İnternette Karalama Kampanyalarına Karşı Hukuki Koruma: İtibar Saldırılarına Karşı Ne Yapılabilir?
İnternet ve sosyal medya, kişi veya şirketler hakkında yapılan bir iddianın birkaç saat içerisinde binlerce kişiye ulaşmasına imkân sağlamaktadır. X, Instagram, YouTube, TikTok, Google yorumları, Ekşi Sözlük, forum siteleri ve şikâyet platformlarında aynı kişi veya şirket hakkında eş zamanlı şekilde çok sayıda olumsuz içerik yayımlanması ise basit bir internet tartışmasının ötesine geçerek organize bir karalama kampanyasına dönüşebilir.
Örneğin bir şirketle uyuşmazlık yaşayan kişi, sosyal medya hesabından;
“Bu şirket dolandırıcıdır, herkes Google’a bir yıldız versin.”
şeklinde çağrı yapabilir.
Ardından onlarca kişi şirketten hiçbir hizmet almamasına rağmen Google yorumları yazabilir, X’te aynı hashtag altında paylaşımlar yapabilir, Instagram yorumlarına suçlamalar bırakabilir ve YouTube videolarında aynı iddiaları tekrar edebilir.
Başka bir olayda ise rakip işletme, sahte hesaplar aracılığıyla şirket hakkında;
“Sahte ürün satıyor.”
“İflas etti.”
“Müşterilerinin parasını çalıyor.”
şeklinde gerçek dışı içerikler yayımlatabilir.
Bu tür durumlarda Türk hukukunda kişilik haklarının korunması, haksız rekabet, ihtiyati tedbir, maddi ve manevi tazminat ile şartları oluşmuşsa ceza hukuku yolları gündeme gelebilir. Türk Medeni Kanunu m.24 ve m.25, hukuka aykırı kişilik hakkı saldırısının önlenmesi ve durdurulması için temel korumayı sağlamaktadır.
Ancak önemli bir ayrım yapılmalıdır:
Bir kişi veya şirket hakkında çok sayıda olumsuz paylaşım yapılması, tek başına hukuka aykırı bir karalama kampanyası bulunduğunu göstermez.
Gerçek müşteri deneyimleri, kamusal tartışmalar ve hukuka uygun eleştiriler ifade özgürlüğü kapsamında korunabilir. Hukuki müdahale için içeriklerin niteliğinin ve kampanyanın nasıl yürütüldüğünün somut olarak incelenmesi gerekir.
İnternette Karalama Kampanyası Nedir?
“Karalama kampanyası” Türk hukukunda başlı başına belirli unsurları olan tek bir suçun veya dava türünün adı değildir.
Bu ifade uygulamada, belirli kişi veya şirketin itibarını zedelemeye yönelik olarak sistematik, tekrarlanan veya koordineli internet faaliyetlerini tanımlamak için kullanılmaktadır.
Karalama kampanyası kapsamında örneğin;
- çok sayıda sahte hesap açılması,
- aynı suçlamanın farklı platformlarda tekrarlanması,
- toplu Google yorumları yapılması,
- aynı hashtag altında paylaşım yapılması,
- eski haberlerin yeniden dolaşıma sokulması,
- gerçeğe aykırı belgeler veya ekran görüntüleri yayımlanması,
- kişinin müşterilerinin veya işvereninin etiketlenmesi,
- başkalarının da olumsuz paylaşım yapmaya çağrılması
gibi davranışlarla karşılaşılabilir.
Ancak her davranışın hukuki niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Kampanyanın organize olması, içeriklerin hukuka aykırılığını gösterebilecek önemli bir olgu olmakla birlikte tek başına bütün paylaşımları hukuka aykırı hâle getirmez.
Eleştiri ile Karalama Kampanyası Arasındaki Fark Nedir?
İnternette itibar uyuşmazlıklarında en önemli meselelerden biri budur.
Örneğin gerçekten işletmeden hizmet alan tüketici;
“Hizmetten memnun kalmadım, tekrar tercih etmeyeceğim.”
diyebilir.
Bu açıklama işletme açısından olumsuz olmakla birlikte gerçek müşteri deneyiminin ve değer yargısının açıklanması niteliğinde olabilir.
Buna karşılık işletmeyle hiçbir ilişkisi bulunmayan onlarca hesap aynı anda;
“Bu şirket dolandırıcıdır, müşterilerin paralarını çalıyor.”
şeklinde paylaşımlar yapıyorsa durum farklıdır.
Özellikle doğruluğu araştırılabilecek somut suçlamalar bakımından iddianın olgusal temelinin bulunup bulunmadığı önem kazanır.
Bir Kişiye Sistematik Şekilde Hakaret Edilmesi Hukuka Aykırı mıdır?
Kişinin şeref, onur ve toplumdaki saygınlığı kişilik hakkı kapsamında korunmaktadır.
TMK m.24 uyarınca hukuka aykırı biçimde kişilik hakkına saldırılan kişi hâkimden korunmasını isteyebilir. TMK m.25 ise saldırı tehlikesinin önlenmesine, devam eden saldırıya son verilmesine ve sona ermiş olsa dahi etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitine imkân tanımaktadır.
Dolayısıyla bir kişinin haftalar boyunca farklı sosyal medya hesaplarından sistematik biçimde hedef alınması, içerikler de hukuka aykırı nitelikteyse kişilik haklarının korunmasına yönelik dava yollarını gündeme getirebilir.
Şirketlere Yönelik Karalama Kampanyaları Hukuken Önlenebilir mi?
Evet.
Şirketlerin ticari itibarı, müşteri çevresi, ekonomik güvenilirliği ve piyasadaki saygınlığı hukuken korunabilecek değerlerdir.
Özellikle rakip şirket veya ticari amaç taşıyan kişiler tarafından gerçekleştirilen karalama faaliyetlerinde Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri önem taşımaktadır.
TTK m.55, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini ya da ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemeyi haksız rekabet hâlleri arasında düzenlemektedir.
Bu hüküm özellikle rakip işletmeler tarafından yürütülen dijital karalama kampanyalarında önemli bir hukuki dayanak oluşturabilir.
Rakip Şirket Sahte Hesaplarla Karalama Yaparsa Ne Olur?
Örneğin iki şirket aynı sektörde faaliyet göstermektedir.
Rakip şirket çalışanlarına veya üçüncü kişilere;
“Rakibimize Google’dan bir yıldız verin, sosyal medyada sahte ürün sattıklarını yazın.”
şeklinde talimat vermiş olabilir.
Bu durumda yalnızca bireysel hakaret veya kişilik hakkı ihlali değil, haksız rekabet sorumluluğu da gündeme gelebilir.
TTK m.56, haksız rekabet nedeniyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören yahut böyle bir tehlikeyle karşılaşan kişinin;
- haksızlığın tespitini,
- haksız rekabetin men’ini,
- haksız rekabet sonucu meydana gelen durumun ortadan kaldırılmasını,
- yanlış veya yanıltıcı açıklamaların düzeltilmesini,
- kusur varsa zararın tazminini,
- şartları oluşmuşsa manevi tazminatı
talep edebilmesine imkân vermektedir.
Google Yorumlarıyla Karalama Kampanyası Yapılırsa Ne Yapılabilir?
Karalama kampanyalarının önemli araçlarından biri sahte Google yorumlarıdır.
Örneğin işletmenin yıllardır 4,8 olan puanı, birkaç saat içerisinde gerçek müşteri olmadığı ileri sürülen onlarca hesabın bir yıldız vermesi sonucunda ciddi şekilde düşebilir.
Bu durumda öncelikle;
- yorumların tarih ve saatleri,
- kullanıcı profilleri,
- yorumlardaki benzer ifadeler,
- hesapların başka hangi işletmelere yorum yaptığı,
- işletmenin gerçek müşteri kayıtları
incelenmelidir.
Platformun kendi sahte içerik bildirim mekanizmasının kullanılmasının yanında saldırının arkasında rakip işletme bulunduğu ortaya konulabiliyorsa haksız rekabet hükümleri de değerlendirilebilir.
X, Instagram ve TikTok’ta Toplu Karalama Yapılırsa Ne Yapılabilir?
Sosyal medya kampanyalarında aynı iddianın onlarca veya yüzlerce hesap tarafından paylaşılması mümkündür.
Bu durumda yalnızca ilk paylaşımın ekran görüntüsünün alınması yeterli olmayabilir.
Kampanyanın tamamını ortaya koymak amacıyla;
- ilk paylaşım,
- kullanılan hashtag,
- paylaşımı çoğaltan hesaplar,
- aynı metni kullanan profiller,
- paylaşım saatleri,
- bağlantılı hesaplar,
- etkileşim sayıları
mümkün olduğunca kaydedilmelidir.
Çünkü hukuki uyuşmazlıkta saldırının tekil bir yorum değil sistematik bir faaliyet olduğu ileri sürülecekse bu iddianın delillendirilmesi gerekir.
YouTube Videolarıyla Karalama Kampanyası Yapılırsa Ne Yapılabilir?
Bir kişi veya şirket hakkında birden fazla YouTube kanalında benzer videolar hazırlanabilir.
Örneğin;
“X şirketinin gerçek yüzü”
başlıklı videolarda aynı gerçeğe aykırı suçlamalar tekrar edilebilir.
Bu durumda her video bakımından;
- video URL’si,
- kanal URL’si,
- yayın tarihi,
- video başlığı,
- küçük resim,
- hukuka aykırı ifadelerin geçtiği dakika ve saniyeler,
- görüntülenme sayısı
ayrı ayrı kaydedilmelidir.
Videoların aynı kişi veya organizasyon tarafından koordine edildiğine ilişkin deliller bulunuyorsa bunlar ayrıca korunmalıdır.
Ekşi Sözlük ve Forumlarda Karalama Kampanyası Yapılırsa Ne Olur?
Forumlar ve Ekşi Sözlük gibi kullanıcı içerikli platformlarda kişi veya şirket hakkında çok sayıda yorum yapılabilir.
Burada bütün başlığın hukuka aykırı olduğu varsayılmamalıdır.
Örneğin bir başlık altında 100 entry bulunuyor ve bunlardan yalnızca beşi gerçeğe aykırı ağır suçlamalar içeriyorsa hukuki başvuruda özellikle bu beş içerik somutlaştırılmalıdır.
Her entry veya forum mesajının;
URL + kullanıcı adı + tarih + içerik
bilgileriyle ayrı ayrı tespit edilmesi önemlidir.
Karalama Kampanyasında Sahte Hesapların Sahibi Bulunabilir mi?
Sahte veya anonim hesapların kullanılması hukuki sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Ancak uygulamadaki temel problem hesabın arkasındaki gerçek kişinin belirlenmesidir.
İçerik aynı zamanda suç oluşturuyorsa Cumhuriyet Başsavcılığına yapılacak başvuruda hesabın sahibinin araştırılması talep edilebilir.
Bununla birlikte yabancı sosyal medya platformlarından hangi kullanıcı veya trafik bilgilerinin elde edilebileceği dosyanın niteliğine göre değişebileceğinden;
“IP adresi istenir ve hesap sahibi kesin olarak bulunur.”
şeklinde hareket edilmemelidir.
Hesapların birbirleriyle ilişkisi, kullanılan telefon veya e-posta bilgileri, taraflar arasındaki yazışmalar ve diğer dijital deliller de önem taşıyabilir.
Karalama Kampanyası Başlamışsa İlk Yapılması Gereken Nedir?
İlk işlem içeriğin derhal sildirilmesi değil, çoğu zaman delilin korunması olmalıdır.
Çünkü platforma yapılan bildirim sonucunda içerik hızlı biçimde kaldırılabilir.
Daha sonra paylaşımı yapan kişi;
“Ben böyle bir paylaşım yapmadım.”
savunmasında bulunabilir.
Bu nedenle mümkün olduğunca;
- URL,
- ekran görüntüsü,
- kullanıcı adı,
- profil URL’si,
- tarih ve saat,
- görüntülenme sayısı,
- paylaşım ve beğeni sayısı,
- yorumlar,
- video veya görseller
saklanmalıdır.
Noter Tespiti Yapılmalı mıdır?
Her internet paylaşımı bakımından noter tespiti zorunlu değildir.
Ancak özellikle;
- yüksek maddi zarar riski bulunan,
- çok hızlı silinebilecek,
- önemli şirket veya mesleki itibar uyuşmazlığına dönüşecek
içeriklerde daha güçlü bir delil altyapısı oluşturulması düşünülebilir.
HMK m.400 de delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileride ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı durumlarda delil tespiti mekanizmasına imkân vermektedir.
Mahkemeden Karalama Kampanyasının Durdurulması İstenebilir mi?
Kişilik hakkına yönelik devam eden hukuka aykırı saldırılarda TMK m.25 kapsamında saldırının durdurulması talep edilebilir.
Dolayısıyla talep yalnızca;
“Geçmişte yapılan paylaşım hukuka aykırıydı.”
şeklinde bir tespit talebi olmak zorunda değildir.
Saldırı devam ediyorsa yeni paylaşımların ve mevcut hukuka aykırı içeriklerin etkilerinin ortadan kaldırılmasına yönelik hukuki talepler gündeme gelebilir.
İhtiyati Tedbirle İçeriklerin Kaldırılması Mümkün müdür?
Somut olayın şartlarının oluşması hâlinde ihtiyati tedbir değerlendirilebilir.
HMK m.389 uyarınca gecikme nedeniyle ciddi zarar doğmasından endişe edilmesi veya hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması hâlinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Tedbir isteyen taraf, tedbir sebebini ve talep ettiği önlemi açıkça belirtmeli ve esas yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispatlamalıdır.
Örneğin şirket hakkında organize şekilde yayılan;
“Şirket iflas etti.”
şeklindeki gerçeğe aykırı paylaşım nedeniyle her saat müşteriler sözleşmelerini feshediyorsa gecikmenin ekonomik etkisi ağır olabilir.
Ancak internet içerikleri ifade özgürlüğüyle bağlantılı olduğu için talebin somut, belirli ve ölçülü olması büyük önem taşır.
Haksız Rekabette Özel İhtiyati Tedbir İmkânı Var mıdır?
Evet.
TTK m.61, haksız rekabet davalarında mevcut durumun korunması, haksız rekabetin önlenmesi ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesi gibi ihtiyati tedbirlere karar verilebilmesini öngörmektedir.
Ayrıca TTK m.58 kapsamında, haksız rekabetin bilişim veya iletişim hizmetleri üzerinden gerçekleştirilmesi ve zararın kapsamlı veya büyük olması hâlinde mahkemenin ilgili hizmet sağlayıcısını dinleyerek içeriğin geçici olarak kaldırılması dâhil somut olaya uygun tedbirler alabilmesine ilişkin özel düzenleme bulunmaktadır.
Bu düzenleme özellikle şirketlere yönelik organize dijital saldırılarda önem taşıyabilir.
Karalama Kampanyası Nedeniyle Manevi Tazminat İstenebilir mi?
Gerçek kişinin kişilik hakkı hukuka aykırı biçimde zedelenmişse şartları oluştuğunda manevi tazminat talep edilebilir.
TBK m.58, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişiye manevi tazminat isteme hakkı tanımaktadır. Hâkim ayrıca saldırıyı kınayan karar verilmesi veya kararın yayımlanması gibi başka giderim yöntemlerine de karar verebilir.
Özellikle karalama kampanyasının;
- aylarca sürmesi,
- çok sayıda hesap tarafından yürütülmesi,
- yüksek erişime ulaşması,
- kişinin mesleki hayatına yansıması
saldırının sonuçlarının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Şirket Karalama Kampanyası Nedeniyle Tazminat İsteyebilir mi?
Şirketin ekonomik zarar görmesi hâlinde maddi tazminat gündeme gelebilir.
TTK m.56, haksız rekabette kusurun bulunması hâlinde zarar ve ziyanın tazminini düzenlemektedir. Ayrıca TBK m.58’deki şartların bulunması hâlinde manevi tazminat talebi de Kanun’da öngörülmüştür.
Örneğin kampanya sonucunda;
- müşteriler sözleşmelerini feshetmiş,
- siparişler iptal edilmiş,
- rezervasyonlar düşmüş,
- yatırım görüşmeleri sona ermiş
olabilir.
Ancak maddi tazminat bakımından hukuka aykırı kampanya ile ekonomik zarar arasındaki nedensellik bağının ortaya konulması gerekir.
Şirketin Zararını Nasıl İspat Etmesi Gerekir?
Örneğin karalama kampanyasından önce aylık 5.000 sipariş alan bir işletme saldırının hemen ardından ciddi müşteri kaybı yaşamış olabilir.
Tek başına satış düşüşü her durumda yeterli olmayabilir.
Mümkünse;
- müşterilerin iptal mesajları,
- sözleşme fesihleri,
- “sosyal medyadaki iddialar nedeniyle çalışmıyoruz” şeklindeki e-postalar,
- satış istatistikleri,
- reklam ve itibar düzeltme giderleri
dosyaya eklenmelidir.
Böylece zarar ile karalama kampanyası arasındaki bağlantı somutlaştırılabilir.
Karalama Kampanyası Hakaret Suçu Oluşturabilir mi?
İçerikte kullanılan ifadelerin niteliğine göre TCK m.125 kapsamında hakaret suçu gündeme gelebilir.
TCK m.125, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnadı ya da sövme suretiyle saldırıyı düzenlemektedir. Yazılı veya görüntülü ileti yoluyla gerçekleştirilen saldırılar da hüküm kapsamında değerlendirilmiştir.
Ancak her olumsuz, kaba veya sert sosyal medya paylaşımının otomatik olarak hakaret suçu oluşturduğu söylenemez.
Eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü ayrıca değerlendirilmelidir.
Gerçeğe Aykırı Suçlama Her Zaman İftira Suçu mudur?
Hayır.
Bu ayrım özellikle internet içeriklerinde önemlidir.
Günlük dilde gerçeğe aykırı suçlamaların tamamı “iftira” olarak adlandırılsa da TCK m.267’deki iftira suçunun özel unsurları bulunmaktadır.
Kanun, kişinin işlemediğini bildiği bir fiilin, hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla isnat edilmesini düzenlemektedir.
Dolayısıyla;
“İnternette hakkımda yalan yazdı, kesinlikle iftira suçudur.”
şeklinde otomatik bir hukuki nitelendirme yapılmamalıdır.
Fiil; hakaret, iftira, haksız fiil veya başka bir hukuki kategori bakımından somut olay özelinde değerlendirilmelidir.
“Para Vermezsen Karalamaya Devam Ederim” Denilirse Ne Olur?
Karalama kampanyası bazen para veya başka bir menfaat elde etmek için kullanılabilir.
Örneğin kişi;
“100.000 TL göndermezsen şirketin hakkında her gün yeni video yayımlayacağım.”
diyebilir.
Bu durumda olay yalnızca itibar uyuşmazlığı olmaktan çıkar.
Somut davranışın niteliğine göre tehdit veya şantaj hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir. TCK m.106 tehdit suçunu, m.107 ise bir kişiyi hukuka aykırı bir davranışa veya haksız çıkar sağlamaya zorlamaya ilişkin şantaj suçunu düzenlemektedir.
Bu tür dosyalarda para talep edilen mesajların özellikle muhafaza edilmesi gerekir.
Karalama Kampanyasını Başlatan Kişi ile Paylaşanlar Birlikte Sorumlu Olabilir mi?
Her kullanıcı kendi davranışı bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Bir kişinin başkasına ait paylaşımı görmesi ve yalnızca teknik olarak yeniden paylaşması ile gerçeğe aykırı iddiayı açıkça benimseyerek yayması aynı olmayabilir.
Örneğin;
“X dolandırıcıdır.”
paylaşımını alıntılayarak;
“Kesinlikle doğru, ben de herkesi bu kişiyi ifşa etmeye çağırıyorum.”
şeklinde yeni bir paylaşım yapan kullanıcının kendi davranışı bakımından ayrıca sorumluluk gündeme gelebilir.
Organize kampanyalarda bu nedenle yalnızca ilk paylaşımı yapan kişi değil, kampanyayı aktif biçimde yöneten ve içerik üreten kişiler de tespit edilmelidir.
Karalama Kampanyasında İçeriklerin Platformlardan Kaldırılması İstenebilir mi?
Evet.
Google, Meta, X, TikTok, YouTube ve diğer platformların kendi içerik bildirim mekanizmaları bulunmaktadır.
Ancak platform başvurusu ile Türk hukukundaki dava ve şikâyet yolları birbirinden farklıdır.
Platformun;
“İçerik kurallarımızı ihlal etmiyor.”
şeklinde cevap vermesi, içeriğin Türk hukuku bakımından kesin olarak hukuka uygun olduğunu göstermez.
Bu nedenle özellikle ciddi saldırılarda platform şikâyeti tek hukuki strateji olarak görülmemelidir.
5651 Sayılı Kanun’un 9. Maddesiyle Karalama İçerikleri Kaldırılabilir mi?
Bu konuda 2026 yılı itibarıyla önemli bir değişiklik bulunmaktadır.
Geçmişte internet ortamında kişilik haklarını ihlal eden içerikler bakımından 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi yoğun biçimde kullanılmaktaydı.
Ancak Anayasa Mahkemesi 11 Ekim 2023 tarihli E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla m.9’u iptal etmiştir. Karar 10 Ocak 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptal hükmü öngörülen erteleme süresinin ardından yürürlüğe girmiştir.
Dolayısıyla 2026 yılında;
“Karalama içeriklerini kaldırmak için 5651 m.9 kapsamında doğrudan sulh ceza hâkimliğine başvurulur.”
şeklindeki eski internet içerikleri güncel hukuki rejimi yansıtmamaktadır.
Anayasa Mahkemesinin m.9’un iptali sonrasındaki kararlarında da kişilik haklarının korunması bakımından genel hukuk yollarının önemi gündeme gelmiştir.
Bu nedenle somut olayda TMK, TBK, HMK ve ticari uyuşmazlıklarda TTK hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Karalama Kampanyası Özel Hayata Ait İçerikleri de İçeriyorsa Ne Olur?
Kampanya kapsamında;
- mahrem fotoğraflar,
- özel videolar,
- aile hayatına ilişkin bilgiler,
- özel yazışmalar,
- kişisel veriler
de yayımlanmış olabilir.
Bu durumda uyuşmazlık yalnızca şeref ve itibara saldırı niteliğinde olmayabilir.
Özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması ve şartları varsa ilgili ceza hukuku hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla karalama kampanyasının içeriği tek tek sınıflandırılmalıdır.
Karalama Kampanyasına Kamuoyu Önünde Cevap Vermek Doğru mudur?
Bu hukuki olmaktan çok stratejik bir karardır.
Ancak saldırıya cevap verirken karşı taraf hakkında doğrulanmamış yeni isnatlarda bulunulmaması önemlidir.
Örneğin kişi;
“Bana hakaret etti, o da zaten dolandırıcının tekidir.”
şeklinde cevap verirse kendisi de ayrı bir hukuki uyuşmazlığın tarafı hâline gelebilir.
Bu nedenle devam eden ciddi itibar saldırılarında hukuki süreç ile iletişim stratejisinin birbiriyle çelişmemesi gerekir.
İnternette Karalama Kampanyasına Karşı Nasıl Bir Yol İzlenmelidir?
Somut olayın şartlarına göre etkili bir süreç şu şekilde yürütülebilir:
- İçerikler kaldırılmadan önce deliller korunur.
- Bütün URL’ler, kullanıcı adları ve profil bağlantıları tespit edilir.
- Paylaşımların tarih ve saatleri kronolojik olarak sıralanır.
- Organize kampanyayı gösteren ortak hashtag, metin, hesap ve bağlantılar belirlenir.
- Gerçeğe aykırı iddiaları çürüten belgeler toplanır.
- İlgili platformlara içerik ihlali başvuruları yapılır.
- Gerçek kişiler bakımından TMK m.24 ve m.25 kapsamında kişilik haklarının korunması değerlendirilir.
- Gecikmenin ciddi zarar yaratması hâlinde HMK m.389 kapsamında ihtiyati tedbir ihtiyacı incelenir.
- Şirketler bakımından saldırının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı değerlendirilir.
- Haksız rekabet varsa TTK m.56 ve m.61 kapsamındaki men, düzeltme, tazminat ve tedbir talepleri incelenir.
- Maddi ve manevi zararlar ayrıca belgelenir.
- İçerikler suç oluşturuyorsa Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru değerlendirilir.
- Sahte hesaplar varsa hesap sahiplerinin tespitine yönelik deliller bir araya getirilir.
- İçerikler Google aramalarında görünmeye başlamışsa arama motoru sonuçları ayrıca değerlendirilir.
Karalama Kampanyalarında En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
İlk hata, içeriğin delili alınmadan hemen sildirilmesidir.
İkinci hata, kişi hakkında yapılan bütün olumsuz açıklamaların hukuka aykırı olduğunun düşünülmesidir.
Üçüncü hata ise kampanyayı oluşturan içeriklerin birbirleriyle bağlantısının belgelenmemesidir.
Örneğin 40 sahte hesabın aynı dakika içerisinde aynı metni paylaşması önemli bir veri olabilir. Bu nedenle yalnızca her paylaşımın içeriği değil, kampanyanın zaman çizelgesi ve hesaplar arasındaki ilişki de kaydedilmelidir.
Bir diğer önemli hata ise tek bir hukuk yolunun bütün problemi çözeceğinin düşünülmesidir.
Ciddi bir internet karalama kampanyasında aynı olay içerisinde;
platform başvurusu + kişilik hakkı davası + ihtiyati tedbir + haksız rekabet + tazminat + ceza soruşturması
gibi farklı mekanizmaların birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
Sonuç
İnternette karalama kampanyalarına karşı Türk hukukunda önemli hukuki koruma yolları bulunmaktadır. Ancak hukuki sürecin başarısı, öncelikle hukuka uygun eleştiri ile gerçeğe aykırı ve sistematik itibar saldırısının doğru biçimde birbirinden ayrılmasına bağlıdır.
Gerçek kişiler bakımından Türk Medeni Kanunu m.24 ve m.25, kişilik hakkına yönelik hukuka aykırı saldırının önlenmesi, durdurulması ve hukuka aykırılığının tespiti için temel hukuki korumayı sağlamaktadır. Kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi zarar meydana gelmesi hâlinde TBK m.58 kapsamında manevi tazminat da gündeme gelebilir.
Şirketler bakımından ise özellikle rakip işletmeler tarafından gerçekleştirilen karalama faaliyetlerinde Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri önem taşır. Başkalarının ticari faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek TTK m.55 kapsamında haksız rekabet oluşturabilir; zarar gören şirket tespit, men, düzeltme ve şartları oluşmuşsa tazminat talep edebilir.
Saldırının devam ettiği ve her geçen gün yeni zarar doğurduğu olaylarda ihtiyati tedbir özel önem taşımaktadır. HMK m.389 ciddi zarar tehlikesinde genel ihtiyati tedbir mekanizması sağlarken, haksız rekabet uyuşmazlıklarında TTK m.58 ve m.61 daha özel korumalar da öngörmektedir.
Karalama kampanyası aynı zamanda hakaret, tehdit, şantaj veya kanuni şartları oluşmuş başka bir suç niteliğindeyse ceza hukuku yolları ayrıca değerlendirilebilir. Bununla birlikte her gerçeğe aykırı paylaşımın otomatik olarak “iftira suçu” oluşturmadığı; suç tiplerinin unsurlarının ayrı ayrı incelenmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Ayrıca geçmişte internet ortamındaki kişilik hakkı ihlallerinde kullanılan 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi Anayasa Mahkemesinin E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiş olduğundan, 2026 yılında karalama içeriklerine karşı hukuki süreçlerin eski m.9 uygulamasına göre yürütülmesi doğru değildir.
İnternette organize bir itibar saldırısıyla karşılaşıldığında en önemli ilk adım, içerikleri hemen sildirmeye çalışmadan önce URL’leri, kullanıcı hesaplarını, tarih ve saatleri, görüntülenme ve etkileşim bilgilerini, sahte hesaplar arasındaki bağlantıları ve gerçeğe aykırı iddiaları çürüten belgeleri güvenli biçimde muhafaza etmektir.
Ardından saldırının gerçek kişiye mi şirkete mi yöneldiği, ticari rekabet amacı bulunup bulunmadığı, içeriklerin suç oluşturup oluşturmadığı ve zararın ne ölçüde devam ettiği belirlenerek platform başvurusu, ihtiyati tedbir, kişilik hakkının korunması, haksız rekabet, tazminat ve ceza soruşturması yollarından somut olaya uygun olanlar birlikte değerlendirilmelidir.