değerlendirilmesi gereken, ödemenin çalışma gücü kaybı tazminat borcunun ifası amacıyla yapılıp yapılmadığıdır.
Örneğin işveren yalnızca sosyal yardım amacıyla ve herhangi bir tazminat borcuna mahsup edilmek üzere olmadığını açıkça belirterek ödeme yapmış olabilir.
Buna karşılık işçiyle düzenlenen belgede;
“İş kazası nedeniyle doğan maddi tazminat alacağına mahsuben 400.000 TL ödenmiştir.”
denilmiş olabilir.
Bu iki ödemenin hukuki sonucu aynı olmayabilir.
TBK m.55, ifa amacı taşımayan ödemelerin indirilemeyeceğini; yeni hüküm ise ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemelerin oransal mahsup edileceğini düzenlemektedir.
Bu nedenle ön ödeme belgelerinin hazırlanış şekli yeni dönemde çok daha önemli hâle gelmiştir.
Sigorta Şirketinin Yaptığı Ön Ödeme Nasıl Mahsup Edilecek?
Trafik kazası nedeniyle çalışma gücü kaybı bulunan kişiler bakımından sigorta şirketi tarafından dava öncesinde belirli bir tazminat ödenmesi oldukça sık rastlanan bir durumdur.
Yeni hükmün lafzında sigorta şirketleri için ayrı bir mahsup yöntemi öngörülmemiştir.
Bu nedenle sigorta şirketinin yaptığı ödemenin de öncelikle;
hangi zarar kalemine ilişkin olduğu,
ifa amacı taşıyıp taşımadığı,
hangi tarihte yapıldığı
ve
tahkikat başlamadan önce yapılıp yapılmadığı
incelenmelidir. Kanunun açık kuralı, kapsamına giren tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar yapılan bedelin oransal mahsup edilmesidir.
Örneğin sigorta şirketi, sürekli iş göremezlik zararı nedeniyle ödeme tarihindeki hesaplamaya göre toplam tazminatın yüzde 40’ını ödemişse yeni sistemde bu ödemenin yalnızca nominal tutarı değil, karşıladığı oran önem kazanacaktır.
Ancak sigorta poliçesinin limiti, ödemenin hangi teminat kapsamında yapıldığı ve sigortacının sorumluluğunun kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.
SGK Tarafından Yapılan Ödemeler de Oransal Mahsup Edilecek mi?
Her sosyal güvenlik ödemesinin yeni ön ödeme hükmüne tabi olduğu söylenemez.
TBK m.55’in mevcut ilk fıkrası, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceğini ve zarar veya tazminattan indirilemeyeceğini açıkça düzenlemektedir.
Dolayısıyla SGK tarafından yapılan bir ödemenin mahsup edilip edilmeyeceği değerlendirilirken öncelikle ödemenin sosyal güvenlik hukuku bakımından niteliği ve rücu edilebilirliği incelenmelidir.
Yeni oransal mahsup hükmü, TBK m.55’in mevcut ilk fıkrasındaki bu ayrımı ortadan kaldırmamıştır.
Bu nedenle;
“Zarar görene para ödenmişse mutlaka tazminattan düşülür.”
şeklindeki yaklaşım doğru değildir.
Tahkikat Başlayıncaya Kadar Yapılan Ödeme Ne Demektir?
Yeni hükmün diğer kritik şartı, ödemenin tahkikat başlayıncaya kadar yapılmış olmasıdır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kanunun yalnızca;
“dava açılmadan önce”
yapılan ödemelerden söz etmemesidir.
Dava açıldıktan sonra da henüz tahkikat aşamasına geçilmemişse yapılan ödeme yeni hükmün kapsamına girebilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme aşaması bulunmaktadır. HMK m.137, ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemeyeceğini açıkça düzenlemektedir. HMK m.140 uyarınca ön inceleme sonunda uyuşmazlık noktaları tutanakla belirlenir ve tahkikat bu tutanak üzerinden yürütülür.
HMK m.142 de ön inceleme tamamlandıktan sonra hâkimin tahkikata başlamadan önce hak düşürücü süre ve zamanaşımı meselelerini değerlendireceğini; m.143 ve devamı ise tahkikat aşamasını ayrıca düzenlemektedir.
Dolayısıyla yeni mahsup sistemi bakımından ödeme tarihinin yalnızca dava tarihinden önce veya sonra olup olmadığı değil, dosyanın tahkikat aşamasına geçip geçmediği de önem taşımaktadır.
Dava Açıldıktan Sonra Yapılan Ödeme Oransal Mahsup Edilebilir mi?
Evet, kanunun lafzına göre mümkündür.
Çünkü hüküm;
“dava açılıncaya kadar”
değil,
“tahkikat başlayıncaya kadar”
ifadesini kullanmaktadır.
Örneğin tazminat davası 1 Eylül 2026 tarihinde açılmış olsun.
Davalı 1 Ekim 2026 tarihinde zarar görene tazminat borcuna mahsuben ödeme yapsın.
Dosyada henüz dilekçeler aşaması veya ön inceleme devam ediyor ve tahkikata geçilmemişse, diğer şartların da bulunması hâlinde bu ödemenin yeni oransal mahsup sistemi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olabilir.
Bu nedenle ödeme yapıldığı tarihte dosyanın hangi yargılama aşamasında bulunduğu duruşma tutanaklarından ve ara kararlardan tespit edilmelidir.
Tahkikat Başladıktan Sonra Yapılan Ödeme Ne Olacak?
Yeni TBK m.55’teki özel oransal mahsup kuralının lafzı tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemelerle sınırlıdır.
Dolayısıyla tahkikat başladıktan sonra yapılan bir ödemenin yeni özel hüküm kapsamında otomatik olarak aynı yöntemle oransal mahsup edileceği söylenemez.
Bununla birlikte yapılan ödeme tazminat borcunun ifası niteliğindeyse bu ödemenin hiçbir şekilde dikkate alınmayacağı da düşünülemez.
Bu durumda ödeme, genel borçlar hukuku ve ifa kuralları çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Yeni hükmün özel avantajı veya özel hesap yöntemi, kanun lafzı gereğince tahkikat öncesi ödeme bakımından öngörülmüştür.
Bu nedenle yeni dönemde ödeme zamanlaması hem zarar gören hem de sorumlu kişi bakımından önemli hâle gelmiştir.
Ön Ödeme İçin İbraname İmzalanmışsa Ne Olur?
Ödeme sırasında zarar görene ibraname imzalatılmış olabilir.
Bu durumda yalnızca yeni TBK m.55 mahsup hükmüne değil, ibranamenin hukuken geçerli olup olmadığına da bakılmalıdır.
Örneğin belge;
tazminatın tamamının ödendiğini,
zarar görenin başka alacağı kalmadığını
ve sorumlunun tamamen ibra edildiğini
iddia ediyor olabilir.
Böyle bir belgenin hukuki sonucu ile yalnızca;
“500.000 TL tazminat avansı alınmıştır.”
şeklindeki ödeme belgesinin sonucu aynı değildir.
Yeni oransal mahsup sistemi, geçerli bir sulh, ibra veya başka sona erdirici hukuki işlemin sonuçlarını otomatik olarak ortadan kaldıran bir düzenleme değildir.
Bu nedenle ön ödeme yapılırken imzalanan belgenin içeriği ayrıca değerlendirilmelidir.
Kusur Oranı Ön Ödeme Mahsubunda Dikkate Alınır mı?
İş gücü kaybı tazminatının nihai miktarı belirlenirken somut olayın türüne göre zarar görenin veya tarafların kusur durumları tazminat miktarını etkileyebilir.
Oransal mahsup hesabının sağlıklı yapılabilmesi için ödeme tarihindeki ödenmesi gereken gerçek tazminat miktarının belirlenmesi önemlidir.
Bu nedenle hesaplama sırasında olayın niteliğine göre;
kusur,
maluliyet veya çalışma gücü kayıp oranı,
gelir,
yaş,
aktüeryal dönem
gibi unsurlar dikkate alınabilir.
Örneğin ödemenin yapıldığı tarihte kusur oranı konusunda farklı bir değerlendirme mevcutken daha sonra kesinleşen kusur raporu oranı değiştirmiş olabilir.
Yeni hüküm çok yeni olduğu için bu tür teknik ayrıntıların bilirkişi uygulamaları ve içtihatlarla somutlaşması beklenmelidir. Kanunun kesin olarak söylediği husus, ödemenin ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarıyla oransal şekilde ilişkilendirilmesidir.
Birden Fazla Ön Ödeme Yapılırsa Nasıl Mahsup Edilecek?
Uygulamada tek ödeme yerine birden fazla ödeme yapılması mümkündür.
Örneğin;
Eylül 2026’da 200.000 TL,
Ocak 2027’de 300.000 TL,
Mart 2027’de 250.000 TL
ödeme yapılmış olabilir.
Her ödeme farklı tarihte gerçekleştirilmiş olduğundan, her ödeme tarihinde tazminatın ekonomik değeri farklı olabilir.
Kanunun “ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarı” ifadesi dikkate alındığında, birden fazla ön ödeme bulunan dosyalarda ödemelerin tarihleri ve bu tarihler itibarıyla tazminat karşılıklarının ayrı ayrı incelenmesi gündeme gelebilir.
Bu nedenle tüm ödemeleri toplayıp tek bir nominal bedel olarak sonuç tazminatından çıkarmak yeni sistemin mantığıyla her zaman uyumlu olmayabilir.
Özellikle farklı yıllarda yapılmış yüksek miktarlı ödemelerde aktüerya bilirkişisinin her ödeme tarihini ayrı ayrı değerlendirmesi gerekebilir.
Yeni Mahsup Sistemi 2025 Trafik Kazasına Uygulanır mı?
Hayır.
7589 sayılı Kanun bu konuda açık bir geçiş hükmü getirmiştir.
TBK m.55’te yapılan değişiklikler yalnızca değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiil veya zarar doğuran olaylar bakımından uygulanmaktadır. Daha önce gerçekleşen olaylarda eski hükümlerin uygulanmasına devam edilir.
Dolayısıyla trafik kazası 2025 yılında gerçekleşmişse;
ödeme 2026 Ağustos ayında yapılmış,
dava 2027 yılında açılmış
veya mahkeme 2028 yılında karar vermiş
olsa bile sırf ödeme veya dava tarihi yeni olduğu için yeni oransal mahsup hükmü uygulanmaz.
Belirleyici olan zarar doğuran olayın tarihidir.
2025 İş Kazası Davası Hâlen Devam Ediyorsa Yeni Mahsup Uygulanır mı?
Hayır.
İş kazasının 31 Temmuz 2026’dan önce gerçekleşmiş olması hâlinde eski hükümler uygulanmaya devam edecektir.
Davanın hâlen ilk derece mahkemesinde bulunması,
bilirkişi incelemesinin 2027 yılında yapılacak olması
veya ön ödemenin yeni kanundan sonra gerçekleştirilmesi
tek başına olay tarihine ilişkin geçiş kuralını değiştirmez.
Bu ayrım özellikle 2024, 2025 ve 2026’nın ilk yarısında meydana gelen çok sayıda iş kazası ve trafik kazası dosyası bakımından önemlidir.
1 Ağustos 2026 Tarihli Kazada Ön Ödeme Nasıl Değerlendirilir?
Örneğin trafik kazası 1 Ağustos 2026 tarihinde meydana gelmiş olsun.
Bu tarih yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesinden sonradır.
Sigorta şirketi 1 Aralık 2026 tarihinde sürekli iş göremezlik tazminatına mahsuben 800.000 TL ödeme yapmış olsun.
Ödeme tarihindeki toplam tazminat 2.000.000 TL olarak belirlensin.
Ön ödeme oranı:
800.000 / 2.000.000 = %40
olacaktır.
Dava sonucunda güncel toplam tazminat 5.000.000 TL belirlenirse, yeni oransal mahsup yaklaşımında toplam tazminatın yüzde 40’ının önceden karşılandığı kabul edilerek kalan yüzde 60’ın değerlendirilmesi gündeme gelir.
5.000.000 × %60 =
3.000.000 TL
Bu örnek, yeni düzenlemenin özellikle yüksek enflasyon ve uzun yargılama sürelerinde neden önemli olduğunu açık biçimde göstermektedir. Kanunun temel kuralı oransal mahsup olmakla birlikte, somut hesap yönteminin bilirkişi ve yüksek mahkeme uygulamasıyla ayrıntılandırılması beklenmelidir.
Ön Ödeme Zarar Gören Açısından Hak Kaybı Yaratır mı?
Ön ödeme alınması tek başına hak kaybı anlamına gelmez.
Ancak yeni oransal mahsup sistemi nedeniyle ödemenin hukuki niteliği ve ödeme tarihinde toplam tazminatın ne kadar olduğu sonradan çok önemli hâle gelebilir.
Örneğin zarar görene 500.000 TL ödenmiş ve ödeme tarihinde toplam tazminatı 1.000.000 TL olarak kabul edilmişse, sorumlu taraf daha sonra;
“Toplam tazminatın yüzde 50’sini zaten ödedim.”
savunmasında bulunabilir.
Bu nedenle zarar görenin ön ödeme kabul ederken;
ödemenin hangi zarar kalemine ilişkin olduğunu,
hesabın nasıl yapıldığını,
maluliyet oranının kesinleşip kesinleşmediğini,
kusur oranının belli olup olmadığını,
ödemede hangi gelir verilerinin kullanıldığını
ve imzalanan belgenin ibra içerip içermediğini
incelemesi önemlidir.
Özellikle henüz sağlık durumu veya kalıcı iş gücü kaybı kesinleşmeden yapılan erken ödemelerde hesaplamanın hangi verilere dayandığı gelecekte uyuşmazlık konusu olabilir.
Ön Ödeme Yapan Sorumlu Açısından Yeni Sistemin Önemi
Yeni düzenleme sorumlu kişi açısından erken ödeme yapmanın ekonomik sonucunu da değiştirebilir.
Örneğin toplam tazminatın yüzde 50’sini kaza sonrasında kısa sürede ödeyen sorumlunun, dava dört yıl sonra sonuçlandığında yalnızca ödediği nominal tutarın mahsup edilmesi yerine, o tarihte karşıladığı yüzde 50’lik oranın dikkate alınması yeni sistem kapsamında daha avantajlı sonuç doğurabilir.
Bu nedenle kanun, erken ifayı teşvik edebilecek bir ekonomik yapı oluşturabilir.
Ancak ödeme mutlaka ifa amacıyla yapılmalı ve özel oransal mahsup hükmünden yararlanabilmesi için tahkikat başlamadan önce gerçekleştirilmelidir.
Ön Ödeme Yapılırken Belgede Neler Bulunmalıdır?
Yeni sistem bakımından ön ödeme belgesinin içeriği çok önemlidir.
Özellikle ileride uyuşmazlık çıkmasını önlemek için belgede;
ödemenin tarihi,
ödeme tutarı,
hangi kaza veya zarar doğuran olaya ilişkin olduğu,
hangi zarar kalemine ilişkin yapıldığı,
ifa amacı taşıyıp taşımadığı,
hesaplamanın hangi verilere göre yapıldığı,
ödemenin kısmi ödeme mi yoksa tam ödeme mi olduğu
açık biçimde gösterilebilir.
Özellikle “tazminat avansı”, “kısmi tazminat ödemesi” veya “sürekli iş göremezlik tazminatına mahsuben” gibi ifadelerin somut hukuki sonucu belge bütünlüğü içinde değerlendirilmelidir.
Tarafların ayrıca ibra veya sulh yapmak istemeleri hâlinde bunun koşulları ayrıca ele alınmalıdır.
Bilirkişi Raporunda Ön Ödeme Mahsubu Nasıl Gösterilmeli?
Yeni sistem sonrasında aktüerya bilirkişi raporunda yalnızca;
“Davacıya daha önce 500.000 TL ödendiğinden bu tutar tazminattan düşülmüştür.”
şeklinde bir hesaplama yeni hükmün uygulandığı dosyalarda yeterli olmayabilir.
Bilirkişinin öncelikle;
ön ödeme tarihini,
ödeme tarihindeki tazminat miktarını,
ödemenin bu tutara oranını,
güncel tazminat miktarını
ve uygulanacak mahsup oranını
göstermesi gerekebilir.
Örneğin raporda:
Ödeme tarihi: 1 Aralık 2026
Ödeme tarihindeki toplam tazminat: 1.500.000 TL
Ön ödeme: 450.000 TL
Ödenen oran: %30
Güncel toplam tazminat: 4.000.000 TL
Kalan oran: %70
Kalan tazminat: 2.800.000 TL
şeklinde bir hesaplama yöntemi gündeme gelebilir.
Bu matematiksel örnek yeni hükmün oransal yapısını açıklamak içindir; henüz çok yeni olan düzenlemenin teknik ayrıntıları yargı uygulamasıyla gelişecektir.
Bilirkişi Ön Ödemeyi Nominal Olarak Düşerse İtiraz Edilebilir mi?
Yeni hükmün uygulanacağı bir dosyada bilirkişinin ön ödemeyi yalnızca nominal rakam üzerinden mahsup ettiği görülürse, TBK m.55’in yeni fıkrası bakımından rapora itiraz edilmesi gündeme gelebilir.
Örneğin bilirkişi;
5.000.000 TL güncel tazminattan yıllar önce ödenen 500.000 TL’yi çıkararak 4.500.000 TL sonucuna ulaşmış olabilir.
Ancak ödeme tarihinde 500.000 TL toplam tazminatın yüzde 40’ını karşılıyorsa, yeni kanunun oransal mahsup kuralının dikkate alınması gerektiği ileri sürülebilir.
Bu nedenle yeni dönemde bilirkişi raporuna itiraz edilirken yalnızca;
maluliyet oranı,
kusur oranı,
gelir,
yaşam tablosu
ve aktüeryal yöntem
değil, ön ödeme mahsubunun şekli de kontrol edilmelidir.
Ön Ödeme ile Faiz Hesabı Birbirinden Farklıdır
- Yargı Paketi aynı TBK m.55 değişikliği içerisinde hem faiz başlangıcını hem de ön ödeme mahsubunu düzenlemiştir.
Ancak bunlar iki ayrı hukuki meseledir.
Yeni hükme göre çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma zararlarında kazancın bilindiği dönem tazminatına olay tarihinden, bilinemediği dönem tazminatına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanacaktır.
Ön ödeme hükmü ise;
ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemelerin oransal mahsup edilmesini
düzenlemektedir.
Dolayısıyla bir dosyada önce mahsup işlemi, ardından kalan tazminat ve faiz sorumluluğu bakımından ilgili hesapların doğru biçimde kurulması gerekir.
Manevi Tazminat İçin Yapılan Ön Ödeme de Bu Hükme Tabi mi?
Yeni TBK m.55 hükmünün lafzı çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma kayıplarına bağlı tazminatları kapsamaktadır.
Manevi tazminat bu özel oransal mahsup hükmünde açıkça sayılmamıştır.
Bu nedenle;
“Her türlü trafik veya iş kazası ödemesi artık oransal olarak mahsup edilir.”
şeklindeki ifade doğru değildir.
Ön ödemenin hangi zarar kalemine ilişkin olduğu mutlaka tespit edilmelidir.
Aynı durum tedavi giderleri veya TBK m.54’te ayrı şekilde düzenlenen diğer zarar kalemleri bakımından da dikkate alınmalıdır.
İş Gücü Kaybı Tazminatlarında Ön Ödeme Hakkında Sık Sorulan Sorular
Ön ödeme tazminattan nasıl düşülecek?
31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen olaylarda çalışma gücü kaybı veya destekten yoksun kalma tazminatı için ifa amacıyla tahkikat başlamadan önce yapılan ödeme, ödeme tarihindeki tazminat miktarı esas alınarak oransal biçimde mahsup edilecektir.
500.000 TL ödeme yapıldıysa güncel tazminattan 500.000 TL mi çıkarılacak?
Yeni hükmün uygulanabildiği durumlarda yalnızca nominal mahsup yapılması yerine, 500.000 TL’nin ödeme tarihindeki toplam tazminatın yüzde kaçını karşıladığı belirlenmelidir.
Ödeme tarihinde toplam tazminatın yarısı ödenmişse ne olur?
Kanunun oransal mahsup mantığı gereğince toplam tazminatın yüzde 50’sinin daha önce ifa edildiği dikkate alınır. Nihai hesapta kalan oran üzerinden değerlendirme yapılması gündeme gelir.
Dava açılmadan yapılan ödeme oransal mahsup edilir mi?
Yeni hükmün diğer şartları da varsa evet. Dava açılmadan önce yapılan ödeme doğal olarak tahkikat başlangıcından önce yapılmış olacaktır.
Dava açıldıktan sonra yapılan ödeme oransal mahsup edilir mi?
Dava açılmış ancak tahkikat henüz başlamamışsa kanunun lafzı kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. HMK ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemeyeceğini düzenlemektedir.
Tahkikat başladıktan sonra yapılan ödeme yeni oransal mahsup hükmüne girer mi?
Yeni özel hükmün lafzı tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemelerle sınırlıdır. Tahkikat sonrasındaki ödemeler genel ifa ve mahsup kuralları çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Sigorta şirketinin yaptığı ödeme de oransal mahsup edilir mi?
Ödemenin çalışma gücü kaybı tazminatının ifası amacıyla yapılıp yapılmadığı, zamanı ve hukuki niteliği değerlendirilmelidir. Yeni hüküm belirli bir ödeme yapan kişi veya kuruma değil, ifa amacıyla yapılan ödeme kavramına dayanmaktadır.
SGK ödemeleri tazminattan düşülür mü?
TBK m.55 uyarınca kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri zarar veya tazminattan indirilemez. Bu nedenle her SGK ödemesi ön ödeme gibi değerlendirilmemelidir.
İşverenin yaptığı yardım tazminattan düşülür mü?
Ödemenin ifa amacı taşıyıp taşımadığı araştırılmalıdır. TBK m.55, ifa amacı taşımayan ödemelerin zarar veya tazminattan indirilemeyeceğini düzenlemektedir.
2025 yılındaki trafik kazasında yeni mahsup sistemi uygulanır mı?
Hayır. TBK m.55 değişikliği yalnızca 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen haksız fiil veya zarar doğuran olaylara uygulanır.
2025 iş kazası davası 2027’de devam ediyorsa yeni sistem uygulanır mı?
Hayır. Belirleyici olan dava veya karar tarihi değil, zarar doğuran olayın tarihidir.
Birden fazla ön ödeme varsa ne yapılır?
Her ödemenin tarihi ve ödeme tarihindeki tazminat miktarı ayrı önem taşıyabilir. Kanun ödemeyi “ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarı” ile ilişkilendirmektedir.
Ön ödeme belgesinde “yardım” yazması yeterli midir?
Ödemenin adı tek başına belirleyici değildir. Gerçek hukuki amacının tazminat borcunun ifası olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Sonuç: İş Gücü Kaybı Tazminatlarında Artık Ön Ödemenin Tutarından Çok Karşıladığı Oran Önemli
- Yargı Paketi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen yeni hüküm, iş gücü kaybı tazminatlarında önceden yapılan ödemelerin mahsup yöntemini önemli ölçüde değiştirmiştir.
31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen haksız fiil veya zarar doğuran olaylarda, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıplar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemeler, yalnızca nominal Türk lirası tutarı üzerinden tazminattan çıkarılmayacak; ödeme tarihindeki tazminat miktarına göre oransal biçimde mahsup edilecektir.
Yeni sistemin temel mantığı şu şekilde özetlenebilir:
Öncelikle ödeme tarihindeki toplam tazminat belirlenir.
Daha sonra yapılan ödemenin bu toplam tazminatın yüzde kaçını karşıladığı hesaplanır.
Son aşamada nihai veya güncel tazminat hesabında daha önce karşılanan oran dikkate alınarak kalan tazminat belirlenir.
Örneğin ödeme tarihinde toplam tazminat 1.000.000 TL ve ön ödeme 400.000 TL ise, toplam zararın yüzde 40’ının karşılandığı kabul edilebilir.
Daha sonra güncel tazminat 5.000.000 TL olarak hesaplanırsa yeni sistemin oransal mantığında daha önce karşılanan yüzde 40’lık kısım göz önüne alınır ve kalan yüzde 60 üzerinden değerlendirme yapılır.
Bu örnekte kalan tutar:
5.000.000 TL × %60 = 3.000.000 TL
olacaktır.
Yeni hüküm özellikle yüksek enflasyon ortamında, kazadan kısa süre sonra yapılan önemli miktardaki ödemelerin yıllar sonra yalnızca nominal rakamıyla dikkate alınmasından kaynaklanabilecek dengesizliği azaltabilecek bir yapı oluşturmaktadır.
Bununla birlikte her para transferi bu sisteme tabi değildir.
Kanun özellikle “ifa amacıyla” yapılan ödemelerden söz etmektedir. Üstelik TBK m.55’in önceki ve hâlen yürürlükte bulunan hükmü, ifa amacı taşımayan ödemelerin ve kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin zarar veya tazminattan indirilemeyeceğini açıkça belirtmektedir.
Bu nedenle örneğin işverenin kazadan sonra yaptığı sosyal yardımın, SGK tarafından gerçekleştirilen her ödemenin veya üçüncü kişinin yardım amacıyla verdiği paranın otomatik olarak iş gücü kaybı tazminatından düşülmesi mümkün değildir.
Ödemenin hukuki sebebi mutlaka incelenmelidir.
Yeni sistemin ikinci önemli koşulu ödeme zamanıdır.
Özel oransal mahsup hükmü, tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemeler için getirilmiştir.
Bu nedenle yalnızca dava açılmadan önce yapılan ödemeler değil, dava açıldıktan sonra fakat tahkikat aşamasına geçilmeden önce yapılan ödemeler de hükmün kapsamında değerlendirilebilir.
HMK sisteminde dilekçeler aşamasından sonra ön inceleme yapılmakta ve ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilememektedir.
Dolayısıyla somut dosyada;
Dava ne zaman açıldı?
sorusunun yanında;
Tahkikat ne zaman başladı?
sorusunun da cevaplandırılması gerekir.
Bir başka kritik husus, yeni düzenlemenin geçmiş kazalara uygulanmamasıdır.
7589 sayılı Kanun’un geçiş hükmüne göre TBK m.55 değişikliği yalnızca 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylara uygulanacaktır. Önceki olaylarda eski hükümlerin uygulanmasına devam edilecektir.
Bu nedenle;
2025 yılında meydana gelen trafik kazasında,
2025 yılında meydana gelen iş kazasında
veya 2026 yılının 31 Temmuz’dan önceki döneminde gerçekleşen zarar doğuran olaylarda,
dava veya ödeme daha sonraki tarihte yapılmış olsa bile yeni oransal mahsup hükmü uygulanmaz.
Belirleyici tarih kaza veya zarar doğuran olay tarihidir.
Yeni düzenleme, bilirkişi raporlarının hazırlanmasını da doğrudan etkileyecektir.
Artık ön ödeme bulunan bir dosyada bilirkişinin yalnızca güncel tazminatı hesaplaması yeterli olmayabilir.
Özellikle;
ön ödeme tarihindeki tazminat miktarı,
yapılan ödemenin bu tazminata oranı,
nihai tazminat miktarı
ve
kalan tazminat oranı
ayrıntılı biçimde gösterilmelidir.
Bu nedenle yeni TBK m.55 kapsamındaki trafik ve iş kazası dosyalarında aktüerya bilirkişi raporları incelenirken mahsup hesabının yalnızca nominal biçimde yapılıp yapılmadığı özellikle kontrol edilmelidir.
Ödeme belgeleri de yeni sistemde daha büyük önem taşımaktadır.
Taraflar ön ödeme yaparken veya kabul ederken;
ödemenin hangi zarar kalemine ilişkin olduğunu,
ifa amacı taşıyıp taşımadığını,
kısmi ödeme mi tam ödeme mi olduğunu,
hangi hesaplamaya göre yapıldığını,
ibra veya sulh sonucu doğurup doğurmadığını
açık biçimde ortaya koymalıdır.
Özellikle henüz çalışma gücü kayıp oranı veya kusur durumu kesinleşmeden yapılan yüksek miktarlı ödemelerde, ödeme tarihindeki tazminatın nasıl hesaplanacağı daha sonra uyuşmazlık konusu olabilir.
Sonuç itibarıyla 12. Yargı Paketi sonrası iş gücü kaybı tazminatlarında ön ödeme mahsubunun temel ölçütü artık yalnızca ödenen paranın nominal miktarı değildir.
Yeni sistemin merkezindeki soru şudur:
“Yapılan ödeme, ödendiği tarihte toplam tazminatın ne kadarını karşılıyordu?”
İfa amacıyla ve tahkikat başlamadan önce yapılan ödemenin cevapladığı bu oran, nihai tazminat hesabında esas alınacaktır.
Bu nedenle 31 Temmuz 2026 sonrasında meydana gelen trafik kazası ve iş kazalarında ön ödeme bulunan dosyalar değerlendirilirken yalnızca banka dekontuna bakılması yeterli değildir.
Ödemenin tarihi, hukuki amacı, o tarihteki tazminat değeri, tahkikatın başlayıp başlamadığı ve ödemenin toplam tazminata oranı birlikte değerlendirilmelidir.
Yeni oransal mahsup sistemi, özellikle milyonlarca liralık sürekli iş göremezlik ve çalışma gücü kaybı tazminatlarında dava sonucunu ciddi ölçüde etkileyebilecek yeni ve önemli bir hesaplama kuralıdır.