Single Blog Title

This is a single blog caption

İnternette İtibar Zedeleyen İçerikler Nasıl Kaldırılır?

İnternet siteleri, haber portalları, Google arama sonuçları ve sosyal medya platformlarında bir kişi veya şirket hakkında yayımlanan içerikler kısa sürede ciddi bir itibar kaybına yol açabilir. Gerçeğe aykırı haberler, hakaret içeren sosyal medya paylaşımları, eski soruşturma veya dava haberleri, özel hayata ilişkin fotoğraf ve videolar, sahte müşteri yorumları ve kişiyi suçlu gibi gösteren paylaşımlar bu kapsamda değerlendirilebilir.

Özellikle Google’da kişinin adı ve soyadı aratıldığında yıllar önce yayımlanmış olumsuz bir haberin ilk sıralarda çıkması, paylaşımın kendisinden çok daha uzun süre devam eden bir itibar sorununa dönüşebilir.

Ancak internette kişi hakkında olumsuz bir içerik bulunması, bu içeriğin otomatik olarak kaldırılabileceği anlamına gelmez. Kişilik haklarının ve ticari itibarın korunması ile ifade ve basın özgürlüğü arasında denge kurulması gerekir. Anayasa Mahkemesi de şeref ve itibarın korunması hakkı ile ifade ve basın özgürlüğü arasında adil denge kurulması gerektiğini kabul etmektedir.

Bu nedenle internette itibar zedeleyen bir içeriğin kaldırılması için öncelikle içeriğin gerçeğe aykırı mı, hakaret niteliğinde mi, özel hayatı ihlal eder nitelikte mi, güncelliğini yitirmiş mi yoksa hukuka uygun eleştiri kapsamında mı olduğunun belirlenmesi gerekir.

İnternette İtibar Zedeleyen İçerik Nedir?

İtibar zedeleyen içerik kavramı geniştir.

Örneğin;

  • kişi hakkında gerçeğe aykırı suç isnadında bulunulması,
  • kişinin dolandırıcı, hırsız veya sahtekâr olduğunun delilsiz şekilde ileri sürülmesi,
  • hakaret içeren sosyal medya paylaşımları,
  • kişinin özel hayatına ilişkin fotoğraf veya videoların yayımlanması,
  • gerçeğe aykırı müşteri yorumları,
  • eski bir soruşturmanın sonucu belirtilmeden kişinin hâlen suçluymuş gibi gösterilmesi,
  • beraat veya takipsizlik kararına rağmen yalnızca ilk suçlama haberinin internet üzerinde bulunmaya devam etmesi,
  • şirket hakkında gerçeğe aykırı iflas, dolandırıcılık veya güvenilmezlik iddiaları

kişilik hakları veya ticari itibar bakımından hukuki uyuşmazlık doğurabilir.

Ancak her sert eleştiri veya olumsuz yorum hukuka aykırı değildir.

Bir tüketicinin gerçekten yaşadığı olumsuz deneyimi ölçülü şekilde anlatması ile hiç gerçekleşmemiş bir olay üzerinden işletmeyi “dolandırıcı” olarak nitelendirmesi aynı şekilde değerlendirilemez.

Her Olumsuz Haber İnternetten Kaldırılabilir mi?

Hayır.

Basın ve ifade özgürlüğü de anayasal koruma altındadır.

Örneğin kamuoyunu ilgilendiren gerçek bir olay hakkında, güncel ve kamu yararı taşıyan bir haberin kişinin hoşuna gitmemesi tek başına kaldırılması için yeterli değildir.

Bir haber veya paylaşım değerlendirilirken genel olarak;

  • haberin gerçek bir olgusal temele dayanıp dayanmadığı,
  • kamu yararı bulunup bulunmadığı,
  • olayın güncel olup olmadığı,
  • kullanılan ifadelerin ölçülü olup olmadığı,
  • ilgili kişinin kamuya mal olmuş bir kişi olup olmadığı,
  • yayının kamusal tartışmaya katkısı,
  • kişinin şeref ve itibarına verilen zararın ağırlığı

gibi hususlar önem taşır. Anayasa Mahkemesi, gerçeğe uygun bir yayının kişilik haklarına etkisi bulunsa dahi ifade ve basın özgürlüğünün somut olayın şartlarına göre üstün gelebileceğini kabul etmektedir.

Dolayısıyla başarılı bir içerik kaldırma başvurusu hazırlanırken yalnızca “bu haber beni rahatsız ediyor” denilmesi yeterli değildir. İçeriğin hangi bölümünün neden hukuka aykırı olduğu somut şekilde ortaya konulmalıdır.

5651 Sayılı Kanun’un 9. Maddesi Hâlen Uygulanıyor mu?

Bu konuda internette çok sayıda güncelliğini yitirmiş bilgi bulunmaktadır.

5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi geçmişte kişilik hakları ihlal edilen kişilerin doğrudan sulh ceza hâkimliğine başvurarak içeriğin çıkarılmasını veya erişimin engellenmesini talep etmelerine imkân veriyordu.

Ancak Anayasa Mahkemesi, 11 Ekim 2023 tarihli E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini tamamen iptal etmiştir. İptal hükmü 10 Ekim 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu nedenle Ağustos 2026 itibarıyla yalnızca;

“Kişilik haklarım ihlal edildi, 5651 m.9 uyarınca sulh ceza hâkimliğinden 24 saat içerisinde erişim engeli alırım.”

şeklindeki eski uygulamaya dayanılması doğru değildir.

Nitekim 5651 sayılı Kanun’un güncel konsolide metninde de 9. madde Anayasa Mahkemesinin E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiş madde olarak gösterilmektedir.

İtibar zedeleyen içeriklere karşı kullanılacak hukuki yol artık içeriğin niteliğine göre belirlenmelidir.

5651 m.9 İptal Edildikten Sonra İtibar Zedeleyen İçerik Nasıl Kaldırılır?

5651 m.9’un iptal edilmiş olması, kişilik haklarının internette korunmadığı anlamına gelmez.

Kişilik haklarının temel koruma mekanizması Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddelerinde bulunmaktadır.

TMK m.24 uyarınca hukuka aykırı şekilde kişilik hakkına saldırılan kişi hâkimden korunmasını isteyebilir. Kişinin rızası, üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanundan kaynaklanan bir yetki bulunmadıkça kişilik hakkına yönelik saldırı hukuka aykırıdır.

TMK m.25 kapsamında ise saldırıya uğrayan kişi, somut olayın şartlarına göre;

saldırı tehlikesinin önlenmesini, devam eden saldırıya son verilmesini ve etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespit edilmesini

talep edebilir.

Bu hükümler internette yayımlanan hukuka aykırı içerikler bakımından da kullanılabilir.

İnternetteki İçeriğin Kaldırılması İçin Asliye Hukuk Mahkemesine Dava Açılabilir mi?

Kişilik hakkının ihlaline dayalı uyuşmazlıklarda genel hukuk yolu kapsamında Asliye Hukuk Mahkemesinde kişilik haklarının korunmasına yönelik dava gündeme gelebilir.

Örneğin kişinin hakkında gerçeğe aykırı olarak;

“Bu kişi dolandırıcıdır.”

şeklinde internet yayını yapılmış ve içerik sürekli erişilebilir durumda tutuluyorsa kişi TMK m.24 ve m.25 kapsamında saldırının durdurulmasını talep edebilir.

Somut olayın niteliğine göre;

  • içeriğin kaldırılması,
  • saldırının durdurulması,
  • hukuka aykırılığın tespiti,
  • düzeltme yapılması,
  • kararın yayımlanması,
  • maddi ve manevi tazminat

gibi talepler birlikte veya ayrı şekilde gündeme gelebilir.

Ancak görevli mahkeme her olayda aynı değildir. Uyuşmazlığın tüketici işlemi, ticari uyuşmazlık, fikrî mülkiyet uyuşmazlığı veya başka özel bir hukuki ilişkiden kaynaklanması durumunda görev ayrıca değerlendirilmelidir.

İçerik Dava Sonuna Kadar İnternette Kalmaya Devam Ederse Ne Olur?

İnternet içeriklerinde en önemli sorunlardan biri budur.

Bir davanın aylar veya yıllar sürmesi mümkündür. Bu sırada hukuka aykırı içerik her gün binlerce kişi tarafından görüntülenebilir ve Google arama sonuçlarında görünmeye devam edebilir.

Bu nedenle gerekli şartların bulunması hâlinde HMK m.389 ve devamı hükümleri kapsamında ihtiyati tedbir talep edilmesi değerlendirilebilir.

HMK m.389’a göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya gecikme nedeniyle ciddi zarar doğması tehlikesi bulunuyorsa uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

Örneğin gerçeğe aykırı bir haberin kişinin iş hayatını ve ticari itibarını her geçen gün ağır biçimde etkilemesi hâlinde, dava sonuçlanıncaya kadar ilgili içeriğe yönelik uygun ve ölçülü bir geçici tedbir talebi gündeme gelebilir.

Ancak ifade ve basın özgürlüğü nedeniyle mahkemelerin bu tür tedbirlerde ölçülülük ve somut gerekçe araması gerekir.

Özel Hayata Ait Fotoğraf ve Videolar Nasıl Kaldırılır?

İçerik yalnızca itibarı zedelemekle kalmıyor ve özel hayatın gizliliğini de ihlal ediyorsa farklı ve daha hızlı bir hukuki mekanizma bulunmaktadır.

5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesi hâlen yürürlüktedir.

Bu madde kapsamında internet ortamındaki yayın nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini ileri süren kişi, Kanun’da belirtilen Başkanlığa doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini talep edebilir.

Başvuruda;

  • ihlale neden olan içeriğin tam URL adresi,
  • hangi açıdan özel hayatın ihlal edildiğine ilişkin açıklama,
  • kimlik bilgilerini doğrulayacak bilgiler

bulunmalıdır. Erişim engeli esas olarak ihlalin gerçekleştiği URL bakımından uygulanır. Başvurunun ardından kanunda öngörülen süre içinde sulh ceza hâkiminin kararının alınması gerekir.

Örneğin;

  • kişinin özel fotoğraflarının,
  • özel yazışmalarının,
  • mahrem videolarının,
  • özel hayatına ilişkin hassas bilgilerin

izinsiz yayımlanması hâlinde 5651 m.9/A özel olarak değerlendirilmelidir.

Sosyal Medyadaki Hakaret İçeren Paylaşımlar Nasıl Kaldırılır?

X, Instagram, Facebook, TikTok, YouTube veya diğer platformlarda hakaret veya itibarı zedeleyen paylaşım yapılması durumunda ilk aşamada delillerin korunması önemlidir.

Yalnızca ekran görüntüsü almak her zaman yeterli olmayabilir.

Mümkünse;

  • paylaşımın URL adresi,
  • kullanıcı adı,
  • profil adresi,
  • paylaşım tarihi,
  • ekran görüntüsü,
  • video veya görsel,
  • varsa yorumlar,
  • içeriğin görüntülenme ve paylaşılma bilgileri

saklanmalıdır.

Daha sonra platformun kendi hukuki ihlal veya şikâyet mekanizması üzerinden içeriğin kaldırılması talep edilebilir.

Platform başvurusu, mahkemeye başvurunun alternatifi olmak zorunda değildir. İçeriğin ağırlığına göre platform başvurusu, hukuk davası ve ceza soruşturması eş zamanlı olarak değerlendirilebilir.

Sahte Instagram veya X Hesabı Nasıl Kaldırılır?

Bir kişinin adı, fotoğrafı veya şirket markası kullanılarak sahte hesap oluşturulması farklı hukuki ihlallere yol açabilir.

Örneğin kişinin fotoğrafı kullanılarak açılan sahte hesap üzerinden;

“Ben yatırım danışmanıyım, bana para gönderin.”

şeklinde mesajlar gönderiliyorsa olay yalnızca kişilik hakkı ihlali değildir. Dolandırıcılık ve kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması gibi ceza hukuku boyutları da ortaya çıkabilir.

Bu durumda;

  1. sahte hesabın bağlantısı ve paylaşımları kaydedilmeli,
  2. platforma impersonation/sahte hesap bildirimi yapılmalı,
  3. suç şüphesi varsa Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulmalı,
  4. zarara yol açan içerikler bakımından özel hukuk yolları ayrıca değerlendirilmelidir.

Google’da Hakkımda Çıkan Olumsuz Haberler Nasıl Kaldırılır?

Burada iki farklı işlem birbirine karıştırılmamalıdır:

İçeriğin internet sitesinden kaldırılması ile içeriğin Google arama sonuçlarından çıkarılması aynı şey değildir.

Örneğin bir gazetenin internet sitesinde 2012 yılında yayımlanmış bir haber hâlen bulunabilir. Haber internet sitesinde kalmaya devam ederken kişinin adı Google’da aratıldığında ilgili bağlantının gösterilmemesi sağlanabilir.

Bu işlem genel olarak arama motorundan indeksten çıkarma olarak ifade edilmektedir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 23 Haziran 2020 tarihli ve 2020/481 sayılı kararıyla arama motorlarını KVKK bakımından veri sorumlusu olarak kabul etmiş ve kişilerin ad ve soyadlarıyla yapılan aramalarda belirli sonuçların listelenmemesini istemelerini “unutulma hakkı” kapsamında değerlendirmiştir.

Unutulma Hakkı Nedir?

Unutulma hakkı özellikle geçmişte hukuka uygun şekilde yayımlanmış bir bilginin, zaman içerisinde güncelliğini ve kamu yararını kaybetmesi sonucunda kişinin hayatı üzerinde orantısız bir etki yaratmaya başlaması hâlinde önem kazanır.

Örneğin kişi 15 yıl önce bir ceza soruşturmasında şüpheli olmuş ancak daha sonra beraat etmiş olabilir.

Buna rağmen Google’da kişinin adı aratıldığında yalnızca;

“X gözaltına alındı.”

başlıklı eski haberin ilk sırada çıkması ve daha sonraki beraat kararının görünmemesi kişinin güncel itibarı açısından ağır sonuçlar doğurabilir.

Anayasa Mahkemesi de unutulma hakkını, uzun süredir internette kolayca ulaşılabilen bazı bilgilerin kişinin şeref ve itibarı üzerindeki etkisi bakımından değerlendirmektedir.

Unutulma Hakkı Her Eski Haberin Silinmesini Sağlar mı?

Hayır.

Haberin eski olması tek başına kaldırılması veya Google’dan çıkarılması için yeterli değildir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun yaklaşımında;

  • bilginin doğruluğu,
  • güncelliğini koruyup korumadığı,
  • kişinin kamuya mal olmuş biri olup olmadığı,
  • bilginin mesleki hayatla bağlantısı,
  • kamuoyunun bilgiye erişim menfaati,
  • içeriğin kişi üzerindeki etkisi,
  • olayın üzerinden geçen süre

gibi unsurlar birlikte değerlendirilmektedir.

Örneğin güncel kamu görevini ilgilendiren önemli bir yolsuzluk haberinin sırf birkaç yıl geçmiş olması nedeniyle arama sonuçlarından çıkarılması ile 20 yıl önce gerçekleşmiş ve artık hiçbir kamu yararı taşımayan kişisel bir olay aynı değildir.

Google’a Başvurmadan Doğrudan KVKK’ye Başvurulabilir mi?

Unutulma hakkı kapsamında uygulamada öncelikle ilgili arama motoruna başvuru yapılması önemlidir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu da bu konuda arama motorlarının veri sorumlusu olduğunu kabul etmektedir. Başvurunun reddedilmesi veya sonuç alınamaması hâlinde KVKK kapsamında Kurula şikâyet yolu değerlendirilebilir.

Başvuruda yalnızca URL’lerin sıralanması yerine;

  • içeriğin neden güncelliğini kaybettiği,
  • kişinin kamuya mal olmuş biri olmadığı,
  • içeriğin kişinin mesleki ve özel hayatına etkisi,
  • varsa beraat veya takipsizlik kararı,
  • yeni ve doğru bilgilerin neler olduğu

somut şekilde açıklanmalıdır.

Haber Sitesindeki Eski Haber Tamamen Kaldırılabilir mi?

Unutulma hakkı ile haberin tamamen internetten kaldırılması farklı taleplerdir.

Bazı durumlarda haberin arşivde kalması basın özgürlüğü ve tarihsel kayıt bakımından hukuka uygun görülebilirken kişinin adıyla yapılan aramalarda haberin öne çıkarılması artık ölçüsüz hâle gelebilir.

Bu nedenle bazı uyuşmazlıklarda en ölçülü çözüm;

haberin tamamen silinmesi yerine kişinin adıyla arama motorunda ilişkilendirilmemesi

olabilir.

Anayasa Mahkemesi ve KVKK’nın unutulma hakkı yaklaşımında da ifade özgürlüğü ile kişinin özel hayatı ve itibarı arasında ölçülü bir denge aranır.

Gerçeğe Aykırı Google Yorumu Nasıl Kaldırılır?

İşletmeler bakımından en sık karşılaşılan sorunlardan biri sahte Google yorumlarıdır.

Örneğin kişi hiçbir zaman hizmet almadığı bir işletme hakkında;

“Paramızı çaldılar, dolandırıcılar.”

şeklinde yorum yazabilir.

Burada yorumun kişisel görüş mü yoksa doğrulanabilir bir maddi olgu isnadı mı içerdiği önemlidir.

“Yemekleri beğenmedim.” şeklindeki bir değerlendirme esas olarak kişisel kanaat niteliğindedir.

Buna karşılık;

“Bu şirket sahte fatura kesiyor ve müşterilerin parasını çalıyor.”

şeklindeki ifade somut olgu isnadı içerdiğinden gerçeklik temelinin bulunup bulunmadığı incelenebilir.

Sahte veya hukuka aykırı yorumlarda platform başvurusu yanında şirketin ticari itibarı ve şartları varsa haksız rekabet hükümleri kapsamında dava yolları da gündeme gelebilir.

Şirketler İtibar Zedeleyen İçeriklerin Kaldırılmasını İsteyebilir mi?

Evet.

Kişilik hakkı yalnızca gerçek kişiler açısından gündeme gelmez. Tüzel kişilerin de adı, ticari itibarı ve ekonomik saygınlığı hukuk tarafından korunabilir.

Örneğin rakip bir şirketin sahte hesaplar üzerinden;

“Bu firma iflas etti.”

“Ürünleri sahtedir.”

“Şirket dolandırıcılık yapıyor.”

şeklinde gerçeğe aykırı paylaşımlar yaptırması hâlinde;

  • kişilik hakkının korunması,
  • haksız rekabet,
  • maddi tazminat,
  • ticari itibar zararının giderilmesi

gibi talepler ortaya çıkabilir.

Özellikle paylaşım rakip işletme tarafından ticari amaçla yapılmışsa Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Hakaret İçeren İnternet Paylaşımı İçin Savcılığa Başvurulabilir mi?

İçerik aynı zamanda suç teşkil ediyorsa ceza hukuku yolları da kullanılabilir.

Örneğin paylaşımın;

  • hakaret,
  • tehdit,
  • şantaj,
  • kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi veya yayılması,
  • özel hayatın gizliliğinin ihlali

gibi suçların unsurlarını oluşturması hâlinde Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir.

Ancak önemli bir ayrım vardır:

Ceza soruşturması ile içeriğin internetten kaldırılması aynı hukuki süreç değildir.

Bir paylaşım hakkında savcılığa şikâyette bulunulmuş olması, söz konusu içeriğin otomatik olarak internetten silineceği anlamına gelmez.

Bu nedenle ceza soruşturması ile içerik kaldırmaya yönelik özel hukuk veya 5651 m.9/A kapsamındaki yolların birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.

İçeriği Paylaşan Kişi Bilinmiyorsa Ne Yapılabilir?

Sosyal medya hesaplarında gerçek isim kullanılmayabilir.

Örneğin anonim bir X hesabı kişi hakkında sürekli hakaret içeren paylaşımlar yapıyor olabilir.

Bu durumda öncelikle;

  • kullanıcı adı,
  • profil URL’si,
  • paylaşım URL’leri,
  • tarih ve saat,
  • ekran görüntüleri

saklanmalıdır.

Olay suç teşkil ediyorsa savcılık soruşturması kapsamında platformdan veya diğer hizmet sağlayıcılardan hesap sahibinin tespitine yönelik bilgiler istenmesi gündeme gelebilir.

Ancak IP adresinin tespit edilmesi tek başına her zaman paylaşımı yapan gerçek kişinin kesin olarak belirlendiği anlamına gelmeyebilir. Diğer dijital delillerle bağlantı kurulması gerekir.

İçerik Silinmeden Önce Delil Tespiti Yapılmalı mı?

Çoğu durumda evet.

İtibar zedeleyen paylaşım fark edildiğinde kişinin ilk tepkisi içeriğin mümkün olduğunca hızlı şekilde silinmesini istemektir.

Ancak içerik kaldırıldıktan sonra ileride açılacak tazminat veya ceza dosyasında;

“Böyle bir paylaşım hiç yapılmadı.”

savunmasıyla karşılaşılabilir.

Bu nedenle özellikle ağır ihlallerde içeriğin kaldırılmasından önce delilin güvenilir şekilde korunması önemlidir.

Somut olayın niteliğine göre;

  • noter tespiti,
  • mahkemeden delil tespiti,
  • URL ve zaman bilgisini gösteren teknik kayıtlar,
  • ekran görüntüsü ve video kaydı,
  • platform kayıtları

değerlendirilebilir.

İtibar Zedeleyen İçerik Nedeniyle Manevi Tazminat İstenebilir mi?

Evet.

Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesine göre kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi zarar gören kişi manevi tazminat talep edebilir. Hâkim ayrıca saldırıyı kınayan bir karar verilmesine veya kararın yayımlanmasına da hükmedebilir.

Örneğin milyonlarca kişinin erişebildiği sosyal medya hesabından bir kişi hakkında ağır ve gerçeğe aykırı suçlamalarda bulunulması hâlinde;

  • paylaşımın yayılma derecesi,
  • tarafların konumu,
  • kullanılan ifadelerin ağırlığı,
  • kişinin itibarı üzerindeki etkisi

manevi tazminat değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Maddi Zarar da Talep Edilebilir mi?

İtibar zedeleyici yayın nedeniyle somut ekonomik zarar meydana gelmişse maddi tazminat talebi de gündeme gelebilir.

Örneğin şirket hakkında yayılan gerçeğe aykırı haber nedeniyle önemli müşterilerin sözleşmeleri feshetmesi hâlinde zarar ile hukuka aykırı yayın arasındaki illiyet bağının ortaya konulması gerekebilir.

Bu tür dosyalarda;

  • feshedilen sözleşmeler,
  • müşteri yazışmaları,
  • satış düşüşleri,
  • reklam ve itibar düzeltme giderleri,
  • finansal kayıtlar

önemli delil hâline gelebilir.

Haber Gerçek Ama Çok Eskiyse Ne Yapılabilir?

Bu durumda doğrudan “haber yalan” iddiası yerine unutulma hakkı ve güncellik değerlendirmesi yapılması daha doğru olabilir.

Örneğin kişi 2008 yılında soruşturma geçirmiş ve soruşturma takipsizlikle sonuçlanmış olabilir. Buna rağmen 2026 yılında Google’da kişinin adı yazıldığında ilk sırada hâlâ;

“X hakkında soruşturma başlatıldı.”

haberinin çıkması mümkündür.

İlk haber yayımlandığı tarihte gerçek olsa bile uzun yıllar sonra yalnızca ilk suçlamanın görünür olması kişinin güncel toplumsal kimliğini yanlış yansıtabilir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu, unutulma hakkı değerlendirmelerinde içeriğin güncelliğini, üzerinden geçen süreyi ve kamu yararını dikkate almaktadır.

Bu durumda haberin tamamen kaldırılması yerine Google ve diğer arama motorlarından kişinin adıyla bağlantısının kesilmesi daha ölçülü bir çözüm olabilir.

İnternette İtibar Zedeleyen İçerik İçin Hangi Yol İzlenmelidir?

Tek bir standart yöntem bulunmamaktadır.

İçeriğin niteliğine göre şu yolların biri veya birkaçı birlikte uygulanabilir:

  1. Delillerin korunması: URL, ekran görüntüsü, tarih, kullanıcı bilgisi ve diğer kayıtların alınması.
  2. İçerik sahibine veya platforma başvuru: Hukuka aykırılığın somut şekilde açıklanarak kaldırma talep edilmesi.
  3. TMK m.24 ve m.25 kapsamında hukuk davası: Kişilik hakkına yönelik saldırının önlenmesi veya durdurulmasının istenmesi.
  4. İhtiyati tedbir: Devam eden ağır zarar bakımından HMK m.389 kapsamında geçici koruma talep edilmesinin değerlendirilmesi.
  5. 5651 m.9/A başvurusu: İçerik özel hayatın gizliliğini ihlal ediyorsa özel erişim engelleme mekanizmasının kullanılması.
  6. Unutulma hakkı başvurusu: Güncelliğini kaybetmiş içeriklerin kişinin adıyla yapılan arama sonuçlarından çıkarılması için arama motoruna ve gerektiğinde KVKK sürecine başvurulması.
  7. Savcılık şikâyeti: İçeriğin ayrıca suç teşkil etmesi hâlinde ceza soruşturmasının başlatılması.
  8. Tazminat davası: Kişilik hakkı ihlali nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararların talep edilmesi.

İçerik Kaldırma Başvurusunda URL Neden Önemlidir?

İnternet hukukunda yalnızca internet sitesinin ana adresinin gösterilmesi çoğu zaman yeterli değildir.

Örneğin;

www.orneksite.com

yerine doğrudan hukuka aykırı haberin bulunduğu;

www.orneksite.com/haber/....

şeklindeki tam URL’nin tespit edilmesi gerekir.

Aynı içerik;

  • haber sitesinde,
  • X’te,
  • Facebook’ta,
  • başka bir haber sitesinde,
  • forumlarda

ayrı ayrı yayımlanmış olabilir.

Her URL’nin ayrı şekilde tespit edilmesi, başvurunun kapsamının belirlenmesi açısından önemlidir.

Aynı Haber Başka Sitelerde de Yayımlanmışsa Ne Yapılır?

Bir itibar krizi çoğu zaman tek bir internet sayfasıyla sınırlı değildir.

Örneğin ilk haber bir internet sitesinde yayımlandıktan sonra 20 farklı site aynı haberi kopyalayabilir.

Bu durumda yalnızca ilk haberi kaldırmak yeterli olmayabilir.

Öncelikle internet taraması yapılarak;

  • aynı içeriğin yayımlandığı URL’ler,
  • sosyal medya paylaşımları,
  • Google arama sonuçları,
  • görsel arama sonuçları

tespit edilmelidir.

Daha sonra hukuki strateji içeriğin tamamını kapsayacak şekilde oluşturulmalıdır.

İçerik Kaldırma ile Erişim Engelleme Aynı Şey mi?

Hayır.

İçeriğin kaldırılması, içeriğin bulunduğu sunucudan veya platformdan silinmesini ifade eder.

Erişimin engellenmesi ise içerik sunucuda kalmaya devam etse bile belirli kullanıcıların veya Türkiye’deki internet kullanıcılarının içeriğe ulaşmasının teknik olarak engellenmesidir.

5651 sayılı Kanun da bu kavramları ayrı ayrı tanımlamaktadır. Güncel metinde içeriğin yayından çıkarılması, içerik veya yer sağlayıcısı tarafından içeriğin barındırıldığı yerden kaldırılması; erişimin engellenmesi ise URL, alan adı, IP veya benzeri teknik yöntemlerle erişimin önlenmesi şeklinde düzenlenmektedir.

Bu nedenle hukuki talep hazırlanırken “silme”, “içerik çıkarma”, “erişim engelleme” ve “arama motorundan indeksten çıkarma” kavramları birbirine karıştırılmamalıdır.

İnternette İtibar Zedeleyen İçeriklerde En Sık Yapılan Hata Nedir?

En sık yapılan hata, bütün uyuşmazlıkları tek bir hukuki yöntemle çözmeye çalışmaktır.

Örneğin;

  • özel fotoğrafın yayımlanması,
  • sahte Google yorumu,
  • 15 yıllık eski haber,
  • hakaret içeren X paylaşımı,
  • rakip şirket tarafından yayılan gerçeğe aykırı ticari bilgi

aynı hukuki yöntemle çözülemez.

Özel hayat ihlalinde 5651 m.9/A önem kazanırken, eski haberlerde unutulma hakkı, ticari itibara saldırıda haksız rekabet hükümleri, hakaret içeren içerikte ise ceza hukuku ve kişilik hakkının korunmasına ilişkin özel hukuk yolları gündeme gelebilir.

Bu nedenle ilk aşamada içeriğin hukuki sınıflandırmasının doğru yapılması gerekir.

Sonuç

İnternette yer alan itibar zedeleyici bir içeriğin kaldırılması mümkündür; ancak uygulanacak yöntem içeriğin niteliğine göre değişmektedir.

Özellikle önemli bir güncel hukuki değişiklik olarak, geçmişte kişilik hakları ihlallerinde yoğun şekilde kullanılan 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından tamamen iptal edilmiş ve iptal hükmü 10 Ekim 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle Ağustos 2026 itibarıyla kişilik hakları ihlal edilen herkesin doğrudan 5651 m.9’a dayanarak sulh ceza hâkimliğinden içerik çıkarma veya erişim engelleme kararı istemesi şeklindeki eski sistem artık yürürlükte değildir.

Buna karşılık kişilik haklarının korunması Türk Medeni Kanunu m.24 ve m.25 kapsamında devam etmektedir. Hukuka aykırı saldırının önlenmesi, durdurulması ve hukuka aykırılığının tespiti talep edilebilir; gerekli şartlar varsa HMK kapsamında ihtiyati tedbir ve TBK m.58 kapsamında manevi tazminat da gündeme gelebilir.

İçeriğin kişinin özel hayatının gizliliğini ihlal etmesi hâlinde ise 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesindeki özel erişim engelleme mekanizması hâlen önemini korumaktadır.

Eski ve güncelliğini kaybetmiş haberlerde ise içeriğin tamamen internetten silinmesi yerine unutulma hakkı kapsamında Google ve diğer arama motorlarında kişinin adıyla ilişkilendirilmemesi talep edilebilir. Kişisel Verileri Koruma Kurulu, arama motorlarını veri sorumlusu kabul etmekte ve belirli şartlarda kişilerin ad ve soyadlarıyla yapılan aramalardaki sonuçların indeksten çıkarılmasını mümkün görmektedir.

İtibar zedeleyen içeriklerde en önemli aşama, kaldırma başvurusundan önce URL’lerin, ekran görüntülerinin, paylaşım tarihlerinin ve diğer dijital delillerin muhafaza edilmesi ve sonrasında içeriğin niteliğine uygun hukuki yolun seçilmesidir.

Gerçeğe aykırı haber, sosyal medya paylaşımı, sahte yorum veya eski bir internet kaydı aynı yöntemle ele alınmamalıdır. Etkili bir içerik kaldırma stratejisi; platform başvurusu, kişilik hakkının korunması davası, ihtiyati tedbir, unutulma hakkı, özel hayat başvurusu, ceza soruşturması ve tazminat yollarından hangilerinin somut olayda birlikte kullanılabileceğinin belirlenmesine dayanmalıdır.

Leave a Reply

Call Now Button