İcra Organlarının İşlemlerine Karşı Ne Yapılabilir ? Şikayet Sebepleri Nelerdir ?
İcra Organlarının İşlemlerine Karşı Şikayet Yolu
İcra ve İflas Hukuku sisteminde, icra dairesinin yapmış olduğu işlemlerin hukuka uygunluğunu denetlemek ve bu işlemlerden doğan uyuşmazlıkları çözmek amacıyla düzenlenen yola “şikayet” denir. İcra dairesi, bir kamu kurumu olarak takibi yürütürken işlemleri sırasında hata yapabilir, kanun hükümlerini göz ardı edebilir veya tarafların haklarını ihlal edebilir. Şikayet yolu, bu tür usulsüzlüklerin düzeltilmesi için İcra Mahkemesi nezdinde kullanılan en temel denetim mekanizmasıdır.
Şikayet Yolunun Niteliği
Şikayet, bir dava değil, icra işleminin hukuka uygunluğunu denetleyen “yargısal bir denetim” aracıdır. Şikayetin temel amacı, icra dairesinin işlemlerinin kanuna ve olaya uygunluğunu sağlamaktır. İcra dairesi işlemleri, kural olarak şekli kurallara tabidir. Eğer icra müdürü veya memuru, bu şekli kuralları ihlal ederse, şikayet yolu devreye girer. Örneğin, haczedilmesi mümkün olmayan bir malın haczedilmesi, borçlunun adresine tebligat çıkarılmaması veya satış sürecindeki usul hataları birer şikayet konusudur.
Şikayet Sebepleri
İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) şikayet sebepleri genel olarak üç başlık altında toplanabilir:
-
İşlemin Kanuna Aykırı Olması: İcra müdürünün yaptığı bir işlemin, İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili hükümlerine veya genel hukuk prensiplerine aykırı olmasıdır.
-
Bir Hakkın Yerine Getirilmemesi: İcra dairesinin, yapması gereken bir işlemi haklı bir neden olmaksızın reddetmesi veya yapmamasıdır. Örneğin, alacaklının haciz talebini, memurun keyfi gerekçelerle işleme koymaması bu kapsama girer.
-
Bir Hakkın Sürüncemede Bırakılması: İcra dairesinin, bir işlemi yapmakla yükümlü olduğu halde, bu işlemi yapmayı gereksiz yere uzatması, yasal süreleri ihmal etmesi veya dosyayı işlemsiz bırakmasıdır.
Şikayet Süreci ve Süreler
Şikayet yolu, İcra Mahkemesi nezdinde yürütülür. Şikayet usulünün en kritik noktası sürelerdir. İcra hukukunda “hız” esası hakim olduğundan, şikayet süreleri oldukça kısadır. Genel şikayet süresi, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gündür. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve süresi içinde yapılmayan şikayetler, mahkeme tarafından esasa girilmeksizin reddedilir.
Ancak, işlemin kanuna aykırı olduğu ve kamu düzenini ilgilendirdiği hallerde veya işlemin hiçbir şekilde yapılmaması gibi durumlarda, belirli bir süreye tabi olmaksızın “süresiz şikayet” yoluna başvurulabilir. Örneğin, haczi caiz olmayan bir malın haczedilmesi, süresiz şikayete tabidir.
Şikayetin Sonuçları
İcra Mahkemesi, yaptığı inceleme neticesinde şikayeti yerinde bulursa işlemin iptaline, düzeltilmesine veya icra dairesinin işlemi yapmaya zorlanmasına karar verir. İcra Mahkemesi, şikayet yoluyla icra memurunun işlemini denetler; ancak tarafların arasındaki alacak hakkının esasına girerek bir karar vermez. Şikayetin kabul edilmesi, yapılan yanlış işlemin ortadan kaldırılmasını sağlar ve icra sürecinin tekrar yasal zemine oturtulmasına yardımcı olur.
Sonuç olarak şikayet yolu, icra dairesinin hata yapma ihtimaline karşı taraflara tanınmış en önemli koruma mekanizmasıdır. Sürelerin hassasiyeti ve teknik yapısı nedeniyle, şikayet yolunu doğru işletmek, usuli hataların önüne geçmek ve takibin doğru ilerlemesini sağlamak açısından hayati öneme sahiptir.
Şikayetin Konusu:
İcra ve İflas Kanunu (İİK) sisteminde “şikayet”, icra organlarının (icra dairesi, icra müdürü, memurları) yapmış oldukları işlemlerin veya yapmaları gerektiği halde yapmadıkları işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimidir. Şikayetin konusu, icra dairesinin “kamu gücünü kullanarak gerçekleştirdiği tüm faaliyetler” ile sınırlıdır. Bu denetim, cebri icra sisteminin keyfilikten uzak, kanuni sınırlar içerisinde işlemesini sağlar.
Şikayetin konusunu temel olarak üç ana kategoride incelemek mümkündür:
1. İcra Dairesi İşlemlerinin Kanuna Aykırılığı
İcra memurlarının yaptığı her türlü işlem, İİK’nın ilgili maddelerine ve genel hukuk ilkelerine uygun olmak zorundadır. İşlemin kanuna aykırı olması durumunda, şikayet yoluyla bu işlemin iptali veya düzeltilmesi istenir.
-
Haciz İşlemleri: Örneğin, haczedilmesi kanunen yasak olan (maaşın dörtte birinden fazlası, ev eşyaları, çiftçinin aletleri vb.) bir malın haczedilmesi, şikayetin en sık rastlanan konusudur.
-
Tebligat Hataları: Ödeme emri veya satış ilanının usulsüz tebliğ edilmesi, şikayetin konusunu oluşturur. Tebligat kanunu hükümlerine aykırılık, icra işleminin hukuka aykırı olduğu anlamına gelir.
-
Satış Usulleri: İcra dairesinin satış aşamasındaki kıymet takdiri usulsüzlükleri, satış ilanının şartlara aykırılığı veya açık artırma kurallarının ihlali doğrudan şikayet konusudur.
2. Bir Hakkın Yerine Getirilmemesi
İcra dairesi, kanunen yapmakla yükümlü olduğu bir işlemi yerine getirmezse, bu durum şikayet konusu olur. İcra müdürünün takdir yetkisini yanlış kullanarak “görevini reddetmesi” veya “işlem yapmaktan kaçınması” burada devreye girer.
-
Talep Reddi: Alacaklının yasal bir hakkı olan haciz veya satış talebinin, icra müdürü tarafından hukuka aykırı şekilde reddedilmesi.
-
Kararın Uygulanmaması: İcra Mahkemesi tarafından verilen bir kararın, icra dairesi tarafından uygulanmaması veya eksik uygulanması.
3. İşlemlerin Sürüncemede Bırakılması
İcra organlarının, işlemleri yapmaları gerektiği halde, herhangi bir haklı sebep olmaksızın yavaşlatmaları veya işlemi sonuçlandırmamaları şikayet konusudur.
-
Gereksiz Bekletme: Bir haciz talebinin dosyaya konulmasına rağmen günlerce bekletilmesi.
-
Yazışma İhmali: Kurumlarla yapılması gereken (banka, tapu, trafik) sorgulamaların veya yazışmaların gerekçesiz şekilde ertelenmesi.
Şikayetin Konusu Olamayacak Hususlar
Şikayet, sadece icra dairesinin işlemlerine özgü bir yoldur. Dolayısıyla şikayet yolunun konusu olamayacak durumlar şunlardır:
-
Borcun Esası: Borçlu, “Benim böyle bir borcum yok” veya “Bu sözleşme geçersizdir” diyerek şikayet yoluna başvuramaz. Bunlar, genel mahkemelerde görülecek menfi tespit veya alacak davasının konusudur. İcra Mahkemesi, şikayet aşamasında borcun maddi hukuk bakımından varlığını inceleyemez.
-
Takdir Yetkisi: İcra müdürünün kanunun kendisine tanıdığı sınırlar içerisindeki takdir yetkisi, şikayet konusu yapılamaz. Ancak memur bu yetkiyi hukuka aykırı, keyfi veya kötü niyetli kullanırsa, bu durum tekrar şikayet konusu olabilir.
İcra Hukukunda Şikayet Sebepleri
İcra ve İflas Kanunu (İİK) sisteminde şikayet, icra organlarının faaliyetlerini denetleyen bir mekanizmadır. Bir icra işleminin şikayet konusu olabilmesi için, bu işlemin hukuki bir dayanağının olmaması, eksik yapılması veya hatalı bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Şikayet sebepleri, doktrinde ve uygulamada temelde üç ana başlık altında sınıflandırılır. Bu sebepler, icra müdürünün veya memurunun gerçekleştirdiği fiilin hangi boyutta kanuna aykırı olduğunu ortaya koyar.
1. İşlemin Kanuna Aykırı Olması
Bu, şikayet sebeplerinin en yaygın ve belirgin olanıdır. İcra dairesi tarafından gerçekleştirilen bir işlemin, İcra ve İflas Kanunu’nun veya ilgili diğer mevzuatların (Tebligat Kanunu, Borçlar Kanunu vb.) hükümlerine açıkça aykırı olması durumudur. İcra dairesi bir işlem yaparken kanunun çizdiği sınırlar dışına çıkarsa, şikayet yoluna başvurulabilir.
-
Şekli Aykırılıklar: İcra müdürünün, usulüne uygun olmayan bir satış ilanı hazırlaması, haciz tutanağını kanunda belirtilen zorunlu unsurları içermeyecek şekilde tutması veya kıymet takdirini kanunda öngörülen yöntemlere aykırı yapması.
-
Hukuki Aykırılıklar: Haczedilmesi yasak olan malların (İİK m. 82) haczedilmesi, maaşın dörtte birinden fazlasına haciz konulması, borçlunun mesleğini devam ettirmesi için zorunlu olan araçların haczine karar verilmesi.
-
Tebligat Hukukuna Aykırılık: Ödeme emrinin, borçlunun yasal adresinde bulunmadığı halde usulsüz bir şekilde tebliğ edilmiş sayılması ve bunun neticesinde takibin kesinleşmesi.
2. Bir Hakkın Yerine Getirilmemesi
İcra organları, kanun tarafından kendilerine verilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Eğer alacaklı veya borçlu, yasal bir hakkını talep ettiği halde icra dairesi bu talebi hukuksuz şekilde reddederse veya işlemi yapmaktan kaçınırsa, bu bir şikayet sebebidir.
-
Talebin Hukuksuz Reddi: Alacaklı, borçlunun malvarlığı üzerinde haciz talep ettiğinde ve bu talep yasal şartları taşıdığında, icra müdürünün “takdir yetkisi” olmadığını söyleyerek bu talebi reddetmesi.
-
Kararların Uygulanmaması: İcra Mahkemesi veya genel mahkemelerden alınan bir kararın, icra dairesi tarafından uygulanmaması, kararın infazına yönelik gerekli yazıların yazılmaması veya kararın gereğinin yerine getirilmesinden imtina edilmesi.
-
Dosya İşlemlerinin İhlali: Alacaklının dosyadan örnek isteme hakkının kısıtlanması veya yasal olarak alması gereken bir belgenin verilmemesi.
3. Bir Hakkın Sürüncemede Bırakılması
İcra dairesi işlemleri yapmalı ve sonuçlandırmalıdır. Ancak bazı durumlarda, memur işlemi reddetmez fakat hiçbir gerekçe olmaksızın işlemi geciktirir, dosyayı sürüncemede bırakır. Bu durum, alacaklının “hakkına en kısa sürede kavuşma” beklentisini ve borçlunun “takibin bir an önce sonuçlanması” menfaatini ihlal eder.
-
İşlemsizlik: Bir haciz talebinin dosyaya girmesine rağmen, haftalarca “işlemde” kalıp herhangi bir haciz yazısı veya fiili haciz süreci başlatılmaması.
-
Yazışma Gecikmesi: Bankalara veya tapu dairesine gönderilmesi gereken elektronik haciz taleplerinin, teknik bir engel olmamasına rağmen gereksiz sürelerle ertelenmesi.
-
Satışın Geciktirilmesi: Hacizli bir malın satış işlemlerinin, hiçbir hukuki engel bulunmadığı halde icra dairesi tarafından yavaşlatılması veya satış gününün verilmesinde usulsüz gecikmeler yaşanması.
Şikayet Sebeplerinin Uygulamadaki Yeri
Bu üç temel şikayet sebebi, icra dairesinin faaliyetlerinin sınırını çizer. Şikayet yoluna başvuracak tarafın, şikayet dilekçesinde bu üç sebepten hangisine dayandığını net bir şekilde ortaya koyması gerekir.
Önemli bir ayrıntı olarak; şikayet sebepleri tarafların iradesine bağlı değildir. Yani, şikayet konusu eğer kanuna aykırılık teşkil ediyorsa, mahkeme bunu kendiliğinden de dikkate alabilir (kamu düzenini ilgilendiren hallerde). Ancak şikayet edenin, mağduriyetini ve bu mağduriyetin icra dairesinin hangi işlemiyle (veya işlemsizliğiyle) oluştuğunu gerekçelendirmesi zorunludur.
Sonuç olarak; icra işlemlerine karşı şikayet sebepleri, icra memurunun kanuna uygun hareket etmediği, görevini savsadığı veya hakkı gereksiz yere ertelediği durumlarda işletilen bir “hukuki denge” aracıdır. Bu sebeplerin doğru tespit edilmesi, icra dosyasının seyrini değiştirecek en önemli stratejik hamledir.
İcra Hukukunda Kamu Düzeni ve Yargıtay’ın Yaklaşımı
İcra ve İflas Hukuku’nda “kamu düzeni” kavramı, yargılamanın ve icra takibinin sınırlarını çizen, tarafların iradesiyle dahi değiştirilemeyen temel kurallar bütünüdür. İcra Mahkemesi’nde şikayet yolunda, tarafların ileri sürdüğü şikayet sebepleri ile bağlı kalınmaksızın, mahkemenin re’sen (kendiliğinden) inceleme yapabileceği alanların başında kamu düzenine aykırılık gelir. Yargıtay, geliştirdiği yerleşik içtihatlarla (teamül niteliğindeki kararlar) bu kavramın kapsamını ve icra sürecindeki etkisini tanımlamıştır.
Kamu Düzeni Nedir ve İcra Hukukundaki Yeri?
Kamu düzeni; devletin temel yapısını, toplumun huzurunu ve hukuk sisteminin temelindeki adaleti koruyan kurallardır. İcra Hukuku’nda kamu düzenine aykırılık denildiğinde; işlemin kanunun emredici hükümlerine açıkça aykırı olması, yetkisiz icra dairesince işlem yapılması, haczi caiz olmayan malların haczedilmesi gibi durumlar anlaşılır.
Yargıtay kararlarında kamu düzeni, “şikayet süresi” ile doğrudan ilişkilendirilmiştir. Normal şartlarda şikayetler, öğrenme tarihinden itibaren 7 günlük hak düşürücü süreye tabidir. Ancak, işlemin kamu düzenine aykırı olduğu durumlarda, şikayet süresizdir. Yani kişi, aradan aylar veya yıllar geçse bile bu aykırılığı her zaman İcra Mahkemesi’ne taşıyabilir.
Yargıtay’ın Kamu Düzenine Aykırılık Konusundaki Yaklaşımı
Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, hangi durumların kamu düzenini ihlal ettiğini somutlaştırmıştır. Yargıtay kararlarına göre kamu düzenini ihlal eden başlıca durumlar şunlardır:
-
Yetki Kuralları: İcra dairesinin yetkisiz olduğu bir yerde işlem yapması veya kesin yetki kuralını çiğnemesi kamu düzenine aykırıdır. Yetkisizlik, icra dairesinin görev alanını aşması demektir.
-
Haczedilmezlik (İİK m. 82): Devletin sosyal devlet ilkesi gereği borçlunun yaşamını devam ettirebilmesi için tanıdığı “haczedilmezlik” hakları kamu düzenindendir. Yargıtay, haczi yasak olan bir malın haczedilmesini, borçlunun feragati olsa dahi geçersiz sayar.
-
Tebligat Usulsüzlüğü: Savunma hakkının kutsallığı gereği, usulüne uygun tebligat yapılmaması (özellikle tebligatın borçluya ulaşmadığının anlaşıldığı haller) kamu düzenini zedeler. Yargıtay, tebligatın usulsüzlüğünü “öğrenme tarihi” kavramıyla birleştirerek süresiz şikayet sebebi sayar.
-
İhale Süreçleri: İhalenin feshi aşamasında, satışın herkese açık ve şeffaf yapılması ilkesine aykırı hareket edilmesi (örneğin ihalenin gizli yapılması), kamu düzenine aykırılık teşkil eder.
Yargıtay’ın Teamül Niteliğindeki Kararlarının Etkisi
Yargıtay’ın hukukumuza yerleştirdiği en önemli teamül, “Süresiz Şikayet” mekanizmasının sınırlarının belirlenmesidir.
-
Re’sen İnceleme İlkesi: Yargıtay kararları uyarınca, eğer bir işlem kamu düzenine aykırı ise, İcra Mahkemesi hakimi tarafların şikayet edip etmediğine bakmaksızın, dosyayı incelerken bu aykırılığı fark ettiği anda işlemi iptal etmelidir. Hakim, “taraflar bunu şikayet etmedi” diyerek suskun kalamaz.
-
Feragat Yasağı: Yargıtay, kamu düzenini ilgilendiren konularda (örneğin haczedilmezlik) tarafların “haczedilebilir” yönünde anlaşmalarının veya sözleşmelerinin, kanunun emredici hükmünü bertaraf edemeyeceğini kabul eder. Yani, haczedilmezlikten önceden feragat geçersizdir.
-
Dürüstlük Kuralı: Yargıtay, şikayet hakkının “dürüstlük kuralına” aykırı kullanılmasını (hakkın kötüye kullanılması) kamu düzenine aykırılık kapsamında değerlendirmez ancak şikayet süresi geçmiş olsa bile, olayın niteliği itibarıyla kamu düzenini bozuyorsa süreyi dikkate almaz.
Pratik Bir Örnek: Yargıtay Perspektifi
Örneğin; borçlunun konutunun (meskeniyet iddiası) haczi söz konusu olduğunda, Yargıtay bunu “borçlunun barınma hakkı” ile ilişkilendirir. Eğer haciz işleminin yapıldığı tarihte borçlu, malın haczedilemeyeceğini bildiği halde yasal süresinde şikayet etmediyse, Yargıtay burada “kamu düzeni” ile “hukuki güvenlik” arasında bir denge kurar. Ancak tebligatın hiç yapılmadığı bir dosyada, icra dairesinin tüm işlemleri Yargıtay nezdinde kamu düzenine aykırı kabul edilir.
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2011/11811
K. 2011/30041
T. 22.12.2011
DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
KARAR: İcra memurunun işleminin yasaya veya olaya uygun bulunmaması nedeniyle icra mahkemesine başvurularak şikayet yolu ile kaldırılmasının istenmesi kural olarak 7 günlük süreye tabidir. Şikayet süresi, şikayet konusu işlemin öğrenildiği günden başlar(İİK.nun 16/1). Bu kuralın iki önemli istisnası vardır:
1-Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir(m.16/2). Bu hükmün amacı, ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır.
2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna gidilebilir. Anılan ilke doktrinde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Borçlunun, üçüncü kişilerin ve kamunun menfaatini korumak için konulmuş “amir hükümlere” aykırı olarak yapılmış işlemler kamu düzenine aykırıdır. Bu işlemler için her zaman şikayet yoluna gidilebilir(Prof. Dr. Baki Kuru İcra İflas Hukuku -1988 Baskı cilt :1 sh:94 – HGK 22.01.2003 tarih, 2003/12-17 E. 2003/29 K.). Somut olayda, alacaklı Viyabank Ltd. vekili tarafından limit ipoteğine dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibine başlandığı, örnek 6 nolu icra emrinin borçlu Nedim Benaroy’a 27.01.2008 tarihinde tebliği üzerine, adı geçenin yasal 7 günlük süre geçtikten sonra 06.02.2008 tarihinde icra mahkemesine başvurarak, icra emrine konu edilen ipotek belgesinin kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediğini, cari hesap veya kredi ilişkisine dayanmadığını, icra emrine konu edilemeyeceğini ve ipotek limitini aşan tüm ferilerin iptali gerektiğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettikleri anlaşılmıştır. Mahkemece teminat ipoteğinin cari hesap veya kredi ilişkisine dayanmadığı, bu durumda genel mahkemede dava açılıp alacak miktarı belirlenmeden icra takibine konu edilemeyeceği gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmiştir. İpotek limitinin aşılması dışında ileri sürülen şikayet nedenleri yukarıda açıklanan yasa hükmü uyarınca 7 günlük süreye tabidir. O halde mahkemece, ipotek limitinin aşıldığı hususu dışındaki istemlerin süreden reddi gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir . Öte yandan; ileride gerçekleşecek veya gerçekleşmesi muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edilen azami meblağ ipoteği (üst sınır ipoteği) borcun ulaşacağı miktarı belirsiz olduğundan taşınmazların ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosundaki limitle sınırlanabilir. Bu durumda, ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan fer’ilerden olaşan toplam borç miktarının bu limiti aşması mümkün değildir. Takibe konu yapılan akit tablolarının incelenmesinde ipoteklerin limit ipoteği şeklinde yapıldığı görülmüştür. Borçlu limiti aşar bir biçimde yapılan takibe karşı çıkmış olduğundan limiti aşar şekilde ipotekli takip yapılması Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu düzenine ilişkin olup süresiz şikayete tabi olduğundan, mahkemece yukarıda belirtilen konular doğrultusunda inceleme yapılarak takipte istenilen miktarın limit ipoteğini aşıp aşmadığının tespitiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 22.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.