Single Blog Title

This is a single blog caption

Hastanın Rızası Olmadan Ameliyat veya Tıbbi Müdahale Yapılması

Hastanın Rızası Olmadan Tıbbi Müdahale Nedir?

Hastanın rızası olmadan tıbbi müdahale, kişinin açık ve hukuken geçerli onayı alınmadan ameliyat edilmesi, tedavi uygulanması, enjeksiyon yapılması, ilaç verilmesi, estetik işlem yapılması, kan alınması, doğum müdahalesi gerçekleştirilmesi, kürtaj, sterilizasyon, diş çekimi, biyopsi, endoskopi, anjiyo, yoğun bakım müdahalesi veya benzeri sağlık işlemlerine tabi tutulmasıdır.

Türk hukukunda insan bedeni üzerinde yapılan tıbbi müdahaleler kural olarak hastanın rızasına bağlıdır. Anayasa’nın 17. maddesi, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını düzenlemekte; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağını belirtmektedir. Bu anayasal güvence, tıbbi müdahalelerde rızanın neden merkezi bir kavram olduğunu açıkça ortaya koyar.

Hasta Hakları Yönetmeliği de aynı ilkeyi açık şekilde düzenler. Yönetmeliğe göre kanunda gösterilen istisnalar dışında kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz. Ayrıca tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir; hasta küçük veya kısıtlı ise veli ya da vasisinden izin alınır.

Bu nedenle rıza olmadan yapılan ameliyat veya tıbbi müdahale, yalnızca hasta-hekim ilişkisinde etik bir sorun değildir. Aynı zamanda kişilik hakkı, vücut dokunulmazlığı, hasta hakları, sözleşme hukuku, tazminat hukuku ve bazı hallerde ceza hukuku bakımından sonuç doğurabilir.

Aydınlatılmış Onam Nedir?

Aydınlatılmış onam, hastanın yapılacak tıbbi müdahale hakkında yeterli, açık, anlaşılır ve somut şekilde bilgilendirildikten sonra özgür iradesiyle rıza göstermesidir. Burada önemli olan yalnızca hastaya bir form imzalatılması değildir. Hasta; yapılacak işlemin ne olduğunu, neden gerekli olduğunu, alternatif tedavi seçeneklerini, işlemin risklerini, başarı ihtimalini, tedaviyi reddederse doğabilecek sonuçları ve müdahale sonrası süreci anlayabilecek şekilde bilgilendirilmelidir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 31. maddesine göre rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır. Aynı madde, tıbbi müdahalenin hasta tarafından verilen rızanın sınırları içerisinde kalması gerektiğini de düzenler.

Bu nedenle “hasta ameliyata girdi”, “hastane evrakı imzalandı” veya “hasta zaten tedavi olmak istiyordu” savunmaları her durumda yeterli değildir. Rızanın hukuken geçerli olabilmesi için hastanın gerçekten bilgilendirilmiş olması gerekir. Özellikle ameliyat, anestezi, doğum, estetik cerrahi, diş implantı, organ alınması, biyopsi, kanser tedavisi, psikiyatrik yatış, tüp bebek tedavisi veya riskli ilaç uygulamalarında bilgilendirmenin kapsamı daha da önemlidir.

Sadece Onam Formu İmzalamak Yeterli midir?

Hayır. Uygulamada birçok sağlık kuruluşu hastaya matbu onam formu imzalatmakta ve bunu yeterli görmektedir. Oysa aydınlatılmış onam, salt imza işlemi değildir. Hasta, kendisine ne anlatıldığını anlamalı; işlem hakkında gerçekçi şekilde bilgilendirilmeli; rızasını baskı, korkutma, yanıltma veya eksik bilgiyle değil, serbest iradesiyle vermelidir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin rıza formuna ilişkin düzenlemesine göre, mevzuatta öngörülen durumlar ile uyuşmazlığa yol açması tıbben muhtemel görülen müdahaleler için rıza formu hazırlanır; formdaki bilgiler hastaya sözlü olarak aktarılır, iki nüsha olarak imzalanır, bir nüsha hasta dosyasına konulur ve diğer nüsha hastaya veya kanuni temsilcisine verilir. Rıza formu, bilgilendirmeyi yapan ve müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından da imzalanmalıdır.

Bu düzenleme, formun yalnızca usulî bir belge değil, bilgilendirme sürecinin ispat aracı olduğunu gösterir. Örneğin hasta okuma yazma bilmiyorsa, Türkçe bilmiyorsa, ağır stres altındaysa, sedasyon etkisindeyse, bilinci kapalıysa veya imzaladığı belgenin içeriğini anlayabilecek durumda değilse, onam formunun geçerliliği tartışmalı hale gelir.

Rıza Hangi İşlemi Kapsar?

Hastanın verdiği rıza, yalnızca kabul ettiği tıbbi müdahale ile sınırlıdır. Hasta safra kesesi ameliyatına rıza göstermişse, bu rıza kural olarak başka bir organına müdahale edilmesini kapsamaz. Hasta biyopsiye rıza göstermişse, bu rıza geniş kapsamlı cerrahi müdahale anlamına gelmez. Hasta estetik burun ameliyatına rıza göstermişse, hekimin hastanın onayı dışında farklı bir estetik işlem yapması hukuka aykırı olabilir.

Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın verdiği rızanın tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılabilecek rutin işlemleri kapsadığını; ancak müdahalenin rıza sınırları içinde kalması gerektiğini düzenler. Müdahalenin genişletilmesi ancak tıbbi zorunluluk halinde ve müdahale genişletilmezse hastanın organ kaybı veya organ fonksiyon kaybı riski doğacaksa rıza aranmaksızın mümkün olabilir.

Bu ayrım uygulamada çok önemlidir. Ameliyat sırasında hekimin beklenmeyen bir tabloyla karşılaşması mümkündür. Ancak her beklenmeyen durum, rızasız ek müdahale hakkı vermez. Ek müdahale için gerçek ve acil bir tıbbi zorunluluk bulunmalı, müdahale yapılmazsa hastanın ağır ve telafisi güç zarara uğrayacağı objektif olarak ortaya konulmalıdır.

Acil Hallerde Rıza Aranır mı?

Acil haller, rıza ilkesinin en önemli istisnasıdır. Hasta bilinci kapalıysa, kendisini ifade edemiyorsa, kanuni temsilcisine ulaşılamıyorsa ve derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlarından biri ciddi tehlike altına girecekse, tıbbi müdahale rıza alınmadan yapılabilir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 24. maddesinde, hastanın velisi veya vasisinin olmadığı, hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hallerde rıza şartının aranmayacağı düzenlenmiştir. Aynı madde, kanuni temsilciye veya mahkemeye ulaşmanın zaman alacağı ve derhal müdahale edilmezse hastanın hayatı veya hayati organlarından biri tehdit altında kalacağı hallerde izin şartının aranmayacağını kabul eder.

Ancak acil hal istisnası geniş yorumlanamaz. Hastanın bilinci açık, karar verme gücü mevcut ve müdahaleyi reddediyorsa, sırf hekim müdahaleyi gerekli gördüğü için hastanın iradesi tamamen yok sayılamaz. Acil müdahale istisnası, hastanın yaşamını veya hayati organlarını korumaya yönelik gerçek zorunluluk hallerinde uygulanmalıdır.

Hastanın Tedaviyi Reddetme Hakkı

Hasta, kural olarak önerilen tedaviyi kabul etmeme hakkına sahiptir. Tıbbi müdahale hastanın yararına olsa bile, hasta bilgilendirildikten sonra tedaviyi reddedebilir veya daha önce verdiği rızayı geri alabilir. Bu durum özellikle ameliyat, kan nakli, kemoterapi, yoğun bakım müdahalesi, doğum şekli, estetik işlem veya riskli ilaç tedavilerinde gündeme gelebilir.

Hasta Hakları Yönetmeliği, acil haller dışında rızanın her zaman geri alınabileceğini; rızanın geri alınmasının tedaviyi reddetme anlamına geldiğini belirtir.

Hastanın tedaviyi reddetmesi halinde hekim, hastaya tedaviyi reddetmenin sonuçlarını açıklamalı ve bu ret beyanını yazılı şekilde kayıt altına almalıdır. Hasta acil durumda tıbbi müdahaleyi reddediyorsa, bu beyan imzalı olarak alınmalı; imzadan kaçınıyorsa durum tutanakla belgelenmelidir. Bu kayıt hem hasta hakkının korunması hem de sağlık personelinin ileride haksız ithamla karşılaşmaması bakımından önemlidir.

Küçük veya Kısıtlı Hastalarda Rıza

Hasta küçük veya kısıtlı ise kural olarak veli ya da vasinin izni gerekir. Ancak çocuk veya kısıtlı kişi anlatılanları anlayabilecek durumdaysa, mümkün olduğunca bilgilendirme sürecine ve tedavi kararına katılmalıdır. Bu yaklaşım, hastanın insan onuruna, kişilik hakkına ve bedensel bütünlüğüne saygı ilkesinin sonucudur.

Hasta Hakları Yönetmeliği, kanuni temsilcinin rızasının yeterli olduğu hallerde dahi küçük veya kısıtlı hastanın anlayabildiği ölçüde dinlenmesi ve tedavi kararına katılımının sağlanması gerektiğini düzenler. Ayrıca engelli hastalara durumlarına uygun bilgilendirme yapılması ve rıza alınması için gerekli tedbirlerin alınması gerekir.

Kanuni temsilci tıbben gerekli müdahaleye rıza vermiyorsa ve müdahalenin yapılmaması çocuk veya kısıtlı hasta bakımından ciddi zarar doğuracaksa, mahkeme kararı gündeme gelebilir. Ancak derhal müdahale edilmezse hayat veya hayati organ tehlikesi varsa, izin şartı aranmayabilir.

Ameliyatlarda Yazılı Rıza Zorunluluğu

Türk hukukunda büyük cerrahi müdahaleler bakımından yazılı rıza özel önem taşır. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesine göre tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her türlü işlem için hastanın, hasta küçük veya kısıtlı ise veli ya da vasisinin önceden muvafakatini alır; büyük cerrahi ameliyatlarda bu muvafakatin yazılı olması gerekir.

Bu düzenleme özellikle ameliyatlar, diş cerrahisi, implant, estetik cerrahi, doğum müdahaleleri, organ ve doku işlemleri, anestezi, biyopsi ve riskli girişimler bakımından önemlidir. Yazılı onam yoksa veya onam formu genel, belirsiz ve hastaya özgü riskleri içermiyorsa, sağlık kuruluşu ve hekim bakımından ispat sorunu doğar.

Burada ispat yükü uygulamada büyük önem taşır. Hasta “bana riskler anlatılmadı” dediğinde, hekim veya hastane hastanın yeterince aydınlatıldığını somut kayıtlarla gösterebilmelidir. Bu nedenle onam formu, bilgilendirme notları, doktor görüşme kayıtları, hasta dosyası ve tanık beyanları dava sürecinde belirleyici olabilir.

Rızasız Tıbbi Müdahalenin Hukuki Sonuçları

Hastanın rızası olmadan yapılan tıbbi müdahale hukuka aykırılık doğurabilir. Bu durumda hasta, somut olayın niteliğine göre maddi tazminat, manevi tazminat, tedavi giderleri, iş göremezlik zararı, kazanç kaybı, bakıcı gideri, kalıcı maluliyet zararı ve kişilik hakkı ihlali nedeniyle tazminat talep edebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi, kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren kişinin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. Aynı Kanun’un 56. maddesi ise bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde manevi tazminata hükmedilebileceğini; ağır bedensel zarar veya ölüm halinde yakınlar lehine de manevi tazminat verilebileceğini kabul eder.

Rızasız müdahale sonucunda hastada bedensel zarar meydana gelmemiş olsa bile, bazı durumlarda manevi tazminat gündeme gelebilir. Çünkü kişinin kendi bedeni hakkında karar verme hakkının ihlali, başlı başına kişilik hakkı ihlali niteliği taşıyabilir. Örneğin hasta tıbben doğru yapılan bir işleme rıza göstermemişse ve işlem onun bilgisi dışında yapılmışsa, yalnızca “sonuç iyi oldu” denilerek hukuka aykırılık tamamen ortadan kalkmayabilir.

Ceza Hukuku Bakımından Sorumluluk

Hastanın rızası olmadan yapılan tıbbi müdahale bazı hallerde ceza hukuku sorumluluğu da doğurabilir. Müdahale hastanın beden bütünlüğünü ihlal etmişse, olayın niteliğine göre kasten yaralama veya taksirle yaralama hükümleri tartışılabilir. TCK m.86 kasten başkasının vücuduna acı verme veya sağlığının bozulmasına neden olma fiilini düzenlerken; TCK m.89 dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışla kişinin yaralanmasına neden olunmasını düzenler.

Rızasız müdahalede ceza sorumluluğu somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Hekim hastaya zarar vermek amacıyla hareket etmişse başka; tıbbi müdahaleyi gerekli zannederek fakat hukuki rıza şartlarını ihmal ederek hareket etmişse başka bir değerlendirme yapılır. Ayrıca müdahale sonucu ölüm meydana gelmişse, taksirle öldürme veya başka suç tipleri de gündeme gelebilir.

Sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılacak ceza soruşturmalarında 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek 18. madde kapsamında Mesleki Sorumluluk Kurulu süreci gündeme gelebilir. Bu maddeye göre kamu veya özel sağlık kurumlarında görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılacak soruşturmalarda soruşturma izni Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir.

Özel Hastanede Rızasız Müdahale

Rızasız ameliyat veya tıbbi müdahale özel hastanede, özel klinikte, tıp merkezinde, diş kliniğinde veya estetik merkezinde gerçekleşmişse, özel hukuk sorumluluğu gündeme gelir. Hasta ile özel hastane arasında çoğu durumda sağlık hizmeti sunumuna dayalı sözleşmesel ilişki bulunur. Bu nedenle hekim hatası, hastane organizasyon kusuru, eksik bilgilendirme, onam formu eksikliği ve hukuka aykırı müdahale birlikte değerlendirilir.

Özel hastane yalnızca işlemi yapan hekimin davranışından değil; hasta kabul sistemi, bilgilendirme süreci, onam formlarının düzenlenmesi, ameliyathane organizasyonu, anestezi süreci, hemşirelik hizmetleri, kayıtların tutulması ve hasta güvenliği bakımından da sorumlu olabilir.

Örneğin hastaya yalnızca “küçük bir işlem yapılacak” denilmiş, fakat ameliyathanede daha kapsamlı cerrahi müdahale yapılmışsa; estetik işlem kapsamında hasta başka bir uygulamayı kabul etmiş ancak onayı dışında farklı bölgeye müdahale edilmişse; diş tedavisinde tek dişe işlem yapılacakken başka diş çekilmişse; özel hastane ve hekim aleyhine maddi-manevi tazminat davası açılması mümkündür.

Devlet Hastanesinde Rızasız Müdahale

Rızasız tıbbi müdahale devlet hastanesinde, şehir hastanesinde, eğitim ve araştırma hastanesinde veya kamu üniversitesi hastanesinde gerçekleşmişse, çoğu durumda idare hukuku süreci gündeme gelir. Devlet hastanesinde sunulan sağlık hizmeti kamu hizmeti niteliğindedir. Bu hizmetin hukuka aykırı yürütülmesi, eksik bilgilendirme yapılması veya rıza alınmadan müdahale gerçekleştirilmesi idarenin hizmet kusuru olarak ileri sürülebilir.

Bu durumda hasta veya yakınları genellikle ilgili idareye başvuru yaptıktan sonra idare mahkemesinde tam yargı davası açmalıdır. İdari eylemler nedeniyle zarar gören kişinin, zararı ve eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurması gerekir. İdare talebi reddeder veya süresinde cevap vermezse dava açma süreci başlar.

Devlet hastanesinde rızasız müdahale iddiası varsa, hasta dosyası, onam formu, ameliyat notu, anestezi formu, epikriz, hemşire gözlem formları, hasta yakınlarıyla yapılan görüşmeler ve varsa kamera veya kayıt bilgileri mutlaka talep edilmelidir. Çünkü idare, hastanın aydınlatıldığını ve geçerli rıza alındığını kayıtlarla ortaya koyabilmelidir.

Estetik Ameliyatlarda Rıza ve Bilgilendirme

Estetik ameliyatlar ve medikal estetik işlemler bakımından aydınlatılmış onam daha da önemlidir. Çünkü bu işlemler çoğu zaman acil veya zorunlu tedavi değil, kişinin görünümüne ilişkin beklentileri nedeniyle yapılan müdahalelerdir. Burun estetiği, meme estetiği, liposuction, karın germe, yüz germe, dolgu, botoks, saç ekimi ve benzeri işlemlerde hasta işlem sonucunu, riskleri, komplikasyonları, revizyon ihtimalini ve beklenen görünümün garanti edilip edilmediğini bilmelidir.

Estetik müdahalelerde hekimin “güzel olacak”, “kesin düzelecek”, “hiç iz kalmayacak” gibi kesin vaatlerde bulunması ayrıca sorumluluk doğurabilir. Hasta, gerçekçi olmayan vaatlere güvenerek işleme rıza göstermişse, bu rızanın sağlıklı ve aydınlatılmış olduğu söylenemez.

Rızasız veya eksik bilgilendirmeyle yapılan estetik müdahalelerde hasta yalnızca bedensel zararlarını değil, görünüm bozukluğu, sosyal hayatın etkilenmesi, psikolojik yıkım ve kişilik hakkı ihlali nedeniyle manevi tazminat da talep edebilir.

Rızasız Müdahalede Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?

Hastanın rızası olmadan ameliyat veya tıbbi müdahale yapılması halinde, olayın sonucuna göre farklı tazminat kalemleri gündeme gelebilir.

Maddi tazminat kapsamında tedavi giderleri, yeniden ameliyat masrafları, özel hastane giderleri, ilaç giderleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon masrafları, ulaşım giderleri, bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması talep edilebilir.

Manevi tazminat ise kişinin bedeni üzerinde izni dışında işlem yapılması, korku, acı, güven kaybı, psikolojik yıkım, beden bütünlüğünün ihlali, mahremiyet duygusunun zedelenmesi, sosyal hayatın etkilenmesi ve kişinin kendi bedeni üzerinde karar verme hakkının ihlali nedeniyle talep edilir.

Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteyebilir. Ölüm halinde rızasız müdahale iddiası, yalnızca tıbbi teknik kusur açısından değil, hastanın kişilik hakkı ve yaşam hakkı bakımından da ağır değerlendirilir.

Rızasız Tıbbi Müdahale Nasıl İspatlanır?

Rızasız tıbbi müdahale iddiasında ispat süreci çok önemlidir. Hasta veya yakınları öncelikle tüm tıbbi kayıtları talep etmelidir. Onam formu, hasta dosyası, ameliyat notu, anestezi formu, epikriz, hemşire gözlem formları, yoğun bakım kayıtları, reçeteler, laboratuvar sonuçları, görüntüleme kayıtları, taburculuk evrakı ve hasta bilgilendirme formları alınmalıdır.

Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumu ile ilgili dosya ve kayıtları doğrudan, vekili veya kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilmesini ve suret alabilmesini düzenler.

İspat bakımından şu sorular önemlidir: Onam formu var mı? Form hangi işlem için alınmış? Formda hastaya özgü riskler yazıyor mu? Form hastaya ne zaman imzalatılmış? Hasta imza sırasında bilinçli ve karar verebilir durumda mıymış? Formda hekimin imzası var mı? Hastaya bir nüsha verilmiş mi? Müdahale, rıza verilen işlemle aynı mı? Ameliyat sırasında müdahale genişletilmişse gerçek tıbbi zorunluluk var mı?

Bu soruların cevabı, davanın sonucunu doğrudan etkiler. Genel, matbu, eksik veya işlemden hemen önce baskı altında imzalatılan formlar her zaman yeterli kabul edilmeyebilir.

Bilirkişi Raporunun Önemi

Rızasız tıbbi müdahale davalarında bilirkişi raporu çoğu zaman belirleyicidir. Ancak bilirkişi incelemesi yalnızca müdahalenin tıp kurallarına uygun olup olmadığına indirgenmemelidir. Çünkü rızasız müdahalede hukuka aykırılık, işlem teknik olarak doğru yapılsa bile gündeme gelebilir.

Bilirkişi raporunda şu sorulara cevap aranmalıdır: Hastaya yapılacak işlem hakkında yeterli bilgilendirme yapılmış mı? Rıza formu mevzuata uygun mu? Rıza, yapılan müdahaleyi kapsıyor mu? Müdahale sırasında işlem genişletilmişse tıbbi zorunluluk var mı? Hasta karar verme gücüne sahip miydi? Acil hal gerçekten mevcut muydu? Hastanın zararı ile müdahale arasında illiyet bağı var mı?

Eksik bilirkişi raporlarına itiraz edilmelidir. Özellikle yalnızca “ameliyat tıp kurallarına uygundur” denilerek rıza meselesinin tartışılmadığı raporlar yetersizdir. Dava konusu teknik ameliyat hatası değil, aydınlatılmış onam eksikliği veya rızasız müdahale ise bilirkişi raporu bu hukuki-tıbbi ayrımı dikkate almalıdır.

Hasta veya Yakınları Ne Yapmalıdır?

Rızasız ameliyat veya tıbbi müdahale şüphesi varsa ilk adım tüm tıbbi kayıtların yazılı olarak istenmesidir. Hastane başhekimliğine, özel hastane yönetimine veya hasta hakları birimine başvuru yapılarak onam formları dahil tüm dosyanın sureti talep edilmelidir.

İkinci olarak olayın kronolojisi çıkarılmalıdır. Hasta ne için hastaneye başvurdu? Hangi işlem anlatıldı? Hangi form imzalatıldı? Ameliyat veya müdahale ne zaman yapıldı? Sonradan hangi işlemin yapıldığı öğrenildi? Hasta hangi zararı yaşadı? Bu tarihlerin netleştirilmesi hem dava hem ceza süreci bakımından önemlidir.

Üçüncü olarak özel hastane-devlet hastanesi ayrımı yapılmalıdır. Özel hastanelerde özel hukuk ve tüketici hukuku yolları; devlet hastanelerinde idareye başvuru ve tam yargı davası gündeme gelir. Ceza sorumluluğu bakımından ise olayın niteliğine göre savcılık başvurusu ve Mesleki Sorumluluk Kurulu süreci değerlendirilmelidir.

Dördüncü olarak zarar kalemleri belirlenmelidir. Rızasız müdahale sonucunda bedensel zarar, psikolojik zarar, iş gücü kaybı, yeni tedavi masrafı, kalıcı iz, organ kaybı, doğurganlık kaybı veya ölüm meydana gelmişse tazminat talepleri buna göre somutlaştırılmalıdır.

Sonuç: Hastanın Rızası Tıbbi Müdahalenin Hukuka Uygunluk Şartıdır

Hastanın rızası olmadan ameliyat veya tıbbi müdahale yapılması, sağlık hukukunda en ağır hasta hakkı ihlallerinden biridir. İnsan bedeni üzerinde yapılan her müdahale, hastanın vücut bütünlüğüne ve kişilik hakkına temas eder. Bu nedenle tıbbi müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için kural olarak hastanın bilgilendirilmiş ve özgür iradeye dayalı rızası gerekir.

Her onam formu geçerli değildir; her imza aydınlatılmış rıza anlamına gelmez. Hastaya yapılacak işlem, riskler, alternatifler, başarı ihtimali ve müdahalenin sonuçları açıkça anlatılmalıdır. Tıbbi müdahale, hastanın verdiği rızanın sınırları içinde kalmalıdır. Rıza ancak gerçek acil hallerde, hayat veya hayati organ tehlikesi bulunduğunda ve hastadan ya da kanuni temsilcisinden izin alınması mümkün olmadığında aranmayabilir.

Rızasız müdahale özel hastanede yapılmışsa hekim ve hastane aleyhine maddi-manevi tazminat davası; devlet hastanesinde yapılmışsa idareye başvuru ve tam yargı davası gündeme gelebilir. Ayrıca olayın niteliğine göre ceza soruşturması da söz konusu olabilir.

Bu nedenle rızasız ameliyat veya tıbbi müdahale iddiası bulunan olaylarda vakit kaybetmeden hasta dosyası, onam formları, ameliyat notları, epikrizler ve diğer tıbbi kayıtlar toplanmalı; müdahalenin rıza kapsamını aşıp aşmadığı değerlendirilmelidir. Güçlü hazırlanmış bir dosyada hasta, yalnızca bedensel zararlarını değil, kendi bedeni üzerinde karar verme hakkının ihlali nedeniyle uğradığı manevi zararı da talep edebilir.

Leave a Reply

Call Now Button