İdari Yargıda İstinaf ve Temyiz Sistemi Değişti: Hangi Kararlar Artık Danıştay’a Gidemeyecek?
İdari yargıda dava açmak kadar önemli olan konulardan biri de ilk derece mahkemesi tarafından verilen karardan sonra hangi kanun yoluna başvurulabileceğinin doğru belirlenmesidir. İdare ve vergi mahkemelerinin kararları bakımından istinaf incelemesi bölge idare mahkemeleri tarafından yapılırken, kanunda belirtilen kararlar bakımından son inceleme mercii Danıştaydır. Ancak her idari dava Danıştaya kadar götürülememekte; dava türü, uyuşmazlığın parasal değeri, kararın tek hâkim veya kurul tarafından verilmesi ve bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesinde nasıl bir karar verdiği kanun yolu sistemini doğrudan etkilemektedir.
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, idari yargının istinaf ve temyiz sisteminde oldukça önemli değişiklikler yapmıştır. 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen Kanun ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesindeki istinaf sistemi yeniden düzenlenmiş, 46. maddesine ise yeni bir ikinci fıkra eklenmiştir. Düzenlemeler 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İYUK m.46 değişikliğinin uygulanması bakımından ayrıca özel bir geçiş hükmü getirilmiş ve yeni temyiz sisteminin 31 Temmuz 2026’dan sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanması kabul edilmiştir.
Yeni sistem yalnızca “bazı kararların Danıştaya gitmesi engellendi” şeklinde özetlenemez. Aslında düzenleme iki yönlüdür.
Bir taraftan, İYUK m.46/1’de zaten temyize tabi olmayan bazı davalarda bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak kendisinin yeniden karar vermesi hâlinde yeni bir temyiz imkânı getirilmiştir.
Diğer taraftan, kanun koyucu belirli dava gruplarını bu yeni temyiz hakkının dışında bırakmış ve bu kararların Danıştayda temyiz edilemeyeceğini açıkça düzenlemiştir.
Bu nedenle 12. Yargı Paketi sonrasında “Karar Danıştaya gidebilir mi?” sorusunun cevabı için yalnızca davanın konusuna bakılması artık yeterli değildir. Bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesinde ilk derece kararını onayıp onamadığı, kaldırıp kaldırmadığı ve kaldırdıktan sonra kendisinin yeni bir karar verip vermediği de önem kazanmıştır.
İdari Yargıda İstinaf Nedir?
İstinaf, idare veya vergi mahkemesinin ilk derece olarak verdiği kararın bölge idare mahkemesi tarafından incelenmesini sağlayan olağan kanun yoludur.
Bölge idare mahkemesi yalnızca ilk derece mahkemesinin hukuki değerlendirmesini denetlemekle sınırlı değildir. Kanunun verdiği yetkiler çerçevesinde kararın hukuka uygunluğunu değerlendirebilir, bazı eksiklikleri giderebilir, ilk derece kararını kaldırabilir ve şartları varsa uyuşmazlık hakkında yeniden karar verebilir.
- Yargı Paketi ile özellikle bölge idare mahkemesinin hangi durumlarda ilk derece kararını kaldırarak dosyayı yeniden ilk derece mahkemesine gönderebileceği daha ayrıntılı ve sınırlı şekilde düzenlenmiştir.
Bu değişiklik önemlidir. Çünkü idari yargıda istinaf sisteminin temel amaçlarından biri, uyuşmazlığın mümkün olduğunca bölge idare mahkemesi aşamasında çözülebilmesidir. Dosyanın sürekli olarak ilk derece mahkemesi ile bölge idare mahkemesi arasında gidip gelmesi yargılamanın uzamasına neden olabilir.
Yeni hüküm bu nedenle dosyanın geri gönderilebileceği durumları açıkça saymıştır.
12. Yargı Paketi Sonrası Bölge İdare Mahkemesi İstinafta Hangi Kararları Verebilir?
Yeni İYUK m.45/3’e göre bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını inceledikten sonra üç temel durumda istinaf başvurusunun reddine karar verebilir.
İlk olarak, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bulabilir.
İkinci olarak, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte mahkemenin gösterdiği gerekçeyi yanlış veya eksik bulabilir. Bu durumda kararın sonucunu değiştirmeden gerekçesini değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilir.
Üçüncü olarak, kararda düzeltilebilir maddi yanlışlık bulunması hâlinde gerekli düzeltmeyi yaparak yine istinaf başvurusunu reddedebilir.
Örneğin ilk derece mahkemesi dava konusu idari işlemi doğru şekilde iptal etmiş ancak uygulanacak kanun maddesini gerekçede eksik veya hatalı değerlendirmiş olabilir.
Bölge idare mahkemesi;
“Sonuç doğru ancak gerekçe yanlış.”
diyerek mutlaka kararı kaldırmak zorunda değildir.
Gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunun reddine karar verebilir.
Bu düzenleme, sırf gerekçedeki düzeltilebilir bir problem nedeniyle dosyanın gereksiz şekilde yeniden yargılama konusu yapılmasını önleyebilir.
Bölge İdare Mahkemesi Dosyayı Hangi Durumlarda İlk Derece Mahkemesine Geri Gönderebilir?
- Yargı Paketi sonrasında bu konu çok daha açık hâle getirilmiştir.
Yeni İYUK m.45/5’e göre bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak dosyayı kararı veren mahkemeye gönderebileceği hâller sınırlı olarak belirtilmiştir.
Bunlardan ilki, ilk inceleme üzerine verilen kararlar veya usule ilişkin diğer nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunun haklı bulunmasıdır.
İkinci durum, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme tarafından bakılmış olmasıdır.
Aynı şekilde reddedilmiş veya yasaklanmış bir hâkimin davaya bakmış olması da geri gönderme nedenidir.
Üçüncü önemli durum, dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken bu karar verilmeden davanın esası hakkında karar kurulmuş olmasıdır.
Dördüncü durum, dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilmesi ve bu şekilde karar verilmesidir.
Beşinci durum, tarafın bir talebi hakkında hiç karar verilmemesi veya eksik hüküm kurulmasıdır.
Altıncı durum, keşif veya bilirkişi incelemesi yapılması gerekli olduğu hâlde bu işlemler yapılmadan karar verilmesidir.
Yedinci durum ise duruşma yapılması gerektiği hâlde duruşma yapılmadan karar verilmesidir.
Kanun bu hâllerde bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak dosyayı yeniden ilk derece mahkemesine gönderebileceğini düzenlemektedir.
Ancak keşif veya bilirkişi incelemesi ile zorunlu duruşmanın yapılmamış olması hâllerinde bölge idare mahkemesine ayrıca eksikliği kendisinin gidererek karar verme yetkisi tanınmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi İstediği Her Durumda Dosyayı Geri Gönderebilir mi?
Hayır.
Yeni İYUK m.45/5’in en önemli cümlelerinden biri şöyledir:
Kanunda sayılan hâller dışında ilk derece kararının kaldırılarak dosyanın yeniden kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilemez.
Bu hüküm, bölge idare mahkemelerinin geri gönderme yetkisini sınırlandırmaktadır.
Örneğin bölge idare mahkemesi yalnızca;
“İlk derece mahkemesinin değerlendirmesine katılmıyoruz.”
diyerek dosyayı yeniden ilk derece mahkemesine bırakamaz.
Eğer İYUK m.45/5’teki geri gönderme nedenlerinden biri bulunmuyorsa, istinaf merciinin kendi yetkileri çerçevesinde uyuşmazlığı sonuçlandırması gerekir.
Böylece ilk derece ile istinaf arasında gereksiz dosya dolaşımının azaltılması hedeflenmektedir.
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi Kararına Karşı Kanun Yolu Var mı?
İYUK m.45/5, sayılan durumlarda bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak dosyanın mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar vereceğini belirtmektedir.
Dolayısıyla söz konusu geri gönderme kararının kendisi ayrıca Danıştay temyizine götürülebilen bağımsız bir karar değildir.
Dosya ilk derece mahkemesine döner ve yargılama devam eder.
İlk derece mahkemesi yeniden karar verdikten sonra oluşacak yeni kararın kanun yolu rejimi ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle “dosyanın geri gönderilmesine karar verildi” ile “uyuşmazlık tamamen kesinleşti” kavramları birbirinden ayrılmalıdır.
İdari Yargıda Temyiz Nedir?
Temyiz, kanunun izin verdiği bölge idare mahkemesi kararlarının Danıştay tarafından hukuki denetime tabi tutulmasını sağlayan kanun yoludur.
Ancak idari yargıda her istinaf kararı temyiz edilebilir değildir.
İYUK m.46, Danıştayda temyiz edilebilecek dava ve kararları belirlemektedir.
2026 yılı itibarıyla İYUK m.46/1 kapsamında parasal davalarda temel temyiz sınırı 920.000 TL’dir. Güncel İYUK metninde, konusu 920.000 TL’yi aşan tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan belirli parasal davalar temyiz kapsamındaki dava grupları arasındadır.
Bunun yanında düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar, belirli ticari faaliyetleri etkileyen işlemler, imar planı ve parselasyon uyuşmazlıkları, belirli doğal kaynak ve maden işlemleri ile ülke çapındaki bazı sınav uyuşmazlıkları gibi kanunda ayrıca sayılan dava türlerinde de temyiz yolu bulunmaktadır. Güncel İYUK m.46’nın bu dava kategorilerini koruduğu görülmektedir.
- Yargı Paketi’nin asıl yeniliği ise bunların dışında kalan uyuşmazlıklar bakımından ortaya çıkmaktadır.
Yeni İYUK m.46/2 Ne Getirdi?
7589 sayılı Kanun ile İYUK m.46’ya yeni bir ikinci fıkra eklenmiştir.
Yeni kurala göre, İYUK m.46/1’de zaten temyiz edilebilen dava grupları dışında kalan bir davada bölge idare mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını kaldırır ve uyuşmazlık hakkında kendisi yeniden karar verirse, bölge idare mahkemesinin bu yeni kararı tebliğden itibaren 30 gün içerisinde Danıştayda temyiz edilebilecektir.
Bu çok önemli bir değişikliktir.
Örneğin ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş olsun.
Davacı istinafa başvursun.
Bölge idare mahkemesi;
“İlk derece mahkemesinin ret kararı hukuka aykırıdır.”
diyerek kararı kaldırsın ve kendisi doğrudan dava konusu idari işlemin iptaline karar versin.
Yeni sistemde, dava İYUK m.46/1’de zaten temyize tabi davalardan biri olmasa dahi, kural olarak bölge idare mahkemesinin bu yeni esas kararına karşı Danıştaya başvurmak mümkün hâle gelmiştir.
Ancak bu yeni hakkın önemli istisnaları vardır.
İşte “Hangi kararlar artık Danıştaya gidemeyecek?” sorusunun esas cevabı bu istisnalarda bulunmaktadır.
Tek Hâkimle Görülen Davalar Danıştaya Gidemeyecek mi?
Yeni İYUK m.46/2-a’ya göre, idare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalarda, bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırıp kendisi yeniden karar vermiş olsa dahi bu yeni karar hakkında Danıştayda temyiz yoluna başvurulamaz.
Bu kural son derece önemlidir.
- Yargı Paketi aynı zamanda idare mahkemelerinde tek hâkimle görülecek dava sayısını genişletmiştir.
2026 yılı itibarıyla 486.000 TL’yi aşmayan belirli iptal ve tam yargı davaları ile öğrencilerin bazı disiplin, not, sınıf geçme, yurt, kredi ve burs uyuşmazlıkları; kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri; kamu görevlilerine verilen uyarma cezaları ve kanunda sayılan diğer bazı uyuşmazlıklar tek hâkim kapsamına alınmıştır.
Dolayısıyla bu davaların istinafında bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırarak tamamen farklı bir karar verse dahi yeni İYUK m.46/2 kapsamında temyiz imkânı doğmayacaktır.
Örnek: Kamu Görevlisinin Geçici Görevlendirme Davası
Bir kamu görevlisi geçici görevlendirme işleminin iptali için dava açmış olsun.
Bu dava 12. Yargı Paketi sonrasında tek hâkim tarafından görülmesi gereken dava gruplarından biridir.
İlk derece hâkimi davayı reddetsin.
Kamu görevlisi istinafa gitsin.
Bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırarak geçici görevlendirme işleminin iptaline karar versin.
Normalde yeni m.46/2, bölge idare mahkemesinin kaldırma üzerine yeniden verdiği kararlara temyiz yolu açmaktadır.
Ancak bu dava tek hâkimli dava olduğundan açık istisna kapsamındadır.
Bu nedenle bölge idare mahkemesinin kararına karşı yeni m.46/2 üzerinden Danıştay temyizi mümkün değildir.
Öğrenci Davaları Danıştaya Gidebilir mi?
Bu soruya davanın niteliğine göre cevap verilmelidir.
- Yargı Paketi ile;
uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğurmayan öğrenci disiplin cezaları,
sınıf geçme,
not tespiti,
yurt,
kredi
ve burs işlemlerine karşı açılacak davalar tek hâkim kapsamına alınmıştır.
Bu nedenle bu kapsamda tek hâkim tarafından görülen bir öğrenci davasında bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırarak yeniden karar verse dahi yeni İYUK m.46/2 uyarınca Danıştay temyizine gidilemeyecektir.
Ancak öğrencinin ilişiğinin kesilmesi veya uzaklaştırılması sonucunu doğuran ağır disiplin yaptırımları tek hâkim kapsamına alınmamıştır.
Dolayısıyla bütün öğrenci davaları bakımından;
“Danıştay yolu tamamen kapandı.”
denilmesi doğru değildir.
Her uyuşmazlığın hem tek hâkim düzenlemesi hem de İYUK m.46’daki genel temyiz hükümleri bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Çiftçi Mallarının Korunması Davaları Danıştaya Gidemeyecek
Yeni İYUK m.46/2’nin ikinci açık istisnası 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan davalardır.
Bu davalarda bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırarak yeniden karar vermiş olsa dahi temyiz yoluna başvurulamayacaktır.
Dolayısıyla yeni temyiz genişlemesi bu uyuşmazlıklara uygulanmamaktadır.
3091 Sayılı Kanun Kapsamındaki Zilyetlik Davaları Danıştaya Gidemeyecek
Yeni istisnalardan biri de 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki uyuşmazlıklardır.
Bu Kanun kapsamında idari makamlar tarafından verilen kararlar nedeniyle açılan davalarda, bölge idare mahkemesi kaldırma kararı üzerine yeniden esas hakkında karar verse dahi yeni İYUK m.46/2’ye göre Danıştay temyizine başvurulamayacaktır.
Bu nedenle taşınmaz zilyetliğine ilişkin idari uyuşmazlıkların yeni temyiz sistemindeki özel konumu gözden kaçırılmamalıdır.
Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Kapsamındaki Davalar Danıştaya Gidemeyecek
Yeni düzenlemenin uygulamada en önemli istisnalarından biri 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun uygulanmasından kaynaklanan davalardır.
İYUK m.46/2-d açıkça bu dava grubunu yeni temyiz imkânının dışında bırakmaktadır.
Dolayısıyla örneğin 6458 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan bir uyuşmazlıkta bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırıp farklı bir esas kararı vermiş olsa dahi, sırf yeni İYUK m.46/2 getirildi diye karar Danıştaya taşınamaz.
Bu istisna özellikle;
sınır dışı etme,
ikamet izni,
uluslararası koruma
ve 6458 sayılı Kanun kapsamındaki diğer idari uyuşmazlıklarda
kanun yolu değerlendirmesinin çok dikkatli yapılmasını gerektirir.
Bununla birlikte somut uyuşmazlığın gerçekten 6458 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ayrıca tespit edilmelidir.
Sadece Vekâlet Ücreti ve Yargılama Gideri Konusunda Danıştaya Gidilebilir mi?
Yeni düzenlemeye göre hayır.
İYUK m.46/2-f uyarınca, sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlar yeni temyiz imkânının dışında bırakılmıştır.
Örneğin taraf uyuşmazlığın esası bakımından bölge idare mahkemesi kararına itiraz etmiyor ancak yalnızca karşı vekâlet ücretinin veya yargılama giderinin yanlış hesaplandığını düşünüyorsa, m.46/2 kapsamında sırf bu nedenle Danıştaya başvurulamayacaktır.
Bu hüküm özellikle kanun yollarının yalnızca fer’î nitelikteki yargılama gideri uyuşmazlıkları nedeniyle uzamasını önlemeye yönelik önemli bir sınırlamadır.
Parasal Fark 55.000 TL’yi Geçmiyorsa Danıştaya Gidilebilir mi?
Yeni sistem parasal uyuşmazlıklar bakımından da özel bir sınırlama getirmiştir.
İYUK m.46/2-e’ye göre, İYUK m.46/1-b’deki genel temyiz sınırının altında kalan bir davada bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece mahkemesinin hükmettiği miktar arasındaki fark, İYUK m.45’teki istinaf parasal sınırını aşmıyorsa temyiz yolu kapalıdır.
TBMM’nin kanunun kabulüne ilişkin açıklamasına göre bu fark sınırı 2026 yılı bakımından 55.000 TL’dir.
Örneğin ilk derece mahkemesi:
400.000 TL
tazminata hükmetmiş olsun.
Bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırarak:
440.000 TL
tazminata hükmetsin.
İki karar arasındaki fark:
40.000 TL
olacaktır.
Dava genel temyiz sınırının da altında kalıyorsa ve diğer koşullar mevcutsa, 40.000 TL’lik fark 2026 yılı için 55.000 TL’lik sınırı geçmediğinden yeni m.46/2 üzerinden Danıştay temyizi mümkün olmayacaktır.
Buna karşılık ilk derece mahkemesi 400.000 TL, bölge idare mahkemesi 500.000 TL hükmetmişse aradaki fark 100.000 TL olacaktır. Bu durumda yalnızca m.46/2-e’deki 55.000 TL engeli bakımından şart farklılaşır; ancak tek hâkim istisnası ve diğer temyiz koşulları ayrıca kontrol edilmelidir.
Tek Hâkim Davasında Parasal Fark 55.000 TL’yi Geçerse Danıştaya Gidilebilir mi?
Hayır.
Bu ayrım özellikle önemlidir.
TBMM’nin resmi açıklamasında da açık biçimde belirtildiği üzere, 2026 yılında 486.000 TL’yi aşmadığı için tek hâkim tarafından karara bağlanan davalarda bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırarak yeniden karar verse ve iki karar arasındaki parasal fark 55.000 TL’yi aşsa dahi, tek hâkim istisnası nedeniyle karar temyiz edilemez.
Örneğin ilk derece tek hâkimi 200.000 TL tazminata hükmetmiş olsun.
Bölge idare mahkemesi bu kararı kaldırarak:
400.000 TL
tazminata hükmetsin.
Aradaki fark 200.000 TL’dir ve 55.000 TL’den fazladır.
Ancak dava tek hâkim tarafından görülen dava olduğundan İYUK m.46/2-a doğrudan devreye girer.
Dolayısıyla yalnızca parasal farkın yüksek olmasına dayanarak Danıştaya gidilemez.
920.000 TL Temyiz Sınırı Ne Anlama Geliyor?
2026 yılı bakımından İYUK m.46/1-b’de yer alan genel parasal temyiz sınırı 920.000 TL’dir.
Bu sınırı aşan dava ve kararlar, kanundaki diğer şartlarla birlikte doğrudan İYUK m.46/1 kapsamındaki temyiz sistemine girebilir.
Yeni m.46/2’nin önemi daha çok m.46/1 kapsamında bulunmayan dosyalarda, bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırıp kendisi yeni bir karar vermesi hâlinde ortaya çıkar.
Bu nedenle 920.000 TL ile 55.000 TL aynı işlevi gören iki sınır değildir.
920.000 TL, 2026 yılı genel temyiz sınırı bakımından önemlidir.
55.000 TL ise yeni m.46/2’de bölge idare mahkemesi ile ilk derece mahkemesinin hükmettiği miktarlar arasındaki fark açısından önem taşıyan istinaf parasal sınırıdır.
Eski 270.000 TL–920.000 TL Arasındaki Özel Temyiz Sistemi Ne Oldu?
- Yargı Paketi öncesindeki İYUK m.46 sisteminde, konusu belirli parasal aralıkta bulunan ve istinafta ilk derece kararı kaldırılarak yeniden karar verilen uyuşmazlıklara ilişkin özel bir temyiz düzenlemesi bulunuyordu.
2026 yılı rakamlarıyla 270.000 TL’yi aşıp 920.000 TL’yi aşmayan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan bazı davalarda, kaldırma üzerine yeniden verilen kararların temyizi yönünden özel hüküm bulunuyordu.
7589 sayılı Kanun bu eski bendi yürürlükten kaldırmış ve yerine daha genel bir sistem kuran İYUK m.46/2’yi getirmiştir. TBMM’nin yasalaşma açıklamasında da eski 270.000–920.000 TL aralığına ilişkin hükmün kaldırıldığı açıkça belirtilmiştir.
Yeni sistem artık yalnızca belirli parasal banttaki davalara bakmamaktadır.
Temel soru şudur:
Bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırarak kendisi yeni bir esas kararı verdi mi?
Eğer evetse ve dava m.46/1 kapsamındaki temyiz davalarından değilse, kural olarak m.46/2 kapsamında temyiz mümkün olabilir.
Ancak kanunda sayılan altı istisnadan biri varsa temyiz yolu yine kapalıdır.
Bölge İdare Mahkemesi İstinaf Başvurusunu Reddederse Yeni m.46/2 Uygulanır mı?
Hayır.
Yeni m.46/2’nin lafzı son derece önemlidir.
Hüküm, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararları temyize açmaktadır.
Dolayısıyla bölge idare mahkemesi;
“İlk derece mahkemesinin kararı hukuka uygundur.”
diyerek istinaf başvurusunu reddetmişse, sırf yeni m.46/2 nedeniyle temyiz hakkı doğmaz.
Temyiz için kararın başka bir nedenle İYUK m.46/1 kapsamında olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle iki durum birbirinden ayrılmalıdır:
İstinaf başvurusunun reddi → m.46/2 kendiliğinden temyiz hakkı vermez.
İlk derece kararının kaldırılması + bölge idare mahkemesinin yeniden esas kararı vermesi → m.46/2 gündeme gelebilir.
Bu ayrım yeni sistemin en kritik noktalarından biridir.
Bölge İdare Mahkemesi Dosyayı İlk Dereceye Geri Gönderirse Danıştaya Gidilebilir mi?
Yeni İYUK m.46/2, bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği kararları konu almaktadır.
Buna karşılık İYUK m.45/5 kapsamında ilk derece kararı kaldırılıp dosya yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmişse, bölge idare mahkemesi henüz uyuşmazlığın esası hakkında yeni bir karar vermiş değildir.
Ayrıca m.45/5 bu geri gönderme kararının kesin olduğunu açıkça düzenlemektedir.
Dolayısıyla bu karar doğrudan Danıştay temyizine götürülemez.
İlk derece mahkemesi dosyayı yeniden ele alır ve yeni karar verir.
Sonraki kanun yolu değerlendirmesi yeni karar üzerinden yapılır.
Yabancıların İdari Davalarında Danıştay Yolu Tamamen Kapandı mı?
Hayır. Böyle genel bir ifade doğru olmaz.
Kanunun istisnası 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun uygulanmasından kaynaklanan davalara ilişkindir.
Bir yabancı kişinin taraf olduğu her idari dava zorunlu olarak 6458 sayılı Kanun’dan kaynaklanmayabilir.
Örneğin yabancı bir şirketin vergi uyuşmazlığı, taşınmazla ilgili idari işlemi veya farklı bir düzenleyici işleme karşı açtığı dava başka kanuni rejime tabi olabilir.
Dolayısıyla tarafın yabancı olması değil, davanın hukuki dayanağı ve konusu önemlidir.
İstinaf ve Temyiz Aynı Şey mi?
Hayır.
İstinaf ile temyiz birbirinden farklı kanun yollarıdır.
İstinaf mercii bölge idare mahkemesidir.
Temyiz mercii ise Danıştaydır.
İstinafta bölge idare mahkemesi somut olayın ve ilk derece kararının daha geniş bir incelemesini yapabilir. Yeni m.45 kapsamında bazı eksiklikleri kendisi giderebilir ve şartları varsa yeniden karar verebilir.
Temyiz ise İYUK’un Danıştay denetimine açtığı kararlar bakımından gerçekleştirilir.
Dolayısıyla;
“İstinafa gittik, sıradaki aşama mutlaka Danıştaydır.”
şeklindeki düşünce doğru değildir.
İdari yargıdaki pek çok dava bölge idare mahkemesinde kesinleşebilir.
12. Yargı Paketi Danıştaya Başvuru Yolunu Genişletti mi, Daralttı mı?
Tek kelimeyle “genişletti” veya “daralttı” demek eksik olur.
Yeni sistem karma niteliktedir.
Bir taraftan İYUK m.46/1 kapsamına girmeyen davalarda, bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırıp yeni bir esas kararı verdiğinde kural olarak Danıştay temyizi mümkün hâle getirilmiştir. Bu yönüyle temyiz denetimi genişlemiştir.
Diğer taraftan kanun;
tek hâkimle görülen davaları,
4081 sayılı Kanun davalarını,
3091 sayılı Kanun davalarını,
6458 sayılı Kanun davalarını,
belirli düşük parasal fark içeren kararları
ve yalnız vekâlet ücreti/yargılama gideri hakkındaki kararları
bu yeni temyiz hakkının dışında tutmuştur.
Dolayısıyla yeni düzenlemenin özü:
“BAM ilk derece kararını değiştirerek yeni bir esas kararı veriyorsa kural olarak Danıştay denetimi olsun; ancak daha sınırlı veya kanunda özel olarak belirtilen dava gruplarında yargılama BAM aşamasında sona ersin.”
şeklinde açıklanabilir.
Yeni Temyiz Sistemi Hangi Tarihten İtibaren Uygulanacak?
Kanunun geçiş hükmü bu konuda açıktır.
İYUK m.46’da yapılan değişiklikler, 31 Temmuz 2026’dan sonra bölge idare mahkemeleri tarafından verilen kararlar hakkında uygulanacaktır.
Bu tarihten önce bölge idare mahkemesi tarafından verilmiş kararlar bakımından eski hükümler uygulanmaya devam edecektir.
Burada belirleyici tarih davanın açıldığı tarih değildir.
Örneğin dava 2024 yılında açılmış olabilir.
İlk derece kararı 2025 yılında verilmiş olabilir.
Ancak bölge idare mahkemesi istinaf kararını 10 Ağustos 2026 tarihinde veriyorsa yeni İYUK m.46 düzenlemesi uygulanacaktır.
Buna karşılık bölge idare mahkemesi kararını 25 Temmuz 2026 tarihinde vermişse eski temyiz rejimi devam edecektir.
Bu ayrım, devam eden idari dava dosyaları bakımından son derece önemlidir.
İYUK m.45 Değişikliği İçin de Aynı Geçiş Kuralı Var mı?
7589 sayılı Kanun’un geçici hükmünde İYUK m.46 bakımından özel olarak bölge idare mahkemesi kararının tarihi esas alınmıştır. İYUK m.45 yönünden aynı şekilde ayrı bir özel geçiş hükmü düzenlenmemiştir. Kanunun yürürlük maddesine göre m.45 değişikliği yayım tarihinde, yani 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir.
Bu nedenle yürürlük sonrasındaki istinaf incelemelerinde yeni m.45 hükümleri dikkate alınacaktır.
Ancak somut dosyada tamamlanmış usul işlemleri ve karar tarihleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Yeni Sistemde Danıştaya Gidemeyecek Kararlar Hangileri?
- Yargı Paketi sonrası İYUK m.46/2 bakımından en net cevap şu şekilde verilebilir:
- İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar
- 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun’dan kaynaklanan davalar
- 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun’dan kaynaklanan davalar
- 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’ndan kaynaklanan davalar
- Genel temyiz sınırının altında kalıp ilk derece ile BAM arasındaki parasal farkın 2026 yılı itibarıyla 55.000 TL’yi geçmediği kararlar
- Sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kararlar
bakımından bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırıp yeniden esas hakkında karar verse dahi yeni İYUK m.46/2 üzerinden Danıştay temyizine başvurulamaz.
Ancak bu liste yalnızca yeni m.46/2’deki temyiz yolunun istisnalarını göstermektedir. Bir kararın başka bir nedenle İYUK m.46/1’de doğrudan temyize tabi olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
İdari Yargıda İstinaf ve Temyiz Hakkında Sık Sorulan Sorular
Her idare mahkemesi kararı istinafa götürülebilir mi?
Hayır. İYUK m.45’te parasal kesinlik sınırı başta olmak üzere istinafa ilişkin istisnalar bulunmaktadır. 2026 yılı bakımından resmi yasama açıklamasında ilgili parasal sınır 55.000 TL olarak belirtilmiştir.
Her bölge idare mahkemesi kararı Danıştaya götürülebilir mi?
Hayır. Temyiz yalnızca İYUK m.46’nın izin verdiği kararlar bakımından mümkündür.
Bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırırsa her zaman Danıştay yolu açılır mı?
Hayır. Yeni m.46/2 kural olarak böyle bir imkân getirse de kanunda altı ayrı istisna bulunmaktadır.
Tek hâkim kararına karşı Danıştaya gidilebilir mi?
Yeni m.46/2 kapsamında hayır. Tek hâkimle görülen davalarda BAM kaldırma üzerine yeniden karar verse dahi bu yeni özel temyiz yolu kullanılamaz.
Tek hâkim kararına karşı istinafa gidilebilir mi?
Davanın istinaf parasal sınırı ve diğer koşulları uygunsa evet. Tek hâkimli olması tek başına istinafı ortadan kaldırmaz.
Kamu görevlisinin uyarma cezası davası Danıştaya gider mi?
- Yargı Paketi sonrası yeni açılan uyarma cezası davaları tek hâkim kapsamındadır. Bu nedenle BAM’ın kaldırma üzerine yeniden verdiği karar bakımından yeni m.46/2 temyizi mümkün değildir.
Geçici görevlendirme davası Danıştaya gider mi?
Yeni sistemde geçici görevlendirme davaları tek hâkim kapsamındadır. Dolayısıyla m.46/2’nin özel temyiz yolundan yararlanamaz.
Yabancılar hukukuna ilişkin bütün davalar Danıştaya kapalı mı?
Hayır. Açık istisna, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun uygulanmasından kaynaklanan davalardır.
Deport kararında BAM kararı Danıştaya götürülebilir mi?
Uyuşmazlık 6458 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanıyorsa yeni m.46/2 kapsamındaki temyiz istisnası gündeme gelir. Somut dava türünün ayrıca özel mevzuat hükümleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Sadece avukatlık vekâlet ücreti yanlış hesaplandıysa Danıştaya gidilebilir mi?
Yeni m.46/2 kapsamında sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kararlar temyiz edilemez.
2026 yılında genel temyiz sınırı kaç TL?
İYUK m.46/1-b bakımından güncel tutar 920.000 TL’dir.
55.000 TL sınırı ne için kullanılıyor?
Yeni m.46/2’de, temyiz sınırının altında kalan parasal davalarda ilk derece mahkemesi ile BAM’ın yeniden verdiği karar arasındaki farkın temyize etkisinin belirlenmesinde önem taşımaktadır. 2026 yılı bakımından bu tutar 55.000 TL’dir.
Bölge idare mahkemesi eksik bilirkişi incelemesini kendisi yapabilir mi?
Evet. Yeni İYUK m.45/5, keşif veya bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken yapılmaması hâlinde BAM’ın isterse eksikliği kendisinin gidererek karar verebilmesine izin vermektedir.
Zorunlu duruşma yapılmamışsa ne olur?
BAM ilk derece kararını kaldırarak dosyayı geri gönderebilir veya kanunun verdiği imkân çerçevesinde eksikliği kendisi gidererek karar verebilir.
BAM her hukuka aykırılıkta dosyayı ilk dereceye geri gönderebilir mi?
Hayır. İYUK m.45/5’te belirtilen hâller dışında dosyanın kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilemez.
Yeni temyiz sistemi eski BAM kararlarına uygulanacak mı?
Hayır. 31 Temmuz 2026’dan önce verilmiş bölge idare mahkemesi kararları bakımından eski hükümler uygulanacaktır.
Yeni Sistem İdari Dava Stratejisini Nasıl Değiştirecek?
- Yargı Paketi sonrasında idari davalarda kanun yolu stratejisi dava açılırken düşünülmesi gereken bir konu hâline gelmiştir.
Öncelikle davanın tek hâkimle mi yoksa kurul hâlinde mi görüleceği belirlenmelidir.
Çünkü bu ayrım artık yalnız ilk derece yargılamasının şeklini değil, yeni İYUK m.46/2 kapsamındaki Danıştay temyiz imkânını da etkilemektedir.
İkinci olarak, davanın parasal değeri önemlidir.
2026 yılı bakımından 55.000 TL, 486.000 TL ve 920.000 TL gibi farklı parasal sınırlar farklı hukuki işlevlere sahiptir ve birbirleriyle karıştırılmamalıdır.
Üçüncü olarak, bölge idare mahkemesinin verdiği kararın türü doğru okunmalıdır.
BAM;
istinaf başvurusunu reddetmiş olabilir,
ilk derece kararını kaldırıp dosyayı geri göndermiş olabilir
veya
ilk derece kararını kaldırarak kendisi yeniden esas hakkında hüküm kurmuş olabilir.
Bu üç durumun temyiz açısından sonuçları aynı değildir.
Dördüncü olarak, dava yeni m.46/2’de belirtilen istisnalardan birine giriyor mu diye kontrol edilmelidir.
Özellikle yabancılar hukuku, tek hâkimli personel ve öğrenci davaları ile yalnız vekâlet ücreti uyuşmazlıklarında bu kontrol kritik önem taşımaktadır.
Yeni Sistemin En Önemli Değişikliği Nedir?
Yeni sistemin belki de en önemli özelliği, istinaf mahkemesinin ilk derece kararını tamamen değiştirip yeni bir esas kararı verdiği dosyalarda Danıştay denetimini kural olarak genişletmesidir.
Örneğin ilk derece mahkemesi vatandaşın davasını reddetmiş, bölge idare mahkemesi ise ilk derece kararını kaldırarak işlemi iptal etmiş olabilir.
Bu durumda taraf ilk kez bölge idare mahkemesi aşamasında tamamen farklı bir esas sonuçla karşılaşmaktadır.
Yeni İYUK m.46/2, istisna hâller dışında bu yeni esas kararının Danıştay tarafından denetlenmesini mümkün kılmaktadır.
Buna karşılık basit, düşük değerli veya kanunun özel olarak belirlediği bazı dava gruplarında uyuşmazlığın Danıştaya kadar taşınması engellenmiştir.
Bu nedenle düzenleme bir taraftan etkili kanun yolu denetimini, diğer taraftan yargılamanın makul sürede kesinleşmesini dengelemeye çalışan bir sistem olarak değerlendirilebilir.
Sonuç: 12. Yargı Paketi Sonrası Hangi İdari Kararlar Danıştaya Gidemeyecek?
- Yargı Paketi ile idari yargıdaki istinaf ve temyiz sistemi önemli ölçüde yeniden şekillendirilmiştir.
Yeni İYUK m.45 ile bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını hangi hâllerde kaldırıp dosyayı geri gönderebileceği açıkça sınırlandırılmıştır.
Buna göre;
ilk inceleme ve usule ilişkin nihai kararlardaki hatalar,
görev veya yetki problemi,
reddedilmiş veya yasaklanmış hâkimin davaya bakması,
dilekçenin reddedilmesi gerekirken esas hakkında karar verilmesi,
yanlış veya eksik hasım,
bir talep hakkında karar verilmemesi,
gerekli keşif veya bilirkişi incelemesinin yapılmaması
ve zorunlu duruşmanın yapılmamış olması
geri gönderme nedenleri arasında düzenlenmiştir. Kanunda sayılmayan bir nedenle BAM’ın dosyayı ilk derece mahkemesine geri göndermesine izin verilmemektedir.
Temyiz sistemi bakımından ise çok daha önemli bir yenilik yapılmıştır.
İYUK m.46/1 kapsamında zaten doğrudan temyize tabi olmayan bir davada, bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırıp kendisi yeni bir esas kararı verirse, kural olarak bu yeni karar tebliğden itibaren 30 gün içerisinde Danıştayda temyiz edilebilecektir.
Ancak kanun bu yeni temyiz hakkına açık istisnalar getirmiştir.
Buna göre;
tek hâkimle görülen idare ve vergi davaları,
4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun davaları,
3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun davaları,
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamındaki davalar,
genel temyiz sınırının altında kalıp ilk derece ile BAM kararı arasındaki parasal farkın 2026 yılı için 55.000 TL’yi geçmediği kararlar
ve
sadece vekâlet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin kararlar
BAM ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar vermiş olsa dahi yeni İYUK m.46/2 uyarınca Danıştaya götürülemeyecektir.
Özellikle tek hâkimli davalar bakımından bu sonuç büyük önem taşımaktadır.
Çünkü aynı 12. Yargı Paketi ile tek hâkimle görülen idari davaların kapsamı da genişletilmiştir. Kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin davaları; uyarma disiplin cezaları; öğrencilerin bazı disiplin, not, burs, kredi ve yurt uyuşmazlıkları gibi çok sayıda yeni dava tek hâkim kapsamına alınmıştır.
Dolayısıyla yeni sistemde bir kamu görevlisinin geçici görevlendirme işlemi hakkında ilk derece mahkemesi bir karar vermiş, BAM bu kararı tamamen kaldırıp farklı bir karar kurmuş olsa bile uyuşmazlığın sırf bu nedenle Danıştaya taşınması mümkün olmayacaktır.
Aynı durum 6458 sayılı Kanun kapsamındaki yabancılar hukuku uyuşmazlıkları bakımından da geçerlidir.
Bununla birlikte 12. Yargı Paketi’nin temyiz yolunu yalnızca daralttığı söylenemez.
Tam tersine, eski sistemde doğrudan temyize tabi olmayan çok sayıda dosyada BAM’ın ilk derece kararını kaldırarak yeniden esas hakkında karar vermesi hâlinde yeni bir Danıştay denetimi imkânı yaratılmıştır.
Bu nedenle yeni düzenlemenin temel formülü şöyledir:
BAM ilk derece kararını onarsa → yeni m.46/2 tek başına temyiz hakkı vermez.
BAM ilk derece kararını kaldırıp dosyayı ilk dereceye gönderirse → geri gönderme kararı kesin olup yeni m.46/2 kapsamında temyiz edilmez.
BAM ilk derece kararını kaldırıp kendisi yeniden esas hakkında karar verirse → kural olarak Danıştay temyizi mümkündür.
Ancak dava m.46/2’deki istisnalardan birine giriyorsa → Danıştay temyizi mümkün değildir.
Geçiş döneminde ise bölge idare mahkemesi kararının tarihi belirleyicidir.
İYUK m.46’daki yeni sistem, 31 Temmuz 2026’dan sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanacaktır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar bakımından eski kanun hükümleri uygulanmaya devam edecektir.
Sonuç olarak 12. Yargı Paketi sonrasında idari davalarda artık yalnızca;
“İstinafa gider miyiz?”
veya
“Danıştaya temyiz eder miyiz?”
sorularını sormak yeterli değildir.
Öncelikle;
davanın tek hâkimli olup olmadığı,
parasal sınır,
uyuşmazlığın hangi özel kanundan kaynaklandığı,
BAM’ın istinaf başvurusunu reddedip reddetmediği,
ilk derece kararını kaldırıp kaldırmadığı,
dosyayı geri gönderip göndermediği,
kaldırma sonrasında kendisinin yeni bir esas kararı verip vermediği
ve BAM kararının hangi tarihte verildiği
birlikte değerlendirilmelidir.
12. Yargı Paketi ile idari yargıda temyiz sistemi artık yalnız dava türüne değil, istinaf mahkemesinin verdiği kararın niteliğine de daha güçlü biçimde bağlanmıştır. Bu nedenle özellikle 31 Temmuz 2026 sonrasında verilen bölge idare mahkemesi kararlarında kanun yolu incelemesinin yeni İYUK m.45 ve m.46 hükümleri esas alınarak yapılması büyük önem taşımaktadır.